Dostum Ares

DOSTUM ARES (*)

Herkesin en derinden algıladığı ‘sıtma’ hali. Sarsıntılarla, sayıklamalarla yaşadığı ağı duygu. Genelde usu öldüren, gözleri körelten, eli ayağı felç eden acı gerçek. Süzme umut, tortusu umutsuzluğa ezik düşen, yenik düşen iç dünya arenası. Coğrafyasız sözcükler küresi. İnsanlık şiirine maya çalan gök küre: aşk! Rüyaların alyuvarlarını tanımlamaya benzer onu anlatmak. Tanısızlığı tanımlamaya… “Aşk bahçesinde cesurum” diyemedikçe, üzerinde hakkı olamaz kişioğlunun. Zaman yaşlandırıyor çünkü. Her şeyi yaşlandırıyor gibi, aşkı ve yazıyı da seline katıp götürüyor. Sonuçta, aşk öylesine büyük ki tümüyle kavramaya zaman ve uzam yetmez, Ömrün bir yerinde; ‘Dostum Ares’ diyen herkesi geçer sonuçta. Evet, beni de “geçer” okudukça, tanıdıkça ve de yaşadıkça diyerek serzenişe kapılmadan edemez hiç kimse…

“… Kasım sonunda Gocanamla Gocabubam geldiler. Onlarla yine beraberdim ancak havalar soğumuştu. Yine kar yağdı. Kulübem vardı, korunaklıydı ama orada kalmak istemiyordum. Tamamen cam olan mutfak kapısının önüne geliyor, onları izliyordum oradan. Ares kulübene git diyorlardı. Ama ben onlarla birlikte olmak istiyordum. Gocaanam camın önüne gelerek, “üşümüş mü acaba bu?” dedi. Daha çok titremeye başladım./ Biz onu çok sevdik, o da bizi öylesine sevdi ki yeri geldiğinde canı pahasına bizi korumaya çalıştı./ Arkadaşlarımız ne zaman yayla evimize gelseler hep Ares’i sorarlar, ondan bahis açarlar, onunla ilgili anılarını anlatırlar…”. (sy.109-120) / (**)

Bu güzel anekdot, kitabında yer alan ve bir köpeğin gözünden insanlara bakışına, adeta gözlem sunuyor yazar ‘Münevver Ongun’. Kitabında yer alan anlatımı didiklemeden önce önsöz olarak betimlediği düşünceler dikkatimi çekti; paylaşmak niyetindeyim:

“… Allah meleklerini, tenselliği olmayan bir idrakten, hayvanlarını idraki olmayan bir tensellikten, insanlarını ise idrak ve tenselliğin birleşiminden yarattı. İnsanın idraki tenselliğini aşarsa insan meleklerden bile daha iyi olabilirken, tenselliği idrakini aşmış bir insan hayvandan bile kötüdür… ”. / Ares’i idraki olmayan bir hayvan gibi düşünebilirsiniz. Ama ben onunla birlikte geçirdiğimiz on üç yılda onun idraki yüksek bir varlık olduğunu gözlemledim. Bu kitapta onun dili, gözü ve beyni olmaya çalıştım. Onunla geçirdiğimiz her an için ‘iyi ki yaşamışız’ diyorum. Ares hayatımıza inanılmaz farklılıklar getirdi. Kâh güldük, kâh ağladık ama çok mutlu olduk…” (sy.7)-(***).

Yorucu değil. İnsanda, acaba bende mi sahiplensem duygusunu yaratıyor. ‘Ongun’un anlatımına özgü ön anlamlar, yapıyı bozmadığı gibi, anlatımın zincirleme güzelliği okunuşu akıtıyor. Pürüzsüz bir söylem, ince ayar öyküleme katkısı, iletiyi düşünsel ve duyusal derinlikten sunuyor. Bu da, hep bir sonraki bölümü ve anlatımı daha ilginç kılıyor okuyana. Anlatım, sözcük karşılıklarının ötesinde değer yayıyor ortaya. Bu durum da aslında duygularımıza engel koyamadığımız ve duyulan, yaşanılan aşkı soyut olmaktan çıkarıyor.

(*) ; kitabın özgün ismi

(**) ; kitaptan alıntı

(***) ; Önsöz

(****) ; Kanguru yayınları

Yorulmak, insan, ares, sahip, Münevver Ongun, İleti, Mustafa Gökçek

www. haberhurriyeti.com/mustafagokcek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?