İstanbul’un Beverly Hills’i

Türkiye’de çok şey tartışılır…

Konu o kadar fazladır ki; yazı yazmak epey zorlaşır… Zira, hangi konuyu ele alsanız karşı konuya destek veren veya karşı çıkanlar tarafından “konuya Fransız kalmakla” ve de “memleket meslelerine duyarsız olmakla” suçlanırsınız…

Neyi yazmalı acaba, pandemiyi mi, AKP lebalep dolu kongrelerini mi, CHP Genel Başkanı’nın ara sıra patlayan öfkesini mi, insanları aç bırakmaya mahkum eden asgari ücreti mi, Katarlılara verilen ülke değerlerini mi veya benim unuttuğum yine veya yazmaya üşendiğim diğer devasa sorunları mı yazmalıyım…

Ben hiç birini yazmayacağım…

Katarlı, bazı uyanık zenginlerin gariban köylüyü nasıl kazıklandığını mı yazmalı yoksa siyaseten muhalefet yaptığı varsayılan muhalefetin cehaletini mi?

İstanbul Kanal’ından bahsediyoruz…

Can alıcı soru şu; İstanbul Kanalı yapılacak mı?

Kısa ve net bir cevap: Hayır…

Yapılacak gemilerin geçeceği bir kanal değil yatların süper sport botların fink  atiği bir su yolu sadece..,

O da eğer siyasi ömürleri yeterse…

Eğer kanal yapılacak olsaydı orada devasa  endüstriyel depolar belki küçük fabrikalar olması gerekirdi.…

Oysa planlanan şey süper lüks mahalleler…

Şimdi soru şu; yalıya benzer süper sarayların olduğu bir yerden savaş gemileri, yük gemileri geçebilir mi?

Elbette hayır…

Bunu muhalefet yani kanala karşı olduğunu söyleyen zevat anlamıyor mu?

Elbette anlıyor.

Onların amacı “ben kanalı yaptırmadım, sadece büyük bir dere yaptılar” diyecek…

Kanal İstanbul’u yapacağım diyen iktidar ise “Ben yapmak istedim ama yaptırmadılar” diye kendini savunacak

Hatırlayalım ilk proje; CHP’li eski başbakanlardan Rahmetli Bülent Ecevit tarafından yapılmıştı.

Kanal fikri uzaydan çekilen bir fotoğrafla ortaya çıkmıştı.  Uzaydan çekilen uydu fotoğrafında, antik çağda Karadeniz’in ikinci bir boğazla Marmara’ya bağlandığı, Marmara’nın da bir başka kanalla Sapanca  gölüyle bağlantılı olduğu belirlenmişti.

Ecevit kanal fikrini ortaya atmış sonra  teknik olarak yapılacak kanalın hem Marmara’ya hem de Karadeniz’e zarar vereceği fikri  ağır basmıştı…

Elbette bu arada  Karadeniz komşularımızın bu projeye nasıl bakacağı da ayrı bir tartışma konusu…

Söylendiği gibi; kanaldan Mantrö Anlaşması(1) delinecek ve Savaş gemileri sınır tanımadan  geçebilecek mi?

Geçtikten sonra Çanakkale Boğazı’nda takılıp kalmayacaklar mı?

 

Aslında soru çok… Ama rant daha çok…

Şu anda hayli bile bölgede  büyük bir ekonomi sağladı…

Bu fakir milletin parası yine dünya baronlarına  “hibe” ediliyor…

Bütün mesele  İstanbul’da dünya aristokrasisi veya burjuvazisi için  süper bir mahalle üretmek…

Aslında proje kanal İstanbul projesi değil; İstanbul’un Beverly Hills’ini yapmak..

Neresi Beverly Hills…

Dünya’nın en zengin mahallesi. Trilyonlarca dolar orada dönüyor…

Beverly Hills, ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki Los Angeles County'nin batı kısmında bulunan bir şehirdir. Beverly Hills ve onun komşusu West Hollywood şehri birlikte Los Angeles ile çevrilidir. Zengin bir muhit olan "Platinum Triangle" alanı Beverly Hills ve Los Angeles'taki iki yerleşim yeri Bel-Air ve Holmby Hills'ten oluşur. Şehrin nüfusu 2006 sayımlarına göre 34.980'dir.

Beverly Hills kuzeyden Bel-Air ve Santa Monica Dağları ile, doğudan West Hollywood, Los Angeles'ın Carthay ilçesi ve Los Angeles'ın Fairfax District semti ile ve güneyden Beverlywood ile sınırlıdır.

Beverly Hills, Los Angeles County'nin ve ülkenin en büyük evlerine sahiptir. Bunların çeşitleri, abartılı lüks, zarif ve daha modern, kiralık küçük dubleksler ve 280 metrekareden daha küçük evler şeklindedir. Şehirdeki bir evin ortalama geliri 87.000 dolardır. 2007'de Coldwell Banker ortalama bir evin fiyatının 2.2 milyon dolar olduğu Beverly Hills'i ABD'nin en pahalı emlak pazarı olarak listeledi.

Bizim Kanal İstanbul güzergahı yakında onu sollayacak gibi.

Çünkü arsa fiyatları Beverly Hills’teki evlerin fiyatına yakın şimdi.

Birde evler yapılırsa siz o zaman görün asıl rantı…

İşin en garibi millet malı götürürken biz sadece lafını yapıyoruz…

Bu ayıpta bize yeter..

Tarlasını iyi paraya sattım diye sevinen garibana yazık…

* Dip not……

 1-)Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 1936'da imzalanan ve Türkiye'ye İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde kontrol ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkı veren uluslararası sözleşme. Sözleşme, Türkiye'ye Boğazlar üzerinde tam kontrol hakkı verir ve barış zamanı sivil gemilerin özgürce geçişini garantiler. Sözleşme, Karadeniz'e kıyısı olmayan ülkelere ait savaş gemilerinin geçişini sınırlar. Sözleşmenin şartları, özellikle Sovyetler Birliği Donanması'na Akdeniz'e erişim hakkı sağlaması yıllar boyunca tartışma konusu olmuştur. 1923'te Lozan Antlaşması ile birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesi'nin yerine geçmiştir. Bu sözleşmeyle birlikte Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun da görevi sonlanmıştır. (Viki pedi)

Mehmet AYCAN / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aycan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?