Kadın

Tarih kitapları diyor ki: “İnsanoğlu 'modern' yerleşik yaşama geçince, onbinlerce yıllık 'Ana Tanrıça' kültü/inancı yerini 'Tanrı Baba' kültüne/inancına bıraktı.”

Tamam da… Neden?..

Kadim atalarımızın olanca 'ilkel'liğine karşın, biz torunlarının 'uygar' insanlar olmamız dolayısıyla mı?..

Yoksa bu değişimin altında farklı ( sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik!) nedenler mi aramamız gerekiyor?..

Mesela savaşlarda, güç ve iktidar mücadelelerinde ölen, zarar gören, acı çeken tüm insanlar kendi bedenlerinden yarattıkları, besleyip büyüttükleri yavruları olduğu için, kadınlar genelde savaşa, karmaşaya, ölüme karşıdırlar...

Buna karşılık; iktidar, egemenlik, sınıfsallık, paylaşım eşitsizliği vs gibi 'modern yaşam' icatları acımasızlık, savaş, kan ve ölüm gerektirir ki, bunlar da 'erkek işi'dir...

Ve buradan yola çıkarak, erkeklerin kendilerini -ve yaptıklarını!- doğrulayıp kutsayan 'erkek karakterli' bir tanrıya ihtiyaç duyduklarını ve O'nu - zaman içinde adım adım!- yarattıklarını söyleyebilir miyiz dersiniz?..

Efendim?..

Büyük Aristo, taa ikibin küsur yıl önce, Atina’da oturduğu Olimpos’un tepesinden uzun uzun dünyayı gözlemleyip, gördüklerini şöyle açıklamış: "Tüm evcilleştirilmiş hayvanlar için insan tarafından yönetilmek en iyisidir. Bu, hayatta kalmaları içindir. Aynı şekilde, kadınla erkek arasındaki ilişkide de, doğa bakımından erkek yüksek kadın düşük olduğu için, erkek yönetir, kadın ise yönetilir." Ve dahası, onun gözünde toplum hiyerarşisi şöyle olmalıymış: - Kadınlar erkeklerden aşağıdır. - Barbarlar (yabancılar) medeni ırklardan aşağıdır. - Köleler herkesten aşağıdır.

Yaaa…

Duyamadım, eşitlik mi demiştiniz?..

Peki, aradan geçen binlerce yılın ardından, günümüzde artık bu saçmalıkları aştık mı acaba?..

Örneğin, bırakın eşitliği, kadının -hâlâ!- insan olup olmadığını araştıran (!) Arap ulemasına mütevazi bir katkı anlamında, soralım bakalım:

- Eğer erkekler insansa, kadınlar nedir?..

- Eğer kadınlar insansa, erkekler nedir?..

- Eğer hem erkekler, hem kadınlar insansa, siz nesiniz?..

- Eğer siz insansanız, diğerleri nedir?..

Ahhh, ahh… Daha kadının ne olduğunda (!) anlaşamadık doğru dürüst, nerede kaldı ‘emekçi’ kadın hakları!..

***

Sözün özü:

- Öncelikle kadını, kızı ikinci sınıf insan, hatta sadece -sahipli- bir mal olarak gösteren zihniyeti yıkacaksın… - Eğer dini inancın nedeniyle kadını kendinle eşit görmüyorsan, inancını da sorgulayacaksın… - Her türlü ahlaksızlığı, hırsızlığı, üçkağıdı, pisliği yapıp (ve yapanlara göz yumup!), sonra da ar, haya, namus diye kadınların ırz bekçiliğine soyunmayacaksın… - Kadın-erkek ilişkilerinin normalleşmesi, olağanlaşması için gayret göstereceksin. Kaç göçten kurtulma savaşı vereceksin. Erkeğin yaptıklarını nasıl değerlendiriyorsan, kadınınkileri de aynı gözle değerlendireceksin. (Ya da tersi!) Aralarında ‘Ama o erkek’, ‘Ama o kadın’ ayrımı yapmayacaksın… - Bileceksin ki, toplumun yarısı kadın. Ve toplumun istisnasız tüm fertlerini doğurup büyütenler kadın. Onların aşağılandığı, geri plana itildiği, eğitilmediği, toplum hayatından dışlandığı bir ortamda ne barış olur, ne huzur olur, ne ahlak olur, ne refah olur, ne eşitlik olur, ne de uygarlık olur… - Peki, bunlar olmayınca ne mi olur?.. Aç gazeteyi, televizyonu bak. O görmekten, duymaktan dahi utandığın, infial gösterdiğin haberler olur işte!..

Haa, bir de…

Kadın kadındır. Şu utangaç -ve kadın yerine kullanıldığında aşağılayıcı- ‘bayan’ kelimesinden acilen kurtarmak gerek dilimizi.

***

Ve son olarak, hazır yeri gelmişken, iğneyi azıcık da kendime batırayım bari:

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun eşi Leman Hanım, 1934 yılında kendisiyle röportaja gelen kadın gazetecinin kulağına fısıldamış: "Kızım, sakın bir romancıyla evlenme. Çünkü onlar bütün inceliklerini, bütün zarafetlerini okuyucularına harcayıp bitiriyorlar, yakınlarına bir şey kalmıyor. Kendilerini eserlerinin içine döküp, adeta boşalıyorlar.”

Öyle midir gerçekten?.. (Eh, yıllardır hayatının merkezine kurgusal bir şeyler yazmayı oturtmuş biri olarak, -oranını, ölçüsünü bilmesem de!- Leman hanımın sözlerinde bir haklılık payı olduğunu söyleyebilirim. Her kitabın bitiminde bir süre içim tamamen boşalır sanki, tükenirim, hani neredeyse boş bir teneke gibi hissederim kendimi!)

***

Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü tüm kadınlara kutlu ve (u)mutlu olsun efendim…

Murat Hiçyılmaz / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Meltem Şenlen - Kadını anlamakta, anlatmakta zor olsada, çoğunluğu merhamet ve sevgi küpüdür. Tüm dostlara selamlar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Mart 18:29


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?