Delik deşik edilen güzel ülkem!

Anadolu'nun herhangi bir bölgesinde, köydesin diyelim. "Azıcık aşım, dertsiz başım" diyerek bırakmışsın kendini toprağına, yaşayıp gidiyorsun.
Bir gün bir kalkıyorsun ki; dışarıdan gürültü geliyor. "N'oluyor yahu" diye bir de bakıyorsun; iş makinaları, bir takım adamlar, jandarmalar!
Diyorlar ki; burası bir şirkete tahsis edilmiş! Maden arayacaklar!
Orada yaşayan insanların hayatlarını alt üst edecekler.
Ağaçları sökecekler, kesecekler! Toprağın altını üstüne getirecekler! Köylünün ekip, biçtiği, hayvanlarını otlattığı, üzerinde çocukların koşup oynadığı cennet bir köşeyi daha katledecekler!
Daha önce buraları hiç görmemiş bir takım kravatlı adamların verdiği kararla orada yaşayanlara hayatı dar edecekler!
Niye? Bir şirket ve bir avuç kişi para kazanacak diye.
Bu yazdıklarım size hayal gibi gelebilir ama yurdumuzun dört bir yanında manzara maalesef böyle.
Ovalar, meralar, bağlar, bahçeler, dağlar, tepeler, verimli topraklar, hele de deniz manzaralı güzelim yerler. Gözlerine kestirdikleri her köşe... Tehdit altında.
Geçtiğimiz günlerde CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, bir soru önergesi vermiş Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'e... O da açık açık cevaplamış;
- 2020 yılında 508 bin 862 hektar alan için maden sahası ruhsatı düzenlenmiş.
- Yine bir yıl içinde ihaleye çıkarılan 2 bin 114 adet maden sahasının 901 adedi için ruhsat düzenlenmiş.
- Sadece Aydın'da 264 maden arama ve işletme ruhsatı bulunuyormuş.
- 2020 yılı itibarıyla Türkiye'de maden arama ruhsat sahalarının toplam alanı 7 milyon 709 bin 205 hektar olarak açıklanmış.
Vahşeti anlayabiliyor musunuz?
Sadece bu kadarla kalsa iyi.
Bir de yap işlet devret modeliyle yapılan yollar, tüneller, köprüler var.
Mesela Aydın'dan Denizli'ye duble yol var ama... Bir de paraleline yapılacak otoban projesi var. Sanki her gün yüzlerce araba o yolda gidiyormuş gibi... Duble yolu yenilesen, dar geliyorsa genişletsen olmaz mı? Olmaz! İlle de o otobanı yapıp, yıllarca geçiş garantili para kazanacak kişiler var!
Yolu 10 dakika kısaltacak diye tünel yapımı için oyulan dağlar, tepeler var!
Saatte bir araba geçeceği biline biline doğadaki canlıların yaşamı hiçe sayılarak üstelik alternatifi de varken açılan yollar var.
Var da var!
Özetle delik deşik edilen güzel ülkem var ortada.
Aslında o toprağa vurulan her kazma, kepçe yurdum insanının bağrına vuruluyor...
Durmuyorlar, durdurulamıyorlar da... Her gün yeni bir tane daha... Bir tane daha... Bir tane daha... Maden maden maden...
Taş ocakları... Yollar, köprüler...
Gülden Karaböcek'in bir şarkısı çalınıyor kulaklarımda:
Ne zaman bitecek Tanrım bu azap
Yarını olmayan günlere kaldım
Dünyamı ben yıktım kendi elimle
Aşkıma bir yuva kuramıyorum
Dünyamızı yıkıyoruz kendi ellerimizle... Ne ekip biçebileceğimiz bir toprağımız kalacak, ne de yuva kurabileceğimiz bir yer böyle giderse...

***

Koronavirüs tehlikesi var mı, yok mu?

Aklım karıştı... Hangisine inanmalıyım, artık bilemiyorum!
Sağlık Bakanı'na bakarsan koronavirüs tehlikesi ciddi boyutta. Bilim Kurulu üyeleri koca koca profesörler uyarı üstüne uyarı yapıyor:
- Aman dikkat, maske, mesafe, temizlik!
İllerde valiler sürekli yeni kararlar alıyor:
- 3 kişi bir araya gelmeyin! Toplu halde bir arada bulunmayın! Kadınlar gün yapmasın! Lokantalar saat 19.00'da kapansın! Kahveler açılmasın!
Ama sonra televizyona bir bakıyorum; parti kongresinde binlerce kişi içiçe... Tezahüratlar, şarkılar. Ortalık yıkılıyor.

Aklım şaşıyor!
Arkadaş bunların hangisi doğru?
Koronavirüs tehlikesi var mı, yok mu?
Yoksa bu koronavirüs ayrım mı yapıyor? Kimini gaddarca ele geçiriyor, kimine dokunmuyor mu?
Sayın Sağlık Bakanımız açıklasa da detaylı bir şekilde bu farkın nedenini; öğrenebilsek!
Tehlike var mı, yok mu?

***

Faydalı bilgiler: Kırmızı biber mucizesi!

Yıllar önceydi; gazeteci bir abim ve eşiyle Karadeniz gezisine çıkmıştık. Çıkmıştık ama daha yolun başında eski model otomobilinin motorundan su aktığını etraftakilerin uyarısıyla anladık. Neyse ki gemiye kendimizi attık!
O zaman Samsun'a gemi vardı. İstanbul Sarayburnu'ndan gemiye; iki günlük gemi yolculuğunun ardından Samsun Limanı'na ulaştık. Arabayla indik Samsun'a inmesine de... Bu motordan su akma işi ne olacaktı? Ordu, Giresun tarafına gitmeden önce tamirci bulmalıydık hemen...
Limandaki bir görevliye tamirci sorduk, bizi tamircilerin bol olduğu bir siteye gönderdi. Adresi de sora sora bir saatte bulduk. Bu sırada elimizde su şişeleri, habire radyatör kapağından su dolduruyorduk.
Tamirciye geldik. Çırak;
- Usta, dedi; koş koş! Turistler geldi!
- Ne turisti lan!
Ben araya girdim;
- Yok yahu. Türküz biz!
Tamirci;
- Sen Türksün de... Bu abiyle abla  kim? Bunlar Alaman mı?
- Yoo! Onlar da Türk!
- Niye böyle giyinmişler öyleyse...
Şakir abiye (Gazeteci abim) döndüm;
- Abi bir şey söyle de usta anlasın Türk olduğunu!
O da;
- Usta Türküm yahu ben? Ne var giyinişimde? Sen şortlu, tişörtlü Türk görmedin mi?
Ustayı hepimizin Türk olduğuna inandırdıktan sonra sıra geldi arabaya bakmasına. Kaputu açtı, baktı! Altına girdi, üstüne çıktı!
- Sizin, dedi; radyatör delinmiş!
- Yaaa! Ne yapacağız? Tamir edilmez mi?
- Edilir edilmesine de... Bir günümü alır bu!
- Yapma usta! Etme usta! Hadi şunu hemen yapıver!
- Yahu hemen olmaz. Bu kolay iş değil!
Yalvarıyoruz adama... Adam da bize yalvarıyor!
- Hadi usta n'olur!
- Abilerim bu iş doldur boşalt işi değil! En az dört beş saatimi alır!
Bir günden dört beş saate indirmiştik sonunda.
O sırada bir kamyon geldi. Koca kamyonun içinden de üzerinde atlet olan, saçı sakalı birbirine karışmış, 1.50 boylarında bir adam indi.
Bir süre bizim ustayla birbirimize yalvarmamızı izledi, sonra bir sigara yaktı. Derin bir nefes çektikten sonra birden;
- Kırmızı biber! dedi.
Ben;
- Ne kırmızı biberi, dedim.

Şakir abi;
- N'olmuş yahu bibere. Şimdi biber sırası mı? Sonra yersin!
Kamyoncu;
- Onu demiyom, dedi; sen git şu bakkaldan bir paket kırmızı pul biber al. Dökün radyatöre şıp diye suyu keser!


Şakir abi;
- Olur mu canım böyle saçmalık! Ne diyor usta bu kamyoncu arkadaş duyuyor musun?
Kamyoncu;
- Valla, dedi; bizim gamyonun radyatörü delik deşik olur da biz kırmızı biber dökeriz, hiç yolda kalmayız!
Usta;
- Evet, diye araya girdi; kırmızı pul biber keser akmayı.
Şakir abi;
- Be mübarek adam, dedi; niye söylemiyorsun şimdiye kadar da kendine yalvartıyorsun bizi...
- Ne bileyim ben abi? Sen bana kırmızı biberi sormadın ki, tamir eder misin diye sordun!
Ben de;
- İyi o zaman, dedim; gideyim de şu bakkala kırmızı pul biber alayıp, geleyim!
Ama o sırada Makbule abla (Şakir abinin eşi);
- Olmaaaz, diye bağırmaz mı?
- Neden olmuyor abla?
- Ben arabama kırmızı biber döktürmem!
Kamyoncu;
- Gorkma yenge, dedi; canı yanmaz arabanın!
Ama ne fayda! Makbule abla nuh diyor, peygamber demiyor!
Şakir abiyle birlikte bu kez döndük, Makbule ablaya yalvarıyoruz! Kamyoncu "yenge" dedi ya... Şakir abinin hoşuna gitmiş! O da karısına;
- Hadi yenge, etme eyleme, diyor!
Ben "Abla" diyorum, Şakir abi "Yenge" diyor!
Usta, çırak ve kamyoncu da bize bakıyorlar; kim kimin neyi çözmeye çalışıyorlar!
Sonunda ikna ettik Makbule ablayı. Gittim pul biberi aldım, geldim. Kamyoncu;
- Dur gardaşım, dedi; sen dökemezsin! Ver bana...
Verdim. Adam aldı biberi döktü, üstüne de su! Akıntı şıp diye kesildi iyi mi? Ama Makbule abla memnun değil!
- Bakın, diyor; su kıpkırmızı oldu!
Kamyoncu;
- Olsun yenge! Böyle gidin işte! Burdan Batum'a gidin, gelin bir şey olmaz artık!
Şakir abi meraklı adam. Tutturdu kamyoncuya peşpeşe sorular sormaya;
- Bunu kim icat etmiş?
- Arabayı yapan Almanlar kırmızı biber mucizesini biliyor mu?
- Yahu dağ başında yolda kaldın. Kum, toprak, ot aklına gelir adamın da... Radyatöre kırmızı pul biber dökmek kimin alkına gelmiş?
Ne bilsin adam?
- Bunu Alaman bilmez... Kimseler bilemez! Bir tek biz biliriz biz! Biz işte buyuz, arabadan çok iyi anlarız, deyip, kestirip attı.
Sonra ne mi yaptık?
Önce Samsun Limanı'ndaki bir lokantada rakı-balık-salata yaptık... Sonra bir kaç saat arabanın içinde uyukladık... Ardından da Karadeniz turumuza başladık.
Onca kilometre yaptık, arabanın motorundan bir damla bile su akmadı!
O araba hala yollarda... Hiç sorunu yok. Bir tek radyatördeki suyun rengi kırmızı!

Gürel Yurttaş / gurel.yurttas[email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürel Yurttaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?