Siri Lanka'da Covid-19 nedeniyle Müslüman cenazeleri de yakılacak

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Bu akşam saat 21.00'den Pazartesi sabahı saat 05.00'e kadar tüm Türkiye'de sokağa çıkma yasağı var. (Yasaktan muaf olanlar hariç tabii.)

Sokağa çıkma yasağında vatandaşlar (65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altında bulunanlar hariç) zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlar hariç) ikametlerine en yakın market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçilere gidip gelebiliyor.

Unutmayın sakın, olur mu?

Cezası az buz değil çünkü.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Temel Manhattan’da bara girmiş. Barmenle muhabbet falan, derken barmen buna bir bilmece sormuş:

- “Babamın oğlu olan, ama benim kardeşim olmayan kimdir?”

Temel bilemeyince barmen cevap vermiş:

- “Benim.”

Temel Trabzon’a döndüğünde hemen kahveye gidip Dursun’u bulmuş:

- “Ula Dursun!" demiş. "Söyle pakayim; babamın oğlu olan, ama benim kardeşim olmayan kişi kimdir?”

Dursun:

- “Pilmem” demiş.

Temel cevap vermiş:

- “Manhattan’daki bardaki barmen.”

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"İnsan yalnızca biraz sevinçli olduğu zaman gevezelik eder." demiş Franz Kafka...

Bu aralar hiç konuşmak istememem boşuna değil demek ki...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

Markete gidecek zamanınız yoksa e-ticaret yoluyla market alışverişi yapabilirsiniz. Artık birçok marketin internet sitesi mevcut. Ayrıca internet üzerinden alışveriş yaptığınız da ihtiyacınız dışında çok fazla bir şey almıyorsunuz görmediğiniz için. Ayrıca her tür taze meyve, sebze de mevcut internet seçeneğinde. Ödemeyi de online kredi kartı, kapıda nakit olarak, ya da kapıda kredi kartıyla ödeme seçeneklerinden birini kullanarak yapabilirsiniz. Ayrıca asansörsüz bir binanın üst katlarında yaşıyorsanız ve yaşınız da çok genç değilse taşıma açısından da daha kolay olduğunu unutmayın.

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Fizyolojik olarak bağışıklık sistemi bizden farklı olan kişileri algılayabilir ve bu kişiye karşı aşık olma eğilimi gösteririz. Kendimizden daha farklı immün sistemine sahip olan kişi demek, genlerimizin farklı olduğu anlamına geliyor. Bu da ilerde meydana gelecek çocuklarımız açısından oldukça büyük önem arz ediyor."muş.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

 CHP'li Engin Özkoç: Dokunulmazlıkların kaldırılmasını bu aşamada doğru bulmuyoruz

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, Meclis Başkanlığına sunulan dokunulmazlık fezlekelerini değerlendirdi. Özkoç, açıklamasına Gara tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerle başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önceki yıllarda bazı açıklamalarının bulunduğu videoları basın mensuplarına izleten ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kongreden fotoğrafını gösteren Özkoç, "AKP Genel Başkanı, Arabistan Kralı öldü diye yas ilan ederken, AKP kongresini dahi iptal etmiyor. Cumhurbaşkanı, başkomutandır. Başkomutan olarak evlatlarının cenazesi orada duruyor, kendisi AKP kongresine gidip gülüyor. Hangi baba yapar bunu?" dedi. Özkoç, TBMM'ye iletilen fezlekelere ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi:

"Daha gelen bir şey yok. 1300'e yakın fezleke var. Bunlara 32 tane daha fezleke eklenmiş. Bu fezlekeler Karma Komisyona gönderiliyor. Her siyasi partinin temsilcisi var. Fezlekelerle ilgili her siyasi partinin grup kararı alması mümkün değil. Komisyonda, Komisyon Başkanı tartışmaya açarsa, arkadaşlarımız kendi görüşlerini orada söyleyecekler. Türkiye'nin geldiği bu noktada, yasamanın, yürütmenin basının bütün gücünü bir kişinin iki dudağı arasında topladığı, adaleti uygulayan savcıların çelişkili kararlar verip, sadece bir kişinin ağzına bakarak kararlar çıkarttığı bir dönemde milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması, milletin özgür ve hür sesinin ortadan kaldırılması demektir. Millete her türlü baskıyı uygulayan; onları susturmak ve sindirmek için iş dünyasına, esnafa, işçiye 'Al ananı git.' diyen; herkesi susturan; iş insanlarını tehdit eden; yeri geldiği zaman mahkemeleri suçlayan; hakimlere fırça atan, hakim ve savcıların olmayan düğmelerini, cübbelerini iliklediği bir zamanda, bu insanlara güvenerek milletin sesi olan milletvekillerinin, dokunulmazlığının kaldırılmasını bugünkü aşamada doğru bulmuyoruz."

Engin Özkoç, bu fezlekeler arasında terörle ilişkili olanlar hakkındaki bir soru üzerine, "Doğrudan terörle ilişkili olan fezlekeler geldiğinde arkadaşlarımız Karma Komisyonda inceleyecekler. Bugüne kadar Karma Komisyonda bulunan fezlekeleri, bugün ne oldu da terörle ilişkilendirip bu noktaya getiriyorlar? Onlara sormak lazım." dedi. CHP Grup Başkanvekili Özkoç, olası bir Anayasa değişikliğine ilişkin soruya da "Bunların yaptığı hiçbir şeye güvenmiyoruz ama devletin bekası, güvenliğiyle ilgili almamız gereken tedbirler olursa, bunu almakta ne gerekiyorsa gerekli kararlılığı gösteriyoruz." karşılığını verdi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın dünkü açıklamalarına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Engin Özkoç, şunları kaydetti:

"Sağlık Bakanı bu konudan dolayı özür dilemesin, üzülmesin. Asıl özür dilemesi gereken Genel Başkanı özür dilemedikten sonra Sağlık Bakanı milletini nasıl inandıracak? Sağlık Bakanı bir cenazeye katıldığı için özür diliyor. Sağlık Bakanı madem bu konuda samimisin, dön Recep Tayyip Erdoğan'a, 'Biz insanlara senin bakanın olarak kalabalık ortamlara girmeyin diye salık veriyoruz, bundan dolayı esnaf, lokantalar iflas ediyorlar, gereken desteği çıkaramıyoruz. Sen ne hakla kongreleri iç içe, üst üste yapıp, insanların sağlığını tehlikeye atıp kötü örnek oluyorsun?'. De bunu. O zaman biz senin özrünün samimi olduğunu anlayalım. Bunu demedikten sonra hepsi lafügüzaf." (HABER MERKEZİ)

Enis Berberoğlu'nun fezleke itirazına üst mahkemeden ret

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekili Enis Berberoğlu'nun avukatlarının dokunulmazlığının kaldırılması için hazırlanan fezlekenin yeniden düzenlenmesi talebinin reddedilmesine yaptığı ikinci itiraz, bir üst mahkeme tarafından reddedildi. DHA’da yer alan habere göre, itirazı değerlendiren İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce oy birliğiyle alınan kararda, "İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin hazırlamış olduğu fezlekede iddianameye, daha önce yapılan yargılamadaki safahate ve Anayasa Mahkemesinin kararına yer verildiği, fezlekenin iddianamede anlatılan eylem üzerinden değerlendirileceği anlaşıldığından, bu itibarla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 11 Şubat 2021 tarihli ek kararında gösterilen gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu" ifadelerine yer verildi. Kararda, bu nedenle Enis Berberoğlu'nun avukatlarının itirazlarının reddedildiği kaydedildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM kararları doğrultusunda Berberoğlu'nun yeniden yargılanması ve infazın durdurulmasına karar verilerek dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlamış, fezleke 9 Şubat'ta Adalet Bakanlığı'na gönderilmişti. Ancak Enis Berberoğlu'nun avukatları 11 Şubat'ta, fezlekede üç ayrı suça yer verildiğini, Berberoğlu'nun sadece Yargıtayca onanmış olan Türk Ceza Kanunu'nun 329. maddesi uyarınca "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama" kapsamında yargılanabileceği gerekçesiyle yeniden fezleke düzenlenmesini talebiyle itirazda bulunmuştu. İtirazı değerlendiren mahkeme ise bu talebi 12 Şubat'ta "düzeltilecek bir husus bulunmadığı" gerekçesiyle oy birliğiyle reddetmişti. Enis Berberoğlu'nun avukatları Yiğit Acar ve Murat Ergün, üst mahkeme olan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere itirazda bulunmuştu. İtiraz dilekçesinde, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince düzenlenen 9 Şubat tarihli fezlekenin yeniden düzenlenmesine ilişkin ret kararının kaldırılması ve yeniden fezleke düzenlenmesi talep edilmişti. (BirGün)

İSKİ açıkladı: İstanbul'da barajlarda doluluk oranlarında son durum

İstanbul'a su sağlayan barajların su seviyesi yağışların ardından yüzde 54,07'ye yükseldi. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, barajlardaki su seviyesi 8 Ocak'ta yüzde 19,16'ya kadar inerken, aradan geçen sürede yağışlarla yüzde 34,91 arttı. Kar yağışının başladığı 12 Şubat Cuma gününden bu yana ise barajlardaki doluluk oranı yüzde 7,96 yükseldi. Kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 54,07 olarak ölçüldü. Su miktarı Istrancalar'da yüzde 64,24, Terkos'ta yüzde 50,57, Sazlıdere'de yüzde 29,17, Alibey'de yüzde 58,73, Büyükçekmece'de yüzde 56,76, Ömerli'de yüzde 63,90, Darlık'ta yüzde 59,43, Elmalı'da yüzde 62,29, Kazandere'de yüzde 63,47 ve Pabuçdere'de yüzde 37,38 olarak kaydedildi. Kente su sağlayan baraj ve göletler, 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahipken, su miktarı bugün itibarıyla 469 milyon metreküp seviyesine yükseldi. İstanbul'a dün itibarıyla verilen su miktarı ise 2 milyon 716 bin metreküp oldu.

Barajlardaki doluluk oranı, 25 Şubat tarihi baz alındığında 2006'da yüzde 98,98, 2007'de yüzde 55,42, 2008'de yüzde 34,34, 2009'da yüzde 75,16, 2010'da yüzde 97,52, 2011'de yüzde 91,65, 2012'de yüzde 85,98, 2013'te yüzde 83,93, 2014'te yüzde 29,89, 2015'te yüzde 96,44, 2016'da yüzde 86,79, 2017'de yüzde 87,50, 2018'de yüzde 80,48, 2019'da yüzde 91,50, 2020'de yüzde 62,83 olarak gerçekleşti.

İSKİ'nin açıklaması şöyle oldu:

24 Şubat 2021 tarihinde İstanbul'a verilen su miktarı: 2 milyon 716 bin metreküp

25 Şubat 2021 tarihi itibariyle içme suyu kaynaklarımızın doluluk oranı: %54,07 (GerçekGündem)

Korona haberlerine gelince:

TGC'den muhabirler için aşılama talebi

TGC Başkanı Turgay Olcayto Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya kalabalıklarda zor koşullarda haber için koşturan, muhabir, foto muhabiri ve kameramanların Covid 19'a karşı aşılanmalarını talep eden bir yazı gönderdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) kamuya yararlı bir dernek olduğunu belirten Başkan Turgay Olcayto'nun mektubunda şu görüşler yer aldı:

"Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Türkiye çapında 3 bin 786 üyeye sahip kamu yararına görev yapan bir kuruluştur. Bugüne dek aşı konusunda meslektaşlarımız için meslek örgütü olarak sizlerden herhangi bir talepte bulunmadık. Çünkü başkan olarak ben ve yönetim kurulu üyelerimiz pandeminin ızdırabını yaşayan ülkemizde gazeteciye imtiyaz istemeyi son derece yanlış buluyoruz. Ancak İstanbul’da yaygın basında ve çeşitli kentlerdeki yerel basından sahada görev yapan muhabirler, foto muhabirleri ve kameramanlar her an muhataplarıyla yüz yüze bulunmak durumunda kalıyorlar. Hastanelerde, yoğun bakımlarda hastalar ve sağlık personeliyle röportaj yapıyorlar. Olayları izlerken çoğunlukla kalabalıklar arasına girerek haber yapmak, fotoğraf çekmek, görüntü almak amacıyla çok yoğun bir mesai içinde oluyorlar. Bu meslektaşlarımızı Covid-19’dan korumanın bizim olduğu kadar, sizlerin de görevi olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle öğretmenler örneğinde olduğu gibi yalnızca sahada çalışan meslektaşlarımızın aşılanmasını istiyoruz. Sayın Bakan, umuyorum ki durumu incelediğinizde bize hak vereceksiniz. Sahada çalışan arkadaşlarımızın Covid-19’dan korunmaları için bir çare üreteceksiniz.”(MedyaTava)

"Yasak Elma" dizisinin setinde Coronavirus paniği

FOX ekranlarında pazartesi akşamları izleyiciyle buluşan fenomen dizi Yasak Elma’da Coronavirus paniği yaşanıyor. Dizinin başrol oyuncusu Eda Ece’nin test sonucu pozitif çıktı. Ece’nin evde kendini karantinaya aldığı, süreci çok ağır geçirdiği öğrenildi. Set çalışanlarından 3 kişinin daha Coronavirus'e yakalandığı iddia edildi. (MedyaTava)

Fahrettin Koca'dan cenaze açıklaması

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘1 milyon ücretsiz getirildiği açıklanan aşıya 12 milyon dolar fatura edildi’ iddiasına cevap veren Koca, şunları söyledi:

"Ben özellikle pandemi sürecinde merkezde durarak 83 milyon vatandaşımıza eşit bir şekilde hizmet etme gayreti içindeyim. Maalesef bu süreçte halkımızın zihnini bulandırmak isteyen siyasi arenaya çekmek isteyenler oluyor. Vatandaşımıza bu anlamda verilmeyecek hiçbir hesabımız yok. Ben bu yaklaşımı ahlaki bulmuyorum. Özellikle 83 milyonla birlikte mücadeleyi sürdürmek istiyoruz. Alacağımız başarı da 83 milyonun olacak. Verilmeyecek hesabım yok. Yarın yapacağım toplantıyla detaylı bir açıklama yapacağım."

Siyasilerin katıldığı cenaze törenlerindeki kalabalık da Bakan Koca’ya soruldu. Bu konuda “kusurluyum” diyen Koca, şunları söyledi:

"Özellikle pandemide salgının nasıl seyrettiğini hepimiz biliyoruz. Kalabalıklarda ve kapalı ortamlarda bu bulaşın daha da fazla olduğunu biliyoruz ve bunu da ifade etmeye çalıştık. Ben cenazede o tarz mesafenin ortadan kalkacağını öngöremedim. Öngörmem gerekiyor muydu, evet gerekiyordu. Bu benim kusurum. Bu nedenle ben vatandaşlarımızdan özür diliyorum. Herkes eşit fedakarlık göstererek pandemi döneminde katkı sağlamalı, yani kalabalık ve kapalı ortamlardan uzak durmaya gayret göstermeliyiz."

YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın babası Muhammed Emin Saraç'ın Fatih Camii'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlar ve birçok siyasetçinin katıldığı ve salgın kurallarının hiçe sayıldığı cenaze törenine halk büyük tepki göstermişti. (MedyaTava)

Etkinlik sektörü isyan etti: Yeter artık taşlaştık

TEFED adı altında toplanan sektör temsilcilerinin düzenlediği Etkinlik Sektörü İzmir Çalıştayı, sektör firmalarının yaşadığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla 12 farklı ilden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayda konuşan sektör temsilcileri pandemi tedbirleri çerçevesinde faaliyetleri durdurulan etkinlik sektörünün 10 binlerce firma ve yüzbinlerce çalışanıyla yok olmanın eşiğine geldiğini anlattı, normalleşme takviminin bir an önce açıklanmasını istedi. Yeni normalleşme ile ‘davet ve organizasyon’ kategorisine giren bütün etkinliklerin, turizm sektöründe olduğu gibi toplum sağlığını koruyan güvenli etkinlik tedbirleri altında yapılabileceğini savundu. Çalıştayda, etkinlik çalışanlarının sergilediği canlı heykeller performansı ile beklemekten heykelleşmiş gelin ve etkinlik çalışanları canlandırıldı. Canlı heykel performansı ile “Yeter artık, taşlaştık” mesajı verildi. Yılda 600 bine yakın çiftin evlendiği ülkemizde alt tedarikçileriyle birlikte yaklaşık 90 milyar TL iş hacmine sahip düğün sektöründen pay aldıklarını belirten sektör temsilcileri, düğünlerden sonra diğer etkinliklere getirilen kısıtlamalar ve bu yıl yapılamayan kurumsal toplantı organizasyonları eklendiğinde yaşanan ekonomik kaybın çok daha büyük rakamlara ulaştığını anlattı. Sektör temsilcileri, organizasyonun sadece bir eğlence ya da aktiviteden ibaret olmadığı, on binlerce firma ve bu firmalarda çalışan yüz binlerce çalışan için geçim kapısı olduğunun unutulmaması gerektiğini belirtti. Dekorasyon işçisinden çiçekçisine, garsondan aşçısına, müzisyenden dansçısına, ses teknisyeninden fotoğrafçısına, organizatörden mekan yetkilisine, güvenlik görevlisinden valesine kadar saymakla bitmeyecek meslek sahibinin geçim kapılarının 11 aydır kapalı olduğunun hatırlattı. Normalleşme takviminin açıklanmasının sektöre yapılacak destekler içinde en önemli adım olacağını dile getirdi.

Müslüman cenazeleri yakılacak

Sri Lanka'da yönetim koronavirüsten ölenlerin cesetlerinin din ayrımı gözetilmeksizin krematoryumlarda yakılması uygulamasına devam edileceğini duyurdu. Müslümanların inançlarına uygun olarak cenazelerini defnetmelerini yasaklayan uygulama, uluslararası toplum tarafından eleştiriliyor. Hükümet, Budist rahiplerin cesetlerin yeraltı sularını kirletip virüsü yayacağı korkusuyla koronavirüsten ölen kurbanların gömülmesini ilk kez geçtiğimiz yıl Nisan ayında yasaklamıştı. Parlamentoda muhalefetin sorularını cevaplayan Sağlık Bakanı Pavithra Wanniarachchi, Hekimler Birliği Heyetinin (CCPSL) geçen hafta hazırladığı rapor doğrultusunda bu kararı verdiklerini belirterek, "Raporda ceset yakmanın, Covid-19 kurbanlarının cesedini kaldırmada en güvenli yöntem olduğu belirtilmiştir." dedi. Ülkedeki sivil toplum kuruluşları ve azınlıkların karara karşı Yüksek Mahkemeye yaptıkları itiraz reddedilmişti. Hindistan'ın 31 kilometre güneyinde ve Hint Okyanusu'nda bulunan 21 milyon nüfuslu ülkede yüzde 10 oranında Müslüman yaşıyor. Nüfusunun yüzde 70'inden fazlası Budist olan ülkede, 2019'da 250'den fazla kişinin öldüğü paskalya törenlerine yönelik saldırılardan bu yana ülkede etnik ve dini gruplar arasında tansiyon yaşandığı belirtiliyor. Ülkede geçtiğimiz yıl ekim ayında 3 bin 300 olan vaka sayısı bugün 46 bin 800'e; ölenlerin sayısı da 13'ten 222'ye çıktı. Muhalefet milletvekili Gajendra Kumar Ponnambalam'ın, raporda Covid-19'dan ölenlerin cesedinin gömülebileceği tavsiyesinin neden dikkate alınmadığı sorusu üzerine Bakan Wanniarachchi, "Dini veya etnik sebeplerle rapordaki tavsiyelere uymama gibi bir durumumuz yoktur." ifadesini kullandı. Wanniarachchi, zorunlu krematoryum uygulamasının sadece sağlık gerekçeleriyle yürütüldüğünü öne sürdü. Sri Lanka'da zorunlu ceset yakma uygulamasına karşı protestolara öncülük eden eski Toplumsal Kalkınma Bakanı ve Milletvekili Seyid Ali Zahir Mevlana, Twitter hesabından hükümete tepki göstererek, "Sağlık Bakanının parlamentoyu yanlış bilgilendirdiği apaçık ortadadır. Hükümetin aldığı karar bilime değil, siyasi ve ırkçı sebeplere dayanmaktadır." değerlendirmesinde bulundu. Eski Bakan Mevlana, CCPSL'nin raporunda Covid-19'dan ölenlerin defnedilebileceğinin açıkça belirtildiğini kaydederek, Sağlık Bakanı Wanniarachchi'yi, raporun tamamını mecliste müzakere etmeye çağırdı. (Mynet)

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Şairi” olarak 37 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Hasan Hüseyin Korkmazgil'i seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Hasan Hüseyin Korkmazgil, 1927'de Sivas'ın Gürün ilçesinde doğdu. Bir demiryolu işçisinin çocuğuydu. Güzel bir doğal çevrede, ama yoksulluk içinde büyüdü. 1939'da Gürün Cumhuriyet İlkokulu'nu bitirdi. Öğrenimine devam etme olanağı yok gibiydi. Üç yıl sonra, 1942'de, parasız yatılı sınavını kazanarak ortaokulu Niğde Ortaokulu'nda, liseyi Adana Erkek Lisesi'nde (1948) okudu. Liseyi bitirdiği yıl tutuklanarak yargılandı ve yargılandığı suçtan beraat etti. 1950 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nden mezun oldu. Kahramanmaraş Göksun’da öğretmenliğe başladıktan altı buçuk ay sonra, siyasi eylemde bulunduğu gerekçesiyle alınıp yargılanarak, Ceza Yasasının 142. maddesinden iki yıl hapis cezasına çarptırıldı ve öğretmenlik görevine son verildi (1951). Serbest kaldıktan sonra trenlerde, kahvelerde, otellerde karakalem port-reler çizerek, tabelacılık, arzuhalcilik, hayvan bakıcılığı ve toprak işçiliği yaparak (1954-60) geçimini sağlamaya çalıştı. Folklorla uğraştı, mizah hikâyeleri, radyo oyunları yazdı. 1960’ta İstanbul’a, sonra Ankara’ya yerleşti. 

 Akis dergisinde çalıştı, bir süre de Ankara’da Forum dergisini çıkardı ve yönetti (1968-70). Kızılırmak şiirini, derginin yazı işleri müdürlüğünü bir sayı için üstüne alarak, Dost dergisinde (1959) yayımladı. Ancak bu şiir kitap olarak çıktığında, yine Türk Ceza Yasasının 142. maddeden hakkında dava açıldı, yargılandı, beraat etti. 1965 ve 1973 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisinden milletvekili adayı oldu. 1973'te Almanya'ya, 1974'te Irak'a gidip geldi. 1960 sonrasında yayımlamaya başladığı şiirleri, yazıları, kitapları için, aklanmayla sonuçlanan pek çok dava açıldı. Ankara’da Yenigün gazetesinde yazarlık ve idare müdürlüğü yaptı, Yeni Toplum dergisinde ve Yeni Halkçı gazetesinde çalıştı, oradan emekli oldu.

Şair 1983'te beyin kanaması geçirdikten sonra bir yıl bitkisel hayatta yaşadı. 26 Şubat 1984 tarihinde, 57 yaşındayken, Ankara'daki evinde yaşama gözlerini yumdu. Maltepe Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Hasan Hüseyin Korkmazgil'in eşi Azime Korkmazgil'den "Bir Oğlum Olacak Adı Temmuz" şiirinde adı geçen Temmuz Korkmazgil (1965) isimli bir oğlu vardır.

Yoksul halk çocuklarının arasından çıkan bir kişi oluşuyla övünürdü. Şairliği Ankara'ya gelince başlamış değildi. Yaşamını anlattığı yazılarında, beş yaşından beri şiirle uğraştığını belirterek ilkokulun sonlarına doğru Kerem gibi, Pir Sultan gibi şiirler söylediğinden söz ederdi. Ortaokulda, lisede, aruzu, heceyi, özgür koşuğu denemiş, her üçünde de başarılı olmuştu. Sonunda içinden taşan coşkuya en uygunu olarak özgür koşuğu seçmişti. Liseyi bitirirken, 1948'de, çantasında yayımlanmamış pek çok şiiri vardı. 1950'lerdeki siyasal koşullar bunları yayımlamasına olanak vermemişti. 1960'larda Ankara'ya gelip yayın olanağı bulunca, güncel olayları da izleyen, sürekli yankı veren, işçilerin, köylülerin sorunlarını savunan, sözünü sakınmaz bir şair olarak özel bir önem kazanmıştı.  Ağustos Şiiri başlıklı ilk şiiri 1959 yılında Dost dergisinde çıkmıştı. O tarihten itibaren  Dost (1959-66),  Yelken (1959-64),  Varlık (1960),  İmece (1961), Ataç (1962-63), Yön (1962), Sosyal Adalet (1963-65) ve Gelecek (1971-72) dergilerinde çok sayıda şiir ve yazısı yayımlandı. Yine bu yıllarda mizahî hikâyeler yazıp yayımladı. Mizah dergilerinde yayımlanmış mizah hikâyelerinden bir kısmını "Hüseyin Korkmazgil" adıyla yahut sadece "Korkmazgil" soyadını kullanarak, üç kitapta derledi. İlk kitabı Kavel adını, işçileri başarılı bir grev yapan bir fabrikanın adından aldı. Bu kitapta emekçi halklara olan sevgisini açığa vurdu. Şiirlerinde, İkinci Yeni şairleri gibi deformasyon tekniğini ve bazı biçimsel açılımları kullanırken, onda Nâzım Hikmet ve Attilâ İlhan gibi şairlerin etkileri de görülür.

ÖDÜLLERİ:

1964 Yeditepe Şiir Armağanı ("Kavel" adlı kitabı ile)

1970 TRT Sanat Başarı Ödülü ("Kızılkuğu" adlı kitabı ile)

1981 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü ("Filizkıran Fırtınası" adlı kitabı ile)

1981 Nevzat Üstün Şiir Ödülü ("Filizkıran Fırtınası" adlı kitabı ile)

YAPITLARI:

Şiir:

Kavel (1963)

Temmuz Bildirisi (1965)

Kızılırmak (1966)

Kızılkuğu (1971)

Ağlasun Ayşafağı (1972)

Oğlak (1972)

Acıyı Bal Eyledik (1973)

Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin (1974)

Koçero Vatan Şiiri (1976)

Haziran'da Ölmek Zor (1977)

Filizkıran Fırtınası (1981)

Acılara Tutunmak (1981)

Işıklarla Oynamayın (1982)

Tohumlar Tuz İçinde (1988)

Kandan Kına Yakılmaz (1989)

Mizahi Hikâye:

Öhhöööö! (1964)

Made in Türkey (1970)

Bıyıklar Konuşuyor (1971)

Gezi:

Bağdat Basra Yollarında(1974)

Çocuk Kitapları:

Eşeğin Gözyaşları

Aşıcı Baba

Ormanın Öcü

Ressamın Bıldırcınları

Becerikli Çocuğun Düşleri

Sizlerle bir şiirini paylaşarak Hasan Hüseyin Korkmazgil'i anmak istiyorum. Ruhu huzur bulsun.

BULVAR İTİ

 

ne zaman sevmek desem bir tedirgin bulvar iti gecede

biraz müzik biraz içki ve çok çok resim

kim sarmalar bu bebeği

kimler taşır bu ölüyü belirsizliğe

nerelerde kalır gözüm/nerelerden döner sesim

bu ne biçim hayvan ki bu/beslenir acılardan

tohum atar kuşaklara kan göllerinde

bu ne biçim oyun ki bu/gizlenir gölgesine gerçeğin

mutluluklar aranır ateş çemberlerinde

bir umarsız bulvar iti vitrin ışıklarında

anladım ki birdenbire/kopmuşum toprağımdan

kopmuşum masallara süt emziren akşamlarımdan

köklerim orda sızlar/yapraklarım bulvarda

resim diye duvarlarda müzik diye ıslıklarda

o çıldırtan deniz orda/balıklar tablalarda

özlemek orda kalmış özlemi sevmek burda

ferhat'sa mendil açmış dileniyor güvenparkta

taradım bütün sözlükleri aşka yer yoktu

bir kaygulu bulvar iti karanlık çıkmazlarda

koşuyordu masallarda/koşuyordu imgelerde

başka yer yoktu

başımdaki ağrı sendin sesimdeki kuşku sen

ne düşünsem dört boyuttu ne ağrısam dört boyut

kopmak belki bir ülkeydi tutkular eski zindan

herkes kendi bukağısının tutkulu demircisi

bu evleri biz mi yaptık bu yolları biz mi çizdik

ölümlerden biz mi kaçtık biz mi düştük ölümlere

senleştirip giriyorum koynuna gecelerin

senleştirip açıyorum gözlerimi sabaha

bir şey eksik biliyorum bir şey artık sen değil

şafak diye söken sendin sendin gülen penceremde

çayımdaki bahçe sendin içkimdeki bulut sen

içimdeki kuş sürüsü çabamdaki arılardın

nere gitsem karşımdaydın ama sen yoktun

sen sahi niçin yoktun

senleştirip biniyordum külüstür taşıtlara

senleştirip okşuyordum osmanlı sokakları

kan bulaşmış caddeleri ölülerli alanları

tepelenmiş çiçekleri kanatılmış mavileri

senleştirip seviyordum bütün çirkinlikleri

telefonlar sensin diye koşturuyordum

kanıyordum

sensin diye karanlık çağrılara

susuyordum senleştirip kahpelikleri

nere gitsem karşımdaydın ama sen yoktun

sen sahi niçin yoktun

duruyordum seni sanıp yangın çığlıklarına

yaşamak belki buydu belki de öbür yüzü

unutmaktı belki güzel aramaktı belki sevmek

belkideki varsıllıktı kesindeki yoksulluktu

yitirmek buydu belki yakalamak belki bu

bu kafesi biz süsledik biz aldandık bu süslere

içimdeki sızı sendin yüzümdeki merak sen

gitmelerden beklediğim kalmalardan korktuğum

nere gitsem karşımdaydın ama sen yoktun

sen sahi niçin yoktun

iki bulvar itiyiz biz renklere dolaşmışız

ağzımızda ölüm tadı tüylerimiz kanlı çamur

ikimiz iki yandan bir koca yalnızlığı

bir amansız şaşkınlığı ikimiz iki yandan

dolaştırıp duruyoruz eski zamanlar gibi

müzelik bir inanmanın ören kapılarında

anlamamak elde değil anlamaksa soykırım

uçup uçup düşmek kalır inanmaklardan

kelebekler konuyor yaşlı salyangozlara

ölülerin gölgesinde diriler güneşleniyor

yakın artık gemileri köprüleri atın artık

kim ne derse desin vazgeçin onarımdan

ne seçilen renklerdeyiz ne gidilen yerlerde

danışıklı gözyaşları yapmacık mutluluklar

soykırımsal bir çoğalma solucanımsı bir eşleme

bir yanımız doğum evi bir yanımız hiroşima

iki bulvar itiyiz biz koşulların kölesiyiz

zincir sesi duydukça sızlar bileklerimiz

bir kenti tanır gibi tanıdım seni ancak

etine değdi etim/otuz altı onda yedi/çok değil

elini buldu elim/otuz altı onda yedi/çok değil

öptüm seni/otuz altı onda yedi/dudaklarından

bir kenti yaşar gibi yaşadım seni ancak

yaşamadım kendimi

ellerin ellerimdeydi ellerin yoktu

gözlerin gözlerimdeydi gözlerin yoktu

iki portre gibi yan yanaydık albümde

uykunda sevmiştin haberin yoktu

bir kaçağı tanır gibi tanıdım seni ancak

tanımadım kendimi

şarkılarda buldum seni yitirdim

yılgılarda buldum seni yitirdim

resimler bir türlü konuşmuyordu

fotoğraflar kaçıyordu ben yaklaştıkça

bir yalanı anlar gibi anladım seni ancak

anlamadım kendimi

evin de mi yoktu senin sokağında mı

adresini silip silip yazıyorlardı

düşlerin türkçe miydi hotantoca mı

çince mi arıyordun eskimoca mı

herkeste mi arıyordun ne arıyordun

neden öyle gülüp gülüp yaşlanıyordun

bir yüzünü buluyordum öbür yüzün yok

bir çizgini buluyordum öbür çizgin yok

olgörüp gelmiyordu adın fırçama

düş müydün düşüncemi anlamıyordum

uzattıkça ellerimi dağılıp gidiyordun

kendimden korkuyordum yoksa yok muydum

binlerce göz binlerce yüz binlerce biçim

aradığım yerde yoktun sormadığım yerde var

etimdeki acı sendin kanımdaki kuşku sen

nere gitsem karşımdaydın ama sen yoktun

sen sahi niçin yoktun

SEN

SAHİ

NİÇİN

YOKTUN?

#HasanHüseyinKorkmazgil

Yurdumuzda ve dünyada özel bir gün yokmuş bugün araştırmalarıma göre...

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

26 Şubat 364 - I. Valentinianus, Roma İmparatoru oldu.

26 Şubat 1618 - Osmanlı Sultanı, I. Mustafa tahttan indirildi ve yerine II. Osman Padişah oldu.

26 Şubat 1658 - Danimarka ve İsveç arasında, Roskilde Antlaşması imzalandı.

26 Şubat 1815 - Napolyon Bonapart, Elba'dan kaçtı.

26 Şubat 1848 - Fransa'da İkinci Cumhuriyet ilan edildi.

26 Şubat 1870 - New York'ta ilk metro çalışmaya başladı.

26 Şubat 1910 - İstanbul'da ilk solcu dergi, "İştirak" yayımlanmaya başladı. Dergi Hüseyin Hilmi tarafından çıkarıldı.

26 Şubat 1917 - Nick LaRocca'nın Original Dixiland Jazz Band orkestrası, ilk caz plağını Victor Talking Machine Company adlı plakçılık şirketi'nin, New York stüdyolarında doldurdu.

26 Şubat 1925 - Fransızların yönetiminde bulunan Tütün Rejisinin (tekelinin), 1 Mart 1925'ten itibaren lağvedildiğine ilişkin yasa, TBMM'de kabul edildi.

26 Şubat 1926 - Türkiye İstatistik Kurumu (o dönemki adıyla Merkezi İstatistik Dairesi) kuruldu.

26 Şubat 1934 - İstanbul Belediyesi, evlerin bazılarında görülen "kafes"lerin (cumbaların) kaldırılmasını kararlaştırdı.

26 Şubat 1936 - Fatih-Harbiye tramvayı, Beyoğlu'nda devrildi; iki kişi öldü, 30 kişi yaralandı.

26 Şubat 1943 - İstanbul'da Varlık Vergisi'ni ödemeyen 160 kişi, Aşkale'ye gönderildi.

26 Şubat 1952 - Winston Churchill, Birleşik Krallık'ın atom bombasına sahip olduğunu ilan etti.

26 Şubat 1967 - Amerika Birleşik Devletleri, 25 bin askerle Vietkong'a saldırıya geçti.

26 Şubat 1976 - Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında, "Savunma İşbirliği Anlaşması" imzalandı.

26 Şubat 1985 - Tarık Akan 35. Berlin Film Şenliğinde Jüri Özel Ödülü'nü kazandı. Ödül, Zeki Ökten'in yönettiği "Pehlivan" adlı filmdeki rolüyle verildi. Ancak, Tarık Akan pasaport verilmediği için ödül almaya gidemedi.

26 Şubat 1990 - Sandinistalar, Nikaragua seçimlerinde yenilgiye uğradılar.

26 Şubat 1991 - Saddam Hüseyin, Bağdat radyosunda yaptığı açıklamada, Irak Ordusunun Kuveyt'ten çekildiğini duyurdu.

26 Şubat 1992 - 200 metre uzunluğunda tünel kazan 11 tutuklu, Kayseri Cezaevi'nden firar etti.

26 Şubat 1992 - Hocalı Katliamı: Azerbaycan'ın Hocalı kentine giren silahlı Ermeni gruplar, 613 Azeri'yi öldürdü.

26 Şubat 1993 - New York'ta bulunan World Trade Center'in altındaki otoparkta, bir kamyonda meydana gelen patlamada 6 kişi öldü, binden fazla kişi yaralandı.

26 Şubat 1998 - Nutuk, Rumcaya çevrildi.

26 Şubat 1999 - İran'da 1979 İslam Devrimi'nden sonra ilk belediye seçimleri yapıldı. Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'yi destekleyen ılımlı adaylar, Tahran Belediye Meclisindeki, 15 sandalyeden 13'ünü kazandılar.

26 Şubat 2001 - Taliban örgütü mensupları, Afganistan'ın Bamyan kentindeki Buda heykellerini tahrip etti.

26 Şubat 2004 - Amerika Birleşik Devletleri, 23 yıldır sürdürdüğü Libya'ya seyahat yasağını sona erdirdi.

26 Şubat 2004 - Makedonya Devlet Başkanı Boris Trajkovski, ile beraberindekilerden 8 kişi, uçağın Bosna-Hersek'in Mostar kenti yakınlarında düşmesi sonucu öldü. Trajkovski'nin yerine, 12 Mayıs'ta Branko Srvenkovski geçti.

26 Şubat 2007 - Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Hizbullah adına 1990-1994'te çok sayıda kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerini gerçekleştirdikleri gerekçesiyle 13 yıldır yargılanan 34 sanıktan, 20'sini ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

26 Şubat 2011 - Nintendo, yeni oyun konsolu Nintendo 3DS'yi, Japonya'da piyasaya sürdü.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

26 Şubat 1564 - Christopher Marlowe, İngiliz şair ve oyun yazarı (ö. 1593)

26 Şubat 1671 - Anthony Ashley-Cooper, İngiliz düşünür (ö. 1713)

26 Şubat 1715 - Claude Adrien Helvétius, Fransız filozof (ö. 1771)

26 Şubat 1725 - Nicolas Joseph Cugnot, Fransız mucit ve bilim insanı (ö. 1804)

26 Şubat 1799 - Benoît Paul Émile Clapeyron, Fransız mühendis ve fizikçi (ö. 1864)

26 Şubat 1802 - Victor Hugo, Fransız yazar (ö. 1885)

26 Şubat 1808 - Honoré Daumier, Fransız ressam, heykeltıraş ve karikatürist (19. yüzyıl Fransız siyasetini alaya aldığı karikatürleriyle tanınan) (ö. 1879)

26 Şubat 1829 - Levi Strauss, Alman tekstil tasarımcısı (ö. 1902)

26 Şubat 1846 - "Buffalo Bill" (William Frederick Cody), Amerikalı asker, bizon avcısı ve şovmen (ö. 1917)

26 Şubat 1849 - Leonid Pozen, Rus-Ukraynalı bir heykeltıraş ve avukat (ö. 1921)

26 Şubat 1861 - I. Ferdinand, Bulgaristan'ın ilk Çarı (ö. 1948)

26 Şubat 1869 - Nadezhda Konstantinovna Krupskaya, Rus devrimci ve Lenin'in eşi (ö. 1939)

26 Şubat 1876 - Agustín Pedro Justo, Arjantin'in Devlet Başkanlarından (ö. 1943)

26 Şubat 1886 - Mihri Müşfik Hanım, Ressam (ö. 1954)

26 Şubat 1903 - Giulio Natta, İtalyan kimyager ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1979)

26 Şubat 1908 - Tex Avery, Amerikalı film yapımcısı, animatör ve oyuncu (ö. 1980)

26 Şubat 1909 - Talal, Ürdün Kralı (ö. 1972)

26 Şubat 1916 - Jackie Gleason, Amerikan oyuncu (ö. 1987)

26 Şubat 1920 - Jose Mauro de Vasconcelos, Brezilyalı yazar (ö. 1984)

26 Şubat 1920 - Tony Randall, Amerikan oyuncu (ö. 2004)

26 Şubat 1922 - Paatje Phefferkorn, Hollandalı eğitimci ve uygulamalı karma dövüş sanatçısı (ö. 2021)

26 Şubat 1928 - Ariel Şaron, İsrailli siyasetçi (ö. 2014)

26 Şubat 1932 - Johnny Cash, Amerikalı müzisyen (ö. 2003)

26 Şubat 1942 - Jozef Adamec, Slovak eski futbolcu, teknik direktör (ö. 2018)

26 Şubat 1946 - Ahmed H. Zewail, Mısırlı kimyacı ve Nobel Kimya Ödülü sahibi

26 Şubat 1950 - Ali Rıza Binboğa, Türk pop müziği şarkıcısı.

26 Şubat 1951 - Ferhan Şensoy, Sinema ve tiyatro oyuncusu.

26 Şubat 1953 - Michael Bolton, Amerikan şarkıcı.

26 Şubat 1954 - Recep Tayyip Erdoğan, Siyasetçi, Cumhurbaşkanı.

26 Şubat 1955 - Suna Yıldızoğlu, İngiliz asıllı sinema ve dizi oyuncusu.

26 Şubat 1958 - Michel Houellebecq, Fransız yazar.

26 Şubat 1959 - Ahmet Davutoğlu, Akademisyen ve siyasetçi.

26 Şubat 1964 - Mark Dacascos, Amerikalı oyuncu.

26 Şubat 1970 - Mehmet Ali Ilıcak, Gazeteci ve medya patronu.

26 Şubat 1975 - Öykü Serter, Televizyon sunucusu ve oyuncu.

26 Şubat 1982 - Na Li, Çinli profesyonel tenisçi.

26 Şubat 1984 - Beren Saat, Sinema ve dizi oyuncusu.

26 Şubat 1986 - Teresa Palmer, Avustralyalı aktris.

26 Şubat 1992 - Demet Özdemir, Dizi oyuncusu.

26 Şubat 1998 - Ege Tanman, Oyuncu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

26 Şubat 1828 - Johann Heinrich Wilhelm Tischbein, Alman ressam (d. 1751)

26 Şubat 1878 - Angelo Secchi, İtalyan gök bilimci (d. 1818)

26 Şubat 1907 - Charles William Alcock, İngiliz sporcu, gazeteci, yazar ve spor yöneticisi (d. 1842)

26 Şubat 1909 - Hermann Ebbinghaus, Alman psikolog (unutma eğrisi ve aralık etkisinin keşfi ile tanınan) (d. 1850)

26 Şubat 1921 - Carl Menger, Avusturyalı iktisatçı (d. 1840)

26 Şubat 1929 - Giriftzen Asım Bey, Neyzen, giriftzen ve besteci (d. 1851)

26 Şubat 1930 - Ahmet Rıza Bey, Siyasetçi ve Jön Türk hareketinin önderlerinden (d. 1858)

26 Şubat 1931 - Otto Wallach, Alman kimyacı ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (d. 1847)

26 Şubat 1939 - Vlas Çubar, Bolşevik devrimci (d. 1891)

26 Şubat 1943 - Theodor Eicke, Alman Nazi subayı (d. 1892)

26 Şubat 1952 - Theodoros Pangalos, Yunan asker ve siyasetçi (d. 1878)

26 Şubat 1952 - Josef Thorak, Alman heykeltıraş (d. 1889)

26 Şubat 1961 - Hasan Âli Yücel, Öğretmen, siyasetçi ve eski Millî Eğitim Bakanlarından (d. 1897)

26 Şubat 1969 - Karl Jaspers, Alman yazar (d. 1883)

26 Şubat 1969 - Levi Eşkol, İsrail Başbakanı (d. 1895)

26 Şubat 1971 - Fernandel, Fransız aktör (d. 1903)

26 Şubat 1984 - Hasan Hüseyin Korkmazgil, Şair (d. 1927)

26 Şubat 1985 - Tjalling Koopmans, Hollandalı ekonomist (d. 1910)

26 Şubat 1988 - Akşit Göktürk, Eleştirmen, yazar ve dil bilimci (d. 1934)

26 Şubat 1991 - Slim Gaillard, Amerikalı caz şarkıcısı, piyanist ve gitarist (d. 1916)

26 Şubat 1994 - Bill Hicks, Amerikalı Stand-Up komedyeni (d. 1961)

26 Şubat 1994 - Tarık Buğra, Yazar ve gazeteci (d. 1918)

26 Şubat 1998 - Theodore Schultz, Amerikan iktisatçı ve Nobel Ekonomi Ödülü sahibi (d. 1902)

26 Şubat 2014 - Mehmet Gün, Ressam (d. 1954)

26 Şubat 2017 - Preben Hertoft, Danimarkalı psikiyatrist ve profesör (d. 1928)

26 Şubat 2018 - Mies Bouwman, Hollandalı kadın televizyon sunucusu (d. 1929)

26 Şubat 2019 - Aytaç Arman, Sinema ve dizi oyuncusu (d. 1949)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Cuma.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?