Katliamın işbirlikçisi diziler

Yok yok konu ne kadın cinayetleri, ne de mafya çatışmalarına özendirme... Toplumun her kesiminde dört nala giden, Türkçe katliamına yardım ve yataklık eden diziler konumuz...

Kültürlü olması gereken evlerde bile bayan ve lavabo lafları havalarda uçuşuyor... Lavabo çiş yapılan, büyük abdeste gidilen hatta abdest alınan yere denmez. El yıkanan yere denir. Tuvalete lavabo demek kibarlık değildir. Tuvaletin öz türkçesini arıyorsak abdesthane, ayakyolu ya da hela doğrudur ve bunları söylemek de kabalık değildir. Bir zamanlar kibarlık olarak geliştirilen yüznumara da kullanılabilir. Onun hikayesi de başlı başına bir yazı konusudur.

Neyse sohbet aldı başını başka bir mecraya akıyor... Gelelim 'bayan'a... Her duyduğumda dilini eşşek arısı soksun diyorum. Kadına kibarlık etmek isteyen hanım ya da hanımefendi diyebilir. Bayan kullanımı yanlış ve çirkin...

Bir de intihar edenlerin hayatına devam etmesi var ki, senaristlerin Türkçe bilgisine rahmet okutuyor... Bir çok imkanla kayıt altına almaya çalıştım. Bir kez de dizi yazarlarına hatırlatalım. İki eylem vardır, eğer ölümle sonuçlanmazsa girişim diye söz edilmesi gerekir. Biri intihar diğeri suikast. İkisinde de intihar etti ya da suikasta uğradı demek için ölümün gerçekleşmesi gerekir. Yoksa intihar girişiminde bulundu, suikast girişimine uğradı demektir, yazmaktır doğrusu...

DİZİLERDEKİ GARİPLİKLER

Diziler de yapılan gariplikler bununla da sınırlı değil... Ama önce şimdi ki hedefimizin sokak dilindeki durumuna bakalım... Ceket, kazak, hırka üzerine giyilen herşeyin adı mont oldu. İnternette basit bir aramada karşımıza çıkan bilgi şu:

İngilizce montgomery "bir tür kalın yün ceket, duffel coat" sözcüğünden alıntıdır. İngilizce sözcük Bernard Montgomery of Alamein "2. Dünya savaşında İngiliz mareşali (1887-1976)" özel adından türetilmiştir. 1954"te İngiliz moda firması Gloverall tarafından Montgomery coat adıyla pazarlandı.

Sonra, bizim ülkede belden aşağı uzansa da kumaşı, dokusu uygun olmasa da her şeye denmeye başladı. Pardesü, yağmurluk, kaban, palto, mantonun adı bile mont oldu... Bunları düzeltmek çok zor hepsi de dilimizin katledilmesinin nedeni...

Diziler de dilimizin yanı sıra gözümüzü de ya da göz zevkimizi de katlediyorlar. Buyrun size bir örnek... Zengin ailelerin evlerinde maşallah kadınlar akşam yemeklerine neyse de sabah kahvaltılarına bile kokteyle, davete gider gibi iniyorlar... Ama erkeklerin çoğu maşallah memurlardan hallice giydiriliyor... Hele evden çıkarken servet değerindeki arabalara, kamu taşıtında seyahat eden mavi yakalı kabanları ile biniyorlar... Birinde bir palto, bir adam gibi pardesü göremiyoruz. Nedir bu zevksizliğin kaynağı?.. Sanat yönetmenleri ne için var dizilerde?..

Masumiyet notları:

Geçen yazılarda sözünü ettiğim Hülya Avşar'ın dizisi Masumiyet yine hakkında konuşturacak malzemeleri buluyor...

İlki ,Avşar'a geçen yazıda yakıştırdığım Aliye Rona benzetmesini geri alıyorum ve yükseltiyorum: O artık Rona'nın en az 7'nci versiyonu yani bir kaç sürüm yukarısı. Lütfen herkes aygıtlarında güncelleme yapsın. Çünkü Avşar'ın filitreli çekimlerini izleme imkanını kaçırırsınız...

Bir not da yukarıdaki konuyla bağlantılı yani Türkçe katliamına bir örnek daha... Ama bu mutasyon geçirmiş virüs gibi: Mahremiyet kulluğuna girmeyeceğim. (Cool yani kul değil) İngilizce özentisi eski Türkçe ile öpüşüyor... Maskesiz hem de...

İlave edelim... Dizinin en iyi tarafı sosyal medya maymunları ile gizli gizli dalga geçmesi... Ya da benim umudum dalga geçiyor olması... Dizi gerçekten ciddiye alıyorsa bu maymunları, aynı yaratıklar Darwin teorisine inanıp kendilerini insan zannedebilirler.

Bu noktada insanın aklına bir bilimsel yaklaşım daha geliyor... Dizideki saldırıya uğrayan genç kızın babası ve ailesini görünce, bilim adamlarının otların değil insanların genetiğiyle oynamaları gerektiği düşünmemek elde değil. Belki bu kadar kötü ürün veren genler islah edilir...

Ama daha da ötesi ya ilk bölümde mağdur anne milyonlarca doları kabul edip Amerika'ya gitseydi ve bu dizi de tek bölümde bitseydi... Ne merak ederdik kimin ne yaptığını!..

Magazin Hürriyetçisi

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Magazin hürriyetçisi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?