Vicdanınız kurusun

Sayın Süleyman Soylu, ''Şimdi dönüp her şeyi bırakıp gazetecilik yapmak istiyorum'' demiştiniz ya vallahi hiç tavsiye etmem. Günlük hayatta kaçırdığınız milyonlarca olayı bir kenara bırakın, bakanlığınız dahilinde olan polislerin ne çektiğini görseniz tepkiniz ne olurdu çok merak ediyorum.

Bakın bugün haberlere konu olan bir olayı anlatayım. Sonra siz oturup bir daha düşünün gazeteci olmak istiyor musunuz, istemiyor musunuz?

Hatırlar mısınız bilmem, iki bayan 14 Aralık 2017 günü, saat 03.00 sıralarında Antalya Muratpaşa ilçesi 100. Yıl Bulvarı'nda kendisini yolda araca alan ve sonrasında bırakan polis memurları S.P. ve A.İ. hakkında, 'taciz' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' suçlamasında bulunmuştu. Millet olayın gerçeklik nedenini bilmeden, her zamanki gibi polise düşman olmuştu.

Bu olaydan sonra beklenen oldu, polisler hiç kimsenin şaşırmadığı gibi sorgusuz sualsiz açığa alındı.

Vicdanı kuruyasıca  H.S.G. isimli kadın, mahkemeye yazılı ifade vererek, polis memurlarına iftira attığını ama vicdan azabı çektiği için şikayetini geri aldı.

Dilekçesinde "Antalya'da internetten M.G. ile tanıştım ve ona sığındım. Bir süre sevgili hayatı yaşadıktan sonra beni para karşılığı ilişkiye zorladı. Tehditlerden dolayı sesimi çıkartamadım. Çünkü gidecek bir ailem yoktu. 100. Yıl Bulvarı üzerinde çalışırken polisler bizi çok sık alıyordu. Para kazanmamıza engel oluyorlardı. M.G., polislerin başına bir çorap örmemizi istedi. Onlara tuzak hazırladık. Bir ekip aracı yanımda durdu ve araçlarına bindim. M.G. benim telefonuma bir program yüklemişti ve uzaktan bağlantı ile konuşmalarımızı kaydetmeye başladı. Bana ne dediyse polis aracında onları yaptım. Polisleri baştan çıkarmak için elimden geleni yaptım. Ama onlar oralı olmadı. Sadece konuştuk. Sonrasında bir anons geldi ve polisler beni bırakarak gitti. Ardından M.G., bu ses kayıtlarını özel bir programla montajlayarak bana verdi. Beni tehditle polis merkezine gönderdi ve sürücü koltuğunda oturan polisin bana dokunduğunu söylememi isteyerek, 'taciz', 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' suçlamasında bulundum. Polislere iftira attım" dediği halde  mahkeme bu dilekçeyi dikkate almadı ve S.P'yi 'taciz'den 2,5 yıl, 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' suçundan da 2,5 yıl olmak üzere toplam 5 yıl, A.İ.'yi de 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' suçundan 2,5 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Karar sonrası iki polis memuru meslekten atıldı. Kararları Bölge Adliye Mahkemesi onadı ve S.P.'nin 'taciz'den aldığı 2,5 yıl hapis cezası için Yargıtay yolunu kapattı. S.P. ve A.İ., 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' suçundan aldıkları cezayı Yargıtay'a taşıdı. Ama sonuç alamadı.

Şikayette bulunan vicdanı kuruyasıca "Duruşmalarda S.P. isimli polisin verem, eşinin de beyin kanaması geçirerek yüzde 70 engelli olduğunu, küçük kızının da panik atak hastalığına yakalandığını öğrendiğimde vicdan azabı çektim. Özellikle S.P.'nin hiç ama hiçbir suçu yoktu. Boşu boşuna 5 yıl hapis cezası aldı. Mahkemeye dilekçe vererek her şeyi itiraf ettim, ama beni dinleyen olmadı" dedi.

Şikayet ederken her sözüne inanılan, ne iş yaptığını açıkca anlatan bu iftirayı neden attığını anlatıp şikayeti geri alırken sözlerini dikkate almayanların da vicdanı kurusun.

Bu iftira, sadece bu iki poliscanın değil ailelerinin de hayatını bitirdi. Acaba bu yanlıştan dönüp, bu poliscanlar göreve döner mi, yoksa ''biz ne olduğu belli! bir kadının lafı ile sizi yaktık, inşallah Allah bunun hesabını bizi yakarak sormaz'' diyerek hayata kaldığınız yerden devam mı edeceksiniz?

İşte böyle Sayın Bakanım.

Gazeteci olursanız, Bakanlığınız zamanında iftira üzerine hayatı kararmış bu ve buna benzer pek çok poliscanın da hayatına dokunacaksınız. Elleriniz yanacak. Ama sonuç kocaman bir hiç olacak. İstediğiniz kadar yazın sizin sesinizi duyacaklar, ama duymazdan gelecekler. Siz yazdığınızla, mağdurlar yandığı ile kalacak. Şerefli bir meslek hayatı olan poliscanlar, şerefini bulamayan insanlar tarafından harcanmaya devam edecek. Siz bir gazeteci olarak ''nerede bu devlet, adalet nerede'' demeye kalkarsanız hakkınızda suç duyurusunda bulunacaklar.

Yani demem o ki, siz bakan olarak kalmaya devam edin. Gazeteci olmak, vicdanlı insanlar için zor iş.

Can gazilerimi, yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi saygı ve minnetle anıyorum.

Beyhan Kozanoğlu Biçkin 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?