65 yaş üstüne Covid-19 aşılaması başlıyor

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Bu akşam saat 21.00'den Pazartesi sabahı saat 05.00'e kadar tüm Türkiye'de sokağa çıkma yasağı var. (Yasaktan muaf olanlar hariç tabii.)

Sokağa çıkma yasağında vatandaşlar (65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altında bulunanlar hariç) zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlar hariç) ikametlerine en yakın market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçilere gidip gelebiliyor.

Unutmayın sakın, olur mu?

Cezası az buz değil çünkü.

Sokağa çıkma yasağına uymayanlara, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 282'nci maddesi uyarınca 3.150 TL idari para cezası kesilecek.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Kovboyun biri barda oturmuş içkisini içerken içeri afet bir hatun gelmiş, yanına oturmuş. Kovboy çapkın, yanaşmış, konuşmaya falan başlamış. Kadın dönmüş, gülümseyerek:

-"Bak!" demiş, "Ben sana yanıt veremem, ben lezbiyenim."

Kovboy şaşırmış, bu sözü ilk defa duyuyormuş:

-"O ne demek?" demiş.

-"İşte!" demiş kadın, "Ben erkeklerden değil, kadınlardan hoşlanıyorum."

İçkisini içtikten sonra çıkıp gitmiş bardan.

Bir süre sonra kovboyun bir arkadaşı gelmiş bara, bakmış ki kovboy dertli dertli içiyor.

-"Hayırdır?" demiş arkadaşı kovboya. "Sana ne oldu böyle?"

-"Sorma" demiş kovboy, "Biraz evvel lezbiyen olduğumu öğrendim."

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Ey zulümle bir kuyu kazan, sen kendin için tuzak hazırlıyorsun." demiş Hz. Mevlana...

Fazla yoruma gerek olmayan bir söz bence ve günümüze de çok uygun.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Marketlerdeki devasa boyuttaki alışveriş sepetlerindense daha küçük olanlarını tercih edin. Büyük sepet kullanmak ne kadar alışveriş yaparsanız yapın dolmayacağından size gereksiz ürün aldırabilir."

Yemek yerken de daha küçük tabak seçmek daha az yediriyor, haberiniz olsun.

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Kulaklıkla 1 saat boyunca bir şey dinlemek, kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırıyor"muş. Ama yine de siz bunu umursamayacak ve kulaklıkla saatlerce müzik dinlemeye devam edeceksiniz.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

 Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Boğaziçi'ne Destek

Galatasaray Üniversitesi öğretim üyeleri Akademisyenler ve öğrencilerin başlattığı, ülke çapında destek gören haklı direnişin yanında olduklarını" açıkladı. Galatasaraylı akademisyenler, "Üniversite boyun eğmez" pankartı açarak, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencilerini desteklemeye yönelik açıklama yaptılar. Rektör atamasına karşı öğrencilerin ve akademisyenlerin itirazlarına katıldıklarını belirten Galatasaray Üniversiteleri öğretim üyeleri şunları kaydettiler:

"Üniversite bileşenlerinin iradesi ve demokratik teamüller hiçe sayılarak gerçekleşen bu dayatmaya karşı Boğaziçi’nde başlayan ve ülke çapında destek gören haklı direnişin yanındayız. Tekrar ediyoruz. Bu atama meşru değildir. Üniversiteler bilim üreten kamu hizmeti veren kurumlardır. Üniversitede yeni bir bölüm, fakülte, enstitü açılması ve kadroların düzenlenmesi siyasi kararlara göre değil, bilimsel ölçütlere göre belirlenmelidir. Boğaziçi Üniversitesi öğrencisiyle, akademisyeniyle, mezunuyla, idari personeliyle akademik özgürlüğü ve özerk demokratik üniversiteyi savunmak için hareket etmektedir. Bu mücadeleyi koşulsuz olarak destekliyoruz. Talepleri, Galatasaray Üniversitesi akademisyenleri olarak bizim de talebimizdir. Bu yersiz atamanın derhal geri çekilmesini, rektörlerin üniversite bileşenlerince belirlenmesini, anayasal haklarını kullanan öğrencilere yönelik polis müdahalelerinin durdurulmasını, gözaltında, ev hapsinde ya da tutuklu bulunanların bir an önce serbest bırakılmasını bir kez daha talep ediyoruz. Başta LGBTİ + olmak üzere öğrencileri ve akademisyenleri hedef alan her türlü nefret söylemine, ayrıştırıcı, ötekileştirici dile karşı duruyoruz. Üniversitelerimizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz." (MedyaFaresi)

İstanbul Valiliği Beklenen Kar Yağışı İle İlgili Yeni Tedbirleri Paylaştı

İstanbul Valiliği, beklenen kar yağışı ile ilgili günlük yaşamı aksatmaması için uygulanacak yeni tedbirleri ve uyarıları paylaştı. İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklama şu şekilde:

İlimizde, Meteoroloji Genel Müdürlüğü 1. Bölge Müdürlüğü’nden alınan hava tahmin raporlarına göre “14 Şubat 2021 Pazar günü sabah saatlerinden itibaren karla karışık yağmur ve yükseklerinde kar şeklinde başlayacak olan yağışların, kıyı kesimlerde de zaman zaman kar şeklinde olması beklendiği, Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri, kar yağışının aralıklarla devam edeceğinin tahmin edildiği” bildirilmiştir. Sıcaklıkların 15 Şubat 2021 Pazartesi günü hissedilir derecede azalarak, 3 dereceye kadar düşmesi beklenmektedir. Kar yağışının olumsuz etkilerine karşı ilgili Kamu Kurum ve Kuruluşları gerekli tedbirleri almaları konusunda; İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 10.11. 2020 tarih ve 2020/2 Sayılı “Kış Tedbirleri Genelgesi” ile Valiliğimizin 12.10.2020 tarihli “Kış Mevsiminde Alınacak Tedbirler Konulu Genelge” ile uyarılmışlardır. Olumsuz hava şartlarının ilimizi terk edeceği ana kadar ilgili kurum ve kuruluşlar, 24 saat esasına göre görev yapacaklardır. Kar yağışı, don, buzlanmanın ve ani sıcaklık düşüşü nedeniyle vatandaşlarımızın günlük yaşantısını olumsuz yönde etkilememesi için, aşağıdaki tedbirlerin uygulanması kararlaştırılmıştır.

Vatandaşlarımızın, soğuk hava, kar yağışı, don ve buzlanmanın etkili olduğu gün ve saatlerde;

*Resmi Kurum ve Kuruluşlar tarafından yapılan/yapılacak uyarıları takip etmeleri ve bu uyarılarda belirtilen hususlara riayet etmeleri,

*Sokakta kalan, evsiz kişilerin ALO 112, 153, 155, 156, 183 ihbar hatları veya Kaymakamlıklarımıza bildirilmesi,

*Zorunlu olmadıkça vatandaşlarımızın özel araçları ile trafiğe çıkmamaları, araçlarında mutlaka zincir, takoz ve çekme halatı bulundurmaları, araçların teknik yönden gerekli kontrollerini yaptırmaları,

*Kural dışı ve trafik seyrini tehlikeye atacak davranışlardan kaçınmaları, trafik işaret ve işaretçilerine uymaları,

*Sürücülerimizin özellikle emniyet şeritlerini kullanmamaları ve bu hususta hassasiyet göstermeleri, ayrıca trafiğin yoğun olduğu zamanlarda alternatif güzergâhları kullanmaları, arıza hallerinde araçların sürücüler tarafından terk edilmemesi ve acil çağrı için 112 Acil Çağrı Merkezi, 155 Polis İmdat, 156 Jandarma, 158 Sahil Güvenlik ve 159 Karayolları telefon numaralarını aramaları,

*Elektrik kesintisi ve buna bağlı olarak oluşacak su kesintisi, ısınma ve aydınlatma gibi günlük ihtiyaçların karşılanması hususunda tedbirli ve dikkatli olmaları,

*Görevli ekiplerin çalışmalarını kolaylaştırmak için site, apartman ve işyeri sorumlu yönetici ve sahiplerinin mevcut alanlarını, giriş ve çıkış yollarını kar ve buzdan temizlemeleri,

*Soğuk ve yağışlı hava şartları nedeniyle, yemek ve su bulmakta zorlanan sokak hayvanlarının da olduğu düşünülerek, kapı önlerine mama ve su bırakılması,

*Ani sıcaklık düşüşlerinin yaşandığı ve olumsuz hava şartlarının hüküm sürdüğü günlerde, sağlık yetkililerinin önerdiği gibi; yaşlı, çocuk, hamile, kalp ve akciğer hastalığı olan vatandaşlarımızın mecbur kalmadıkça dışarı çıkmaması,

*Soba ile ısınan konutlarda baca zehirlenmelerine karşı sobaların dikkatli kullanılması,

*Gribal enfeksiyon geçiren vatandaşlarımızın, toplu halde bulunulan mekânlara girmemeleri, can ve mal güvenliği açısından büyük önem arz etmektedir.

*Vatandaşlarımızın ihtiyaç halinde 112 Acil Çağrı Merkezi, İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün (İstanbul AFAD) 0212 455 56 63 ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı Afet Koordinasyon Merkezi’nin (AKOM) 0212 444 25 66 numaralı telefonlarını aramaları gerekmektedir.

Kamuoyunun saygıyla duyurulur. (MedyaFaresi)

Akşener'den Uzay Yorumu: 5 Müteahhit Sevinmiştir

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, esnaf ziyaretlerini Düzce'de sürdürdü. Akşener,Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Milli Uzay Programı'ndaki birincil ve en önemli hedefimiz, Cumhuriyetimizin 100. yılında Ay'a ilk teması gerçekleştirmektir. İnşallah Ay'a gidiyoruz." sözleri ile ilgili dikkat çeken bir yorumda bulundu. Akşener şunları söyledi: "Uzay programı ilginç. Gördüğüm kadarıyla yap-işlet-devret modeli var işin içinde. 5 müteahhit çok sevinçlidir, acaba hangisi alacak? Acaba müşteri garantisi verilecek mi? Merak ettiğim konular bunlardır. Elbette Türkiye'nin uzay çalışmalarında bulunması şarttır. Onun teknolojisi için çalışma yapılması şarttır. Ama sayın Erdoğan'ın açıklamasında gördüğüm bakış açısı hala aynı. Yani tünelin köprülerin, tünellerin yapılmasıyla ilgili hangi bakış açısıyla konuşuyorsa, aynısını da uzay programı ile ilgili konuşurken gördüm. İlginç olanı bu. Gerçekten enteresan. Millet aç. Dertlerinin konuşulması lazım.Tekrar söylüyorum. Elbette uzayla ilgili çalışma yapılabilir, ama takdimini çok sorunlu buldum." (MedyaFaresi)

Araştırma: İstanbullunun yüzde 57.1’i geçinecek kadar para kazanamıyor, yüzde 23'ü işten çıkarılmaktan korkuyor

İBB İstanbul Planlama Ajansı bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul İstatistik Ofisi’nin hazrıladığı “İstanbul Barometresi”nin Ocak 2021 Raporu’na göre, İstanbulluların ev içi gündemi, Ocak ayında da ekonomik sorunlar ve Covid-19 oldu. Türkiye’nin gündeminde ise aşı çalışmaları, Covid-19’un seyri ve Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektör değişimi yer aldı. İstanbul’da, geçinecek kadar para kazanamadığını belirtenlerin oranı Aralık ayına göre artarak yüzde 57.1’e çıktı. Katılımcıların yüzde 72.6’sı, hangi aşı grubunda olduğunu bilmediğini belirtirken yüzde 44.3’ü, sıra geldiği takdirde Sinovac aşısını olmak istediğini belirtti. Halk Ekmek’in, mobil araçlarla satış yapmasını desteklediğini açıklayanların oranı, yüzde 85.8 olarak kaydedildi. İBB İstanbul Planlama Ajansı bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul İstatistik Ofisi, İstanbul’un nabzını tutan “İstanbul Barometresi”nin dördüncüsünü yayınladı. İstanbul halkının ev içi gündeminden duygudurum seviyelerine, ekonomik tercihlerinden iş memnuniyetlerine kadar birçok başlıkta yapılan araştırma, 25 Ocak 2021 – 8 Şubat 2021 tarihleri arasında, 741 İstanbul sakini ile telefon üzerinden görüşülerek hazırlandı. İstanbul Barometresi ile her ay, aynı temada sorular ile yapılan periyodik anketler sayesinde, İstanbullunun sıcak gündem konularına dair düşünceleri, belediye hizmetlerine karşı farkındalığı ve tutumu analiz ediliyor. İstanbul Barometresi Ocak 2021 Raporu”nda şu sonuçlara ulaşıldı:

YÜZDE 50.8, EKONOMİNİN KÖTÜLEŞECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR

Türkiye ekonomisinin yakın dönemde kötüleşeceğini düşünen katılımcıların oranı, geçen aya göre artarak yüzde 50.8’e yükseldi. Türkiye ekonomisinin yakın dönemde iyileşeceğini düşünenlerin oranı, Aralık ayına göre azalarak yüzde 24’e indi. Türkiye ekonomisinin seyrinin değişmeyeceğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 25,2 oldu. 18-34 yaş arası katılımcıların yüzde 45,4’ü Türkiye ekonomisinin kötüleşeceğini düşünürken bu oran 60 yaş ve üzeri katılımcılarda yüzde 59 olarak ölçüldü.

YÜZDE 47, KENDİ EKONOMİSİNİN KÖTÜLEŞECEĞİNDEN ENDİŞE EDİYOR

Kendi ekonomisinin yakın dönemde kötüleşeceğini düşünen katılımcıların oranı, Aralık ayına göre azalarak yüzde 47.7’e düştü. Kendi ekonomisinin, yakın dönemde iyileşeceğini düşünenlerin oranı yüzde 20.2, değişmeyeceğini düşünenlerin yüzde 32.1 oldu. 18-34 yaş arası katılımcıların yüzde 43.3’ü kendi ekonomisinin kötüleşeceğini düşünürken bu oran 60 yaş ve üzeri katılımcılarda yüzde 54.2 kaydedildi..

YÜZDE 57.1, GEÇİNECEK KADAR PARA KAZANAMIYOR

Katılımcıların yüzde 57.1’i, Ocak ayında geçinecek kadar para kazanamadığını belirtirken, yüzde 39,8’i geçinecek kadar para kazanabildiğini söyledi. Katılımcıların sadece yüzde 3,1’i bu ay birikim yapabildiğini ifade etti.

YÜZDE 45.3, BORÇ ALDI

Katılımcıların yüzde 4.7’si, borç alıp vermediğini; yüzde 45,3’ü borç aldığını; yüzde 3,8’i borç verdiğini; yüzde 2,2’si hem borç verip hem borç aldığını belirtti. Aralık ayı ile karşılaştırıldığında, borç alma ve verme oranlarında azalma olduğu görüldü.

YÜZDE 42.9, KREDİ KARTI BORCUNUN ASGARİ TUTARINI ÖDEYEBİLDİ

Kredi kartı kullandığını belirten katılımcıların yüzde 31’i, kredi kartı borcunun tamamını ödeyebildiğini; yüzde 42.9’u ise asgari tutarı ödediğini belirtti. Katılımcıların yüzde 18.7’si hiç ödeyemediğini, yüzde 5.3’ü asgari-tamamı arasında bir tutar ödediğini, yüzde 2,1’i ise asgariden az tutar ödediğini kaydetti. Ekim, kasım ve aralık ayları ile karşılaştırıldığında, kredi kartı borcunun tamamını ödeyenlerin oranının düşüşte olduğu görüldü.

YÜZDE 23.7, İŞTEN ÇIKARILMA KORKUSU DUYUYOR

Katılımcıların yüzde 52.2’si çalıştığını, yüzde 81’i ise hanede gelir getiren biri olduğunu belirtti. Çalışanların yüzde 72’si işinden memnun olduğunu, yüzde 16’sı ise memnun olmadığını belirtirken, yüzde 12’si ise işinden ne memnun ne de memnun olmadığını belirtti. Katılımcıların yüzde 23.7’si işten çıkarılma korkusu duyduğunu, yüzde 7.8 kısmen böyle bir korkuya sahip olduğunu, yüzde 68.5’i işten çıkarılma korkusu duymadığını söyledi.

İŞ ARAYANLARIN YÜZDE 60.6’SI, YAKIN DÖNEMDE İŞ BULAMAYACAĞINA İNANIYOR

Çalışmayan katılımcıların yüzde 31.2’si ev işleriyle uğraştığını, yüzde 22.9’u emekli olduğunu, yüzde 17.5’i iş arayıp bulamadığını belirtti. İş arayanların yüzde 60.6’sı; iş arayıp bulamayanların ise yüzde 58.3’ü, yakın zamanda iş bulacağına inanmadığını ifade etti.

EV İÇİ GÜNDEM: EKONOMİK SORUNLAR VE COVİD-19

Katılımcılara ocak ayında evde en çok ne konuşulduğu soruldu. Katılımcıların yüzde 39.25’i ekonomik sorunlar, yüzde 30.8’i Covid-19, yüzde 5.87’si ise barajlardaki su ve kuraklık sorunu cevabını verdi.

İSTANBUL’UN GÜNDEMİ: İSTANBUL BARAJLARINDAKİ KRİTİK SU SEVİYESİ VE COVİD-19 OLDU

İstanbul’un ocak ayı gündemi, İstanbul’daki baraj sularının kritik seviyeye inmesi, Covid-19 ve İstanbulkart’a 15 Ocak’tan itibaren HES kodu zorunluluğu oldu. Katılımcıların yüzde 39,6’sı İstanbul’daki baraj sularının kritik seviyeye inmesinin, yüzde 19,5’i Covid-19’un, yüzde 16’sı İstanbulkart’a 15 Ocak’tan itibaren HES kodu zorunluluğu getirilmesinin, İstanbul’un Ocak ayı gündemi olduğunu belirtti.

TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ: AŞI ÇALIŞMALARI VE COVİD-19

Türkiye’nin Ocak ayı gündeminde, yurt çapında aşamalı olarak Covid-19 aşılamasının başlaması, Covid-19’un seyri ve Boğaziçi rektörün değişimi öne çıktı. Katılımcıların yüzde 33,8’i yurt çapında aşamalı olarak Covid-19 aşılamasının başlamasının, yüzde 30,6’sı Covid-19’un seyrinin, yüzde 17,1’i Boğaziçi Üniversitesi rektör değişiminin ocak ayı gündemi olduğunu ifade etti.

İSTANBULLUNUN STRESİ SEVİYESİ, 7.5

Katılımcıların stres ve kaygı seviyesinin, Aralık ayındaki oranlarla aynı olduğu görüldü. Ocak ayında, İstanbulluların stres seviyesi 7.5, kaygı seviyesi 7.2 ölçüldü. Kadınların stres seviyesi 8 iken, erkeklerin stres seviyesi 7.1 bulundu.

YAŞAM MEMNUNİYETİ AZALDI

Yaşam memnuniyeti seviyesi geçen aya göre azalarak 4.4 olarak belirlenirken mutluluk ve huzur seviyesi de bir önceki aya göre azaldı.

TARTIŞMALARIN YÜZDE 54.9’U, AİLE ORTAMINDA

Katılımcıların yüzde 35’i, Ocak ayında yüksek sesli bir tartışmaya girdiğini belirtirken, tartışmaların yüzde 54.9’unun aile ortamında gerçekleştiği tespit edildi. Ocak ayında, geçmiş üç aya göre, aile ortamında tartışmanın arttığı görüldü.

YÜRÜYÜŞ YAPANLARIN ORANI ARTTI

Katılımcıların yüzde 27.2’i düzenli spor yapıyor. Bunların yüzde 76.5’i tempolu yürüdüğünü, yüzde 12,5’i koştuğunu, yüzde 13’ü ise fitness yaptığını belirtti. Geçen ay ile karşılaştırıldığında tempolu yürüyüş yapanların oranında artış görüldü.

İSTANBUL’UN 3 SORUNU: OLASI İSTANBUL DEPREMİ, EKONOMİK SORUNLAR, ULAŞIM

Katılımcılara yöneltilen “Sizce İstanbul’un en önemli sorunu nedir?” sorusuna yüzde 46.1’i olası İstanbul depremi; yüzde 46’sı, ekonomik sorunlar; yüzde 38,5’i, ulaşım yanıtını verdi. Bu üç sorunu, göçmen ve mülteciler ile kentsel dönüşüm takip etti.

YÜZDE 85.8, HALK EKMEK SATIŞLARINI DESTEKLEDİ

Katılımcılara, İstanbul Halk Ekmek’in kentin işlek noktalarında mobil araçlarla ekmek satışı uygulamasını duyup duymadığı soruldu. Katılımcıların yüzde 69.6’sı duyduğunu; yüzde 85.8’i desteklediğini, yüzde 7.4’ü desteklemediğini, yüzde 6.8’i ise kararsız olduğunu belirtti.

Katılımcıların yüzde 53.1’i İstanbulkart ile toplu ulaşıma ek olarak alışveriş de yapılabildiğini duyduğunu belirtti.

YÜZDE 72.6, HANGİ AŞI GRUBUNDA OLDUĞUNU BİLMİYOR

Katılımcıların yüzde 96’sı Covid-19 aşısı olmadığını belirtti. Yüzde 74.6, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği risk gruplarına göre hangi aşı grubunda aşılanacağını; yüzde 48.7, kendisine aşı sırasının ne zaman geleceğini bilmediğini söyledi. Yüzde 13.8’i ise bir yıl sonra aşı olabileceğini düşündüğünü ifade. Katılımcılara “Aşılanma sırası size geldiği zaman Sinovac aşısı olmak istiyor musunuz?” diye soruldu. Katılımcıların yüzde 44.3’ü olmak istediğini, yüzde 36.1’i olmak istemediğini, yüzde 19.6’sı ise kararsız olduğunu kaydetti. Erkeklerin yüzde 51.3’ü, kadınların ise yüzde 35.7’si Sinovac aşısı olmak istediğini açıkladı. (BirGün)

Korona haberlerine gelince:

Fahrettin Koca'dan 65 yaş üstü için flaş açıklama

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada yarın 65 yaş üstünün aşılanmaya başlayacağını duyurdu. Koca, randevuları web sitesinden ya da mobil uygulamadan almak gerektiğini hatırlattı. Fahrettin Koca'nın tweeti şöyle:

"Yarın sabah 65 yaş üzeri vatandaşlarımızın aşılanması başlıyor. 65 yaş üzeri vatandaşlarımızın 60 yaş üzeri eşleri de aşı olabilecekler. Randevularınızı web sayfamızdan ve mobil uygulamadan almanızı rica ederim." (GerçekGündem)

Bazı Bilim Kurulu üyeleri sürecin gidişatından rahatsız olup istifa mı etti?

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Bilim Kurulu üyelerini arasında yer alan bazı isimlerin Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen pandemi sürecinden rahatsız olduğunu ileri sürdü. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın cevaplaması istemiyle soru önergesi veren Adıgüzel, “Bu süreçten rahatsız olan bazı Koronavirüs Bilim Kurulu üyelerinin istifa ettiği, toplantılara katılmadıkları doğru mudur?” sorusuna cevap istedi. Koca’nın cevaplaması istemiyle TBMM’ye sunduğu 24 soru önergesinde 108 soru sorduğunu sadece SMA hastalarıyla ilgili sorusuna cevap geldiğini ve onun da yanlış cevaplandığını belirten CHP Ordu Milletvekili Adıgüzel, Bakan Koca’ya bir soru daha sordu. Adıgüzel, önergesiyle ilgili yaptığı değerlendirmede, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun Gölbaşı’ndaki laboratuvardaki personelinin bu süreç içerisinde değiştirilip, Anadolu’nun farklı illerinden personel getirildiğini savundu. Adıgüzel, “Bu süreçten rahatsız olan bazı Koronavirüs Bilim Kurulu üyelerinin istifa ettiği, toplantılara katılmadıkları doğru mudur?” sorusuna yanıt istedi. Adıgüzel, Koca’dan şu sorulara cevap vermesini istedi:

*Çin menşeili Sinovac aşısının firması dahi yüzde 50 etkinlik açıklarken, siz neden Türkiye’de yüzde 91,5 etkinlik açıkladınız? Bu yüzde 50 Dünya Sağlık Örgütü’nü onay vermesi için sınırı geçmiş bir etkinlik oranıdır. Sinovacınkinin zorlama bir etkinlik oranı olduğu ortada.

*Sinovacın faz 3 çalışmalarının sonucunu söylemiyorlar, bize gelen bilgiler böyle bir etkinlik çalışmasının sonuçlarının yüzde 20-30 arası olduğu. Bu doğru mudur?

*Bu aşı deneklerde bazılarına boş yapıldı. Birçok sağlık çalışanı aşıdan sonra antikor oluşturmadı, baktık ki tamamına yakını böyle. Bazı gelen bilgiler faz 3 çalışmalarında boş aşıların özellikle sağlık çalışanlarına yapıldığını gerçek aşıların da kendilerine yakın insanlara yapıldığına dair bilgiler var, bu doğru mu? Değilse sağlık çalışanlarının tamamına yakınında antikor oluşmamasını neye bağlıyorsunuz?

*Bu mutant virüsün gençler ve çocuklarda daha etkili olduğunu bildiğimizden, 1 Mart’tan sonraki yüz yüze eğitimle beraber Türkiye’yi daha büyük bir sorunla karşı karşıya bırakabilir. Bu konuda hazırlıklarınız nelerdir?

Adıgüzel’ın pandemiyle mücadele edebilmek için toplumun yüzde 60’ının aşılanması gerektiğini vurgulayarak, “Hükümeti sürekli gecikmemesi konusunda uyarırken, şu anda halen Türkiye’de insanlar aşıyı ne zaman olacağını, ne zaman tedarik edileceğini soruyor. Dün Sağlık Bakanı ‘Aşıyı tedarik edebilirsek uygularız’ diyor, aşıyı tedarik edecek olan sensin biz değiliz ki. Sen aşıyı tedarik et, biz uygulayalım” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “2021 yılının ilk ayında yerli aşıyı halkımızla buluşturacağız” dediğini hatırlatan Adıgüzel, “Nerede 2021 yılının ilk ayı geçti, bu tür yalan bilgilerle toplumun aldatılmasını sineye çekemiyoruz, çünkü virüs sürekli mutasyon geçiriyor. Süre uzadıkça virüs diğer virüslerle karşılaşıp, evlilik yapıyor ve mutasyon gelişiyor. Bu hızda aşılamaya devam ederseniz 3 yıl sürecek ve virüs 30 kez mutasyon geçirmiş olacak. Baştan aşı olanlara etkisi olmayacak” diye konuştu.

Türkiye’den KKTC’ye 40 bin doz koronavirüs aşısı

Türkiye, koronavirüsle (Covid-19) mücadele kapsamında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) Çin'in Sinovac aşısından 40 bin doz daha gönderdi. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında sağlık alanında yapılan iş birliği çerçevesinde gönderilen 40 bin doz Sinovac aşısı, Lefkoşa’ya ulaştı. Ambulans uçakla Ercan Havalimanı’na gelen aşıları KKTC İlaç Eczacılık Dairesi yetkilileri teslim aldı. Aşılar daha sonra KKTC İlaç Eczacılık Dairesi Deposuna kaldırıldı. Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay Sinovac aşıların, bugün öğle saatlerinde KKTC’ye geleceğini duyurmuştu. (Cumhuriyet)

Johnson & Johnson’dan aşı açıklaması: Her yıl tekrarlanması gerekebilir

Corona virüse karşı aşı üreten firmalardan ABD'li ilaç şirketi JohnsonJohnson’ın CEO’su Alex Gorsky, gelecek birkaç yıl boyunca Covid-19 aşısının tıpkı grip aşısı gibi yılda bir kere yapılması gerekebileceğini söyledi. Virüsün yayıldıkça mutasyona uğramaya devam edeceğini belirten Gorsky, aşıların da mutasyonlara karşı geliştirilebileceğini söyledi. JohnsonJohnson, dünyadaki ilk tek doz corona virüs aşısının onayı için FDA’ya başvurdu. Johnson Johnson ilk iki faz sonuçlarını açıkladı: Tek doz uygulanıyor, 28 gün içerisinde antikor üretiyor. Johnson & Johnson CEO'su Alex Gorsky, mevsimsel grip aşıları gibi, insanların yıllık olarak Covid-19'a karşı aşı olmalarının gerekebileceğini söyledi. CNBC’de yaptığı açıklamada Gorsky, “Üzülerek söylüyorum ki virüs yayıldıkça mutasyona uğramaya devam edecektir” ifadelerini kullanırken ‘‘Virüsün uğradığı her mutasyon, antikorları savuşturma yeteneği üzerinde de gelişim sağlayacaktır. Bu durum tedavilere etki geliştirebileceği gibi aşılara da farklı durumlar geliştirebilir” dedi. Johnson & Johnson, geçtiğimiz hafta acil kullanım onayı için ABD’de başvuruda bulunmuş, Avrupa’daki acil kullanım onayı için de önümüzdeki haftalarda başvuruda bulunacağını bildirmişti. Alex Gorsky, aşılarının diğer aşılara göre daha avantajlı olduğunu, diğer aşıların iki doz uygulanırken kendi aşılarının tek doz uygulandığı için lojistik avantajlarının olduğunun altını çizmişti. Gorsky, CNBC'ye, şirketin ilk önceliğinin ABD yetkilendirmesi için FDA ile çalışmak olduğunu söyledi. J&J'ın aşı üretimi üzerinde "son hızda" çalıştığını ve şirketin, aşının 100 milyon dozunu Haziran ayı sonuna kadar ABD'ye ulaştırma hedefine ulaşacağından "son derece emin" olduğunu söyledi. Johnson & Johnson, 29 Ocak’ta yayınladığı raporda aşı adayının küresel deneylerde enfeksiyonu önleme oranının yüzde 66 olduğunu açıklamıştı. (NTV)

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Şairi” olarak 87 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Cenap Şahabeddin'i seçtim. Saygıyla anıyorum.

Cenap Şahabeddin, 21 Mart 1870 tarihinde, Manastır’da doğdu. Babası Osman Şahabeddin Bey, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda şehit düştü. Babasının ölümünden sonra yaklaşık altı yaşında iken ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı. İlkokulu Tophane’de Mekteb-i Feyziyye’de okudu. Ardından Eyüp Askerî Rüşdiyesi’ne girdi. Bu okulun yıkılması üzerine Gülhane Askerî Rüşdiyesi’ne geçti ve 1880 yılında buradan mezun oldu. Daha sonra Tıbbiye İdâdîsi’ne girdi, iki yıl okuduktan sonra Askerî Tıbbiye’nin beşinci sınıfına kabul edildi. 1889’da doktor yüzbaşı olarak okulu bitirdi. İyi bir derece ile mezun olduğu için 1890 yılı başlarında cilt hastalıkları sahasında ihtisas yapmak üzere devlet tarafından Paris’e gönderildi. Burada dört yıl kadar kaldı. Paris’te dört yıl cilt hastalıkları ihtisası yaptı. Döndükten sonra hekim yüzbaşı rütbesiyle bir müddet Haydarpaşa Hastahanesi’nde hekimlik yaptı. Takip edildiği korkusuyla İstanbul’dan uzak bir yerde görev alabilmek amacıyla kendi isteğiyle karantina dairesine geçti. Mersin ve Rodos'ta karantina hekimliği yaptı. 1896’da sıhhiye müfettişliği göreviyle Cidde’ye tâyin edildi. 1898’de Cidde’den merkez müfettişliği vazifesiyle İstanbul’a döndü. Daha sonra kısa bir süre Suriye vilâyeti sıhhiye reisliğine atandı. İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra Meclis-i Kebîr-i Sıhhî üyeliği ve Dâire-i Umûr-ı Sıhhiyye müfettişliğiyle tekrar İstanbul’a döndü. 1914'te emekliye ayrıldı.

Emekliliğinde Darülfünûn’da "Garp edebiyatı", "Fransız Dili" ve "Osmanlı edebiyatı tarihi" dersleri müderrisliğine tâyin olundu. 1922 yılında, bir gün derste Yunanları övüp Millî Mücadele’yi küçümseyen sözler sarfettiği ileri sürülerek Dârülfünun öğrencileri ve diğer bazı hocalar tarafından aleyhinde nümâyişler düzenlendi. Cenap Şahabeddin Bey'in o sözleri söyleyip söylemediği hiçbir zaman tespit edilemediyse de, önceki bazı siyasî yazıları onu suçlu bulmaya yeterli görüldü. Ali Kemal, Rıza Tevfik, Hüseyin Dâniş ve Barsamyan Efendi ile beraber 1922 yılı Eylül ayında Dârülfünun’daki görevinden istifa etmek zorunda bırakıldı. Bu olaylar üzerine bir çeşit inzivayı tercih eden Cenap Şahabeddin, daha çok edebiyat ve sanat konularında yazı faaliyetine devam etti.

Son yıllarında yoğun bir şekilde üzerinde çalıştığı sözlüğünü tamamlayamadan 13 Şubat 1934’te beyin kanaması nedeniyle İstanbul’da yaşamını yitirdi. 14 Şubat'ta sade bir törenle Bakırköy Mezarlığı'nda kızı Destine Hanım'ın yanında toprağa verildi.

Cenap Şahabeddin, 1895 yılından başlayarak ölümüne kadar devam eden yazı faaliyetlerinde, özellikle Cumhuriyet dönemine kadar başta şiir olmak üzere edebiyatın çeşitli alanlarında otorite kabul edilmiş başlıca şahsiyetlerden biridir. Tanzimat’tan sonra Batı edebiyatı tesirinde gelişen Türk şiirinde Abdülhak Hâmid’in ardından en büyük yenilikleri yapanlar arasındadır. Edebiyatla yakından ilgilenen bir ailede doğup büyüyen Cenap Şahabeddin, on beş, on altı yaşlarında iken Muallim Naci ile Şeyh Vasfi Efendi'nin etkisinde kalarak onların gazellerini tanzir ve tahmis etmiştir. İlk şiiri bir gazeldi ve 1885’te daha öğrenciyken Saadet gazetesinde yayınlandı. Daha sonrasında yazdığı on dokuz şiirinin de nazım biçimi gazel oldu. Bu dönemden sonra Abdülhak Hâmid Tarhan ve Recâizâde Mahmud Ekrem gibi ustaların eserlerini okumaya başlayan Cenap Şahabeddin'in yeni şiirleri, Saadet gazetesiyle beraber Gülşen, Sebat ve İmdâdü’l-midâd dergilerinde yayımlandı. Henüz tıbbiye öğrencisi iken 18 şiirini "Tâmât" adıyla küçük bir kitap hâlinde 1886'da yayımladı.

Tıp ihtisası için Paris’te bulunduğu yıllarda, daha çok edebiyata ilgi gösteren Cenap, kendi ifadesiyle parnasyen ve sembolist şairleri okumuş, özellikle Paul Verlaine’den etkilenmiştir. Yurda döndükten sonra da şiiri yavaş yavaş bu tesirler etrafında değişmeye başlamıştır. 1895 yılı sonlarında Hazîne-i Fünûn dergisinde yayımlanan “Benim Kalbim” başlıklı şiiri Cenap Şahabeddin'in kelimelerle çizilen tablo karakterindeki şiirlerinin ilkidir. Cenap Şahabeddin bu yıllarda Mekteb, Hazîne-i Fünûn, Maarif, Ma‘lûmat gibi dergilerde şekil, muhteva ve ifade bakımından hem kendisinin ilk şiirlerinden, hem de çevresinde benimsenmiş şiir tarzından farklı denemelere girişmiştir. Özellikle Mekteb dergisinde 1896 senesinde yayımlanan 42 şiiri dönemin edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Dönemin edebiyat çevresi, “yeni şiiri savunanlar” ve “eski şiiri savunanlar” olarak iki cepheye ayrıldı. Bu kutuplaşmanın sonucu olarak Cenap Şahabeddin, yeni şiircilerin Tevfik Fikret yönetimindeki Servet-i Fünûn dergisinde kendisine yer buldu. Servet-i Fünûn şairlerinin çok kullandıkları, bir Fransız şiir formu olan "sone" tarzını, Türk edebiyatı'nda ilk defa Cenap Şahabeddin “Şi‘r-i Nânüvişte” adıyla yayımladığı şiirinde uygulamıştır (1895). Şâir, bu yıllarda Mekteb, Hazîne-i Fünûn, Maarif, Ma‘lûmat gibi dergilerde şekil, içerik ve anşatım bakımından farklı şiir denemelerine başladı. Bu dönemde meydana gelen edebî kutuplaşmada Servet-i Fünûn takımına katıldı. Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil’le birlikte Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri ve gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şâir oldu.

Şiirin tek gayesinin güzellik olduğunu savunan ve ona başka bir fonksiyon yüklemek istemeyen Cenap, tabiatı panteist bir duygu ile bir bütün olarak algılamıştır. Bu bakış açısıyla doğadaki her maddeyi birtakım ruh halleri ile betimlemiştir. Şair, fikir ağırlıklı şiirlerinde sosyal konuları ele almamış, insanın kaderi ve kâinat içindeki yeri üzerinde durmuştur. Gece, mehtap ve sonbahar gibi daha çok hissî tabiat manzaralarını da saf bir şekilde ele almış, şiirlerinde tabiat, kadın ve aşk temalarını işlemiştir. “Münâcât I-IV”, "Derviş" ve "Tevhid” gibi şiirlerinde panteist dinî duygulara, "Hilâl-i Giryân" başlıklı şiirinde ise millî duygulara yer vermiştir. 1908'den sonra düz yazı ağırlıklı yazmaya başladı. Tanin, Hürriyet, Kalem ve Hak gazetelerinde makaleler yazdı. Şiirleri ölümünden sonra kitaplaştırılan yazarın gezi, makale ve tiyatro eserleri sağlığında basılmıştı.

Cenap Şahabeddin, daha önce Türk edebiyatında kullanılmamış yeni ve Avrupa şiirine has formları Türk şiirinde ilk defa kullandı. Üslûba büyük önem verdi. Yeni kavramlar, semboller, isim ve sıfat tamlamaları kullanarak Türk edebiyatında daha önce başvurulmayan bir yöntem kullanmış, okuyucunun zihninde resimler canlandırabilmesine imkân verecek şekilde görsel anlatım tekniklerini şiire sokmuştur. Bu yeni anlatım ve üslûp, edebiyat çevrelerinde yadırgandı, sert eleştirilere uğradı, tenkit edildi ve hatta alaya varacak kadar yerildi. Dil ve üslûbun dejenere olduğunu iddia eden ve savunan bu zümreye Cenap Şahabettin, zamana ayak uydurulması gerektiği, zamanla birlikte sanat ve edebî anlayışın da değişebileceği, lisânın da yeni kelimeler, yeni tamlamalar ve yeni tanımlarla zamana ayak uydurması gerektiği yönündeki görüşleriyle karşılık verdi. İsmâil Safâ, Süleyman Nesib, Ahmed Hikmet, Hüseyin Cahid, Şemseddin Sâmi, Sâmih Rifat, Ali Ekrem ve Rıza Tevfik’in de katıldığı, karşılıklı atışmalara kadar varan münakaşa, lisân ve üslup çerçevesinde kalmamış, sanat, edebiyat, sembolizm gibi meselelere de uzanmıştır. Servet-i Fünûn şiirinin genel karakterinde olduğu gibi, Cenap Şahabeddin’in şiirlerinde de tasvir ön plandadır. Varlığı betimleyen metni bir resim, bir fotoğraf gibi kabul ederek ve okuyucuyu da sanki bir resme bakıyormuş gibi düşünerek tabiat, canlılar, nesneler, durumlar, olaylar görsel bir dille betimlenmektedir. Bu anlayış, önce Avrupa’da ve ardından da Türk basınında kullanılmaya başlayan görsel malzemelerin getirdiği bir akımdır. Cenap Şahabeddin ile başlayan bu akım, Tevfik Fikret, Ahmed Haşim, Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ı da etkilemiştir. Cenap Şahabeddin, resim ve mûsiki sanatlarıyla da ilgilenmiş, Fransız sembolistlerinden faydalanmakla Fransız sembolistlerinden etkilenerek şiire resim ve mûsiki ile süslemeyi denemiştir. Şâir, şiirde âhenge önem verdiği için hece ölçüsü yerine aruz ölçüsünü tercih etmiş, makalelerinde ve tartışmalarında da hece veznini küçümsemiştir.

Cenap Şahabeddin’in gazetelerde siyasî yazılar yazması, II. Meşrutiyet’ten sonra İstanbul’a gelişiyle başlar. İlk önce Hürriyet’in başyazarı oldu. Hürriyet'ten sonra onun yerine çıkan Siper-i Sâika-i Hürriyet’te, daha sonra da Şebab, Hak ve İctihad gazetelerinde siyasî içerikte yazılar yazdı. Mizah dergisi Kalem'de "Dahhâk-i Mazlûm" takma adını kullanarak yine siyasi içerikli mizah yazıları kaleme aldı. Balkan Savaşları’ndan sonra Tasvîr-i Efkâr gazetesi şâiri birkaç defa Avrupa’ya gönderdi. Gezi izlenimleri, gazetede “Avrupa Mektupları” başlığı ile 1916'da yayımlandı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, dördüncü ordu kumandanı Cemal Paşa’nın davetiyle Suriye’ye gitti. Bu gezileri de 1918'de “Suriye Mektupları” adıyla yayımlandı. Kurtuluş Savaşı döneminde, millî mücadele aleyhinde yayın yapan Ali Kemal’in Peyâm ve Sabah gazetelerinde çıkan bazı yazılarında, ordunun Birinci Dünya Savaşı’nda basiretsiz komutanlar yüzünden yenilgiye uğradığını iddia etti. Bu yazılar, askerin moralini bozduğu gerekçesiyle çok sert karşılandı ve Cenap Şahabeddin'in Anadolu hükümeti ile arasının bozulmasına yol açtı. Milli Mücadele döneminde İstanbul' da yapılan Darülfünun (üniversite) konferansının ardından çıkan ayaklanmalardan hemen sonra üniversite öğrencilerinin yaptığı eylemden protesto edilen üniversite hocalarından biri olan olan Cenap Şahabettin' in ders sırasında söylediği; ''Üzülmeyin efendiler, tersine mutlu olun. Çünkü Yunanlılar bizim lehimize çalışıyor. Memleketi milliyetçi denilen haydutlardan, serserilerden temizliyorlar.'' sözüyle milli mücadele sırasında çok fazla tepkiye maruz kaldı. Bu dönemin ardında şâirin yıldızı bir daha cumhuriyet idâresi ile barışmadı. Dilde muhafazakârlığı savunması, Türkçüler’le giriştiği tartışmalar, İttihatçılar’ı ve Enver Paşa’yı tutması, sonra yermesi, Cemal Paşa ile olan yakınlıklarının menfaate dayandığı, kadın hakları aleyhindeki yazıları, yeni kurulan cumhuriyetin ileri gelenleri tarafından affedilmedi. Kurtuluş Savaşı'ndan ve cumhuriyetin ilânından sonra da hakkındaki olumsuz yargı değişmedi. Falih Rıfkı Atay ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi dönemin önde gelen münevverleri şâire karşı tavır aldılar. Cenap Şahabeddin, ölümüne yakın yıllara kadar zaman zaman Cumhuriyet inkılâplarını benimseyen yazılar kaleme aldıysa da daima önceki yazıları hatırlatılarak suçlamalara devam edilmiştir.

Cenap Şahabeddin, sosyal içerikli yazılarında dinî konulara da değinmiştir. Ne var kî, İslâmî meseleler hakkındaki görüşleri, dönemin dinî otoritelerince çoğunlukla eleştirilmiştir. Şâirin yazılarından, bazı şiirlerinden ve özellikle Paris’ten gönderdiği 1912 tarihli mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla, mistik ve panteist bir din algısına sahip olduğu anlaşılmaktadır.

YAPITLARI:

Şiir:

Tâmât (1887)

Seçme Şiirleri (1934, ölümünden sonra)

Bütün Şiirleri (1984, ölümünden sonra)

"Elhan-ı Şita"

"Yakazat-ı Leyliye"

Tiyatro:

Yalan

Körebe (1917)

Küçükbeyler

Merdud Aile

Gezi yazısı:

Hac Yolunda (1909)

Afak-ı Irak (1917)

Avrupa Mektupları (1919)

Suriye Mektupları (1917)

"Medine'ye Varamadım (1933)

Düzyazı:

Evrak-ı Eyyam (1915)

Nesr-i Harp (1918)

Nesr-i Sulh (1918)

İnceleme:

William Shakespeare (1932)

Kadı Burhanettin

Sizlerle iki şiirini paylaşarak Cenap Şahabeddin'i anmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

BİTMEMİŞ BİR GÜL

 

Bir gonce râz-ı aşkı sarar penbe bir güle

Bir gül bugün nişanlanacak andelîb ile

Güller açınca kendini her kalb-i derbeder 

Güller açınca arş-ı hayâlâtı devreder

Cûlar güler uzakta, çemenlerde bâd-ı saf 

Eyler harem-serâyım eş kuşların tavaf

Güllerle rû-be-rû açılır taze sineler, 

Her sine kendi üstüne güllerle iğneler.

#CenapŞahabeddin

SENİN İÇİN

 

Sesin işler gibi bir şuh kanat gamlarıma

Seni dinlerken olur kalbim uçan kuşlara eş,

Gün batarken sanırım gölgeni bir başka güneş;

Sarışınlık getirir gözlerin akşamlarıma.

Doğuyor ömrüme bir yirmi sekiz yaş güneşi 

Bir kuş okşar gibi sen saçlarımı okşarken.

Koklarım ellerini gülleri koklar gibi ben;

Avucundan alırım kış günü bir yaz ateşi.

Gönlüme avdet eder her unutulmuş nisan 

Ne zaman gençliğini yolda hıraman görsem.

Eskiden pembe dudaklarda dağılmış busem

Toplanır leblerime, bir gece dalgın dursan.

Seni zambak gibi gördükçe açık pencerede 

Gül açar bahtımın evvelki hazanlık korusu

Genç eder ufkumu hülyalarımın genç kokusu;

Sorarım ak saçımın örttüğü yıllar nerde?

Cebhemi varsın o solgun seneler soldursun 

Yeni yıldız gibi doğdukça güzel her akşam,

Gençliğin böyle benimken kocaman, hiç kocamam

Ruhum, ölsem bile ben, sen yaşayan ruhumsun.

#CenapŞahabeddin

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Kahramanmaraş'ın Kurtuluş Günü:

12 Şubat 1920 tarihi Kahramanmaraş ilinin Türk ordusu tarafından Fransız işgalinden kurtarıldığı tarihtir. Kahramanmaraş ilinin 101. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

12 Şubat 1502 - Vasco da Gama, Lizbon'dan Hindistan'a doğru ikinci yolculuğuna çıktı.

12 Şubat 1541 - Santiago, (Şili) Pedro de Valdivia tarafından kuruldu.

12 Şubat 1818 - Şili, İspanya'dan bağımsızlığını ilan etti.

12 Şubat 1859 - Mülkiye Mektebi, Sadrazam Âli Paşa ve Hükûmet üyelerinin katılımıyla açıldı.

12 Şubat 1870 - Utah'ta kadınlar, oy kullanma haklarını elde ettiler.

12 Şubat 1879 - New York'un Madison Square Garden kapalı spor salonunda, Kuzey Amerika Kıtasındaki ilk yapay buz pateni pisti açıldı.

12 Şubat 1912 - 6 yaşındaki Çin İmparatoru Puyi, tahttan indirildi. Böylelikle iki bin senelik Çin İmparatorluğu ve 267 yıllık Mançu Hanedanı son bulmuş oldu.

12 Şubat 1912 - Çin'de Gregoryen Takvimi kullanımı başladı.

12 Şubat 1920 - Kurtuluş Savaşı: Türk ordusu Fransa hakimiyeti altındaki Kahramanmaraş'ı aldı.

12 Şubat 1929 - Stalin tarafından sürgün edilen eski savaş komiseri Troçki, "İlyiç" adlı bir şileple İstanbul'a geldi.

12 Şubat 1934 - Avusturya'da iç savaş başladı.

12 Şubat 1937 - Atatürk'ün Selanik'te doğduğu ev, Selanik Belediyesince sahibinden satın alınarak, Atatürk'ün emrine tahsis edildi.

12 Şubat 1951 - 17 yaşındaki Süreyya İsfendiyari Bahtiyari, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi ile Tahran'daki Gülistan Sarayı'nda evlendi.

12 Şubat 1956 - Karikatürist Turhan Selçuk, Uluslararası "Bordighera Mizah Şenliği"'nde Platin Palmiye Ödülü'nü aldı.

12 Şubat 1961 - SSCB, Venüs gezegenine Venera 1 uzay aracını gönderdi.

12 Şubat 1971 - Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.'nin (TOFAŞ) Bursa'daki otomobil fabrikası, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Süleyman Demirel'in de katıldığı bir törenle açıldı. Fabrika, Fiat lisansıyla "Murat 124" tipi otomobillerin üretimine başladı.

12 Şubat 1975 - Türkiye Emekçi Partisi, Mihri Belli tarafından kuruldu.

12 Şubat 1988 - Dr. Ziya Özel'in "zakkumla" kanser tedavisi iddiasının, TRT tarafından "haber" olarak verilmesi yankı uyandırdı.

12 Şubat 1990 - Hükümetin açıkladığı tütün fiyatlarını protesto eden üreticiler, Akhisar'da sokağa döküldü, 200 kişi gözaltına alındı.

12 Şubat 1990 - Super Mario Bros. 3 adlı video oyunu ABD'de piyasaya sürüldü.

12 Şubat 1993 - Birleşik Krallık'ta 10 yaşındaki iki çocuk, 2 yaşındaki James Bulger'i kaçırarak öldürdü.

12 Şubat 1994 - Kış Olimpiyat Oyunları, Lillehammer'da (Norveç) başladı.

12 Şubat 1994 - Tuzla tren istasyonunda çöp kutusuna yerleştirilen saatli bomba patladı: 5'i yedek subay, biri sivil 6 kişi öldü; aralarında sivillerin de bulunduğu 29 kişi yaralandı.

12 Şubat 2001 - NEAR Shoemaker adlı uzay aracı, 433 Eros adı verilen asteroidin yüzeyine indi.

12 Şubat 2002 - İran Havayollarına ait Tupolev Tu-154 tipi bir yolcu uçağı, inişe geçtiği sırada Hürremabad'da (İran) düştü: 119 kişi öldü.

12 Şubat 2002 - Yugoslavya'nın eski Devlet Başkanı Slobodan Milošević'in yargılanmasına, BM savaş suçları mahkemesinde başlandı. Milošević, bu süreç sona ermeden öldü.

12 Şubat 2010 - Kış Olimpiyatları, Vancouver'da (Kanada) başladı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

12 Şubat 1768 - II. Francis, Roma-Cermen İmparatoru (ö. 1835)

12 Şubat 1809 - Abraham Lincoln, Amerikalı hukukçu, siyasetçi ve ABD'nin 16. Başkanı (ö. 1865)

12 Şubat 1809 - Charles Robert Darwin, İngiliz doğa bilimci (ö. 1882)

12 Şubat 1855 - Fannie Barrier Williams, Amerikalı toplumsal reformcu, hatip ve kadın örgütçü (ö. 1944)

12 Şubat 1874 - Auguste Perret, Fransız mimar (ö. 1954)

12 Şubat 1881 - Anna Pavlova, Rus balerin (ö. 1931)

12 Şubat 1892 - Theodor Plievier, Alman yazar (ö. 1955)

12 Şubat 1893 - Omar Bradley, Amerikalı asker (ö. 1981)

12 Şubat 1893 - Giovanni Muzio, İtalyan mimar ve akademisyen (ö. 1982)

12 Şubat 1900 - Vasili Çuykov, Sovyetler Birliği Mareşali (ö. 1982)

12 Şubat 1915 - Lorne Greene, Amerikalı sinema oyuncusu (ö. 1987)

12 Şubat 1926 - Irene Camber, İtalyan eskrimci.

12 Şubat 1932 - Rami Garipov, Başkurt ulusal şair, yazar ve oyun yazar (ö. 1977)

12 Şubat 1933 - Constantin Costa-Gavras, Yunan sinema yönetmeni.

12 Şubat 1936 - Oktay Arayıcı, Oyun ve senaryo yazarı (ö. 1985)

12 Şubat 1939 - Ray Manzarek, Amerikan klavyeci (The Doors) (ö. 2013)

12 Şubat 1940 - Pablo Hernández, Kolombiyalı bisiklet sporcusu (ö. 2021)

12 Şubat 1941 - Aydın Engin, Gazeteci, oyun yazarı, senarist ve politikacı.

12 Şubat 1942 - Ehud Barak, İsrail Başbakanı.

12 Şubat 1946 - Ajda Pekkan, Şarkıcı ve sinema oyuncusu.

12 Şubat 1953 - Nabil Shaban, İngiliz oyuncu.

12 Şubat 1955 - Arsenio Hall, Amerikalı TV program yapımcısı.

12 Şubat 1964 - Adnan Aybaba, Millî yelkenci ve futbol yorumcusu.

12 Şubat 1968 - Christopher McCandless, Amerikalı gezgin (ö. 1992)

12 Şubat 1968 - Josh Brolin, Amerikalı film ve televizyon oyuncusu.

12 Şubat 1969 - Darren Aronofsky, Amerikalı film yönetmeni ve senarist.

12 Şubat 1969 - Alemayehu Atomsa, Etiyopyalı politikacı (ö. 2014)

12 Şubat 1975 - Regla Torres, Kübalı voleybolcu.

12 Şubat 1977 - Lerzan Mutlu, Şarkıcı ve sunucu.

12 Şubat 1979 - Jesse Spencer, Avustralyalı oyuncu.

12 Şubat 1980 - Christina Ricci, Amerikalı oyuncu.

12 Şubat 1991 - Earvin Ngapeth, Fransız voleybolcu.

12 Şubat 1993 - Jennifer Stone, Amerikalı aktris.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

12 Şubat 1554 - Jane Grey, İngiltere Kraliçesi (d. 1536)

12 Şubat 1730 - Luca Carlevarijs, İtalyan ressam ve gravür sanatçısı (d. 1663)

12 Şubat 1798 - II. Stanisław August Poniatowski, Polonya'nın son kralı (d. 1732)

12 Şubat 1804 - Emmanuel Kant, Alman düşünür (d. 1724)

12 Şubat 1856 - Giuseppe Donizetti, İtalyan müzisyen ve ilk Türk bandosu Mızıka-yı Hümâyun'u kuran (d. 1788)

12 Şubat 1885 - Anthony W. Gardiner, Liberyalı hukukçu ve siyasetçi (d. 1820)

12 Şubat 1894 - Hans von Bülow, Alman piyanist ve besteci (d. 1830)

12 Şubat 1896 - Ambroise Thomas, Fransız opera bestecisi (d. 1811)

12 Şubat 1916 - Richard Dedekind, Alman matematikçi (d. 1831)

12 Şubat 1933 - Henri Duparc, Fransız besteci (d. 1848)

12 Şubat 1934 - Cenap Şahabettin, Şair, yazar ve doktor (d. 1870)

12 Şubat 1939 - Søren Sørensen, Danimarkalı biyokimyacı (d. 1868)

12 Şubat 1942 - Grant Wood, Amerikalı ressam (d. 1891)

12 Şubat 1949 - Hasan el-Benna, Mısırlı siyasi ve dini lider (Müslüman Kardeşler hareketinin kurucusu) (d. 1906)

12 Şubat 1954 - Dziga Vertov, Rus film yönetmeni ve sinema kuramcısı (d. 1896)

12 Şubat 1969 - Vahi Öz, Tiyatro ve sinema sanatçısı (Türk sinemasının "Horoz Nuri"si) (d. 1911)

12 Şubat 1976 - Sal Mineo, Amerikalı oyuncu (d. 1939)

12 Şubat 1976 - John Lewis, İngiliz Marksist düşünür (d. 1889)

12 Şubat 1979 - Jean Renoir, Fransız sinema yönetmeni (d. 1894)

12 Şubat 1983 - Eubie Blake, Amerikan piyanist ve besteci (d. 1887)

12 Şubat 1984 - Julio Cortázar, Arjantinli yazar (d. 1914)

12 Şubat 1984 - Mahmut Sami Ramazanoğlu, Erenköy Cemaati Lideri (d. 1892)

12 Şubat 1996 - Bob Shaw, Kuzey İrlandalı bilimkurgu yazarı (d. 1931)

12 Şubat 1989 - Thomas Bernhard, Avusturyalı yazar (d. 1931)

12 Şubat 2000 - Charles Schulz, Amerikalı karikatürist ve çizgi roman çizeri (Snoopy) (d. 1922)

12 Şubat 2001 - Nezih Demirkent, Gazeteci ve eski Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı (d. 1930)

12 Şubat 2007 - Yavuz Sabuncu, Akademisyen ve anayasa hukukçusu (d. 1948)

12 Şubat 2013 - Tekin Akmansoy, Tiyatro ve sinema sanatçısı (d. 1924)

12 Şubat 2019 - Erdoğan Sıcak, Tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu (d. 1940)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Cuma.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?