A Vitamininin bağışıklık üzerine etkileri

A Vitamini(VitA), görmeyi sürdürmek, büyümeyi ve gelişmeyi desteklemek ve vücuttaki epitel ve dokuların bütünlüğünü korumak için gerekli önemli bir mikro besindir. Vit A, bağışıklık fonksiyonunu güçlendirmedeki kritik rolü nedeniyle enfeksiyona karşı koruyucu bir vitamin olarakta bilinir. Vit A, bağışıklık sisteminin geliştirilmesinde ve hücresel bağışıklık yanıtlarında ve bunların süreçlerinde düzenleyici roller üstlenir. Vit A, son yapılan çalışmalarda çeşitli bulaşıcı hastalıkların tedavisinde başarılı bir etkisi olduğu belirlendi.

A vitaminin görme, büyüme, hücresel farklılaşma, metabolizma ve üreme rolü üzerinde etkisi uzun zamandan beri incelenmesine karşın, bağışıklık sistemi üzerine olan etkisinin yeterince araştırılmamıştır.

A vitamini insan vücudu tarafından sentezlenemez. Diyet ile sağlanıp, bağırsak tarafından emilir. Bu vitaminin başlıca doğal kaynakları, bitki karotenoidleri ve hayvan dokularında bulunan uzun zincirli retinil esterlerdir. Yeşil yapraklı sebzeler, havuç, lahana, taze patates, lahana, domates, ıspanak, mango, kuru kayısı, bezelye başlıca besinsel kaynaklar olup, taze süt, süt ürünleri, tereyağ, balık ve kırmızı et A vitamininden zengin hayvansal gıdalardır. Bağrsaktan emilimi safranın ve antioksidanların varlığı da dahil olmak üzere bir dizi faktöre bağlıdır. Emilim yaşa bağlı olarakta değişkenlik gösterir. Bağırsaktan emilen A vitaminin, depolanma yeri karaciğerdir.

Çoğu kez beslenmedeki yokluktan kaynaklanan A vitamini eksikliği körlüğe kadar gidebilen göz sorunlarıyla kendisini gösterir. Yunan dilinde göz kuruluğu anlamında kullanılan kseroftalmi sözcüğü, diyetlerde A vitamini eksikliğinden kaynaklanan beslenme kökenli körlüğünü ifade eder. Kseroftalmi genellikle ileri düzeyde A vitamini yoksunluğunun göstergesidir.

BAĞIŞIKLIK VE ENFEKSİYONA OLAN ETKİSİ
Uzun süren A vitamini eksikliğinin kişiyi enfeksiyona yatkın hale getirdiğine şüphe yoktur. A vitamini bağışıklık sisteminin normal fonksiyonlarını sürdürebilmesi için gerekli olan besin öğelerinden bir tanesidir. A vitaminin aktif bir metaboliti olan retinol (retinoik asit) bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını düzenli olarak sürdürebilmesi için gereklidir.
Vitamin A, epitelyal yüzeylerin bütünlüğünün korunmasında da önemlidir. Eksiklik durumlarında Hücrelerin katmanlaşması, ardından soyulması ile birlikte olan cilt değişiklikleri yaygındır ve eksikiliğin uzun sürmesi halinde mukozal yüzeylerde bulunan mikro organizmaların vücudu istila etmesine neden olur.
A vitamini eksikliğinin derecesinin değerlendirilmesi göz önüne alındığında, yakın zamanda yayınlanan çalışmalarının sonuçları yararlı olmuştur. Barclay vd. iki yaşından küçük Tanzanya'lı çocuklara ağızdan 60 mg A vitamini verilirse kızamıktan oluşan ölüm oranlarında azalma olduğunu göstermiştir.
Endonezya'da yapılan daha kapsamlı çalışmalarda da benzer sonuçlar alınmıştır.
A. Tomkins ve G. Hussey kseroftalminin çok görüldüğü bölgelerde sıklıkla karşılaşılan enfeksiyonları ve bunların yarattığı komplikasyonlarının azalması için A vitamini takviyelerinin gerekli olduğu belirlenmiştir.

A vitamininin bağışıklık sisteminin farklı bileşenleri üzerindeki etkisinin belirlenmesinden sonra Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genişletilmiş Aşılama Programı ve Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) çocuk sağlığı ve beslenme programlarının düzenli olarak A vitamininin dahil edilmesini önerdi.
UNICEF ve WHO yaşamın ilk yılı için daha aktif bir politika önermektedir. Takviye olarak doğumdan hemen sonra anneye 60 mg. A vitamini verilmesini tavsiye etmektedirler. Bu miktarda bir oral dozun sonucunda anne sütünde A vitamini artışının meydana gelmesi olası görünmektedir.
Başka bir UNICEF-WHO stratejisi, aşılama sırasında A vitamini dozlarının, yaklaşık 3-4 ay ve kızamık aşısı için 9 ay sürekli olarak verilmesidir. (Bilinmesi gereken önemli bir nokta bu yaklaşımlar, anne sütü, yeşil yapraklı sebzeler ve karotenoidler bakımından zengin meyvelerin diyetle alımını ihtiyacının yerini alması anlamına gelmemelidir.)

A Vitamininn bağışıklık sistemine olan etkisi ağız, mide, bağırsak gibi organlarımızın iç yüzeyini kaplayan mukozada başlar. Vücudunuzun geniş mukozal yüzeylerindeki hücreler sürekli olarak besinler, mikroplar ve toksinlerle temas halindedir. Her gün sayısız immünolojik kararlar alırlar. Bağırsak kararlarını verirken, bilgiyi sistemik bağışıklık sistemine aktarır. Mukozal tolerans, hayatta kalmamız için bir gerekliliktir.
Bağırsak, sağlığın başladığı yerdir ve aynı zamanda sayısız bakteri türünden oluşan büyük bir mikrobiyotaya da ev sahipliği yapar. A vitamini, bağırsakların doğru kararları vermesinin anahtarıdır.

A vitamini, enfeksiyonlara karşı koruyucu rolleriyle tanınmaktadır. Koruyucu rollerin önemli bir kısmı, antikor yanıtlarını, özellikle mukozal dokulardaki antikor yanıtlarını geliştirme yeteneği ile ilgili olduğu düşünülmektedir.

Böylece sağlıklı bir floranın korunmasına yardımcı olur. Diyetteki A vitamininden türetilen retinoik asit, bağışıklık sağlayan plazma hücrelerinin öncüleri üzerinde olumlu bir etki yapar.

Yeterli A vitamini ile bağırsaklarımız, sayısız iltihaplı hastalığa ajanlardan korunacak ve kronik olarak iltihaplanmayacaktır.

Diyetlerimiz zaman içinde önemli ölçüde değişti. Taze doğal ortamlarda çiftliklerde yetiştirilen ürünler, otlatılmış süt ürünleri ve et günümüzde pek çok katkı maddesi ilave edilerek tüketicilere sunulur hale geldi. Bu katkı maddeleri vitaminlerin faydalarını azalttı. Kişiler doğal ortamda yetişen gıda ürünlerini tüketmiyorlarsa vitaminler açısından eksikliklerle karşılaşabilirler. Gıdalarla alınan A vitamini eksikliği ne kadar fazlaysa, immünolojik tolerans kaybı riski o kadar artar.

Avitamini yetersizliğinde çocuklarda büyüme ve gelişmede yetersizlik oluşturur. Özellikle çocuklarsa sık görülen çocukluk çağı enfeksiyonlarda bu hastalıklara karşı vücut direncini düşürür.
Okul öncesi çocuklara A vitamini takviyesinin bazı ishal, kızamık, insan immün yetmezlik virüsü (HIV) enfeksiyonu ve sıtma türlerinden kaynaklanan ölüm ve hastalık risklerini azalttığı bilinmektedir. Bu etkiler muhtemelen A vitamininin bağışıklık üzerindeki etkilerinin bir sonucudur. Belirli koşullar altında bebeklere A vitamini takviyesi, tetanoz ve difteri toksoidleri ve kızamık dahil olmak üzere bazı aşılara karşı antikor yanıtını geliştirme potansiyelini arttırmaktadır.

A vitamininin koronavirüs türleri üzerine olan etkisi de, deney hayvanları ile yürütülen bazı araştırmalarda incelenmiştir. A vitamini açısından yetersiz bir diyetle beslenen tavukların, bir tür koronavirüs olan enfeksiyoz bronşit virüsü (IBV) ile enfekte edilmesi sonucunda A vitamininden yeterli diyetle beslenen tavuklara kıyasla IBV enfeksiyonunu daha ağır geçirdikleri bildirilmiştir (West, Sijtsma, Kouwenhoven, Rombout, & van der Zijpp).

A vitamininin henüz insanlarda koronavirüslere karşı koruyucu veya tedavi edici potansiyeli bilinmemediğinden, bu konuya ilişkin çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak, A vitamini eksikliğinin enfeksiyon hastalıklarıyla ilişkisi düşünüldüğünde yeterli ve dengeli beslenerek günlük gereksinimin sağlanmasının ve yetersizliği olan bireylerde optimal A vitamini seviyelerine ulaşmasının önemli olduğu vurgulanabilir. Türkiye Beslenme Rehberi’ne göre yeterli A vitamini alımı yetişkin erkekler için 750 mcg, kadınlar için 650 mcg olarak belirlenmiştir. ( Bazı gıdalarda, pişmiş tatlı patatesin 100 gr.da 1043 mcg. Pişmiş havuç 100 gr da 852 mcg A Vit bulunur. )
A vitamini günlük gıdalardan sağlanmalı, gerektiğinde eczanelerde satılan A vitaminide içeren vitamin komplekslerinden bir doktor denetiminde kullanılmalıdır. Bu sentetik preperatların gereginden fazla ve uzun süre kullanılması zehirlenme etkisi yapabilir. Fazla A vitamininden oluşan zehirlenmenin ilk belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, eklem ağrısı, bulantı, kusma, iştah kaybı, derinin renginin sararması ve çeşitli sinir sistemi bozukluklarıyla kendisini gösterir. Yalnız bilinmesi gerekli diğer bir nokta, besinler ile alınan A vitaminin asla toksik etki yapmayacağıdır. Toksik etki sadece dışarıdan uzun süreli ve fazla miktarda alınan A vitaminleri nedeniyle olur.

Sonuç olarak A vitamini ve diğer vitaminler günümüzde pandemi şeklinde tüm dünyada etkisini gösteren Coronavirüs ( Covid-19-Sars-cov-2) virüsüne karşı aşı olarak etki etmezler. Ancak bu vitaminlerin kullanılması bağışıklık sistemini ve cilt üzerindeki reseptörleri güçlendirerek hastalığın oluşmasını zorlaştırır, hasta olan kişilerin hastalığı daha rahat geçirmelerine yardımcı olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem Aydemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?