İşte Güneydoğu'daki illerin 'mavi' olmasındaki 3 neden

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Adam Cennet'in kapısına gelir. Aziz Peter sorar:

-"Mezhep?"

-"Metodist." der adam.

Aziz Peter elindeki listeye bakar ve:

-"Yirmi sekiz numaralı oda." der. "Yalnız sekiz numaranın önünden geçerken sessiz ol."

Bir başka adam gelir.

-"Mezhep?" der Aziz Peter.

-"Baptist." der adam.

-"On sekiz numara. Yalnız sekiz numaranın önünden geçerken sessiz ol." der Aziz Peter.

Bir adam daha gelir.

-"Din?"

-"Yahudi." der adam.

-"On bir numaraya git. Yalnız sekiz numaranın önünden geçerken sessiz ol." der Aziz Peter.

-"Farklı din ve mezhepler için farklı odaların bulunmasını anlıyorum." der adam. "Ama neden sekiz numaranın önünden sessizce geçecekmişim?"

-"Sekiz numarada Yehova Şahitleri var." der Aziz Peter. "Kendilerinden başkası buraya gelemiyor zannediyorlar."

(Fıkrayı bana ileten Fahri Kalın abime çok teşekkür ediyorum.)

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” demiş Mustafa Kemal Atatürk...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

Markete alışverişe gitmeden önce tok olduğunuza emin olun. Açlık hissiyle almak istemeyeceğiniz birçok ürünü alışveriş sepetine hiç farkında olmadan doldurabilirsiniz.

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz birine bakarken gözbebekleriniz büyür."müş.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

AKP’nin 14 Milyon TL’lik saray projesine Kıbrıslılardan tepki: Sarayı bırakın krize çözüm bulun

AKP’nin saray sevdasına yaşanan ekonomik kriz de engel olamadı. Yurttaş geçim sıkıntısı çekerken yazlık ve kışlık saraylar inşa etmekten geri durmayan iktidar gözünü bu kez de Kuzey Kıbrıs’a dikti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aylar önceki ziyaretinde dile getirdiği ‘cumhurbaşkanlığı sarayı projesi’ Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasında “İktisadi ve Mali İşbirliği Antlaşması” ile hayata geçiriliyor. Anlaşmanın ilgili bölümünde Türkiye, proje için 14 Milyon Türk Lirası taahhütte bulundu. Anlaşmaya tepki gösteren ‘Bağımsızlık Yolu’ üyeleri “Kıbrıslı Türkler olarak, ekonomik anlamda zor günlerden geçmekteyiz. Gerek pandeminin yarattığı ekonomik yıkım, gerek pandemi öncesinde Türk Lirası’nın değer kaybetmesinden kaynaklı olarak alım gücümüzün günden güne erimesi büyük bir sorun. Böylesi bir kriz ve ekonomik darboğaz ortamında ülkemizde şatafatlı bir saray projesine girişilmesi bizim için kabul edilemez bir adımdır” dedi.Türkiye’deki ekonomik darboğaz ve yıkım ortadayken, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ödediği vergilerin, Kıbrıs’ta bir saray yapılması için kullanılacak olmasının kabul edilem ez olduğunu vurgulayan Bağımsızlık Yolu üyelerinin açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Bu mektubu da, bahsi geçen Antlaşma’nın Türkiye’de gündeme neredeyse hiç gelmemiş olmasından hareketle, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, paralarının çarçur edildiğini duyurmak maksadıyla yazıyoruz. Normal bir zamanda dahi lüzumsuz ve şatafatlı olarak değerlendireceğimiz böylesi bir projenin, böylesi bir zamanda gündeme getirilmesinin nihai değerlendirmesini de, bu sarayı kendisinden kesilen vergilerle ödeyecek olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bırakıyoruz.” (BirGün)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla 22 dönümlük yeşil alan imara açıldı

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yazlık siteler arasında kalan 22 dönümlük tek yeşil alanın imarı, Özelleştirme İdaresi tarafından “Turizm, ticaret, konut alanı” olarak değiştirildi. Cumhurbaşkanlığınca onaylanan imar değişikliği, Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra, Aydın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Kuşadası Belediyesi’nde askıya çıkarıldı.

Mülkiyeti Hazineye ait 22 dönüm arazinin imarının yeşil alandan çıkarılarak “Turizm, ticaret, konut alanı” olarak değiştirilmesi Kuşadası'nda tepkilere neden oldu. Yazlık siteler arasında kalan arazinin, kamu kullanımına ait yeşil alan ve önündeki Kocagöl ile birlikte rekroasyon alanı olarak düzenlenmesi beklenirken imara açılması mahalle sakinlerini şoke etti. Özelleştirme İdaresince hazırlanan imar plan değişikliği, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan imzasıyla onaylanan şekliyle Aydın il Çevre Müdürlüğü ve Kuşadası Belediyesi'nde askıya çıkarıldı. Güzelçamlı Mahallesi’nin yapılaşmadan kurtulabilmiş en büyük rekroasyon alanının imara açılmasına anlam veremediklerini söyleyen mahalle sakinleri, “İmarı planının bizzat Cumhurbaşkanının imzası ile olması ilginç” yorumu yaptı. Çevredeki site sakinleri bir süre önce Kocagöl'deki balık çiftliğinin kaldırıldığını, değişen imarla birlikte gölün de bu araziyi alacak kişiye tahsis edileceğinin anlaşıldığını söyleyerek, “Deniz ile arazi arasında denizle bağlantılı Kocagöl var. Gölün temizlenmesinden sonra araziyi alacak kişiye verileceği anlaşılıyor. Bu bölgede denize uzaklığına göre bir dönüm arazi yaklaşık 2 milyon liraya satılıyor. Bu arazinin imar değişikliğinden sonraki değerini siz düşünün” ifadelerini kullandı.

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel basın danışmanı aracılığıyla SÖZCÜ'ye yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayladığı imar planını askıya çıkarmanın yasal zorunluluk olduğunu belirtti. İmar plan değişikliğinin Kuşadası Belediye Meclisi’nde yapılmadığını söyleyen Günel, “Değiştirilen imarı askıya çıkarmak yasal zorunluluk. Ancak belediye olarak bu imar planını kabul etmiyoruz. İtiraz edeceğiz. Askı süresince vatandaşların da itirazlarını alıp ilgili kuruma ileteceğiz” dedi. Mimarlar Odası Başkanı Ümit Acar'da, imar değişikliğine ilişkin geniş kapsamlı bir rapor hazırlayarak, hafta içinde resmi itirazlarını yapacaklarını söyledi. Ayrıca Kuşadası'nda bir çok sivil toplum örgütü ve arazinin olduğu bölgedeki site sakinlerinin itiraz için hazırlık yaptığı öğrenildi.(Sözcü)

Kamuya zarar, şirketlere hep kâr

AKP iktidarının kamu kaynaklarının uzun yıllara yayılacak şekilde belli şirketlerin kasasına aktarılmasına yol açan pahalı, verimsiz, halktan gizlenen sözleşmelerle hayata geçirdiği kamu özel işbirliği projelerinin büyüklüğü 150 milyar doları aştı. Sayıştay’ın denetim raporlarına yansıyan saptamalar, dümenin şirketlerde olduğu bu sistemde kamunun nasıl zarara uğratıldığını gözler önüne serdi. Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) kapsamında Türkiye’de bugüne dek gerçekleştirilen ve parasal büyüklüğü 150 milyar doları aşan 250’ye yakın proje; planlanmasından ihalesine, uygulanmasından kontrolüne kadar sayısız sorun içeriyor. Yüzde 51’i havaalanı yatırımları olmak üzere sağlık, ulaşım, enerji, kentsel altyapı gibi birçok alanda uygulanan Kamu Özel İşbirliği projelerine ilişkin Sayıştay üyesi Nükrettin Parlak, Sayıştay Başkanlığı Eğitim Grup Başkanı Hacı Ömer Köse ile Prof. Dr. Metin Toprak Sayıştay dergisinde yayımlanan bir çalışma yaptı. Çalışmada, denetim raporları ışığında kamu özel işbirliği projelerinin Türkiye uygulamaları değerlendirildi. Kamu kesiminin mali yükümlülüklerinin, uygulamanın ileriki aşamalarında ortaya çıkması nedeniyle kamu idarelerinin projelerin ilk safhalarında daha az ihtiyatlı bir tutum takındığı ve bu durumun risklerin önemli bir bölümünün kamunun üzerine kalmasına neden olduğu vurgulandı. Özel sektörün KÖİ uygulamalarına katılımını teşvik için verilen kredi geri ödeme garantileri, borç üstlenim taahhütleri ve teşvikler ile satın alma garantilerini içeren yükümlülüklerin uzun vadede kamu kesiminin yükünü artırdığı belirtildi. Çalışmada, Sayıştay raporlarında KÖİ uygulamalarına ilişkin çeşitli yıllarda hazırlanan raporlarda dikkat çekilen tespit ve değerlendirmeler yer aldı.

ENERJİ PROJELERİ

♦ Enerji projeleri mevzuata aykırı olarak şirketler tarafından düzenlenen hatalı fizibilite raporlarına dayanılarak seçildi.

♦ Santralların kurulacakları yerler, arz-talep dengesine göre Bakanlık tarafından belirlenmesi gerekirken bu seçim firmalara bırakıldı, bazı bölgelerde talebin çok üzerinde üretim yapılması nedeniyle yeni iletim hatları kurulması gerekti, bu da ilave maliyetlere yol açtı.

♦ Firmalar santralları düşük bedellerle tamamladığı halde, yatırım dönemi sonunda maliyetlerin yıllık yüzde 5 civarında eskalasyonuna izin verilerek yatırım tutarları daha yüksek gösterildi.

♦ Sözleşmelerin tamamına gizlilik yönünde hükümler konulması nedeniyle kamu aleyhine yapılan düzenlemelerin kamuoyu tarafından öğrenilmesi imkânı ortadan kalktı.

Enerji şirketleriyle imzalanan sözleşmeler defalarca değiştirildi ve her değişiklikle projelerin toplam yatırım tutarı ve elektrik satış tarifeleri yükseltildi, işletme süreleri uzatıldı, üretim fiyatları değiştirildi, kamu yararı açısından yapılması zorunlu olan değişiklikler ise yapılmadı.

GÜMRÜK KAPILARI

♦ Gümrük Kapılarının Modernizasyonu Projesi’nde hatalı projelendirme nedeniyle tadilata ihtiyaç duyuldu, hesaplamalar gerçekçi belirlenmediğinden işletme süresinin hesabında kamu aleyhine sonuçlar ortaya çıktı.

♦ Özel sektör yükümlülüğünde olan işlerin sözleşmeye uygun olarak yürütülmemesi veya tamamlanmamasına karşın işletme izni verildi, özel sektör yükümlülüğündeki bazı işleri kamu üstlendi.

AVRASYA TÜNELİ

♦ Avrasya Tüneli Projesinde işletmeci firma ile imzalanan Doğrudan Sözleşmeye, Uygulama Sözleşmesinden farklı hükümler konuldu.

♦ Mevcut fesih sebeplerine ek olarak yeni fesih sebepleri getirildi, Uygulama Sözleşmesinin tarafı olmayan finans kuruluşlarına uygulama sözleşmesini feshetme yetkisi verildi ve ilk sözleşmeye göre tesisin yeniden yapılmasında kullanılması gereken sigorta gelirlerinin kredi geri ödemelerinde kullanılabileceğine ilişkin düzenleme yapıldı.

♦ Avrasya Tüneli Projesinde hizmet imtiyaz varlığı ve gelecek dönemlere ait vazgeçilen muhtemel gelirler gerçek değerleriyle mali tablolarda yer almadı.

ŞEHİR HASTANELERİ

♦ Şehir hastanelerinde kullanılacak tıbbi cihazların tespitinde teknik şartnamelerden kaynaklanan sorunlar yaşandı.

♦ Faaliyete geçen bazı şehir hastanelerinde ticari alanların inşaatı bitirilmedi, sözleşmelerdeki tıbbi cihazların bir kısmın sağlık tesislerine getirilmedi, proje kapsamında yer almayan birim için garanti bedeli ödendi.

♦ Arazi tahsisi yapılmadan sözleşme imzalanan bir projede sözleşme feshedildi ancak şirket proje alanından çıkarılamadı.

İdare tarafından usule uygun olmayan borç üstlenimi taahhüdünde bulunuldu. Sözleşme tadilatlarının usulüne uygun şekilde yapıldığına ilişkin güvence elde edilemedi.

♦ Sağlık tesislerinin hasar görmesi durumunda ödenecek sigorta bedellerinin, tesisin yeniden inşası yerine finansman sağlayanlara aktarılmasına imkan sağlanması nedeniyle tarafların hak ve yükümlülüklerinde belirsizlik yaratıldı.

♦ Farklı şehir hastanelerinde miktara bağlı hizmetler karşılığında yapılacak ödemelere ilişkin birim fiyatlar arasında önemli farklılıklar oluştu. Sözleşmelerde nüsha farklılıkları, atıf hataları ve mahiyeti belirsiz hükümler bulunuyor.

♦ Sağlık uygulama tebliği puanları hatalı uygulandı.

♦ Yatırım ve işletme aşamalarındaki aksaklıklara ilişkin yaptırım maddeleri, şirketin sözleşmeye uygun olarak hizmet sunmasına katkı sağlayamıyor.

♦ Şirketin sözleşme hükümlerini ihlali veya sözleşmeyi haksız feshi halinde, idarenin fesihten kaynaklanan her türlü ceza ve masrafı şirkete tazminat olarak ödeyecek olması, özkaynak kuralını anlamsızlaştırdı.

♦ İlk kullanım bedelinin hatalı hesaplanması nedeniyle, iş artışından dolayı ödenecek kullanım bedeli iş artış oranının çok üzerinde gerçekleşti.

♦ Sözleşmede belirlenen sınırı aşacak şekilde süre uzatımı verildi.

♦ Yükümlülüklerini yerine getirmeyen yüklenicilere sözleşmede öngörülen yaptırımlar uygulanmadı.

♦ Şirkete verilmesi öngörülen garanti tutarları ile bazı varlık ve yükümlülükler muhasebe kayıtlarına işlenmedi.

♦ KDV istisnasından yararlanan şirketin yatırım maliyetlerindeki azalmalar kira tutarı ve süresine yansıtılmadı.

♦ Mali tabloların belirli aralıklarla idareye sunulması yükümlülüğü yerine getirilmedi.

♦ Projenin fiili tamamlama tarihi ile iş artışına ilişkin anlaşmazlık nedeniyle bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen tahkim sürecine başvurulmadı ve işletmeci firmaya temerrüt faizi ödendi.

♦ Şirketin kamuya yapması gereken ödemeleri eksik yapması ya da hiç yapmamasına karşın şirketle yılsonu mahsuplaşmaları yapılmadı. (BirGün)

Orman talanını kolaylaştıran düzenlemeye dava açıldı

Geçtiğimiz Ocak ayında yürürlüğe giren Orman Kanunu Ek 16. Madde ile ormanlık alanların sınırları artık Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek. Uygulamanın Anayasa'ya aykırı olduğunu söyleyen Türkiye Ormancılar Derneği, yürütmeyi durdurma ve iptal talebiyle Danıştay'a başvurdu. Yüksek Orman Mühendisi Hüsrev Özkara ise uygulamanın Yeşil Yol gibi projelerin yapımına koridor açacağını belirtti. 2018 yılı Nisan ayında torba yasa kapsamında ormanların vasfını kolaylıkla değiştirileceği düşünülen Ek 16'ncı madde 'Orman Yasası' içine alınmıştı. Orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen alanların sınırlarının Cumhurbaşkanı eliyle orman sınırları dışına çıkarılmasını içeren madde, 7 Ocak'ta Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yürürlüğe girdi. Türkiye Ormancılar Derneği, orman ekosistemlerini bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ve uygulamanın yasal olmadığını belirterek, “yürütmeyi durdurma ve iptal” talebiyle Danıştay'a başvurdu. Detayları, Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Yüksek Orman Mühendisi Hüsrev Özkara anlattı. Hüsrev Özkara düzenlemeyle ilgili, sınırların Cumhurbaşkanı tarafından belirleneceğine ilişkin hususun, orman kanunlarında ve Anayasa'da yer alan hükümlerin yok sayıldığına ve aykırılık oluşturduğuna işaret etti. Orman Kanunu'na getirilen maddeyle ormanlar, kolaylıkla orman sınırından çıkarılacak diyen Özkara, “Rant alanı olabilecek yerlerde keyfi davranılacak. Akdeniz ekosisteminin etkili olduğu yerlerde rant boyutları daha fazla. Buralarda kızılçam ormanlarıyla birlikte maki toplulukları vardır ve zaten taşlık kayalık alanlardır. Dolayısıyla uygulamayla birlikte yeni bir durum varmış gibi algı yaratmaya çalışıyorlar" dedi. Yüksek Orman Mühendisi Özkara, Devlet ormanlarında, 24 Nisan 2018'den önce yapılan 'devlet ormanlarına bitişik sınırlarda belde, köy veya mahallenin toplu yerleşim alanlarının kesintisiz devamı haline gelmiş bir ya da birden çok devlet ormanları sınırları içerisinde en az 5 adet olmak üzere, sürekli ya da dönemsel ikamet edilen toplu yapılar ve iş yerleri...' ifadeleriyle aslında belirgin şekilde yaylaların tarif edildiğini ve şu anda orman sınırları içerisinde yer alan yüzlerce yaylanın orman niteliğinden çıkarılacağını söyledi. İdareye geniş yetkiler tanınmasının yaylalarla ilgili projelerin yasal engellere takılmadan kolaylıkla yapılacağını belirten Hüsrev Özkara, "yasal kılıf uyduruldu" dedi. Orman kapsamı içinde bulunan bir sahada kapalılığın yüzde 10’dan aşağı olduğu yerlerde yeni uygulamanın geçerli olacağı belirtilse de Özkara, "orman örtüsü tamamen kaldırılmış olsa da bu sahalar yine de orman sahası olarak muhafaza edilmelidir" dedi. Orman vasfını bozacak uygulamayla ilgili yakın geçmişte ülke gündeminde geniş yer tutan ve tepkilere neden olan 'Yeşil Yol Projesi'nin bir ilişkisi var mı? sorusuna ise Hüsrev Özkara şu yanıtı verdi: "Bu tür projeler geçmişte yapılırken özellikle yasalarda ciddi bir koruyuculuk vardı. Artık kimseye bir şey denmeden, istenilen şekil ve durumla yollar açabilirler. Yani şunu diyorlar, 'kimse bizim önümüze geçip yapacağımız işi engellemesin' Aklınıza gelen her türlü tesis, yol vs. yapabilecekler. Geçmişte yasaların sınırladığı hususlar kaldırıldı." Ormanların korunmasına özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Özkara, "Aşağı havzaları koruyan yukarı havzalardaki ormanlardır. Ormanların içi boşaldıkça, vasfı kaybedildikçe koruma özellikleri de yok olur. Biliyorsunuz ormanlar karbon yutaklarıdır. Bu doğal varlıkların zaafa uğratılması, kendi sonumuzun hazırlanması anlamına geliyor. Covid-19 salgını bir doğal dengesizlik sonucudur. Siyasi iktidarın en büyük handikabı bu olacak. Bizler doğal varlıklarımıza gözümüz gibi sahip çıkmalı ve korumalıyız” dedi. (BirGün)

Korona haberlerine gelince:

İşte Güneydoğu'daki illerin 'mavi' olmasındaki 3 temel neden

Sözcü yazarı İsmail Saymaz, koronavirüs risk haritasına göre Güneydoğu'daki illerin neden mavi renkli olduğunu araştırdı.

Saymaz'ın konuyla ilgili bugünkü köşe yazısı şöyle:

Sağlık Bakanlığı, geçen hafta illerin Covid değerlerine göre bir risk haritası yayınladı. Haritada düşük riskli iller mavi, orta riskliler sarı, yüksek riskliler turuncu ve çok yüksek olanlar ise kırmızı ile renklendirildi. Haritaya göre Güneydoğu'daki 13 il düşük riskin rengi olan maviye boyandı.

Doğal olarak, herkes “Güneydoğu neden mavi?” sorusuna yanıt arıyor.

Diyarbakır'da görev yapan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi Dr. Halis Yerlikaya, “Pandemi zaten bize yapacağını yaptı” diyor.

“Nasıl yani?” diye sordum.

Şöyle devam ediyor:

“Pandemi Güneydoğu'da yaz ayları boyunca ciddi düzeyde etki gösterdi. Her aileden bir kişi sevdiğini kaybetti. Ameliyathaneler yoğun bakıma çevrildi. Diyarbakır'da servislerde hasta seçmek zorunda kaldığımız oldu. Görünen o ki her iki kişiden biri hastalığa yakalanmış. Yani, sürü ve toplum bağışıklığı gerçekleşmiş denebilir.”

Yerlikaya'ya göre hastalığın yayılması ve insanların yakınlarını yitirmesi sonucu farkındalık oluştu. Kısıtlamalar sayesinde toplumsal hareketlilik azaldı.

Yerlikaya, “Türkiye genelinde iki haftalık tam kapanma olsun istiyoruz. Mümkünse tedrici açılma talep ediyoruz. Kısmi kısıtlamaların etkili olduğunu görüyoruz. Şehirler arası ulaşımın azalması da etkilemiştir.”

Bir diğer neden de, test sayısının düşük olması…

Yerlikaya, şunları söylüyor:

“Pozitif kişi ile temas etmiş bütün insanlar test olmalı. Taramazsanız bulamazsınız. Bölgede test oranında düşüş var” diyor.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol da Güneydoğu'daki mavi tabloyu kitle bağışıklığına bağlıyor.

Şenol, “Bu bölge yazın yüksek düzeyli salgın geçirdi. Aile hekimlerinin tespitine göre insanlar ürküp sosyalleşmedi” diye konuşuyor. Günde en az 400 bin test yapılması gerekirken Şenol'a göre bu rakam, 110 bine kadar geriledi. Şenol, şöyle devam ediyor:

“Haritada, illerde binde kaç test yapıldığını belirtmedikleri sürece bilemeyiz. Yüksek olasılıkla daha az test yapılıyordur. Temaslı takibi iki aydır aksadı. Siz sadece hastaneye gelenleri yaparsanız ancak yüzde 20'yi yakalarsınız. O zaman bunu beşle çarpacaksınız.”

Bilim Kurulu üyesi olan Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Alpay Azap ise kitle bağışıklığının yanı sıra kış koşullarından ötürü sosyal ilişkinin azalmış olabileceğini ifade ediyor. Azap, “Burada kara kış var. İnsanlar evden çıkamıyor, ilçe ve köyler arasında insan hareketliliği olmamış olabilir” diyor.

Üç bilim insanı üç noktada uzlaşıyor:

-Bölgede kitle bağışıklığı oluşmuş olabilir.

-Kısıtlamalar, farkındalık ve kış koşullarından ötürü toplumsal hareketlilik azalmış olabilir.

-Test sayısı düşük olduğu için harita gerçeği yansıtmıyor olabilir. (GerçekGündem)

Turistik ilçeye ziyaretçi akını! Tıklım tıklım doldu

Yeni kontrollü normalleşmeyle hafta sonu sokağa çıkma yasağı uygulaması kaldırılan orta riskteki Aydın’ın turistik ilçesi Kuşadası, çevre il ve ilçelerden gelenlerin akınına uğradı. Hafta sonunu yasaksız bir şekilde yazlıklarında geçirmek isteyenler Cuma akşamından itibaren gelmeye başladı. Kentin girişinde uzun araç kuyrukları oluştu. Bugün ise 91 günlük hafta sonu kapanmasının sona ermesini fırsat bilenler, çevre il ve ilçelerden Kuşadası'na akın etti. İlçede araç trafiği nedeniyle şehir merkezindeki birçok cadde ve sokakta trafik kilitlendi. Sahiller ürküten görüntülere sahne oldu. Deniz kenarındaki gezinti yolu deyim yerindeyse lebaleb doldu. Kafe, restoran, çay bahçelerinde kurallar bir kenara bırakıldı. Piknik alanlarında mangallar yakıldı. AVM'lerin otoparklarında yer kalmadı. Sosyal mesafe unutuldu. Polis, zabıta ve sahil güvenlik ekipleri vatandaşları sık sık maske konusunda uyardı. Aydın Valisi Hüseyin Aksoy, yaşanan görüntülerin sosyal medyaya yansıması üzerine “Salgın nedeniyle kontrollü normalleşme dönemindeyiz. Hayatımızın her alanının normalleşmesi için tüm kurallara uymalıyız. Sağlığımız için hepimiz birbirimize karşı sorumluyuz. Hep birlikte başaracağız” çağrısı yaptı.

Kuşadası Ticaret Odası Başkanı Serdar Akdoğan da esnafa seslenerek şu uyarılarda bulundu:

* Ne yazık ki Covid-19 hâlâ aramızda, tehlike ve kapanma riski geçmiş değil.

* Bu süreçte işletmelerimizin açık kalması için hepimizin, işletmelerin, çalışanların, ailelerimizin, yakın çevremizin, misafirlerimizin kurallara uyarak, hassasiyet göstermeleri çok önemli.

* Özellikle Kasım ayından bu güne kapalı olan yeme-içme sektörünün belli kurallar çerçevesinde açılmasına üyelerimiz adına çok mutlu olduk.

* Kontrollü başlayan bu süreçte sarı renk ile orta risk grubunda yer alıyoruz.

* Rengimizin kırmızıya dönmemesi için ilçemizde ve tüm Aydın ili bazında hassasiyet göstermemiz gerekiyor. (Sözcü)

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Yazarı” olarak 77 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Hüseyin Rahmi Gürpınar, 17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı, ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde, 79 yaşındayken öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.

Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen "Süt Kardeşler" sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin "Gulyabani (1913)" isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.

Hikâye, oyun ve roman türündeki eserlerinin sayısı 54'tür.

BAZI ESERLERİ:

Şık (1889)

Mürebbiye (1889)

İffet (1896)

Mutallaka (boşanmış kadın) (1898)

Bir Muadele-i Sevda (1899)

Metres (1899)

Tesadüf (1900)

Şıpsevdi (1911)

Nimetşinas (1911)

Gönül Ticareti (1911)

Kaderin Cilvesi (1912)

Cadı (1912)

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912)

Gulyabani (1913)

Hazan Bülbülü (Oyun, 1916)

Hakka Sığındık (1919)

Son Arzu (1922)

Efsuncu Baba (1924)

Meyhanede Hanımlar (1924)

Ben Deli Miyim? (1925)

Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu (1927)

Muhabbet Tılsımı (1928)

Namusla Açlık Meselesi (Öykü, 1933)

İki Hödüğün Seyahati (1933)

Katil Buse ( Öykü, 1933)

Kadın Erkekleşince (Oyun, 1933)

Şeytan İşi (1933)

Tünelden İlk Çıkış (Öykü, 1934)

Utanmaz Adam (1934)

Eşkiya İninde (1935)

Gönül Ticareti (1939)

Kesik Baş (1942)

Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür (1943)

Melek Sanmıştım Şeytanı (1943)

Dirilen İskelet (1946)

Dünyanın Mihveri Kadın Mı? (1949)

Deli Filozof (1964)

Kaderin Cilvesi (1964)

Namuslu Kokotlar (1973)

Ölüler Yaşıyor Mu? (1973)

Shikure Babezu (1974)

Ölümüne Sevgi

Namussuz Necdet

Fiyasko

Hayattan Sayfalar

Kadınlar Vaizi

İstanbul'da Bir Frank

Can Pazarı

İnsan Önce Maymun Muydu?

Cadı Çarpıyor

"Günün Şiiri" köşemizde bugün sizlerle değerli şair Özdemir Asaf'ın bir şiirini paylaşmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

BAĞLAÇ

Dünyanın en büyük ordusu iki kişidir,

En kalabalık kenti de bir kişi…

Başladığından beri onların bitmez savaşı

Evden eve taşınır durur o bir kişi.

#ÖzdemirAsaf

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Dünya Emekçi Kadınlar Günü (Dünya Kadınlar Günü)

Dünya Kadınlar Günü Birleşmiş Milletler tarafından bu şekilde tanımlanmış olarak her yıl 8 Mart'ta kutlanan uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.

8 Mart 1857 tarihinde ABDnin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihnde Danimarkanın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Martın "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. Uluslararası anlamda ilk "Emekçi Kadınlar Günü" 19 Mart 1911’de düzenlendi. Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de gösterilere katılan on binlerce kadın seçme ve seçilme hakkının yanı sıra kadınlara iş ve mesleki eğitim verilmesi, çalışma alanlarında kadın-erkek eşitliği sağlanmasını talep etti. Bir kadın yazar 1911’deki gösterileri anlattığı yazısında şu ifadeleri kullanmıştı: “İlk Uluslararası Kadınlar Günü 1911’de gerçekleştirildi. Başarısı, beklenenin çok üstündeydi. Her yerde toplantılar düzenlendi. Küçük yerleşimlerde, hatta köylerde bile salonlar öyle tıklım tıklımdı ki kadınlar toplantılara katılan erkeklerden kendilerine yer vermelerini istedi. Bu gün kesinlikle çalışan kadının ne kadar militan olduğunun ilk göstergesi oldu. Erkekler evde çocuklarıyla kalırken kadınlar toplantılara koştu. Hatta o gün yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı sokak gösterilerinde polis pankartları toplamaya karar vermişti, ancak kadınlar polise direndi.” Sonraki yıl Fransa, Hollanda ve İsveç de kadınların mücadele gününü kutlamaya başladı. Yapılan gösterilerde kadınların gündeminde her an patlak vermesi muhtemel olan dünya savaşı vardı. 1913’te 8 Mart’ta düzenlenen kadınlar günü Rusya’da da kutlandı. Çarlık Rusyası şartlarında açık gösteri düzenlemenin neredeyse imkansızdı. Ancak birkaç yıl sonra devrim saflarında savaşacak öncü sosyalistler, kadınlar gününün gizli etkinliklerle kutlanmasını, iki yerel işçi gazetesinde günün anlam ve önemini anlatan yazılar yayınlanmasını sağladılar. Hatta bu yazılarda Clara Zetkin’in dayanışma duygularını ilettiği ifadelere yer verdiler.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da yapılan 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.

Türkiye’de "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül Darbesi’nden sonra cunta yönetimi tarafından dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmasına izin verilmedi. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlanmaya devam edilmektedir.

"Dünya Emekçi Kadınlar Günü"nde 1857 yılında hayatını kaybeden 129 işçiyi saygıyla anıyor, emeğin ve kadının değerinin farkında olunacak günlere ulaşmak umudumu koruyorum.

Bilim ve Teknoloji Haftası (8-14 Mart)

İstanbul Bilim Merkezi in önerisi, Türk Tarih Kurumu’nun 66 sayılı, 30.4.1998 tarihli kararıyla, 8-14 Mart tarihleri arası “Bilim ve Teknoloji Haftası" olarak özel haftalar arasına eklenmiştir. İnsanın yaşamını bu denli etkileyen, ufkunu açan, uygarlığı hızla geliştiren bilim ve teknolojinin önemi üzerinde durmak için okullarda her yıl 8-14 Mart günleri Bilim ve Teknoloji Haftası olarak kutlanmaktadır.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

8 Mart 1010 - Firdevsi, Şehname adlı epik şiirini tamamladı.

8 Mart 1817 - New York Menkul Kıymetler Borsası kuruldu.

8 Mart 1857 - ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi, daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak Polis'in işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin, fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda, çoğu kadın 129 işçi can verdi. ABD'de kadın işçilerin bu katledilişi nedeniyle, Kopenhag'da 1910 yılında toplanan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı'nda 8 Mart, "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu da, 16 Aralık 1977 tarihinde, 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti.

8 Mart 1906 - Moro Krateri Katliamı: ABD askerleri, Filipinler'de bir kraterde saklanan silahsız 600'den fazla erkek, kadın ve çocuğu öldürdü.

8 Mart 1911 - Dünya Kadınlar Günü ilk kez kutlandı.

8 Mart 1917 - II. Nikolay'ın tahttan inmesine sebep olacak olan, Şubat Devrimi başladı.

8 Mart 1919 - İngilizler Antep'te sıkı yönetim ilan ederek; şehirde ne kadar ateşli ve yaralayıcı silah varsa, 24 saat zarfında İngiliz İşgal Kuvvetleri Kumandanlığı'na teslim edilmesini istedi.

8 Mart 1920 - Salih Hulusi Kezrak, Sadrazamlığa getirildi.

8 Mart 1921 - İspanya Başbakanı Eduardo Dato, Madrid'de Parlamento Binasından çıkarken Katalan militanlarca öldürüldü.

8 Mart 1931 - Kubilay Olayı'ndan sonra Menemen'de uygulanan sıkıyönetim kaldırıldı.

8 Mart 1933 - I. Beş Yıllık Kalkınma Planı kabul edildi.

8 Mart 1942 - II. Dünya Savaşı: Hollanda, Java adasında Japonlara teslim oldu.

8 Mart 1943 - İsmet İnönü, 7. TBMM'yi açtı ve yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Şükrü Saraçoğlu, Hükûmeti kurmakla yeniden görevlendirildi.

8 Mart 1944 - New York Metropolitan Operası, Taksim Gazinosu'nda bir konser verdi.

8 Mart 1948 - Tanımladığı bir deri hastalığı (Behçet Hastalığı) nedeniyle Dünya tıp literatürüne geçen, deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Ordinaryüs Prof. Dr. Hulusi Behçet, kalp krizi sonucu İstanbul'da öldü.

8 Mart 1951 - Adnan Menderes Hükûmeti istifa etti. Bir gün sonra II. Menderes Hükûmeti kuruldu; Hükûmet'te, üç yeni bakan görev alırken, altı bakan yer değiştirdi.

8 Mart 1951 - Amerikalı keman virtüözü Yehudi Menuhin, konser vermek için İstanbul'a geldi.

8 Mart 1952 - Philadelphia'da ilk suni kalp ameliyatı yapıldı.

8 Mart 1954 - Devletin siyasal prestijine ve mali gücüne zarar getirdiğine karar verilen ya da kişilerin özel hayatına tecavüz eden yazılar yazan gazetecilere, ağır cezalar öngören Basın Kanunu, TBMM'den geçti.

8 Mart 1954 - İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay, bir basın açıklaması yaparak; Mecidiyeköy-Yenikapı arasındaki metronun temelinin Nisan'da atılacağını söyledi.

8 Mart 1955 - Liselerde okutulması Millî Eğitim Bakanlığı'nca kabul edilen bir ders kitabında, komünizm propagandası yapılmak istendiği iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Astronomi adlı ders kitabında, Stalin ve Lenin'in resimlerinin yer aldığı ve bu resimlerin öğrencinin dikkatini çeksin diye bir meteor resminin ortasına yerleştirildiği tespit edildi. Konunun Ankara'daki ilgili makamlara bildirildiği ve kitabın toplattırılacağı belirtildi.

8 Mart 1955 - Türkiye'nin ilk kanserle savaş dispanseri açıldı.

8 Mart 1956 - İzmir'de Demokrat Parti tarafından düzenlenen mitingde konuşan Başbakan Menderes, basını eleştiren bir konuşma yaptı. "Bu gazeteler demokrasi devriminin matbuatı olmak vasfına sahip değildir" dedi. Basını, gerçekleri değiştirmek ve DP iktidarını alaşağı etmeyi düşünmekle suçladı.

8 Mart 1957 - Siyasal Bilgiler Fakültesi eski Dekanı Turhan Feyzioğlu, Türk Hukuk Kurumu'ndaki konferansında "Meşrutiyeti takip eden birkaç yıl ve Demokrat Parti iktidarının ilk yılları hariç, basın hürriyete hasret kalmıştır" dedi.

8 Mart 1957 - Mısır, Süveyş Kanalı'nı tekrar açtı.

8 Mart 1962 - İstanbul-Ankara-Adana seferini yapan THY'ye ait 'Kop' uçağı, Toroslar'da düştü. Sekiz yolcu ve üç kişilik mürettebattan kurtulan olmadı.

8 Mart 1963 - Suriye'de bir darbe sonucu, Baasçılar ve Nasırcılar iktidarı ele geçirdi. Baasçı subaylar, Şubat ayında Irak'ta da yönetimi ele geçirmiş ve Başbakan Abdülkerim Kasım öldürülmüştü.

8 Mart 1965 - Vietnam Savaşı: 3500 ABD Deniz Piyade askeri, Güney Vietnam'ın Da Nang sahiline çıkarma yaptı.

8 Mart 1966 - Adalet Partisi Aydın Milletvekili Mehmet Reşat Özarda, Sanayi Bakanı Mehmet Turgut hakkında Meclis soruşturması istemişti. Özarda, Başbakan Demirel'in Türkiye temsilcisi olduğu Morrison firmasına, gümrüksüz ithal edilen Ereğli Demir Çelik Fabrikaları'nın mallarının ve araçlarının verildiğini iddia ediyordu. Bu soruşturma isteği üzerine, AP Milletvekili Mehmet Reşat Özarda Partisinden ihraç edildi.

8 Mart 1971 - Antakya'nın içme suyu kaynağına, fare zehiri konulduğu yolundaki ihbar üzerine Emniyet, gece yarısı kent sakinlerine "su içmemeleri" çağrısı yaptı.

8 Mart 1971 - Balıkesir Necatibey Eğitim Enstitüsü'nde eğitime ara verilerek kapatıldı.

8 Mart 1971 - Sivas'a bağlı Yıldızeli'nde TİP İlçe Sekreteri öldürüldü.

8 Mart 1972 - Demokratik Parti Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Menderes, Ankara'da hava gazıyla intihar etti. Başbakan Adnan Menderes'in oğullarından Mutlu Menderes, 1 Mart 1978'de trafik kazasında ölmüştü. 15 Mart 1996'da ise Aydın Menderes, trafik kazası sonucu felç oldu.

8 Mart 1974 - Paris'in Charles de Gaulle Havalimanı hizmete girdi.

8 Mart 1975 - İstanbul Osmanbey'deki Dostlar Tiyatrosu'nda İlerici Kadınlar Derneği (İKD)'nin kuruluş çalışmasını yürüten kadınların girişimiyle, ilk kez kamuya açık bir "Kadınlar Günü" kutlaması düzenlendi. 400-500 kadının katıldığı toplantıda, Kadınlar Günü'nün anlam ve önemi üzerine konuşmalar yapıldı ve şiirler okundu. Aynı yıl Ankara'da da kutlaması yapıldı.

8 Mart 1975 - TRT Genel Müdürlüğü, CHP ve Demokratik Parti'nin başvurusu üzerine, bu partilere de Başbakan Süleyman Demirel'le Televizyon'da yapılan söyleşi kadar süre tanınmasını kararlaştırdı.

8 Mart 1978 - Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, İsmail Cem'in TRT Genel Müdürlüğüne atanmasının sakıncalı bulduğunu Hükûmet'e bildirdi.

8 Mart 1979 - Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ilişkin tartışmalar üzerine; "Silahlı Kuvvetlerimizi her türlü politika dışında tutmaya büyük bir dikkat ve özen göstermek hepimizin başta gelen görevi olmalıdır" dedi.

8 Mart 1979 - İngiliz Genelkurmay Başkanı'nın davetlisi olarak İngiltere'de bulunan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, kendisine yöneltilen bir soru üzerine, "Türk Polis ve Jandarmasının görev ve yetkilerini belirleyen yasal düzenlemelerin yetersiz olduğunu ve ilgililer tarafından gözden geçirilmesi gerektiğini" söyledi.

8 Mart 1979 - Philips Şirketi, Compact Disc'i (CD) ilk kez halka tanıttı.

8 Mart 1982 - Türkiye Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı kuruldu.

8 Mart 1983 - Ronald Reagan, SSCB'yi "Şeytan İmparatorluğu" şeklinde adlandırdı.

8 Mart 1984 - Yunanistan, Türk savaş gemilerinin bir Yunan Destroyerine ateş açtığı iddiası ile Ankara'daki Büyük Elçisini geri çağırdı. Gelişmeler üzerine Türkiye de Atina Büyük Elçisine ülkeye dönme talimatı verdi.

8 Mart 1984 - Sekiz ilde olağanüstü hâl uygulanmasıyla ilgili, Olağanüstü Hal yasaları yürürlüğe girdi.

8 Mart 1985 - Beyrut'ta bir caminin önünde patlayan bomba, 85 kişinin ölümüne 175 kişinin de yaralanmasına yol açtı.

8 Mart 1987 - Kadın Çevresi Yayıncılığın çıkarttığı, Feminist dergisi yayına başladı. Sahibi ve Yazı İşleri Müdürlüğü'nü Handan Koç'un yaptığı derginin başlıca yazarları; Ayşe Düzkan, Handan Koç, Minu, Defne, Filiz K., Serpil, Gül, Sabahnur, Vildan ve Stella Ovadis idi. Dergi, Mart 1990'da yayın hayatına son verdi.

8 Mart 1988 - Yeni Gündem dergisi Yazı İşleri Müdürü, 7,5 yıl hapse mahkûm oldu.

8 Mart 1991 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın küçük oğlu Efe Özal, bir borsa şirketine ortak oldu.

8 Mart 1992 - Dünya Kadınlar Günü nedeniyle İstanbul ve Adana'da düzenlenen kutlama yürüyüşlerine polis müdahale etti; bazı kadınlar dövüldü, iki kadın yaralandı ve 8 kadın gözaltına alındı.

8 Mart 1992 - İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, özel TV'lerdeki müstehcen yayınları takibe aldı.

8 Mart 1996 - Lefkoşa-İstanbul seferini yapan KKTC'ye ait bir yolcu uçağı kaçırılarak; önce Sofya'ya ardından da Münih'e indirildi. Uçağı kaçıran kişinin, İngiltere'deki sevgilisinin yanına gitmek isteyen Ramazan Aydın isimli bir Türk vatandaşı olduğu anlaşıldı. Uçaktaki yolcu ve mürettebatı serbest bırakan Aydın, Alman polisi tarafından tutuklandı.

8 Mart 1998 - Karşıyaka Müftüsü Nadir Kuru'nun, İzmir'de Dr. Tibet Kızılcan'ın cenaze namazını kıldırırken; "İsteyen hanımlar namaza gelebilir" sözleri üzerine kadınlar, erkeklerle saf tutarak cenaze namazı kıldı.

8 Mart 1999 - Star gazetesi yayın hayatına başladı.

8 Mart 2000 - 30 yılı aşkın siyasi geçmişinde ilk kez Necmettin Erbakan'a karşı bayrak açılarak, FP'ye Genel Başkan adayı çıkarıldı. Kayseri Milletvekili Abdullah Gül, adaylığını ilan etti.

8 Mart 2003 - İstanbul-Diyarbakır seferini yapan THY'nin RC-100 tipi uçağı, Diyarbakır'a inişi sırasında düştü: 74 kişi öldü, 3 kişi de yaralı kurtuldu.

8 Mart 2003 - Recep Tayyip Erdoğan, Siirt'te yapılan yenileme seçimlerinde milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi.

8 Mart 2004 - Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Yönetmeliğinin gizliliğini kaldıran yasanın ardından hazırlanan yeni yönetmelik de yürürlüğe girdi. MGK Genel Sekreterliği, yönetmelikte, Başbakana bağlı bir kuruluş olarak tanımlandı.

8 Mart 2005 - Çeçen lider Aslan Maşadov, bir çatışmada Rus güvenlik güçlerince öldürüldü.

8 Mart 2006 - Papa II. Jean Paul'e yönelik suikast girişimi nedeniyle İtalya'da 24 yıl cezaevinde kaldıktan sonra 14 Haziran 2000'de Türkiye'ye iade edilen, gazeteci-yazar Abdi İpekçi'nin öldürülmesi ve "gasp" suçundan Kartal H Tipi Cezaevi'nde bulunan hükümlü Mehmet Ali Ağca'nın, Cezaevi Müdürlüğünün "cezasını tamamladığı" yönündeki yazısı üzerine, Kartal Ağır Ceza Mahkemesince tahliyesine karar verildi.

8 Mart 2010 - Elâzığ'da 6 büyüklüğünde deprem oldu. 42 kişi hayatını kaybetti.

8 Mart 2020 - İtalya'da koronavirüsün yayılmasını durdurmak için Lombardiya bölgesi ve çevresindeki 14 kent karantinaya alındı. Ertesi gün İtalya kırmızı bölge ilan edildi ve karantina kısıtlamaları ülke geneline yayıldı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

8 Mart 1714 - Carl Philipp Emanuel Bach, Alman besteci (ö. 1788)

8 Mart 1822 - Ignacy Łukasiewicz, Polonyalı eczacı ve petrol sanayiici (ö. 1882)

8 Mart 1879 - Otto Hahn, Alman kimyacı ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1968)

8 Mart 1883 - Franco Alfano, İtalyan müzisyen (ö. 1954)

8 Mart 1892 - Mississippi John Hurt, Amerikalı blues şarkıcısı ve gitarist (ö. 1966)

8 Mart 1895 - Juana de Ibarbourou, Uruguaylı şair (Güney Amerika'nın en ünlü kadın şairlerinden) (ö. 1979)

8 Mart 1897 - Herbert Otto Gille, Nazi Almanyası'nın generali (ö. 1966)

8 Mart 1902 - Louise Beavers, Amerikalı televizyon filmleri oyuncusu (ö. 1962)

8 Mart 1907 - Konstantin Karamanlis, Yunan politikacı (ö. 1998)

8 Mart 1911 - Hüseyin Hilmi Işık, Yazar (ö. 2001)

8 Mart 1922 - Cyd Charisse, Amerikalı dansçı ve aktris (ö. 2008)

8 Mart 1926 - Francisco Rabal (Paco Rabal), İspanyol aktör (ö. 2001)

8 Mart 1926 - Peter Graves, Amerikalı aktör (Görevimiz Tehlike) (ö. 2010)

8 Mart 1944 - Pepe Romero, İspanyol gitarist

8 Mart 1945 - Anselm Kiefer, Alman ressam

8 Mart 1957 - Ali Rıza Alaboyun, Siyasetçi

8 Mart 1957 - Cynthia Rothrock, Amerikalı sinema oyuncusu

8 Mart 1959 - Özhan Eren, Müzisyen ve yönetmen

8 Mart 1964 - Atilla Kaya, Taverna müziği sanatçısı (ö. 2008)

8 Mart 1967 - Aslı Erdoğan, Fizikçi ve yazar

8 Mart 1971 - Canan Hoşgör, Sinema ve dizi oyuncusu.

8 Mart 1973 - Anneke van Giersbergen, Hollandalı şarkıcı

8 Mart 1974 - Gökçe Fırat, Gazeteci ve yazar

8 Mart 1977 - Johann Vogel, İsviçreli futbolcu

8 Mart 1978 - Ece Vahapoğlu, Gazeteci, yazar ve sunucu

8 Mart 1979 - Bülent Polat, Tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu

8 Mart 1983 - Güray Zünbül, Yelkenci

8 Mart 1983 - Seda Demir, Dizi ve sinema oyuncusu

8 Mart 1995 - Marko Gudurić, Sırp basketbolcu

Bugün kimler ölmüş derseniz?

8 Mart 1403 - Yıldırım Bayezid, Osmanlı'nın 4. Padişahı (d. 1360)

8 Mart 1844 - XIV. Karl Johan, İsveç ve Norveç'in ilk Fransız kralı (d. 1763)

8 Mart 1869 - Hector Berlioz, Fransız besteci (d. 1803)

8 Mart 1874 - Millard Fillmore, ABD'nin 13. Başkanı (d. 1800)

8 Mart 1889 - John Ericsson, İsveçli kâşif (d. 1803)

8 Mart 1917 - Ferdinand von Zeppelin, Alman hava taşıtları üreticisi (d. 1838)

8 Mart 1921 - Eduardo Dato, İspanyol politikacı ve hukukçu (d. 1856)

8 Mart 1923 - Johannes Diderik van der Waals, Hollandalı fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (d. 1837)

8 Mart 1925 - Mehmet Seyit Bey, Siyaset adamı ve yazar (d. 1873)

8 Mart 1930 - William Howard Taft, ABD'nin 27. Başkanı (d. 1857)

8 Mart 1931 - Memmedhasan Hacınski, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Başbakanı (d. 1875)

8 Mart 1941 - Sherwood Anderson, Amerikalı yazar (d. 1876)

8 Mart 1942 - José Raúl Capablanca, Kübalı dünya satranç şampiyonu (d. 1888)

8 Mart 1944 - Hüseyin Rahmi Gürpınar, Yazar (d. 1864)

8 Mart 1948 - Hulusi Behçet, Dermatoloji uzmanı (d. 1889)

8 Mart 1956 - Drastamat Kanayan, Ermeni asker ve siyasetçi (d. 1883)

8 Mart 1959 - Bekir Sıtkı Kunt, Siyasetçi ve Cumhuriyet dönemi hikâyecilerinden (d. 1905)

8 Mart 1961 - Thomas Beecham, İngiliz orkestra yönetmeni (d. 1879)

8 Mart 1964 - Franz Alexander, Macar Psikosomatik Tıp'ın ve Psikoanalitik Kriminoloji'nin kurucusu (d. 1891)

8 Mart 1965 - Urho Castrén, Finlandiya Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı (d. 1886)

8 Mart 1971 - Harold Lloyd, Amerikalı aktör (d. 1893)

8 Mart 1972 - Erich von dem Bach, Alman asker (Nazi subayı) (d. 1899)

8 Mart 1972 - Yüksel Menderes, Siyasetçi (d. 1930)

8 Mart 1975 - George Stevens, Amerikalı sinema yönetmeni ve En İyi Yönetmen Akademi Ödülü sahibi (d. 1904)

8 Mart 1975 - Joseph Bech, Lüksemburg eski başbakanı (d. 1887)

8 Mart 1977 - Fikret Ürgüp, Doktor ve hikâyeci (d. 1914)

8 Mart 1980 - Nusret Hızır, Felsefeci (d. 1899)

8 Mart 1993 - Billy Eckstine, Amerikalı müzisyen (d. 1914)

8 Mart 1999 - Joe DiMaggio, Amerikalı beyzbol oyuncusu (d. 1914)

8 Mart 2001 - Ninette de Valois, İrlanda doğumlu İngiliz dansçı ve koreograf (d. 1898)

8 Mart 2004 - Ebu Abbas, Filistin Kurtuluş Cephesi lideri (d. 1948)

8 Mart 2005 - Aslan Maşadov, Çeçen lider (d. 1951)

8 Mart 2005 - Erol Mutlu, Akademisyen, yazar ve yönetmen (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinin eski Dekanlarından) (d. 1949)

8 Mart 2008 - Sadun Aren, Akademisyen ve siyaset adamı (Ankara Üniversitesi SBF eski Öğretim Üyesi) (d. 1922)

8 Mart 2013 - İsmet Bozdağ, Araştırmacı ve yakın tarih yazarı (d. 1916)

8 Mart 2015 - Sam Simon, Amerikalı televizyon yapımcısı ve senarist (d. 1955)

8 Mart 2018 - Ercan Yazgan, Tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve yönetmen (d. 1946)

8 Mart 2020 - Max von Sydow, İsveçli sinema oyuncusu (d. 1929)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir hafta diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Pazartesi.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?