Bizi hasta eden ne?

Bu bölümde de  Sağlık Bakanlığı onaylı olarak Tıp Fakülteleri veya Eğitim-Araştırma Hastaneleri'nde  Modern Tıp'tan sonra tamamlayıcı tıp eğitimlerini bazen hoca, bazen öğrenci olarak devam eden Dr. Cemalettin Ekmekçioğlu ile röportajımızı sürdürüyoruz. Dr. Ekmekçioğlu çok çarpıcı örneklerle, mükemmel şekilde çalışan bedenimizin dengesini nasıl bozduğumuzu, nasıl hasta olduğumuzu anlatıyor.

İşte röportajımızın devamı:

Sayın Ekmekçioğlu, anlattıklarınızı büyük bir ilgiyle dinliyorum ve her birinden yeni birşeyler öğreniyorum. Bozduğumuz, kirlettiğimiz doğamızın bedelini nasıl ödediğimizi zehirlenen topraklarda, sularda yetişen besinlerle nasıl sağlığımızı bozduğumuzu çok açık anlattınız.  Modern Tıp ile Geleneksel-Tamamlayıcı Tıp arasındaki bakış açısı farkı nedir Hocam?

İşte modern tıp ile geleneksel-tamamlayıcı-İntegratif- holistik (bütüncül) tıbbın bakış açısındaki temel farkı bir örnek üzerinden anlatmaya çalışalım: Diyelim ki eklemlerinizde geçmeyen ağrılarınız, şişlikleriniz, parmaklarınızda şekil bozukluklarınız var. Yapılan tetkiklerde romatizma dediğimiz rahatsızlığın bir türü olan romatoit artrit tanısı konuluyor.

Modern tıp bu hastaya şöyle yaklaşır: Romatoit artritin sebebi, bağışıklık sistemimizin öncelikle kendi eklemlerimizi, ilerleyen süreçte de bazı iç organlarımızı hedef alarak saldırmasıdır. O halde tedavi şöyle olmalıdır; bağışıklık sistemimiz eklemlerimize saldırdığına göre, tepesine vuralım ki, saldıramasın ve eklemler rahatlasın. Peki bağışıklık sistemini hangi ilaçlarla baskılayabiliriz. Başta kortizon olmak üzere immüno supresör ilaçlarla. Böylece romatoit artritle savaşılır. Bu şekilde düşünülür ve hastadan üç ayda, altı ayda bir gibi kontrollere gelmesi istenir. Bu aylar, sonrasında yıllara dönüşür ve hep böyle gider. Ben kliniğimde bırakın bir- iki yılı, onsekiz yirmi yıldır sürekli bu ilaçları kullanan hastalarla karşılaşıyorum.

Cemalettin Hocam, bu hastalar 18-20 yıl ilaç kullanıyor ama iyileşemiyor mu? Yok mu bunun bir çaresi... Modern Tıp Eğitimi'nin yanında Tamamlayıcı Tıp eğitimi almış biri olarak siz nasıl yaklaşıyorsunuz bu tip hastalara ve hastalıklara?

Biz ise romatoit artrit tanısıyla gelen hastaya şöyle yaklaşırız:

Önce karşımızdaki insanla oturup konuşuruz,karşımızdaki hastayla değil, karşımızdaki hastalıkla hiç değil, insanla konuşuruz.

Çünki bizim karşımızda insan vardır. Hastalık bu insanın yüzlerce, binlerce özelliğinden, o kişiyi oluşturan binlerce öğeden sadece birisidir. Peki biz bu kişi ile neler konuşuruz? Örneğin sabah kahvaltısında üzerine çörekotu, kekik serpiştirilmiş köy yumurtasının yanında havuç, maydanoz, dereotu, kuzukulağı falan tüketmenin faziletlerinden bahsederiz. Tabii ki arada bazı kişiler, biz buraya hastalığımızın tedavisi için geldik bu ne biçim doktor havucun faydasından girdi, enginardan çıktı, bahsetmediği bi kurufasulyenin faydası kaldı; hadi bize eyvallah diyerek kapıyı çekip giderler.

Gitmeyip kalanlarla devam ederiz. Romatoit artriti olan bu kişideki olay immün sistemin aşırı tepkisi (burada, olmaması gerektiği halde olan şey budur) olduğuna göre, bağışıklık sistemi başkaldırmış hemen başını ezelim diye düşünmeyiz. Bağışıklık sistemine şefkatle yaklaşırız, onunla konuşuruz. Seni bu hale kim getirdi de, içinde en önemli parçası olarak bulunduğun bu yapıya saldıracak hale geldin diye sorarız. Tıbbî bilgimize göre sorarız, laboratuvar sonuçlarına göre sorarız, testlere göre, biorezonansa göre, kinezyolojiye göre sorarız. Ve bağışıklık sistemi bize cevap verir; örneğin der ki beni bu hale gluten getirdi, ama üstüne üstlük kimyasal ilaçlar, kortizonlar var ya onlar da beni boğdular, beni ben olmaktan çıkardılar.

Görüşme ve muayenelerimizin sonuçlarına göre, romatoit artriti olan hastaların çoğunda olduğu gibi, bu kişinin de rahatsızlığının temelindeki faktörlerden bir tanesinin gluten intoleransı olduğunu anladık. Bu kişinin yapması gereken ilk şey; buğday ve buğday ürünleri gibi, gluten içeren besinleri diyetinden tamamen çıkararak çok ciddi bir yaşam şekli değişikliğine gitmesidir.

•Peki gluten nasıl oluyor da bu kadar önemli oluyor hastalıkların oluşumunda ?

- İsterseniz bu konuyu daha sonra ayrıntılı olarak konuşalım.

•Tamam peki ama bu hasta sadece diyetini değiştirerek iyileşebiliyor mu?

- Hayır sadece diyetle düzelmiyor. Ben de şimdi bunu söyleyecektim.İyileşme bir süreçtir. Diyet bu sürecin başındaki en önemli adımlardan sadece bir tanesidir.

Şimdi olayı şöyle anlatmaya çalışayım: Büyük bir fıçı düşünelim.Bu fıçı bizim vücudumuz olsun.Yaşadığımız süre boyunca bu fıçı mutlaka az veya çok dolacaktır. Çünki sürekli hareket halinde olan bir canlı organizmanın mutlaka atıkları, birikintileri olacaktır, bunlar içeriden ve diğer faktörler de dışarıdan bu fıçıyı yavaş yavaş dolduracaklardır.

•Peki bu fıçıyı dolduran şeyler nelerdir?

-Ağır metaller, elektro-manyetik kirlenme, geçirilen ameliyatlar, bozucu alanlar, stres ve psikojenik faktörler, kimyasal maddeler, hormonlar, yanlış beslenme vb. gibi bir çok faktör. Ancak fıçı zamanından önce dolup da taşmaya başlarsa işte bu hastalıktır.

O halde tedavi planımız nasıl olmalıdır?

Dediğimiz gibi, intolerans oluşturan madde gluten ise gluteni, laktoz ise laktozu, şeker ise şekeri ya da bunların bir kaçını birlikte olarak diyetinden çıkarması gereklidir kişinin.

•Peki bunları yapınca iyileşme olur mu?

-Olmaz.

•Madem hastalığı oluşturan maddeler bunlar ise ve bunları tüketmeyi bırakıyor isek niye iyileşme gerçekleşmiyor ?

-Çünki biz bunları tüketmemekle, daha da fazla taşmasını engelledik sadece, ama fıçı aynen olduğu gibi dopdolu duruyor. O halde acilen yapmamız gereken şey; taşmasını engellediğimiz fıçıyı mümkün olduğunca boşaltmaya çalışmaktır.

Bizim uygulamış olduğumuz esas tedaviler işte burada devreye giriyor. Dolmuş olan, donuklaşmış olan ve taşmakta olan fıçıyı boşaltarak DETOKS yapmış oluyoruz. Böylece, “bedenimizde olmaması gerektiği halde olan sebepleri, faktörleri, maddeleri” ortadan kaldırıyoruz.

•Bunlar hangi tedavilerdir Hocam ?

-Hacamat tedavisi, Ozon tedavisi, Akupunktur, Fitoterapi (bitki tedavisi), Nöral Terapi, Biorezonans, Sülük tedavisi, Proloterapi, Homeopati bu tedavilerin en önde gelenleridir. Bu şekilde, “olmaması gerekenleri” ortadan kaldırarak fıçıyı taşmaktan, dolmaktan, donmaktan kurtardıktan sonra, hemen bununla beraber “olması gerektiği halde olmayan ya da yeterince olmayan” ları da tamamladığımız anda tedaviyi de tamamlamış oluyoruz.

Hocam, hastalıklardan korunmanın anahtarlarını veriyorsunuz. Bu tedavileri anlatmaya devam edelim lütfen. Bugünlük burada noktalayalım.

DEVAM EDECEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?