İnsan ile karınca…

Farzedelim, şu an bir doğa yürüyüşündesin sevgili okur. Her adımında kaç canlıyı öldürdüğünü düşündün mü hiç? Otlar, çiçekler, böcekler, solucanlar, sümüklü böcekler… Ya da, bir karınca yuvasının yakınından geçerken, ne denli özen gösterirsen göster, kaç karıncanın hayatına mal olduğunu…

Özellikle öldürmek gibi bir kastın yok elbet. Yine de, sıradan, masum bir yürüyüşün bedeli yüzlerce, binlerce canlının hayatı ise, bundan bir vicdan azabı duyman, en azından bir rahatsızlık hissetmen gerekmez miydi sence de?..

Demek ki, gerekmiyor. Şu an bunları düşünen ve yazan benim bile, bunca yıldır aklımın ucundan dahi geçmedi böyle şeyler…

Beslenmek gibi, korunmak gibi hayati bir ihtiyacı karşılamadıkça, başka canlıları öldürmenin kabul edilebilir bir yanı yok elbette. Haydi, diyelim ki, insanoğlunun dışındaki canlılar için bu bir sorun teşkil etmiyor, konuyla ilgili düşünebilecek zekâ kapasitesine sahip değiller çünkü. Eee, biz düşünüyoruz, yeterince zekâ sahibiyiz, neden böyle bir katliama izin veriyoruz öyleyse? Mesela; neden yürüyüş yollarımız üzerinde irili ufaklı hiçbir canlının -en azından gözle görülebilir olanların!- bulunmaması için herhangi bir teknoloji geliştirmedik? Zor olmasa gerek, isteyince -ve para kokusu alınca!- neler yapmıyoruz, değil mi?..

Hımmm, çizgi dışı, tuhaf şeyler yazmaya çalışan bir yazarın fantezileri mi bunlar acaba, ne dersin?..

Tamam, peki, kabul, olabilir… Ama, hazır konu açılmışken, bir de şunu düşün lütfen: Herhangi bir karınca kolonisindeki milyonlarca karıncadan birkaçını öldürmek neden bir anlam ifade etmiyor bizler için? İşin daha da ilginci; onlar, yani karıncalar için de pek bir anlam ifade etmiyor sanki...

Galiba, hem bizler, hem onlar için, tek tek karıncaların hiçbir anlam ve önemi yok. Çünkü, koloninin kendisi bir organizma, bir birey. Tek bir karıncanın ölümü, bizim bir saç telimizi kaybetmemiz mertebesinde. Birkaç yüz karıncanın telef olması ise, derimizde minicik bir çizik. Duygu yok, kayırma yok, bencillik yok…

Sadece görev var!..

Ya bizler?.. Başımıza kötü bir şeyler gelmesi, hele hele ölüm, dünyanın sonu demek. Hayali bile korkunç, mutlak surette kaçınılması gereken bir olgu. Her ne pahasına olursa olsun…

Ancak, ne yazık ki, hepimizin yazgısı o!..

Öyleyse, ne yapacağız?..

Uçsuz bucaksız muhayyilemizle, sahip olmayı arzuladığımız her türlü konfora haiz mükemmel cennet mekânlarında, sonsuza değin yaşamanın hayallerini kuracağız… (Haa, bu arada birileri de bizim bu saflığımızdan, zayıflığımızdan yararlanarak, cennette arsa ticareti yapacaklar, beğenmediklerini cehenneme postalayacaklar, o ayrı konu!) Mezar taşları, binalar, şirketler, sanat eserleri, kendimize benzeyen çocuklar bırakacağız ardımızda…

Lakin, yine de öleceğiz. O halde, yaşarken tüm zevklerimizi tatmin etmeli, canımızın istediği her şeyi yapabilmeliyiz, değil mi?.. Sonuçta, bizler birer birey, birer organizmayız. Öyle bir organizma ki, aynen karınca kolonisi gibi, varlığımızın tek nedeni, tüm ihtiyaçlarımızı en üst seviyede tatmin etmek. Çünkü, kendi benliğimizin, tekliğimizin, biricikliğimizin fena halde farkındayız. Herkes başının çaresine baksın, kişisel çıkarlarımız için gerekirse yakın hemcinslerimizle bile, ölümüne savaşırız…

Karınca bireylerin ise, hiç böyle bir beklentileri yok. Ne yapacaklarına, nasıl yaşayacaklarına kendileri karar vermiyorlar. Belirli bir görevle doğuyorlar ve yaşamlarının tek amacı, o görevi yerine getirebilmek. Ölümleri kendilerinin değil, koloninin ortak sorunu. Kimse arkalarından ağlamayıp, koloninin devamı için o an ne gerekiyorsa onu yapıyor. Şaşmaz bir mantıkla ve en ufak bir duygusallığa yer vermeden…

Peki ama, uzaklardan, çok uzaklardan bakıldığında, ayağımızın altında ezilip toprağa karışan bir karıncayla, milyonlarca kişinin katıldığı görkemli bir cenaze töreniyle gömülen bir insanoğlu arasında ne tür bir fark vardır, söyler misin bana?..

Efendim?..

Murat Hiçyılmaz[email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?