Önce Anayasa mı, yoksa seçim mi?

2023 seçimlerine daha 2 yıl varken şimdiden ortalık savaş alanına döndü.

Her gün karşılıklı suçlamalar, damgalamalar, hakaretler…

Son günlerde şiddeti giderek artan kutuplaşmayı görünce aklıma AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ’ın, geçtiğimiz yılın eylül ayında Balıkesir Ayvalık ilçe kongresinde yaptığı konuşma geldi.

Ne demişti Dağ?

“2023’te gerçekleşmesi beklenen seçimler, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en sert seçimleri olacak. Her birimize büyük görev ve yük düşüyor. Neticeyi bu şekilde alabiliriz.”

Kısacası Hamza Dağ, bugün şahit olduğumuz siyasetin yapılış tarzının sinyalini daha aylar önce vermişti.

Bir tarafta millet ittifakının, halen kuramadıkları ittifak masasını şimdiden devirmeme çabaları, öteki tarafta cumhur ittifakının günden güne artan birliği güçlendirme atakları…

Önce Millet ittifakına bakalım:

Hem rakip cepheyle boğuşuyor, hem de kendi içindeki ne yaptığı belli olmayan unsurlarla…

İyi Parti’de hepimizin malumu bir Ümit Özdağ sorunu var… “Fetöcü il başkanı” iddiasıyla partiyi karıştırıyor, sonra ihraç edildiği partisine mahkeme kararıyla geri dönüyor. Sürekli ekranlara çıkıp kendi partisini ve yönetimini eleştiriyor.

İyi Parti, Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem ismi üzerinden de yıpratılmak isteniyor. Erdem’in 10 yıl önce attığı tivitler “Fetö’cü” olduğu iddiasının konuşulmasına yol açıyor.

İyi Parti’deki bu spekülasyonlar, cumhur ittifakının son zamanlarda millet ittifakı için yaptığı “terör sevici partiler” nitelemesine deyim yerindeyse çanak tutuyor.

CHP tarafına baktığımızda ise önce seçmende hiçbir karşılığı kalmamış Mustafa Sarıgül vakasını görüyoruz. Özellikle, kendisini tanıyıp tanımadıkları bile belli olmayan gençlere bir sürü vaatte bulunarak yollara düşüyor, çektiği videolarda komik durumlar yaratıyor. Sadece Sarıgül’le kalsa iyi…

Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal’ın da CHP’den ayrılarak parti kuracağı söyleniyor.

Bir de Muharrem İnce ve onunla birlikte hareket edeceklerini açıklayan, “Atatürkçüyüz” iddiasındaki 3 milletvekili var.

Muharrem İnce gibi bir siyasetçinin Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bugüne kadar görülmediğini ve bundan sonra da görülmeyeceğini düşünüyorum.

Aylardır istifa konusunu ağzına sakız yapan, 3 milletvekili CHP’den istifa ettiği gün “Ben de kısa zamanda istifa edeceğim” diyen ve bu yazının yazıldığı 7 Şubat günü hala istifa etmemiş olan Muharrem İnce…

Öyle anlaşılıyor ki, bir türlü istifa etmeyerek sürekli gündemde kalmayı planlıyor. Belki de İnce, pandemi olmasına rağmen yüzlerce destekçisini bir salona toplayarak, basını da çağırarak büyük bir törenle istifa etmeyi düşünüyor.

Kendi içlerindeki bütün çabaların millet ittifakına zarar vermek, hatta parçalamak olduğu çok açık.

Boğaziçi Üniversitesi meselesi yüzünden Abdullah Gül’le Ali Babacan’ın arasına soğukluk girmesi, rektör Bulu’nun Deva Partisi kurucusuna danışmanlık teklif etmesi de Babacan cephesini yıpratma adımları olarak görülüyor.

Neresinden bakarsanız bakın, seçimlere kadar millet ittifakının kendi iç sorunları bir yana, cumhur ittifakının sert suçlamalarıyla da boğuşmak zorunda kalacağı kesin…

Sadece ekonomik sorunlar ve onun doğal sonucu olan oy kaybıyla güç kaybeden Cumhur ittifakı ise, daha şimdiden bazı adımlar atarak safları sıklaştırıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önce SP, DSP gibi partiler aracılığıyla ittifakı güçlendirme çabalarına girişti. Şimdi de Bahçeli’nin desteğiyle yeni bir anayasa hazırlığında olduğu anlaşılıyor… İyi Parti’ye ikide bir yapılan “eve dön” çağrılarının arkasında, anayasa değişikliğini gerçekleştirebilecek çoğunluğun oluşturulması çabalarının yattığı belli oluyor.

Bu yeni anayasanın içeriğini henüz bilmiyoruz. Ancak daha demokratik ve özgürlükçü bir anayasa olup olmayacağı konusunda ciddi şüpheler var.

Bazı muhalif isimler, “Bahçeli’nin hazırlayacağı anayasa, 12 Eylül anayasasından bile beter olur” yorumları yapıyor.

Kulislerde, iktidara ikide bir engel çıkaran Anayasa Mahkemesi’nin kaldırılabileceği ya da statüsünün değiştirilebileceği konuşuluyor.

Bayram değil seyran değil, birkaç gün önce Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ı kabulü ilginçti.

Anayasa’nın ilk 3 maddesinin değiştirilebileceğini iddia edenler de var. Bir tarafta Bahçeli’nin, Erdoğan’a rakip olduğu dönemde yaptığı ve başkanlık sistemini yerden yere vuran, bunun federasyona yol açacağını iddia eden videosu ortalık yerde dolaşıyor.

Ortak kanı, anayasa değişikliğinin, başkanlık sistemini daha da güçlendirme adımları olacağı yönünde…

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki inatlaşmanın da, bir anlamda iktidarın güç gösterisi olduğu, adım adım kutuplaşmanın devam ettirileceği anlaşılıyor.

HDP’yi siyaset sahnesinin dışında tutmak için ya kapatılacağı ya da hazine yardımı almasının engelleneceği konuşuluyor.

CUMHUR İTTİFAKI’NIN DEVASA SORUNLARI:

İktidar, önce ABD’yle S-400, Halkbank davası, Suriye, YPG gibi çok derin sorunları, AB ile Doğu Akdeniz, gümrük birliği gibi meseleleri çözmek zorunda. Bu da yetmiyor, oy kaybını önlemek ve yeniden iktidara talip olabilmek için ekonomik sıkıntıları hafifletmek ve işsizliğe çare bulmak zorunda. Bütün bunları yapabilirse siyaset savaşı şeklinde geçeceği şimdiden belli olan 2023 seçimlerinde seçmenin ilgisini yeniden kazanabilir.

Türkiye’nin milliyetçi-muhafazakar damarının gücüne rağmen, Metropol’ün son anketine göre, mevcut şartlarda Cumhur ittifakının oyları giderek geriliyor, fark daha da açılıyor.

MİLLET İTTİFAKININ DEVASA SORUNLARI:

Millet ittifakı, sürekli ekonomik problemleri ve yönetim zafiyetini vurgulamak yerine, seçmene yol haritasını bir an önce açıklamak zorunda. Kararsız seçmenleri ne yapıp edip yanına çekebilmeli. Kendi içindeki isimlerden gol yemeyi bırakmalı, ismi üzerinde spekülasyon yaratılan isimlerde ısrar etmemeli.

Cumhur ittifakının adayı belli, isim üzerinde hiçbir tartışma yok. Ama iktidardan memnun olmayan seçmen, öteki tarafta kime oy vereceğini bilmiyor. Bir taraftan “her an seçime hazırız” deniyor, öteki tarafta ne aday var ne yol haritası… Bu bilinmezlikler de millet ittifakının en zayıf karnı olmaya devam ediyor.

Bakalım, Türkiye’nin ihtiyacı olduğu kesin olan yeni anayasayı, başkanlık sistemini güçlendirmek isteyen Erdoğan mı yapacak, yoksa “dostlarımızla iktidar olacağız” diyen ve demokrasi vaad eden Kılıçdaroğlu ve dostları mı?

Hep birlikte göreceğiz…

Bütün olumsuzluk ve zorluklara rağmen, 2023 sonrasında, ABD ile bütün sorunları çözmüş, demokrasisini ve yargısını güçlendirmiş, kutuplaşmaları bir yana bırakmış, kişi başı milli gelirini yine 12 bin dolarlara, hatta daha üzerine çıkarmış bir Türkiye’yi hayal etmeye devam ediyorum.

Baydu Can

7 Şubat 2021

[email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Baydu Can - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?