Perşembenin Öyküsü: YALAN

SAATİ GELDİ

- Ahhh! Ah! Ah Timur! Ah!

- Ne oldu Yıldız?

- Liste yapıp veriyorum. Verdiğim listeye bakmıyorsun.

- Bakmaz mıyım? Bunlar liste dışı mı?

- Listede yazılı toz şeker nerde?

- Yok mu?

- Yok. Unutmuşsun.

- Aman sen de... İki kızın var kazık kadar. Biri gitsin alsın marketten.

- Olmaz. Bu soğuk havada çıkarmam kızlarımı. Kıyamam!

- Haklısın. Hem de çok. İki aydır doktorun diyetini uyguluyorum. Bir deri bir kemiğe döndüm. İki lokma yiyorum günde. Ama ne benim getir kimliğim değişti. Ne de üçünüzün götür.

- Biliyor musun? Yaşlanırken tembelleşiyorsun… Sen gelmeden az önce Aydan aradı. Senin eski mahallenden Bahadır dün akşam kaldırıldığı hastanede kurtaramamışlar. 22.00’de ölmüş. Başın sağolsun. Cenazesi yarın öğle namazından sonra kaldırılacakmış.

- Bahadır mı? Yalandır.

- Ölümün yalanı olur mu?

- Bahadır ise yalandır. İnanma.

- Neden konuşuyorsun arkadaşının arkasından?

- Sen bu Bahadır’ı bilmiyorsun.

- Anlattın mı hiç! Nerden bilirim?

- Kısmet bugüneymiş. Bahadır yalancıdır.

- Herkes biraz yalan söyler.

- Bahadır palavracı cinsinden.

- Herkes biraz palavra atmaz mı?

- Bahadır mangalda kül bırakmayanlara rahmet okutan kıdemli palavracıdır.

- O ne demek?

- Palavra Osmanlı donanmasında en büyük topun adı. Atılınca sesinden düşman gemilerini batırıyormuş…

- Abartmıyor musun?

- Yeni taşındılar. Okulun karşısındaki kahveye de takılmaya başlamıştı. Konu paşalardan açıldı. Paşalar törenlere gitmeden önce üçer kez sağa ve sola çevirip selam verirlermiş.

- Nerden biliyormuş?

- Sorduk biz de nereden bildiğini.

- Ne dedi?

- Dördüncü Kürnettin Paşa dedesinin babasıymış.

- O bilmeyecek de biz mi bileceğiz?

- Daha yeni başladım. Öğrendik yıllar sonra. Dünya tarihinde Kürnettin yokmuş. Geçtik birincisini, ikincisini, üçüncüsünü. Dördüncüsünü kakalamış bize. Sanki Dördüncü Murat.

- Abartılacak yalan değil bu. “Yok artık bu kadar da olamaz!” dedirten yalanları mı var? Hani şu…

su çakan çakmak veya daldaki fil gibi.

- Tam tersi. Akıllı uslu yalanlar Dördüncü Rüknettin gibi.

- Neler onlar?

- Hacca giden dedesi dönerken uğradığı Mısır’dan iki bin liraya kedi mumyası almış anı olsun diye. Ölünce de Bahadır’a kalmış. Sonradan öğrendik. Burası doğru. Ancak bakalım sonrasına…

Sonra bir gün kahveye elinde bir fotoğraf ve Eski Mısır Ansiklopedisi’nin fotokopisini getirdi.

O mumyayı bahçeyi kazarken bulduğunu söyledi.

- Benziyor muydu?

- Benzemez mi! Hık demiş burnundan düşmüş.

- Paha biçilmez doğruysa.

- Satıyormuş. Yüz bin liraya.

- Müzeye gitseydi :-))

- Düşünmemiş bile. Eski eser kaçakçısı olarak yakalanırmış.

- Sonra ne oldu?

- Sonra kahveci Çeto’nun düşmüş içine kuşku. Gelmiş aklına. Tanıdığı radyoloğa tomografisini ve röntgenini çektirmeye götürmüşler.

- Eee?

- Götürmüşler kedi mumyasını. Çekilmiş tomografisi. Çekilmiş röntgeni

- Film gibi meraklandım. Ne çıkmış?

- Kedi yokmuş.

- Boş muymuş?

- Nasıl olur demeden sen, anlatayım ben.

- Radyolog aramış bir arkadaşını. İşin aslı şuymuş. Eski Mısır’da rahipler piramitleri ziyarete gelen hacılara mumyaladıkları kedileri satarmış. Ancak yüzde doksanının içerisini hayvan kemikleriyle bezlerle doldururlarmış.

- Bakar mısın şu uyanıklara? Üstüne de para alıyorlarmış…

- Aynen.

- Şu bitsin sana okkalı çene yorgunluğu kahvesi yapacağım. Eee sonra

- Radyolog arkadaşına durumu anlattığını söylemiş Bahadır’a. Mumya kedi öyle yüz bine değil on milyona gidermiş.

- Sattı mı?

- Satmak ne kelime! Benim bildiğim 20 yıldır müşteri arıyor…

- Ve üç buçuk atıyordur eski eser kaçakçısı olarak yakalarlar diye…

- Nerden bildin Yıldız? Kahvedeyken korkuyla bakıyordu her gelen yabancıya…

- Veya dolandırıcı diye. Yalancılığına inanmaya başladım… Başka?

- Şu Amerika’ya giden Kolomb var ya. Biliyorsun üç gemiyle gitti.

- Kolomb mu? Yuh artık demeye başlayabilirim…

- Kolomb’un gemisi Santa Maria’da büyük büyük büyük dedelerinden tayfa olan Çipriyano lakaplı Çetin de varmış.

- Kıbrıslı Çetin.

- Kıbrıslı derlermiş… Ne zaman varılacağını bilmedikleri uzun yoldalar. Zar oyunları, kâğıt oyunları keyif vermemeye başlamış. Yumurtayı dik tutalım, demişler. Başlamışlar denemeye sırayla…

- Bırak denizde giden gemiyi, karada bile durmaz.

- Amerika’ya varmalarına üç gün kala büyük büyük büyük dedesi Kıbrıslı Çetin başarmış. Dik duruyormuş sonunda.

- Kolomb ne demiş?

- Kızmış köpürmüş. ‘Hile yaptın bana!’ demiş.

- Hani şu ‘ağanın şeyinin üstüne edilmez’ cinsinden mi?

- Sözü ağzımdan aldın. Tutmuş yumurtayı Kolomb. Vurmuş masaya. Büyük tarafı çat. Dik durmuş.

- Hangi tarih kitabında yazıyor bu olay?

- Yazmıyormuş tarih kitapları. Tarihçiler yemiş büyük büyük büyük dedesinin hakkını.

- Kime çekmiş bu?

- Bildiğimiz kadarıyla hiçbir akrabası böyle değildi.

- Telefonun çalıyor al.

- Ooooo! Naber? Özlemişim sesini. Ne diyeceksin? ‘………………’. Öyle mi! Peki peki. Sağol. Yarın kahveye uğrarım. Görüşürüz.

- Önemli bir şey mi?

- Bahadır.

- Bahadır mı? Hangisi?

- Dün gece 22.00’de ölen. Dirilmiş. Beni arıyormuş…

- Çüş yani. Nasıl olur? Aydan duymuş ya.

- Sana inanma dedim ya.

- Peki ne görüşecekmiş seninle.

- Turizmci dayın Erkin bey vardı. Rahmetli.

- Dayıcığım öleli beş yıl oluyor. Ne işi varmış dayımla?

- Dayın turizmci olduğu için, bize Fransa’da ücretsiz bir aylık balayı tatili yaptırmıştı ya.

- Ağustos’ta.

- Biz balayında iken. 15 Ağustos’ta ondan borç almışım. Verdiği on yıl sonra gelmiş aklına. Çeto aradı. Ona söylemiş. Gelip kahveye borcumu ödeyecekmişim.

- Ohalı çüş.

- Gidiş – dönüş biletlerini ve resimlerden bazılarını cep telefonuna alıp gideceğim yarın.

- Sizin Bahadır yalandan da ölmüyor. Hem yalandan kim ölmüş!

- Yalandan değil yalan söylemekten ölecek!

* * *

Murat Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?