İstanbul, Ankara ve Bursa'da hava kirliliği azaldı


Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Dursun Temel’i istasyonda memleketine uğurlarken şöyle demiş:
-"Sakın en öndeki vagona binmeyesun Temel. Bir kaza anında en çok hasari gören vagon ön vagondur uşağum."
Temel cevap vermiş:
-"Hiç anlamayrum ula, neden ha bu ön vagonu kaldirmayiler?"

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Yaratıcılık ve keşif; acıda ve yalnızlıkta saklıdır." demiş Friedrich Nietzsche...

Şuraya da "Hayata Daha Pozitif Bakmanın Yolları"ndan birini bırakayım:

"Bazen hayat kaldıramayacağınız bir yük kadar ağırlaşacaktır. Ama bu anlarda umutsuzluğa kapılıp durumu daha da kötü bir hale getirmek yerine, pozitif olmaya çalışmalısınız. En aydınlık sabahların en karanlık gecelerden sonra, güneşin en güzel halinin şiddetli yağmurlardan sonra geldiğini aklınızdan çıkarmamalısınız. Kısacası bu zor hayata her zaman bir çıkış yolu olduğunu bilerek bakmalısınız."

Bir de ilginç bir bilgi vereyim sizlere:

Bir insanın vücudundaki en güçlü kas çene kasıdır.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:
 
Hüsamettin Cindoruk bildiri için çok net konuştu
Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, emekli amirallerin yayınladığı bildiri hakkında “Toplu olarak fikir açıklamak ifade özgürlüğünün içinde. Anayasa’nın vermiş olduğu bir hakkı kullanma hadisesidir. Montrö’ye sadakat benim için de sizin için de amiraller için de bir güven ve ahlak borcu, orada söylediklerine kimse itiraz edebilir mi?” dedi. Cindoruk, emekli amirallerin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'yle ilgili yayınladığı bildiriyi RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında yorumladı.
Cindoruk, bildirinin hukuki açıdan suç teşkil etmediğini “Hukuk açısından baktığınız zaman mesele çok açık. Anayasamızın 26. Maddesi ‘Herkes düşünce ve kanaatlerini tek başına veya toplu olarak açıklama hakkına sahiptir’ diyor. Yani toplu olarak fikir açıklamak ifade özgürlüğünün içinde. Bu amiraller değerli insanlar, senelerini siyasetin dışında askerlik hizmetinde vermişler. Toplu olarak bir açıklama yaptılar. Bu bir suç oluşturmaz. Anayasa’nın vermiş olduğu bir hakkı kullanma hadisesidir” diye ifade etti. Montrö’nün Türkiye için bir başarı olduğunu vurgulayan Cindoruk, antlaşmanın Türkiye için önemini ve amirallerin bildirisindeki kanaatleri değerlendirdi:
“Metinde bir suç var mı? O zaman metine bir bakmamız gerekiyor. Birinci bölümünde çok duyarlı oldukları Montrö Antlaşması’nı savunuyorlar. Montrö Antlaşması’nı savunurken söyledikleri gerekçelerin hepsi sizin, benim, toplumun, Cumhuriyet’e sadık olan vatandaşlarımızın ortak düşüncesidir. Montrö, Lozan’ı tamamlayan Türkiye Cumhuriyeti için bir başarıdır. Marmara denizine dahi egemen olmadığımız bir dönemde Türkiye için çok önemli bir hadise. Düşünün ki Türkiye’nin dört tane denize kıyısı var. Bir deniz merkezi Türkiye, deniz devletidir. O deniz devletine Montrö, kabotaj hakkını getiriyor ve getirirken de inisiyatifi Türkiye’ye bırakıyor.”
Cindoruk “Gençliğimden biliyorum ve çok iyi hatırlıyorum. Adım adım bahriye, Marmara Denizi’ne çıktı. Karadeniz’e, Kabakoz’a çıktı. Marmaris’e indi. Kısacası Montrö’nün getirdiği imkanlarla Türk Donanması Haliç’teki o köhnemiş halinden çıktı. Modern donanma haline geldi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bir deniz devleti oluşunu ortaya çıkardı. Montrö’ye sadakat benim için de sizin için de amiraller için de bir güven ve ahlak borcu o yüzden orada söylediklerine kimse itiraz edebilir mi? Edemez. Söylediklerinin hepsini doğruluyorum ve onlara katılıyorum” ifadelerini kullandı. Cindoruk, tarihte Türk Deniz Kuvvetleri’nin darbelere karşı duruşu konusunda “Türk Deniz Kuvvetleri 1960’dan beri takibimizde olan bir kuvvettir. Türkiye Cumhuriyeti’nde son 60 yılda darbelerin hepsinde mağdurum. Sıkıntıya düştüm ama şunu söyleyeyim: O darbeleri yapanlar Ankara’da tanklarla, Hava Kuvvetleri’nin uçaklarıyla gezdiler ama Ankara’da denizaltı görmedim. Denizciler daima sakıncalı davranmışlardır. Darbelere karşı denizcilerde hassasiyet vardır çünkü çok denize açılmış ufukları daha geniş askerlerdir. Dikkat ederseniz muazzafından veyahut emeklisinden bugüne kadar böyle bir hadise zuhur etmemiştir. Bu bakımdan ben bu hassasiyetin gösterilmesini anlayamadım” dedi. Cindoruk, bildiriye karşı hükümet ‘alınganlık göstermese’ geçtiğimiz yıl yayınlanan emekli büyükelçilerin bildirisi gibi karşılanacağını söyledi:
“Bir bildiri yayınlamışlar. Emekli asker yahut amiral olmaları onlara bir imtiyaz değil, bir suç da bulaştırmaz. Vatandaşlık haklarını kullanmışlar. Tek başlarına söylediklerini toplu olarak söylemişler. Ben bu telaşı anlayamadım. Birileri sanki asker darbe yapacakmış duygusu içinde istasyonda elinde çiçek darbeyi bekliyor. Darbe yapacak diye amirallerin bildirisini ele alıp Türkiye’yi bir kaosa sürüklüyor. Hükümet bunu olgunlukla karşılasaydı ve soruşturmalara vesairelere girişmeseydi bu büyükelçilerin ve eski milletvekillerinin yaptığı yayın gibi kalırdı. Hükümet çomak soktu bu işe. Alınganlık gösterdi ve bunu anlamakta zorluk çekiyorum.”
Türkiye’de darbeler döneminin sona erdiğini belirten Cindoruk “Türkiye darbeler dönemini kapatmıştır. Amiraller de darbe yapamazlar. Türkiye’nin şanlı şerefli ordusu da darbe yapmaz ama darbeyi Türkiye’de siviller yaptı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesi olan parlamentoya dayalı demokrasiyi bıraktılar, Cumhurbaşkanlığı sistemi diye bir sisteme geçtiler. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında hepimizin payı var. Askerin payı var, sivillerin var hatta dini örgütlerin, cemaatlerin payı var. Bir olgun devlet kuruldu, Türkiye Cumhuriyeti. Bu devleti kurarken ordunun büyük katkısı oldu, şüphesiz. Silahlı Kuvvetleri başarısıyla düşman sınırlarımızdan çıkarıldı. Milli Misak sınırları ortaya kondu. Askerin devletimize sahiplik duygusunu daima darbecilik duygusu olarak algılanması yanlıştır. Bunu darbeleri çok iyi takip etmiş bir vatandaş olarak söylüyorum” diye konuştu. Cindoruk “Türk ordusunun çok şerefli amiralleri, bunların büyük bir kısmı geçmişte siyasi tarihimizin değil askeri tarihimizin geçmiş adamları. Yaşlarıma yakın insanlar, bunları polisle karşı karşıya getirmek çok yanlıştır. Bir devletin silahlı kuvvetleri polis gücüyle karşı karşıya getirilmez. Yargıyla silahlı kuvvetlerimiz tehdit edilmez. Sivil yargı içerisinde kalmalıdır. Askeri yargı ortadan kaldırıldığında bu sıkıntı ortaya çıktı. Ben çok üzüldüm. Bu değerli amirallerimiz bir telefonla istediğiniz yere gelir ifade verirler. Savcı amiralleri sorguya çekmek istiyorsa elinde imkanlar vardır. Gözaltına almaları kesinlikle yanlış buluyorum. Böyle bir şey duymuş değilim bu güne kadar” dedi. Cindoruk “Yaşayanlar içinde benim kadar darbelerin uğraştığı adam yok. Seneler içerisinde siyasi yasaklar kondu, dört partim kapatıldı ama ben burada dimdik ayakta bir şey söylüyorum. Türk Ordusu şereflidir. Türk amiralleri şereflidir. Türk Deniz Kuvvetleri şereflidir. Mavi Vatan şereflidir. Bu şerefi paylaşan sadece ordumuzun mensupları değil, biz siviller de paylaşıyoruz. İçte ve dışta Montrö’yü tartışılır hale getirirseniz buna reaksiyon gösteren sadece amiraller değil biz sivil amirallerde karşı çıkarız. Ben Yassıada’da avukatlık yapmış biri olarak şunu söylüyorum: Sakın orduyu tahrik etmeyin, aklında bunu düşünmesin. Türkiye Cumhuriyeti için çok yanlış bir hadisedir. Ne kadar alınganlarmış! Emrinde taka dahi bulundurmayan komutandan korkar mı devletimiz? Devletin korkmasından daima ben korkmuşumdur” diye ekledi. (Cumhuriyet)

Emekli komutanlardan ‘gözaltı’ tepkisi: "Arka planında ‘Montrö’ var"
Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, ortak açıklamada bir suç unsuru bulunmadığını belirterek “Bu bildiri, son derece vatansever bir şekilde önümüzdeki dönemin tehlikelerine dikkat çeken bir bildiri. Amiraller bunu medeni bir şekilde ifade ettiler. Bundan suç çıkarmak sadece dönemin geçici ihtiyaçlarını karşılar. Sabaha karşı yaptıkları gözaltılarla da şimdi bu insanlar üzerinde baskı oluşturuyorlar” dedi. Yavuz, emekli amirallerin açıklamasına gösterilen tepkinin arka planında iktidarın Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni tartışmaya açma isteğinin bulunduğunu dile getirerek “Montrö’yü tartışmaya açmanın işaretleri görünüyor. Arka planda bir şeyler var, bu açıklamaya gösterilen tavır da onun yansıması” diye konuştu.
Eski CHP milletvekili ve emekli Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek de “Bu açıklama, anayasanın güvence altına aldığı ifade özgürlüğü kapsamında yapılmış bir beyandır. Yöntemi, üslubu tartışılabilir ancak bu açıklamanın içinde bir suç unsuru bulunmuyor. İktidar bir mağduriyet yaratmak, gündemi değiştirmek için fırsat kolluyor. Burada 104 amiralin Montrö ve irtica konusundaki görüşlerini açıklamasının ötesinde bir şey yok. Bu gözaltılar da korkutma, sindirme faaliyetinin bir parçası” diye konuştu. Çiçek, şunları söyledi: “Montrö’nün bu dönemde tartışılmasının arka planında Ukrayna- Rusya çatışmasının ve NATO’nun ve ABD’nin bu bölgeye müdahale arzusunun bulunduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde bu konu daha yoğunlukla tartışılacak gibi duruyor. Çünkü ABD’nin Karadeniz’e çıkışının önündeki en büyük engeli Montrö Sözleşmesi oluşturuyor, bu konuda uzun yıllar öncesinde açıkladıkları talepleri var. Emekli amirallerin bildirisine gösterilen büyük tepkinin arka planında da bu konu var. Ukrayna’da gerilimli bir ortam var. Batı da Rusya üzerinde baskı kurmak için bunları gündemden düşürmeyecektir. ABD de NATO da AB de Montrö’nün esnetilmesini ister.”

Eski Donanma Komutanı emekli oramiral Nusret Güner de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Olabilecek tehlikelere dikkat çeken emekli amirallerimizi, yaptıkları açıklama nedeniyle darbeci diye niteliyor ve gözaltına alıyorlar. Muhalefetin de kötü sözlerine muhatap olan, tek düşünceleri ülkesinin güvenliği ve refahı olan emekli amiraller üzerinden asker karşıtlığı hortladı” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti'de istifa: TSK'nin değerli komutanlarına 'zevzek' diyen bir zihniyet...
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in 104 emekli amiralin Montrö açıklamasıyla ilgili yaptığı "zevzeklik" yorumu, partisinden tepki aldı. İYİ Parti Karasu İlçe Teşkilatı Kurucu Başkanı Levent Arslan, Akşener'in bu sözleri üzerine partisinden istifa ettiğini duyurdu.
Arslan'ın açıklaması şöyle:
"Bugüne kadar kurucusu olduğum İYİ Parti için çok açıklama yapmadım. Sebebi benimle yola çıkan birçok dostumdu. Geldiğimiz noktada onca emek veren benim gibi binlerce kişi ama haksızlığa uğramış, ama koltuk için itibarsızlaştırılmış binlerce insan partiden uzaklaştırılmışken bile bekledim belki diye. Geldiğimiz bugüne baktığımızda Montrö ve Lozanı savunan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değerli komutanlarına 'zevzek' diyen bir zihniyetin altında bir Türk milliyetçisi, bir ülkücü olarak duramayacağıma karar verdim. İYİ Parti'nin kuruluşu sırasında elini değil bedenini ortaya koymuş bir kişi olarak İYİ Parti kuruculuğumdan ve üyeliğimden istifa ettiğimi siz değerli dostlarım ile paylaşmak istedim. Önümüzdeki günlerde daha detaylı bir şekilde açıklama yapacağım’’

 
Korona haberlerine gelince:

Teravih konusunda salgın kararını diyanet verdi
Dün Yeni Şafak'ta yayınlanan "Teravihi evde kılalım, çifte bayram yapalım" başlıklı habere okurlarımızın dikkatini çekmiş, salgın önlemleriyle ilgili kararları alan bilimsel otoritelerin, siyasi yönetimin elinin camilere uzanamadığını söylemiştik. Haberimiz şu sözlerle bitiyordu:
Belli ki, Türkiye Ramazan'a yaklaşırken Diyanet'ten ya da "din alimlerinden" gelecek karar ve tavsiyeleri bekleyecek. Devlet din işlerine karışmamış olurken, halkın sağlığı da bilim insanlarının yetki alanından çıkartılıp "ilahiyatçıların" iki dudağının arasına bırakılmış olacak.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bugün "Yaptığımız istişareler neticesinde teravih namazını camilerde değil evlerimizde kılmanın uygun olduğuna karar verdik" dedi. Erbaş, "Şayet bu süreçte salgının seyrine göre camilerimizde teravih namazı kılabilme imkanı olursa bunun da kararını alıp milletimizle paylaşırız" ifadesini kullandı. Aşıya ilişkin de açıklamada bulunan Erbaş, "Din İşleri Yüksek Kurulumuzun da açıkladığı gibi gerektiğinde oruçluyken aşı olmakta bir sakınca yoktur ve bu durum orucu bozmaz" diye konuştu.(soLTV)

Salgının birinci yılında hava kirliliği İstanbul, Ankara ve Bursa'da azaldı
İTÜ'nün 36 ilde yaptığı araştırmada hava kirliliğinin en çok arttığı il Adana, en fazla azaldığı il ise Kırıkkale oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros koordinatörlüğünde, bölüm öğrencileri tarafından Türkiye'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının birinci yılında, hava kirliliği oranı üzerine araştırma yapıldı. Bu kapsamda, Türkiye'deki 36 ilin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile belediyelerin hava kalitesi ölçüm istasyonlarındaki azotdioksit (NO2) hava kirliliği oranı incelendi. Sonuçlara göre, Türkiye'nin 36 ilinde hava kirliliği oranı salgının birinci yılında bir önceki yılın aynı dönemine göre ortalama yüzde 8 azaldı. Verilere göre, Türkiye'de hava kirliliği artışı en çok yüzde 21 ile Adana'da kaydedildi. Adana'yı yüzde 20 ile Artvin, yüzde 16 ile Düzce, yüzde 13 ile Kırklareli ve yüzde 12 ile Eskişehir takip etti. Hava kirliliğinin en fazla azaldığı şehirlerin başında ise yüzde 38 ile Kırıkkale yer aldı. Kırıkkale'yi sırasıyla yüzde 27 ile Kars, yüzde 25 ile Sinop, yüzde 22 ile Edirne ve Balıkesir takip etti. Hava kirliliği oranı 25 şehirde düştü, 10 şehirde arttı, 1 şehirde ise değişmedi. Türkiye'nin en kalabalık kenti İstanbul'da hava kirliliği salgının birinci yılında, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11 azaldı. Ankara ve Bursa'da kirlilik oranı yüzde 8 azalırken, İzmir'de yüzde 5 arttı.

İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, hava kirliliğinin canlı ve cansız varlıkları olumsuz etkileyen, fiziksel zararlara ve ekonomik kayıplara yol açan önemli bir çevre sorunu olduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü raporlarında dış veya iç ortam hava kirliliğinin her yıl 7 milyon civarında insanın ölüm sebebi olarak gösterildiğini belirten Toros, "Raporlar hava kirliliğinin, akciğer kanseri, kalp-damar ve inme hastalıklarını artırması gibi doğrudan veya iklim değişikliği gibi dolaylı olarak insanlığın önündeki en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguluyor." dedi. Toros, şehirlerin meteorolojik açıdan plansız yapılaşması, sanayileşme, motorlu vasıtalar ve binaların ısıtılması sonucu atmosfere salınan kirleticilerin, insanlığın önünde çözülmesi gereken küresel bir sorun olarak durduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
"İTÜ'de öğrencilerimiz ile koronavirüs salgınının birinci yılında hava kirliliği oranını bir önceki yıla göre değerlendirdik. Buna göre azotdioksit değerleri incelemeye alınan 36 şehrin ortalama değerlerini karşılaştırdık. İnsanların incelediğimiz dönemde hareketliliği zaman zaman değişti. Türkiye'de koronavirüs salgını tedbirleriyle insanlar bir dönem evlerinde kaldı, araç kullanmadı. İnsan etkinliğinin azalması havanın kalitesine olumlu etki yaparken, kirliliğin de azalmasını sağladı. Normalleşmeyle beraber ise insan etkinliğinin yeniden fazlalaşması hava kirliliğinin artmasına yol açtı. Araştırmamız sonucunda koronavirüs salgınının birinci yılında hava kirliliği oranı, bir önceki yıla göre yüzde 8 azaldı. İstanbul, Ankara, Bursa gibi nüfusun fazla olduğu şehirlerde hava kirliliği azaldı. Nüfusun yoğun olduğu büyükşehirlerde hava kirliliğinin azalması, havamızın kalitesi açısından son derece önemli."


"Günün Şiiri" köşemizde bugün sizlerle 9 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 89. doğum günü olan değerli şair Abdurrahim Karakoç'un en bilinen şiirlerinden birini paylaşmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

Mihriban ( Unutursun)

“Unutmak kolay mı? ” deme,
Unutursun Mihriban’ım.
Oğlun, kızın olsun hele
Unutursun Mihriban’ım.

Zaman erir kelep kelep..
Meyve dalında kalmaz hep.
Unutturur birçok sebep,
Unutursun Mihriban’ım.

Yıllar sinene yaslanır;
Hâtıraların paslanır.
Bu deli gönlün uslanır.
Unutursun Mihriban’ım.

Süt emerdin gündüz-gece
Unuttun ya, büyüyünce...
Ha işte tıpkı öylece
Unutursun Mihriban’ım.

Gün geçer, azalır sevgi;
Değişir herşeyin rengi
Bugün değil, yarın belki
Unutursun Mihriban’ım.

Düzen böyle bu gemide;
Eskiler yiter yenide.
Beni değil, sen seni de
Unutursun Mihriban’ım.

#AbdurrahimKarakoç

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Şenkaya'nın Kurtuluş Günü:
7 Nisan 1918 tarihi Erzurum'un Şenkaya ilçesinden Rus İmparatorluğu ve Batı Ermenistan Yönetimi ordu birliklerinin çekildiği tarihtir. Şenkaya ilçesinin 103. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Dünya Sağlık Günü (7 Nisan) ve Sağlık Haftası (7-13 Nisan)
Dünya Sağlık Günü, her yıl 7 Nisan'da Dünya Sağlık Örgütü'nün ve diğer ilgili kuruluşların sponsorluğunda kutlanan küresel bir sağlık bilinci günüdür. Dünya Sağlık Örgütü Anayasası 7 Nisan 1948 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 1950'den itibaren 7 Nisan "Dünya Sağlık Günü" olarak, 7-13 Nisan tarihleri arası da "Sağlık Haftası" olarak kutlanmaktadır. Bu tarihlerde halk sağlığı ile ilgili bir konu seçilerek, bu konu çerçevesinde tüm dünyada çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.
Dünya Sağlık Haftası'nda herkese sağlıklı bir yaşam diliyor, tüm sağlık çalışanların "Sağlık Haftası"nı kutluyorum.

Kimyagerler Günü ve Kimyagerler Haftası
Kimyagerlerin 7 Nisan Kimya Günü ve Kimyagerler Haftası'nı kutluyor, tüm kimya çalışanlarına görevlerinde başarılar diliyorum.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

7 Nisan 451 - Hun İmparatoru Attila, Franklar'ın elinde buluna Fransa'nın kuzeyindeki Metz şehrini ele geçirdi. Germen müttefikleriyle birleşerek; Reims, Mainz, Strasbourg, Köln, Worms ve Trier kentleri yağmalandı.
7 Nisan 1140 - İmparatoriçe Matilda, İngiltere'nin ilk kadın hükümdarı oldu ve "İngiliz Leydi" unvanını aldı.
7 Nisan 1348 - Charles Üniversitesi Prag'da kuruldu.
7 Nisan 1521 - Ferdinand Magellan, Cebu adasına ulaştı.
7 Nisan 1712 - New York'ta köleler isyan başlattı.
7 Nisan 1789 - Sultan I. Abdülhamid vefat etti, III. Selim tahta çıktı.
7 Nisan 1795 - Fransa'da metre, uzunluk ölçüsü birimi olarak kabul edildi.
7 Nisan 1827 - İngiliz kimyager John Walker'ın buluşu olan kibrit, İngiltere'de piyasaya sürüldü.
7 Nisan 1906 - Vezüv Yanardağı, lav püskürttü ve Napoli şehri harabeye döndü.
7 Nisan 1939 - II. Dünya Savaşı: İtalya, Arnavutluk'u işgal etti.
7 Nisan 1943 - Batı Ukrayna'nın Terebovlia kentinde Naziler, 1100 Yahudiyi öldürüp toplu mezara gömdüler.
7 Nisan 1945 - Kantaro Suzuki, Japon İmparatorluğu'nun 42. Başbakanı oldu.
7 Nisan 1948 - Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler'e bağlı olarak kuruldu.
7 Nisan 1963 - Yugoslavya'da sosyalist cumhuriyet ilan edildi. 1946'dan bu yana "Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti" olan ülkenin adı Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti olarak değiştirildi.
7 Nisan 1964 - Pemba Halk Cumhuriyeti, bağımsızlığına son vererek Zanzibar ile birleşti. Zanzibar ve Pemba Adası ise, 26 Nisan 1964 tarihinde Tanganika Cumhuriyeti ile birleşerek Tanzanya devletini oluşturmuşlardır.
7 Nisan 1969 - İnternet'in sembolik doğum günü.
7 Nisan 1971 - ABD Başkanı Nixon, Vietnam'daki ABD birliklerinin geri çekilme hızını arttıracağını açıkladı.
7 Nisan 1978 - Muğla'nın Yatağan ilçesinde termik santral temeli atıldı.
7 Nisan 1978 - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Server Tanilli, silahlı saldırı sonucu felç oldu.
7 Nisan 1978 - ABD Başkanı Jimmy Carter, Nötron bombasının geliştirilme çalışmalarının durdurulmasına karar verdi.
7 Nisan 1987 - Altı yıl süren Milliyetçi Hareket Partisi davası bitti. Genel Başkan Alparslan Türkeş, 11 yıl 10 ay hapse mahkûm oldu.
7 Nisan 1994 - Almanya, sivil halka karşı kullanıldığı iddiasıyla Türkiye'ye silah ambargosu koydu.
7 Nisan 1995 - Ankara Devlet Tiyatrosu Mahir Canova Sahnesi açıldı.
7 Nisan 1999 - Hacıları almak için Cidde'ye gitmek üzere Adana'dan havalanan THY'ye ait "Trakya" uçağı, kalkışından kısa süre sonra düştü. Yolcusu bulunmayan uçağın altı kişilik mürettebatı öldü.
7 Nisan 2003 - Bağdat, tümüyle ABD'ye bağlı askeri birliklerin kontrolüne geçti.
7 Nisan 2007 - Yıldız Geçidi SG-1 dizisi, Türkiye'de TRT 1 tarafından Türkçe seslendirmeli olarak yayınlanmaya başladı.
7 Nisan 2011 - 11 Mart'ta Tōhoku bölgesinde meydana gelen "2011 Tōhoku depremi ve tsunamisi" olarak adlandırılan ve tarihinin en büyük depremini yaşayan Japonya'da, 7.1 büyüklüğünde şiddetli bir deprem daha meydana geldi. Depremin merkez üssünün ise Miyagi bölgesinin 40 kilometre açığında denizin altında olduğu ifade edildi.
7 Nisan 2017 - 2017 Stockholm saldırısı sonucunda beş kişi öldü ve on beş kişi de yaralandı.
7 Nisan 2019 - Atatürk Havalimanı yolculu seferlere kapatıldı. İstanbul Havalimanı tam kapasite ile seferlerine başladı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

7 Nisan 1506 - Franciscus Xaverius, Asya'da Hristiyan misyonerliğini başlatanlardan ve Cizvitler'in kurucularından (ö. 1552)
7 Nisan 1652 - XII. Clemens, Papa (ö. 1740)
7 Nisan 1770 - William Wordsworth, İngiliz şair (ö. 1850)
7 Nisan 1811 - Hoca Tahsin Efendi, Osmanlı bilim insanı ve düşünür (ö. 1881)
7 Nisan 1860 - Will Keith Kellogg, Amerikalı sanayici ve mısır gevreği üreticisi (ö. 1951)
7 Nisan 1878 - Ivar Tengbom, İsveçli mimar (ö. 1968)
7 Nisan 1882 - Kurt von Schleicher, Alman asker ve Weimar Cumhuriyeti'nin son Şansölyesi (ö. 1934)
7 Nisan 1883 - Gino Severini, İtalyan ressam (ö. 1966)
7 Nisan 1889 - Gabriela Mistral, Şilili şair, eğitimci ve diplomat (ö. 1957)
7 Nisan 1915 - Billie Holiday, Amerikalı şarkıcı (ö. 1959)
7 Nisan 1920 - Ravi Shankar, Hint müzisyen, sitar ustası ve besteci (ö. 2012)
7 Nisan 1921 - Feza Gürsey, Fizikçi (ö. 1992)
7 Nisan 1922 - Annemarie Schimmel, Alman İslam bilimcisi (ö. 2003)
7 Nisan 1928 - Alan J. Pakula, Amerikalı film yönetmeni (ö. 1998)
7 Nisan 1928 - James Garner, Amerikalı sinema sanatçısı (ö. 2014)
7 Nisan 1931 - Donald Barthelme, Amerikalı kısa öykü ve roman yazarı (ö. 1989)
7 Nisan 1932 - Abdürrahim Karakoç, Şair ve gazeteci (ö. 2012)
7 Nisan 1933 - Sakıp Sabancı, İş adamı (ö. 2004)
7 Nisan 1933 - Seyyid Hüseyin Nasr, İranlı yazar, akademisyen ve İslam düşünürü.
7 Nisan 1934 - Behcet Nacar, Sinema oyuncusu (ö. 2014)
7 Nisan 1939 - Francis Ford Coppola, Amerikalı sinema yönetmeni.
7 Nisan 1941 - Yurdaer Doğulu, Müzisyen (ö. 1987)
7 Nisan 1944 - Gerhard Schröder, Alman siyasetçi ve eski Almanya Başbakanı.
7 Nisan 1945 - Farid Ali, Bangladeşli oyuncu (ö. 2016)
7 Nisan 1946 - Colette Besson, Fransız atlet (ö. 2005)
7 Nisan 1953 - Fatih Erkoç, Müzisyen.
7 Nisan 1954 - Jackie Chan, Hong Konglu oyuncu.
7 Nisan 1959 - Ali Sürmeli, Tiyatro ve sinema oyuncusu.
7 Nisan 1964 - Russell Crowe, Yeni Zelandalı sinema oyuncusu.
7 Nisan 1976 - Cem Cücenoğlu, Sinema ve dizi oyuncusu.
7 Nisan 1978 - Duncan James, İngiliz şarkıcı.
7 Nisan 1982 - Agata Mróz-Olszewska, Polonyalı voleybolcu (ö. 2008)
7 Nisan 1990 - Nickel Ashmeade, Jamaika doğumlu atlet.
7 Nisan 1992 - Alexis Jordan, Amerikalı oyuncu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

7 Nisan 30 - İsa Peygamberin çarmıha gerilerek öldürüldüğüne inanılan gün.
7 Nisan 669 - Hasan bin Ali, 5. İslam Halifesi (d. 624)
7 Nisan 924 - I. Berengar, 887'de İtalya'nın kralı (d. 845)
7 Nisan 1498 - VIII. Charles,1483 - 1498 arasında hüküm sürmüş olan Fransa kralı (d. 1470)
7 Nisan 1503 - Zoi Palaiologina, Paleologos Hanedanı ailesi üyesi Bizans prensesi (d. 1455)
7 Nisan 1600 - Bâki, Osmanlı şair (Divan edebiyatı şairi) (d. 1526)
7 Nisan 1614 - El Greco, Yunan asıllı İspanyol ressam (d. 1541)
7 Nisan 1651 - Lennart Torstensson, Ortala Kontu ve Virestad Baronu. İsveçli bir Mareşal ve askeri mühendis (d. 1603)
7 Nisan 1761 - Thomas Bayes, İngiliz matematikçi (d. 1701)
7 Nisan 1789 - I. Abdülhamid, Osmanlı İmparatorluğu'nın 27. Padişahı (d. 1725)
7 Nisan 1803 - François-Dominique Toussaint L'Ouverture, Haiti Devriminde yer almış Haitili devrimci önder ve yönetici (d. 1743)
7 Nisan 1811 - Dositej Obradović, Sırp yazar, filozof, linguist, gezgin, poligot ve Sırbistan'ın ilk eğitim bakanı (d. 1742)
7 Nisan 1816 - Christian Konrad Sprengel, Alman doğa bilimci, teolog ve öğretmen (d. 1750)
7 Nisan 1823 - Jacques Charles, Fransız mucit ve bilim insanı (d. 1746)
7 Nisan 1836 - William Godwin, İngiliz gazeteci, politik filozof ve yazar (d. 1756)
7 Nisan 1861 - Elisha Otis, Amerikalı asansör imalatçısı (d. 1811)
7 Nisan 1891 - P. T. Barnum, Amerikalı sirk menajeri ve şovmen (d. 1810)
7 Nisan 1928 - Aleksandr Bogdanov, Rus bilim insanı, filozof ve bilim kurgu yazarı (d. 1873)
7 Nisan 1941 - Blavatniy Nikifor İvanoviç, Ukraynalı asker ve toplum eylemcisi, dramaturg, gazeteci (d. 1886)
7 Nisan 1943 - Alexandre Millerand, Fransız Cumhurbaşkanı (d. 1859)
7 Nisan 1947 - Henry Ford, Amerikalı otomobil üreticisi ve sanayicisi (d. 1863)
7 Nisan 1950 - Walter Huston, Kanada doğumlu Amerikalı aktör (John Huston'ın babası) (d. 1884)
7 Nisan 1954 - Saburō Kurusu, Japon diplomat (d. 1886)
7 Nisan 1955 - Theda Bara (Theodosia Goobman), Amerikalı tiyatro ve sinema oyuncusu (d. 1885)
7 Nisan 1980 - Mehmet İbrahim Karaca, Tiyatro oyuncusu (Cem Karaca'nın babası) (d. 1900)
7 Nisan 1981 - Norman Taurog, Amerikalı film yönetmeni ve senarist (d. 1899)
7 Nisan 1981 - Seyfettin Özege, Bibliyograf (d. 1901)
7 Nisan 1984 - Othmar Pferschy, Avusturyalı fotoğrafçı (d. 1898)
7 Nisan 1986 - Leonid Vitaliyevich Kantorovich, Sovyet matematikçi ve iktisatçı (1975 Nobel Ekonomi Ödülünü Tjalling Koopmans'la paylaşan] (d. 1912)
7 Nisan 1991 - Memduh Ünlütürk, Asker (d. 1913)
7 Nisan 1998 - Sirus Kayıkran, İranlı futbolcu ve teknik direktör (d. 1962)
7 Nisan 1999 - Muharrem Gürses, Senarist, oyuncu ve film yönetmeni (d. 1913)
7 Nisan 2000 - Moacir Barbosa Nascimento, Brezilyalı millî kaleci (d. 1921)
7 Nisan 2001 - Paul David Graf, Amerikalı oyuncu (d. 1950)
7 Nisan 2005 - Melih Kibar, Müzisyen (d. 1951)
7 Nisan 2008 - Perihan Altındağ Sözeri, Türk sanat müziği yorumcusu (d. 1925)
7 Nisan 2014 - Peaches Honeyblossom Geldof, İngiliz köşe yazarı ve model (d. 1989)
7 Nisan 2015 - Geoffrey Bond Lewis, Amerikalı western film oyuncusu (d. 1935)
7 Nisan 2016 - Robert Deroy Windham, Blackjack Mulligan ring adıyla bilinen eski Amerikalı profesyonel güreşçi (d. 1942)
7 Nisan 2017 - Tim Pigott-Smith, İngiliz oyuncu (d. 1946)
7 Nisan 2018 - Brigitte Ahrenholz, Eski Alman kürekçi (d. 1952)
7 Nisan 2018 - Peter Grünberg, Nobel Fizik Ödülü sahibi Alman fizikçi (d. 1939)
7 Nisan 2019 - Seymour Joseph Cassel, Amerikalı oyuncu (d. 1935)
7 Nisan 2020 - Allen Garfield (doğum adı: Allen Goorwitz), Amerikalı aktör (d. 1939)
7 Nisan 2020 - Yehuda Leib ("Leibel") Groner, (Lubavitcher Rebbe) ana sekreteri olan haham ve yazar (d. 1931)
7 Nisan 2020 - John Prine, Amerikalı country folk şarkıcısı, gitarist, söz yazarı ve besteci (d. 1946)
7 Nisan 2020 - Miguel Ángel Tábet, Venezuelalı ilahiyatçı (d. 1941)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Çarşamba.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?