Emekli amirallerin gözaltı sürelerinin 4 gün uzatılması talebi

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Yavru ıstakoz denizde köşe bucak annesini arıyor, rastladığı herkese soruyormuş:

-“Annemi gördünüz mü, annemi gördünüz mü?” diye...

Sonunda annesinin en yakın arkadaşına rastlamış:

-“Annemi gördün mü teyzecim?” demiş.

Annesinin arkadaşı cevap vermiş:

-“En son bir davete gittiğini söylemişti bana. Henüz dönmedi.”

Günün Sözü” olarak 12 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 65. doğum günü olan yazar Cahide Birgül'ün "Gölgeler Çekildiğinde" adlı kitabından alıntılar paylaşmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

"Hayatımıza gidenlerle bazı cümleler de sızıyordu içeri. İnsanlar kaldıkça kalıyor, onlar çekip gittiklerinde ise silinip yok oluyorlardı."

"Çaresizlik yaratıcıdır. İnsana umulmadık kapılar açar."

"Artık biliyorum ki, sadece hayal dünyamızda yarattıklarımızı severiz."

"Güneş sizin topraklarınızda batmışsa, başka bir yerlerde doğduğunu düşünmezsiniz. Gecenin bütün dünyayı kapladığını sanırsınız."

"Ben unutmaya yatkınımdır. Çok akıllıca olduğunu iddia etmiyorum. Ama hatırlamak yoruyor beni."

Şuraya da "Hayata Daha Pozitif Bakmanın Yolları"ndan birini bırakayım:

Tek başınıza seyahate çıkmak için birilerinden izin almayı beklemeyin. İşinizi değiştirmek için eşinizin de bunu onaylamasına ihtiyaç duymayın. İstediğiniz bölümü okumak için ebeveynlerinizden izin almayın. Unutmayın ki bu sizin hayatınız. Başınıza ne gelirse gelsin, sorumluluğunu siz alacaksınız. İşte tam da bu nedenden dolayı, sürekli olarak başkalarının sizi onaylamasına izin vermeyin. Çünkü tek başınıza karar almak size çok daha iyi hissettirecektir.

Bir de ilginç bir bilgi vereyim sizlere:

Hindistan'da oyun kağıtları yuvarlaktır.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Saray memurunun aylık maaşı 84 bin 702 TL

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Twitter hesabından Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı'nın ayrı ayrı kurumlardaki görevlerinden aldığı maaşları aktardı.

Buna göre Kıratlı, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığından 22.906 TL, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyesi olarak 24 bin lira ve YÖK üyeliğinden ise 37.796 TL maaş alıyor. Maaşa araç, yolculuk, seyahat, konaklama, temsil gideri, aile sağlık yardımı, prim, vergi muafiyeti dahil değil.

Kıratlı’nın aylığı 84 bin 702 TL'ye geliyor.

Kılıçdaroğlu: Biz hiçbir zaman 'HDP ile beraber bir parti olduk' demedik ama zulmün karşısında susmayız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sinop Kültür Merkezi'nde muhtarlarla bir araya gelerek sorun ve taleplerini dinledi, sorularını yanıtladı. Ülkenin sorunlarını çözmeye talip olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Çözeceğim. Kim ne derse desin, bu ülkenin çözülmeyecek hiçbir sorunu yok. Yeter ki akıl olsun." ifadesini kullandı. Türkiye'nin zengin kaynakları olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Efendim, paramız yok. Para var efendim, niye paramız yok. Bir ayda 128 milyar dolar nereye gitti? 128 milyar dolarla bütün köylerin altyapı dahil bütün sorunları çözülürdü. Nereye gitti bu para biliyor musunuz? Hayır. Ben de bilmiyorum. Araştırmak isteyen Merkez Bankası Başkanı da görevden alındı." diye konuştu. Bazı muhtarların HDP konusunda rahatsızlıklarını dile getirdiğini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Arkadaşlar, bizim bir ittifakımız vardı. Adı 'Millet İttifakı'. Dört parti var burada. İYİ Parti var, Demokrat Parti var, Saadet Partisi var, Cumhuriyet Halk Partisi var. Bizim ittifakımız bu. Yerel yönetimlerde bir ittifak olmadı. Çünkü yerel yönetimlerde ittifak için özel bir düzenleme yapılmadı. HDP ayrı bir parti, biz ayrı bir partiyiz. Biz hiçbir zaman, 'HDP ile beraber bir parti olduk' demedik ama bizim bir özelliğimiz var. Tarihin bize yüklediği bir özellik bu. Biz zulmün karşısında susmayız. Haksızlık karşısında susmayız. Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır. Eğer sevgili Peygamberimiz bunu söylemişse haksızlık karşısında susmayız. Bu, insanlığın bir gereğidir."

Kılıçdaroğlu, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in de hakkını kendisinin savunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

"Melih Gökçek bizim CHP'li mi? Hayatında CHP'ye oy verdi mi? Hayır ama hakkını savundum. Milletin seçtiği kişiyi zorla sen istifa ettiremezsin. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı AK Parti'li idi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı AK Parti'li idi. İtiraz eden kim? Benim. Millet seçtiyse milletin hakkına saygı göstereceksin. Kürk kökenli vatandaşlarımız... Bizim ülkemizde kimliği ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun ve yaşam tarzı ne olursa olsun herkesin inancına, kimliğine ve yaşam tarzına saygı göstereceksiniz. Siz anne ve babanızı seçme hakkına sahip misiniz? Yok. O zaman benim kimliğimi niye sorguluyorsun? Herkesin bir inancı var. Benim görevim ne? Onun inancına saygı göstermek. Bakın, siyaset kimlikler üzerinden yapılmaz, inanç üzerinden yapılmaz, yaşam tarzı üzerinden yapılmaz. Bu üç alan toplumu bölmek için egemen güçlerin Türkiye'ye soktuğu bir olaydır. Sosyal kimlikler üzerinden siyaset yapılır. Nedir sosyal kimlikler? Muhtarlar bir sosyal kimliktir. Emekliler bir sosyal kimliktir. İşçiler bir sosyal kimliktir. Memurlar bir sosyal kimliktir. Apartman görevlileri bir sosyal kimliktir. Apartman görevlileri dediğimiz zaman, apartman görevlilerinin sorunlarını çözüyoruz. İşsiz dediğiniz zaman, işsizlerin sorunlarını çözüyorsunuz. Türkiye'de siyaset yanlış bir mecrada gidiyor. Düzeltmek için uğraşıyoruz biz. Son 10 yılda CHP'deki değişim, Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihindeki en büyük değişimlerden biridir"

HDP Eş Genel Başkanı Buldan'dan 'kapatma davası' açıklaması: Bizi alt edecek hiçbir güç yoktur

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, bir otelde düzenlenen basın toplantısında, HDP'nin güçlü demokrasi, gerçek adalet ve özgür yaşamın kurucu gücü olduğunu söyledi. HDP'ye açılan kapatma davasının 'halk iradesine karşı' olduğunu belirten Buldan, şöyle konuştu:

"İnancımızı ve umudumuzu yitirmedikçe bizi alt edecek hiçbir güç yoktur. Başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarını bir 100 yıl daha karanlığa mahkum etmeyeceğiz, buna asla izin vermeyeceğiz. Tarihsel olarak var olan, sistemin içinden gelen devletçi iki egemen bloka karşı üçüncü yol siyasetini büyüteceğiz. Demokrasi ittifakını genişleterek ülkeyi bu karanlıktan kurtaracağız."

Savcılıktan 'emekli amirallerin gözaltı sürelerinin uzatılması talebi'ne açıklama!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 104 emekli amiralin hazırladığı bildiriye imza attıkları için gözaltına alınan 10 emekli amirali, gözaltı sürelerinin 4 gün uzatılmasını talebiyle adliyeye sevk etmişti.

Söz konusu talebin nedenleri belli oldu. Savcılıktan yapılan açıklamada, soruşturma kapsamında el konulan dijital materyallerin çokluğu, buna bağlı incelemelerinin devam ettiği, HTS analiz çalışmalarının sürdüğü, henüz ifadelerinin alınmadığına dikkat çekerek, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyetinin de gözönünde bulundurularak gözaltı süresinin yarın sabah 06.30'dan itibaren 4 gün uzatılmasını Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'nden talep ettiği belirtildi.

AKP’li yetkili: Bu bildiri aslında Allah’ın bir lütfu

104 emekli amiral 3 Nisan’da geceyarısı Montrö Sözleşmesi ve ‘cüppeli takkeli komutan’la ilgili ortak açıklama yayınlamıştı. Bildiri, hükümet kanadı tarafından ‘darbe hevesi’ne yorulmuş, re’sen soruşturma başlatılmıştı. İmzacı emekli amirallerden 10’u dün gözaltına alınmış, dördüne ise yaşı nedeniyle üç gün içinde emniyete müracaat etmesi için tebligat yapılmıştı. BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre AKP yönetimi yargısal, idari, yasal ve toplumsal alanda atılacak adımlara dayalı dört ayaklı bir strateji benimsedi. Bu tür girişimlerde bulunan emekli askerlerin lojman, diplomatik pasaport, orduevi kullanımı gibi bazı haklarında sınırlama yapılmasına ilişkin düzenleme için harekete geçildi. Emekli subaylar için muvazzaflar için söz konusu disiplin soruşturması yolunu açabilecek düzenlemeler üzerinde duruluyor. Hakkında disiplin soruşturması açılan emekli askerler orduevlerine alınmayabilir ya da lojman, diplomatik pasaport gibi haklardan men edilebilir.

AKP’li üst düzey bir yönetici yaptırım kararının gerekçesini şöyle açıkladı: 

“Bu bildiri aslında bir anlamda Allah’ın lütfu. Eğer böyle bir bildiri hazırlanmasaydı, bu düzenlemeler aklımıza gelmezdi. Düşünün diplomatik pasaportları var, 15 Temmuz’dan sonra darbeciler Yunanistan’a sığınmadı mı? Birincisi bu düzenlemelerle sivilleşmeyi sağlayacağız. İkincisi disiplin soruşturmasıyla yanlışı tespit edilenler, bu hakları kullanmaktan men edilecek.”

Bildirinin dışarıdan çok farklı algılanabileceğine ve yatırımcıları ürkütebileceğine dikkat çeken AKP’liler, Erdoğan’ın, pazartesi akşamı Katar emirini kaygıları gidermek için aradığını belirtti. AKP yetkilileri Katar’ın Türkiye’ye büyük yatırım yaptığını ve bir anlamda ‘stratejik ortak olduğu’nu vurgulayarak Erdoğan’ın, bildiri nedeniyle Türkiye’ye karşı oluşacak olumsuz algının giderilmesine dönük bir adım attığını ifade ediyor. Katarlı sermaye sahiplerinin Kanal İstanbul projesi güzergahındaki yatırımları gündeme gelmişti. Emekli amirallerin bildirisinde de Kanal İstanbul’a karşı ifadeler yer alıyor.

İmamoğlu Çatalca'da esnafın sorunlarını dinledi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, perşembe mesaisinin öğleden sonraki bölümünü, kentin kırsal bölgelerinden Çatalca ilçesine ayırdı. İlk olarak Ferhatpaşa Mahallesi’ndeki Çakıl Kavşağı düzenleme inşaatında incelemelerde bulunan İmamoğlu, daha sonra Hamamönü esnafına ziyaretler gerçekleştirdi. Esnafla sohbet eden İmamoğlu, vatandaşlardan gelen sorunları dinledi. Aynı mahalledeki İSKİ Hizmet Binası inşaatında da incelemelerde bulunan İmamoğlu, yetkililerden bilgi aldı. İmamoğlu’nun ilçedeki son durağı, Kızılcaali Köyü oldu. İmamoğlu, köyde; Çatalca Ziraat Odası ile İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş. iş birliğiyle sürdürülen sosyal sorumluk projesi kapsamında, mevsimlik çiçek üretimi yapılan seraları ziyaret etti. Çatalca Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin ile Ağaç ve Peyzaj A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas’ın eşlik ettiği İmamoğlu, üretime katılan kadın çalışanlarla renkli sohbetler gerçekleştirdi. Çatalca ziyaretini kadın çalışanların yanında değerlendiren İmamoğlu, “Bugün Çatalca’dayız. Köylerimizi de geziyoruz. Keyifli bizim için. Niye? Çünkü üreten köylüyle burada bir aradayız” dedi. “Köylünün kırsalda üretmesi, aynı zamanda şehirle yan yana yaşaması, oradaki hayatı sağlıklı yapar, canlı tutar, birbirini destekler” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Burada çok güzel bir iş birliği başladı. Kurumumuzun peyzaj konusunda uzman birimi olan Ağaç A.Ş., burada köylülerimizle, Ziraat Oda’mızla bir arada bir iş üretti. İhtiyacı olan bitkilerin, çiçeklerin burada yetiştirilmesi… Yarın farklı bitkilerin üretilmesinde de talepleri var. Genel Müdürümüzle konuşacağız, o konuya hassasiyet göstereceğiz. Buradaki başkanlarımız der ki; başka köylerin de bu işte etkin olmasını istiyoruz. Demek ki, potansiyeli artırmamız lazım. Görünüyor ki; İstanbul’da köylerimize fırsat verildikçe, sadece bu şehir için üretim yapsa buranın kırsalı, gerçekten ‘efendi’ olur. ‘Köylü milletin efendisidir’ sözü, Atatürk tarafından boşuna söylenmiş bir söz değildir. Güçlü bir sözdür. Karakter açısından, yüz yıllar da geçse etkisinin ve öneminin geçmeyeceği bir sözdür. Çünkü, üretim olmazsa, insanlar beslenmezse, üretimi çağın koşullarına göre yapmazsanız gerçekten toplumu, milleti mutlu edemezsiniz.”

Yapılan iş birliğinin herkesi mutlu ettiğini vurgulayan İmamoğlu, “Daha güzeli; kadınlar memnun. Kadınların üretimin içinde olması ve bu üretimle mutluluklarını görmek, beni çok çok mutlu ediyor. Çiçekleri kendi elleriyle dikince de İstanbul’un daha güzel olacağını şimdiden görüyorum. Ellerine, emeklerine sağlık. Hatta ablalarımız diyor ki, ‘Bize yetmez.’ ‘Bize daha çok çeşit versinler. Tüm köylerimize bunu yayalım’ diyorlar. Bizim isteğimiz bu. Biz, insanların arasında gönül bağını iyi kurarsak, onlara üretimde yol gösterirsek, çok güçlü bir İstanbul kırsalı var ederiz. Kırsalı yok etmeye çalışanlara karşı, bu mücadelemiz çok önemli. Biz, bu memleketin topraklarında üretim olsun istiyoruz. Bu memleketin topraklarına, saçma sapan beton kanallar yapılsın istemiyoruz. Buraların betona boğulmasına müsaade etmeyeceğiz. Allah esirgesin, dünya güzeli bu toprakların daha verimli, daha bereketli olması için çalışmalarımızı yoğun bir şekilde yapacağız” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, bir gazetecinin, “İlçe belediyeleri ile ortaklaşa çalışarak, kaçak yapıların önüne geçme şansınız var mı” sorusuna, “Zaten bu konuda; Büyükşehir, ilçe belediyesi fark etmiyor. Kaymakamlığı ile her yönüyle ortak çalışmak zorundayız, çalışıyoruz da. Bu konuda vatandaşlarımız da duyarlı olmalı. Yani, gözünün aldığı bir yerde, kaçak bir yapı gördüğü zaman, bunu ihbar etmek günah değil; ihbar etmemek günah. Dolayısıyla doğayı, ortamı korumak adına, biz, kaçak yapıya müsaade etmeyiz. Bakın, ben 2 yıldır görev yapıyorum. Bu siyasette, belediyecilikte vardır; ‘Şurasına müsaade, burasına müsaade.’ Asla tavizimiz yoktur; o tür telefonlara, o tür taleplere kapalı bir kişiyim. Dolayısıyla bu konuda biz, mücadelemizi sonuna kadar veririz. İlçe belediyelerimizle uyumlu çalışırız; ama elde edilen her ihbar – açık çağrıdır bu- Çatalca olsun, başka bir yer olsun; her ihbara karşı duyarlıyız. Sonuna kadar gideriz” yanıtını verdi. Kızılcaali Köyü sakinleriyle muhtarlık yakınında bir araya gelen İmamoğlu, burada kısa bir konuşma yaptı. Köylünün üreteceği çiçekler için alım garantisi verdiklerini hatırlatan İmamoğlu, farklı türlerdeki desteklerinin süreceği müjdesini verdi. Muhtar Ömer Engin’i makamında ziyaret eden İmamoğlu, köylü kadınların elleriyle hazırladıkları sofraya, yine onlarla birlikte oturdu. Börekler ve yaprak sarması eşliğinde gerçekleştirilen sohbet, renkli anların yaşanmasına sahne oldu.

Korkutan uyarı: Her an 6.8 büyüklüğünde deprem üretebilir

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından Muğla'nın depremselliği hakkında bilgi veren rapor yayımlandı. Muğla'yı etkileyen önemli depremler ve aktif fay hatlarının paylaşıldığı raporda Muğla - Yatağan fay hattının 6.8 büyüklüğüne deprem üretebilecek potansiyele sahip olduğu belirtildi. Raporda şu tespitler yer aldı:

* Muğla diri fay üzerinde yer alan ve deprem tehdidi altında yaşayan bir ilimizdir. Depremler yer sarsıntısı yarattıklarında çok uzak alanlarda bile yıkıma neden olabilmektedir.

Yer sarsıntısının şiddeti depremin uzaklığı ve büyüklüğünün yanı sıra zemin koşullarından da önemli oranda etkilenmekte ve zayıf mühendislik özelliklerine sahip zeminler deprem dalgalarının genliğini artırarak üstündeki binalara aktarmaktadırlar.

* Mikrobölgeleme çalışmaları ve deprem senaryoları ile bir bölgede zemin yapısı ve depremin yaratması olası yer sarsıntısı belirlenebilir. Bir yapı beklenen yer sarsıntısına göre ve geçerli en son Bina Deprem Yönetmeliği koşullarına uygun olarak inşa edilirse can kayıplarına yol açmaz.

Raporun çözüm önerileri bölümünde şunlar paylaşıldı:

* Fayların geçtiği yerlerin ve deprem karakteristiklerinin tam olarak belirlenmesi, Ege veya Akdeniz içinde meydana gelebilecek depremlerin oluşturabileceği olası tsunami etkileri de dikkate alınarak Muğla ili kıyı yerleşim alanlarının planlarının, olası tsunami etkileri de göz önüne alarak yeniden yapılması, afet olasılıkları ışığında Deprem Master Planı'nın hazırlanması, aktif fay zonlarının sakınım bantı içinde kalan alanların 1. Derece doğal eşik değerler arasına alınması gerekmektedir.

* Aletsel dönemde (1900 sonrası) de Muğla ve yakın çevresinden çok sayıda irili ufaklı depremler gelişmiştir. Ancak bunların il merkezine yakın olanlarının büyüklüğü genellikle 6'nın altında kalmıştır. Muğla'da net olarak bilinen ve kent merkezinde yüzey faylanmasına neden olan bir deprem bilinmemektedir. Ancak, Muğla kent merkezi içerisinden geçen fayların büyük depremler üretme ve yüzey faylanması oluşturma kapasitesi vardır.

* Fay boylarından hareketle yapılan hesaplamalar Yatağan – Muğla fay zonunda bulunan fay parçalarının 6.8 e varabilecek büyüklükte deprem üretme potansiyelinin olduğunu göstermektedir. Batı Anadolu'da bu büyüklükteki depremlerde yüzey kırığı oluşturduğu bilinmektedir, bu nedenle Muğla ilimiz yüzey faylanması tehlikesi altındaki illerimizden biri olarak değerlendirilmekte, bilinmezlikleri ortadan kaldıracak diri fay üzerindeki çalışmaların hayati öneme sahip olduğu vurgulanmaktadır.

SÖZCÜ'ye açıklamalarda bulunan Jeoloji Odası Mühendisleri Muğla Odası Başkan Yardımcısı ve TMMOB Bodrum Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Erdoğan ise şöyle konuştu:

* Muğla, ilçeleri ve Bodrum dahil ne yazık ki böyle bir depreme hazırlıklı değiliz. Çünkü binaların depreme dayanıklılık testleri ve raporlarını gösteren envanter ilimizde ne yazık ki hazırlanmadı. Bir an önce bu envanterin hazırlanması için Jeoloji Mühendisleri Odası ve belediyeler bir araya gelerek bir komisyon oluşturmalı, binlerce ev, işyeri turizm tesislerinin depreme dayanıklılık testlerinin yapılarak gerekli envanterin mutlaka çıkarılması gerekir. Geçen her zaman insanlığın aleyhine işliyor. Muğla deprem bölgesi tarihte 8 şiddetinde depremleri gördük, bir daha görmeyeceğiz anlamına gelmiyor, biz gerekli önlem, tedbirleri alır ilgili çalışmaları yaparsak büyük bir facianın önüne geçmiş oluruz. Ne yazık ki sadece Muğla'da değil Türkiye genelinde bu tür envanter çıkarma işlemlerini belediyeler ciddiye almalı ve bir an önce ilgili odalarla iş birliğine gitmeli.

MUĞLA’YI ETKİLEYEN TARİHİ DEPREMLER

* Muğla ili, Batı Anadolu'nun önemli diri jeolojik yapılarından biri olan ve Gökova Grabeni kuzeyinde ve Yatağan – Muğla fay zonu üzerinde yer alır. Bölgede gerek Gökova Grabeni, gerek Yatağan – Muğla fay zonu, Fethiye ilçesi içerisinden geçen Fethiye – Burdur fay zonu ve Ege Denizi içerisinde bulunan faylardan kaynaklı çok sayıda yıkıcı deprem meydana gelmiştir. MÖ 227, MÖ 198 ve MS 142-144 tarihlerinde Muğla ve civarında büyük depremlerin yaşandığı bilinmektedir. 1631 Milas ile 1851 ve 1896 Muğla depremleri dikkat çeken depremlerdir. 1631 depremleri bilhassa Milas çevresini defalarca sallamış ve hasara yol açmıştır.

* 1851 depremi de olasılıkla tek bir deprem olmayıp birbirini izleyen bir depremler serisi olarak gelişmiş ve Muğla'da hasara yol açmıştır. En son tarihsel deprem ise 19 Nisan 1896 tarihinde Muğla kent merkezi ya da yakınında meydana gelmiş Milas ve Muğla'da öneli hasar neden olmuştur. Depremin artçıları 22 Nisan'a kadar sürmüş, 29 Nisan'da ise bir deprem daha gerçekleşmiştir. Tarihsel dönemde bilhassa 19. yüzyılın ikinci yarısında Muğla il sınırları içerisinde 50’den fazla depreme ait kayıtlar vardır: Bunların bir kısmı il merkezinde, çoğu da Fethiye, Bodrum gibi ilçelerde hasara yol açmıştır.

Yüzlerce şubesi olan banka, kalıcı olarak evden çalışmaya geçiyor!

Dünyada ve Türkiye'de birçok şirket, pandemi sonrasında da evden çalışabilme seçeneğini değerlendiriyor. İngiliz bankacılık devi HSBC, İngiltere'deki çağrı merkezi biriminde kalıcı evden çalışma düzenlemesi için ilk adımı attı. Bankacılık devi HSBC, Britanya’da çağrı merkezi biriminde çalışan 1200’den fazla çalışanına pandemi sonrasında kalıcı olarak evden çalışabileceklerini iletti. Bu konudaki görüşmelerin sürdüğünü açıklayan banka, bireysel müşterilere hizmet veren çağrı merkezi birimindeki çalışanlara çalışma yeri konusunda esneklik tanınmasına ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirtti. Reuters’ın aktardığına göre, söz konusu birimdeki yaklaşık 1800 çalışanın yüzde 70’i, ofise dönmeme ve pandemi sonrasında da evden çalışma isteklerini bankaya iletti. İngiltere’nin diğer bir büyük bankası Standard Chartered da, küresel ölçekte tüm birimlerinde esnek çalışma kararı almıştı. Çalışanların yüzde 84’ü, ev ve ofisin birlikte kullanıldığı melez bir çalışma sistemi talebini iletmişti.

 

Korona haberlerine gelince:

 

Öğretmenler, koronavirüse yakalanan öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayacak, yoklama alacak

Antalya'nın Kemer ilçesindeki Göynük Fen Lisesi'nde 11 öğrenci, koronavirüse yakalandı. Okul pansiyonunda nöbete kalan öğretmenlere ise idare tarafından, karantinaya alınan öğrencilerin yemeklerini vermeleri, ateşlerini ölçmeleri ve yoklama almaları gerektiğinin söylendiği ileri sürüldü. Kemer ilçesindeki Göynük Fen Lisesi'nde 1 Nisan'da bir öğrencinin koronavirüs testi pozitif çıktı. Bunun üzerine durumlarından şüphelenilen diğer öğrencilere test yaptırıldı. Test sonucunda 8'i kız, 11 öğrencinin koronavirüs testi pozitif çıktı. Pozitif çıkan öğrencilerin derslerine giren öğretmenler 'temaslı' olarak karantinaya alınmazken, iddiaya göre, öğrencilerle ilgilenmeleri için görevlendirildi. Okulun pansiyonunda her gün nöbet tutan öğretmenlerin aylık nöbet listesi değiştirilmezken, iddialara göre karantinada bulunan pozitif öğrencilerin yemeklerini saat 07.00, 12.00 ve 18.00’de vermeleri ve 24.00'te vücut sıcaklıklarını ölçmeleri, odalarında yoklamalarını almalarının istendiği ileri sürüldü. Karantinaya alınmayan ve ailelerini riske attıklarını düşünen bazı öğretmenler itiraz etti, ancak durumlarında değişiklik yapılmadığı kaydedildi. Kemer İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Tekdemir, 12'nci sınıf öğrencileri arasında testi pozitif çıkanlar olduğunu belirterek, "Pozitif çıkanlar ve temaslı olanların tamamı pansiyonda ayrı odalarda izole edildi. İzole olan öğrencilerle ilgilenen pansiyondaki belletmen öğretmenlerimize de tüm koruma ekipmanları sağlandı. Evlerine gitmek istememeleri durumunda da pansiyonda kalabilecekleri söylendi. Karantina süresi biten öğrencilerimize de tekrar test yaptırarak izolasyonlarını bitireceğiz" dedi. Okulun internet sitesinde 'Covid-19 Önlemleri' bölümündeki 'Yönetici ve Öğretmen Rehberi'nde nöbetçi öğretmenin süreçteki sorumlulukları arasında ise konuyla ilgili şu ifadeler yer aldı:

"Okula girişte salgın hastalık belirtisi gösteren öğrencileri ve personeli öncelikle belirlenen boş bir odada izole eder ve ivedilikle ilgili idareciye haber verir."

Aynı önlemler listesindeki 'Pansiyonlarda Dikkat Edilecek Hususlar' kısmında da "Rahatsızlanan bir öğrenci için mutlaka sağlık birimleri ile irtibata geçilir. Salgın hastalık belirtisi gösteren öğrenciler öncelikle belirlenen boş bir odada veya alanda izole edilir. Gerekli birimlere ve ailesine ivedilikle haber verilir" ibaresi yer aldı. (DHA)

Pegasus Hava Yolları uçuş ekiplerine, Kovid-19 aşısı uygulanmaya başlandı

Şirketten yapılan açıklamada, Sağlık Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliği içerisinde yürütülen uygulama kapsamında aşı yaptıran uçuş ekiplerinin, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün genelgesine uygun olarak aşıyı takiben 48 saat süreyle uçuşlarda görev almayacağı bildirildi. Açıklamada, "Birincil önceliği misafirlerinin ve çalışanlarının sağlığı ve güvenliği olan Pegasus Hava Yolları, tüm dünyayı derinden etkileyen Kovid-19 salgınıyla mücadeleye devam ediyor." ifadeleri kullanıldı. Türk Hava Yolları (THY) uçuş ekibinde yer alan personelin aşıları, 6 Nisan Salı gününden itibaren yapılmaya başlamıştı. (AA)

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'ndan koronavirüs uyarısı: Farklı yeni belirtiler var

Hürriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, koronavirüs salgınını değerlendirdiği yazısında yeni belirtilere dikkat çekti. Osman Müftüoğlu, "Bu yeni mutant virüs yani ortalığı kasıp kavuran “İngiliz mutantı” sadece daha kolay bulaşmıyor. Bu yeni virüsün oluşturduğu hastalık tablosunda da farklı bazı belirtiler var." ifadelerini kullandı. Osman Müftüoğlu'nun yazısının ilgili bölümü şöyle oldu:

Salgının kontrolden çıktığını söylemek en azından şimdilik mümkün değil. Değil ama sürecin “kontrolü çok güç bir nokta”ya geldiği de kesin. Vaka sayılarında her gün neredeyse yüzde 10’ları zorlayan hatta bazen geçen artışlar yaşanıyor. Bu rakamlar bazı günler yüzde 15-20’leri bulabiliyor. “Test pozitiflik oranları”nda da endişe verici yükselmeler izliyoruz. Rakamlar burada da yüzde 20’leri zorluyor. Kısacası endişelenmekte kesinlikle haklıyız. Peki, neden böyle oldu? Vaka sayısı patlamalarındaki başlıca faktörler neler? VAKA sayılarındaki muazzam artışın bana göre 3 önemli nedeni var:

BİRİNCİSİ: Ev içi bulaşlarındaki artış korkunç boyutlara varmış durumda. Dikkatsizlik, özensizlik, biraz da bilgisizlik ve lakaytlık ile birleştiğinde çoğu evde neredeyse bir çeşit “ev içi salgın” durumu yaşanıyor.

İKİNCİSİ: Toplu taşıma araçlarındaki tedbirsizlikler de mühim bir salgın tetikçisi haline geldi. Aşırı yolcu yükü özellikle belirli saatlerde muazzam bir virüs trafiğine olanak sağlıyor.

ÜÇÜNCÜSÜ: İşyerlerindeki bulaşlarda da ciddi artışlar var. Kademeli mesai uygulamasına yeniden ve sıkı bir şekilde geçmek için neden hâlâ bekliyoruz, anlamak mümkün değil.

Kısacası önümüzdeki günler “biraz” değil, çok “zor” günler. Uygulaması mümkün olmayan “tam kapanma” gibi tekliflerle, tartışmalarla vakit geçirmeyi bir kenara bırakıp öncelikle bu 3 gündem üzerinde yoğunlaşmamız gerekiyor. Kısacası çok daha dikkatli, çok daha tedbirli, çok daha “korumalı ve mesafeli!” olmamız gereken günlerdeyiz. Bu yeni mutant virüs yani ortalığı kasıp kavuran “İngiliz mutantı” sadece daha kolay bulaşmıyor. Bu yeni virüsün oluşturduğu hastalık tablosunda da farklı bazı belirtiler var. Örneğin, daha önceki vakalarda çok sık görülen ateş, öksürük ve benzeri belirtiler yerlerini İngiliz mutantı virüsüne yakalananlarda “HAPŞIRMA, GENİZ VE BURUN AKINTISI, İŞTAHSIZLIK VE TİTREME” gibi daha önce pek de alışık olmadığımız yeni belirtilere bırakmış gibi görünüyor. Daha doğrusu COVID-19’un eski işaretlerine ek olarak son zamanlarda bu 4 belirtiye de sık sık rastlıyoruz. Bu nedenle hapşırma, burun akıntısı, boğazda yanma gibi klasik nezle belirtisi yaşayanların da muhtemel bir COVID-19 enfeksiyonunu erken yakalayabilmek amacıyla vakit geçirmeden bir PCR testinden geçmelerinde fayda var.

"Günün Şiiri" köşemizde bugün sizlerle 154 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 200. doğum günü olan Fransız şair Charles Baudelaire'nin bir şiirini paylaşmak istiyorum. Saygıyla anıyorum. Ruhu şad olsun.

HÜZÜNLÜ MADRİGAL

Bana ne sendeki dirlik düzenlik?

Hem güzel ol, hem de acı duy! Ekler

Gözyaşı yüzüne başka güzellik,

Yeşillikte bir su gibi üstelik;

Borayla canlanır çünkü çiçekler.

Seni ben alnından sevinç büsbütün

Dağılıp gidince daha severim;

Yüreğin yılgıdan daraldığı gün;

Korkunç bulutuyla baştan başa dün

Toplanıp yığılsın üstüne derim.

İri gözlerinden kan gibi ılık,

Bir su boşanırken severim seni;

Okşayıp seven elime karşılık,

Can çekişme gibi sararken sık sık

Duyduğun iç sıkıntısı gövdeni.

Çekerim içime, ey tanrısal haz!

Bütün hıçkırıklarını göğsünün,

Ey derin ezgi, tadına doyulmaz!

Sanırım ışıldar yüreğin, biraz

Gözlerinden hele inciler düşsün!

#CharlesBaudelaire

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Fırtına (Üç dokuzların üçüncüsü)

Halk takvimine göre 9 Nisan'da "3 dokuzların üçüncüsü" denilen fırtına yaşanmaktadır.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

9 Nisan 1770 - Mora zaferi.

9 Nisan 1860 - Dünyada ilk kez bir ses kayıt altına alınabildi.

9 Nisan 1932 - İlk kadın hakim Mürüvvet Hanım, Adana'da göreve başladı.

9 Nisan 1936 - İstanbul Telefon Şirketi devletçe satın alındı.

9 Nisan 1945 - Türkiye'de yerli ampul üretimi başladı.

9 Nisan 1952 - Şehir Tiyatroları Müdürlüğüne, Orhan Hançerlioğlu getirildi. Hançerlioğlu, daha önce İstanbul Emniyet Üçüncü Şube Müdürü'ydü.

9 Nisan 1957 - Süveyş Kanalı batıklardan temizlenerek yeniden gemi trafiğine açıldı.

9 Nisan 1953 - İlk üç boyutlu film olan Mumyalar Müzesi (House of Wax), Warner Brothers şirketi tarafından gösterime sunuldu.

9 Nisan 1958 - CHP'nin yayın organı Ulus gazetesi üçüncü kez kapatıldı. Kapatmaya, Ankara Milletvekili Bülent Ecevit'in bir yazısı yol açtı.

9 Nisan 1967 - Bugüne kadar 10575 adet üretilen (9 Nisan 2020 itibarıyla) Boeing 737 ilk uçuşunu yaptı.

9 Nisan 1969 - İngiltere'de imal edilen ilk Concorde uçağı ilk uçuşunu gerçekleştirdi.

9 Nisan 1979 - Türkiye'de ilk kez bir hastanın kulağına kıkırdak nakli yapıldı.

9 Nisan 1982 - Anıtkabir Müdürlüğü, Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Anıtkabir Komutanlığına bağlandı.

9 Nisan 1985 - Kapatılan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş, 4,5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi.

9 Nisan 1991 - Gürcistan'da yapılan halk oylamasıyla, Sovyetler Birliği'nden bağımsızlık kararı alındı.

9 Nisan 1991 - Paskalya için İstanbul'a gelen Yunan turistleri taşıyan otobüs, akli dengesi bozuk bir şahıs tarafından Vezneciler Hamidiye Oteli önünde kundaklandı. Olayda; 5'i çocuk 33 kişi yanarak can verdi.

9 Nisan 2003 - Irak'ın ABD önderliğindeki koalisyon güçleri tarafından işgalinin başlamasından birkaç hafta sonra Bağdat düştü.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

9 Nisan 1802 - Elias Lönnrot, Fin fizikçi, filolog ve şair (ö. 1884)

9 Nisan 1815 - Louis de Mas Latrie, Fransız tarihçi ve diplomat (ö. 1897)

9 Nisan 1821 - Charles Baudelaire, Fransız şair (ö. 1867)

9 Nisan 1830 - Eadweard Muybridge, İngiliz asıllı Amerikalı fotoğrafçı (ö. 1904)

9 Nisan 1835 - II. Léopold, Belçika Kralı (ö. 1909)

9 Nisan 1865 - Erich Ludendorff, Alman general (ö. 1937)

9 Nisan 1892 - Mary Pickford, Kanada asıllı Amerikalı sinema oyuncusu (ö. 1979)

9 Nisan 1895 - Michel Simon, Fransız aktör (ö. 1975)

9 Nisan 1898 - Paul Robeson, Amerikalı ses sanatçısı (ö. 1976)

9 Nisan 1908 - Vecihe Daryal, Kanun virtüözü (ö. 1970)

9 Nisan 1926 - Hugh Hefner, Amerikalı iş adamı (ö. 2017)

9 Nisan 1933 - Jean Paul Belmondo, Fransız sinema oyuncusu

9 Nisan 1933 - René Burri, İsviçreli fotoğrafçı (ö. 2014)

9 Nisan 1934 - Les Thornton, İngiliz profesyonel güreşçi (ö. 2019)

9 Nisan 1936 - Ljubomir Ćipranić, Sırp aktör (ö. 2010)

9 Nisan 1954 - Dennis Quaid, Amerikalı oyuncu.

9 Nisan 1955 - Joolz Denby, İngiliz şair ve yazar.

9 Nisan 1956 - Cahide Birgül, Yazar (ö. 2009)

9 Nisan 1963 - Erdal Tosun, Sinema ve dizi oyuncusu (ö. 2016)

9 Nisan 1966 - Cynthia Nixon, Amerikalı oyuncu.

9 Nisan 1969 - Linda Kisabaka, Alman atlet.

9 Nisan 1972 - Barış Falay, Oyuncu.

9 Nisan 1974 - Jenna Jameson, Amerikalı oyuncu.

9 Nisan 1976 - Barış Şimşek, Futbol hakemi.

9 Nisan 1977 - Gerard Way, Amerikalı müzisyen ve My Chemical Romance vokalisti.

9 Nisan 1978 - Cameron Cartio, İran asıllı İsveçli vokalist.

9 Nisan 1978 - Naman Keïta, Fransız atlet.

9 Nisan 1986 - Leighton Meester, Amerikalı oyuncu.

9 Nisan 1987 - Jesse McCartney, Amerikalı şarkıcı ve aktör.

9 Nisan 1990 - Kristen Stewart, Amerikalı oyuncu.

9 Nisan 1998 - Elle Fanning, Amerikalı oyuncu.

9 Nisan 1998 - Enes Batur Sungurtekin, Youtuber.

9 Nisan 1999 - Isaac Hempstead Wright, İngiliz oyuncu.

9 Nisan 1999 - Lil Nas X, American şarkıcı.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

9 Nisan 491 - Zeno, Doğu Roma İmparatoru (d. 425)

9 Nisan 1492 - Lorenzo de' Medici, İtalyan devlet adamı ve Floransa Şehir Devleti'nin Hükümdarı (d. 1449)

9 Nisan 1553 - François Rabelais, Fransız yazar (d. 1494)

9 Nisan 1626 - Sir Francis Bacon, İngiliz devlet adamı ve filozof (d. 1561)

9 Nisan 1754 - Christian Wolff, Alman filozof (d. 1679)

9 Nisan 1806 - V. William, Oranj prensi (d. 1748)

9 Nisan 1889 - Michel-Eugène Chevreul, Fransız kimyager (d. 1786)

9 Nisan 1904 - II. Isabel, İspanya Kraliçesi (d. 1830)

9 Nisan 1916 - Mehmet Muzaffer, Subay

9 Nisan 1940 - Bayan Patrick Campbell, İngiliz tiyatro oyuncusu (d. 1865)

9 Nisan 1945 - Dietrich Bonhoeffer, Alman teolog (Nazizm karşıtlığıyla bilinen) (d. 1906)

9 Nisan 1945 - Georg Elser, Alman marangoz (Hitler'e karşı başarısız suikast girişiminde bulunan) (d. 1903)

9 Nisan 1945 - Hans Oster, Nazi Almanyası'nda Wehrmacht generali (d. 1887)

9 Nisan 1945 - Wilhelm Canaris, Alman amiral ve Nazi Almanyası'nda Abwehr Başkanı (d. 1887)

9 Nisan 1950 - Cemil Cem, Karikatürist (d. 1882)

9 Nisan 1951 - Fesa Evrensev, ilk Türk savaş pilotu (d. 1878)

9 Nisan 1959 - Frank Lloyd Wright, Amerikalı mimar (d. 1867)

9 Nisan 1961 - Ahmet Zogu, Arnavutluk Kralı (d. 1895)

9 Nisan 1963 - Xul Solar, Arjantinli ressam ve heykeltıraş (d. 1887)

9 Nisan 1982 - Turan Güneş, Siyasetçi (d. 1922)

9 Nisan 1985 - Şaziye Moral, Tiyatro oyuncusu (d. 1903)

9 Nisan 1988 - Şevket Rado, Şair, gazeteci ve yazar (d. 1913)

9 Nisan 1993 - Kemal Ilıcak, Gazeteci ve Tercüman gazetesi sahibi (d. 1932)

9 Nisan 2011 - Sidney Lumet, Amerikalı sinema yönetmeni (d. 1924)

9 Nisan 2012 - Meral Okay, Senarist, oyuncu ve söz yazarı (d. 1959)

9 Nisan 2018 - Peter Grünberg, Alman fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (d. 1939)

9 Nisan 2019 - Aykut Işıklar, Gazeteci, radyocu ve köşe yazarı (d. 1949)

9 Nisan 2020 - Lee Nurse, İngiliz kriketçi (d. 1976)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Cuma.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?