Siyasi Edebiyat

“Eski Ahit'e göre, bir zamanlar dünyadaki bütün insanların tek dil konuştuğu bir dönem vardı. Bu, insanları birleştirmiş ve iş birliğini öylesine kolaylaştırmıştı ki, imkânsız gibi görünen bir şeyi gerçekleştirmek için ortak bir işe kalkışmışlardı: Babil kentinde o denli yüksek bir kule yapacaklardı ki, cennete bu kule yardımıyla erişmeleri mümkün olacaktı.

Bu affedilmez büyüklük taslama girişimi karşısında Tanrı, tasasız günahkârların üzerine gazabını göndermekte gecikmedi. Hayatlarını bağışladı ama dillerini bağışlamadı… Kâfirlerin bu girişimlerini önlemek için yapması gereken tek şey, birbirlerini anlamamalarını sağlamak amacıyla dillerini farklılaştırmaktı…”

Yukarıdaki hikâye, dilin önemini, farklı dillerin farklı milletlere yol açtığını anlatarak vurguluyor.

Dilin varlık amacı anlaşabilmektir; dolayısıyla dil, birlikte yaşamanın gereğidir.

Kimsenin kendisini Atatürk’ten daha doğru hareket edecek sanması doğru değildir…

Bir kimsenin mirası onun iradesinin ürünüdür. Son istekleridir. Bu isteği bizim hukuk sistemimiz içinde, olsa olsa yargı kararıyla değiştirmek yolu olabilir. Bunun da süresi sınırlıdır. Atatürk’ün ölümünden yıllar sonra mirasını bozmak, ne siyasal açıdan, ne hukuk açısından açıklanabilir. Üstelik bizim hukuk sistemimiz içinde bir özel hukuk tüzel kişisinin varlığına son verme yetkisi ve hakkı, ancak o derneğin genel kuruluna aittir. Bir de yargı kararına bağlıdır. Cumhuriyet döneminde bir yasama işlemiyle varlığına son verilen ve mallarına el konulan başka dernek olduğunu sanmıyorum. Öyle ise Türk Dil Kurumu’na ve Tarih Kurumu’na karşı yapılan işlem hukuka aykırıdır.

Şunu da unutmamak gerekir ki; Dil Devrimi’nin Atatürk devrimlerinin bir parçası, onu korumanın, ona sahip çıkmanın bütün gerçek Atatürkçülerin görevidir…

Herkesin bildiği bir sözdür, ama yine de yinelemekte yarar var. “… Her toplum hak ettiği yönetime kavuşur…”. Durup dururken al sana bu özgürlükleri veriyoruz, bu hakları, bu güzellikleri veriyoruz, bu tatları veriyoruz… Demezler. Biz toplum olarak birçok şeyi ‘tepeden’ aldık! Atatürk çıktı, alın size bağımsızlık, özgürlük, insanca yaşamak hakları, güzellikleri dedi. Toplum öncüleri çıktı daha sonra, onlar da bizlere yeni insanca kavramlar sundular. Başka toplumlarda nice çatışma, nice acı çekme, nice kan, ter dökme karşılığında elde edilen haklar, olanaklar, özgürlükler bizlere kolaylıkla sunuldu. Bizler, daha bilincine varmadan, bu hak ve özgürlükleri yeterince kullanmayı öğrenmeden çekip aldılar elimizden ‘bunlar sizin için lüks şeylerdir, siz bunları hak etmediniz’ diye diye… Muktedirler!

www. haberhurriyeti.com  / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?