Bakan Pakdemirli söz verdi: Bakalım Kaz Dağları eski haline dönecek mi?

Ha kolları bağlı bir insanı ağzından zehir içirmişsiniz... Ha toprağa siyanür dökmüşsünüz; aynı şey.
Zehir nasıl insanların organlarını bitirip, öldürüyorsa... Siyanürde döküldüğü toprakta yaşam bırakmıyor, kilometrelerce alanı zehirliyor.
Kaz Dağları'na yapıldı bu kötülük; biliyorsunuz.
Kendi ülkesinde bir ağaç bile kesemeyen Kanada merkezli Alamos Gold isimli bir şirket, geldi hançer sapladı bağrımıza.
En az 350 bin ağaç kesildi, siyanür toprağa karıştı.
Cinayet sadece insan öldürmekle olmuyor ki; bu da bir cinayetti. Hem de toplu cinayet!
Kimi bu cinayeti görmezden geldi.
Kimi "Altın çıkacak" diyerek toprağın altının üstünden daha değerli olduğunu iddia etti.
Kimi yüreği kan ağlayarak çaresizce izledi.
Ama kendilerine Kazdağları Dayanışması ismini takan grup tam 425 gün mücadele etti.
Ne kar durdurdu onları, ne yağmur. Ne sıcak, ne güneş. Bir de yazıyla yazayım dörtyüzyirmibeş gün Kirazlı Balaban Tepesi'nde nöbet tuttular gece demeden, gündüz demeden.
Beklenen haber geldi, maden projesi izni iptal edildi sonunda.
Adı şirket olan çete sonunda pılını pırtısını toplayıp, gitti. Ama geride içleri yakan bir görüntü bıraktı.
350 bin ağaç kesilmişti, kurdun, kuşun, domuzun, sincabın yuvası mahvedilmişti. Gözleri dönmüş "Para para daha çok para" diye gözleri dönmüş acımasız kişiler kimbilir kaç canlının kanına girip de gittiler!
Öyle bir görüntüydü ki kalan... Bak bak ağla!
Bir canlı nasıl yapar bunu yaşadığı dünyaya!
Ancak gelen bir haber biraz olsun su serpti içimizdeki yangına.
2020 Yılı Yeşilin EN’leri Ödül Töreni’nde "En Etkin Orman Gönüllüsü" ödülünü almak için sahneye çıkan gurur duyduğumuz sanatçımız Haluk Levent, elindeki büyük bir fotoğrafı gösterdi. Ve Bakan Ekrem Pakdemirli'ye dönerek; "Sayın Bakanımız daha önce bir söz verdi ve yerine getirdi. Ona teşekkürlerimizi sunduk. Şimdi bu ödülü hak etmem için Kazdağları’nda Kiraz Balanlı halkından geliyorum. Buradaki firmanın yetkilerine son verdi Sayın Bakanımız. Bizler teşekkürlerimizi ilettik. Ama dedim ki ‘bu ödülü hak etmem için şuraların ağaçlandırılması müjdesini ne zaman verebiliriz” diye sordu.
Bakan Pakdemirli ise "En hızlı şekilde buralar ağaçlandırılacak, hiç merak etme" dedikten sonra ağaçlandırma çalışmalarında Haluk Levent’in çalışmasını da istedi.
Teşekkürler Haluk Levent.
Teşekkürler Sayın Bakan.
Bir an evvel ağaçlandırıp, kurda kuşa verirsek hızla yuvasını, evini... Belki o zaman affeder yarattığı muhteşem güzelliği ve hayatı yok ettiğimiz için Tanrı bizi.


Halil Akbunar

Türkiye'de Göztepe'nin yeri çok ayrıdır.
Sadece bir futbol kulübü olarak göremezsiniz; Göztepe bir yaşam biçimidir.
İzmir'dir Göztepe.
Göztepe İzmir'dir.
Aydınlıktır, çağdaşlıktır, Türkiye Cumhuriyeti'nin batıya açılan penceresidir.
Onun içindir ki çok zor günler geçirip, liglerden düşmesine rağmen yok edilememiştir, küllerinden yeniden doğarak bugünlere gelmiştir.
Türk futbol tarihine pek çok unutulmaz isim kazandırmıştır Göztepe; sonuna kadar Göztepeli olarak yaşayan, Göztepeli olmaktan gurur duyan isimler.
Şimdi bu isimlere bir yenisi daha eklendi bence; Halil Akbunar.
Yabancı oyunculardan geçilmeyen, İstiklal Marşı'nı bile okuyamayan gurbetçilerle doldurulan, tuhaf saç sakal traşlarıyla ortalıkta dolaşan, iki kelimeyi yan yana koyamayan futbolcuların(!) bollukta olduğu futbol dünyamızda şu anda bir yıldız gibi parlıyor.
Göztepe'nin bu sezonki başarısında payı büyük.
Saha dışındaki yaşamının da Göztepe kimliğine yakışır olduğundan eminim; öyle görünüyor.
Şenol Güneş tarafından en kısa sürede Milli Takım'a çağrılacağına da sanıyorum.
Halil Akbunar... Öyle ihtiyacımız var ki "zeki, çevik ve ahlaklı" sporculara... Çizgini bozmayacağına inanıyorum.

Balıkçı mı, kuyumcu dükkanı mı?

Üç tarafımız deniz. Ama balığa hasretiz.
Daha doğrusu çok parası olana değil bu sözlerimiz.
Bir zamanlar fakir sofrasının süsüydü hamsi de; onun için. Şimdi kilosu 60 lira.
Geçen gün uğradım balıkçıya, fiyatları görünce dondum kaldım.
Hamsi bana baktı, ben hamsiye!
İstavrite yöneldim, 50 lira yazıyordu etiketinde.
Laf olsun diye üzerinde etiketi olmadığı için "Kaç lira kalkan" diye sordum; cevap: "Abi kilosu 200 TL." 2 kilo gelse 400 TL!
Barbuna hiç yaklaşma! Lüfer yok, sarı kanata (kilosu 120 TL) sakın bulaşma!
Balıkçıya, "Neden bu kadar pahalı" dedim; "Normal abi, havalardan" dedi. Cevabı hava soğuk da olsa, sıcak da olsa her türlü duruma giderdi!
"Peki bu balıkları anladık da... Çiftlikte yetişen levrek ve çupralara ne oldu da uçmuş fiyatları" diye yine sordum; balıkçı bu kez sinirlendi!
Daha fazla sinirlendirmeden 1 kilo istavrit alıp, evin yolunu tuttum.
Giderken kuyumcunun önünden geçtim; aklıma balıkçı tezgahı geldi. Baka kaldım!
Ha kuyumcu, ha balıkçı... İkisine de bakmak bize göre değilmiş artık; bunu anladım.

Gürel YURTTAŞ / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürel Yurttaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?