Kadın

"Kadını küçümseme sakın, mütemadiyen saygı duy!"

Lâkin;

"Evvel kendine saygı duymalı...bir kadın..."

Zirâ;

O seni dünyaya getirerek, yaşaman için canını ortaya koyan ,cennete ulaşman için de kutsal sayılan mukaddes bir geçit olmakla beraber aynı zamanda sadece vefasızlığa yenilebilecek olağanüstü kudrete sahip bir varlıktır."

Bir duygu silsilesini ancak bu kadar güzel ifadeyle dökebilirim kadının toplumdaki eğreti durduğu sanılan yerini.

Başka da nasıl ifade edebilirdim kadının olduğu yer

ile ulaşmak istediği yer arasında her engeli aşıp ruhundaki kudretle durması gereken yeri?

Kadın isterse eğer varmak istediği her noktaya ulaşabilir.

(...varsa da öyle bir yer henüz keşfedilmemiştir!)

Oysa yolumuza taş koymaların sessiz sakin seslerini hissederek dünyaya gözümüzü açmamış mıydık?

Henüz bakarken alışık olmadığımız gün ışığına gözlerimiz ve dahi işitmemiş miydi kulaklarımız...

" ...kaderi de güzel olsun yüzü gibi!"ima dolu nidalarını büyüklerimizden.

Niye hep kızlara söylenirdi bu sitemli, biraz da inkîyad eden serzeniş dolu sözler?

Sebebini yıllar içinde öğrendik gerçi kaderin ne olduğunu amma velâkin büyüklere de saygı duymadık da değil!

Neticede tecrübeler konuşuyordu diller yerine.

Yıkılamaz mıydı bu kaderin cilvesi bir duvar misali?

Yıkılırdı elbet!

Ama...

Nasıl yıkılırdı?

Kızları eğiterek, okutarak ve illaki bir meslek sahibi yaparak yıkılabilirdi.

Hani kadere de inanıyoruz ya inançlarımıza göre diye düşünürsek demiş olayım;

"Yıkılmasa da, ağır hasarlı olmazdı kadın ruhunda ya da bedenindeki yaralar ve şiddeti azaltılabilirdi en azından."

Küçük yaşlarda öncelikle ailede korunmaya muhtaç ve kısıtlı özgürlüklere sahip olduğumuz düşünülerek yetiştirildik malûmunuz üzere.

Aslında zaman içinde kendimizi korumamız gereken bizdik de bize kendini koru diyenlerle aynı iradeye sahip değil miydik zaten?

Neyse bu konuda fazla ahkam kesmeden yaşam denen telaşenin içinde toplum hayatından,sosyal yaşantıdan,iş yaşantısına kadar kadının elinin değdiği her yer güzelleşir diyerek biraz da gerçek hayata dönelim.

Özgürlüklerin eşit olduğu, kadınların herkesle aynı haklara sahip olduğu zaman,ve kadına şiddet son bulduğunda ve kadına saygı duyulduğunda her toplum medeniyet seviyesine ulaşacaktır inanın.

Ülkemizde son yıllarda artan kadına şiddeti ve kadın cinayetlerini düşündükçe kanım donuyor ve çok üzülüyorum.

Fazla detaya girip kimsenin içini karartmak istemiyorum aslında...

Zaten televizyon ekranlarında ve sosyal medyada en ince ayrıntısına kadar izliyoruz.

Yazımın başlarında kadının eğitimine mutlaka önem verilmesini isterken karşı cinsin de eğitilmesini ısrarla arzu ediyorum.

Zira kanayan bu yara hiçbir zaman iyileşmeyecek!

Kadına saygı...

Kadına şiddete ve kadın cinayetlerine hayır derken aklıma geldi birden!

Sahi bizim ülkemiz değil miydi dünya üzerinde kadına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilklerden olan?

Veyahut bizim inandığımız din değil miydi cennetin anaların ayaklarının altında yattığını söyleyen?

Ne zaman, hangi arada o utanmaz ellere anaların, kız kardeşlerin, eşlerin ve sevgilim denilenlerin kanı bulaştı?

Bu kadar mı uzaklaştık birbirimizden?

Ötekileştik, ötekileştirildik zalimce!

Eğer unuttuysanız sevmeyi kadınları...

Alın artık cenneti ayaklarının altına serdiğiniz kadınlardan!

Öylesine yıkanmış ki beyinler,kimi kadınlar kimliklerini unutur olmuş.

Evlilik hayallerini zengin eş bulmak,bir eli yağda bir eli balda olmak süslüyor.

Zaman kaybederken hayallerini ve ideallerini de kaybediyorlar farkında olmadan.

Aslında çok da ince düşünmeden karnında bir canlıya hayat veren bir kadının kendine yetebilecek güce de sahip olduğunu hiç kimse unutmamalı.

Bir çok zorluğa karşı metanet gösteren,yaşadığı her olumsuzluğa rağmen "...ben de varım bu dünyada" diyen bir kadından daha güçlü biri olabilir mi?

Kendi ayaklarının üzerinde durmak,dururken etrafını bilgilendirmek,üretmek,üretirken dahiyane fikirlerini sunmak,sunarken onları savunmak kadınların yaşam tarzı olmalı.

Son olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu muhteşem sözünü hatırlatmak isterim...

"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."

Üstüne de söyleyecek başka söz bulamam!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü...

Kutlu, mutlu, umutlu olsun sevgili dostlar.

NUR SAYLAN

HABER HÜRRİYETİ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nur Saylan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?