Ah İstanbul sözleşmesi ahhh

Bir poliscan amacından saptırıldığı düşüncesi ile bu konuyu da ele almam gerekmez mi diye sordu? Ben de bakayım kim haklı dedim. O haklı çıktı.

Pek çoğumuz gibi ben de İstanbul Sözleşmesi'nden haberdardım ama, sadece ilk 3 maddeye bakmıştım , diğer maddeleri ve alt şıklarını okumamıştım.

Sözleşmeyi biraz daha detaylı okudum ve kendimce parçalar alarak şahsi bir analiz yapmak istedim. Uzun cümleleri tekrarlamamak için başlıkları sayılandırdım, yanıtlarımı cümlelerin başındaki sayıları yazarak değerlendireceğim. Aşağıdaki açıklamalar, İstanbul Sözleşmesi için nerelerden esinlenmişiz onu gösteriyor.

1.İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmesini, 2. Avrupa Sosyal Bildirgesini, 3. Çocukların Cinsel Suistimale ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesini gözden geçirmişler.

1. En kolay değerlendirme bu olacak sanırım hak ve özgürlükler...  Tek soru, Biz Avrupa'nın bahsettiği bu hak ve özgürlüklerin ne kadarına sahibiz acaba?

2. Türkiye'de girilmesi yasak (araştırma özgürlüğü kısıtlaması içerir) benim Danimarka'da girebildiğim Vikipedi Sosyal bildirgeyi ''...... temel sosyal ve ekonomik hakları koruyan, medeni ve politik hakları garanti eden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni takviye eden bir Avrupa Sözleşmesi’dir'' Buyrun burdan yakın. Bizim tanımadığımız olgulardan neler, neler garanti kapsamındaymış.

3.Bu maddeyi okuyunca , Çocuk istismarlarının incelenmesi önergesine Büyük Millet Meclisi'nde ''RED''cevabı veren kimdi acaba? Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu cinsel istismara uğrayan bebeler için ''bir kereden bir şey olmaz'' gibi talihsiz bir açıklamayı da tarihe not olarak bırakmıyor mu? Önerge reddedilince bazı kişiler alkış tutup kutlama yapmadı mı?

İstanbul Sözleşmesi ben daha okumaya başlarken sınıfta kaldı. Çünkü Avrupa'da çok önem taşıyan benim 3 madde'de açıklandığım esinlenmeler bizim ülkemizde uygulanmayan ve kanunlar gereği uygulanması mümkün olmayan esinlenmelerdir.

Sözleşmenin amacını okuyunca, içim daha bir daraldı. Sanki cümleler uzasın diye aynı şeyi değişik formüle ederek tekrar yazmışlar gibiydi. Bakın amaç, gayret gerektirir. Bir amacınız varsa ve bunun için gayret sarfetmiyorsanız , o amaç olarak bekler, siz amacınıza ulaşmak için beklersiniz ama bir arpa boyu yol alamazsınız.

 ''Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek,'' cümle uzatma konusuna örnektir.

Her yeni maddeyi okuduğunuzda, ben bu maddeyi daha önce okumadım mı düşüncesine kapılıyorsunuz. Bu sözleşme, şiddete maruz kalan kadınlar için yapıldıysa, hangi eğitim durumda olursa olsun, kadınların okuduğu sözleşmeyi anlaması için açık ve net yazılmalıydı belki de.

Kısacası İstanbul Sözleşmesinin amacı kadına şiddetin önüne geçmek.

Sözleşmede bahsedilen kadına şiddetin kim tarafından uygulandığı ve yaptırımlarının sınırı da iyi çizilmeli gibi geliyor bana. Çünkü devlet, sevgilisi ile sorun yaşayıp şikayette bulunan her kadına bir koruma veremez. O zaman korunmanın en büyük kısmı, kadınların kendilerine kalıyor. Sevgili seçiminde belki daha dikkatli olup, sorun yaşadıkları kişiyi şikayet ettikten sonra eğer buluşma için çağrıldılarsa bunu, koruma talep ettikleri şubeye haber vermeleri gerekir ki, polisin korunma isteyen kişinin, korunması gereken kişiyle buluştuğundan haberdar olsun.

İşte burada benim yukarıda yazdığım amaç ve gayret devreye giriyor.

Amaç kadına şiddeti engellemekse, kadın cinayetlerinde bir azalma olmuş mudur? Kadına şiddette bir azalma olmuş mudur? Kadına tecavüz edenler adli kontrolle serbest mi kalıyor, en ağır şekilde cezalandırılıyor mu? Tecavüzden yargılanıp adli kontrola serbest kalan kişiye davullu zurnalı karşılama yapanların devlete verdiği mesaj nedir?

Bu madalyonun bir yüzü.

Madalyonun diğer yüzünde, bu sözleşmeyi amaç dışı kullanan var mı diye bakmak lazım.

Böyle bir sözleşme var diye, eşini şikayet edip evden uzaklaştıran sonra sevgilisi ile tatile gidenler ne olacak? (Bunu ben uydurmadım, gündüz kuşağı proglamında, kadın canlı yayında kendi itiraf etti.) Kadının sözü esas alınınca, sebepsiz yere kaç can yanıyor bunu da incelemek gerekmez mi? Bu sözleşmenin amacı iftira atmaya merdiven dayamak değil kadına şiddeti durdurmak olmalıydı.

 Ne yazık ki hala kadına şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarları azalmadan devam ediyor. Sözleşmeler yazılı belgelerdir kim uyar kim uymaz kontrol edemezsiniz. Bu sözleşmeyi uygulamaya geçirebilmek için caydırıcı kanun maddelerine ihtiyaç vardır. Hem sözleşme kurallarına uymayanlar hem de sözleşme kurallarını kötüye kullananlar için geçerli kanun maddeleri.

Kısacası demek istediğim, İstanbul Sözleşmesinde amaç güzel. Ama gayret olmadığı için bir arpa boyu değil, arpa tanesi yol alamadık.

Can gazilerimi, yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi saygı ve minnetle anıyorum.

Beyhan Kozanoğlu Biçkin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?