Bazı bankaların mesai saatleri değişti

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Temel'in kamyonu fazla yükten dolayı bir köprü altında sıkışmış. Yardımcısı Dursun'la aşağı inip kamyonu nasıl kurtaracaklarını tartışmaya başlamışlar.

Dursun;

-"Eğer lastiklerin havasını indirirsek kamyonu buradan çıkarabiliriz" deyince Temel kızmış.

-"Sen manyak mısın?" demiş. "Sıkışan yer kamyonun üstü, sen ise altı ile uğraşırsın."

Günün Sözü” olarak 17 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız iş insanı Sakıp Sabancı'nın bazı sözlerini paylaşmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

Her şeyin bir şeyini, bir şeyin her şeyini biIeceksiniz.

Adınızı temiz tutmaya özen gösterin. Başarı bir bütündür. İsminizi temiz tutun ki, başarı isminizi taçIandırsın.

Şeyh uçmaz. Onu müridIeri uçurur. Başarıyı yakaIamak, başarıyı sürdürmek, başarıyı iIeriye götürmek isteyenIer ayakIarını yerden kesmemeye, uçmamaya özen gösterirIer. Çünkü uçan hiçbir şey havada kaImaz.

AyakIarınız her zaman yere bassın. Hiçbir zaman havaIarda doIaşmayın. Kendinizi kimseden üstün görmeyin.

Çıkar uğruna, menfaat bekIeyişi içinde, beIIi koIayIıkIardan veya imkanIardan yararIanmak hesabıyIa, uygunsuz kişi veya grupIarIa iIişkiye girmeyin.

Başkasından, özeIIikIe poIitikacıdan medet ummayın.

Şuraya da "Hayata Daha Pozitif Bakmanın Yolları"ndan birini bırakayım:

Geçmişte yaptığınız hataları düşünerek, kendinizi boş yere cezalandırmayın. Yaptığınız şey ne kadar kötü olursa olsun, geçmişte kaldı değil mi? Bu nedenle tüm yaşanmışlıkları toplayın, kilitli bir sandığa koyun, anahtarını denize atın ve bunları zihninizin bir köşesinde unutulmaya bırakın. Öte yandan, sürekli olarak geleceği düşleyerek bugününüzü de ziyan etmeyin. Elbette, geleceğe dair planlar yapacaksınız. Ama bunu yerinde ve zamanında yapmaya özen göstermelisiniz. Yoksa içinde bulunduğunuz mükemmel anları kaçırırsınız. Unutmayın ki hayat kaçırılmaya gelmeyecek kadar kısa!

Bir de ilginç bir bilgi vereyim sizlere:

Kadınlar her yıl yaklaşık olarak 1.73 milyar saç tokası kaybetmektedir.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

 

Atatürk soruşturması Danıştay’dan döndü!

Fındıklı sahilinde yaptırılan Millet Bahçesi ve Millet Kıraathanesi'nin ismini “100. Yıl Atatürk Parkı” ve “Kazım Koyuncü Kültür Sanat Evi” olarak değiştirilmesiyle ilgili tartışma yeni boyut kazandı. İçişleri Bakanlığı, ilçenin CHP'li Başkanı Ercüment Cervatoğlu ile 7 CHP'li belediye meclis üyesi hakkında, yaptıkları tabela değişikliğiyle “kamuyu 7 bin 864 lira zarara uğrattıkları” iddiasıyla soruşturulmalarına izin verdi. Cervatoğlu da, Danıştay'a başvurarak, soruşturma izninin iptalini istedi. Davaya, Danıştay Birinci Dairesi baktı. Yüksek mahkeme, “adı geçenlere isnat edilen eylemlerin soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte olmadığını” belirterek, İçişleri Bakanlığı'nın iznini iptal etti. Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Cervatoğlu, tabela değişikliği için 7 bin 864 lira harcayarak kamuyu zarara uğratmakla suçlanıyordu. CHP'li Başkan Ercüment Cervatoğlu, bu kararı şöyle değerlendirdi:

“Atatürk ismini vermek ve bu ismi asmanın cezası olamazdı. Danıştay'ın bu kararı halkımızı memnun etmiştir ve göstermiştir ki ne belediye başkanı ne de meclis üyeleri kamuyu zarara uğratmamıştır. Bizler Meciyle, halkımızla birlikte, ‘söz, yetki, karar halkındır' diyerek kamu yararı için çalışanlarız. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi soruşturmalar, davalar ve baskılar halka hizmet etmemizin önüne geçemeyecektir. Bu süreçte bizleri yalnız bırakmayarak ülkemizin dört bir yanında desteklerini esirgemeyen Fındıklı dostlarına, Fındıklı halkına ve gönüllü avukatlarımıza bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyorum. Cumhuriyetimizin kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Karadeniz'in evrensel değeri olan Kazım Koyuncu onurumuzdur. Her şeye rağmen Atatürk devrimlerini ve Cumhuriyetimizin ilerici değerlerini yaşatmaya, halk için halkla birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”

Bankaların çalışma saatleri değişti

Koronavirüs salgını nedeniyle İş Bankası, Yapı Kredi, Garanti BBVA, QNB Finansbank ve Akbank hizmet saatlerinde değişikliğe gitti ve sosyal medya aracılığıyla yeni mesai saatlerini duyurdu.Bu bankalarda yeni çalışma saatleri şöyle:

İŞ BANKASI

İş Bankası'ndan çalışma saatlerine ilişkin yapılan açıklama şöyle: "Değerli müşterilerimiz, sizlerin, çalışanlarımızın ve toplumumuzun sağlığını korumak amacıyla şubelerimizde gişe çalışma saatleri, 12 Nisan 2021 Pazartesi gününden itibaren saat 10:00-12:30 /13:30-16:30 olacak şekilde değiştirilmiştir."

GARANTİ BBVA

Garanti BBVA'dan mesai saatlerine ilişkin yapılan açıklama: Değerli Müşterilerimiz, Şubelerimiz 12 Nisan 2021 Pazartesi gününden itibaren geçici olarak 10.00 - 12.30 ve 13.30 - 16.30 saatleri arasında hizmet vermeye başlayacak. Sağlıklı günler dileriz.

YAPI KREDİ

Yapı Kredi'den de çalışma saatlerine ilişkin açıklama geldi. Yapılan açıklamada, 'Değerli müşterilerimiz, 12 Nisan 2021 Pazartesi gününden itibaren şubelerimiz 10.00-12.30 ve 13.30-16.30 saatleri arasında hizmet vermeye devam edecektir." denildi.

QNB FİNANSBANK

QNB Finansbank'tan yapılan açıklamada, "Değerli müşterilerimiz, 12 Nisan 2021 tarihinden itibaren tüm şubelerimiz 10.00-12.30 ile 13.30-16.30 saatleri arasında hizmet verecektir" denildi.

AKBANK

Akbank'tan mesai saatlerine ilişkin yapılan açıklama: "Sizin ve çalışanlarımızın sağlığını korumak amacıyla 12 Nisan 2021 Pazartesi tarihinden itibaren şubelerimizde 10.00-12.30 ve 13.30-16.30 saatleri arasında hizmet vereceğiz."

Acı haberi Bülent Ersoy duyurdu: Zeki Çetin hayatını kaybetti

Türk sanat müziğinin usta isimlerinden Zeki Çetin, corona tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Geçen günlerde corona virüsüne yakalanan ve durumu ağırlaşınca yoğun bakıma kaldırılarak entübe edilen 81 yaşındaki usta sanatçı Zeki Çetin hayata veda etti. Dostunun ölüm haberini alan Bülent Ersoy birlikte çektirdikleri fotoğrafı Instagram hesabından paylaşarak üzüntüsünü dile getirdi. Ersoy paylaşımında “Bugün sadece musikiye büyük emekler vermiş bir sanatçıyı değil; önce dostum, sonra can arkadaşımı tüm dünyanın başına musallat olmuş virüs yüzünden kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Sofrası bol, gönlü gani, insan sever insan Zeki ağabeycim. Mekanın cennet , melekler yoldaşın, kabrin nurla dolsun. Notalar, güfteler, besteler sensiz kaldı” ifadelerini kullandı.

Prens Philip yaşamını yitirdi

Bir süredir sağlık sorunu yaşayan Kraliçe Elizabeth’in eşi Prens Philip’in yaşamını yitirdiği açıklandı. Buckingham Sarayı tarafından yapılan açıklamada 99 yaşındaki Prens Philip’in bu sabah Windsor’da yaşamını yitirdiği duyuruldu. Son aylarda hastanede tedavi gören ve sağlık durumu merak konusu olan Philip’in bu sabah huzur içinde yaşamını yitirdiği belirtilirken, konuyla ilgili kapsamlı bir açıklamanın daha sonra yapılacağı vurgulandı. Prens Philip’in ölümünün ardından Buckingham Sarayı’nda bayraklar yarıya indi. Kraliçe Elizabeth ile 73 yıl boyunca evli kalan ve Kraliçe’nin en büyük dayanağı olarak bilinen Philip, Edinburgh Dükü unvanına sahipti. 16 Şubat’ta başkent Londra’daki King Edward VII Hastanesi’ne kaldırılan ve iki haftalık tedavi sürecinin sonunda St. Bart’s Hastanesi’ne nakledilen Philip’in enfeksiyon ve kalp sorunu dolayısıyla hastanede olduğu açıklanmıştı. 16 Mart’ta taburcu olan Prens Philip’in o dönemde sağlığının iyi olduğu açıklanmıştı. Prens Philip, 73 yıldır Kraliçe Elizabeth ile evliydi.

Prens Philip’in yaşamını yitirmesinin ardından İskoçya Başbakanı Sturgeon ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson’dan açıklamalar geldi. Sturgeon, “Edinburgh Dükü’nün yaşamını kaybetmesinden dolayı çok üzgünüm” dedi. Johnson da kısa bir süre içerisinde bir açıklama yapacağını duyurdu. Öte yandan İşçi Parti Lideri Starmer, “Olağanüstü bir devlet görevlisini kaybettik” dedi. Bu yıl Haziran ayında 100’üncü yaşını kutlamaya hazırlanan Philip’in ölümü İngiltere’de büyük üzüntü yarattı. Kraliyet ailesinin en çalışkan üyelerinden biri olan Prens Philip 1952 yılından beri 22.219 bireysel etkinliğe katılmış, 637 yurt dışı turda yer almıştı. 2017 yılında 96 yaşındayken kamu görevlerini bırakma kararı alan Prens Philip buna karşılık bazı kamuoyu etkinliklerine katılmış ve açıklamalar yapmıştı. Prens Philip en son 2019 yılının Ocak ayında bir trafik kazası yaşamış ve ülke basınının gündemine oturmuştu.

10 Haziran 1921’de Yunanistan’ın Korfu Adası’nda dünyaya gelen Philip doğumundan sonra İngiltere’ye taşınmış ve 1947 yılında Elizabeth ile evlenmişti. Kraliçe Elizabeth, Philip’in en büyük dayanağı olduğunu söylemişti. Philip ve Elizabeth’in Galler Prensi Charles, Prenses Anne, York Dükü Andrew ve Wessex Kontu Edward olmak üzere dört çocukları oldu. Çiftin 8 torunu bulunuyor. Prens William, Prens Harry, Peter Phillips, Zara Phillips, Prenses Beatrice, Prenses Eugenie, Lady Louse Windsor ve Severn Vikontu James çiftin torunları. Torunlarının çocuklarını görme fırsatı da bulan Philip’in, Savannah Phillips, Isla Phillips, Prens George, Mia Tindall, Prenses Charlotte, Prens Louis, Lena Tindall, Archie Mountbatten-Windsor ve August Philip Brooksbank isimli torunlarının çocukları var.

 

Korona haberlerine gelince:

 

İstanbul’da yoğun bakımlarda tehlike çanları çalıyor

Corona virüs salgınında hastaneler ve yoğun bakımlar alarm veriyor. Salgının 14'üncü ayında günlük vaka sayılarının 55 binleri geçtiği Türkiye'nin pek çok merkezinde, neredeyse tüm bölümler yine covid servisine dönüştürülmeye başlanırken, yoğun bakımlar da özellikle 60 yaş altı genç hastalarla doluyor.

Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mehmet Mesut Sönmez, 20 gündür vaka sayılarında artış olduğunu kaydederken belirtilerin bile eskisi kadar ciddiye almadığını vurguladı. Mesut Sönmez, geçtiğimiz yıldan beri devam eden covid mücadelesinin en ön saflarında yer alan hastanelerden biri olarak ilk vakaların da kendi merkezlerinde tedavi edildiğine işaret etti. Sönmez, yaklaşık 20 gündür yine salgının ilk günlerindeki gibi tüm kliniklerin teyakkuza geçtiğini belirterek “İlk önce büyüklerimizden korkuyorduk, gidip annemizin babamızın dedemizin elini öpmekten korkuyorduk. Büyüklerimizi korumaya çalışıyorduk. Ama şimdi yaş ortalamasında belirgin bir değişiklik görüyoruz. Bu bizi çok üzüyor. Daha önce büyüklerimizi koruyalım diyorduk ama artık kendimizi korumamız gerekiyor” dedi. Hastalığın hızla yayılmasındaki en önemli etkenin henüz aşılanmayan genç nüfusun hareketliliği olduğunu belirten Doç. Dr. Sönmez, başvurularda da geç kalındığına işaret etti. Sönmez, “Bulaşıcılık potansiyelinde çok ciddi bir artış var bu dönemde. Bir de şunu gözlemliyoruz, insanlar belirtiler belli bir noktaya gelmeden artık doktora başvurmuyor. Çevremden de duyuyorum, buradaki hastalarda da gözlemliyoruz, insanlar artık belirtileri dahi hafife alıyorlar. Burun akıntısını, baş ağrısını hafife alıyorlar ve doktora erken başvurmadıkları, test vermedikleri için de hastalık daha da ağırlaşıyor. Asıl tehlike bu bence. Tedavinin gecikmesine neden oluyor. Hasta, orta ve ileri aşamada başvurduğunda da tedavisi evde sürdürebilecekken maalesef hastaneye yatış oranları daha büyük boyutlara geliyor” diye konuştu. Artık pek çok servisin vaka artışları nedeniyle yine covid servislerine dönüştürülmesinin, diğer sağlık hizmetlerini de aksattığına işaret eden Doç. Dr. Sönmez, “Biz potansiyelimizin büyük kısmını özellikle covid hastalarına ayırdığımız zaman, toplum içinde diğer sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyan, özellikle kanser, diyabet hastaları, kronik hastalıkları olan insanların sağlık hizmeti aksıyor. Covid’de sorumluluk sadece kendimizi korumamızla ilgili değil. Gençlerimiz, özellikle bu konuda dikkat etmeyen vatandaşlarımız sadece kendi sağlıklarını riske atmıyor. Diğer vatandaşların sağlık hizmeti alımına da engel oluyorlar” şeklinde konuştu.

Türkiye ve Avrupa bölgesinde en çok covid hastası tedavi eden merkezlerden biri olan Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Güniz Köksal ise, “Bu hafta başından itibaren hastalara artık yetişemiyor konumuna geldik diyebilirim. Daha genç hastalar artık yoğun bakıma geliyor. Çoğu aşılanmamış 50-60 yaş grubu, oldukça da ağır geliyorlar. Geçen sene Mart ayında o ilk karşılaştığımız antikor geliştirmemiş toplumdaki ağır seyreden hastalık, şu anda da mutasyonlar nedeniyle bu ağırlığa yol açıyor gibi. Ciddi ölüm riski olan hastalarla uğraşıyoruz. Aşı olmamız demek, maskeden kurtulacağımız anlamına gelmiyor. Aşılı olanlar bağışıklık sistemleri yüksek dahi olsa, taşıyıcı konumda olabilirler” dedi. Salgının ilk ortaya çıktığı Mart ayında, insanların hastalığın nasıl bulaştığına dair şimdiki kadar bilgi sahibi olmadığı için daha kolay yayıldığına işaret eden Prof. Dr. Köksal, şöyle konuştu:

* Bir şekilde mesafe ve korunmamak nedeniyle bulaşlar oldu o zaman. Hadi cahildik bilmiyorduk diyelim. Ama şimdi, bulaşma yöntemini biliyoruz, buna rağmen hala toplu yaşamaya, sarılmaya, mesafeye dikkat etmemeye devam ediyoruz. Sıkıntımız bu. Yoğun bakıma gelen genç hastalarda altta yatan bir hastalığı yok diye düşünülüyor.

* Ama komorbiditesi genelde oluyor aslında. Ya tekstilde işçi, ya demir atölyesinde işçi, ya taksici, ya sigara içiciliği var. Bu grup genç hastalarda çok daha dikkatli olunması gerekiyor, çünkü bilinmeyen komorbiditesi var.

* Tanısı konmamış diyabet, morbit obezite, altta bilinmeyen veya hep gözardı edilen bir kalp hastalığı var. İnsanlar diyor ki ‘Şimdiye kadar hiçbir şikayeti yoktu, doktora bile gitmemişti, nasıl bu kadar ağır olur?’ Ama hasta buraya geldiği zaman görüyoruz ki, kronik kalp hastalığı var, daha önce hiç doktora gitmemiş.

Sultangazi bölgesinden gelen hastaların çoğunun tekstil işçisi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Köksal, “Tekstil işçisi, iplikte çalışıyor; sürekli ip liflerini soluyorlar. İnterstisyel akciğer hastalığı oluşuyor farkında değil mesela. Üstüne Kovid de yüklenince daha ağır geçiriyorlar” ifadesini kullandı.

Yoğun bakıma gelen hastanın öleceğini düşünerek tedaviye uyumu ve yanıtının da zorlaştığına işaret eden Prof. Dr. Köksal, önemli bir uyarıda bulundu ve şunları söyledi:

* Hasta, yoğun bakıma indiği zaman öleceğini düşünüyor. Yoğun bakımlar ölüm yeri değil, tedavi yeri. Buraya geldikleri zaman korkmaları gerekmiyor, tam tersine şükretmeleri gerekiyor ki hala tedavi yolunda ilerleyebiliyorlar.Hala şansları var demek.

* Hastalanmayalım, kurallara uyalım ama yoğun bakıma alınmamız gerekiyorsa da öleceğim duygusundan çıkalım. İnsanlar ölmesin diye burada. Öyle hastalar var ki, imza veriyor, yoğun bakıma alınmak istemiyor. Serviste ölmeyi göze alıyorlar. Bunlar doğru yaklaşımlar değil. toplum içinde de yoğun bakıma giren hastaya ölecek gözüyle bakılması doğru değil

Vatandaşlardaki en büyük yanılgının, sağlıklı görünen insanların ‘taşıyıcı’ olma riskinin göz ardı edilmesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Korkmaz, şu ifadeleri kullandı:

* Markette ya da evin içinde, apartmanda gördüğü sağlıklı insanların taşıyıcı olduğunu düşünmüyor kimse. Herkes taşıyıcı olabilir. Ev içindekiler de dışarıdan geliyorlar. Herkes birileri ile iletişim halinde. O yüzden evin içinde de insanlar mümkünse birbirinden uzak durmalı.

* Eve gelen kişi yabancı biriyse maskesiz oturmamalı. Kapalı alanlar hava çok soğuk olsa bile sık sık havalandırılmalı. Asansörlerde havalandırma yok, maskesiz asansöre binilmemeli. Hele bir apartmanda 5-6 dairede akrabalar oturuyorsa. Bunlar her akşam aynı yerde yemek yiyor, beraber oturuyorsa. Bunlardaki ölüm oranları çok daha yüksek oluyor.

* Çünkü sürekli aynı etkenle tekrar tekrar bulaş oluyorlar. ‘Evet biliyorum hasta olabilirim ama eltimin kızının düğünü vardı, gitmesem ayıp olurdu’ ya da ya ‘Komşunun babası hastalandı, gitmezsek beni ayıplarlar, o yüzden gittim.’ Biz hala buradayız.

* Şu anda gelenlerin çoğundaki hikaye bu şekilde. Köyüme gittim, annem hastaydı, yan komşu da geçmiş olsuna geldi. 10 kişi birden aynı ortamda. (DHA)

Prof. Dr. Köksal: ‘Hastalara yetişemiyoruz, ciddi ölüm riski olanlarla uğraşıyoruz’

Günlük vaka sayısı 55 bini aştı. Hastaneler alarm veriyor. Haseki Hastanesi Yoğun Bakım Başkanı Prof. Dr. Köksal, “Bu hafta başından beri hastalara artık yetişemiyoruz. Ciddi ölüm riski olanlarla uğraşıyoruz” dedi. Corona virüsü salgınında hastaneler ve yoğun bakımlar alarm veriyor. Salgının 14’üncü ayında günlük vaka sayılarının 55 binleri geçtiği Türkiye’nin pek çok merkezinde, neredeyse tüm bölümler yine Covid servisine dönüştürülmeye başlandı. Yoğun bakımlar da özellikle 60 yaş altı genç ve orta yaş hastalarla dolması dikkat çekiyor. Türkiye ve Avrupa bölgesinde en çok Covid hastası tedavi eden merkezlerden biri olan Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Güniz Köksal , “Bu hafta başından itibaren hastalara artık yetişemiyor konumuna geldik diyebilirim” dedi. Artık daha genç hastaların yoğun bakıma geldiklerini vurgulayarak Prof. Dr. Köksal, “Çoğu aşılanmamış 50-60 yaş grubu, oldukça da ağır geliyorlar. Geçen sene Mart ayında o ilk karşılaştığımız antikor geliştirmemiş toplumdaki ağır seyreden hastalık, şu anda da mutasyonlar nedeniyle bu ağırlığa yol açıyor gibi. Ciddi ölüm riski olan hastalarla uğraşıyoruz” diye konuştu. Aşı olmanın maskeden kurtulmak anlamına gelmediğini kaydeden Prof. Dr. Köksal, “Aşılı olanlar bağışıklık sistemleri yüksek dahi olsa, taşıyıcı konumda olabilirler” diyerek uyardı.

Başhekim Doç. Dr. Mehmet Mesut Sönmez, geçtiğimiz yıldan beri devam eden Kovid mücadelesinin en ön saflarında yer alan hastanelerden biri olarak ilk vakaların da kendi merkezlerinde tedavi edildiğine işaret etti. Sönmez, yaklaşık 20 gündür yine salgının ilk günlerindeki gibi tüm kliniklerin teyakkuza geçtiğini belirterek “İlk önce büyüklerimizden korkuyorduk, gidip annemizin babamızın dedemizin elini öpmekten korkuyorduk. Büyüklerimizi korumaya çalışıyorduk. Ama şimdi yaş ortalamasında belirgin bir değişiklik görüyoruz. Bu bizi çok üzüyor. Daha önce büyüklerimizi koruyalım diyorduk ama artık kendimizi korumamız gerekiyor” dedi. Başhekim Doç. Dr. Sönmez, 20 gündür vaka sayılarında artış olduğunu kaydederken belirtilerin bile eskisi kadar ciddiye alınmadığını vurguladı. Sönmez, “Doktora başvurular çoğu zaman hastalık ilerlediği dönemde oluyor. Bu da evde tedavi edilebilecek hastaların, hastaneye yatırılmasını gerektiriyor” diye konuştu. Hastalığın hızla yayılmasındaki en önemli etkenin henüz aşılanmayan genç nüfusun hareketliliği olduğunu belirten Doç. Dr. Sönmez, başvurularda da geç kalındığına işaret etti. Sönmez, “Bulaşıcılık potansiyelinde çok ciddi bir artış var bu dönemde. Bir de şunu gözlemliyoruz, insanlar belirtiler belli bir noktaya gelmeden artık doktora başvurmuyor. Çevremden de duyuyorum, buradaki hastalarda da gözlemliyoruz, insanlar artık belirtileri dahi hafife alıyorlar. Burun akıntısını, baş ağrısını hafife alıyorlar ve doktora erken başvurmadıkları, test vermedikleri için de hastalık daha da ağırlaşıyor. Asıl tehlike bu bence. Tedavinin gecikmesine neden oluyor. Hasta, orta ve ileri aşamada başvurduğunda da tedavisi evde sürdürebilecekken maalesef hastaneye yatış oranları daha büyük boyutlara geliyor” şeklinde konuştu. Artık pek çok servisin vaka artışları nedeniyle yine Covid servislerine dönüştürülmesinin, diğer sağlık hizmetlerini de aksattığına işaret eden Doç. Dr. Sönmez şöyle devam etti:

“Biz potansiyelimizin büyük kısmını özellikle Covid hastalarına ayırdığımız zaman, toplum içinde diğer sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyan, özellikle kanser, diyabet hastaları, kronik hastalıkları olan insanların sağlık hizmeti aksıyor. Covid’de sorumluluk sadece kendimizi korumamızla ilgili değil. Gençlerimiz, özellikle bu konuda dikkat etmeyen vatandaşlarımız sadece kendi sağlıklarını riske atmıyor. Diğer vatandaşların sağlık hizmeti alımına da engel oluyorlar.”

Öte yandan gençlerde ağır vakaların artışının nedenlerini Prof. Dr. Köksal, şöyle açıkladı:

“Yoğun bakıma gelen genç hastalarda altta yatan bir hastalığı yok diye düşünülüyor. Ama komorbiditesi genelde oluyor aslında. Ya tekstilde işçi, ya demir atölyesinde işçi, ya taksici, ya sigara içiciliği var. Bu grup genç hastalarda çok daha dikkatli olunması gerekiyor, çünkü bilinmeyen komorbiditesi var. Tanısı konmamış diyabet, morbit obezite, altta bilinmeyen veya hep gözardı edilen bir kalp hastalığı var. İnsanlar diyor ki ‘Şimdiye kadar hiçbir şikayeti yoktu, doktora bile gitmemişti, nasıl bu kadar ağır olur?’ Ama hasta buraya geldiği zaman görüyoruz ki, kronik kalp hastalığı var, daha önce hiç doktora gitmemiş.”

Sultangazi bölgesinden gelen hastaların çoğunun tekstil işçisi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Köksal, “Tekstil işçisi, iplikte çalışıyor; sürekli ip liflerini soluyorlar. İnterstisyel akciğer hastalığı oluşuyor farkında değil mesela. Üstüne Kovid de yüklenince daha ağır geçiriyorlar” ifadesini kullandı.

Yoğun bakıma gelen hastanın öleceğini düşünerek tedaviye uyumu ve yanıtının da zorlaştığına işaret eden Prof. Dr. Köksal, önemli bir uyarıda bulundu:

“Hasta, yoğun bakıma indiği zaman öleceğini düşünüyor. Yoğun bakımlar ölüm yeri değil, tedavi yeri. Buraya geldikleri zaman korkmaları gerekmiyor, tam tersine şükretmeleri gerekiyor ki hala tedavi yolunda ilerleyebiliyorlar. Hala şansları var demek. Hastalanmayalım, kurallara uyalım ama yoğun bakıma alınmamız gerekiyorsa da öleceğim duygusundan çıkalım. İnsanlar ölmesin diye burada. Öyle hastalar var ki, imza veriyor, yoğun bakıma alınmak istemiyor. Serviste ölmeyi göze alıyorlar. Bunlar doğru yaklaşımlar değil. toplum içinde de yoğun bakıma giren hastaya ölecek gözüyle bakılması doğru değil” (DHA)

"Uyanış: Büyük Selçuklu" dizisinde koronavirüs şoku!

Buğra Gülsoy, Hatice Şendil, Gürkan Uygun ve Sevda Erginci'nin başrolleri paylaştığı TRT 1 dizisi 'Uyanış: Büyük Selçuklu'nun setinde Sencer karakterine hayat veren başrol oyuncusu Ekin Koç'un Koronavirüs testi pozitif çıktı. Kısa sürede çekimlerin durdurulduğu dizide onlarca çalışan da izne çıkarıldı. Uyanış Büyük Selçuklu''da dizi setine ara verildiği öğrenildi.

"Günün Şiiri" köşemizde bugün sizlerle 11 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 84. doğum günü olan Tatar ve İtalyan kökenli şair Bella Ahmadulina'nın bir şiirini paylaşmak istiyorum. Saygıyla, sevgiyle anıyorum. Ruhu şad olsun.

ARALIK

Kendi kurallarını getiriyor kış

Dalmışız bir oyuna kahkahalarla:

Yerden avuç avuç kar topluyoruz

Biçim vermek için o aklığa.

Bir kötülük öncesindeymiş gibi

Birikiyor yoldan geçenler çitin önünde:

Anlamak için yaptığımız şeyi

Kaygıdan çatlayacaklar nerdeyse ...

Bir kardan adam yapmadayız, hepsi bu.

Oh, nasıl bir zafer sevinci doluyor insana:

Tüm boyutlarıyla yaptığın şey

Kendi istemine bağlı olduğunda.

Bir çocuk sevinciyle bakıyorsun yüzüme

Bekleyerek ustalığını övmemi.

Sevgilim, ustasın gerçekten de

Ve üstelik, seviyorum seni...

Gitgide biçimleniyor kar

Boyun eğerek buyruğumuza.

Birden, güzelliğini ayrımsıyorum

Yüzünün, eğilirken kara.

Geçiyoruz apak avludan

Tepeden bakarak bizi izleyenlere.

Sevgilim, unutma hiçbir zaman

Oynamayı, böyle özenli ve çocuksu bir yüzle.

Sevgilimin elindeki iş

Baş eğsin özenli çabasına onun!

Ulaşsın o başarısına

Bir ev, bir baca çizen çocuğun ...

#BellaAhmadulina

(Çeviren: Ataol Behramoğlu)

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşu (1845)

10 Nisan 1845'de (12 Rebi-ül Evvel 1261) İstanbul'da "POLİS" adıyla bir teşkilat kurulmuş, yeni kurulan polis teşkilatının görevleri yine aynı tarihte yayınlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiş ve bu durum yabancı elçiliklere de bir yazıyla duyurulmuştur.

Türk Polis Teşkilatı'nın 176. kuruluş yıldönümü kutlu olsun tüm polis teşkilatına.

Pandemi sürecinde sağlık çalışanları kadar olmasa da onların da yükü ağır.

Kolaylıklar diliyorum hepsine.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

10 Nisan 837 - Halley kuyruklu yıldızı, Dünya'nın yakınından geçti.

10 Nisan 1815 - Endonezya'da Sumbawa adasında Tambora volkanik dağı püskürdü. Dağdan çıkan lavlar, küller ve dumanların doğrudan etkilerinin yanı sıra, açlık ve salgın yaratarak 100 bin kişinin ölümüne sebep oldu.

10 Nisan 1845 - Türk Polis Teşkilatı kuruldu.

10 Nisan 1912 - RMS Titanic ilk seferine çıktı.

10 Nisan 1919 - Meksikalı devrimci lider Emiliano Zapata, Hükûmet güçlerince öldürüldü.

10 Nisan 1926 - Türk uyruğunda bulunan her türlü şirket ve müesseselerde, işlemlerin ve kayıtların Türkçe tutulması zorunluluğuna ilişkin yasa benimsendi.

10 Nisan 1927 - Binaların numaralandırılmasına ve sokakların adlandırılmasına ilişkin yasa kabul edildi.

10 Nisan 1928 - TBMM, Anayasa'nın ikinci maddesini değiştirdi. Söz konusu maddeden, "Türkiye Devleti'nin dini İslam'dır" bölümü çıkarıldı. Milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı, yemin ederken "Vallahi" yerine "Namusum üzerine söz veririm" diyecek.

10 Nisan 1931 - Ankara'da toplanan Türk Ocakları Olağanüstü Kurultayı, Türk Ocakları'nın feshine ve mallarının CHP'ye devredilmesine karar verdi.

10 Nisan 1941 - Zagreb'de Hırvatistan Bağımsız Devleti'nin kuruluşu ilân edildi. Ante Paveliç önderliğindeki Ustaşa rejimi, Ortodoks Sırplara karşı soykırım kampanyası başlattı.

10 Nisan 1950 - Bursa Cezaevi'nde açlık grevine başlayan Nâzım Hikmet, sağlık durumu bozulunca gizlice İstanbul'a getirildi. Şair, açlık grevini erteledi.

10 Nisan 1956 - Arjantin'de -38.4 dereceyle dünyanın en düşük 5. sıcaklığı seçildi.

10 Nisan 1972 - İran'da, 7 şiddetinde deprem meydana geldi. Yaklaşık 5000 kişinin öldüğü depremde, Firuzabad ve Cehrom kentlerinde binalar yerle bir oldu.

10 Nisan 1974 - Genel af yasa önerisi, TBMM'de kabul edildi.

10 Nisan 1982 - Kapatılan CHP'nin eski Genel Başkanı Bülent Ecevit, Norveç'te yayımlanan bir gazeteye verdiği demeç gerekçesiyle gözaltına alındı. Ecevit, 16 Nisan'da tutuklandı.

10 Nisan 1998 - Kuzey İrlanda'da 29 yıllık savaşı bitiren antlaşma Belfast'ta imzalandı. Antlaşma, 22 Mayıs'ta referandumla kabul edildi.

10 Nisan 1999 - Yedi TİP'linin ve DİSK Genel Başkanlarından Kemal Türkler'in öldürülmesi davalarında gıyabi tutuklu olarak yargılanan Ünal Osmanağaoğlu yakalandı.

10 Nisan 2002 - Danıştay 10. Dairesi, "Devlet Sanatçılığı" unvanı verilmesine ilişkin düzenleme içeren yönetmeliği iptal etti.

10 Nisan 2003 - İzmir'in Urla ilçesinde 5.6 şiddetinde bir deprem meydana geldi.

10 Nisan 2007 - Pegasus Havayolları'na ait ve içinde 178 yolcusu bulunan Boing 737-800 model Diyarbakır-İstanbul seferi yapan uçak, hava korsanı tarafından kaçırıldı.

10 Nisan 2010 - Polonya'nın başkenti Varşova'dan Rusya'nın Smolensk kentine giden Rus yapımı Tupolev Tu-154 tipi uçak, havaalanına 1.5 kilometre kala düştü. Uçaktaki 94 kişiden kurtulan olmadı. Uçakta, Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve eşi de bulunuyordu.

10 Nisan 2019 - Event Horizon Telescope projesi araştırmacıları, M87 galaksisinin ortasındaki kara deliğin fotoğrafını çekerek dünyada ilk defa bir kara delik görüntüsünü elde etmeyi başardıklarını duyurdu.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

10 Nisan 401 - II. Theodosius, Doğu Roma İmparatoru (ö. 450)

10 Nisan 1018 - Nizam-ül Mülk, Büyük Selçuklu Devleti'nin Farsi Veziri (ö. 1092)

10 Nisan 1583 - Hugo Grotius, Hollandalı filozof ve yazar (ö. 1645)

10 Nisan 1740 - José Basilio da Gama, Brezilyalı yazar (ö. 1795)

10 Nisan 1762 - Giovanni Aldini, İtalyan fizikçi (ö. 1834)

10 Nisan 1794 - Matthew C. Perry, Amerikalı deniz subayı (ö. 1858)

10 Nisan 1826 - Mustafa Celâleddin Paşa, Leh asıllı Osmanlı Paşası (ö. 1876)

10 Nisan 1827 - Lewis Wallace, Amerikalı asker, devlet adamı ve yazar (Amerikan İç Savaşı'nda Birlik Kuvvetleri generali) (ö. 1905)

10 Nisan 1844 - Jules de Burlet, Belçikalı siyasetçi (ö. 1897)

10 Nisan 1847 - Joseph Pulitzer, Amerikalı gazeteci ve yayıncı (ö. 1911)

10 Nisan 1864 - Eugen d'Albert, Alman besteci (ö. 1932)

10 Nisan 1868 - George Arliss, İngiliz aktör (ö. 1946)

10 Nisan 1908 - Miguel de Molina, İspanyol flamenko şarkıcısı ve aktör (ö. 1993)

10 Nisan 1908 - Sezai Türkeş, Mühendis ve Devlet Üstün Hizmet Madalyası sahibi (ö. 1998)

10 Nisan 1910 - Helenio Herrera, Arjantin kökenli Fransız futbolcu ve teknik direktör (ö. 1997)

10 Nisan 1910 - Hüsamettin Böke, Millî futbolcu ve futbol hakemi (ö. 1994)

10 Nisan 1912 - Boris Kidrič, Sloven partizan, Slovenya Sosyalist Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı (ö. 1953)

10 Nisan 1917 - Robert Burns Woodward, Amerikalı kimyacı ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1979)

10 Nisan 1929 - Max von Sydow, İsveçli sinema oyuncusu (ö. 2020)

10 Nisan 1929 - Sermet Çağan, Tiyatro sanatçısı ve gazeteci (ö. 1970)

10 Nisan 1930 - Semih Sezerli, Sinema oyuncusu (ö. 1980)

10 Nisan 1930 - Spede Pasanen, Fin yazar (ö. 2001)

10 Nisan 1932 - Ömer Şerif, Lübnan asıllı Mısırlı aktör (ö. 2015)

10 Nisan 1937 - Bella Ahmadulina, Tatar ve İtalyan kökenli şair (ö. 2010)

10 Nisan 1940 - Algan Hacaloğlu, Siyasetçi.

10 Nisan 1942 - Erden Kıral, Yönetmen ve senarist.

10 Nisan 1944 - Tuncer Cücenoğlu, Oyun yazarı ve çevirmen (ö. 2019)

10 Nisan 1952 - Steven Seagal, Amerikalı aktör.

10 Nisan 1953 - Mehmet Gedik, İnşaat mühendisi ve siyasetçi (ö. 2011)

10 Nisan 1954 - Atilla Kart, Hukukçu ve siyasetçi.

10 Nisan 1957 - Türker Ertürk, Deniz Harp Okulu eski komutanı, yazar ve siyasetçi.

10 Nisan 1967 - Mete Yarar, Asker, güvenlik danışmanı ve yazar.

10 Nisan 1968 - Metin Göktepe, Gazeteci ve Evrensel gazetesi yazarı (ö. 1996)

10 Nisan 1973 - Guillaume Canet, Fransız oyuncu ve yönetmen.

10 Nisan 1973 - Roberto Carlos, Brezilyalı futbolcu.

10 Nisan 1973 - Selahattin Demirtaş, Siyasetçi.

10 Nisan 1979 - Rachel Corrie, Amerikalı barış gönüllüsü (ö. 2003)

10 Nisan 1980 - Charlie Hunnam, İngiliz oyuncu.

10 Nisan 1980 - John Baker, Amerikalı sinema oyuncusu.

10 Nisan 1982 - Ceyhun Fersoy, Oyuncu.

10 Nisan 1983 - Bobby Dixon, Amerikalı basketbolcu.

10 Nisan 1984 - Mandy Moore, Amerikalı oyuncu ve şarkıcı.

10 Nisan 1989 - Thomas Heurtel, Fransız profesyonel basketbolcu.

10 Nisan 1990 - Alex Pettyfer, İngiliz oyuncu.

10 Nisan 1992 - Daisy Jazz Isobel Ridley, İngiliz aktris.

10 Nisan 1993 - Rune Dahmke, Alman hentbolcu.

10 Nisan 2007 - Hollanda Prensesi Ariane, Orange-Nassau Prensesi, Hollanda kralı Willem-Alexander ve Kraliçe Máxima'nın üçüncü ve en küçük kızı.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

10 Nisan 1585 - Papa XIII. Gregorius, Katolik Kilisesi Papası (d. 1502)

10 Nisan 1813 - Joseph-Louis Lagrange, İtalyan matematikçi (d. 1736)

10 Nisan 1858 - Robert Brown, İskoç botanikçi (d. 1773)

10 Nisan 1911 - Mikalojus Konstantinas Čiurlionis, Litvan ressam, besteci ve yazar (d. 1875)

10 Nisan 1919 - Emiliano Zapata, Meksikalı devrimci (d. 1879)

10 Nisan 1920 - Moritz Benedikt Cantor, Alman matematik tarihçisi (d. 1829)

10 Nisan 1931 - Halil Cibran, Lübnan asıllı Amerikalı ressam, şair ve filozof (d. 1883)

10 Nisan 1938 - Joseph Nathan Oliver, King Oliver ya da Joe Oliver olarak da bilinen Amerikan caz kornet çalıcısı ve grup lideri (d. 1881)

10 Nisan 1950 - Fevzi Çakmak, Kurtuluş Savaşı komutanlarından (d. 1876)

10 Nisan 1954 - Auguste Lumière, Fransız sinema öncüsü (d. 1862)

10 Nisan 1959 - Jan Černý, Çekoslovakya başbakanı (d. 1874)

10 Nisan 1962 - Michael Curtiz, Macar asıllı Amerikalı film yönetmeni (d. 1886)

10 Nisan 1962 - Stuart Sutcliffe, İskoç müzisyen ve sanatçı (d. 1940)

10 Nisan 1966 - Evelyn Waugh, İngiliz yazar (d. 1903)

10 Nisan 1979 - Nino Rota, İtalyan film müziği bestecisi ve En İyi Özgün Müzik Akademi Ödülü sahibi (d. 1911)

10 Nisan 1983 - Şevket Aziz Kansu, Akademisyen ve Türk Tarih Kurumu Başkanı (d. 1903)

10 Nisan 1992 - Peter Dennis Mitchell, İngiliz biyokimyacı ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (d. 1920)

10 Nisan 1995 - Morarji Desai, Hindistan'ın 6. Başbakanı (d. 1896)

10 Nisan 2004 - Sakıp Sabancı, İş adamı (d. 1933)

10 Nisan 2010 - Lech Kaczyński, Polonya cumhurbaşkanı (d. 1949)

10 Nisan 2012 - Erdoğan Arıca, Eski futbolcu ve teknik direktör (d. 1954)

10 Nisan 2013 - Raymond Boudon, Fransız sosyoloji uzmanı (d. 1934)

10 Nisan 2013 - Robert G. Edwards, Büyük Britanyalı fizyolog ve Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahibi (d. 1925)

10 Nisan 2014 - Dominique Baudis, Fransız siyasetçi (d. 1947)

10 Nisan 2014 - Gül Gülgün, Sinema, dizi ve tiyatro oyuncusu (d. 1933)

10 Nisan 2014 - Phyllis Frelich, Amerikalı aktris (d. 1944)

10 Nisan 2015 - Rose Francine Rogombé, Gabonlu siyasetçi (d. 1942)

10 Nisan 2017 - Bab Christensen, Norveçli aktris (d. 1928)

10 Nisan 2017 - Linda Hopkins, Afro-Amerikalı tiyatro oyuncusu, blues ve gospel müziği şarkıcısı (d. 1924)

10 Nisan 2019 - Joseph Werner Bardenhewer, Alman Katolik din adamı ve hayırsever (d. 1929)

10 Nisan 2019 - Earl Thomas Conley, Amerikalı country müzisyeni ve şarkıcısı (d. 1941)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir hafta sonu diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Cumartesi.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?