Öğrenci mi, Polis memuru mu? İşte bütün karmaşa burada...

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce tüm ön yargılarınızı bir kenara bırakmanızı rica ediyorum. Yazıyı sonuna kadar okumadan, herhangi bir fikir üretmeyin lütfen.

 Çünkü bu yazının içerisinde hayalleri, umutları, emekleri kısacası hayatları ellerinden alınmış pırıl pırıl gençler var.

Sosyal bir devlette yaşayıp ya da yaşadığını sanıp, hak arayışını sosyal medyadan yapmak kadar acı bir gerçek olamaz diye düşünüyorum. Çünkü sosyal devletlerde adalet arayışı, sosyal medyada değil yetkili mercilerde yapılır. Ama ne yazık ki sosyal medyanın gücü küçümsenemeyecek kadar büyük rol oynuyor hayatımızda.

İşte bu yüzden hayatları ellerinden alınmak istenen gençlere umut ışığı olabileceği düşüncesi ile bilmediğiniz, belki de duymadığınız gerçekleri buradan size aktarmaya çalışacağım. Yazının sonun da ''YA BU BENİM EVLADIM, EŞİM, KARDEŞİM OLSAYDI''diye sorun kendinize olur mu?

Yazının özü Polis Okulu (POMEM)'ndan mezun olmuş, yemin töreni yapılmış, sicili verilmiş, silahı, tam techizatı verilerek  polis memuru olarak atanıp, ardından aktif görevleri başında iken Emniyet Teşkilatı Öğrenci Alım Sağlık şartlara uymadıkları gerekçesiyle, mahkeme kararı ile görevlerine son verilen mağdur polis memurlarını konu alıyor. Evet yanlış okumadınız, memur olmuşlar, ama öğrenci alım şartlarına uymuyorlarmış.

POMEM'den başarı ile MEZUN oluyorlar. Sicil alıyorlar, atamaları yapılıyor, göreve başlıyorlar. Aslında kısa ve net söyleyince ''yok canım olamaz'' dedirten konunun özü şu. Bu poliscanlar yıllarca çeşitli görevlerde bulunuyorlar. Bazılarının asaletleri bile tasdik oluyor. Sonra ellerine bir mahkeme kağıdı geliyor. Kararda POLİS MEMURU OLARAK ÇALIŞMAKTA İKEN, bakın burası çok önemli POLİS MEMURU OLARAK ÇALIŞMAKTA İKEN, ''EGM Sağlık Yönetmeliğinin öğrenci adayı için aranan sağlık şartlarına uymadığı için POMEM ÖĞRENCİSİ OLAMAZ '' gerekçesi ile memuriyetlerine son veriliyor.

Bakın bu son satırı çok ama çok iyi okuyun. Görev başındaki polis memuru bu. Bildiğiniz MEMUR. Devlet bir dünya masraf yapmış, okulunu bitirmiş, diplomasını almış, sicil almış, göreve başlama emri almış, göreve başlamış sonra onu bir dünya masraf ederek yetiştirip polis yapan devler diyor ki '' sen öğrenci olamazsın.'' Pardon ama bu biraz geç alınmış bir karar değil mi? Memur olan kişi neden memur statüsünde değil de öğrenci statüsünde değerlendirilip görevden alınır bunun bir açıklaması olması gerekmez mi?

 Bu kararı yolladığın kişi öğrenci mi? HAYIR. Okulu bitirme belgesi var mı? Var. Hem de sahte değil baya baya yetkililer tarafından damgalı onaylı belge. Diploma yani. Sen artık öğrenci değilsin okulu bitirdin belgesi. Peki Öğrenci olmayan, asaleti tasdik olmuş polis memuruna sen öğrenci olamazsın gibi bir gerekçe ile görevden almak hangi akla mantığa sığıyor birisinin bunu mağdur olanlara ve onların ailelerine anlatması gerekmiyor mu?

Ya da bu poliscanlar görevdeyken yaralansa ya da Allah korusun şehit olsa, ''kusura bakma sen vatan uğruna canını verdin ama öğrenci olamazsın'' mı diyecektiniz. Peki, bu çocuklar görev yaptıkları sürede ağır bir yara alsalar, bir uzvunu kaybetselerdi daha da kötüsü bir çatışma bir saldırı esnasında can verselerdi, " Şehit öğrenci ya da şehit Polis memuru mu diyecektiniz çok merak ediyorum.

Mağdur olmayı sadece görevden uzaklaştırma ile bağdaştırmayın. Geniş çaplı düşünün. Bu evlatların aileleri, ağzı torba olmadığı için büzülemeyen kişilere dert anlatmak zorunda. Evladı artık neden polis değil diye. Yeni iş arayışına giren bu gençler, iş başvurusu yaptıkları yerlere dert anlatmak zorunda, neden polislikten çıkarıldılar diye.

Şimdi Sayın Süleyman Soylu'ya seslenmek istiyorum. Sayın bakanım bu akıllara zarar uygulamadan haberiniz var mı yok mu bilemiyorum? Yani devletin memuruna ''sen öğrenci olamazsın'' gerekçesi ile silah bıraktırılıyor, görevden el çektiriliyor. Sayın bakanım, keşke sadece 1 saatinizi ayırıp bu gençlerin derdini dinleyebilseniz, keşke mağdur edilen bu gençlere, onları mağdur edenin devlet değil, yanlış karar almış şahıslar olduğunu ispatlayabilseniz.

Sayın Bakanım  belki  de bu çocukların mağdur edildiği, büyük bir yanlış işleyişin olduğu size farklı şekilde anlatıldı. Bu çocuklar, olası ki size kör, topal, sağır olarak anlatıldıklarının kaygısı içindeler.  Bu yüzden ' kendi derdini en güzel yine o kişi anlatır' düşüncesiyle 1 saatlik randevu talep ediyorlar. Kendi dertlerini,  size kendileri sunum halinde arzetmek istiyorlar. Ve bu sunumun sonunda da onlara hak verebiceğiniz, sonrasında da görevlerine dönecekleri umudunu taşıyorlar. Lütfen bu umudu ellerinden almayın Sayın bakanım.

Can gazilerimi, yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi saygı ve minnetle anıyorum.

Beyhan Biçkin Kozanoğlu

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?