Kenter Tiyatrosu perdelerini açıyor

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Bu akşam saat 21.00'den Pazartesi sabahı saat 05.00'e kadar tüm Türkiye'de sokağa çıkma yasağı var. (Yasaktan muaf olanlar hariç tabii.)

Sokağa çıkma yasağında vatandaşlar (65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altında bulunanlar hariç) zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlar hariç) ikametlerine en yakın market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçilere gidip gelebiliyor.

Unutmayın sakın, olur mu?

Cezası az buz değil çünkü.

Sokağa çıkma yasağına uymayanlara, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 282'nci maddesi uyarınca 3.150 TL idari para cezası kesilecek.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Temel Dursun’a sorar:

-“Ula Dursun, sen oruçlu oruçlu kaç hamsi yersun?”

Dursun:

-“Vallaa 100 tane yerim.” der.

Temel:

-“Olur mu ulan, ilk hamsiyi yediğinde oruç bozulur; diğer 99 sayılmaz.” der.

Neyse Dursun bunu kafaya takar. O da yine yolda gördüğü İdris’e sorar:

-“Ula İdris, sen oruçlu olarak kaç hamsi yersun?”

İdris:

-“Valla 50 tane falan.” diye cevap verir.

Dursun:

-“Ula, 100 tane deseydun sana bir şey söyleyecektum.” der.

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi, yanında oturuyor olup ona hiçbir zaman ulaşamayacağını bilmektir." demiş Gabriel Garcia Marquez...

Bazen kendime bile yabancılaşıyorum bu aralar.

"Aradığınız kişiye ulaşılmıyor" modundayım yani...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Karnabahar haşlarken haşlama suyuna 1 tatlı kaşığı un dökün. 1 tatlı kaşığı un, karnabaharın o dayanılması zor kokusunu önleyecektir."

Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

Artık nesli tükenmiş olan 'Yünlü mamut' isimli mamut türünün canlıları Mısır Piramitleri inşa edilirken yaşıyorlarmış.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

 Basın kartı olan gazetecilerin sayısı iki yılda 58 kişi azaldı

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlandırılması istemiyle soru önergesi hazırladı. Sertel'in basın kartı iptal edilen ve kart almak için bekleyen gazetecilerin sayısına ilişkin sorusuna yanıt vermeyen Oktay, Türkiye’de 2020 yılı sonu itibarıyla 15 bin 148 basın kartı sahibi basın mensubu olduğunu açıkladı. İki yıl önce basın kartı sahibi gazeteci sayısı 15 bin 206 olarak açıklanırken aradan iki yıl geçmesine rağmen bu sayının 58 kişi eksilmesi dikkat çekti. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında tek adam keyfi yönetiminin yansımasının olduğunu belirten CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, basın kartlarının önceden olduğu gibi basın meslek örgütleri temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından verilmesi gerektiğini söyledi. Sertel, “Gazetecilerin basın kartlarının basın meslek örgütleri tarafından verilmesine yönelik talebimiz sürmektedir. Basın kartları eskiden olduğu gibi Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Gazeteciler Cemiyeti Ankara, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından verilmelidir. Oysa bugün komisyon tek kişi tarafından yönetiliyor ve istediğine kart verilip muhalif gördüklerine verilmeyen bir yapı sergileniyor. Bu da Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü açısından yüz kızartıcı bir durumdur. Utanılacak bir durumdur. Bunu kamuoyunun takdirine sunuyorum” diye konuştu.

Kenter Tiyatrosu perdelerini açıyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin geçen yıl oy birliğiyle aldığı kararla Şehir Tiyatroları’na devredilen Şişli’deki Kenter Tiyatrosu, elden geçirilip pandemi sonrası perdelerini açmaya hazırlanıyor. Tiyatro, duayen sanatçılar Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter kardeşleri ile Şükran Güngör ve Kamuran Yüce tarafından 1960 yılında Kent Oyuncuları tarafından kuruldu. 2015’ten beri kapalı olan tiyatroya, Yıldız Kenter’in 2019 yılında akciğer kanserinden hayatını kaybetmesinin ardından kapısına kilit vuruldu. Kenter Sinemacılık Tiyatroculuk A.Ş.’ye ait olan bina, İBB tarafından satın alınıp Şehir Tiyatroları bünyesine katıldı. İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu dün yeniden yapım çalışmalarının başlayacağı Kenter Tiyatrosu’nda incelemelerde bulundu. İmamoğlu, merhum Müşfik Kenter’in kızı Elvan Kenter ile Kenter Tiyatrosu’na yıllarca oyuncu ve yönetmen olarak hizmet veren İstanbul Aydın Üniversitesi Tiyatro bölüm başkanı Mehmet Birkiye’nin de eşlik ettiği inceleme gezisi gerçekleştirdi. “İşimiz yeni başlıyor” diyen İmamoğlu, tiyatronun yeniden tasarımıyla ilgili “Hep beraber düşünerek, ailesini, geçmişte bu tiyatroya hizmet etmiş bütün sanatçıları, onların düşüncelerini, anılarını katarak bir ortak akılla burayı tasarlayıp hızlıca bir tadilatı ve bir imalat sürecini oluşturacağız. Bir nevi restorasyon gibi düşünebiliriz. Çok hızlı hareket edip, bu tiyatroyu yeniden İstanbul halkına hediye edeceğiz” dedi. Müşfik Kenter’in kızı Elvan Kenter de duygularını, “Biz de çok heyecanlıyız, tiyatronun isminin, halamın, babamın bu şekilde devam etmesinden dolayı çok mutluyum” sözleriyle ifade etti. Mehmet Birkiye de “Yıldız Hanım, bu binanın her zaman devam etmesini, yaşamasını isterdi. 45 yıldır burada çalışan bir oyuncu, yönetmen olarak, buranın devam etmesi, bu fikir beni çok heyecanlandırıyor” dedi.

Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter kardeşlerin, 1960 sezonunda oluşturduğu topluluk, Site Sineması’nın üst katında, Muhsin Ertuğrul yönetiminde oyunlar sahnelemeye başladı. Sahnelenen ilk oyun, “Salıncakta İki Kişi” oldu. Tiyatronun çekirdek kadrosunda Yıldız ve Müşfik Kenter’den başka, Genco Erkal, Şükran Güngör, Sadri Alışık da bulunmaktaydı. Topluluk, Site Tiyatrosu olan adını değiştirerek 1962’de Kent Oyuncuları adını aldı. İlk oyunları, Jean Anouılh’un “Antigone” adlı eseriydi. Kent Tiyatrosu oyunlarını bir süre Dormen Tiyatrosu’nda sahneledi. Koltuk satma kampanyası ile destek toplayarak Harbiye’de inşa ettikleri tiyatro binası 1968’de tamamlandı. Topluluk, “Nalınlar”, “Derya Gülü”, “Pembe Kadın”, “Mikadonun Çöpleri” gibi yerli oyunların yanı sıra “Üç Kızkardeş”, “Üç Kuruşluk Opera”, “Sandalyeler”, “Kapıcı” gibi yabancı eserleri de sergiledi.

İskilipli Atıf anmasına katılan Vali Çiftçi: Serçeden korkan darı ekmez

Çorum Valisi Mustafa Çiftçi, katıldığı İskilipli Atıf anması nedeniyle eleştirilerin odağı oldu. Daha önce kendisini, "Anmanın doğru olduğunu, haklı olduğunu, yapılması gerektiğini düşünüyor, mahşeri vicdanda makes bulacağına can-u gönülden inanıyorum" diyerek savunan Çiftçi, ikinci bir açıklama yaparak İskilipli Atıf'ın Kuvay-i Milliye karşıtı olmadığını iddia etti. İskilipli Atıf'ın İstiklal Savaşı'na katılanları 'fisebilillah mücahit' olarak nitelendirdiğini iddia eden Çiftçi, "Anadolu hareketi aleyhine bildiri hazırlamamıştır, imzalamamıştır, İngiliz ve Yunanlılarla birlik olmamıştır" dedi. Eleştirilere "Serçeden korkan darı ekmez" yanıtını veren Vali Çiftçi, İskilipli Atıf'ın anma etkinliğinin halkın gözünde bir karşılığı olduğunu ve kabul gördüğünü ileri sürerek, kendisini şöyle savundu:

"Aziz milletimiz sağduyu ve engin ferasetiyle her şeyi gayet güzel değerlendiriyor, ölçüp-biçiyor, herkese hakkını tastamam teslim ediyor. Bu arada mazlum ve mağdur İskilipli Muhammed Atıf Efendi’yle ilgili yaptığımız anma programından dolayı değişik çevrelerden olumsuz bazı değerlendirmeler ve eleştiriler de aldığımı ifade etmeliyim. Bunları normal karşıladığımı da baştan söylemeliyim. 'Serçeden korkan darı ekmez' demiş büyüklerimiz."

Öte yandan, Vali Çiftçi, kendisinin İskilipli Atıf'ın anma etkinliklerine katılmasını haberleştiren gazetecileri sosyal medya hesabından engelledi. Çiftçi’nin, İskilipli Atıf ile ilgili yaptığı açıklamanın altına kendinin olduğu bir karikatürü eklemesi dikkat çekti. (ANKA) (BirGün)

 

Korona haberlerine gelince:

 

İllere göre kademeli normalleşme süreci nasıl uygulanacak?

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, illerin 4 gruba ayrılarak normalleşme sürecine ilişkin, "İllerin kategorize edilmesinde de en büyük kriter illerde görünen vaka sayısı olacak. Düşük riskli illerde açılmalar daha çok olabilecekken yüksek riskli illerde açılma olmadan devam etmesi söz konusu olacak. Ancak bu kriterin de değişebileceğini bilmemiz gerekiyor" dedi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından, illerin Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği kriterlere göre 'düşük', 'orta', 'yüksek', 'çok yüksek riskli' olarak 4 gruba ayrılacağını ve mart ayı başı itibarıyla kademeli normalleşme sürecinin başlatılacağını açıkladı. DHA’da yer alan habere göre Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan da illerin hangi kriterler baz alınarak 4 gruba ayrılacağına ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. İlhan, "Dün Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamasından sonra Türkiye'de salgın yönetiminde 'yerinden yönetim' diye farklı bir yaklaşım geliştiğini artık biliyoruz. Bu süreç içerisinde illerin kategorize edilmesi söz konusu. İllerin kategorize edilmesinde de en büyük kriter illerde görünen vaka sayısı olacak. Buna ek olarak aşılanma sayıları, o ilin yoğun bakım kapasitesi ya da yoğun bakım doluluk oranı da söz konusu olabilir" dedi. Prof. Dr. İlhan, bu kriterlerin bir kez uygulanmayacağını da bilmek gerektiğine dikkat çekerek, "Diyelim ki mart başında bir değerlendirme yapıldı, o kriterlere göre bazı illerimiz yüksek riskli görüldü, bazı illerimiz riskli, bazı illerimiz normal, bazı illerimiz düşük riskli görüldü. Düşük riskli illerde açılmalar daha çok olabilecekken yüksek riskli illerde açılma olmadan devam etmesi söz konusu olacak. Ancak bu kriterin de değişebileceğini bilmemiz gerekiyor. Diyelim ki orta riskli olan bir ilimizde kurallara uyulmadı, sosyal mekanlarda açılma meydana geldi, insanlar daha çok bir araya geldi, sokağa çıkma yasağı kaldırıldı, o illerde tekrar değerlendirme yapılarak yüksek riskli duruma geçebilir. Burada özellikle il bazında farklılıklardan dolayı insanların Türkiye'nin genelinde olan kısıtlamalara maruz kalmaması amaçlanıyor. İki ilimizi düşünelim. Bu iki il arasında birinin vaka sayısı azsa, 100 binde vaka sayısı belli bir rakamdaysa, aşılama hızı iyiyse burada açılmaya gidilebilir; ama o ilde de vaka sayısı artarsa, yoğun bakım hasta sayısı artarsa tekrar orada kapanma söz konusu olabilir. Salgın çok dinamik bir süreç, bu süreçlere göre yeni stratejiler geliştirmek hızla bunu uygulamaya sokmak, toplumda da olabilecek mağduriyetleri engellemek gerekiyor, o yüzden böyle bir yaklaşım geliştirilmiş durumda" diye konuştu. Prof. Dr. İlhan, her ilin kendi rakamına bakması gerektiğini ifade ederek, "Şu an baktığımızda Karadeniz'de vaka hızı daha yüksek görünüyor. Ama bu ortalama bir rakam, Mart başına geldiğimizde daha aşağıya doğru gelebilecektir. Rakamların yayınlanması insanların aynada kendisini görmesi gibi; bu eksiklerin giderilmesi konusunda çalışmalar yapılırsa hızlı bir şekilde tüm iller daha düşük rakamlara doğru gidecektir. İllerimizin, orada çalışanların, görev yapanları, 'benim ilimde rakamlar yüksek, ben Mart ayına kadar neyi çözebilirim' diye düşünmesi gerekiyor, bu tam bir ayna öyle düşünmek gerekiyor. Bir hafta sonra ne değişti, 2 hafta sonra ne değişti, belki şu anda en yüksek rakamlara sahip ilimiz kendi ilindeki sorunları görerek, vatandaşımız, esnafımız o ildeki yöneticilerimiz rakamları aşağıya gitmesi için radikal önlemler alacak. Bir bakacaksınız belki 2 ay sonra Türkiye'nin en düşük vakaya sahip ili o il olacak" diye konuştu. (BirGün)

Prof. Dr. Özlü: Karadeniz’de vakalar aile içi ziyaretler ve cenaze taziye ziyaretlerinde artıyor

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, Karadeniz’de vakaların aile içi ziyaretler ve cenaze taziye ziyaretlerinden kaynaklandığını belirterek, “Karadeniz’de insan hareketliliği fazla. Virüsün kendi kolu bacağı yok. Bunu bize bir insan ulaştıracak. Dolayısıyla insan hareketliliğinin fazla olması nedeniyle vaka sayıları artıyor" dedi. Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye haritası üzerinden yayımlanan verilerine göre, 8-14 Şubat 2021 tarihleri arasında Covid- 19 vaka sayılarının en yüksek olduğu iller sıralamasında ilk 5 ilin yer aldığı Karadeniz'de virüsün cenaze namazları ve taziye ziyaretleri ile yayıldığı belirlendi. Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, Karadeniz’de artan vaka sayılarının nedenlerinin insan hareketliliğinden kaynaklandığını söyledi. Virüsün bulaşmasının daha çok aile içi ziyaret ve cenazelerde olduğunu belirten Prof. Dr. Özlü, “Bence daha çok aile içi akrabalar arası bulaş şeklinde oluyor. Asıl artışın sebebi o. Çünkü benim gördüğüm kadarıyla burada özellikle hafta sonu sokağa çıkma yasakları olduğu için, insanlar cuma günü akşam itibari ile köylerine gidiyorlar. Burada herkesin köyde bir evi var. Baba ocağında toplanıyorlar. Bakıyorsunuz 3-4 aile, hafta sonu cumartesi, pazar hep birlikte oturup kalkıyorlar, birlikte yiyip içiyorlar, kahvaltı yapıyorlar. Bazen komşu da katılıyor, çünkü etraftaki evlerde hep akraba, genelde tanıdık. Büyük sofralar kuruluyor, birlikte vakit geçiriyorlar. O arada içlerinde biri pozitifse hepsine yayılmış oluyor. Bizim gördüğümüz aynı aileden çok sayıda hastayı aynı zamanda tedavi ediyoruz. Bakıyoruz aynı ailede, aynı soy isimde çok sayıda hasta var. Aile içi bulaşların çok önemli olduğunu düşünüyorum" dedi. İnsanların dışarıda dikkat ettiğini, maske taktığını ve mesafesini koruduğunu ifade eden Prof. Dr. Özlü, "Ama, eş, dost, tanıdık, akraba olunca ondan zarar gelmeyecek gibi düşünüyorlar. Öyle değil. Aslında bu virüsü bize bulaştıracak olan kişiler daha çok bizim tanıdığımız, bildiğimiz, birlikte oturup kalktığımız, birlikte vakit geçirdiğimiz insanlar. Dışarıda tanımadığımız bir kişi bu virüsü bize nasıl bulaştıracak? Onun için dikkatli olmamız lazım. Bu dönemde çok bir araya gelmek sakıncalı. Birlikte oturup kalkmak, yemek, içmek, uzun süre vakit geçirmek sakıncalı, dikkat etmek gerekiyor. Tanıdığımızda olsa, yakınımızda olsa hem zarar görmemek için hem onlara zarar vermemek için dikkatli olmak lazım” diye konuştu. Karadeniz’de insan hareketliliğinin fazla olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özlü, şunları dedi: 

“Bu virüs kendi kendine bize ulaşmıyor. Yani virüsü bize bir insan ulaştıracak. Virüsün kendi kolu bacağı yok. Bir insan bize bunu ulaştıracak. Dolayısıyla insan hareketliliği, insan karşılaşmaları ne kadar yoğunsa, bulaşma da o kadar fazla oluyor. Trabzon ve Karadeniz bölgesi devamlı göç veren bölge. Türkiye'nin her kentinde bir Trabzonlu ya da Karadenizli var. Hatta dünyanın her ülkesinde Karadenizliler var ve bunlar uzakta yaşasalar da aileleriyle, memleketlerinde bağlarını hep sıcak tutuyorlar. Sürekli buraya gelip gidiyorlar. Yani fırsat buldukça tatile gelip ailesini, yakınlarını ziyaret ediyor. Burada fındığı var, çayı var. Dolayısıyla Türkiye'nin her yerinden, dünyanın her yerinden sürekli bir insan hareketliliği var. Tabi bunlar gelip giderken de bir taraftan aileye virüs ulaştırıyorlar. Benim gördüğüm vakaların bir kısmı öyle. Diyor ki; ‘İstanbul’dan abim geldi, birlikte oturduk, kalktık. Pozitifmiş hepimize bulaştı’ gibi böyle dışarıdan gelme vakalar, bulaşmalar oluyor. Bu da önemli bir faktör diye düşünüyorum.”

Cenazelerdeki yoğunluğa da dikkat çeken Prof. Dr. Özlü, “Bunun dışında bir de bizim burada gördüğümüz daha çok taziye evleri, cenaze, yani özellikle cenaze namazlarında yoğunluk oluyor. Bir de cenaze evi ziyaretleri var. Yani birkaç gün devam ediyor bu. Kapalı bir evde onlarca insan bir arada oturuyorlar, kalkıyorlar, temas ediyorlar. Buralarda yayılmanın önemli nedenlerinden bir tanesi. Karadeniz’de bu kadar çok olmasında, bulaşmada sorumlu olan faktörler bence bunlar gibi düşünüyorum” ifadelerini kullandı. (Cumhuriyet)

İsrail’de nüfusun yüzde 45’i aşılandı

Dünya genelinde corona virüsüyle mücadele sürerken aşılama kampanyaları da yoğun bir şekilde devam ediyor. İsrail'de yoğun bir şekilde sürdüğü İsrail'de 4 milyon kişi aşılandı. Resmi kaynaklara göre, 8 milyon 655 bin 535 nüfusu olan İsrail'de nüfusun yüzde 45'ine ilk doz aşı yapıldı. Nüfusunun yüzde 30'una ise ikinci doz yapıldı. İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, 50 yaşın üzerindeki kişileri aşı olmaya çağırmış ve 50 yaş üzerindeki 570 bin kişinin henüz aşılanmadığını aktarmıştı. Netanyahu, halkı aşıya teşvik etmek için “Yeşil Pasaport” projesinin uygulanmasının planladığını açıkladı. Yeşil Pasaport planına göre, aşılanmış kişiler Yeşil Pasaport ile tiyatro ve sinema salonlarına girebilecek, spor etkinliklerini takip edebilecek, yurtdışına uçabilecek, restoranlara girebilecek. İsrail'de ABD’li ilaç devi Pfizer ve Alman ortağı BioNTech tarafından geliştirilen Covid-19 aşısı ile 20 Aralık 2020 tarihinde aşılama kampanyası başlatmıştı. İsrail'de toplam corona virüs vaka sayısı 740 bin 527'ye yükselirken corona virüsünden kaynaklı can kaybı 5 bin 486 olarak açıklandı. İsrail'de nüfusun yüzde 45'i aşılanırken dünya genelinde aşıların büyük bir kısmının zengin ülkeler tarafından alınması çeşitli sorunları da beraberinde getirdi. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Ocak ayının başında düzenlediği basın toplantısında dünyanın feci bir ahlaki başarısızlığın eşiğinde durduğuna dikkat çekmişti. Covid-19 salgınının sağlık ve ekonomi ile yakından bağlantılı olduğunu ve herkesin bu işte birlikte olduğunu ifade eden Ghebreyesus, “Covid-19 salgınını her yerde sona erdirene kadar, hiçbir yerde sona erdiremeyeceğiz. Zengin ülkeler aşı yaparken, dünyanın en az gelişmiş ülkeleri bunu izliyor. Her geçen gün ülkeler arasındaki uçurum daha da büyüyor” demişti. Ghebreyesus, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Afrika Birliği Sağlık Bakanları ve Maliye Bakanları ile konuşacağını ifade ederek, “Onlara Afrika’da Covid-19 aşılarının yaygınlaşmasını hızlandırmak, hayat kurtarmak ve ekonomilerini yoluna koymak için elimizden gelen her şeyi yaptığımızı söyleyeceğim. Dünyanın geri kalanı da sorumluluk almalı” ifadelerini kullanmıştı. (İHA)

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Yazarı” olarak 5 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız İtalyan yazar Umberto Eco'yu seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Umberto Eco, 5 Ocak 1932 tarihinde, İtalya'da Alessandria'da dünyaya geldi. Muhasebeci olan babası Giulio, hükümet tarafından savaşa çağırılınca, çocukluğunu annesi Giovanna ile birlikte  Piedmontese  dağlarının eteğinde geçirdi. Hukukçu olmasını isteyen babasına karşılık Eco, hukuk eğitimini yarıda bırakarak, kendi ilgi alanlarının izinden gitti ve Torino Üniversitesi‘nde Ortaçağ Felsefesi ve Edebiyatı eğitimi aldı. 50’li yılların başlarında, entellektüel bir Katolik militan olan Eco, doktorasından sonraki yıllarda dini inanç sistemini sorguladı ve dinin varlığını inkar ederek Roma Katolik Kilisesinden ayrılmaya karar verdi. 1954‘te eski filozoflardan olan din düşünürü Thomas Aquinas ve onun Ortaçağda oluşturduğu ekolün estetik anlayışı üzerine yazdığı bitirme teziyle felsefe doktorasını tamamlayan yazar, kendisinin düşünsel yorumlarından ve estetik ifade tarzından çok etkilenen, üniversite hocası Luigi Pareyson‘un “Estetica for Lettere Italiane” eserinin eleştirisini yazdı. 1954'te 22 yaşındayken, Torino Üniversitesi'nden doktora derecesi aldı. Tezinin konusu erken filozof ve dinî düşünür Aquinolu Aziz Tommaso'ydu. 1954'ten 1959'a kadar Milano'da İtalyan Radyo Televizyonu RAI'nin kültürel editörü olarak çalıştı. Eco 1958-59'da askerliğini yaptı. 1962'de Torino Üniversitesi'nde doçent, 1969'da ise Floransa Üniversitesi'nde görsel iletişim dalında profesör oldu. 1969'dan 1971'e kadar Milano'da Politeknik Enstitüsü'nde öğretmendi. 1971'de Bologna Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaya başladı. Eco henüz 39 yaşındayken İtalya'nın kuzeyindeki Bologna Üniversitesi'nde göstergebilim profesörlüğü unvanını aldı. 1975 yılında bu üniversitenin Gösteri ve İletişim Bilimleri Enstitüsü'nün başına getirildi. Eco, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Thomasçılık akımı ve bu akımın estetik anlayışı üzerine yaptı.

50’li yıllar boyunca, yazınsal kariyeri sayesinde, işaretlerin anlamı, estetik anlayışı, iletişim ve düşünsel öğretilerle ilgili fikirlerini geliştirme fırsatı yakalayan edebiyatçı, bunlar üzerine birçok deneme yazdı. Takma ismi Dedalus'tur. Sözkonusu denemelerinden derlediği “Opera Aperta” (Açık Yapıt) adlı kitabını 1962‘de yayınlayan Eco, bu çalışmasında moderniteye ilişkin kavramların geleneksel köklerine indi ve farklılıkları eleştirel bir bakışla ortaya koydu. Aynı yılın Eylül ayında, Alman bir sanat eğitmeni olan Renate Ramge ile hayatını birleştirdi. Eco'nun edebî kariyeri 1950'lerin sonunda, 'İl Verri'de köşe yazarıyken 'Diario minimo'yu (1959-61) yazmasıyla başladı. 'Marcatré' (1961) ve 'Quandici'nin (1967) kurucularının arasında yer aldı, 1971'den sonra 'Versus'un editörlüğünü yaptı ve 'Semiotica', 'Degrés', 'Text', 'Structuralist', 'Review', 'Communication', 'Problemi deli İnformazione' ve 'Alfabeta'nın editörler kurulunda yer aldı. Günlük gazetelere ('Corrire della Sera'), haftalık dergilere 'L'Espresso' ve sanatsal ve entelektüel dergilere ('Quindici', 'İl Verri', ve diğerleri) yazılar yazdı. 1980 yılında, işaretlerin gizemini, yaşamlarımızdaki karmaşık varlığını, kurgusal; fakat açık bir dille vurguladığı ve polisiye roman türünde işlediği “The Name of the Rose” (Gülün Adı) adlı çalışmasını yayınladı ve eser dünya çapında muazzam bir yankı uyandırdı. Roman, edebiyat dünyasında da büyük beğeni topladı; çok olumlu eleştiriler aldı. Bundan sonra, Umberto Eco adı, sadece bilimsel ve akademik bir anlam taşımayacak; yazarın ünü tüm dünya edebiyat çevrelerince zikredilir hale gelecekti ( Yayınevi sadece otuzbin kopya satmayı umuyordu; ancak roman dokuz milyon kopyalık bir satış rakamına ulaştı). Günümüzde dahi etkileri sürmekte olan kitabın birçok dile çevirisi yapıldı ve Eco roman yazarları camiasına çok saygın bir şekilde girmiş oldu. Romanın bu beklenmedik başarısı, edebiyatçının uluslararası bir yazar kimliği edinmesini sağladığı gibi, medyanın ve dünya kamuoyunun da ilgisi birden üzerine çekildi. Ardından, Fransız film yapımcısı Jean – Jacques Annaud romanı, aynı adla film senaryosuna uyarladı ve 1986‘da beyaz perdeye aktardı. Filmde Sean Connery, F.Murray Abraham ve Christian Slater gibi ünlü oyuncular rol aldı. Ancak dikkat çekmekten pek hoşlanmayan Eco, bu yapımda emeği olmadığını belirterek medyanın ilgisinden uzak durmayı seçti ve bu arada akademik çalışmalarına devam etti.

Eco'nun çalışmaları 1960'ların ortasından itibaren avantgarde yapıtlara, kitle kültürüne yönelmiştir. Son dönemlerinde ise, güncel olay ve olguları da ele alan çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar arasında edebiyat eleştirileri, tarih ve iletişim yazıları önemli bir yer tutmaktadır. Eco özellikle tarih bilgisiyle süslediği eserlerinde tam bir ustalık göstermiştir. Özellikle "Baudolino" adlı eserinde Bizans ve IV. Haçlı Seferi hakkındaki anlatıları sürükleyicidir. İstanbul'a geniş yer ayırdığı bu eserini yayınlamadan kısa bir süre önce 1998 yılında İstanbul'u ilk kez ziyaret etmiştir. Beş gün süren ikinci ziyaretini ise sanat tarihçisi Dr. Sedat Bornovalı eşliğinde 2013 yılında gerçekleştirmiştir. Bu ziyareti sırasında Boğaziçi Üniversitesi'nde yazar Orhan Pamuk ile bir söyleşiye de katılmıştır.

Roland Barthes'tan sonra, "ayrıntıların anlamı" ya da "ayrıntıların sosyolojisi" adı verilen bir anlayışın önemli köşe taşlarından birisi olan Umberto Eco'nun pek çok eseri Türkiye'de yayınlanmıştır. Dünya kamuoyunun gündemine Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi romanlarıyla giren İtalyan yazar, aynı zamanda Orta Çağ estetiği ve göstergebilim dalının ustalarındandır. Yapısalcılık sonrası göstergebilim gelişmelerine önemli katkılarıyla tanınmaktadır. Tarihçi, filozof, Orta Çağ uzmanı, James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış bir yazardır.

Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünya'nın ilk 100 entelektüeli listelerinde, 2005 yılında 2'nci, 2008 yılında 14'üncü sırada yer almıştır.

Birkaç yıl boyunca kanser tedavisi gören ünlü düşünür, 19 Şubat 2016 tarihinde saat 22.30 sıralarında, 84 yaşındayken İtalya Milano'daki evinde hayata veda etti. Umberto Eco ölmeden önce bir arkadaşına söylediği vasiyetinde "Ölümümden sonra 10 yıl boyunca benim adımı kullanarak etkinlikler düzenlemeyin" şeklinde bir istekte bulunmuştur.

ÖDÜLLERİ:

1981 Anghiari Ödülü

1981 Strega Ödülü

1981 Viareggio Ödülü

1982 MacLuhan Teleglobe Ödülü

1982 Médicis Ödülü

ÜNVANLARI:

İtalya Büyük Yıldızlı Şövalyesi (Roma, 9 Ocak 1996)

İtalya Kültür ve Sanat Altın Madalyası (Roma, 13 Ocak 1997)

Almanya Pour le Mérite Madalyası (1999)

Fransa Légion d'honneur Subayı (2003)

Fransa Légion d'honneur Kumandanı (Paris, 13 Ocak 2012)

Fransa Sanat ve Edebiyat Kumandanı (1985)

Almanya Yıldızlı Büyük Liyakat Nişanı (2009)

Asturias Prensliği Kültür ve Sanat Madalyası (İspanya, 2000)

ÜLKEMİZDE YAYINLANMIŞ YAPITLARI:

Denemeleri:

Somon Balığıyla Yolculuk

Beş Ahlak Yazısı (Cinque scritti morali)

Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti ( Sei passeggiate nei boschi narrativi)

Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik (Arte e bellezza nellestetica medievale)

Günlük Yaşamdan Sanata (Il costume di casa, Dalla periferia dell'impero, Sette anni di desiderio)

Yanlış Okumalar (Diario minimo)

Ortaçağ'ı Düşlemek (Travels in Hyperreality, Sette anni di desiderio, Sugli specchi e altri saggi)

Açık Yapıt (Opera aperta)

Edebiyata Dair (Sulla letteratura)

Yorum ve Aşırı Yorum (Interpretation and Overinterpretation)

Düşman Yaratmak (Costruire il nemico e altri scritti occasionali)

Yengeç Adımlarıyla: Sıcak Savaşlar Ve Medyatik Popülizm (A passo di gambero. Guerre calde e populismo mediatico)

Romanları:

Prag Mezarlığı (Il cimitero di Praga)

Gülün Adı,(Il nome della rosa)

Foucault Sarkacı ( Il pendolo di Foucault)

Önceki Günün Adası (L'isola del giorno prima)

Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi (La misteriosa fiamma della regina Loana)

Baudolino

Çocuk Kitabı:

Cecü'nün Yer Cüceleri, (Tre Racconti)

İncelemeleri:

Tez Nasıl Yazılır? (Come Si Fa Una Tesi di Laurea)

Efsanevi Yerlerin Tarihi (Storia delle Terre e dei Luoghi Leggendari)

Popüler Roman Kahramanları, (Il superuomo di massa. Studi sul romanzo popolare)

Alımlama Göstergebilimi

Budalalıktan Deliliğe, (Cronache di Una Societa Liquida Pape Satan Aleppe)

Genç Bir Romancının İtirafları (Confessions of a Young Novelist)

Mimarlık Göstergebilimi (La Struttura Assente)

Söyleşileri - Dersleri:

Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın (Nespérez pas vous débarrasser des livres)

Devlerin Omuzlarında: Milano Dersleri (Sulle Spalle dei Giganti)

Zamanların Sonu Üstüne Söyleşiler, (Entretiens sur la fin des temps)

İnanç ya da inançsızlık: Yüzleşme

Tarih Kitapları:

16. Yüzyıl - Rönesans Çağı (Il Seicento, L'età del Barocco, Delle Scienze, Del Metodo)

Antik Yakındoğu

Antik Yunan

Ortaçağ: Barbarlar - Hristiyanlar - Müslümanlar (Idade Média – Bárbaros, cristãos e muçulmanos),

Ortaçağ 2: Katedraller - Şövalyeler - Şehirler (Il Medioevo. Cattedrali, cavalieri, città)

Ortaçağ 3: Şatolar - Tüccarlar - Şairler (Il Medioevo. Castelli, mercanti, poeti)

Ortaçağ 4: Keşifler - Ticaret - Ütopyalar (Idade Média – Explorações, Comércio e Utopias)

Kültür - Sanat Tarihi:

Güzelliğin Tarihi (Storia della Bellezza)

Çirkinliğin Tarihi (Storia della Bruttezza)

Avrupa Kültüründe Kusursuz Dil Arayışı, (La Ricerca Della Lingua Perfetta)

"Günün Şiiri" köşemizde bugün sizlerle Ece Ayhan'ın bir şiirini paylaşmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

Yalınayak Şiirdir

1. Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim

Emrazı Zühreviye Hastanesi'ne kapatıldı anamız

Adıyla çalışan ermiş Sirkeci kadınlarındandır

Şeker atar hâlâ mazgallardan Cankurtaran'da

Acı Bacı'nın acı bilmez uçurtma çocuklarına

Yıl sonu müsamerelerine kimler çıkarılmaz?

2. Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim

Babamız dövüldü güllabici odunlarla tımarhanede

Acaba halk nedir diye düşünür arada işittiği

Dudullu'dan tâ Salacak'a koşarak alkışlayalım

Fazla babalarıyla dondurma yiyen çocukları

Hangi çocukların neye imrenmesi yalınayak şiirdir?

#EceAyhan

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Çayırlı'nın Kurtuluş Günü:

19 Şubat 1918 tarihi Erzincan'ın Çayırlı ilçesinin Türk ordusu tarafından Rus ve Ermeni işgalinden kurtarıldığı tarihtir. Çayırlı ilçesinin 103. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

19 Şubat 1600 - Peru'daki Huaynaputina yanardağı, Güney Amerika tarihindeki en şiddetli patlamayla püskürdü.

19 Şubat 1807 - Eski Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Aaron Burr, vatana ihanet iddiasıyla tutuklandı.

19 Şubat 1861 - Rusya'da toprağa bağlı kölelik yasaklandı.

19 Şubat 1878 - Thomas Edison, fonografın patentini aldı.

19 Şubat 1881 - Kansas'ta tüm alkollü içecekler yasaklandı.

19 Şubat 1913 - Pedro Lascuráin, saat 17:15'te Meksika'nın 34. Başkanı oldu, saat 18:00'de ise istifa etti.

19 Şubat 1915 - I. Dünya Savaşı: Gelibolu muharebeleri başladı.

19 Şubat 1915 - İtilaf devletleri'nin Çanakkale'ye denizden yaptıkları saldırı püskürtüldü.

19 Şubat 1925 - Telsiz tesisi hakkındaki kanun çıktı. Türkiye'de radyonun kurulması TBMM'de kabul edildi.

19 Şubat 1928 - Amacı yoksul kadınlara yardım etmek olan "Himaye-i Etfal Kadın Yardım Cemiyeti" kuruldu. Cemiyetin adı 1938'de Yardım Sevenler Derneği olarak değiştirildi. Mevhibe İnönü, derneğin fahri Başkanıydı.

19 Şubat 1932 - Halkevleri kuruldu. 1951'de Demokrat Parti Hükûmeti tarafından kapatıldı.

19 Şubat 1945 - II. Dünya Savaşı-Iwo Jima Muharebesi: Yaklaşık 30.000 ABD askeri Batı Pasifik'teki Iwo Jima adasına çıktı. Japon Ordusunun şiddetli direnişi ile karşılaşan ABD Birlikleri, Ada'da kontrolü ancak bir ay sonra sağlayabildiler.

19 Şubat 1947 - İstanbul'da et giderek pahalılaşıyor; İstanbul Belediyesi, halkı et boykotuna çağırdı.

19 Şubat 1956 - Türkiye-Macaristan millî futbol maçı, Mithatpaşa Stadı'nda oynandı. Türkiye, Macaristan'ı 3-1 yendi.

19 Şubat 1957 - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ilk kadın doktor subayı Sema Aran, göreve başladı.

19 Şubat 1959 - Londra Konferansı sona erdi. Birleşik Krallık Kıbrıs'ın bağımsızlığını tanıdı. Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs'ta garantör devlet oldu. Bağımsızlığın resmi olarak ilan edilmesi ise 16 Ağustos 1960'ta oldu.

19 Şubat 1972 - Güvenlik güçleri, sabaha karşı Fındıkzade ve Arnavutköy'de operasyonlar düzenledi. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) üyesi, Ulaş Bardakçı öldürüldü.

19 Şubat 1975 - Devlet Sinema Televizyon Enstitüsü kuruldu.

19 Şubat 1978 - Larnaka Uluslararası Havaalanındaki bir uçak kaçırma olayına, Kıbrıslı yetkililerden izin almaksızın müdahale etmeye kalkan Mısır Komando Birliğinin 15 üyesi, Kıbrıs Millî Muhafızları tarafından öldürüldü.

19 Şubat 1985 - İspanya Havayollarına ait Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı, Oiz dağlarına (İspanya) çarparak düştü: 148 kişi öldü.

19 Şubat 1985 - William J. Schroeder, yapay kalp takıldıktan sonra hastaneden taburcu edilip evine gönderilebilen ilk hasta oldu.

19 Şubat 1985 - Türk aktör Haluk Bilginer'in de rol aldığı BBC pembe dizisi, ünlü EastEnders'ın ilk bölümü İngiltere'de yayımlandı. Dizi hâlen devam etmektedir.

19 Şubat 1985 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren, bozuk ilaç yapanlar için "Bu adamların kafasını koparmak lazım" dedi.

19 Şubat 1986 - SSCB, Mir uzay istasyonu'nu uzaya gönderdi.

19 Şubat 1987 - Son 3,5 yılda 240 yayın hakkında toplatma kararı verildiği açıklandı. Alınan bilgiye göre 1117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu'nun yeni metninin yürürlüğe girdiği 12 Mart 1986'dan itibaren, sadece İstanbul'da 5 günlük gazete ile 12 haftalık ve aylık dergi aleyhine, 57 "muzır davası" açıldı.

19 Şubat 1989 - Asil Nadir, Günaydın gazetesi ve Gelişim Yayınları'ndan sonra Güneş gazetesini de satın aldı.

19 Şubat 1994 - Adalar Belediye Başkanı ANAP'lı Recep Koç, Büyükada vapur iskelesinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü, iki kişi de yaralandı. Recep Koç'u, kaçak yapısını yıktırdığı Osman Özgen adlı bir vatandaşın öldürdüğü bildirildi.

19 Şubat 1994 - Haftalık Newroz gazetesi yayımlanmaya başladı.

19 Şubat 1994 - Libya'da şeriat uygulamasına geçildi; İslami takvim uygulanmaya başlandı.

19 Şubat 1997 - İran'ın Ankara Büyükelçisi Bagheri, Sincan'da düzenlenen Kudüs gecesindeki konuşmaların ardından, artan tepkiler nedeniyle ülkesine gitti.

19 Şubat 1997 - Başbakan Tansu Çiller, Meclis'te mal varlığı soruşturmasından aklandı.

19 Şubat 1998 - Rusya'dan Türkiye'ye boru hattı ile doğalgaz getirecek olan Mavi Akım Projesi için müteahhit firmalar arasında anlaşma imzalandı.

19 Şubat 2001 - Millî Güvenlik Kurulu'nun Çankaya Köşkü'nde yapılan Şubat ayı toplantısında, Başbakan Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaşadığı tartışma nedeniyle toplantıyı terk etti. (bkz. Anayasa kitapçığı krizi)

19 Şubat 2008 - Küba lideri Fidel Castro, görevinden ayrıldığını açıkladı.

19 Şubat 2020 - Hanau saldırısı: Almanya'nın Hessen eyaletindeki Hanau kentinde iki nargile salonunu hedef alan iki silahlı saldırıda fail dahil 11 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

19 Şubat 1473 - Mikolaj Kopernik, Polonyalı astronom (ö. 1543)

19 Şubat 1618 - Johannes Phocylides Holwarda, Friz bir astronom, doktor ve filozof (ö. 1651)

19 Şubat 1660 - Friedrich Hoffmann, Alman fizikçi ve kimyacı (ö. 1742)

19 Şubat 1717 - David Garrick, İngiliz oyuncu, oyun yazarı, tiyatro yöneticisi ve yapımcısı (ö. 1779)

19 Şubat 1858 - Charles Eastman, Amerika yerlisi bir doktor, fizikçi, sosyal reformcu (ö. 1939)

19 Şubat 1859 - Svante Arrhenius, İsveçli kimyacı ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1927)

19 Şubat 1864 - Said Halim Paşa Osmanlı devlet adamı (ö. 1921)

19 Şubat 1876 - Constantin Brancusi, Rumen heykeltıraş ve çağdaş soyut heykelciliğin öncülerinden (ö. 1957)

19 Şubat 1880 - Álvaro Obregón, Meksikalı asker ve devlet adamı (ö. 1928)

19 Şubat 1893 - Cedric Hardwicke, İngiliz tiyatro ve sinema oyuncusu (ö. 1964)

19 Şubat 1896 - André Breton, Fransız şair ve yazar (ö. 1966)

19 Şubat 1900 - Yorgo Seferis, Yunan şair ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (ö. 1971)

19 Şubat 1911 - Merle Oberon, Amerikalı sinema oyuncusu (ö. 1979)

19 Şubat 1911 - Müfide İlhan, Öğretmen ve siyasetçi (ö. 1996)

19 Şubat 1917 - Carson McCullers, Amerikalı yazar (ö. 1967)

19 Şubat 1924 - Lee Marvin, Amerikalı aktör (ö. 1987)

19 Şubat 1929 - Belkıs Dilligil, Tiyatro ve sinema oyuncusu (ö. 1995)

19 Şubat 1930 - John Frankenheimer, Amerikalı film yapımcısı ve yönetmen (ö. 2002)

19 Şubat 1930 - Knut Risan, Norveçli ünlü bir oyuncu (ö. 2011)

19 Şubat 1940 - Saparmurat Niyazov, Türkmenistan Devlet Başkanı (ö. 2006)

19 Şubat 1941 - David Gross, Amerikalı fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi

19 Şubat 1943 - Tim Hunt, İngiliz biyokimyacı ve Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahibi

19 Şubat 1948 - Tony Iommi, İngiliz Rock müzisyeni (Black Sabbath)

19 Şubat 1950 - Vecdi Sayar, Sinema eleştirmeni

19 Şubat 1953 - Cristina Fernández de Kirchner, Arjantinli siyasetçi ve Arjantin Devlet Başkanı

19 Şubat 1954 - Socrates, Brezilyalı futbolcu (ö. 2011)

19 Şubat 1955 - Jeff Daniels, Amerikalı oyuncu

19 Şubat 1956 - Roderick MacKinnon, Amerikalı biyolog ve Nobel Kimya Ödülü sahibi

19 Şubat 1964 - Çağlar Özel, Hukukçu ve akademisyen

19 Şubat 1964 - Jennifer Doudna, Amerikalı biyokimyager ve Nobel Kimya Ödülü sahibi

19 Şubat 1966 - Justine Bateman, Amerikalı sinema oyuncusu

19 Şubat 1967 - Benicio del Toro, Porto Rikolu oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcı

19 Şubat 1976 - Maxime Chattam, Fransız yazar

19 Şubat 1979 - Romina Belluscio, Arjantinli sunucu

19 Şubat 1979 - Mariska, Fin rapçi

19 Şubat 1998 - Lexii Alijai, Amerikalı rap şarkıcısı ve müzisyen (ö. 2020)

Bugün kimler ölmüş derseniz?

19 Şubat 1837 - Georg Büchner, Alman oyun yazarı (d. 1813)

19 Şubat 1878 - Charles-François Daubigny, Fransız ressam (d. 1817)

19 Şubat 1897 - Karl Weierstrass, Alman matematikçi (d. 1815)

19 Şubat 1916 - Ernst Mach, Avusturya-Çek kökenli fizikçi ve felsefeci (d. 1838)

19 Şubat 1927 - Georg Brandes, Danimarkalı eleştirmen ve bilim adamı (d. 1842)

19 Şubat 1938 - Sabri Toprak, Siyasetçi, eski Tarım Bakanı ve Manisa Milletvekili (d. 1877)

19 Şubat 1938 - Edmund Landau, Alman matematikçi (d. 1877)

19 Şubat 1951 - André Gide, Fransız yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1869)

19 Şubat 1952 - Knut Hamsun, Norveçli yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1859)

19 Şubat 1956 - Mithat Şükrü Bleda, Siyasetçi ve İttihat ve Terakki Partisi'nin son Genel Sekreteri (d. 1872)

19 Şubat 1962 - Georgios Papanikolaou, Yunan patolog ve Pap smear testini keşfeden (d. 1883)

19 Şubat 1972 - Ulaş Bardakçı, Devrimci ve THKP/C'nin kurucularından (d. 1947)

19 Şubat 1980 - Bon Scott, Avustralyalı müzisyen (AC/DC) (d. 1946)

19 Şubat 1986 - Adolfo Celi, İtalyan oyuncu (d. 1922)

19 Şubat 1987 - Yurdaer Doğulu, Müzisyen (d. 1941)

19 Şubat 1993 - Yaman Okay, Tiyatro ve sinema oyuncusu (d. 1951)

19 Şubat 1994 - Derek Jarman, İngiliz sinema yönetmeni (d. 1942)

19 Şubat 1997 - Alaattin Şensoy, Besteci (d. 1932)

19 Şubat 1997 - Deng Xiaoping, Çinli lider (d. 1904)

19 Şubat 2001 - Stanley Kramer, Amerikalı yönetmen ve film yapımcısı (d. 1913)

19 Şubat 2009 - Ayhan Aydan, Opera sanatçısı (Adnan Menderes ile yaşadığı yasak aşkla bilinen) (d. 1924)

19 Şubat 2013 - Robert Coleman Richardson, Amerikalı fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (d. 1937)

19 Şubat 2016 - Harper Lee, Amerikalı yazar (d. 1926)

19 Şubat 2016 - Umberto Eco, İtalyan dil bilimci ve yazar (d. 1932)

19 Şubat 2017 - Danuta Szaflarska, Polonyalı oyuncu (d. 1915)

19 Şubat 2017 - Marilyn B. Young, Amerikalı tarihçi ve akademisyen (d. 1937)

19 Şubat 2018 - Engin Geçtan, Psikiyatrist ve yazar (d. 1932)

19 Şubat 2019 - Fikret Ünlü, Siyasetçi (d. 1943)

19 Şubat 2019 - Karl Lagerfeld, Alman moda tasarımcısı (d. 1933)

19 Şubat 2020 - Pop Smoke, Amerikalı rapçi (d. 1999)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Cuma.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?