112 ekipleri ilçe ilçe yatak arıyor

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Temel misafirliğe gitmiş. Gece vakti tam evine dönecekken sağanak yağmur başlamış.

Ev sahipleri:

- "Bu yağmurda sokağa çıkılmaz, geceyi burada geçir." diye ısrar etmiş.

Temel de, "Tamam, peki!" demiş.

Biraz sonra bakmışlar ki Temel ortada yok.

İçeriye bakmışlar, dışarıya bakmışlar, Temel yok.

Az sonra kapı çalınmış, gidip açmışlar.

Bakmışlar ki gelen Temel ve sırılsıklam olmuş.

- "Nereye gittin?" demişler.

- "İki dakika eve gidip pijamamı aldım geldim." demiş Temel.

Günün Sözü” olarak 823 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 895. doğum günü olan Endülüslü felsefeci ve hekim İbn Rüşt'ün bir sözünü paylaşmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

Kimseden daha iyi olmadığınızı anlayacak kadar mütevazı, herkesten farklı olduğunuzu kavrayacak kadar bilge olun.

Şuraya da "Hayata Daha Pozitif Bakmanın Yolları"ndan birini bırakayım:

"Hayatımı yazsam roman filan olmaz" demeyin ve mutlaka günlük tutun. Hiçbir işe yaramasa bile eskiyi yâd etmenizi sağlar, eskiden nasıl biri olduğunuzu gösterir, geçmiş hatalarınızı hatırlatır.

Bir de ilginç bir bilgi vereyim sizlere:

"Hamamböcekleri su altında yaklaşık 15 dakika hayatta kalabilir"miş.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

 TTB'den savcının talimatı ile gözaltına alınan doktor hakkında açıklama

Osmaniye’de görevli Cumhuriyet Savcısı Mehmet B., iddiaya göre kendisini muayene etmeyen Ortopedi Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel hakkında gözaltı talimatı verdi. TTB'den yapılan açıklamada uygulama kınanırken, "Meslektaşımızın herhangi bir şekilde tedaviden kaçınması söz konusu değildir, ki muayene sürecine ilişkin bilgiler sistemde kayıtlıdır. Güvenlik kuvvetlerine ise aşağılayıcı hiçbir ifade kullanmamıştır" denildi.

TTB'nin yaptığı açıklama şöyle:

"Dün Osmaniye Devlet Hastanesi’ne saat 15.00 sularında, daha önceden herhangi bir MHRS randevusu olmadığı halde polikliniğe başvuran savcı, o sırada içeride hasta muayene eden meslektaşımıza uygun olmayan söz ve davranışlarda bulunarak kendisinin muayene edilmesini istemiştir. Hekim arkadaşımız daha önce muayene edilerek tedavisi düzenlenen kişiye kendisini ilk tedavi veren hekimin kontrol etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Meslektaşımız o sırada kalp damar yoğun bakımda yatan bir hastayla ilgili gelişen bir sorun nedeniyle telefonla görüşmüş, sonra da bu hastaya bakmaya gitmiştir. Döndüğünde ise poliklinik kapısının kapılı olduğunu, hastaların kapının önünde kalabalık bir şekilde beklemeye devam ettiğini ve ilgili şahsın içeride oturduğunu görmüş; bu kişiye muayene için çok fazla hastanın beklediğini, o gün adli ve heyet hastalarına bakmak zorunda olduğunu, diğer hastaların sağlık hakkını engellediğini uygun bir dille belirterek odadan çıkması ricasında bulunmuştur. Meslektaşımızın aktarımına göre; ilgili kişi savcı olduğunu ve meslektaşımızın kendisine bakmak zorunda olduğunu söyleyerek bağırmaya başlamış, tehdit eder tarzda parmağını sallamış, her yeri aradığını ve kendisiyle uğraşacağını söylemiştir. Hekim meslektaşımız herkesin gözü önünde, bu koşullarda kendisi ile diyalog kuramayacağını ve hasta bakamayacağını ifade etmiş, tartışmanın ve savcının bağırmayı sürdürmesi üzerine özel güvenlik ve hastane polisinin çağrılmasını isteyerek beyaz kod vermiştir. Savcının gelen kişiler tarafından odadan çıkarılmasının ardından hastaların muayenelerine devam edilmiştir. Fakat bir süre sonra savcı, mesleki yetkisini kötüye kullanarak meslektaşımızı ters kelepçe ile gözaltına aldırma istemiyle şikâyet etmiş, meslektaşımız hukuksuz bir şekilde polisler eşliğinde poliklinikten alınarak ifadeye götürülmüştür. Meslektaşımızın ifadesi alınırken tabip odamız ve diğer meslektaşlarımız üstün dayanışma örneği göstermiştir ve meslektaşımız serbest bırakılmıştır. Olayın ardından dün akşam Osmaniye Cumhuriyet Başsavcısı gerçeği yansıtmayan bir açıklama yapmıştır. Açıklamada belirtildiği gibi meslektaşımızın herhangi bir şekilde tedaviden kaçınması söz konusu değildir, ki muayene sürecine ilişkin bilgiler sistemde kayıtlıdır. Güvenlik kuvvetlerine ise aşağılayıcı hiçbir ifade kullanmamıştır. Eğer varsa bunları kayıtlardan ortaya çıkarmak, etkili bir soruşturma yürütmek başsavcılığın görevidir. Başsavcılığın yapması gereken meslektaşımıza suçlamalar atfetmek değil, kendi meslektaşlarının görevini kötüye kullanması nedeniyle hakkında soruşturma açılmasıdır. Soruşturma yürütülürken hangi hallerde kişilere hızlıca gözaltı işlemi uygulanacağı, hangi hallerde ise günlü olarak ifadeye çağrılacağı, meslektaşımızın mesleğini icra ederken apar topar gözaltına alınmasını gerektiren hangi suç unsurunun tespit edildiği sorularının cevaplanması gerekmektedir. 17 Nisan 2012’de görevinin başında katledilen Dr. Ersin Arslan’ın ölüm yıl dönümü ve “Sağlıkta Şiddeti Önleme Günü” yaklaşırken, sağlıkta şiddete karşı hiç durmadan mücadele ediyoruz. Sağlıkta Şiddet Yasası için yıllardır mücadele etmemize rağmen geçen yıl Meclis’te çıkan yasa ne yazık ki sağlıkta şiddeti önlemekten uzaktır. Bu nedenle TTB’nin önerdiği etkin yeni bir sağlıkta şiddet yasasına ihtiyacımız olduğu bu olaylar ile daha da açığa çıkmaktadır. Bir yılı aşan bir sürede 24 saat canla başla çalışan bugüne kadar meslek grupları arasında en fazla hastalanan ve vefat eden meslek grubu olarak dün bizi alkışlayanların pandemi koşullarında bile bizi ters kelepçe ile gözaltına aldırmak istemelerini ve bu süreçte meslektaşımıza yapılan sözlü ve psikolojik şiddeti kınıyoruz. Dün yaşanan olayda mesleğimiz ve meslektaşımız adına üzüntülerimizi bir kez daha bildirirken, mesleki güçlerini etik ve mesleki değerler dışında kullananları bir kez daha kınıyor ve bunun karşısında hiçbir hastanın diğerinden daha üstün olmadığını bilerek etik yaklaşım gösteren meslektaşımız ile dayanışarak, olayın takipçisi olacağımızı ve hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi duyuruyoruz."

AYM'den 'mülkiyet hakkıyla' ilgili emsal karar

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Çorum İskilip'te bulunan başvuruculara ait arsa, belediye tarafından yapılan imar değişikliği sonrası değer biçilerek 1986'da kamulaştırıldı. Belediye tarafından kamulaştırılan söz konusu taşınmazın davalı olması nedeniyle kamulaştırma bedeli 1988'de bankaya talimata istinaden ödenmesi üzere bloke edildi. Bu süreçte ise söz konusu taşınmaz, belediye adına tescil edildi. Aradan geçen sürede kamulaştırma bedeli taraflarına ödenmeyen başvurucular, belediye aleyhine 2004 yılında asliye hukuk mahkemesinde alacak davası açtı. Ancak mahkeme, zamanında açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmetti, ödemenin yapılamamasından bankanın sorumlu tutulması gerektiğine karar verdi. Temyiz edilen karar, Yargıtay tarafından 2011'de bozuldu. Kararda, kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesi gerektiği vurgulandı. Bozma kararı doğrultusundaki yeniden yargılamada, 2013'te bilirkişi raporu aldırıldı. Buna göre, 1986'da belirlenen kamulaştırma bedelinin, başvurucuların murisinin hissesine düşen karşılığının 4 milyon 670 bin lira olduğu, yeni Türk lirasına çevrilmesiyle de 4,67 lira olduğu ve murisin vefatı nedeniyle de eşit hisse sahibi 5 kişi adına her bir başvurucu için 0,94 liraya tekabül ettiğini belirlendi. Mahkemenin 2014'te aldığı karar, Yargıtay tarafından da onandı. Karar düzeltme istemlerinin de 2018'de reddi üzerine başvurucular, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek AYM'ye bireysel başvuru yaptı. Başvuruyu değerlendiren Yüksek Mahkeme, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkemenin gerekçesinde, kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıca ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarihle ödeme tarihi arasında geçen dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değer kaybetmemiş olması gerektiği vurgulandı. Somut olayda kamulaştırma bedelinin 1988'de bankaya yatırıldığı ancak getirilen kısıtlama sebebiyle başvuruculara ödenmediği ifade edilen kararda, ödemenin gecikmesinde başvurucuların bir kusurunun bulunmadığı belirtildi. Kamulaştırma bedelinin yaklaşık 32 yıl sonra enflasyon karşısında bir güncelleme yapılmadan belirlendiği, 1986'daki rayiç değeri üzerinden her bir başvurucunun alacağı 0,94 lira olarak tespit edildiği hatırlatılan kararda, Anayasa'nın 46'ncı maddesine göre taşınmazın gerçek değeri üzerinden kamulaştırma yapılması yönündeki güvencenin anlamsız kaldığı kaydedildi. Söz konusu olayda yeniden yargılama yapılmasının gerekliliğine işaret edilen kararda, "1986 yılındaki kamulaştırma bedelinin altı sıfır atılarak belirlenmesi ve kamulaştırma alacağının geç ödenmesi sebebiyle yol açılan değer kaybı başvuruculara aşırı bir külfet yüklemiştir. Bu sebeple somut olayda müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır" değerlendirmesinde bulunuldu. AYM'nin gerekçesinde, "Bu çerçevede başvuruculara 1986 yılında ödenmesi gereken toplam 4,67 lira tutarındaki kamulaştırma bedelinin, davanın açıldığı 2004 yılı altıncı ayı itibarıyla Türkiye İstatistik Kurumu verileri esas alınarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığının 30 bin 746 lira olduğu, mahkemece bu hesaplama tarzına göre kamulaştırma bedelinin dava tarihindeki güncel enflasyon değeri tespit edilerek dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir" ifadeleri yer aldı.

Bir adımda il değiştiriyorlar, bir dakika arayla oruç açıyorlar

Samsun’un Terme ilçe merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Ambartepe ve ilerisindeki Elimdağ mahalleleri ile Ordu’nun İkizce ilçesine 24 kilometre mesafedeki Şentepe mahallelerini, 7 metre genişliğindeki yol ayırıyor. İki kentin sınırı olarak kabul edilen ve yarısı Samsun, diğer yarısı ise Ordu’ya ait yol, bölgede yaşayanlara ilginç durumlar yaşatıyor. Mahalle sakinleri, yolun karşısına geçtikleri anda bulundukları kenti de değiştirmiş oluyor. Yola bakan binalarda karşılıklı evlerde oturanlar ayrı illerde yaşıyor. Ev sahipleri birbirlerini sabit telefon hatlarından ararken ise şehirler arası kod kullanmak zorunda kalıyor. Bir adımla kent değiştiren mahalle sakinleri, karşılıklı oturdukları evlerde Ramazan ayında 1 dakika arayla oruçlarını açıyor. Sahur vaktinde ise Ordu kısmında yaşayanlar iftara bir dakika erken başlarken iftarda ise Samsun tarafında yaşayanlar oruçlarını yaklaşık 1 dakika geç açıyor. Karşılıklı evlerde oturup oruçlarını 1 dakika arayla açan vatandaşlar, bu duruma alıştıklarını söylüyor.

Korona haberlerine gelince:

Bilim Kurulu üyesi açıkladı: Sinovac az mı koruyor?

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, son günlerde kamuoyunda oldukça merak edilen ve tartışılan gündem maddeleriyle ilgili, önemli açıklamalarda bulundu. Ramazan ayına girdiğimiz bugünlerde vaka sayılarının da zirveye ulaştığına işaret eden Prof. Dr. Yavuz, özellikle iftar davetlerinden kesinlikle kaçınılması gerektiğinin altını çizerek “Ev halkı dışında kimseyle bir araya gelebileceğimiz bir dönemde değiliz” dedi. Türkiye’nin vaka sayısında en üst seviyeye ulaştığını belirten Prof. Dr. Yavuz, şöyle konuştu:

* Hem çok yüksek hasta sayısı var, hem de sağlık sisteminin artık buna cevap verememe riski söz konusu. Dolayısıyla elimizden gelen tüm önlemleri en üst seviyede almamız gerekiyor artık.

* Toplu taşımalar gerçekten çok kalabalık. Ben de kullandığım için gayet iyi biliyorum, insanların arasındaki mesafe 1-2 santimi bile bulmuyor. Daha çok bulaştığını söylediğimiz bir virüs var, toplu taşımadaki kalabalıkların azaltılması gerekiyor. Bunun da yolu, bir kere, birçok işkolu için uzaktan çalışmaya geçmek.

* Yani şu aşamada artık belli iş kollarının açık kalması dışında diğerlerinin uzaktan çalışmaya geçmesi en akıllıca yöntem gibi görünüyor.

* Sadece Ramazan’a özel değil, bütün kalabalıkların bu dönemde azaltılması gerekiyor. Buna ibadet yerleri de dahil. Büyük yemek davetleri de dahil. Ev dışında hiç kimseyle görüşmemek gerekiyor.

* İftar için misafir davet etmemek gerekiyor. Ev halkı dışında hiç kimseyle görüşebilecek durumda değiliz.

“Varyant virüsle enfekte miyim” diye merak edip ekstra test yaptırmanın, gereksiz yere ekonomik yük altına girmek anlamına geldiğini de belirten Prof. Dr. Yavuz, varyant virüslerde hastanın takibi ve tedavisinde hiçbir farkın olmadığına işaret ederek uyarılarda bulundu. Yavuz, şunları söyledi:

* Pozitif kişilerin varyant virüsle enfekte miyim, değil miyim diye, gidip ekstra test yaptırmaları çok anlamsız. Hastanın hiçbir işine yaramayacak, bunu yaptırmalarına gerek yok vatandaşların. Boşu boşuna ekonomik kayba uğruyorlar.

* Çünkü zaten şu anda Türkiye’de yüzde 75-80 baskın olan varyant, İngiliz varyantı. Bu varyantları bizim takip etmemizin, Sağlık Bakanlığı’nın takip etmesinin nedeni, aşıdan kaçış ne kadar oluyor bunu görmek, acaba başka tür varyantlar var mı bunun takibini yapmak için.

* Hastalığın tedavisi açısından, hastaların hastanelerdeki yönetimi açısından herhangi bir fark yaratmıyor. Sadece ilgili hekim ve Sağlık Bakanlığı’nın bilmesi gereken biri veri. O nedenle insanların acaba varyant mıyım diye gidip ekstra test yaptırması çok gereksiz.

Artan vaka sayılarının Türkiye’ye özgü bir varyant riski yaratıp yaratmayacağı konusunda da açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Yavuz, “Enfeksiyon ne kadar fazla görülüyorsa, her çeşit varyantın ortaya çıkma riski olur tabii ki. Dolayısıyla vaka sayılarını ne kadar hızlı bir şekilde kontrol altına alabilirsek, yeni varyantların, aşı için daha tehlikeli olabilecek varyantların gelişmesini de engellemiş oluruz. Benim en büyük kaygım, Türkiye’de şu anda Güney Afrika varyantı. Şu anki oran yüzde 1-2 gibi görünüyor. Ama bu varyantın daha detaylı sistematik olarak veri analizi yapmamız lazım. Çünkü bunun aşıdan kaçma, aşıyı etkisiz kılma riski var. Dolayısıyla bu varyantın çok daha yakından takip edilmesi gerekiyor. Aşılananlarda gelişen covid enfeksiyonlardaki suşların neler olduğunun da ayrıca takip edilmesi gerekiyor ki bir sıkıntı olduğu anda buna hemen müdahale edebilelim” diye konuştu. Bir varyantın anlamlı hale gelebilmesi için pek çok farklı şehir ve ülkede görülmesi gerektiğini de söyleyen Prof. Dr. Serap Yavuz, şimdilik bu şekilde Türkiye’ye özgü bir varyant tespitinin olmadığını söyleyerek “Varyantın anlamlı hale gelmesi, yani Variants of Concern (VOC) dediğimiz, endişe yaratacak bir varyant olması için bunun ya yayılması, başka şehir ve ülkelerde görülmesi, ya daha ağır hastalık yapması, ya da aşılardan kaçması gibi bir takım becerilerinin olması lazım. Türkiye’de şu anda henüz buraya özgü öyle bir varyant tanımlanmadı” dedi. Birçok aşı platformunun çocuklarda aşı çalışmalarına başladığını da belirten Prof. Dr. Yavuz, ancak şu anda çocuklar için henüz kullanıma girmiş bir aşı olmadığını söyledi. Yavuz, “Toplumda hastalığın kontrol altına alınabilmesi, okulların tam olarak açılabilmesi için ileride çocuklarda da aşıya gerek olacak. Ama şu anda çocuklara yapılacak bir aşı yok elimizde. BioNTech 11 yaş üstündeki çocuklarda çalışmalarını bitirdiler ve güvenli olduğunu gösterdiler, onay için ruhsat başvurusunda bulundular sadece. Sinovac ile ilgili de çocuklarda bir Faz 3 çalışmasının başlayacağına dair yayınlar yapıldı” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, geçtiğimiz günlerde Çin Hastalık Kontrol Merkezleri Direktörü Gao Fu’nun ülkede üretilen corona virüs aşılarının etkisinin ‘düşük’ olduğu ve etkiyi artırmak için farklı aşıların karıştırılmasının düşünüldüğü yönündeki açıklamaları üzerine başlayan tartışmaların da yersiz olduğunu belirterek, “Aşıların etkililik analizinin yapıldığı Faz 3 çalışmaları, zaten (clinicaltrials.gov) adresine girildiği zaman da görülebiliyor. Aşının etkililiği belirlendikten sonra, bir de gerçek yaşam verilerine bakılıyor. Türkiye’de yapılan çalışmada da yüzde 80-85 etkili oldu (iki dozunu olup 14 gün geçen kişilerde), ne kadar korudu diye bakılıyor. Gerçek yaşam verileri daha uzun süreli de takip edilecek. En başından beri Faz 1-2 aşamasından biri Sars-Coronavirüsü aşısının antikor seviyelerini biliyorduk, tabii ki mRNA’ya göre daha düşük seviyelerde antikor oluşturduğunu biliyoruz. Bu gizli bir bilgi değil. Şu anda Kovid için en ideal aşı hangisi sorusunun cevabı henüz verilmiş değil. Bunu bilmemiz gerekiyor. Çin’den de yapılan açıklama da mantıklı, antikor yanıtı daha düşükse, acaba antikor yanıtını artıran bir ajanla ardışık olarak yaparsak daha mı yüksek olur, buna bakıyorlar. Klinik çalışmalar yapılacak bununla ilgili. Bu, halen devam eden bir süreç. Bunlara dayanarak en iyi Kovid aşısı şudur diyebilecek noktada değiliz henüz” ifadelerini kullandı. Şu anda kullanımda olan aşılar dahil pek çok aşının verilerinin yakından takip edildiğini de vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, şöyle konuştu:

* Bazı aşıların istenmeyen yan etkileri çıkıyor, onlar takip ediliyor. Acaba orada bir doz azaltılmasına gidebilir miyiz deniyor vs; bilimsel gelişmeler böyle olur.

* Burada şu aşı kötü, bu aşı iyi tartışmaları çok anlamsız. Aaşıların hepsinin, ağır hastalığa karşı, ölüme karşı büyük oranlarda koruduğu görülmüş. Buradaki sıkıntı şu olabilir, şu anda bizim Faz 3’teki çalışmamızdan sonra gerçek yaşam verilerini Bakanlığımızın bir an önce çıkarması, bilimsel platformlarda bunu paylaşması lazım.

* Yani halka açıklamak da önemli ama esas, en azından preprint bilimsel platformlarda, bu veriler paylaşılırsa, herkes biraz daha rahat eder. Sinovac firmasının aşısı olan CoronaVac aşısını boşuna yaptırdık diye kaygılanmak gereksiz ve söz konusu değil. Çünkü bütün Faz çalışmalarında bu aşının da etkili olduğu gösterildi. Hem ağır hastalığa, hem de hastaneye yatışta.

*Sağlık Bakanlığının açıkladığı öncü gerçek yaşam verilerinde de etkili olduğunu gördük. Zaten hekimler de kendi aşıladıkları hasta gruplarında, etkisini görüyorlar. Etkisizlik kesinlikle söz konusu değil. Tabii ki en iyi aşıyı bulmak, daha iyisine ulaşmak için çalışmaların da devam etmesi gerekiyor.

Aşıda gerçek korumanın ikinci dozdan sonra başladığına da işaret eden Prof. Dr. Yavuz, ilk doz aşısını olup hastalığı geçirenlerin ikinci doz aşı olmasına gerek olmadığını belirterek şunları söyledi:

* Covid aşısının ilk dozunu olduktan sonra koruyuculuk pek olmuyor. Hele ki ilk 14 gün, sıfıra yakın.

* Ancak ilk dozun 14’üncü gününden sonra, küçük bir grupta etkinlik başlıyor. Diyelim ki aşı olanların yüzde 25’i gibi Sinovac’da. Tabii ki düşük bir oran. Ancak ikinci dozu olduktan sonra da hemen tam istenen, hedeflenen düzeye ulaşılamıyor.

* İkinci dozdan hemen sonra yüzde 50’lere çıkıyor. İkinci dozdan 14 gün sonra ise tam istediğimiz etkinlik oluşuyor. Dolayısıyla ilk dozdan sonra, zaten hastalanma riski var. Şunu da vurgulamak istiyorum, hastalığı geçirdiyseniz ilk doz aşı olduktan sonra ikinci dozu olmanıza gerek yok.

* Çünkü hastalığı geçirmiş olmak, aşılanmak kadar koruyor aslında. Şu anda etkili olduğu bir şekilde gösterilmiş DSÖ’nün önerdiği yüzde 50 etkinlik seviyesinin üstündeki bir aşıya ne zaman ulaşabiliyorsanız hemen olun.

* Aşı olma sırası gelen herkesin bir saniye bile vakit kaybetmeden, hem kendisi, hem de toplumun bu işten kurtulabilmesi için aşı olması gerekiyor. Bağışıklık yetmezliği olanlar, hemodiyaliz hastaları ve kanser hastaları BioNTech aşısını tercih edebilirler.

* Çünkü onlarda antikor yanıtı biraz sıkıntılı. İnaktif aşılarda antikor yanıtı bu hastalarda biraz daha düşük olabilir. Dolayısıyla onlar BioNTech’i tercih edebilir. Ama yoksa da hemen hangi aşıyı olabiliyorlarsa onu olmaları gerekiyor.

* Genç ve sağlıklı insanlarda ise antikor yanıtının çok sorun yaratmayacağını düşündüğümüz için, her ikisi aşı da tercih edilebilir. (DHA)

112 ekipleri ilçe ilçe yatak arıyor

Hızla artan günlük vaka sayıları nedeniyle hastanelerdeki yoğun bakım servislerinde yoğunluk her geçen gün artıyor. Vakaların yüzde 40’ının bulunduğu mega kent İstanbul’da artık yoğun bakımda yer bulunamıyor. Covid-19 hastaları İstanbul’un uzak ilçelerindeki hastanelere naklediliyor. Örneğin Şişli’deki hastanelerde yer bulunamadığı için kilometrelerce uzaklıktaki Silivri ve Çatalca ilçelerine hasta sevk edilebiliyor. Hastane öncesi acil bakım hizmeti veren sağlık emekçilerinin örgütü Paramedik Derneği de durumun ciddiyetine dikkat çekiyor. Dernek Başkanı Rüçhan Tuğçen Karagül, “Bir hastanenin aciline sevk edilen hasta, müdahalenin ardından hastanede yatırılamıyorsa ve yer yoksa yakınlardaki başka bir hastaneye sevk ediliyordu. Ancak, hastanelerdeki doluluk ve yoğunluk nedeniyle hastalar artık uzak ilçelerdeki hastanelere de sevk ediliyor” dedi.

Hastaların hastaneler arası nakil sürecini de anlatan Karagül şöyle konuştu: “Bir yurttaş 112’den yardım isterse, 112 o yurttaşı en yakın hastaneye götürür. Burada ilk müdahale yapılır ve hastanın örneğin Covid-19 yoğun bakım, kardiyoloji yoğun bakım servisi gibi ihtiyaçları belirlenir. Hastane kendi bünyesinde boş yatak varsa oraya yatırır hemen. Eğer yer yoksa 112’ye ‘benim hastanemde boş yer yok, hastanın nakli gerekli’ diye bildirir. 112 de hastaya uygun bir hastane bularak hastanın naklini sağlar. Artık hastanelerdeki doluluktan kaynaklı olarak bu nakiller daha uzaktaki hastanelere de yapılıyor. Örneğin Samatya’daki bir hasta Çatalca’ya nakil ediliyor."

Önlenebilir bir hastalık nedeniyle kimsenin ölmeyi hak etmediğini belirten Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şubesi Eşbaşkanı Fadime Kavak ise “Okmeydanı ve Şişli Etfal Hastaneleri tamamen doldu. Bir hastanede bir hastanın durumu kötüleştiğinde yoğun bakıma nakil edilmek için sıra bekliyor artık. İstanbul’un iki yakasına yapılan iki acil durum hastanesi de bildiğimiz kadarıyla tamamen dolu. Bazen yoğun bakıma ancak bir hasta hayatını kaybettiğinde yeni hasta alınabiliyor. Acilen adım atılmalı” ifadelerini kullandı. Kentteki birçok hastanede yoğun bakım yataklarının tümüyle dolduğunu belirten İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Güray Kılıç da “Yoğun bakım yataklarının bilgisi 112’dedir. Hastaneler, acil bir durum halinde kullanılabilmesi için yoğun bakım yataklarını tamamen doldurmak istemez ve boş yatak bulundurmak ister. Ancak artık böyle bir durum da söz konusu değil, birçok hastanenin yatakları tamamen dolu. 112, bu nedenle hastanelerde boş yatak arıyor. Şu anda çok ciddi oranda yoğun bakım yatağı ihtiyacı var” dedi.

Rusya, Türkiye'ye uçuşları 1,5 ay sınırlama kararı aldı

Son günlerde gündeme gelen Rusya'nın Türkiye'ye yönelik uçuşlarına ilişkin resmi ağızdan açıklama geldi. Rusya Başbakan Yardımcısı Tatyana Golikova, Türkiye'ye uçuşların 15 Nisan-1 Haziran arasında sınırlama kararı alındığını belirtti. Golikova, basın toplantısında Rus otoritelerin Türkiye'de koronavirüs durumunu izleyeceklerini ifade etti. Buna göre charter ve bazı tarifeli uçuşlar askıya alınacak. İstanbul ile Moskova arasında haftada iki kere yapılmakta olan uçuşlar devam edecek. Açıklamaya göre yetkililer, tur operatörlerine söz konusu dönemde Türkiye’de tur satmamalarını tavsiye etti. Rusya’daki yeni Kovid-19 varyantlarının çoğunun Türkiye ve Tanzanya’dan geldiği belirtilirken, Rusya aynı dönemde Tanzanya uçuşlarını da askıya aldı.

"Günün Şiiri" köşemizde bugün 85. doğum günü olan değerli şair Hilmi Yavuz'un bir şiirini paylaşmak istiyorum sizlerle. Daha nice mutlu, huzurlu, sağlıklı yıllar diliyorum Hilmi Yavuz üstadıma...

YAZ SEVGİLİM

kuş uzuyor dizelerde

kalbimdir,

üretir

dinleyin:

bir zamanlardı, dağlar

ve onların ardı

ve yabanıl bir akarsu

gibi dadandın kalbime...

yaz! sevgilim!

yürürken kekiktin boydanboya

ve yüzün ne kadar gürdü

ah hiçliğe solan gülüm!

işte sürüp bulutlar

ve elmas

ağzından ölüm sözleri

üşürdün kalbime...

yaz! sevgilim!

ve sevda günleri ürettin boydanboya

gözlerin kimbilir ne kadar sürdü?

ah hiçliğe solan gülüm!

#HilmiYavuz

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Şehitler Haftası

14 Nisan-20 Nisan tarihleri arasındaki haftadır. Vatan ve bayrak uğruna canını korkmadan feda eden aziz şehitlerimiz Şehitler Haftası’nda özlem ve minnetle anılmaktadır.

Birliğimiz, beraberliğimiz ve bağımsızlığımız uğruna mücadele veren aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, hayatta olan gazilerimize şükranlarımı sunuyor ve onlara Mehmet Akif Ersoy'un şiirini armağan ediyorum:

Çanakkale Şehitleri

 

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,

O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak

Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker

Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

#MehmetAkifErsoy

Dünya Toptancılar Günü

14 Nisan tarihi "Dünya Toptancılar Günü" olarak kutlanmaktadır.

Tıbbi Mümessiller Günü

14 Nisan tarihi "Tıbbi Mümessiller Günü" olarak kutlanmaktadır.

Diyadin'in Kurtuluş Günü:

14 Nisan 1918 tarihi Ağrı'nın Diyadin ilçesinden Rus ve Ermeni birliklerinin geri çekildiği tarihtir. Diyadin ilçesinin 103. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Doğubayazıt'ın Kurtuluş Günü:

14 Nisan 1918 tarihi Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinden Rus ve Ermeni birliklerinin geri çekildiği tarihtir. Doğubayazıt ilçesinin 103. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Hamur'un Kurtuluş Günü:

14 Nisan 1918 tarihi Ağrı'nın Hamur ilçesinden Rus ve Ermeni birliklerinin geri çekildiği tarihtir. Hamur ilçesinin 103. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Patnos'un Kurtuluş Günü:

14 Nisan 1918 tarihi Ağrı'nın Patnos ilçesinden Rus ve Ermeni birliklerinin geri çekildiği tarihtir. Patnos ilçesinin 103. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Taşlıçay'ın Kurtuluş Günü:

14 Nisan 1918 tarihi Ağrı'nın Taşlıçay ilçesinden Rus ve Ermeni birliklerinin geri çekildiği tarihtir. Taşlıçay ilçesinin 103. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Tutak'ın Kurtuluş Günü:

14 Nisan 1918 tarihi Ağrı'nın Tutak ilçesinden Rus ve Ermeni birliklerinin geri çekildiği tarihtir. Tutak ilçesinin 103. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

14 Nisan 1205 - Bulgar Çarı Kaloyan komutasındaki Bulgarlar ile Latin İmparatoru I. Baudouin komutasındaki Haçlılar arasında Hadrianapolis Muharebesi yaşandı. Savaş, Kumanlar ve Bizanslı Yunanların desteği ile başarılı bir pusu kuran Bulgarlar tarafından kazanıldı.

14 Nisan 1828 - Noah Webster, ilk İngilizce sözlük olan An American Dictionary of the English Language'ı yayımladı.

14 Nisan 1865 - ABD Başkanı Abraham Lincoln'e, John Wilkes Booth tarafından suikast yapıldı. Lincoln ertesi sabah öldü.

14 Nisan 1894 - Thomas Edison, sinemanın bir öncüsü sayılabilecek "kinetoscope" adlı cihazının ilk gösterisini yaptı.

14 Nisan 1900 - Paris Uluslararası Fuarı açıldı. Fuarda, Osmanlı Pavyonu da yer aldı.

14 Nisan 1912 - Bir Alman şirketine 1910'da ısmarlanan Galata Köprüsü hizmete girdi. Köprüden geçiş 1930'a kadar paralı olarak sağlandı. 'Müruriye' denilen geçiş parasını, önlükler giyen tahsildarlar topluyordu.

14 Nisan 1912 - Dönemin en büyük yolcu gemisi RMS Titanic, gece yarısından önce 23:40 sularında bir buzdağı ile çarpıştı ve batmaya başladı.

14 Nisan 1927 - İsveç'in Göteborg şehrinde meşhur araba şirketi Volvo kuruldu.

14 Nisan 1928 - Eski Ticaret Bakanı Ali Cenani, Bakanlık bütçesinin kullanılmasında usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle dokunulmazlığı kaldırılarak Yüce Divan'a verildi.

14 Nisan 1931 - İspanya'da Kral XIII. Alfonso, tahttan çekildi ve cumhuriyet ilan edildi.

14 Nisan 1944 - Hindistan'ın Bombay Limanında gerçekleşen büyük patlama, 300 kişinin ölümüne yol açtı.

14 Nisan 1947 - Güreşçi Yaşar Doğu Avrupa Şampiyonu oldu, Türkiye Millî Takımı da Avrupa üçüncülüğünü kazandı.

14 Nisan 1956 - Chicago, Illinois'de video ilk kez halka tanıtıldı.

14 Nisan 1963 - Türkiye Spor Yazarları ve Spor Kulübü Derneği kuruldu.

14 Nisan 1981 - Bülent Ersoy, Londra'da geçirdiği ameliyatla cinsiyet değiştirdi.

14 Nisan 1987 - Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu'na tam üyelik için resmen başvurdu. Türkiye'nin AET'ye tam üyelik başvurusu, Devlet Bakanı Ali Bozer tarafından Belçika Dışişleri Bakanı ve AET Dönem Başkanı Leo Tindemans'a verildi.

14 Nisan 1992 - Başbakan Turgut Özal'a silahlı saldırıda bulunan ve 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Kartal Demirağ, şartlı tahliyeden yararlanarak serbest kaldı.

14 Nisan 1994 - ABD jetleri, Irak'ın kuzeyinde, üç Türk subayının da bulunduğu iki helikopteri düşürdü.

14 Nisan 1994 - Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın grup konuşması hakkında; Devlet Güvenlik Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet ve Yargıtay Başsavcılıkları üç ayrı soruşturma açtı.

14 Nisan 1999 - NATO savaş uçakları, Kosovalı Arnavut mültecilerin konvoyunu bombaladı; 75 kişi öldü.

14 Nisan 2000 - Rusya, nükleer savaş başlığı sayısının indirimini öngören START II anlaşmasını onayladı.

14 Nisan 2007 - Ankara'nın Tandoğan meydanında Cumhuriyet Mitingi gerçekleştirildi.

14 Nisan 2010 - Çin'in Çinghay eyaletinde, 7.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. En az 2698 kişi öldü, 12.000'den fazla kişi de yaralandı.

14 Nisan 2020 - ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin koronavirüs pandemisini ele alma ve Çin ile ilişkisine ilişkin bir soruşturma bekleyen Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) finansmanını askıya aldığını duyurdu.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

14 Nisan 1126 - İbn Rüşt, Endülüslü Arap felsefeci ve hekim (ö. 1198)

14 Nisan 1578 - III. Felipe, İspanya kralı (ö. 1621)

14 Nisan 1629 - Christiaan Huygens, Hollandalı gökbilimci, matematikçi ve fizikçi (ö. 1695)

14 Nisan 1857 - Beatrice, Britanya prensesi (ö. 1944)

14 Nisan 1866 - Anne Sullivan, İrlanda-Amerikalı öğretmen (ö. 1936)

14 Nisan 1886 - Edward William Charles Noel, İngiliz istihbarat subayı (ö. 1974)

14 Nisan 1889 - Arnold Joseph Toynbee, İngiliz tarihçi (ö. 1975)

14 Nisan 1891 - Bhimrao Ramji Ambedkar, Hint politikacı, filozof ve hukukçu (ö. 1956)

14 Nisan 1892 - Gordon Childe, Avustralyalı arkeolog (ö .1957)

14 Nisan 1904 - John Gielgud, İngiliz oyuncu (ö. 200)

14 Nisan 1906 - Faysal bin Abdül Aziz, Suudi Arabistan Kralı (ö. 1975)

14 Nisan 1907 - François Duvalier, Haiti Devlet Başkanı (ö. 1971)

14 Nisan 1921 - Thomas C. Schelling, Amerikalı ekonomist (ö. 2016)

14 Nisan 1925 - Rod Steiger, Amerikalı oyuncu (ö. 2002)

14 Nisan 1926 - Arif Sami Toker, Bestekâr ve ses sanatçısı (ö. 1997)

14 Nisan 1927 - David Akers-Jones, İngiliz siyasetçi (ö. 2019)

14 Nisan 1932 - Loretta Lynn, Amerikalı şarkıcı.

14 Nisan 1935 - Erich von Däniken, İsviçreli yazar.

14 Nisan 1936 - Hilmi Yavuz, Şair ve yazar.

14 Nisan 1938 - Mahmud Esad Coşan, Akademisyen, yazar ve din adamı (ö. 2001)

14 Nisan 1941 - Julie Christie, İngiliz aktris.

14 Nisan 1942 - Valeri Brumel, Rus yüksek atlamacı (ö. 2003)

14 Nisan 1943 - Fuad Sinyora, Lübnanlı siyasetçi ve Lübnan'ın eski Geçici Cumhurbaşkanı.

14 Nisan 1945 - Ritchie Blackmore, İngiliz gitarist, Deep Purple ve Rainbow gruplarının kurucu üyesi.

14 Nisan 1948 - Berry Berenson, Amerikalı şarkıcı ve manken (ö. 2001)

14 Nisan 1951 - Gregory Winter, İngiliz biyokimyager.

14 Nisan 1952 - Ahmet Hoşsöyler, Yönetmen ve senarist.

14 Nisan 1957 - Ülkü Duru, Oyuncu.

14 Nisan 1958 - Tarık Tarcan, Oyuncu ve manken.

14 Nisan 1958 - Peter Capaldi, İskoç oyuncu ve yönetmen.

14 Nisan 1961 - Robert Carlyle, İskoç oyuncu.

14 Nisan 1964 - Gina McKee, İngiliz oyuncu.

14 Nisan 1965 - Ümit Ünal, Film yönetmeni ve senarist.

14 Nisan 1967 - Julia Zemiro, Fransız-Avustralyalı sunucu.

14 Nisan 1968 - Anthony Michael Hall, Amerikalı oyuncu.

14 Nisan 1970 - Emre Altuğ, Şarkıcı ve oyuncu.

14 Nisan 1973 - Adrien Brody, Amerikalı oyuncu.

14 Nisan 1974 - Da Brat, Amerikalı rapçi.

14 Nisan 1975 - Lita, Amerikalı güreşçi.

14 Nisan 1976 - Serkan Çınar, Hakem.

14 Nisan 1977 - Serkan Altuniğne, Karikatürist.

14 Nisan 1977 - Sarah Michelle Gellar, Amerikalı oyuncu.

14 Nisan 1979 - Kerem Tunçeri, Millî basketbolcu.

14 Nisan 1981 - Willy William, Fransız müzisyen.

14 Nisan 1981 - Jacques Houdek, Hırvat şarkıcı-şarkı yazarı.

14 Nisan 1982 - Claudia Romani, İtalyan model.

14 Nisan 1996 - Abigail Breslin, Amerikalı aktris.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

14 Nisan 911 - Papa III. Sergius, 29 Ocak 904'ten 911'de ölümüne kadar Papa idi (860)

14 Nisan 1759 - George Frideric Handel, Alman besteci (d. 1685)

14 Nisan 1860 - Eduard Friedrich Eversmann, Alman biyolog ve kaşif (d. 1794)

14 Nisan 1897 - Émile Levassor, Fransız mühendis (d. 1843)

14 Nisan 1915 - Süleyman Askerî, Osmanlı asker (d. 1884)

14 Nisan 1917 - Ludwik Lejzer Zamenhof, Polonyalı göz doktoru ve filolog (yapay dil olan Esperanto'nun yaratıcısı) (d. 1859)

14 Nisan 1925 - John Singer Sargent, Amerikalı ressam (d. 1856)

14 Nisan 1930 - Vladimir Mayakovsky, Rus yazar (d. 1893)

14 Nisan 1935 - Amalie Emmy Noether, Alman matematikçi (d. 1882)

14 Nisan 1947 - Salvador Toscano, Meksikalı film yapımcısı, yönetmeni ve dağıtımcısı (d. 1872)

14 Nisan 1950 - Ramana Maharshi, Hindu mistik (d. 1879)

14 Nisan 1951 - Ernest Bevin, İngiliz devlet adamı (d. 1881)

14 Nisan 1961 - Émile Henriot, Fransız şair, romancı, denemeci ve edebiyat eleştirmeni (d. 1889)

14 Nisan 1963 - Arthur Jonath, Alman atlet (d. 1909)

14 Nisan 1964 - Rachel Carson, Amerikalı yazar (d. 1907)

14 Nisan 1975 - Fredric March, Amerikalı oyuncu (d. 1897).

14 Nisan 1981 - Faik Kurdoğlu, Siyasetçi (d. 1892)

14 Nisan 1981 - Suavi Süalp, Mizahçı (d. 1926)

14 Nisan 1986 - Simone de Beauvoir, Fransız feminist yazar (d. 1908)

14 Nisan 1995 - Burl Ives, Amerikalı oyuncu ve şarkıcı (d. 1909)

14 Nisan 1997 - Seniye Fenmen, Seramik sanatçısı

14 Nisan 2002 - Abdurrahman Palay, Tiyatro ve sinema oyuncusu, seslendirme sanatçısı, yönetmen ve senarist (d. 1923)

14 Nisan 2005 - Esen Ünür, Gazeteci ve yazar (d. 1942)

14 Nisan 2009 - Maurice Druon, Fransız romancı (d. 1918)

14 Nisan 2011 - William Nunn Lipscomb, Jr., Amerikalı kimyager (d. 1919)

14 Nisan 2012 - Jonathan Frid, Kanadalı oyuncu (d. 1924)

14 Nisan 2012 - Piermario Morosini, İtalyan futbolcu (d. 1986)

14 Nisan 2013 - Colin Rex Davis, İngiliz orkestra şefi (d. 1927)

14 Nisan 2015 - Percy Sledge, Amerikalı R&B müzisyeni ve şarkıcısı (d. 1940)

14 Nisan 2017 - Henry Hillman, Amerikalı milyarder iş adamı, yatırımcı, sivil lider ve hayırsever (d. 1918)

14 Nisan 2017 - Girish Chandra Saxena, Hint bürokrat (d. 1928)

14 Nisan 2018 - Isabella Biagini, İtalyan aktris ve şov yıldızı (d. 1943)

14 Nisan 2018 - Jean-Claude Malgoire, Fransız orkestra şefi (d. 1940)

14 Nisan 2019 - Bibi Andersson, İsveçli aktris (d. 1935)

14 Nisan 2019 - Giuseppe Ciarrapico, İtalyan iş adamı spor yöneticisi ve siyasetçi (d. 1934)

14 Nisan 2019 - David Brion Davis, Amerikalı eğitimci ve tarihçidir (d. 1927)

14 Nisan 2020 - Haydar Baş, Siyasetçi, iş adamı, ilahiyatçı, yazar, eğitimci (d. 1947)

14 Nisan 2020 - Aldo di Cillo Pagotto, Brezilyalı Katolik başpiskopos (d. 1949)

14 Nisan 2020 - Namık Kemal Şentürk, Devlet adamı, bürokrat ve siyasetçi (d. 1922)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Çarşamba.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?