Bana Bir Gülme Geliyor

Geçmiş

Efsane bu ya! Hephaistos, şu Zeus’un oğlu olan… Çamurdan yaratıyor kadını, kalbinin yerine de bir kıvılcım koyuyor. Kadınların duygularını erkeklerden daha iyi yönetiyor olması bundan olsa gerek… Bütün tanrı ve tanrıçaların süslemek için verdiği hediye ve mücevherlerle daha bir güzel ve ışıltılı görünüyor kadın… Kral Zeus, kadına Pandora adını verirken, eline de her türlü kötülüğü içerisine hapsettiği kutuyu vererek yeryüzüne gönderiyor. Sıkıca da tembihliyor. Her şey bu kutunun açılmamasına bağlı… İnsanların hem selameti hem de felaketi… Ama merak Pandora’nın doğasında var… Dayanamıyor tahmin edeceğiniz gibi. Kutunun açılmasıyla bütün kötülükler yeryüzüne saçılıyor. O gün bu gündür tüm kötülüklerin anası kadın sayılıyor… Kadının ruhuna bahşedilen iyilik, güzellik, estetik, şefkat, sevgi, merhamet her ne varsa hoyratça kullanılıyor ya da yok sayılıyor yeryüzünde…

Yahudi yazınlarında da başka bir kötü kadın hikayesi… Lilit… Dişi Şeytan… Lilit, Âdem ile eş zamanlı olarak topraktan/tozdan yaratılıyor. Ama bu onun kendisini Âdem ile eşit görmesine ve onun otoritesini reddetmesine yol açtığı gibi sözde şeytanla birlikte olup Âdeme sırtını dönüyor. Lilit, şeytanlaşmış ve erkeklere rüyalarında musallat olan iblis kadındır artık. Rivayet o ki, Allah Âdem'in yalnızlığına son vermek için Havva’yı yaratıyor. Daha uysal ve itaatkar… Ve istenen kadın tipi tüm topluma uygun halde kültürel olarak şekilleniyor. Toplumun beğendiği gibi davranırsa melek, davranmazsa şeytan… Orta çağda büyücü cadı, modern zamanlarda namussuz kötü kadın.

Tüm inançlar, kadına kötüyü olumsuzu çağrıştıran öğretileri söylemeye devam ediyor. Hıristiyanlık… Şeytanın ilk kandırdığı insanoğlunun Havva olduğundan bahsetti. Cennetin kovulmanın nedeni ne ? Yasak meyveyi yemek… Âdem'i yasak meyveyi yemeye ikna eden kim? Havva… Bu durumda kötülüğü yayan kim? Yine kadın… Yalnızca cennetten kovulmakla kalmadılar. Kadın, Tanrı tarafından ağrı çekerek çocuk doğurma ve kocasının hakimiyetinde olmakla cezalandırıldı. Oldu mu sana günahın nedeni kadın… Yine şeytani, Yine kötülük kumkuması, yine kolay yoldan çıkan, çıkaran…

Mitolojik çağdan günümüze kadının günaha davet eden, günahın nedeni, şeytani güçlerin sahibi ve dünya yüzünde olumsuz her ne varsa onun günah keçisi kadın sayıldı. Onu terbiye etmek, onu ehil etmek sakin ve itaatkar olmasını sağlamak da erkek işi kabul edildi. Erkek bütün toplumlarda, kadını, aklı henüz olgunlaşmamış çocukları, kısacası aileyi çekip çeviren tek cinsiyet olma gücünü elinde tuttu.

Yakın Geçmiş

İnsanoğlunun, bu kelimeyi yazarken bile iki kere düşündüm “ insan-oğlu”… mülkün önemini kavradığı, mülke sahip olmanın statü ve para kazandırdığını anladığı günden beri var olan ataerkil yaklaşımla soy bağının babadan devam ettiğini kabul etti. Genetik olarak babanın çocuğun soy bağının ispat edilemediği çağlarda bile… Çünkü mülkün sahibi erkek ve evdeki yegane egemen cinsiyet erkekti… Kadınlar bu dönemde ev içi rollere hapsedildi, namus kavramı ile sosyal hayatı daraltıldı ve eşine ait toprağın ücretsiz iş gücü olarak çalışmaya devam etti. Toprağın değerini kaybedip seri üretim ve tüketimin öncelikli hale geldiği sanayi devrimi kadınlar için başka bir zulüm döneminin başlangıcı oldu. Ev hayatı ve tarlada ücretsiz tarım işçisi olarak çalışan kadın, artık kentte kötü yaşam koşullarının hakim olduğu altyapısı yetersiz şehirlerde, çocukları ile birlikte eşit işe az ücretle çalışmaya mahkum edildi… İngiltere ve Amerika sanayi devriminde başı çekerken, kötü yaşam koşullarına mahkum edilmiş çok sayıda kadın ve çocukta bu düzenden nasibini aldı tabii ki. İnsan hakları temelinde kadınların maruz kaldığı haksızlıklar, ayrımcılıklar, kadına yönelik zorbalıkların sonu gelmedi.

Sonuç: Yıl 1857… Günlerden 8 Mart… Kırkbin dokuma işçisi kadın, yalnızca daha adaletli çalışma koşulları talepleri nedeniyle greve gittiler. Polis tarafından etrafları çevrildi. Fabrikanın kapıları kilitlendi. Yakıldılar ve o gün 129 kadın fabrika işçisi içeride can verdi… 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününün çıkış noktası… Niyet belli “çalışan kadının sorunlarına dikkat çekmek.” 1910 yılından beri bir anma günü olarak gündemde…

Bu Gün

Bu gün iş hayatında kadının durumu hala pek iç açıcı değil;

Erkekler, hala cinsiyetçi bakış açısı ile evin reisi… Her geçen gün “ama kadında çalışsın. Hayat müşterek” diyen erkek sayısı artıyor. Ama bakıyorsun, ev içi rollerde durum asimetrik.

Erkeği üstün tutan kültürel değerler hala hüküm sürüyor… Kadın kendisine atfedilen geleneksel rollerin dışına çıkmakta zorlanıyor. Gelir karşılığı çalışmanın erkeklerin hakkı olduğunu hatta kadınların çalışmasının erkeklerin işsiz kalmasına neden olduğunu iddia eden politikacı var bu ülkede… Pekin’de Dünya Kadın Konferansı'nda “Eşitlik Kalkınma ve Barış İçin Eylem” sloganı ile yola çıkıldığında yıl 1995… Oysa kadınlar bu gün hala küresel kapitalist sermayenin yoğun bir şekilde işlediği, ayrımcılığın ve fırsat eşitsizliklerinin modern versiyonlarıyla yüzleşmek zorundalar. Dünya üzerindeki yoksulluğun %70’ine kadınlar maruz kalıyor. Dünyanın pek çok yerinde kadınlar, mali ticari ve tüm ekonomik politikaların düzenlenmesinde karar mekanizmalarının dışında kalıyorlar. Ekonomik alanda eşitsizlikler yetmezmiş gibi, kadınların ağırlıklı olarak çalıştıkları mesleklerde mobing daha yaygın…

İşte adına kutlama dediğimiz, kadınlara karanfiller verdiğimiz, biraz daha abartanların kutlama programları düzenlediği gün, bu gün… Yine yanlış sularda dolanıyoruz. Temasında bir hak mücadelesi olan 8 Mart Dünya emekçi kadınlar gününde bu kadar halledilmeyi bekleyen kadına dair sorun var iken bana uzatılan karanfili görünce, bana bi gülme geliyor. Kendimi tutayım diyorum.. Afedersiniz engel olamıyorum.

Ümit  ERTEM / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ümit Ertem - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

03

Abdurrahim Çokgüngör - Benimkisi karı- koca arasına girmek değil. Bir küçük düzeltme yapmama izin verin. Aslında kadının gerçek değeri konusunda ta cennetten başlayarak bir hakikatini yazdım. Ancak bu güllü ve karanfilli notları görünce vaz geçtim. Muharref dinler veya mitolojilere veya cahillere bakarak cennetten kovulmanın suçu Havva annemize yüklemek haksızlık olur. Hz. Adem de aynı tercihi kullandı. Yani o soy ağacında yer alan bizlere hayat verilmesinin önünü açtılar. Bu tercihte asıl rol oynayan bu kainatta en büyük hakikat olan anne-baba şefkatidir. Özellikle Havva annemizin ruhundaki şefkat ve çocuk sevgisi ağır basınca affa layık ceza yedi. Ama onların döneceği yer yine cennet olacak inşaallah. Çünkü kimin sevaplarına ortak oldular bilir misiniz? Binlerce peygamber, veli, alim, iyi insanın. Ki onların tercihi ile milyarlarca insana hayata gelme ile ebedi hayat ve saadeti kazanma imkanı verdiler. Takdir-i İlahi’nin de bunu murad ettiği muhakkak. Onun için o şefkat kahramanı olan evin mürebbiyesi ve müdiresi kadının hakkı bir günle değil daimi teşekkürdür. Şahsen Havva annemizi alkışlıyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Mart 02:50
01

Zafer Ertem - Harika bir yazı kutluyorum ama bilesinki bir daha sana karanfil almıyacağım karım. Seni zamansız bir gülme tutmasın diye...

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 08 Mart 15:00
02

Ümit - @Zafer Ertem 01 nolu yoruma cevabı: Ben gül severim zaten?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Mart 13:59


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?