Bize hapı yutturmuşlar

Bu bölümde de  Dr. Cemalettin Ekmekçioğlu ile röportajımız  "Tamamlayıcı ve Geleneksel Tıp Akupunktur Tedavisi" üzerine devam ediyor.  Ülkemizde Sağlık Bakanlığı onaylı olarak Tıp Fakülteleri veya Eğitim-Araştırma Hastaneleri'nde  Akupunktur eğitimlerinin verildiğini söyleyen Dr. Ekmekçioğlu, "500 saatlik dersler hem teorik, hem de pratik olarak aylarca devam ediyor" dedi.

Tamamlayıcı Tıp alanında kendisinin de eğitimlere bazen hoca, bazen de öğrenci olarak devam ettiğini belirten Dr. Ekmekçioğlu, "Doktorun görevi hastasını iyileştirmek. Aldığım Modern Tıp Eğitimi'ne ek olarak Tamamlayıcı Tıp'a da yönelmemim nedeni bu. Maalesef bize hapı yutturmuşlar. Yaşam kalitemizi artırmak için yolu bulmamız gerekiyor" dedi.

RÖPORTAJIN AYRINTILARI ŞÖYLE:

•Peki bu kadar noktayı, bunların yerlerini, ne işe yaradıklarını nasıl aklınızda tutabiliyorsunuz?

 -Ülkemizde Sağlık Bakanlığı onaylı olarak Tıp Fakülteleri veya Eğitim-Araştırma Hastaneleri'nde verilmektedir Akupunktur eğitimleri. 500 saatlik olan bu eğitimlerimize katılan doktor arkadaşlarımız tüm bu  noktaları tek tek anatomik lokalizasyonuna göre palpe (elle kontrol) ederek, her bir noktanın iğneleme usullerine göre iğnelemelerini yapmaktadırlar.  Bu şekilde hem teorik, hem de pratik çalışmalar aylarca devam etmektedir. Eğitimin bitiminde de çok ciddi bir sınavımız vardır. Ancak akupunktur uzmanı olmak için bu sadece bir başlangıçtır bana göre. Kendimden örnek verecek olursam, akupunktur uygulama yetki belgesini aldığım 2007 yılından sonra da bugüne kadar hemen hemen hiç ara vermeden sürekli olarak ileri düzey akupunktur eğitimlerine katılmaktayım. Kendisini rahmetle andığımız sizin de çok iyi tanıdığınız ve bel fıtığınızın tedavisini yapan Mehmet Fuat Abut Hocamız başta olmak üzere Akupunktur'un duayeni olan hocalarımızın eğitimlerine.

DİĞER TAMAMLAYICI TEDAVİLER

Tabii ki bu süreç sadece akupunktur ile sınırlı değil. Uygulamakta olduğumuz Ozon tedavisi, Hacamat, Sülük tedavisi, Fitoterapi, Proloterapi, Biorezonans, Mezoterapi gibi diğer yöntemler için de aynı şeyler geçerli. Eğitimlerimiz bazen öğrenci, bazen de hoca olarak devam ediyor. Daha önce Üsküdar Üniversitesi’nde, sonradan da Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Hacamat ve sülük tedavisi eğitimlerini veren ekipte  hoca olarak bulundum. Yıllardır modern tıp ya da Tamamlayıcı Tıp ile ilgilenen aralarında Dr. Ender Saraç’ın ve Tıp Fakültelerinde görevli olan doçent ve profesör arkadaşların da bulunduğu yüzlerce arkadaşımız bu eğitimlere katılarak, uygulama yetki belgelerini aldılar. Ama biliyorsunuz bir çok şeyde olduğu gibi, bu eğitimlerimizde de pandemi sürecinden dolayı bir kesinti oldu. Aslında eğitimler Online olarak devam edebilir ama bu eğitimler sadece teoriden ibaret değil, mutlaka pratik uygulama gerekiyor. Pratik uygulamalar da, usta-çırak eğitimi şeklinde olmalı. İnşallah pandemi süreci erkenden biter de eğitimlerimiz ve her şey normale döner.

 Yani İbrahim Bey, yıllar boyu devam eden çabalarımızı tek cümle ile özetlersek bizim sloganımız artık “ Yaşam boyu eğitim”  oldu. Ve size şunu da  itiraf edeyim ki öğrendikçe, daha da çok öğrendikçe en sonunda söyleyeceğiniz cümle şu oluyor  “Bildiğim bir şey varsa o da hiç bir şey bilmediğimdir”

•Peki sizi modern tıbbın yanında geleneksel ve tamamlayıcı tıbba yönelten esas sebep ne idi ?

 -Hepimizin bildiği bir konu var. Maalesef bizim ülkemizde de, çok uzun yıllardan beri dünyada da bu böyle. Şimdi diyelim ki en basit bir rahatsızlığınız, baş ağrınız var. Sağlık ocağına gittiğinizde, doktorunuz size bir ya da iki tane ilaç yazıyor. 3-4 Ay kullanıyorsunuz migrende ya da baş ağrısında bir rahatlama sağlanabiliyorsa problem yok. Eğer baş ağrınız geçmediyse ne oluyor? Aile hekiminiz ağrınız geçmediği için sizi hastaneye yönlendiriyor. Hastaneye gidiyorsunuz. Hastanede nöroloji uzmanı arkadaşımız muayene edip ilaçlarınızı değiştiriyor. Yeni ilaçları 6 ay kullanıyorsunuz. Ağrınız geçmeyince tekrar gidiyorsunuz.

Bu kez nöroloji uzmanı arkadaşımız, “Bir emar çekelim” diyor. Ama beyinde hiç bir sorun yok. “O zaman şu ilacı da ilave edelim” diyor ve yeni bir ilaç daha kullanmaya başlıyorsunuz.

Aradan yıllar geçiyor ama ağrınız geçmiyor üstelik yeni birtakım rahatsızlıklarınız ortaya çıkmaya başlıyor. Kan tahlillerinde kolesterolünüz yüksek çıkıyor. Bu kez bir başka uzmana  yönlendiriliyorsunuz. Dahiliye uzmanınız  size kolesterol ilaçları veriyor. Zaten baş ağrısı için kullandığınız ilaçlarınız var. 3. olarak da kolesterol ilacı ilave ediliyor.

Birkaç yıl migren ve kolesterol ilaçlarına devam ediyorsunuz. Bu kez de  sabahları yorgun kalkıyorsunuz, kendinizi halsiz hissediyorsunuz. Tekrar hastanenin yolunu tutuyorsunuz ve“sizde insülin direnci başlamış” deniliyor, endokrinoloji bölümünde.İnsülin direncine karşı da bir tane daha ilaç kullanmaya başlıyorsunuz . Birkaç yıl da bu şekilde devam ediyorsunuz. İnsülin direnciniz düzelmediği gibi üstüne üstlük diyabet oluyorsunuz ve ilaçlarınıza insülin de ilave edilerek kısır bir döngüye giriyorsunuz.

HERGÜN 15 HAP KULLANANLAR VAR

-Bize başvuranlardan bazen kullandıkları ilaçları istiyorum. Her gün 5-6  çeşit, bazıları da 8-9 çeşit ilaç; her bir ilaçtan da 2 şer-3 er adet günde 15 - 20 tane hap kullanan hastalarımız var.

Bu insanlara şu söyleniyor:

Diyabetiniz için bunları, astımınız için şunları, romatizmanız için de bu ilaçları kullanacaksınız. Hasta, peki bunları ne zamana kadar kullanacağım, hastalığım ne zaman sona erecek diye sorduğunda ise aldığı cevap; “bu hastalıklarla birlikte yaşamayı öğreneceksiniz, gerekirse ömür boyu kullanacaksınız” oluyor.

İşte ben yıllar boyunca hep bu sorunun cevabını bulmaya çalıştım. Modern tıp  bu kadar ilerlemişken cerrahide, acil hekimliğinde, akut hastalıklarda- enfeksiyonlarda vb. alanlarda muhteşem başarılara imza atılıyorken diğerlerinde, kronik- müzmin- süreğen dediğimiz hastalıklarda neden başarı sağlanamıyor; insanlar yıllar boyunca her gün, her gün bu kadar hapı yutmalarına rağmen niye iyileşmiyorlar?

Bu soruların cevabını yıllarca aradım, okudum, araştırdım, düşündüm ve şu sonuca vardım:

“Bize taa en başından beri hapı yutturmuşlar.”

Böylece tamamlayıcı tıbba ilgi duyarak bu alanda çalışmaya başladım ve bildiğiniz gibi de ara vermeden devam ediyorum on dört yıldır.

GELECEK YAZI: 

İLAÇLAR VÜCUDU

TEMBEL YAPIYOR

Röportaj: İbrahim Irmak / [email protected]

DİZİ RÖPORTAJIN ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ

1. BÖLÜM

https://www. haberhurriyeti.com/makale/6528208/ibrahim-irmak/akupunktur-bes-bin-yildir-insanligin-hizmetinde-ilac-yok-sifa-cok

2. BÖLÜM

https://www.haberhurriyeti.com/makale/6531782/ibrahim-irmak/mucize-igneler

3. BÖLÜM

https://www.haberhurriyeti.com/makale/6539293/ibrahim-irmak/modern-tip-her-derde-deva-degil

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?