Maske skandalı! İki milletvekili istifa etti

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Tüm yolculuklarını eşeği ile yapan Şair Eşref, bir gün İzmir'den Manisa'ya, tren hattı kenarındaki patikayı takip ederek gidiyormuş. Çok dik bir rampada nerdeyse eşekle aynı hıza düşen trenin penceresinden arkadaşı İzmir Valisi Kamil Paşa'yı görmüş. Şair Eşref'i gören Paşa "Şair, gel trene atla, beraber gidelim; hem yorulma, hem de sohbet ederiz" demiş. "Paşayı kırmayayım." diye düşünen şair trene atlamış. Kamil Paşa:

-"Eşref, eşeğini de trene alsaydın. Yolda kaybolur" demiş.

Eşref her zamanki sakinliği ile cevap vermiş:

-"Hiç merak etme paşam, eşek kamildir, yolunu bilir."

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Çok öğrenmek isteyen kişinin, çok acı çekmesi gerekir" demiş Tolstoy...

Acı çekmeye devam öyleyse...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Çocuğunuzla dolu dolu zaman geçirin. Karnını doyurmak, mevsime giydirmek, temiz olmasını sağlamak, oyuncaklar almak bir çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli değildir. Çocuğunuzla oyun oynamalı, sohbet etmeli, beraberce gezmeye çıkmalı, aile etkinlikleri planlamalısınız. Çocuğunuzu yapmakta olduğunuz ev işlerine dahil etmelisiniz. Birlikte pikniğe, sinemaya gitmeli, ona kitap okumalısınız."

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

Bir kişinin ağzında bulunan bakteri sayısı dünya nüfusundan daha fazladır.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Usta oyuncu Altan Karındaş, Marmaris'te son yolculuğuna uğurlandı

Tedavi gördüğü hastanede 92 yaşında vefat eden sinema, tiyatro, dizi oyuncusu ve seslendirme sanatçısı Altan Karındaş'ın cenazesi, Marmaris ilçesinde toprağa verildi. İleri yaşa bağlı rahatsızlık nedeniyle yaşamını yitiren usta oyuncu için Armutalan Camisi'nde tören düzenlendi. Törene, Karındaş'ın ailesi, yakınları ve sevenlerinin yanı sıra Marmaris Kaymakamı Ertuğ Şevket Aksoy ve Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay da katıldı. Başkan Oktay, gazetecilere, Karındaş'ın bütün Marmaris'in "Altan teyzesi" olduğunu söyledi. Oktay, "Karındaş neşesiyle, kahkahasıyla, yılların verdiği bilgi ve birikimiyle bir hazineydi. Kalbimizde yaşayacak" dedi. Altan Karındaş'ın cenazesi, ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Armutalan Mezarlığı'nda defnedildi.

"Elektronik Kelepçe Uygulaması" 81 ilde aktif hale getirildi

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı iş birliğinde 2019'dan bu yana 15 ilde pilot olarak sürdürülen "Elektronik Kelepçe Uygulaması" 81 ilde aktif hale getirildi. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Elektronik Kelepçe Uygulaması'nın ülke geneline yaygınlaştırılmasını teminen İçişleri Bakanlığı Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi (GAMER) bünyesinde "Elektronik İzleme Merkezi" oluşturuldu. Sistem altyapısına ilişkin çevrim içi bilgilendirme toplantısı da düzenlendi. Emniyet, Jandarma ve ŞÖNİM'de görevli 81 ilden yaklaşık 500 personelin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, "Elektronik İzleme Merkezi" ile ülke genelinde yaygınlaştırılacak teknik yöntemlerle takip uygulamasının aksamadan yürütülmesi için yapılması gerekenler ele alındı. Toplantıda, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığından yetkililer sunumlar yaptı. 

Papa, Irak’ın ardından Lübnan’ı ziyaret edecek

Papa Francis, tarihi Irak ziyaretinin ardından dönüş yolunda gazetecilere bir sonraki ziyaretinin Lübnan’a olacağını açıkladı. Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis'in geçtiğimiz cuma günü başladığı tarihi Irak ziyareti bugün sona ermişti. Ziyaretine Irak’ın başkenti Bağdat ile başlayan Papa Francis, Necef, Zikar, Musul ve Erbil’de temaslarda bulunmuştu. Irak’taki temaslarını tamamlayan Papa, ülkeden ayrılarak Vatikan’a hareket etmişti. Dönüş yolunda uçakta bulunan basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Papa, Irak'ın ardından ilk ziyaretinin Lübnan'a olacağını belirterek, ziyaretin tarihine ilişkin açıklama yapmadı. Nüfusunun 3'te 1'i Hristiyan olan Lübnan'a en son 2012 yılında Papa Benedict tarafından 3 günlük ziyaret gerçekleştirilmişti. (Sözcü)

Korona haberlerine gelince:

8 ilde yeni kısıtlamalar yolda: İstanbul da listede!

Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı vaka haritasına göre kademeli normalleşme kapsamında olan 8 ilde yeniden kapanma gündemde. 100 bin kişide 100'ün üzerine vaka görülen ve yüksek riskten çok yüksek risk grubuna geçen iller için kritik tarih 15 Mart. Bu tarihe kadar vaka sayılarında düşüş görülmemesi durumunda bu kapsamdaki 8 ilde restoran ve kafeler yeniden kapanacak. İstanbul, Çanakkale, Kocaeli, Tekirdağ, Kırklareli, Yalova, Mersin ve Kilis açıklanan son tablo sonucu yüksek riskli grubundan çok yüksek riskli grubuna geçmişti. (soLTV)

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Yavuz'dan İstanbul için 'kapalı ortam' uyarısı

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, açılmalar sonrası İstanbul’un durumu ve geçen hafta Türkiye ara sonuçları açıklanan ve 10 bin 30 kişinin dahil edildiği CoronaVac Faz 3 çalışmasının sonuçlarını değerlendirdi. Şu anda İstanbul'da enfeksiyon insidansı (yeni olguların nüfusa oranı) ve test pozitiflik oranlarının artış gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Yavuz, "Dışarıda açık havada kalabiliyorsanız mesafeyi de koruyarak belki bir kahve içebilirsiniz. Ama sayıyı da çok düşük tutmak lazım, açık havayı tercih etmek lazım, kapalı ortama girmek için henüz çok erken" dedi. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, İstanbul’da kapalı mekanlarda maskesiz bir şekilde kahve içmek için henüz erken olduğunu vurgularken, aşıya dair “Sağlık çalışanlarına ikinci doz 28. günde değil, 14. günde yapılmalıydı” şeklindeki tartışmaları da yorumladı. Prof. Dr. Yavuz, “Sağlık çalışanlarının iki doz aşılaması enfeksiyonun düşüş gösterdiği dönemde bitmişti zaten. Bu aşıdaki çalışmalarımızda asıl yüksek etkinliğin 21. günden sonra oluşmaya başladığını gördük. Dolayısıyla bu şekilde bir uygulama ile daha fazla hastalığı ve ölümü önleme yönünde hesaplamalar yapılarak bu şekilde uygulandı” dedi. Geçtiğimiz hafta Türkiye’deki Faz 3 ara sonuçları açıklanan ve Türkiye’de de yaygın kullanıma geçilen Çinli Sinovac firmasına ait CoronaVac aşısından elde edilen verilere de değinen Prof. Dr. Yavuz, Brezilya’dan açıklanan sonuçlarla Türkiye’deki çalışma sonuçlarının farklı olmasının nedenlerini de anlattı. Şu anda İstanbul'da enfeksiyon insidansı (yeni olguların nüfusa oranı) ve test pozitiflik oranlarının artış gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Yavuz, “Dolayısıyla kapalı bir ortama girip orada maskesiz kaldığımız zaman, enfeksiyon edinme riskimiz de yüksek olarak değerlendiriliyor. Ben şahsen böyle bir riski almak istemem. Ama açık havaya çıkıyorum, yürüyüşümü yapıyorum. İnsanlarla maskem varken görüşüyorum elbette. Dışarıda açık havada kalabiliyorsanız mesafeyi de koruyarak belki bir kahve içebilirsiniz. Ama sayıyı da çok düşük tutmak lazım, açık havayı tercih etmek lazım, kapalı ortama girmek için henüz çok erken” dedi. Faz 3 klinik çalışmaları Türkiye’de de yapılan inaktif virüs aşısı CoronaVac aşısına dair yeni verileri de değerlendiren Prof. Dr. Yavuz, “Şu ana kadar yaptığımız değerlendirmeler, bu aşının hafif ya da ağır, hastalığı azaltmada yeterince etkili olduğu yönünde. Bu nedenle özellikle bu varyant suşlar da çok yaygınlaşmadan, aşı çalışmalarının çok hızlı yürütülmesi gerekiyor. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum, çünkü aşılardan varyant suşlar kaçabilir mi, diye de bir kaygı var ve dolayısıyla aşı sırası gelenlerin, hiçbir şekilde vakit kaybetmeden hemen gidip aşısını yaptırması, şu anda en büyük sorumluluğumuz bu. Enfeksiyon ve test pozitiflik oranlarımız artıyor, açılmaların da olması bunu daha da artıracak mı endişesi de yaratıyor. Kim aşı sırası geldiyse, hiç vakit kaybetmeden gidip aşısını olsun ki çok hızlı şekilde aşılama yapabilelim. Şu an en büyük önceliğimiz bu” şeklinde konuştu. Aşıların koruyuculuğunun, kaç doz yapılması gerekiyorsa o doz üzerinden belli bir süre geçtikten sonra başladığına işaret eden Prof. Dr. Yavuz, şu bilgileri verdi:

“Mesela CoronaVac çalışmasında 28 günden önce, (0-14, onun üzerinden de 14 gün geçtikten sonra) çok güvenebileceğimiz bir etkinlik olmayacağını düşünerek şu anki doz aralığı belirlendi. Bu aşının bizdeki Faz 3 çalışması 14 gün arayla iki doz şeklinde yapılmıştı, o da hızlı aşılama yapmamız gerekirse diye acaba 28 gündeki kadar olmasa da 14 günde de iyi bir etkinlik oluyor mu diye görmek için öyle tasarlanmıştı. Ancak çalışmada gördük ki 21’inci günden sonra koruma başlıyor. Plasebo grubu ile aşı grubu arasındaki fark, 21’inci günden sonra başlıyor. O da 21’inci günden sonra diyelim ki koruma yüzde 50 ise 28’inci güne ulaştığı zaman yüzde 70, daha da zaman geçtikçe daha yüksek düzeylere ulaşıyor. Bizim bu aşı çalışmasında 0-14 günde yaptığımız grupta da (yani iki dozu 14 gün arayla yapsak da) 21’inci günden önce bir etkinlik olamıyor maalesef. Aşının korumasına güvenebilmemiz için iki dozu yaptırıp üzerinden de 14 gün geçmesini beklemek zorundayız. Yoksa o arada etkinlikler istediğimiz seviyede olmayabilir.”

İnaktif virüs aşılarında iki doz arası açıldığında antikor seviyelerinin çok daha yüksek olmasının kesin bir bilgi olduğuna da değinen Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yani bağışıklık seviyesi daha yüksek oluyor. Bu da çok kritik bir veridir. Çünkü toplamda vatandaşların korunması, ölümlerin engellenmesi açısından, etkili bir bağışıklık yanıtı elde edebilmek ve bunun süresinin de uzun olması hepimiz açısından çok önemli. Sağlık çalışanlarının, özellikle enfeksiyonun düşüş gösterdiği dönemde aşılamaları bitmişti zaten. 28 gün olmadan oluşan koruma çok düşük seviyelerde. Zaten 21’inci günden önce yok böyle bir koruma. 21’inci günden sonra da yavaş yavaş başlıyor. Bizim çalışmamızda en azından böyle görüldü. Bu şekilde yapıldığı zaman çok daha fazla insanı, daha uzun süreli koruyarak, daha fazla hayat kurtarma olasılığınız yüksek. Bu bilimsel bir gerçek.”

Aşı olduğu halde hastalandığını belirtenlerin durumuna da değinen Prof. Dr. Yavuz, aşılarda en önemli şeyin ağır hastalık veya ölümlerden koruma beklentisi olduğunu belirterek “İki doz aşısını olup üstünden 14 gün geçtikten sonra da kişilerde hastalık olabilir mi? Evet olabilir. Ama elimizdeki veriler şu an şunu gösteriyor, ağır hastalanma riski sıfır. Ama aradaki dönemlerde ağır hastalık geçirebilirler. Aşının esas etkinliğinin başlamasını beklediğimiz süreç, iki doz aşının ardından 14 gün geçtikten sonraki süreç. Bu noktada ağır bir hastalık şu ana kadar görülmedi. Bu çok iyi bir şey. Umarım varyantlarda da aynı etkinliği gösterir. İlk dozdan sonraki 21’inci günden sonra hastalananlarda da hastalığı hafif geçirme şansı, aşısız kesime göre çok daha yüksek” dedi.

Prof. Dr. Yavuz, Brezilya’dan açıklanan sonuçlarla Türkiye’deki Faz 3 sonuçlarının farklı çıkmasındaki faktörlere de değinerek şu bilgileri verdi:

“Türkiye'de yapılan CoronaVac aşı çalışmasına, hem normal halk, hem sağlık çalışanları dahil edildi. Çalışmanın birinci kısmında sağlık çalışanları, ikinci kısmında normal vatandaşlar dahil edildi. Toplamda 10 bin 30 kişi iki doz aşısını olup üzerinden iki hafta geçtikten sonra analiz edildi. Çalışmaya katılan kişi daha fazlaydı ama önceden tanımlanmış sonlanım hedefi, (14 gün arayla) iki doz aşısını olup onun da üstünden iki hafta geçen kişilerdi. Burada semptomatik hastalığın oluşup bunun da PCR ile doğrulanması gerekiyordu. Türkiye'deki çalışmaların detaylarını, çalışmada yer alan bir merkez olmamız dolayısıyla biliyorum. Bu kriterdeki gönüllüler (ikinci doz aşıdan 14 gün sonra semptom gösterip hastalığı PCR ile doğrulanan kişiler), değerlendirildiği zaman, aşının etkinliği yüzde 83,5 çıktı. İkinci sonlanım noktası da iki doz aşısını olup üzerinden 14 gün geçen kişilerde, ağır hastalık gelişmesiydi. Bu da aşı grubunda sıfır iken plasebo grubunda 6 kişi ağır hastalık geçirdi. Dolayısıyla ağır hastalıktan korunmada yüzde 100 etkili olduğunu gösteriyor.”

Dünyadaki tüm Kovid aşılarında asıl hedefin ağır hastalık ve ölümü önlemek olduğuna da değinen Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Buradaki tek kaygı, mutantlarda bir fark olacak mı? Şu ana kadar gördüğümüz, ağır hastalığı önlemek anlamında da böyle bir fark yok. Ama bunu da çok büyük bir dikkatle yakından takip ediyoruz. Brezilya çalışmasının detaylarını tam olarak bilemiyoruz. Çünkü bu çalışma bilimsel bir dergide henüz yayınlanmadı. Türkiye'deki çalışmanın içinde olduğumuz için bu detaylara vakıfız, zaten kısa bir süre içinde bilimsel bir dergide de çıkacak. Herkes detaylarıyla görecek. Bizdeki çalışmada hastalık sınıflandırması, semptomatik olup PCR ile pozitifliği doğrulananlar hafif, orta ve ağır olarak yapıldı. Dünya Sağlık Örgütü de bu şekilde gruplandırıyor, hafif, orta ve ağır şeklinde. Fakat Brezilya'nın çalışmasında, basından takip edebildiğimiz kadarıyla, bir de ‘çok hafif’ serisi var. Bu ‘çok hafif’ serisindeki grup eğer asemptomatik hastalarsa, zaten koronavirüs aşı çalışmalarının hemen hemen hiçbirisinde asemptomatik vakalar çalışmaya katılmadı. Çalışmaların yüzde 90’ında semptomatik olup PCR’ı pozitif olanlar değerlendirildi. İki doz aşısı yapıldıktan bir süre sonra değerlendirmeler yapıldı. Bir de Brezilya'daki çalışmaya sadece sağlık çalışanları dahil edildi, bir grup da 60 yaş üstü kişilerdi. Bizde ise hem vatandaşlar, hem sağlık çalışanları vardı. Dolayısıyla, Brezilya’da asemptomatik vakalar da katıldıysa çalışmaya, yüzde 50 etkinlik mantıklı olur. Ama bu bir yorum. Bütün veriler çıkmadan kesin yargılarda bulunmak doğru değil. Biz şu anda kendi verimizi net bir şekilde biliyoruz. Bu da bilimsel dergilerde yayınlandıktan sonra daha da güvenilir hale gelecek. O zaman daha rahat karşılaştırma yapabileceğiz.” (GerçekGündem)

'Orta risk' grubundaki kentte oteller yüzde 100 doldu

Sağlık Bakanlığı'nca açıklanan koranavirüs risk haritasında 'orta riskli' iller arasında yer alan Bursa'da hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasının uygulanmaması otellerdeki doluluk oranını arttırdı. Koronavirüs tedbirleri kapsamında yüzde 50 kapasiteyle çalışmalarına izin verilen otellerdeki doluluk oranı da yüzde 100 arttı. TÜRSAB Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Eker, turizmin kentte bu hafta yükselişe geçtiğini belirterek, "Bursa, Marmara Bölgesi'ndeki tek sarı il. Kısıtlamaların daha da gevşek olduğu illerden. Geçen hafta Bursa'da 38 odayla kapatan bir otel, bu hafta 96 odayla kapatıyor. Geçen haftaya göre yüzde 100 artış olduğunu söyleyebilirim. Bunun etkisi Bursa'ya olan güven, otellerin almış olduğu tedbirler" dedi.

Almanya’da maske skandalı! İki milletvekili istifa etti

Almanya'da maske skandalı istifa getirdi. Covid-19 salgını ile mücadele kapsamında kullanılan maskelerin satın alınmasında nüfuzunu kullanan ve satışlardan aldığı komisyonlar ile yaklaşık 250.000 euro kazandığı öne sürülen Hristiyan Demokrat Birlik Milletvekili Nikolas Löbel, partisine zarar vermemek için istifa ettiğini ve eylül ayında yapılacak federal parlamento seçimlerinde de yeniden aday olmayacağını açıkladı.

Maske skandalına adı karışan bir başka milletvekili olan iktidarın en küçük ortağı Hristiyan Sosyal Birlik Milletvekili Georg Nüsslein da milletvekilliğinden istifa ettiğini ve yeniden milletvekilliğine aday olmayacağını duyurdu. (Sözcü)

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Şairi&Yazarı” olarak 27 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Charles Bukowski'yi seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Charles Bukowski, 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. Tam adı Heinrich Karl Bukowski'dir. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğudur. 2 yaşındayken Los Angeles'a taşındılar. 1929 krizi sırasında Bukowski'nin babası genelde işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Genelde sessiz bir çocuk olan ve bu özelliğiyle dikkat çeken Bukowski, bazen çıldırış noktasına geliyor, kendinden hiç beklenmedik kabadayılıklar yapıyordu. İlkokul yıllarından itibaren korkusuz olan Bukowski, kendi yazdığı bir eserinde ilkokul öğretmenine "sevişelim" dediğini söylemektedir. Bukowski, Los Angeles Lisesinden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesinde 1 yıl okudu.

Yazmaya başladığı günden itibaren yazılarını yayımlanması için dergilere gönderen Bukowski’nin yazıları hep geri gönderilmiştir. Ancak 24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. İki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yöntemlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü ABD'yi gezerek, çeşitli işlerde genellikle kısa vadeli çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. Hayatının diğer bölümlerinde olduğundan daha yoğun bir tempo ile açlıkla boğuşan ve kadınlarla zaman geçiren Bukowski daha sonra bu yıllarını "Factotum" isimli kitabında da anlatmıştır. Bu dönemdeki işlerinin kısa vadeli olmasının nedeni de düzen tanımaz kişiliği ve alkol bağımlılığıydı. Bukowski babasına olan nefretini onun aksine bir hayat yaşayarak göstermiş ve bir yazısında da bu yüzden bir hiç olmayı seçtiğini söylemiştir. O babasının aksine olduğu gibi görünen ve bir şey olmamayı hedefleyen birisi olarak kazandığı paraya önem vermiyor ve barlarda günübirlik bir hayat sürüyordu. Zengin Amerikalı kadınlarla ilişkiye girdiği dönemlerde onlara kaba dahi davransa kadınları etkiliyor, onların evlerinde yaşamaya başlıyor; ama bir türlü o hayata adapte olamayarak eski hayatına geri dönüyordu. 1969’da da bunu, aç kalmayı seçtiğini söyleyerek ispat etmiş oluyor adeta. Ayrıca ömrünün çoğu denilebilecek kısmını da hipodromlarda geçirmiş ve bundan yazılarında sık sık söz etmiştir. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre ABD Posta İdaresinde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi, fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeye devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmadan "Postane" ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda King ile tanıştı. İki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler.

Bukowski, "Pulp" romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken omurilikten yayılan lösemi sebebiyle San Pedro, Kaliforniya'da öldü.

Eserlerinde genellikle toplum dışı insanlar ile depresyonu konu alması ve alkolizme yatkın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski’nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur; hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır. Bu tip bir hayat yaşadığı için birçok kez tutuklanmış, dayak yemiş olan Bukowski hayatı, özgün dili ve tarzı ile Amerikan edebiyatına damgasını vurmuş, Türkiye'de ise ilk kez Sokak dergisi’nde çıkan öyküleri ile tanınmıştır. Bukowski’nin şiir ve öykülerinden oluşan toplam 45 kitap bulunmaktadır. Pek çok dile çevirisi olan yazıları birçok dergide de yayımlanmış olan yazarın kitaplarının çevirisi Avi Pardo’ya aittir. Türkiye'de Bukowski'nin kitaplarını Parantez yayınları yayımlamaktadır.

ESERLERİ:

Kadınlar (Yazarın hayatına giren kadınlardan bahsettiği kült olmuş kitabıdır.)

Sıcak Su Müziği (Kısa hikayelerden oluşan kitabıdır.)

Bir Tek Ben miyim Böyle Yaşayan

Dünyevi Şiirlerin Son Gecesi (2 Cilt)

Kapalı Bir Kapıdır Cehennem

Gülün Gölgesinde

Postane (Roman & Bir dönem çalıştığı postaneden ayrıldıktan sonra yazdığı ilk kitabıdır.)

Pis Moruğun Notları

Sevimli Bir Aşk Hikayesi

Sıradan Delilik Öyküleri

Kendimizde Açtığımız Yaralar

Sarhoş Çal Piyanoyu, Vurmalı Çalgı Gibi, Parmaklar Biraz Kanamaya Başlayana Dek (Türkiye'de ismi duyulmuş bir şiir kitabıdır. Özgün şiir tarzı ile dikkat çeker.)

Pansiyon Manzumeleri

Gece Çılgın Ayak Sesleriyle Yırtıldı

Ölüler Böyle Sever

Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı (Doğum yeri olan Almanya’ya yaptığı ziyaretini düz yazı ve şiirlerle, hatta resimlerle anlattığı kitabıdır.)

Güneşe Uzan (Bukowski'nin 9 Mart 1994'teki ölümüne kadar yazmış olduğu mektupları içerir.)

En Kısa Andır Mucize

Güneş İşte Burdayım

Kimse Bilmez Ne Çektiğimi

Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi

Pulp

Factotum (Evden kaçtığı dönemdeki hayatını anlattığı kült eserlerinden birisidir. Kendini en iyi anlattığı kitaplarındandır.)

Ekmek Arası (Çocukluğu, lise yıllarını, ailesini vesaireyi anlattığı kült eserlerinden birisidir.)

Kaybedenin Önde Gideni

Bana Aşkını Getir

En İyi Adamlar Yalnızken Güçlüdür

Hollywood

Sizlerle iki şiirini paylaşarak Charles Bukowski'yi anmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

İNSANIN EN İYİ DOSTU

Bir daha köpeğimi ıslatırsan

karşında beni bulursun

dedim tipe - bahçesini suluyordu

dosdoğru karşıya bakarak sulamayı sürdürürken

bu beni hiç kaygılandırmıyor, dedi

senin gibileri bilirim,

konuşur ama hiçbir şey yapamazsınız.

Ak saçlı bir ihtiyardı, biraz aptal, yaydığı

sıradanlık dalgasını hissedebiliyordum.

hortumu elinden çekip adamı

kendime doğru çevirdim ve

karnına sıkı bir sağ gömdüm.

taş gibi yığıldı yere sırtüstü,

bir eli karnında,

derin nefes alarak.

acınası bir görünümü vardı.

hortumu yerden alıp bir güzel ıslattım onu,

iliklerine kadar, sonra da

suyu yüzüne tuttum ve topukladım.

Markete gidip bir şişe viskiyle

bir altılık bira aldım.

Döndüğümde gitmişti.

daireme çıkıp Marie'ye

köpeğimizi ıslatan adamın

icabına baktığımı söyledim.

ne yaptın, diye sordu bana,

öldürdün mü adamı?

Hayır, dedim, sadece bazı

şeyleri izah ettim.

tatmin olmadı Marie,

ne demek istiyordum bazı

şeyleri izah ettim derken?

Boş ver dedim ona, temiz

bardak var mı?

Sonra köpek girdi içeri.

Koko.

Onu çok sevdiğimi bilmenizde

yarar var.

#CharlesBukowski

ŞİMDİ

Oturuyorum burada 2'nci katta

sarı pijamamla,

eğilmişim

hâlâ yazar

gibi görünerek.

71'inde,

lanetli bir safra.

yaşam

kemirmiş

beyin hücrelerimi.

arkamda

sıra sıra kitaplar,

parmaklarımı

seyrelen saçlarımdan geçirerek

sözcük

arıyorum.

#CharlesBukowski

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Çat'ın Kurtuluş Günü:

9 Mart 1918 tarihi Erzurum'un Çat ilçesinin Türk ordusu tarafından Rus ve Ermeni işgalinden kurtarıldığı tarihtir. Çat ilçesinin 103. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Çayeli'nin Kurtuluş Günü:

9 Mart 1918 tarihi Rize'nin Çayeli ilçesinin Türk ordusu tarafından Rus ve Ermeni işgalinden kurtarıldığı tarihtir. Çayeli ilçesinin 103. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

9 Mart 1621 - İstanköylü Çelebi (Güzelce) Ali Paşa, sadrazamlıktan alınarak yerine Ohrili Hüseyin Paşa atandı.

9 Mart 1764 - Padişah III. Mustafa tarafından yaptırılan Laleli Camii, ibadete açıldı.

9 Mart 1788 - NGC 2841 çubuksuz sarmal gökadası bulundu.

9 Mart 1796 - Napolyon Bonapart ile Josephine evlendi.

9 Mart 1814 - Napolyon Ordularının sürekli yenilgiye uğrayıp geri çekildikleri bir dönemde, Viyana Kongresi toplandı.

9 Mart 1842 - Giuseppe Verdi'nin üçüncü opera eseri Nabucco ilk kez Milano'da sahnelendi.

9 Mart 1908 - İtalyan futbol kulübü, FC Internazionale Milano kuruldu.

9 Mart 1913 - Adapazarı İslam Ticaret Bankası kuruldu. (31 Mart 1937 tarihinde unvanı Türk Ticaret Bankası A.Ş. olarak değiştirilmiştir.)

9 Mart 1923 - Sovyet lideri Lenin, geçirdiği felç sonucu konuşma yeteneğini kaybetti.

9 Mart 1929 - İstanbul'da "Matbaacılık Mektebi" açıldı.

9 Mart 1930 - Atatürk, Antalya Müzesi'ni gezdikten sonra, Aspendos'ta incelemelerde bulundu.

9 Mart 1935 - Hitler, yeni bir hava kuvvetleri oluşturacağını ilan etti.

9 Mart 1943 - Şükrü Saracoğlu'nun Başbakanlığındaki 13. Türkiye Hükûmeti istifa etti ve yine Şükrü Saracoğlu Başbakanlığında 14. Türkiye Hükûmeti kuruldu.

9 Mart 1945 - Filistin'den gelen 36 bin diş fırçası piyasaya sürüldü.

9 Mart 1952 - Amerika Birleşik Devletleri'ni Türk modası sardı. Amerikan moda dergileri, İstanbul Sarısı, Türk Kırmızısı, Helva Beji, Fes Rengi gibi renklerden geçilmez oldu. Bir firma, Harem adı altında kozmetikler piyasaya sürdü.

9 Mart 1954 - Gazeteciler Cemiyeti ve Gazeteciler Sendikası; Meclis'te yaptığı bir konuşmada Yazı İşleri Müdürleri için "baldırı çıplak" tabirini kullanan DP İzmir Milletvekili Halil Özyörük'ü, Meclis'e ve DP Genel Başkanlığı'na çektikleri bir telgrafla protesto ettiler.

9 Mart 1954 - Yayın yoluyla suç işleyenlere ağır cezalar getiren yasa, Meclis'ten çıktı.

9 Mart 1955 - Erzurum 9. Kolordu Komutanlığı 2 Numaralı Askeri Mahkemesi'nce, idama mahkûm edilen Sovyet casusları, İvan Adamidi ve Nikola Antonov asıldı.

9 Mart 1956 - Kıbrıs Rum Toplumunun lideri Başpiskopos Makarios, İngiltere tarafından Seyşel Adaları'na sürgüne gönderildi.

9 Mart 1956 - Ali Sami Yen Stadyumu, Galatasaray'a devredildi.

9 Mart 1957 - Türk ordusunun ilk kadın doktor subayı Sema Aran, teğmen rütbesiyle göreve başladı.

9 Mart 1959 - Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak amacıyla kurulmuş olan EOKA, İngiltere'nin önerisini kabul etti; Georgios Grivas çekildi.

9 Mart 1961 - Cemal Gürsel, Alman gazetecilerin, "Parlamento teklif ederse Cumhurbaşkanlığını kabul edecek misiniz?" sorusuna, "Parlamento değil, millet teklif ederse hizmete hazırım" dedi.

9 Mart 1965 - Zonguldak Kömür İşletmeleri direnişinde Satılmış Tepe ve Mehmet Çandar adlı işçiler öldürüldü. Zonguldak Kozlu'daki Ereğli Kömür İşletmesi'nde çalışan maden işçileri, Türk-İş ve Hükûmetin kanunsuz saymasına rağmen greve gittiler. Grevci maden işçileri çalışmak isteyen işçilerin yer altına inmesini engellediler.

9 Mart 1967 - Gölcük Tersanesi'nde "TCG Berk (D-358)" adlı refakat fırkateyninin yapımına başlandı. Türkiye'nin kendi olanaklarını kullanarak yaptığı ilk firkateynin yapımı, 1971 yılında tamamlandı.

9 Mart 1971 - 19 Adalet Partili, Süleyman Demirel'in çekilmesi için bir muhtıra hazırladı.

9 Mart 1971 - Başsavcılık, Millî Nizam Partisi'nin (MNP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

9 Mart 1971 - Güvenlik kuvvetlerinin denetimi altındaki ODTÜ'de Mütevelli Heyeti'nin Akademik Konseyi feshetmesi üzerine Rektör Erdal İnönü, görevinden istifa etti.

9 Mart 1971 - Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, başarısız bir askeri darbe teşebbüsü yapıldı.

9 Mart 1974 - İşverenlerin, SSK'ya 1,5 milyar lira borcu olduğu açıklandı.

9 Mart 1978 - Nurettin Ersin, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atandı.

9 Mart 1979 - 7 kişiyi öldürmekten sanık sağ eylemci Veli Can Oduncu, 16 yıla mahkûm oldu.

9 Mart 1983 - Görevini kötüye kullanmaktan Yüce Divan'da yargılanmakta olan eski Bayındırlık Bakanı Selahattin Kılıç beraat etti.

9 Mart 1983 - Belgrad saldırısı: Türkiye'nin Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar, iki saldırgan tarafından yaralandı. Büyükelçi iki gün sonra öldü. Saldırıyı Ermeni Soykırımının Adalet Komandoları ve ASALA örgütü üstlendi.

9 Mart 1984 - Turgut Özal, Türk Ceza Kanunu'nda siyasi suç olmadığını söyledi.

9 Mart 1986 - Muzır Neşriyat Yasası'na ilişkin suçlamaları yanıtlayan Başbakan Turgut Özal, "Bu yasaya muzır diyen muzırdır" dedi.

9 Mart 1991 - Basın işkolunda kriz: Asil Nadir hakkında İngiltere'de açılan soruşturma nedeniyle; Kıbrıslı iş adamının sahip olduğu Günaydın gazetesi'nde, 350'den fazla kişinin işine son verildi. Güneş gazetesi'nde, 188 kadrolu ve 350 kadrosuz çalışanın gazeteyle ilişkisi kesildi. Gelişim yayınları, 400 olan çalışan sayısını, 300'e indirdi. Tercüman gazetesi de, çalışanların maaşlarını ve ikramiyelerini ödeyemedi.

9 Mart 1992 - Türk savaş uçakları, Kuzey Irak'taki iki PKK kampını bombaladı.

9 Mart 1995 - TBMM Malvarlığını Araştırma Komisyonunun Almanya'da bulduğu belgeler, RP'li Süleyman Mercümek'in Türkiye'de yönettiği paranın toplam 17 milyon Mark olduğunu ve bu paraların akıbetinin bilinmediğini ortaya koydu.

9 Mart 1996 - 1990 yılında öldürülen gazeteci Çetin Emeç'i vuran İslami Hareket Örgütünün ameliyat timi sorumlusu İrfan Çağırıcı, İstanbul'da yakalandı.

9 Mart 2000 - Güney Kore'de saatlerce bilgisayarın önünden kalkmayan 37 yaşındaki Kim Kwang-Su, aşırı yorgunluk ve stresten öldü.

9 Mart 2003 - Siirt'te yapılan milletvekili yenileme seçimlerinde 3 milletvekilliğini alan, iktidardaki AK Parti'nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da parlamentoya girdi.

9 Mart 2004 - İstanbul'da bir lokantaya yapılan bombalı saldırı sonucunda 5 kişi yaralandı.

9 Mart 2007 - İsviçre'de, Ermeni çevrelerinin soykırım iddiasının inkarını suç sayan yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanan İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, para cezasına çarptırıldı. Lozan Mahkemesi, 6 Mart'ta başlayan duruşmalar sonunda bugün verdiği kararda, Perinçek'i 90 gün hapis cezası karşılığında her günü 100 İsviçre Frangı (yaklaşık 115 YTL) olmak üzere 9 bin İsviçre Frangı para cezasına çarptırdı ve bu cezayı iki yıl tecil etti.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

9 Mart 1454 - Amerigo Vespucci, İtalyan tüccar ve haritacı (ö. 1512)

9 Mart 1737 - Josef Mysliveček, Çek besteci (ö. 1781)

9 Mart 1749 - Honoré Gabriel Riqueti de Mirabeau, Fransız politikacı (ö. 1791)

9 Mart 1753 - Jean-Baptiste Kléber, Fransız general (ö. 1800)

9 Mart 1763 - William Cobbett, İngiliz gazeteci (ö. 1835)

9 Mart 1814 - Taras Grigoroviç Şevçenko, Ukraynalı şair ve ressam (ö. 1861)

9 Mart 1890 - Viçeslav Molotov, Rus siyasetçi (ö. 1986)

9 Mart 1892 - Mátyás Rákosi, Macar komünist lider (ö. 1971)

9 Mart 1918 - Mickey Spillane, Amerikalı roman yazarı (ö. 2006)

9 Mart 1919 - Cengiz Dağcı, Tatar roman yazarı (ö. 2011)

9 Mart 1930 - Ornette Coleman, Amerikalı caz müzisyeni (ö. 2015)

9 Mart 1934 - Yuri Alekseyeviç Gagarin, Sovyet kozmonot (ö. 1968)

9 Mart 1943 - Bobby Fischer, Amerikalı satranç şampiyonu (ö. 2008)

9 Mart 1950 - Etyen Mahçupyan, Gazeteci ve yazar.

9 Mart 1954 - Bobby Sands, Kuzey İrlandalı siyasetçi ve Geçici İrlanda Cumhuriyet Ordusu üyesi (ö. 1981)

9 Mart 1960 - Želimir Željko Obradović, Sırp basketbol koçu ve oyuncusu.

9 Mart 1964 - Juliette Binoche, Fransız oyuncu.

9 Mart 1974 - Yuriy Bilonoh, Ukraynalı gülleci.

9 Mart 1977 - Atılay Uluışık, Tiyatro ve dizi oyuncusu.

9 Mart 1979 - Melina Perez, Amerikalı profesyonel güreşçi.

9 Mart 1979 - Oscar Isaac, Guatemalalı oyuncu ve müzisyen.

9 Mart 1980 - Burçin Terzioğlu, Dizi ve sinema oyuncusu.

9 Mart 1980 - Matthew Gray Gubler, Amerikalı oyuncu.

9 Mart 1983 - Emre Kızılırmak, Oyuncu ve model.

9 Mart 1989 - Kim Tae-yeon, Güney Koreli şarkıcı, dansçı ve tanıtım modeli.

9 Mart 1993 - Suga (Min Yoon-gi), Güney Koreli rapçı ve BTS grubu üyesi.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

9 Mart 1821 - Nicholas Pocock, İngiliz sanatçı (d. 1740)

9 Mart 1836 - Destutt de Tracy, Fransız filozof ve ideoloji fikrinin öncü ismi (d. 1754)

9 Mart 1851 - Hans Christian Ørsted, Danimarkalı fizikçi ve kimyager (d. 1777)

9 Mart 1888 - I. Wilhelm, Prusya Kralı ve ilk Alman İmparatoru (d. 1797)

9 Mart 1895 - Leopold von Sacher-Masoch, Avusturyalı yazar (d.1836)

9 Mart 1897 - Cemaleddin Efganî, İranlı aktivist ve düşünür (d. 1838)

9 Mart 1947 - Evripidis Bakircis, Yunan subay ve politikacı (d. 1895)

9 Mart 1952 - Aleksandra Kollontay, Sovyet yazar (d. 1872)

9 Mart 1956 - Ali Ekber Dihhoda, İranlı dil bilgini (d. 1879)

9 Mart 1958 - Goro Yamada, Japon eski futbolcu (d. 1894)

9 Mart 1965 - Ömer Altuğ, Bestekâr (d. 1907)

9 Mart 1967 - Vala Nureddin, Gazeteci ve yazar (d. 1901)

9 Mart 1970 - Doris Doscher, Amerikalı aktris ve model (d. 1882)

9 Mart 1981 - Max Delbrück, Alman biyolog ve Nobel Tıp veya Fizyoloji Ödülü sahibi (d. 1906)

9 Mart 1983 - Ulf von Euler, İsveçli fizyolog ve Nobel Tıp Ödülü sahibi (d. 1905)

9 Mart 1988 - Kurt Georg Kiesinger, Alman politikacı (d. 1904)

9 Mart 1988 - Stefan Ryniewicz, Polonyalı diplomat, müsteşar (d. 1903)

9 Mart 1989 - Robert Mapplethorpe, Amerikalı fotoğraf sanatçısı (d. 1946)

9 Mart 1992 - Menahem Begin, İsrailli politikacı ve Nobel Barış Ödülü sahibi (d. 1913)

9 Mart 1994 - Charles Bukowski, Amerikalı yazar ve şair (d. 1920)

9 Mart 1994 - Fernando Rey, İspanyol aktör (d. 1917)

9 Mart 1996 - George Burns, Amerikalı aktör ve şarkıcı (d. 1896)

9 Mart 1997 - Jean-Dominique Bauby, Fransız gazeteci ve yazar (göz kapakları yardımıyla yazdırdığı Kelebek ve Dalgıç Giysisi romanının yazarı) d. 1952)

9 Mart 2004 - Albert Mol, Hollandalı sanatçı (d. 1917)

9 Mart 2013 - Max Jakobson, Fin diplomat ve gazeteci (d. 1923)

9 Mart 2016 - Yaşar Kaya, Siyasetçi (d. 1938)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Salı.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?