Ne günlere kaldık...

İzmir özlemi tavan yapınca evde buzlu badem denemesi yaptım. Badem ya baya bildiğiniz kırt kırt yediğimiz badem. Baktım ki bir kaç tanesi uç vermiş ektim toprağa. Sonuç resimde gördüğünüz güzellik. Filizlendi, hayat buldu. O hayat buldu ben mutluluk. Her sabah günaydın diyorum, gece yatarken iyi geceler. Suyunu verirken ölçülü veriyorum, toprağını havalandırırken özen gösteriyorum kısacası, ben ona hayat vermeye çalışıyorum o bana umut.

Sonra düşünüyorum, evde tek başıma ben, yiyip mideye indirmek için hazırlandığım ama kıyamayıp can vermeye çalıştığım badem'e bu kadar bağlıyken, yaşaması için çırpınırken,koskoca Emniyet Müdürlüğü vatanı emanet ettiği, yeri gelince alnından öpüp, yeri gelince ‘’destan yazdılar’’ dediği polislere bu özeni, ilgiyi neden göstermez anlamakta zorluk çekiyorum.

Her yazımın ardından o kadar çok sessiz çığlık geliyor ki yüreğim parçalanıyor. Yazılarımı gayet itina ile takip eden sayın yetkililer, yazının içeriğindeki soruna değil, hala benim bu bilgilere nasıl ulaştığımın derdinde oldukları için, sorunlar hala çözüm bulamadı. Sayın yetkililer Allah rızası için bırakın benimle kimin iletişime geçtiğini bulma çabasını. Bu çabanızı sorunların çözümü için kullanın. Bu sizi hem daha iyi bir amir, hem daha iyi bir insan yapacak inanın bana.

HERKES İSTEDİĞİNİ ALSIN

Her konuyu ayrı bir yazı olarak yazarsam, bazı konular zaman aşımı nedeniyle unutulacak ben de muhtemelen sinir katsayısı sorunu yaşayacağım, yine ortaya karışık yazayım istedim. Herkes kendi payına düşeni alsın.

Yine ‘’sesimizi kimse duymuyor, bu yazıları bizden başkası okumuyor’’ diyenler çıkacak. Siz onlara bakmayın, sayın yetkililer severek olmasa da yazılarımı gayet titiz bir şekilde, açık arama amaçlı takip ediyorlar. Ama pek çok şey gibi bilmedikleri bir şey daha var, o da, ben Zeynel Kozanoğlu’nun kızıyım sayın yetkililer. Size ne demek istediğimi okuyunca değil ama,muhtemelen bir kaç gün sonra anlayabilirsiniz ki aradığınız açık zor bulunur buralarda. Bu kısmı anlayan anlamışsa devam edelim.

MAĞDURİYET YARATMAYIN

Bir ikinci şark furyası koptu ortalıkta. Neredeyse emekliliği gelmiş polis memurları için 2. Şark mecburiyeti kondu. Tabii bu yetkililer açısından mecburiyet değil. 2. Şark görevini kabul etmeyene istifa yolu açık dediler. El insaf diyeceğim, ama olmayan bir şeyi dilemek zor. O zaman kendime dedim sen yine soru sor. Mesela bu zorunlu 2. şark görevini yerine getirmemişlere uygulansa, emekliliği yakın, çoluğu çocuğu okuyan yerleşik düzeni olan poliscanları yerinden oynatmasanız olmaz mı? Zaten emekli olunca Aile yardımını kesiyor devlet, bari emekli olmadan bu aileleri perişan etmeseniz olmaz mı? ‘’Bu iş senin bildiğin gibi değil’’ diyenler için mahkeme kararı ile bozulmuş tayinleri örnek verebilirim. Mahkeme bu kararı bozabiliyorsa, demek ki yasaya uygun olmayan bir şeyler var ortada.

Hani borcu olan ‘’Allah kerim’’ demiş, sonra ‘’eyvah Kerim’e de borç vardı’’demiş ya. Bu aynı onun gibi oldu. Mahkeme kararı ile bozulan dedim, başka bir çığlık geldi aklıma, şark değil ama, tayin kararı mahkeme ile bozulan polis canlar da var. Yani yüce adalet diyor ki ‘’ bu usulsüz atamadır 30 gün içerisinde eski görev yerine dönmesine karar verilmiştir’’ Dönebiliyorlar mı? Tabii ki hayır. Yapılan bu psikolojik işkenceyi uzatabilmek adına, binbir türlü bahane ile kararın uygulanmasını engelliyorlar. Yani anlayacağınız bizde hukuk guguk olalı, mahkeme kararları da işe yaramıyor.

Yakın zamanda diğer 12 evlat ile birlikte şehit verdik Sedat Yabalak’ı. 6 sene burada yazamayacağım sıfatları taşıyan sıfatsızların elinde esir kalmıştı Sedat ve diğer canlar. Sedat Yabalak, Şanlıurfa kadrosunda göreve başlamak üzere yola çıkmışken kaçırılmıştı. Kaçırılınca 15 günlük mehil müddeti doldu tabii normal olarak. Mehil müddeti doldu, 10 gün de gerekçesiz göreve gitmedi ya, Sedat’ın memuriyeti düştü diyorlar. Bu süre içinde eşi evlatları maaş alamadı diyorlar. Ben de ‘’ olmaz böyle şey. En şeref yoksunu bile, kaçırıldığı belli olan bir polis memurunu , göreve başlamadı gerekçesi ile meslekten atmaz ‘’ diyorum. Şimdi bu iddianın doğru olmadığını görmek için Sedat Yabalak için şehit maaşı bağlandı mı acaba diye sormak istiyorum.

Mesela poliste atamalar 7 bölgeye ayrılıyormuş. Şark sayılan Bayburt ve Artvin ilinde tazminat yokmuş. ancak şark sayılan ve ikinci bölge illerin hepsinde şark tazminatı varmış Şark ili olmayan Çorum, Amasya, Tokat ve Osmaniye gibi illerde de tazminat varmış. Benim anlayamadığım madem Bayburt ili şark ve mahrumiyet ili sayılıyor neden tazminat verilmiyor? Tazminatı hak etmiyorsa, o zaman bu il şark olmaktan çıkarılsın mesela? Bayburt’un bir ilçesinde görev yapan Jandarma iaşe bedeli adı altında ödeme alıyorsa, aynı bakanlığa bağlı polis neden almaz ki?

POLİSE 3600 GÖSTERGE NE OLDU?

Almaz ki diye yazınca 3600 ek gösterge hakkında yazmazsam çok ayıp olur. Aslında bu ayıp benim değil ama, kimin ayıbı olduğunu söylemesem daha iyi olur. Poliscanlar, çalışanı emeklisi helak oldu ‘’ HAKKIMIZ OLAN 3600 EK GÖSTERGEYİ İSTİYORUZ’’diye, dalga geçer gibi, neredeyse her meslek dalına verdiler polise yok. Herkese var olan mali kaynak her ne hikmetse polise gelince yok oluyor. Nedeni açıklayan da yok.

Emniyet Kişisel bilgi formu yollamış poliscanlara. Kimlik Bilgileri, Aile Durumu, SOSYO EKONOMİK DURUMU, SAĞLIK DURUMU baz alınmış.

Ben Sosyoekonomik durumdaki şıklara takıldım. Çünkü sosyoekonomi, toplumsal değerler ve ekonomi arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalıdır. Emniyet soruyor ‘’gelir durumun, oturduğun ev, bakmakla yükümlü olduğun, ailende ruhsal ya da fiziksel rahatsızlığı olan var mı ve bomba soru ailede ve yakın akrabalarda intihar ya da intihara teşebbüs eden var mı?

Bakın bu formu kim, hangi sıfatla hazırladı bilmem ama böylesine kişisel bir soruyu sorma hakkına sahip değilsiniz. Hani o girmek için binbir takla attığınız AB birliği var ya, o birliğin kuralları gereği bile böyle bir soru soramazsınız. Amacınız intiharlara çözüm bulmaksa, sülelende intihar var mı diye sormak yerine ‘’NE DERDİNİZ’’ var diye sormayı deneyin bakın nasıl bin Ah işitiyorsunuz görün. Bu formu hazırlayan çok bilmişe de söyleyin, İntihar genetik değil psikolojik bir olgudur. Sülalesinde intihar eden var diye intihar eden az bulunur ama, gördüğü mobing ve uğradığı haksızlıklar için intihar eden çok vardır. Bunun en güzel örneği de Emniyet Teşkilatıdır. Bilin isterim.

Ve sırada Emniyet bünyesinde çalışan teknisyenler var sırada. Daha doğrusu teknisyenlerin yapması gereken bazı işleri sicili düşük polise yaptıranlar. Sizi direk Allah’a havale ediyorum. Çünkü, yaptığınızın insani açıdan hiç bir açıklaması olamaz. Polis polistir, teknisyen teknisyen. Yani bu ayrımı bile beyniniz algılayamıyorsa Allah akıl fikir versen ne diyeyim.

Teknisyen demişken, emniyet bünyesinde teknisyen olarak işe başlayan bir kişi, nasıl valilik özel kalemde çalışıyor, bunu da anlamak mümkün değil. Yardımcı Hizmetler Sınıfı’nın görevlerini okudum, şıkır şıkır giyinip özel kalemde çalıştırılır diye bir madde göremedim. Ya ben de bir sıkıntı var ya da kendinde bu abuk subuk atamaları yapma cesareti gösterenlerde.

Konuya bademle girdim, bademle bitireyim. Cansız bir bademe can vermek bu kadar kolayken, kanlı canlı poliscanların sorunlarına, dertlerne, isteklerine bu kadar ilgisiz kalıyorsunuz ya, Rabbim sizi de yaşattıklarınızla sınasın gibi güzel bir dilekte bulunuyorum. Yani kim, kime iyi ya da kötü, ne yaşattıysa onu yaşasın İnşallah.

Can gazilerimi, yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi saygı ve minnetle anıyorum.

Beyhan Kozanoğlu Biçkin 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?