Sahte olan her şey dengemizi bozuyor

Bu bölümde de Sağlık Bakanlığı onaylı olarak Tıp Fakülteleri veya Eğitim-Araştırma Hastaneleri'nde  Modern Tıp'tan sonra tamamlayıcı tıp eğitimlerini bazen hoca, bazen öğrenci olarak devam eden Dr. Cemalettin Ekmekçioğlu ile röportajımızı sürdürüyoruz. Dr. Ekmekçioğlu çok çarpıcı örneklerle, mükemmel şekilde çalışan bedenimizin dengesini nasıl bozduğumuzu, nasıl hasta olduğumuzu anlatıyor.

İŞTE RÖPORTAJIMIZIN DEVAMI

•Kronik hastalıkları nedeniyle 10 -15 hatta 20 yıldır çok miktarda ilaç kullanan insanları akupunkturla ya da başka bir alternatif uygulamayla iyileştirmek mümkün mü?

-Evet mümkün.

•Bu nasıl mümkün olabiliyor?

-Bedenimiz öyle inanılmaz bir bütünlük ve mükemmellik içinde çalışıyor ki normal şartlarda hastalanmak istisnaî bir durumdur.

•Nasıl yani? İnsan bir ömür boyu hiç hastalanmadan nasıl yaşayabilir?

-Bakın yanlış anlaşılmasın. Ben hiç ama hiç hastalanmadan ömür boyu yaşamak normaldir demiyorum. Tabii ki hastalanacağız. Çünkü yaşadığımız yerin adı “cennet” değil “ dünya”. Bahar ve yaz var, ama sonbaharla kış ta var. Gündüz var evet, ama gece de olacak. İyiler var tamam ama kötüler de var. Bizi rahatlatan meltem rüzgarı var, ama fırtına-kasırga da var. Sağlık var olduğu sürece hastalık ta olacak; hayat olduğu sürece de ölümün olacağı gibi.

Yaratıcımız Rahman ve Rahim olduğu için bize merhamet etmiş, rızık ve sağlık vermiş. Ama aynı zamanda bir ismi de Şâfî (şifa veren)dir. Hastalık olmasaydı nasıl bilebilirdik Şâfî'nin ne demek olduğunu? Açlık olmasaydı nereden anlayabilirdik tokluğun kıymetini rızık verici Rezzak’ın anlamını?

•Yani bu durumda “herkes hastalığına razı olsun, kimse çaresine bakmasın” demiyorsunuz herhalde? Ya da tam olarak ne demek istiyorsunuz ?

-Ben bir döngüden bahsediyorum.Hiç bir zaman durmayan, bir mili saniye bile duraksamayan bir döngüden. Evrende değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu anlatıyorum. Her şey ama her şey hareket halinde, her şey sürekli bir döngü içinde. Seyyid Nizamoğlu’nun dediği gibi:

Melekler arşı devreder

Gökyüzünde ay- gün döner

Kâbe’de döner hacılar

Ya ben nice dönmeyeyim

Yeller eser, deniz coşar

Irmaklar dağlardan aşar

Döne döne sular taşar

Ya ben nice dönmeyeyim

Mevlana Celalettin de bu döngüyü hem makro, hem de mikro ölçekte gördüğü için başlamış dönmeye; ama şu anda yapıldığı gibi saati, günü belli olan sipariş verilerek icra edilen dönme değildi O’nun yaptığı. Ne yazık ki günümüzde her şey var ama, herşeyin sahtesi var. Yumurtadan aşka, baldan cemaate, gülümsemeden şeyhe kadar her şey bol miktarda mevcut sahte olarak.

Yani değişim, devinim, döngü sürekli ama bu döngü dengeli bir döngü. Dengede-dengeli-ölçülü-tartılı bir döngü. Evrenin yasası bu şekilde kurgulanıp uygulanmış. Rahman suresinde tam dört kez mîzan der, yani vezin-muvazene- terazi- denge- ölçü-tartı. Evrenden bahseder uzaydan, güneşten,aydan, bitkiden, ağaçtan. Ama sonuçta getirir işi insana bağlar ve der ki insana: “Rahman; dengeden sapmayasınız, ölçüyü düzgün tutasınız,eksik tartmayasınız diye (Evren’e) dengeyi ve ölçüyü koydu.” Konumuzla ne ilgisi var diyenler olabilir. İlgisi var, hem de çok ilgisi var. Daha bir kaç ay önce İzmir’de bir deprem yaşadık. Bornova’da binlerce ev oturulamaz hale geldi, yüzden fazla insanımız öldü. Peki bunun sebebi 1970'lerde kayalık zemini, tepeleri beğenmeyerek dengeyi bozup Bornova ovasındaki bamya tarlalarını, mandalina ağaçlarını kesip güzelim topraklarımızı betonla doldurmak değil miydi; betonla doldururken de, doldurulan demir-çimento, tartıda dengeyi bozup eksik tartarak doldurulmadı mı? Neyse mevzuyu çok dağıttık şimdi gelelim konunun sağlığımız ile ve hastalıkların ortaya çıkışı ile olan bağlantısına;

Hastalıkların yüzlerce-binlerce sebebi var. Ama bunları iki ana başlıkta toplarsak:

Birincisi; bedenimizde olması gerekenlerin (denge bozulduğu için) yeterince olmaması-olamaması.

Örneğin sebze yiyoruz çok güzel ama, topraklarımızın dengesini bozup çoraklaştırdığımızdan dolayı sebzelerden almamız gereken vitamin ve mineralleri yeterince alamıyoruz.

İkincisi de olmaması gerekenlerin (yine denge bozulduğu için) bedenimizde olması şeklinde diyebiliriz.

Örneğin balık tüketiyoruz tamam ama denizlerimizin dengesini bozup kirlettiğimiz için balıklarla birlikte bedenimize, olmaması gereken ağır metalleri, cıvayı, kurşunu, arseniği alıyoruz.

İşte modern tıp ile geleneksel-tamamlayıcı-İntegratif- holistik (bütüncül) tıbbın bakış açısındaki temel fark burada.

Devam edecek

İbrahim Irmak / [email protected] haberhurriyeti.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?