Bartın Platformu: Termik Santral kurulup Amasra yok edilmesin

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Genç deve annesine sormuş

-"Anne, niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?"

Anne cevap vermiş:

-"Çölde kuma batmamak için."

Genç deve tekrar sormuş:

-"Peki, kirpiklerimiz niye bu kadar gür?"

Anne tekrar cevap vermiş:

-"Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye."

Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:

-"Bizim niye hörgüçlerimiz var?"

Anne deve sabırla yanıtlamış :

-"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız."

Sonunda dayanamayan genç deve sormuş :

-"Peki, öyleyse biz Darıca Hayvanat Bahçesinde ne halt yiyoruz?"

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun." demiş Marie Curie.

Hiç olur mu öyle şey?

Bizim millet insanların her şeyini merak eder, fikirler konusunda ise pek yeniliğe açık değildirler.

Aksi bir görüşü olan varsa yorum yazsın, mail atsın.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Yulaf, kepek unu ve kuru meyvelerle kendi müslinizi hazırlayabilir, isterseniz içine fındık, ceviz, badem vb. malzemeler de ekleyebilirsiniz."

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"İnsan beyninin depolayabileceği bilgi miktarı Encyclopedia Britannica’nın içindeki bilgiden 5 kat fazla"ymış.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

 TÜSİAD'dan Boğaziçi açıklaması

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Boğaziçi Üniversitesinde Melih Bulu'nun rektör olarak atanmasının ardından başlayan protestolar ve öğrencilerin hedef gösterilmesiyle gelinen süreçle ilgili açıklama yaptı. "Gençler zekaları, eğitimleri ve umutlarıyla ülkemizin geleceğidir" başlıklı açıklamada, gençlerin sesine kulak vermeye odaklanmak gerektiği vurgulandı. Ayrıştırmadan kaçınılması ve ifade özgürlüğü vurgusu da yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Gençler zekaları, eğitimleri ve umutlarıyla ülkemizin geleceğidir. Boğaziçi Üniversitesi ve tüm üniversitelerde gençlerin sesine kulak vermeye, bilime, fikir özgürlüğüne ve uzlaşıya dayanan değerleri yaşatmaya odaklanmalıyız. Ekonomi, hukuk ve demokrasi reformlarının yeniden gündeme geldiği bu dönemin, barışçıl, kimseyi ayrıştırmayan, kapsayıcı yaklaşım ve çözümlerin öne çıkarılması için bir fırsat olarak değerlendirilmesini diliyoruz. Ülkemiz güçlü ve özerk kurumlar, eğitim, bilim ve teknolojiyle gelişecektir. Genç nesillerin kendi ülkesinde değer yaratabileceği ve fikir zenginliği oluşturabileceği bir iklimi hep birlikte sağlayabilmeliyiz.”

Gözaltına alınan 51 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi savcılığa sevk edildi: Adliye önünde destek

Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrencilerin Cumhurbaşkanlığı kararıyla rektörlüğe atanan Prof. Dr. Melih Bulu'ya karşı yaptıkları eylemde gözaltına alınan 51 öğrenci, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'ndeki sorgularının ardından otobüslerle getirildikleri Bayrampaşa Devlet Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildi. Sağlık kontrolleri tamamlanan 51 kişi adliyeye sevk edildi. Boğaziçi Üniversitesi’nde 1 Şubat'ta gözaltına alınan 51 öğrenci Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Arkadaşları adliye önünde basın açıklamasında bulundu.

Boğaziçili öğrencilerin yaptığı açıklama şöyle:

"1 Şubat Pazartesi günü 51 öğrenci okulumuz içinden gözaltına alındı. İki gün içinde bu sayı yaklaşık 350ye ulaştı. Bugün, gözaltına alınan arkadaşlarımız için Çağlayan Adliyesinin önündeyiz. Susmuyoruz, korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz! Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum olarak atanması, yıllardır yaşadığımız olağanüstü hal uygulamalarının bir başka örneği olarak karşımıza çıktı. Bugün hiçbir şekilde şiddet içermeyen eylemlerimize polis saldırıları gerçekleştiriliyor. Güney Kapıya yürüyen 108 arkadaşımız “Aşağı Bak” denilerek, hiçbir gerekçe olmaksızın polis şiddetiyle gözaltına alındı. Üniversitemize atanan kayyum tarafından açık cezaevine dönüştürülen okuldan dışarı çıkmamıza polis tarafından izin verilmedi, okulun içine kapatıldık. Güney Meydan'da herhangi bir şiddet söz konusu olmadan, demokratik şekilde devam ettirdiğimiz eylemimize kayyumun okula soktuğu yüzlerce polis tarafından müdahale edildi, 51 arkadaşımız mukavemet göstermemelerine rağmen şiddete maruz bırakılarak gözaltına alındı. Okulumuzda faaliyet yürüten LGBTİ+ çalışmaları kulübü, siyasi iktidarın desteği ile başlatılan hedef gösterme ve linç kampanyaları sonucunda kayyum Melih Bulu tarafından kapatıldı. Öte yandan dün Kadıköy’de yapılması planlanan dayanışma eylemimize okuldan ulaşımımız engellendi, arkadaşlarımız otobüsten zorla indirilerek gözaltına alındı. Kadıköy’de ise yüzlerce kişi orantısız polis şiddetine maruz kaldı. Üniversitemiz bu atamanın ilk gününden beri barikatlarla, TOMA'larla, Akreplerle, uzun namlulu silahlarla abluka altında. Bir aydır üniversitenin bütün bileşenleri bu hukuksuzluğa ve polis şiddetine karşı direngen dayanışmasını sürdürüyor. En başından beri taleplerimiz sadece üniversitemiz özelinde değil, bütün Türkiye’de eşitlikçi, demokratik, özgür ve özerk bir üniversite sistemine yönelik oldu. Tam da bu yüzden Türkiye’nin farklı yerlerinden atanmış kayyumlara ses çıkaran herkesle dayanışma içinde olabildik. Bütün saldırılara, hedef göstermelere, zora ve zorbalığa karşın hep aynı şeyi söyledik: Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz! Üniversitemizin kapısına kelepçe vurulması, evlerimizin gece yarısı basılması, hukuksuz bir şekilde yapılan gözaltı ve tutuklamalar bizleri yıldırmadı ve yıldıramayacak. Ayrıştırma çabalarına ve kulüp kapatılmalarına rağmen burada yeniden bir aradayız. Asla boyun eğmeyeceğiz! Bizler, muktedirlerin hayalini dahi kuramayacakları haklı ve onurlu bir yerden sesleniyoruz. Bir kere daha taleplerimizi yineliyoruz:

● Gözaltına alınan ve tutuklanan bütün arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!

● Üniversitemizi abluka altına alan polis ordusu geri çekilmelidir!

● Başta Melih Bulu olmak üzere tüm kayyum rektörler derhal istifa etmelidir!

● Rektörlük seçimleri üniversitelerin tüm bileşenlerinin katılımıyla yapılmalıdır!

#AşağıBakmayacağız! #BundanSonrasıBizde"

Saat 19.00 itibarıyla adliye önünde öğrenciler arkadaşlarının ifadelerinin bitmesini bekliyor. 51 öğrenciden 15'inin ifadesinin tamamlandığı belirtildi.

Birleşmiş Milletler’den Boğaziçi Üniversitesi açıklaması

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (BMCHR), Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Melih Bulu protestoları sırasında gözaltına alınan öğrencilerin serbest bırakılması için çağrı yaparken, siyasilerin LGBT bireylerini hedef alan açıklamalarına da tepki gösterdi. İşte o açıklama:

"Barışçıl gösterilere katıldığı için gözaltına alınan öğrencilerin ve protestocuların derhal serbest bırakılması ve polisin orantısız güç kullanımına son vermesi çağrısında bulunuyoruz. Yetkililerin nefreti ve LGBT bireylere karşı ayrımcılığı teşvik eden homofobik ve transfobik açıklamalarını kınıyoruz."

(Kaynak:BBC Türkçe)

Boğaziçi paylaşımlarına gözaltı: ‘Arkadaşlarımızı serbest bırakın’ demek de suç oldu!

Çeşitli sosyal medya kanallarından Boğaziçi eylemleriyle ilgili paylaşım yapan 8 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Avukat Ali Gül, gözaltına alınanlardan birine yönelik suçlamanın, “Arkadaşlarımızı serbest bırakın” yazmak olduğunu söyledi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın atadığı rektör Melih Bulu’ya karşı Boğaziçili öğrencilerin tepkisi sürüyor. Rektörlük atamasına karşı çeşitli sosyal medya araçlarını kullanarak tepkilerini dile getiren 8 kişinin bu sabah gözaltına alındığı bildirildi. Anadolu Ajansı tarafından geçilen haberde aynen şu ifadeler kullanıldı:

"İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Boğaziçi Üniversitesi'ne Prof. Dr. Melih Bulu'nun rektör atanmasına ilişkin başlatılan gösteri ve yürüyüş eylemlerinin yasaklanmasına rağmen sosyal medyadan gerçekleştirilen çağrı ve hastag paylaşımlarıyla toplumsal eyleme dönüşen konularda yapılan halkı provoke edici içerik paylaşanlara ilişkin çalışma başlattı. Polis, yaptığı çalışmanın ardından adreslerini belirlediği 8 kişiyi yakaladı."

Öğrencilerin ifade işlemlerine katılan Avukat Ali Gül, gözaltına konuya dair bilgileri kişisel Twitter hesabından paylaştı. Gözaltına alınan kişilerden birinin, “Arkadaşlarımızı serbest bırakın” yazdığı için ‘halkı galeyana getirmek’le suçlandığını belirten Gül, “Ne diyeyim bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

Gül’ün verdiği bilgiler şöyle:

Bu sabah Clubhouseda Boğaziçi ile ilgili yayın yapan 4 arkadaşımızı daha almışlar. Şimdi Vatan Emniyet’e geldim, alınan arkadaşlardan Ömer'in ifadesine giriyorum. Ömer, “Arkadaşlarımızı serbest bırakın” yazdığı için halkı galeyana getirmekle (216/1) suçlanıyor. Ne diyeyim bilmiyorum. Suçlamayı okuyunca kahkaha attık karşılıklı. Gülmekten başka bir tepkiyi de hak etmiyor şu suçlama. Arkadaşlarımızı serbest bırakın diyerek halkı tahrik etmek...

Gül'ün paylaşımlarına göre, suç olarak görülen diğer konular ise şöyle:

Boğaziçi Dayanışması'nın okulun önüne insanları davet ettiği tweeti RT’lemek

Öğrencilerin otobüs durağından alındığına ilişkin tweeti RT etmek

Av. Gül, "Savcılık özellikle Kadıköy'deki 'illegal' eyleme yapılan çağrılara bu suçlamayı yapmaya niyetleniyor" dedi.

Bartın Platformu: Bir şirketin çıkarı için Amasra'yı yok edemezsiniz

Bartın Platformu Amasra'ya termik santral kurulması için 4 Şubat 2021 tarihinde Ankara'da yapılacağı duyurulan İnceleme Değerlendirme Toplantısı (İDK) ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. "Bir şirketin çıkarı için Amasra'yı yok edemezsiniz" başlıklı açıklamada Hattat Holding tarafından yapılmak istenen termik santrale karşı Bartın-Amasra halkı yıllardır mücadele edildiği belirtilerek projenin daha önce idari ve yargı kararlarıyla defalarca iptal edildiği dile getirildi. Buna rağmen Amasra'da termik santral kurma ısrarı devam eden Hattat Holding, 2019 yılında yeni bir ÇED başvurusu yaptığının aktarıldığı açıklamada; "Bu başvuru Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kabul edilerek hukuksuz bir şekilde yeni bir ÇED süreci başlatılmıştı. Bu ÇED sürecinin tamamlanma aşamasına getirildiğini düşünen bakanlık, 4 Şubat 2021 Perşembe günü Ankara’da bakanlık binasında İnceleme Değerlendirme Toplantısı (İDK) yapılacağını duyurdu. Yarın yapılacak bu toplantıya Bartın Platformu bileşenlerinden Bartın Belediyesi ve Amasra Belediyesi komisyon üyesi olarak katılacaklar. Bartın-Amasra halkı adına toplantıya katılacak olan temsilcilerimiz, yürütülen ÇED sürecinin ve bu toplantının hukuksuz olduğunu anlatıp, ÇED sürecinin bir an önce sona erdirilmesini talep edecekler" denildi.

Platform açıklamasında termik santral projesinin hukuksuz olduğuna dair şu noktalara dikkat çekildi:

"Hazırlanan bu ÇED raporu, proje kapsamında yapılacak bütün tesisleri entegre şekilde değerlendiren ve yöredeki kümülatif etkileri ortaya koyan bir rapor değil,

ÇED raporunda yer alan proje ilişkin alınmış olduğu iddia edilen ÇED gerekli değildir ve ÇED olumlu kararları hükümsüz,

ÇED başvurusundaki TTK ile imzalanan rödevans sözleşmesinin ekinde aynı civarda bir santral kurulması hususunun yer aldığı iddiasının doğru değil,

Başlangıçta toplam 20 milyon metrekare orman alanını yok edecek olan termik santral için verilmiş geçerli bir orman izni yok,

Amasra B sahasından çıkarılacak kömür termik santralin ihtiyacını karşılamadığı için yapılacak rıhtım ithal kömür getirmek için kullanılacak,

Termik santral yapılmak istenen yerin uygun olmadığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca daha önce üç kez tescil edilmiş olduğu için, bakanlığın bu kararının tersi yönde karar vermesi artık mümkün değil,

Yürürlükteki Çevre Düzeni Planlarında termik santrale yer verilmemiş olduğu için yer seçimi hukuka aykırı,

Çevre Düzeni Planında yer almayan proje için ÇED olumlu kararı verilemez.

Açıklamada son olarak, "Eğer bu ülkede hukuk ve devlet ciddiyeti varsa, 4 Şubat 2021 tarihinde Hattat’ın Amasra’yı yok etme hayali sona erecektir" denildi. (HABER MERKEZİ)

Ulaştırma Bakanı’ndan Kanal İstanbul açıklaması

Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Karaismailoğlu, Kanal İstanbul projesinin 2011’den bu yana Türkiye’nin gündeminde olduğunu anımsattı. Bakan Karaismailoğlu, İstanbul Boğazı’nda gemi geçiş sayılarının azaldığına ilişkin söylemler olduğunu hatırlatarak, “Azalıyor ama tehlike daha da büyüyor. Sayısı azalmasına rağmen geçen yük miktarı artıyor ve artmaya devam edecek. Burada gemi hacimleri büyüyor. Hacmi büyüyen gemiler tehlikeli madde taşıyorlar. O yüzden tehlike daha da büyüyor. İstanbul’da şehir içinde de boğazı kullanan şehir içi trafiği var. Vatandaşlar seyahat ediyor. En son 500 bin üzerinde günlük şehir içi yolcu geçişi var deniz yolunu kullanan. Daha fazlaydı, Marmaray açıldıktan sonra azaldı. Boğaza paralel hatlar kurulduğunda şehir içindeki toplu taşıma artacak. Boğazdaki trafiği, karmaşayı artıracaktır. Şu anda bütün dünya ticaret hacminin yüzde 90’ı deniz yoluyla yapılıyor. Burada tedbir almak lazım” dedi. Şu anda bile Karadeniz’de, Marmara denizinde onlarca geminin boğazdan geçmek için sırasını beklediğini ifade eden Karaismailoğlu, “Bu da ayrı bir kirlilik yaratıyor. Denizdeki hacmin, kuzey güney koridorlarındaki akışkanlığın daha çok artması bu yük hareketlerinin artması nedeniyle bizim bir tedbir almamız gerekiyor. Biz boğazı bu tehlikeli tankerler ve hareketlere kurban edemeyiz. Hem vatandaşımızı ülkemizi düşünüp hem de dünyadaki hareketlere yön vermek lazım” diye konuştu. Bakan Karaismailoğlu, Kanal İstanbul projesinin su yolu olarak düşünmemek gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Kanal İstanbul, boğaz geçişlerine alternatif bir yol. Hem de bulunduğu rezerv alanıyla birlikte hem Türkiye hem dünyaya yön verecek çok önemli bir proje. Burada da proje çalışmalarımız bitmek üzere. İhale yöntemiyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Kanuni ve yasal düzenlemeler yakında yapılacak. Daha önce zaten belediye ile koordinasyon içinde bu işler yapılıyordu, arada imzalanmış protokoller var. Herhangi bir sıkıntı yok. Çalışmalar devam ediyor. Yasal süreç ve çıkması gereken kanunlar var. Yakında Meclis’e sevk edilir. Şu anda çalışıyor hukukçularımız. Rezerv alanıyla ilgili bazı maddelerin ilave edilmesi gerekiyor. Herhangi bir sıkıntı yok. İhale için talipli olan da çok var, çok farklı ülkeler var. Açık bir ihale olacak; görüşüyoruz. İhale şartları belli olduktan sonra hepsi piyasaya çıkacak. Belli olan modellerden bir tanesi tercih edilecek. 2021’de Kanal İstanbul için önemli ilerlemeler olacak inşallah.”

Bakan Karaismailoğlu “2021’de kazma vurulur mu” sorusu üzerine “İnşallah, çalışıyoruz süreç devam ediyor” dedi.

Korona haberlerine gelince:

Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde vaka sayısı sıfırlandı

Korona virüsün pik yaptığı dönemlerde vaka sayısının yüzde 45’lerde olduğu Diyarbakır’ın mezralarla birlikte 198 köye sahip olan 120 bin nüfuslu Bismil ilçesinde korona virüs vaka sayısı sıfıra indi. Denetimler, jandarma ve zabıta ekipleri ile filyasyon görevlilerinin çalışmasının ardından korona virüs vaka sayısında sıfırı gördüklerini kaydeden Bismil Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Hamza Türkmen, “İnşallah bize rehavet oluşturmadan, çalışmalarımıza devam edeceğiz. Sıfır sayısında istikrar sağlayacağımızı düşünüyoruz. Şu anda Bismil Devlet Hastanemizde yatan 1 pozitif hastamız var. Bismil Devlet Hastanesinde inşallah yeni vakalar görmeden bu pandemiyi atlatacağız. Haftalık bazından ortalama yüzde 97 bir başarı sağladık. Salgın sürecindeki kısıtlamalara uyan Bismilli kardeşlerime de ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. (İHA)

Oxford Aşısının İlk Dozu 12 Haftalık Yüksek Koruma Sağlıyor

AstraZeneca'nın Oxford Üniversitesi'yle birlikte geliştirdiği Corona virüsü aşısının tek dozunun virüse karşı 12 hafta boyunca yüksek koruma sağladığına ilişkin yeni bir araştırma yayınlandı. Araştırma, aşılarda ikinci dozu geciktirme kararından dolayı eleştiriler alan İngiliz hükümeti tarafından memnuniyetle karşılandı. Sağlık Bakanı Matt Hancock, araştırma sonuçlarının, İngiliz hükümetinin aşının ikinci dozunu geciktirip ilk dozla daha fazla kişiye koruma sağlama stratejisini destekler nitelikte olduğunu söyledi. İngiltere'nin aşının ikinci dozunu geciktirme kararı, diğer Avrupa ülkeleri tarafından riskli olduğu gerekçesiyle eleştirilmişti. Ancak İngiltere Sağlık Bakanı Hancock, araştırmanın "izledikleri stratejiyi desteklediğini ve Oxford aşısının etkili olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini" söyledi. Bakan Hancock'un bu sözleri, Oxford Üniversitesi'nin aşının virüsün bulaşıcılığını üçte iki oranında azalttığı ve ağır hastalığı önlediğine ilişkin araştırmayı yayınlamasını izledi. Henüz bağımsız bilimsel kurullar tarafından değerlendirilmemiş olan araştırma ayrıca İngiltere'de kullanılmakta olan Pfizer aşısının etkinliğini ele almıyor. Aşı dozlarının 21 gün arayla verilmesini tavsiye eden Pfizer, İngiliz hükümetinin iki doz arasındaki süreyi uzatma kararını desteklemiyor. Ancak Oxford Üniversitesi'nin araştırması, aşının ikinci dozunun uygulanmasını 12 haftaya kadar geciktirme kararına gerekçe göstermesi için baskı altında olan İngiliz yetkililer tarafından heyecanla karşılandı. Sky News televizyonuna konuşan Sağlık Bakanı Hancock, "Bulaşmada azalma görülmesi ve hiç kimsenin hastanede tedavi altına alınmasına gerek kalmaması çok iyi haber. Bu gelişmeler, aşı dozları arasında 12 haftalık süre bırakılması stratejimizi destekliyor" dedi.

Şimdiye kadar 108 bin kişinin Corona enfeksiyonu nedeniyle yaşamını yitirdiği İngiltere, Avrupa'da salgının en çok can aldığı ülke. Üçüncü kapanma sürecini yaşayan İngiltere'de yetkililer, ilk kez ülkenin güneydoğusunda ortaya çıkan ve mutasyona uğrayarak daha bulaşıcı hale gelen virüs varyantını kontrol altına almaya çalışıyor. Virüsün diğer varyantları da kaygı yaratıyor. Kamu sağlığı yetkilileri, ilk kez Güney Afrika'da ortaya çıkan varyantın yayılmasını önlemek için kapı kapı dolaşarak ülkedeki sekiz noktada tüm yetişkinleri taramadan geçiriyor. Taramalar sonucunda İngiltere'de şimdiye kadar 105 varyant vakası tespit edildi. Bu vakaların 11'inin yurtdışına seyahat bağlantısı olmadığı saptandı. Uzmanlar, Güney Afrika varyantının orijinal virüsten daha öldürücü olduğuna ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını, ancak bu varyantın daha bulaşıcı olabileceğini söylüyor. Mevcut aşıların yeni varyanta karşı daha az koruma sağlayacağı kaygıları var. İngiltere'de şimdiye kadar yaklaşık 10 milyon kişi, iki dozluk aşının birinci dozunu aldı. Bunlar arasında 80 yaş üzerindeki İngiliz vatandaşları ile huzurevi ve bakımevlerinde yaşayanların çoğunluğu var. Oxford aşı projesinin önde gelen araştırmacılarından Dr. Andrew Pollard, üniversitedeki uzmanların, aşının Corona virüsünün yeni varyantlarına karşı koruma sağlamaya devam edeceğine inandıklarını, ancak hala buna ilişkin verileri beklediklerini söyledi. Dr. Pollard, virüs aşıya direnç geliştirse bile "bu, ağır hastalığa karşı koruma sağlayamayacağımız anlamına gelmiyor" dedi. BBC'ye açıklama yapan Dr. Pollard, "Aşıları yenilememiz gerekirse bu, oldukça kolay bir işlem. Geçen yıl çok geniş kapsamlı deneme sürecini yürütmek için giriştiğimiz büyük çabalara kıyasla sadece birkaç ay alır" dedi.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Şairi & Yazarı” olarak 73 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 136. doğum günü olan Hamâmîzâde İhsan Bey'i seçtim. Saygıyla anıyorum.

Hamâmîzâde İhsan Bey, 4 Şubat 1885 tarihinde, Trabzon’da doğdu. Tam adı Hamâmîzâde Mehmed İhsan'dır. Babası Hamâmîzâde Hâfız Ahmed Efendi, annesi Rize eşrafından Çelebizâde Sâlih Ağa’nın kızı Nâfia Hanım’dır. Küçük yaşta babasını kaybeden Mehmed İhsan, ilk eğitimini komşuları olan Hâfız Hoca Seher Hanım’dan aldı ve ondan Kur’an öğrendi. Islahhâne Merkez İbtidâîsi’ni bitirdikten sonra rüşdiyeden ve 1903 yılında Trabzon İdâdîsi’nden mezun oldu. Ancak ailenin sorumluluğunu üstlenerek emlâk ve arazilerin idaresine bakmak zorunda kaldığı için öğrenimine devam edemedi. Bununla birlikte okuyup yazmaya karşı hevesi çok erken yaşlarda başlamış olduğundan daha on yaşında iken Trabzon’da Papaz Kalust Şinâsi Efendi’den, daha sonra da Askerî Rüşdiye Fransızca öğretmeni Sabîh Bey’den Fransızca dersleri aldı. Trabzon’da sürgünde bulunan âlim ve şair Erzurumlu Ali Şevket Hoca’dan Mes̱nevî okudu; İstanbul’da yayımlanan birçok gazete ve derginin genç nesillere ulaşmasını sağlayan kitapçı Hamdi Efendi’den büyük destek gördü.

Mehmed İhsan bu yıllarda Hartamaszâde Bâkî, Düyûn-ı Umûmiyye başkâtibi Hüsnü, Ustazâde Nazmi ve Halil Nihat (Boztepe) ile birlikte Trabzon’da bir edebî mahfil durumundaki Hamdi Efendi’nin “âyîne-i efkâr” adı verilen kitapçı dükkânına devam ediyor, tanınmış edebiyatçıların kitaplarını okuyordu. Daha on dört yaşında iken Osmanlıca’nın inceliklerini öğrenmişti. Artık süslü nesirle yazabildiğinden bazı kişiler önemli yazılarını ona yazdırıyorlardı. O dönemde Trabzon’un tanınmış isimleri olan İbrâhim Cûdî Efendi, Hatipzâde Emin Efendi ve Arnavutzâde Ahmed Efendi’nin sohbetlerinden faydalandı. Yirmi yaşına gelmeden yazı yazmaya başladı. İlk şiirleri Trabzon ve İstanbul’da yayımlandı. Zaman içinde kendini yetiştirerek edebiyat, tarih, biyografi ve bibliyografya alanlarına yöneldi. Mahallî dil ve folklor üzerinde çalıştı. Kendisine teklif edilen Trabzon İdâdîsi edebiyat öğretmenliğini fahri olarak kabul etti. 1909-1913 yılları arasında Trabzon İdâdîsi, Trabzon Dârülmuallimîni ve Trabzon Sultânîsi’nde kitâbet, tarih ve edebiyat, 1913’te ayrıca Trabzon Askerî Rüşdiyesi’nde, Trabzon Dârülmuallimîni’nde İslâm ve Osmanlı tarihi dersleri okuttu. I. Dünya Savaşı’ndan önce İstanbul’daki ailesinin yanına gitti. Savaşın başlaması, deniz yolunun kapanması ve Trabzon’un düşman işgaline uğraması üzerine Trabzon’a dönemedi. 1917 Eylülünde İstanbul Yüksek Ticaret Mektebi’nde ve aynı okulun “kısm-ı evvel” denilen bölümünde Türkçe, ticarî yazışma ve neşriyat dersleri öğretmenliği yaptı. 1924 yılında İktisat Vekâleti’nin teklifi üzerine Trabzon’da Yüksek Ticaret Mektebi’ni, kuruluş masraflarını daha sonra devletten almak üzere kendi imkânlarıyla yeniden kurdu. Müdürlüğünü yaptığı bu okulda Türkçe, edebiyat, ticarî yazışma ve neşriyat derslerini de yürüttü. Buranın 15 Haziran 1927’de orta dereceli bir okul olarak Maarif Vekâleti’ne devredilmesinden sonra bütün mesaisini harcadığı bu ağır görevi sebebiyle sağlığı bozulunca 28 Ekim 1928’de istifa edip İstanbul’a döndü.

Kasım 1928’de İstanbul Yüksek Ticaret Mektebi’nde görev alan Hamâmîzâde, 10 Şubat 1929’da Galatasaray Lisesi orta sınıflarında Türkçe derslerine de girmeye başladı. Fakat bu iki görev onu yorduğu için Galatasaray Lisesi’nden ayrılarak Yüksek Ticaret Mektebi’nin lise kısmında edebiyat ve muhaberat öğretmenliği yaptı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. Hamâmîzâde Târîh-i Osmânî Encümeni, Trabzon Türk Ocağı, Donanma Cemiyeti, Trabzon Meclis-i Maârifi ve Halk Bilgisi Derneği gibi çeşitli cemiyetlerde faaliyet göstermiştir

Hamâmîzâde İhsan Bey, 11 Mayıs 1948 tarihinde, 63 yaşındayken, İstanbul'da vefat etti. Mezarı Edirnekapı Şehitliği’ndedir. Yenikapı Mevlevîhânesi’nin son şeyhi Abdülbâki Dede Efendi’nin oğlu Rusûhî Baykara Hamâmîzâde’nin ölümüne, “Nâgehânî göçünce dünyâdan / Câm-ı aşkı kırıldı devrânın / Geldi dört rind söyledi târîh / Nüktesi gitti bezm-i rindânın” mısraları ile tarih düşürmüştür.

Ölümünün ardından, adı Trabzon'un Yeni Mahalle semtindeki 1. sokağa verilmiş, 1987'deki belediye meclisi kararıyla da kent kültür merkezinin adının “İhsan Hamim Kültür Merkezi” (bugün için Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi) olarak değiştirilmesi kararlaştırılmıştır.

Tarihçi Murat Bardakçı'ya göre, İhsan Bey; divan edebiyatının "divan sahibi son şairi"dir. O, "Bir Destan" adlı mizahi manzumesi hariç aruz vezni ile kaleme aldığı şiirlerinde, Nedim'den etkilenmiştir. Şiirleri ve biyografisi Mustafa İsen ve Rıdvan Canım tarafından yapılan bir çalışmayla yeniden yayımlanmıştır. İhsan Bey'in en çok bilinen eseri 1928'de yayımladığı Hamsi-nâme adlı folklorik ögeler taşıyan kitabıdır. Kitapta hamsinin biyolojik yapısı, hamsi konulu halk müzikleri ve halk oyunları gibi birçok açıdan Karadeniz halkı için hamsinin önemini belirten başlıklara yer verilmiştir. Ahmet Caferoğlu, Hamâmîzâde'nin "Baba Salim" adlı eserini överek, onu Trabzon ağzını mükemmel bilen bir araştırmacı olarak değerlendirmiştir. İhsan Bey'in, çoğunluğu Trabzon yöresinden olmak üzere derlediği 772 bilmece; Türk folklor araştırmalarında ilk metodik halk bilimi araştırması olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, Trabzon yöresinden derlediği türkü ve manileri 1931'de "Trabzon Manileri" adıyla, oluşturduğu sınıflandırma kuralları içerisinde yayımlamıştır.

Dürüst ve çalışkan bir kimse olan, şairliği yanında edebiyat, tarih, biyografi, bibliyografya ve folklor çalışmalarıyla haklı bir şöhrete sahip bulunan Hamâmîzâde, devrin edebiyatçıları arasında sevilen bir sima ve edebî mahfillerin vazgeçilmez isimlerinden bir “şâir-i mâderzâd” olarak kabul edilmiştir. Yahya Kemal, M. Fuad Köprülü, Ercümend Ekrem Talu, İbrahim Alâeddin Gövsa, Hikmet Münir gibi edebiyatçı arkadaşları tarafından divan edebiyatını iyi bilen, bütün sanatlarına ve inceliklerine vâkıf olan, ezberinde binlerce beyit bulunan bir kimse, aslen Trabzonlu olmakla birlikte gerçekte nâdir yetişir bir İstanbullu olarak nitelendirilmiştir. Hamâmîzâde ayrıca devrin sayılı nüktedanları arasında yer almış, zeki, zarif ve mizaha yatkın şahsiyetiyle de tanınmıştır. Yazılarında Trabzon’dan M. İ., M. İhsan, Şimşek, Serçe, Sunûhî takma adlarıyla Hamâmîzâde İhsan imzasını kullanmış, soyadı kanunundan sonra Hamamioğlu soyadını almışsa da Hamâmîzâde olarak anılmıştır. İhsan Bey, yaşamı boyunca 58 kitap kaleme almıştır.

BAZI ESERLERİ:

Kâtip (1927)

Hamsi-nâme (1928)

Divan-ı İhsan (1928)

Bilmeceler (1930)

Trabzon Manileri

Türk Edebiyatı Nümuneleri (1926, Hıfzı Tevfik Gönensay ve Hasan Âli Yücel ile birlikte)

Baba Sâlim (1930)

Trabzon’da İlk Kitapçı Kitâbî Hamdi Efendi ve Yayınları (1947)

Rübâiyât-ı Ömer Hayyam (1966)

Ticarî Muhaberat (1942, Ahmet Hamdi Varal ile birlikte)

Ticarî Neşriyat (1950, Ahmet Hamdi Varal ile birlikte)

Sizlerle Divanında hece vezniyle yazılan tek manzume özelliğini taşıyan ve 41 dörtlükten oluşan "Bir Destan" adlı şiirini paylaşmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

BİR DESTAN

Cânânı nasılsa tenhaca gördüm

Yaklaştım yanına erkâncasına

Ayağı tozuna yüzümü sürdüm

Eski edep üzre dîvâncasına

Dedim hayrânınım ey gül-i ra‘nâ

Meşk alır âhımdan bülbül-i şeydâ

Egerçi hûbâna lâyık istiğnâ

Kerem kıl sen ammâ ikrâmcasına

Bir gece bize gel sohbet edelim

İstersen biraz da ‘işret edelim

Biz bize kalalım halvet edelim

Ne bu güft ü gûlar çan çancasına

Dedi ki îmânım biz ehl-i teliz

Mâ’il-i semâ‘î hem de gazeliz

Sen Köroğlu isen biz Çamlıbeliz

Afilli güzeliz devrâncasına

Biz güreş biliriz futbol biliriz

Hem erkân biliriz hem yol biliriz

Kol bacak oynatır sağ sol biliriz

Döneriz meydânda harmancasına

Mevlevî demişler bize Mevlevî

Büyük dedemizden gördük Mesnevî

Aldık şeyhimizden feyz-i ma‘nevî

Külah giydiririz kaftancasına

Ortada beş kutu şeker isteriz

Domino oynarız poker isteriz

Biz çaya konyağı döker isteriz

İçeriz rindânca ayrancasına

Hamâmî İhsan’dır o merdin adı

Köprülü Fu’âd da onun üstâdı

Şu‘arâ zümresin seversin Şâdî

Onlar da bulunsun ihvâncasına

Dedim kurbânınım şâh-ı melâhat

Kulunum kerem kıl eyle mürüvvet

Ne emreder isen hazırdır elbet

Emrin baş üstüne fermâncasına

Onları ammâ ki getirme yâda

Ermesin Köprülü cisr-i murâda

Biz halvet edelim Hamâmîzâde

Yansın âteşlere külhancasına

Ey âhû gözleri sayyâd-ı kulûb

Ayağın tetik al olursun mahcûb

Biz düş-i vuslatın nice bin mahbûb

Keklikler atmışız hâmâncasına

Biz Kara Ahmed’le başa çıkmışız

Kuruyu bırakmış yaşa çıkmışız

Eğeri görmeden kaşa çıkmışız

Atlar oynatmışız arslancasına

Mef‘ûlü fâ‘ilün parmak hesâbı

Hepsinde fakîrin vardır nisâbı

Ezberden okuruz yüz dört kitâbı

Tevrat’ı İncil’i Kur’âncasına

Biz gibi şu‘arâ gelmez cihâna!

Her tevarihlerde olduk yegâne

Her şâir kelâmı sığmaz divâne

Bizim kelâmımız dîvâncasına

Bahr-ı me‘ânîde biz de dalmışız

Maval okumuşuz nasîb almışız

Kavaldan anlarız davul çalmışız

Külahlar giymişiz ‘irfâncasına

Bir suda yüzelim mânend-i taka

Bahr-i muhabbetde satalım caka

Konyaklı çaylardan toka fiyaka

Sohbetler edelim rindâncasına

Zevkin değil ise nûş etmek rakı

Şampanya içeriz terk et merakı

Biz pîr-i muğânız sen de ol sâkî

Ayranlık şişirme tûrancasına

Gönül yarasını gel sağlayalım

Sen çek hançerini biz zaglayalım

Önünde yatalım el bağlayalım

Boyun uzatarak kurbâncasına

Böylece nutk edip saçarak hikmet

Ettik o fettânı râzı nihâyet

Tekerrür eyledi leyle-i vuslat

Ahd ü karâr üzre peymâncasına

Sa’atler yıl oldu dakîkalar gün

Askeri gecenin etmedi sökün

Sîh-i intizâr da olduk pek zebûn

Yaktık cân u teni biryâncasına

Hele gönlümüzü akşâm edelim

Ramazânımızı bayrâm edelim

Biz de bu kubbede bir nâm edelim

Parmak ısırsınlar hayrâncasına

Emredilenlerden dahi ziyâde

Koynaklar şekerler ettik âmâde

Kıydık malımıza fâni dünyâda

Ayş u nûş etmeğe insâncasına

O gün câmilerde dolaştık sâ’im

Tâ‘atı Hudâ’ya olduk müdâvim

Bu şeb de cananla olalım kâ’im

Mevlâm kabul etsin Yezdâncasına

Hevâ-yı visâle açıp yelkeni

Bî-taraf sularda kırdık dümeni

Orsa boca attık fülk-i bedeni

Hâne limanına kaptancasına

Buhurlar yakarak ıtır süründük

Ele tesbih aldık Hak’dan göründük

Soyunup rahmânî kisve büründük

İşler yapmak için şeytâncasına

Süzülmüş çeşmânı mest-i tegâfül

La‘l-i dür-efşânı piyâle-i mül

Ruhsâr-ı tâbânı mânende-i gül

Cânânım göründü handâncasına

Gelince o reşk-i Firdevs-i âlâ

Kâlâ-yı cân kıldım pâyine fedâ

Bu gece giymişti çünkü serâpâ

Sırmalı hülleler gılmâncasına

Bırakıp hâricte bîgâneleri

Hemân ref‘ eyledik peymâneleri

Şem‘-i cemâlinin pervâneleri

Dolandı meclisi sûzâncasına

Tahammül eyledik el şakasına

Ezelden tutkunuz her cakasına

Anam babam diye fiyakasına

Varımız vermişiz olancasına

Başa çıkarınca böyle bir işi

Aman kırmayalım dedik kirişi

Germ-â-germ ederek alış-verişi

Yükün başlar iken kamancasına

Gördük bir alayı hep kabadayı

Tertip eylemişler baskın alayı

Edip bir ağızdan na‘ra-serâyı

Hânemiz sarmışlar düşmâncasına

Ellerinde yanar fenerleri var

Başlarında döner miğferleri var

Acemistân’a mı seferleri var

Bu ne taşkınlıktır volkancasına

Dalkılıç çıkınca cümle şeb revân

Can korkusu oldu bende nümâyân

Yok idi yanımda kılıçla kalkan

El açtım yârimin tabancasına

Bir de ne göreyim yârânmış gelen

Hâne-i rahmâna şeytânmış gelen

Kâfile kâfile hicrânmış gelen

Hem vuslat olmadan canâncasına

Ayıttım ki: ne alıp satmak istersiz

Pişmiş aşa su katmak istersiz

Cümleniz bunda mı yatmak istersiz

Def‘ olarak gidin yârâncasına

Bir perî-çehreyi alalım dedik

Felekten bir gece çalalım dedik

İnsânca şurada kalalım dedik

Nereden haber aldınız şeytâncasına

Ayttılar: ey “Şâdî” dilin bulaştı

Kırdığı cevizler bini de aştı

Bu işe yâr ile ağyâr da şaştı

Sohbete gelmişiz akrâncasına

Baktık ağalarla çıkışmak olmaz

Dedi ki sohbete asla doyulmaz

Muhabbet sofrası taşar da dolmaz

Buyurun sofranın tek mancasına

Fırsatı kaçırdık zevâle yandık

Derdi elimizde kavala yandık

Âteş-i iğfâl-i …le yandık

Düştük tuzağına hem kancasına

Baht âyînesinin cilvesi çokmuş

Muhabbet hüsrânı âteşten okmuş

Hem bezm-i vasl olmak kaderde yokmuş

Küselim tâli‘e pişmâncasına

Hicret'in bin üç yüz kırk yedi ânı

Âşık İhsan düzdü işbu destanı

Şâdîyle yaşasın cümle yârânı

Sohbetler eyleyip ihvâncasına

Hamâmîzâde İhsan Bey

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Dünya Kanser Günü

Kanserle ilgili farkındalık oluşturmak ve hastalığa karşı harekete geçmek için 4 Şubat, Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından "Dünya Kanser Günü" olarak belirlenmiştir. Dünya Kanser Günü ilk kez 2005 yılında Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) tarafından düzenlenmiştir. Aynı yıl ülkemizde de "Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği" tarafından başlatılmış, dünyada ve ülkemizde kanser konusundaki en büyük kampanyalardan biri olmuştur. Her yıl 4 Şubat Dünya Kanser Günü‘nde Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) ve ortak kuruluşların birlikte yürüttüğü, milyonlarca ölüme neden olan ve pek çoğu önlenebilir olan bir hastalığa karşı toplumsal bilinci artırmak amacıyla tüm dünyada kampanyalar düzenlenmektedir.

Kanseri karşılamış, ağırlamış ve uğurlamış biri olarak; bu davetsiz konuğu ağırlayanlara uğurlama gücü ve tez zamanda şifa diliyorum. Uğurlamış olanlara da "geçmiş olsun" dileklerimi iletiyor ve mücadele güçleri önünde saygıyla, sevgiyle eğiliyorum.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

4 Şubat 211 - Roma İmparatoru Septimius Severus öldü. İmparatorluk, kavgacı ve huysuzlukları ile bilinen iki oğluna kaldı: Caracalla ve Publius Septimius Geta.

4 Şubat 1783 - Amerikan Bağımsızlık Savaşı: İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ile olan düşmanlığına son verdiğini resmen ilan etti.

4 Şubat 1789 - George Washington, ABD'nin ilk Başkanı seçildi.

4 Şubat 1792 - George Washington, ikinci dönemde yeniden ABD Başkanlığına seçildi.

4 Şubat 1794 - Fransa, tüm sömürgelerinde köleliği yasakladı.

4 Şubat 1899 - Filipinler - ABD savaşı başladı.

4 Şubat 1902 - Paris'te, Birinci Jön Türk Kongresi yapıldı.

4 Şubat 1917 - İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen isimlerinden Talat Paşa, sadrazam oldu.

4 Şubat 1923 - Lozan Konferansı, tarafların uzlaşamamaları nedeniyle kesildi.

4 Şubat 1926 - İskilipli Mehmed Âtıf idam edildi.

4 Şubat 1927 - İngiliz Malcolm Campbell 22 Ağustos 2010 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. "Bluebird" adlı otomobili ile saatte 281,4 km hız yaparak dünya rekoru kırdı.

4 Şubat 1928 - Avusturyalı Naziler, siyahi sanatçı Josephine Baker'i protesto etti.

4 Şubat 1932 - Kış Olimpiyat Oyunları Lake Placid'de (New York) başladı.

4 Şubat 1936 - Radyum E sentetik olarak elde edilmiş ilk radyoaktif element oldu.

4 Şubat 1945 - Birleşik Krallık, Rusya ve ABD'nin bir araya geldiği Yalta Konferansı'nda 1 Mart'a kadar Almanya ve Japonya'ya savaş ilan eden devletlerin San Francisco'da yapılacak konferansa katılmalarına ve BM'ye kurucu üye olabilmeleri kararlaştırıldı.

4 Şubat 1947 - Hatay ilinde yeradlarının Türkçeleştirilmesine karar verildi.

4 Şubat 1947 - Isparta Senirkent'te, Jandarmanın bazı vatandaşlara işkence yaptığı ortaya çıktı.

4 Şubat 1948 - Daha sonraları Sri Lanka adını alacak olan Seylan, İngiliz Milletler Topluluğu'ndan ayrıldı.

4 Şubat 1948 - Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Valilik ve Belediye Başkanlığının ayrılmasına ilişkin kanun kabul edildi.

4 Şubat 1954 - İstanbul'da yakacak, et, ekmek ve çeşitli gıda maddeleri sıkıntısı bir türlü önlenemiyor. İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay, bugün bir açıklama yaparak halktan yardım istedi.

4 Şubat 1956 - Fazıl Hüsnü Dağlarca, Yedi Tepe Şiir Armağanı'nı kazandı. Şair, bu ödülü Asu adlı şiir kitabıyla aldı.

4 Şubat 1957 - İlk nükleer denizaltı olan USS Nautilus (SSN-571), yüzeye hiç çıkmadan 60.000 deniz mili katederek, Jules Verne'in ünlü romanı "Denizler Altında Yirmi Bin Fersah"taki hayali Nautilus denizaltısının dayanıklılığı hayata geçirmiş oldu.

4 Şubat 1964 - 20 Mayıs 1963 ayaklanması sanıklarından Talat Aydemir, Fethi Gürcan, Osman Deniz ve Erol Dinçer'in ölüm cezaları, TBMM'nde onaylandı.

4 Şubat 1966 - All Nippon Havayollarına ait bir Boeing 727, Tokyo körfezine düştü: 133 kişi öldü.

4 Şubat 1974 - Türkiye Yazarlar Sendikası kuruldu.

4 Şubat 1975 - Türkiye çapında 1,5 saat süreyle elektrik kesintisi uygulanmaya başlandı.

4 Şubat 1976 - Kış Olimpiyat Oyunları Innsbruck'ta (Avusturya) başladı.

4 Şubat 1976 - Guatemala ve Honduras'taki 7,5 şiddetindeki depremde 22.778 kişi öldü.

4 Şubat 1980 - Ebu'l-Hasan Beni Sadr, İran İslam Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

4 Şubat 1981 - Gro Harlem Brundtland, Norveç'in ilk kadın Başbakanı oldu.

4 Şubat 1981 - İngiltere'de Margaret Thatcher, özelleştirme çalışmalarının hızlandırıldığını açıkladı.

4 Şubat 1985 - Başbakan Turgut Özal, resmî bir ziyaret için Cezayir'e gitti. Cezayir'i ziyaret eden ilk Türk Başbakanı olan Turgut Özal, 1958'de Birleşmiş Milletler'de Cezayir'in bağımsızlığı aleyhinde oy kullanan Türkiye'nin hatalı olduğunu açıkladı.

4 Şubat 1987 - Yazar Aziz Nesin, kendisine 'vatan haini' dediği için Cumhurbaşkanı Kenan Evren aleyhine tazminat davası açtı.

4 Şubat 1994 - İngiltere'de 17. yüzyıldan kalma tarihi parlamento binası yandı.

4 Şubat 1997 - Güneş gazetesi ikinci kez yayın hayatına başladı.

4 Şubat 1997 - Sincan Belediyesi'nin 2 Şubat'ta düzenlediği "Kudüs Gecesi"nin ardından, 15 tank ve 20 askerî zırhlı personel taşıyıcısı, Sincan'dan geçerek Yenikent'teki tatbikat alanına gitti.

4 Şubat 1999 - Hugo Chávez Frías, Venezuela Devlet Başkanı seçildi.

4 Şubat 2000 - Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Yunanistan'a gitti. Cem, 40 yıl sonra Yunanistan'ı resmen ziyaret eden ilk Türk Dışişleri Bakanı oldu.

4 Şubat 2003 - Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'nin yeni adı Sırbistan-Karadağ oldu. 3 Haziran 2006'da Karadağ'ın bağımsızlığını ilan etmesiyle, Sırbistan ve Karadağ iki bağımsız devlet haline geldi.

4 Şubat 2004 - Facebook kuruldu.

4 Şubat 2005 - İzmir Folklor Derneği kuruldu.

4 Şubat 2005 - Ukrayna'da yakalanan Bahçelievler katliamı sanıklarından Haluk Kırcı, Türkiye'ye iade edildi.

4 Şubat 2006 - Filipinler'in başkenti Manila yakınlarındaki bir stadyumda meydana gelen izdihamda 88 kişi öldü, 280 kişi yaralandı.

4 Şubat 2007 - Diyarbakır'da yıkım kararı verilerek boşaltılan bir bina çöktü; enkaz altından beş kişinin cesedi çıkarıldı, bir kişi kurtarıldı.

4 Şubat 2020 - Van çığ faciası: Van, Bahçesaray'da çığ altında kalan vatandaşları kurtarmaya giden askerler ve kurtarma ekipleri de üzerlerine düşen çığın altında kaldı. Olayda 41 kişi öldü, 75 kişi yaralandı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

4 Şubat 1646 - Hans Assmann Freiherr von Abschatz, Alman lirik şair ve tercüman (ö. 1699)

4 Şubat 1677 - Johann Ludwig Bach, Alman besteci (ö. 1731)

4 Şubat 1746 - Tadeusz Kościuszko, Polonyalı asker ve Kościuszko Ayaklanması'nın lideri (ö. 1817)

4 Şubat 1799 - Almeida Garrett, Portekizli şair, romancı ve siyasetçi (ö. 1854)

4 Şubat 1848 - Jean Aicard, Fransız yazar (ö. 1921)

4 Şubat 1865 - Abe Isoo, Japon politikacı (ö. 1949)

4 Şubat 1868 - Constance Markievicz, İrlandalı devrimci ve yurtsever görüşe sahip süfrajet (ö. 1927)

4 Şubat 1871 - Friedrich Ebert, Almanya'nın ilk Cumhurbaşkanı (ö. 1925)

4 Şubat 1872 - Gotse Delçev, Bulgar devrimci (ö. 1903)

4 Şubat 1875 - Ludwig Prandtl, Alman fizikçi (ö. 1953)

4 Şubat 1879 - Jacques Copeau, Fransız tiyatro yönetmeni, oyun yazarı, yapımcı ve aktör (ö. 1949)

4 Şubat 1881 - Fernand Léger, Fransız heykeltıraş (ö. 1955)

4 Şubat 1885 - Hamâmîzâde İhsan Bey, Şair ve fıkra yazarı (ö. 1948)

4 Şubat 1897 - Ludwig Erhard, Batı Almanya şansölyesi (ö. 1977)

4 Şubat 1900 - Jacques Prévert, Fransız şair ve senarist (ö. 1977)

4 Şubat 1902 - Charles Lindbergh, Birleşik Amerikalı pilot (ö. 1974)

4 Şubat 1903 - Alexander Imich, Amerikalı parapsikolojist (ö. 2014)

4 Şubat 1906 - Clyde Tombaugh, Amerikalı astronom (ö. 1997)

4 Şubat 1906 - Dietrich Bonhoeffer, Alman teolog (ö. 1945)

4 Şubat 1913 - Rosa Parks, Amerikalı insan hakları savunucusu (ö. 2005)

4 Şubat 1917 - Yahya Han, Pakistan Başbakanı (ö. 1980)

4 Şubat 1918 - Ida Lupino, İngiltere doğumlu Amerikalı sinema oyuncusu ve yönetmen (ö. 1995)

4 Şubat 1921 - Neslişah Sultan, son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin’in ve son halife Abdülmecid’in torunu (ö. 2012)

4 Şubat 1923 - Donald Nicol, İngiliz tarihçi ve Bizantolog (ö. 2003)

4 Şubat 1940 - Gönül Akkor, Ses sanatçısı.

4 Şubat 1941 - Bedia Akartürk, Türk Halk Müziği sanatçısı.

4 Şubat 1942 - Peter Driscoll, İngiliz yazar (ö. 2005)

4 Şubat 1945 - Ümran Baradan, Resim ve seramik sanatçısı (ö. 2011)

4 Şubat 1948 - Alice Cooper, Amerikalı müzisyen.

4 Şubat 1957 - Metin Belgin, Oyuncu, yönetmen ve senarist.

4 Şubat 1960 - Michael Stipe, Amerikan şarkıcı.

4 Şubat 1972 - Polat Labar, Komedyen ve radyo programcısı.

4 Şubat 1973 - Aykan İlkan, Müzisyen ve baterist.

4 Şubat 1975 - Atilla Taş, Şarkıcı ve köşe yazarı.

4 Şubat 1978 - Ömer Onan, Basketbolcu.

4 Şubat 1987 - Kendi (Nuray Ülker), Oyuncu ve şarkıcı.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

4 Şubat 211 - Septimius Severus, Roma İmparatoru (d. 145)

4 Şubat 1694 - Natalya Kirillovna Narışkina, Rus Çariçesi (d. 1651)

4 Şubat 1713 - Anthony Ashley-Cooper, İngiliz düşünür (d. 1671)

4 Şubat 1781 - Josef Mysliveček, Çek besteci (d. 1737)

4 Şubat 1843 - Teodoros Kolokotronis, Yunan mareşali (d. 1770)

4 Şubat 1871 - Şeyh Şamil, Kuzey Kafkasya halklarının Avar kökenli politik ve dini önderi (d. 1797)

4 Şubat 1926 - İskilipli Mehmed Âtıf, Din adamı (d. 1875)

4 Şubat 1928 - Hendrik A. Lorentz, Hollandalı fizikçi (d. 1853)

4 Şubat 1936 - Wilhelm Gustloff, Nasyonal Sosyalist Alman lider (d. 1895)

4 Şubat 1939 - Edward Sapir, Amerikalı dilbilimci ve etnolog (d. 1884)

4 Şubat 1944 - Arsen Kotsoyev, Osetyalı yayıncı (d. 1872)

4 Şubat 1946 - Milan Nedić, Sırp general ve politikacı (d. 1877)

4 Şubat 1960 - Bilecikli Uzun Ömer, Galata Köprüsü'nün 2,20 m boyuyla dev Millî Piyango satıcısı. (d. 1922)

4 Şubat 1966 - Gilbert H. Grosvenor, Amerikalı gazeteci ve National Geographic Cemiyeti'nin Başkanı (d. 1875)

4 Şubat 1982 - Rasim Adasal, Bilim insanı ve nöropsikiyatri profesörü (d. 1902)

4 Şubat 1987 - Liberace, Amerikalı müzisyen (d. 1919)

4 Şubat 1987 - Carl Rogers, Amerikalı psikolog (d. 1902)

4 Şubat 1995 - Patricia Highsmith, Amerikalı yazar (d. 1921)

4 Şubat 2001 - Iannis Xenakis, Yunan besteci (d. 1922)

4 Şubat 2001 - Mahmud Esad Coşan, Akademisyen, yazar ve din adamı (d. 1938)

4 Şubat 2005 - Ossie Davis, Amerikalı oyuncu (d. 1917)

4 Şubat 2006 - Oktay Sözbir, Tiyatro sanatçısı (d. 1943)

4 Şubat 2014 - Enver Asfandiyarov, Sovyet Rus/Başkurt bilim insanı, tarihçi, profesör (d. 1934)

4 Şubat 2015 - Odete Lara, Brezilyalı oyuncu (d. 1929)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Perşembe.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?