Gelincik tarlası

Kalırken, hayata dâhil olmanın bedelidir duyumsanan; geçmenin, geçebilmenin kaçınılmazlığı etkisinde, “ben sapsarı uyudum” diyerek zamana söz düşürmek adına… ‘Emine Özdemir’ (**), söz’ ün terbiye edilmiş, anlam havzasına akıtıp damıtılmış halini sunuyor. Birbirinden güzel ve oylumlu ayrıntı yüklenen kitabı ‘Gelincik Tarlası’nda (*)! Yazının ve kitapta okurun odaklanması gereken noktaların us çekimini güçlü kılıyor öylelikle…

Elbette sevinilecek yanı da yok değil çorbanın! Eğer kaçınılmaz son saplantısı akılda dansını sürdürecekse, kâsenin anlamı toprakta, toprağın anlamıysa kâsede aranmalı değil mi? Yeter ki ölüm çorbadan olabildiğince uzak tutabilsin. Çorbanın tadı kaçmasın. Bilinen gerçektir bu; ölüm ışığı. Ama sade bir okur olarak yineleyeyim ben de; ölümü bilmek, beklemek ölmekten beter bir haldir… Ve ‘Özdemir’ bence bu kitabıyla noktayı koymuş insanlığın ortak bekleyişine, beklentisine belki de! Tarihimizde bu tür kitapların, gelecek nesillere bir tür belgesel niteliğinde olacağı inancındayım. Bu nedenle, bugünleri pek anlatmayan küçük bir anı bile bırakmayan romanların, kitapların, anı düşüncelerinin içeriklerinden öte, kalmaması yadsınması gereken bir husus. Düşüncelerimizin kâğıda dökülerek, izlence niteliğinde ve bir belgesel niteliğinde olmasını isterim. Hiçbir şeyi yazmamak, yazamamak ve anlatmamak, anlatamamak birilerinin düşüncelerimize ket vurması, tarihimize ancak kalıcı olan bir tür travma yaşatır! Bu nedenle, sevgili ‘Özdemir’in (**) yazmış olduğu ‘Gelincik Tarlası’ (*) bu duygu salınımlarının rehavetine düşenleri biraz rahatlatır…

“… Gece berbattı. Ama eminim ki, annemde babamda, en az benim kadar berbat bir gece geçirmişti. / Kafam yerinde değildi, düşüncelerim net değildi, düşüncelerim net değildi. Tamam, Ünal ile evlenecektim, ama nasıl olsa nikâh olunca evlenmeyecektim ki. Evliliğe hazır değildim, bunu biliyordum. Ünal, altı aya kadar askere gidecekti. Beni ilgilendiren düğündü. Ünal, en az 2 sene askerlik yapacağına göre sorun yok demekti. En az 2,5 ya da 3 yıl sonra onunla birlikte olacaktım. O zamana kadarda büyürdüm artık…”. (***)-(78).

Anlamı değil de anlamayı didiklemenin eylemini kolaylıkla yakıştırabiliriz, söz konusu modern derviş, bilge kişiliğin üzerine. Örtüşme, özdeşleşme, yeni sorular düşürüyor akıllara: Her fırsatta okurun karşısına çıkan (çıkma yürekliliğini gösteren) yazar ‘Emine Özdemir’ mi (**) yoksa içsel ‘sureti’ mi? Kestiremeyiz! Üretip sunmuş olduğu metinlerde kaç ‘ben’, kaç ‘o’ veya ‘onlar’ cirit atmakta? Bu pek önemli değil tuzu kuru dünyalılar için. Oysa bilge kişiliğin portresi ilk kimliğin haftalığı/Vesikalığı altında gizlidir, çoğu zaman.

Yazar ‘Özdemir’in kaleminden düşen satırlarda; hayat, beyaz kâğıt üzerine ‘cereyan’ eden-edebilen yüce bir ‘aktif’ yenileşmesidir. Öyle bir eylem ki, ta… Bilincin oluşmaya başladığı andan itibaren adım adım değişmiş, gelişmiş ‘hal’ dir… ‘Gelincik Tarlası’ (*).

Meraklısına;

(*) ; Gelincik Tarlası

(**) ; Emine Özdemir

(***) ; Kitaptan (sy.78)

(****) ; KIBATEK Yayınları (Kıbrıs, Balkanlar ve Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu)

Yazar, 1955 Çanakkale doğumlu ve romanlarının yanı sıra, fotoğraf sergisi de bulunmaktadır…

www.haberhurrıyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?