BioNTech/Pfizer AB'ye 75 milyon ilave aşı sağlayacak

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Kralın biri taht odasında otururken, pencereden sesler gelmiş.

''Güzel elmalarım vaaaaaar!''

Bakmış, ihtiyarın biri, at arabasında elma satıyor. Etrafında müşteriler.

Kralın canı çekmiş ve başbakanı çağırmış:

- "Al sana beş altın, koş bana elma al."

Başbakan bakanı çağırmış:

- "Al sana dört altın, koş elma al."

Bakan saray sorumlusunu çağırmış:

- "Al sana üç altın, koş elma al."

Saray sorumlusu muhafız komutanını çağırmış:

- "Al sana iki altın, koş elma al."

Komutan nöbetçiyi çağırmış:

- "Al sana bir altın, koş elma al."

Nöbetçi çıkmış, satıcı ihtiyarı yakasından tutmuş:

- "Hey sen, ne bağırıyorsun? Burası han mı, yoksa saray mı? Defol buradan. Arabana da, elmalara da el koyuyorum." demiş.

Nöbetçi, muhafız komutanına dönmüş:

- "İşte şef, iyi dalavere çevirdim. Bir altına yarım araba elma."

Komutan saray sorumlusuna dönmüş:

- "İşte, iki altına bir çuval elma."

Saray sorumlusu bakana dönmüş:

- "İşte, üç altına bir torba elma."

Bakan başbakan'a dönmüş:

- "İşte, dört altına yarım torba elma."

Başbakan kralın huzuruna çıkmış:

- "İşte kralım, emrettiğiniz gibi. Buyurun, beş elma."

Kral taht odasında düşünmeye başlamış:

-''Beş elma-beş altın.

Bir elma-bir altın ve halk elmalara hücum ediyor.

Demek ki vatandaşın durumu çok iyi. Bu halkın vergilerini hemen artırmam lazım!'' demiş.

(Nedense çok tanıdık geldi.)

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Doğa ile savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz." demiş Hubert Reeves...

Bence bu savaştan vazgeçmek gerekiyor.

Çünkü sonunda mutlaka kazanan doğa olacaktır.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Market alışverişine aç gitmeyin. Alışverişe gitmeden önce tok olduğunuza emin olun. Açlık hissiyle almak istemeyeceğiniz birçok ürünü alışveriş sepetine hiç farkında olmadan doldurabilirsiniz."

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Eğer evcil hayvanınız göbeğinin üzerine yatıp arka bacaklarını geriye doğru açıyorsa serinlemeye çalışıyordur."

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

 İzmir açıklarında deprem fırtınası

Ege Denizi'nde İzmir'in Karaburun ilçesi açıklarında gerçekleşen 4,1'lik depremin ardından adeta deprem fırtınası başladı ve hareketlilik devam ediyor. İzmir'de sabah saatlerinden itibaren büyüklüğü 4 ile 5,1 arasında toplam 7 ayrı deprem meydana geldi.

İzmir bu sabah saat 08.00’den itibaren ardı ardında depremler yaşıyor. Karaburun ilçesi açıklarında meydana gelen ilk deprem saat 08.03’te kaydedildi. AFAD tarafından 4,1 olarak ölçülen bu depremin ardından saat 08.46’da 5,1, saat 08.47’de 4,8, saat 09.00’da 4,7, saat 09.34’te 4,2, saat 10.51’de – 3,6 ve saat 11.35’te de 5,1 büyüklüğünde toplam 7 sarsıntı oldu. Çevre il ve ilçelerde de hissedilen depremle ilgili şu ana kadar bildirilen olumsuz herhangi bir durum olmadığı öğrenildi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “İzmir’in Karaburun ilçesinde meydana gelen deprem üzerine ilgili tüm birimlerimiz seferber edilmiştir. Umudumuz can kaybının olmamasıdır. İzmir'e ve ülkemize geçmiş olsun.” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada “Ege Denizi Midilli Adası açıklarında meydana gelen 4.8 ve 5.1 büyüklüğündeki depremler Karaburun, Urla, Foça, Dikili ilçelerimiz ve İzmir kent merkezinde de hissedildi. Herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı. Geçmiş olsun.” ifadelerini kullandı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, İzmir’de art arda meydana gelen iki depreme ilişkin, Twitter hesabından şu açıklamayı yaptı: İzmir’in Karaburun ilçesi açıklarında meydana gelen depremlerden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Depremin hemen ardından İl Müdürlüğü ekiplerimiz incelemelerini başlattılar. Şu ana kadar olumsuz bir durum ve ihbarla karşılaşmadık.

İzmir, Ege Denizi’nde Karaburun ilçesi açıklarında meydana gelen depremlerle sallanıyor. İzmir’de bugün saat 00.42 ile 09.34 saatleri arasında Richter ölçeğine göre, en küçüğü 1.9, en büyüğü ise 5.1 büyüklüğünde toplam 12 ayrı sarsıntı yaşandı. Depremlerde şu ana kadar can ve mal kaybı yaşanmadığı öğrenildi. (Sözcü)

 Doğalgaza zam geldi

Havaların soğumasıyla birlikte tüketimi artan doğalgaza bir zam daha geldi. BOTAŞ'tan yapılan açıklamaya göre şubat ayında konut, ticarethane, sanayi ve elektrik üretim santralleri abone gruplarına yüzde 1 zam yapıldı. Doğalgaza gelen yeni zammı Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş., (BOTAŞ) internet sitesinden duyurdu. Yayımlanan şubat ayı tarife tablosuna göre konut tüketicileri için uygulanan tarifeye yüzde 1 zam yapılarak 1000 metreküp doğalgaz için 1276 lira fiyat belirlendi. BOTAŞ, ticarethaneler için uyguladığı 1000 metreküp doğalgaz satış fiyatını da yüzde 1 artışla 1428 liraya yükseltti. Yine organize sanayi bölgelerine yönelik doğalgaz satış fiyatı da yüzde 1 artarak 1420 lira oldu. Zamlı tarifenin uygulandığı bir diğer alan da elektrik üretim santralleri oldu. Yüzde 1’lik artışla birlikte santrallere uygulanan 1000 metreküp doğalgaz tarifesi 1428 liraya yükseldi.

AKP iktidarı döneminde Atatürk aleyhine işlenen suçlar yüzde 1050 arttı

CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin Adalet Bakanlığı verilerinden derlediği rapora göre AKP iktidarı döneminde Atatürk aleyhine işlenen suçlarda yüzde 1050 artış olduğu ortaya çıktı. AKP'nin ilk iktidar yılı olan 2003'te Atatürk aleyhine 118 kişi suç işlediği gerekçesiyle sanık olurken, bu sayının 2019 yılında yüzde bin 50 artarak bin 356 kişiye ulaştığı bildirildi. Raporda, 2003-2019 yılları arasında, “5816 Sayılı Atatürk Aleyhinde İşlenen Suçlar”dan 5 bin 244 kişinin sanık sandalyesine oturduğu belirtildi. 1987-2017 yılları arasında sanık olan kişi sayısı ise 7 bin 318 olarak kayıtlara geçti. CHP’li İlgezdi, “2003-2019 yıllarını kapsayan 16 yıllık AKP iktidarında Atatürk aleyhine işlenen suçlar, Koalisyon Hükümetlerini 3,5 katına katladı. 2003-2019 yılları arasında 5 bin 244 kişi Atatürk düşmanlığı yaptığı gerekçesiyle sanık sandalyesine oturdu” değerlendirmesinde bulundu.

Görevden alınan bürokrat AKP’li belediyede başkan yardımcısı oldu

Elazığ’da 24 Ocak 2020 tarihinde meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem sonrasında süreci iyi yönetmediği gerekçesiyle görevden alınan Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Mustafa Pirinççi, AKP’li Elazığ Belediyesi’nde başkan yardımcılığı görevine getirildi. Sivrice merkezli Elazığ'da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem sonrasında Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Mustafa Pirinççi, mağdur olan birçok depremzede sorunlarına karşılık veremediği ve süreci iyi yönetemediği için yoğun eleştirilere maruz kalmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yapımı biten deprem konutlarını incelemek amacıyla Elazığ ziyaretinden memnun ayrılmadığı iddia edilmiş ve geçtiğimiz aralık ayında Mustafa Pirinççi’nin görevinden alındığı duyurulmuştu. Yaşanan bu gelişmenin ardından Pirinççi’nin yeni görevi belli oldu. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü görevinden alınan Pirinççi’nin AKP'li Elazığ Belediyesi'nde belediye başkan yardımcılığı görevine getirildiği açıklandı.

24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ Sivrice'de Richter ölçeğine göre 6,8 büyüklüğünde deprem yaşanmıştı. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, 6.75 kilometre derinlikte gerçekleşen Sivrice'deki depremin büyüklüğünü 6,6 olarak güncellemişti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, depremle ilgili yaptığı son açıklamasında 37’si Elâzığ, 4’ü Malatya’da olmak üzere 41 kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı. (Evren DEMİRDAŞ / Sözcü)

İkinci baroya üyelik için baskı yapıldığı iddialarına bazı bakanlıklar yanıt vermedi

Ankara Barosu, ikinci baro kurulması için kamuda çalışan avukatlara baskı yapıldığını gündeme getirerek, baskılara rağmen baroların parçalanmasını reddeden avukatların yanında olacaklarını açıkladı. Açıklamada, bu konuda yaptıkları başvuruya bazı bakanlıkların yanıt vermediği ifade edildi. Ankara’da kamuda çalışan avukatlara ikinci bir baro kurulabilmesi için imza vermeleri yönünde yoğun baskı yapıldığı iddialarının kendilerine ulaştığı belirtilen açıklamada, “Bu durum kamuoyu ile paylaşılarak baromuz tarafından bu konuda tüm bakanlıklara Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yazı yazılmış ve ayrıca Kamu Baş Denetçiliği’ne de gerekli incelemenin yapılması için başvuru yapılmıştır. Bazı bakanlıklar verdikleri cevaplarda ‘bu hususun gerçek dışı olduğunu’ belirtmiş, bazı bakanlıklar ise yazımıza cevap vermemiştir. Buna rağmen aradan geçen sürede, muhtelif kurumlardaki kamu çalışanı meslektaşlarımıza aynı baskının artarak devam ettiği, bu baskının taşraya tayin noktasında gözdağı verme boyutunda olduğu yakınmaları tarafımıza ulaşmaya devam etmektedir. Yaşanan süreç, baroları parçalamaya ve mesleğimizi niteliksizleştirmeye hizmet eden bu yasal düzenlemenin amacını bir kez daha ortaya koymaktadır” denildi. Her türlü baskıya karşın meslek örgütünün parçalanmasına imza vermeyi reddeden avukatların savunulmaya devam edeceği ifade edilen açıklamada, bu nedenle çalıştığı kurumda baskıya uğrayan avukatların hukuki süreçte de baronun yanlarında olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Bu baskıya vücut veren, aracı olan tüm ilgililer hakkında yapılacak suç duyuruları dahil olmak üzere hukuki mücadelemizin sonuna kadar verileceğini belirtiyor, bu baskıyı yaşayan meslektaşlarımızın Ankara Barosu’nun [email protected] e-posta hesabına başvurmaları halinde gizlilik unsuruna riayet edilerek gerekli idari ve yasal başvuruların baromuzca takip edileceğini önemle hatırlatıyoruz” denildi. (Ankara/EVRENSEL)

Korona haberlerine gelince:

Okulların açılmasına hazır mıyız?

Milyonlarca öğrencinin beklediği haber Ziya Selçuk'tan geldi. Yaklaşık 10 aydır okula gidemeyen öğrenciler için ilk ders zili 15 Şubat'ta çalacak. Peki buna hazır mıyız? Bu kararla ilgili okulların hijyen durumu, eğitimcilerin ne zaman aşılanacağı ve telafi eğitimi gibi konular ön plana çıkıyor. En temel soru ise bu kararın ne kadar doğru olduğu… Tüm bu soruların yanıtlarını eğitimcilere sorduk.

Eğitim-SEN Genel Başkanı Prof. Dr. Necla Kurul, Türk Eğitim-SEN Genel Başkanı Talip Geylan, Eskişehir Eğitim-Sen Şube Başkanı Faik Alkan ve ‘Okullar Açılsın' raporu hazırlayan Amsterdam VU Üniversitesi'nden Dr. Tomris Cesuroğlu ‘okullar açılması’ kararı ile ilgili görüşlerini SÖZCÜ'ye anlatıyor.

1-) OKULLARIN 15 ŞUBAT'TA AÇILMASI DOĞRU MU?

Pandemi koşulları 18 milyon öğrenciyi doğrudan etkiledi ve en çok mağdur olan çocuklar da özellikle yoksul ailelerin çocukları oldu. Tablet ve internete erişim konusunda sıkıntı yaşayan öğrencilere dair haberlere pandemi süresince şahit olduk.

Uzmanlara sorduğumuz ilk soru şu oldu:

“Mevcut koşulları da göz önünde bulundurduğumuzda 15 Şubat'ta okulların açılmasını doğru buluyor musunuz?”

Prof. Dr. Necla Kurul: Covid-19 sınıfsal ayrışmaları keskinleştirdi. Yoksulluk derinleşti, okullar da kapanınca öğrenciler evin içine mahkûm oldu. Evinde bırakın internet erişimini televizyon bile olmayan çocuklar var. Bu nedenle salgın koşullarında da olsa okulların açılması için kamu kaynaklarının seferber edilmesi gerekiyor ve öğretmenler de acilen aşılanmalı.

Dr. Tomris Cesuroğlu: Araştırmalar, okul öncesi ve ilkokul yaş grubunun risk grubunda olmadığını gösteriyor. Okullarda öğrencilerle bir araya gelmek öğretmenler için ek risk yaratmıyor. Ancak Türkiye'de küçük çocukların süper bulaştırıcı olduğu algısı hakim. Eğitime bir yıl ara verilmesi 1-5 IQ puanı kayıp anlamına geliyor. Bu kayıp erken yaş dönemlerinde çok daha fazla. Sadece ilkokulları düşünürsek ülkemiz şu ana kadar en az 5,3 milyon IQ puanı kaybetti. Çocuklar evde tutulduğu sürece kasları ve kemikleri eriyor, çocukluk çağı obezitesi artıyor. Eğitimden mahrum kalmak çocukların gelecekteki yaşam beklentisini de azaltıyor. Şu anda ilkokul çocuklarının ömründen en az 3 milyon yıl kaybedildi. Çocuklarımızın daha fazla kayba uğramaması için daha önce duyurulduğu gibi 15 Şubat'ta ilkokulların açılması çok kritik. (Sibel GÜLERSÖYLER / Sözcü)

BioNTech/Pfizer AB'ye 75 milyon ilave aşı sağlayacak

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sosyal medya hesabından, AB'nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşı stratejisine ilişkin paylaşımda bulundu. Avrupalılara Kovid-19 aşısı sağlamak için ilaç şirketleri ile yoğun biçimde çalıştıklarını belirten Von der Leyen, "BioNTech/Pfizer, yılın ikinci çeyreğinde 75 milyon ilave doz sağlayacak ve 2021'de 600 milyon doz teslim edecek." ifadesini kullandı. AB'nin opsiyonlar dahil olmak üzere BioNTech-Pfizer ile 600 milyon, AstraZeneca ile 400 milyon, Sanofi-GSK ile 300 milyon, Johnson and Johnson şirketiyle 400 milyon, CureVac ile 405 milyon, Moderna ile 160 milyon doz aşı almak için sözleşmesi bulunuyor. AB, mevcut aşılama stratejisi çerçevesinde 450 milyon nüfuslu birlik içindeki yetişkin nüfusun yüzde 70'ini 1 Haziran'a kadar aşılamayı hedefliyordu ancak aşı üreticilerinin son haftalarda tedarikte kesinti yapacağını açıklamasıyla bu hedefin yakalanma ihtimali düşmüştü. BioNTech-Pfizer bu yıl için 1,3 milyar doz aşı üretimi hedefliyordu. Ancak son dönemde üretim kapasitesini artıracak iş birliklerine giderek ve yeni tesisler açarak bu hedefi 2 milyar doza yükseltti. AstraZeneca ise dün AB'ye 9 milyon doz ilave aşı sağlayacaklarını ve böylece ilk çeyrekte 40 milyon doz tedarik edeceklerini açıklamıştı. (Ata Ufuk Şeker)

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Yazarı&Şairi” olarak 80 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 139. doğum günü olan İrlandalı yazar James Joyce'u seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

James Joyce, 2 Şubat 1882 tarihinde, İrlanda Dublin’de doğdu. Tam adı James Augustine Aloysius Joyce'dur. Joyce, 10 kardeşin en büyüğüydü. Altı yaşındayken "İrlanda'nın Eton'ı" diye anılan yatılı Cizvit okulu Clongowes Wood College'a gönderildi. Ne var ki sürekli içen, işlerini ihmal eden ve borca giren babasının mali durumu kötüleşince aile yoksul düştü. Çocuklar giderek artan bir yoksulluk içinde büyüdüler; alacaklıların ziyaretlerine, ev eşyalarının sürekli rehine verilmesine, kira ve faturaları ödemeden bir evden öbürüne taşınmaya zamanla alıştılar. Joyce, 1891'de yaz tatilinden sonra Clongowes'a geri dönmedi. İleride adını hiç anmayacağı bir Hiristiyan Kardeşler okuluna gittiği birkaç ay dışında, sonraki iki yılı annesinin yardımıyla kendi kendini eğiterek geçirdi. Nisan 1893'te, erkek kardeşi Stanislaus ile birlikte Dublin'deki Cizvit okulu Belvedere College'a ücretsiz olarak kabul edildi. Derslerinde çok başarılıydı. Katolikliğe olan inancını o yıllarda yitirdiği sanılmaktadır. Daha sonra Joyce, Dublin'deki University College'a girdi. 1879'da çıkarılan Kraliyet Üniversite Yasası'yla etkileri sınırlandırılmış da olsa, bu okulda hâlâ Cizvit rahipler ders veriyordu. Joyce orada ilahiyat ve felsefe yerine dil öğrenimi gördü. Okul dışı etkinliklere ve kitap okumaya zaman ayırdı, özellikle de Cizvitlerce kabul görmeyen kitapları okudu. Ayrıca okulun Edebiyat ve Tarih Derneği'nde aktif olarak çalıştı. Henrik Ibsen'e büyük hayranlık duyuyordu. Oyunlarını aslından okumak için Dan-Norveç dilini öğrendi.

1899'da 18. yaş gününden hemen sonra, henüz üniversite öğrencisiyken Ibsen’in bir oyunu üzerine kaleme aldığı "Ibsen's New Drama" (İbsen'in Yeni Tiyatrosu) adlı denemesi Fortnightly Review dergisinde yayımlandı. Genç yaşta kazandığı bu başarı, Joyce'un yazar olma isteğini daha da artırdı; ayrıca ailesinin, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin yazar olabileceğine inanmalarını sağladı. O sıralar, daha sonra Chamber Music (Oda Müziği) adlı kitapta toplanacak olan lirik şiirlerini yazmaya başladı. Ekim 1901'de İrlanda Edebiyat Tiyatrosu'nu (sonradan Abbey Tiyatrosu, Dublin) halkın beğeni düzeyine inmekle eleştiren "The Day of Rabblement" (Ayaktakımının Günü) adlı bir deneme yazdı. Joyce daha önce bu tiyatroyu desteklemiş, William Butler Yeats'in The Countess Kathleen (1892; Kontes Kathleen) adlı yapıtını "heretiklik"i savunduğu gerekçesiyle protesto eden öğrencilere katılmayı reddetmişti. Joyce bu dönemde sefih bir yaşam sürüyor, bir yandan da bitirme sınavlarını verebilecek kadar ders çalışıyordu. Latince sınavlarını iyi dereceyle vererek 31 Ekim 1902'de üniversiteden mezun oldu.

Yazarlığını geliştirmek için çalışmayı da ihmal etmedi. Bir yandan şiirler, bir yandan da "epifanyalar" olarak adlandırdığı kısa düzyazı metinler kaleme aldı. Epifanya (ya da epifani) terimi, Eski Yunan'da tanrıların ilahî özelliklerini ölümlülere göstermesi anlamına geliyordu. Joyce bu sözcüğü, bir kişi ya da nesneyle ilgili asıl gerçeğin birdenbire ortaya çıktığı anları dile getirmek için kullandı. Deneysel "epifanyalar'ı sayesinde gözlemlerini ayrıntılı olarak ve özlü bir üslupla yazıya geçirebildi.

Joyce edebiyatla uğraşırken, bir yandan da geçimini sağlamak için hekim olmaya karar verdi. Dublin'de birkaç derse girdikten sonra, borç para alarak Paris'e gitti. Orada okul ücretlerinin peşin ödendiğini ve Dublin'de almış olduğu derslerin yetersiz olduğunu öğrenince, tatil yapmak üzere Dublin'e geri döndü. Paris'e yeniden gittiğinde, tıp okumaktan vazgeçerek kitap eleştirileri yazmaya başladı. Annesinin mali desteğinin yanı sıra bu yazılardan aldığı ve İngilizce dersleri vererek kazandığı para sayesinde edebiyat çalışmalarını Sainte-Genevieve Kütüphanesi'nde sürdürdü. Aristoteles, Aquino'lu Tommaso ve Gustave Flaubert'in düşüncelerinden yola çıkarak bir estetik kuramı geliştirmeye çalıştı.

Joyce, annesi ölmek üzere olduğu için Nisan 1903'te Dublin'e geri döndü. Öğretmenlik gibi çeşitli işler yaptı. Günümüzde İrlanda Joyce Müzesi olan Sandycove'daki Martello Burcu'nda ve birçok başka evde oturdu. Bu arada, kendi yaşamındaki olaylarla ilgili uzun doğalcı romanı Stepken Hero'ya başladı.

1904'te George Russell, Joyce'a The Irish Homestead adlı çiftçi dergisinde yayımlanmak üzere İrlanda'yla ilgili öyküler ısmarladı. Joyce, Russell'ın önerisini kabul ederek Dubliners'da (1914; Dublinliler, 1987,1992) toplanan öykülerini yazdı. "The Sisters" ("Kızkardeşler"), "Eveline" ve "After the Race" ("Yarıştan Sonra") adlı öyküleri Stephan Daedalus takma adıyla yayımlandıktan sonra, yayımcısı Joyce'un öykülerinin derginin okurları için uygun olmadığına karar verdi. Bu sırada Joyce, Nora Barnacle adlı bir kıza âşık oldu. Evlenmeye karşıydı; sonunda Nora'yı kendisiyle birlikte İrlanda'dan ayrılmaya ikna etti.

Joyce ve Nora Ekim 1904'te Dublin'den ayrıldılar. Joyce Avusturya-Macaristan'da, Pula'daki Berlitz Okulu'nda iş buldu. Boş zamanlarında da romanı ve öyküleri üzerinde çalıştı. 1905'te Trieste'ye taşındılar, Joyce'un erkek kardeşi Stanislaus da onlara katıldı. Bu arada, iki çocukları oldu. Joyce 1906-1907 arasında sekiz ay Roma'da bir bankada çalıştı; oradaki ortamdan hiç hoşlanmadı. Roma'yla karşılaştırdığında, İrlanda'yı daha çok sevmeye başlamıştı. Stanislaus'a yazdığı bir mektupta, öykülerinde İrlandalıların konukseverliğine yeterince önem vermemiş olduğunu ve "The Dead" ("Ölüler") adlı yeni bir öyküye başlamak istediğini yazdı. Gene bu mektupta, önceki öykülerini Dublin'deki felç olmuş yaşamı anlatmak için yazdığını belirtiyordu. Oysa bu öyküler, Joyce'un her sözcüğü ve her ayrıntıyı önemli kılma yeteneğinden kaynaklanan bir canlılığı yansıtır. Avrupa edebiyatı üzerine yaptığı incelemeler, Joyce'un simgecilere ve gerçekçilere ilgi duymasını sağlamıştı. Yapıtlarında, bu iki karşıt akımın etkilerini kaynaştırmaya başladı. Stephen Hero'da sanatsal denetim ve biçimin eksik olduğuna karar vererek, kitabı "beş bölümlük bir yapıt" olarak yeniden yazdı ve romanda merkezce bir rol oynayan baş karaktere dikkat çekmek amacıyla yapıta "A Portrait of the Artist as a Young Man (Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, 1966, 1989)" başlığını koydu.

Dublinliler'i yayımlatmak ve bir sinemalar zinciri oluşturmak amacıyla 1909'da iki kez İrlanda'ya gitti. Her iki girişimi de sonuçsuz kaldı. Eski bir arkadaşının 1904 yazında Nora'yla ilişki kurduğunu söylemesi, Joyce'u çok sarstı. Joyce bu olaya duyduğu tepkileri, bugün Cornell Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunan bir dizi mektupta dile getirmiştir. Bu mektupların yalnızca daha yumuşak bir üslupla yazılmış bölümleri Letters of James Joyce'a (James Joyce'un Mektupları, 1993/ Sanatçının Mektupları, 1991) alınmıştır. Bu derleme ayrıca, erotik edebiyatın en ilginç örneklerinden bazılarını da içerir.

1915'te İtalya'nın I. Dünya Savaşı'na girmesi üzerine Joyce ve ailesi Zürich'e gittiler. Stanislaus ise çıkış izni alamadı. Joyce orada özel İngilizce dersleri vermeye ve bir öykü olarak tasarladığı Ulysses'in ilk bölümleri üzerinde çalışmaya başladı. Ne var ki büyük bir maddi sıkıntı içindeydi. Önce Kraliyet Edebiyat Fonu'ndan, daha sonra da Edith Rockefeller McCormick'ten ve The Egoist dergisinin yayın yönetmeni Harriet Shaw Weaver'dan para yardımı gördü. Weaver'in cömertliği kısmen Joyce'un yapıtlarına duyduğu hayranlıktan, kısmen de onun yoksulluğuna ve yaşamı boyunca süren göz hastalığına üzülmesinden kaynaklanıyordu. Joyce Şubat 1917'den 1930'a değin glokom, katarakt ve iris iltihabı yüzünden 25 ameliyat geçirdi, kısa sürelerle görme yetisini tümüyle yitirdiği de oldu. Buna karşın çalışmayı sürdürdü; hatta yapıtlarının en neşeli bölümlerini sağlığının en kötü olduğu dönemlerde yazdığı söylenebilir.

Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'ni basacak bir yayınevi bulamayınca, Weaver bu işi kendisi üstlenerek ABD'de kitabın formalarını hazırlattı. Kitabın B.W. Huebsch tarafından yapılan ABD basımı, 29 Aralık 1916'da İngiltere'de yapılan English Egoist Press basımından önce yayımlandı. Romanın ilgi görmesi üzerine ABD'de çıkan Little Review dergisi Mart 1918'de Ulysses'den bölümler yayımlamaya başladı ve yapıtın Aralık 1920'de yasaklanmasına değin yayımını sürdürdü.

Joyce, I. Dünya Savaşı'ndan sonra birkaç aylığına Trieste'ye döndü. Temmuz 1920'de de Ezra Pound'un daveti üzerine Paris'e gitti. Ulysses "Shakespeare & Co." adlı kitapevinin sahibesi Sylvia Beach tarafından 2 Şubat 1922'de Paris'te yayımlandı. Sansür gördüğü için daha önce adından söz ettiren kitap, yayımlanır yayımlanmaz büyük ilgi gördü. Joyce, Paris'te kaldığı sürede Finnegans Wake üzerinde çalıştı. Mayıs 1939'da tümü kitap halinde yayımlanana değin romanın başlığını gizledi ve kitap "Work in Progress" (Üzerinde Çalışılan Yapıt) adıyla bilindi. Bu arada Joyce'un gözlerindeki rahatsızlıklar sürüyordu. Kızının ruh sağlığının bozulması da onun için büyük bir endişe kaynağı olmuştu. Kızının ruhsal durumunun iyice kötüleşmesi üzerine, Joyce onu Paris yakınlarındaki bir akıl hastanesine yatırmak zorunda kaldı. 1931'de evlilik konusundaki bütün tereddütlerine karşın, kızının isteği üzerine Londra'da Nora ile evlendi. Bu arada, yeni kitabı üzerinde çalışmayı sürdürüyor, birçok bölümü içine sinene değin defalarca yeniden yazıyordu. Her sözcüğü, hatta her harfi büyük bir titizlikle yeniden gözden geçiriyordu. Joyce, romanlarında genellikle basit bir öyküden yola çıkıyordu.

Fransa'nın II. Dünya Savaşı'nda yenilmesinden sonra (1940) Joyce ailesiyle birlikte Zürich'e döndü. 13 Ocak 1941 tarihinde, 58 yaşındayken, İsviçre Zürih'de hayata veda etti.

Öldüğünde, son kitabının ilgi görmemesi yüzünden düş kırıklığı içindeydi. Günümüzde ise, Joyce'un yapıtlarını incelemek amacıyla iki dergi yayımlanmakta ve bunlardan biri yalnızca Finnegans Wake"\le ilgili yazılara yer vermektedir.

Ulysses'in ilk basımındaki yaklaşık 5.000 dizgi yanlışını düzelten Ulysses: A Critical and Synoptic Edition (Ulysses: Açıklamalı ve Kapsamlı Basım) 1984'te yayımlanmıştır. Joyce'un Dublinliler'de yer alan "The Dead'' adlı öyküsünü John Huston 1987'de aynı adla sinemaya uyarlamıştır. Richard Elmann'ın James Joyce (1959; yb 1982) adlı yapıtı, Joyce'un en çok başvurulan yaşamöykülerindendir.

Joyce'un şiirleri Türkçeye Giacomo Joyce (1986) başlığıyla çevrilmiştir. Ulysses'in ilk Türkçe çevirisi Nevzat Erkmen tarafından gerçekleştirildi ve Yapı Kredi Yayınları tarafından 1996 yılında basıldı. 2012 yılında ise Armağan Ekici çevirisi ile Norgunk Yayıncılık tarafından basıldı.

YAPITLARI:

1907 - Chamber Music / Oda Müziği (Şiirler)

1914 - Dublinliler

1916 - Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi

1918 - Exiles (Sürgünler)

1922 - Ulysses

1927 - Poems Penyeach (Şiirler)

1936 - Collected Poems (Toplu Şiirler)

1939 - Finnegans Wake

1944 - Stepken Hero

1986 - Giacomo Joyce (Şiir)

1991 - Sanatçının Mektupları

Bazı eserlerinin e-text versiyonları:

Chamber Music (İngilizce)

Dubliners (İngilizce)

A Portrait Of The Artist As A Young Man (İngilizce)

Ulysses (İngilizce)

Finnegans Wake (İngilizce)

Sizlerle iki şiirini paylaşarak James Joyce'u anmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

Ey yalnız izleyicisi gökyüzünün, işitiyor musun

Ey yalnız izleyicisi gökyüzünün, işitiyor musun

Her şeyin uyuduğu bu saatte

Gündoğumunun solgun kapıları açılsın diye

Eros'a yakardıklarını gecenin

Ve iç çekişlerini harplerin?

Ey yalnız, uyanıyor musun her şey uyurken

Duymak için şirin harplerin tınısını

Eros'a hoş geldin şarkısını,

Ve gece rüzgârının ilahiyle bildirdiğini

Bitişini gecenin?

Ey gizlenmiş harpler, şirin ışıkların

Gelip gittiği şu anda

Cennetteki yolu parıldayan Eros için sürdürün türküyü,

Yayılsın şirin ve uyumlu ezgiler

Toprağa ve buluta.

#JamesJoyce

Saçlarını usulca tarar

Saçlarını usulca tarar,

Tarar uzun saçlarını,

Usulca ve zarafetle mırıldanır

Neşeli bir şarkıyı.

Güneş vuruyor söğüdün yapraklarına

Ve benekliyor çimeni,

Ve tarıyor hâlâ uzun saçlarını,

Bakarak aynaya.

Bırak saçlarını ayırmayı, lütfen

Tarama uzun saçlarını,

Çünkü hoş bir şarkıdaki

Gücünü duymuştum büyünün,

Ki hem yürütürmüş bir şeyi

Hem de bırakırmış aynı yerde,

Her şey güzel çok hoş bir şarkı ile

Ve büyük bir kayıtsızlıkla.

#JamesJoyce

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Dünya Sulak Alanlar Günü

İran’ın Ramsar kentinde 2 Şubat 1971 tarihinde "Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi" imzalanmıştır. Bu sözleşme taraf olan ülkelerin her birini, dünyaca öneme sahip en az bir sulak alan ilan etmek, bu sulak alanları korumak ve akılcı kullanımlarını sağlamakla yükümlü kılmıştır. Sözleşmenin imzalandığı 2 Şubat tarihi ise sulak alanların önemine dikkat çekmek üzere 1997 yılından bu yana ‘Dünya Sulak Alanlar Günü’ olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

2 Şubat 506 - Vizigotların sekizinci kralı Alaric II, "Roma hukukunun" bir koleksiyonu olan Alaric'in Dua Kitabı'nı (Breviarium Alaricianum veya Lex Romana Visigothorum) ilan etti.

2 Şubat 880 - Lüneburg Fundalığı Savaşı: Fransa Kralı III.Louis, Saksonya'daki Lüneburg Fundalığında İskandinav Büyük Kafir Ordusu tarafından mağlup edildi.

2 Şubat 962 - Translatio imperii: Papa XII.John, yaklaşık 40 yıldır ilk Kutsal Roma İmparatoru olan Kutsal Roma İmparatoru I. Otto'yu taçlandırdı.

2 Şubat 1032 - Kutsal Roma İmparatoru II. Conrad, Burgundiya kralı oldu.

2 Şubat 1141 - İngiltere Kralı Stephen'ın yenildiği ve İmparatoriçe Matilda'nın müttefikleri tarafından ele geçirildiği Lincoln Savaşı oldu.

2 Şubat 1207 - Bugünkü Letonya ve Estonya'dan oluşan Terra Mariana kuruldu.

2 Şubat 1438 - Transilvanya köylü isyanının dokuz lideri Torda'da idam edildi.

2 Şubat 1461 - Güller Savaşları: Mortimer Haçı Savaşı İngiltere, Herefordshire'da yapıldı.

2 Şubat 1536 - İspanyol Pedro de Mendoza, günümüzde Arjantin'in başkenti olan Buenos Aires'i kurdu.

2 Şubat 1645 - Üç Krallık Savaşları: Inverlochy Savaşı, İskoçya'da yapılır.

2 Şubat 1653 - Yeni Amsterdam (daha sonra New York Şehri olarak değiştirildi) kuruldu.

2 Şubat 1703 - Japonya'da deprem oldu. 200.000 kişi öldü.

2 Şubat 1709 - Alexander Selkirk, 4 sene 4 ay Şili sahiline 400 mil uzaklıktaki bir adada tek başına yaşadıktan sonra kurtarıldı. Daniel Defoe'nun "Robinson Crusoe" adlı kitabına model olmuştur.

2 Şubat 1848 - Meksika-Amerika Savaşı: Guadalupe Hidalgo Antlaşması imzalandı.

2 Şubat 1848 - Kaliforniya'da altına hücum başladı. Servet arayan Çinli göçmenlerle dolu ilk gemi San Francisco'ya vardı.

2 Şubat 1850 - Brigham Young, Fort Utah'daki Savaş'ta Timpanogolara savaş ilan etti.

2 Şubat 1868 - İmparatorluk yanlısı güçler Osaka Kalesi'ni Tokugawa şogunluğundan ele geçirdi ve yaktı.

2 Şubat 1876 - MLB'un Baseball Profesyonel Beyzbol Kulüpleri Ulusal Ligi kuruldu.

2 Şubat 1880 - Cadde ve sokakların gece aydınlatılması uygulamasına ilk defa Wabash'ta (Hindistan) başlandı.

2 Şubat 1887 - Punxsutawney, Pennsylvania'da ilk Dağ Sıçanı Günü kutlandı.

2 Şubat 1899 - Melbourne'da düzenlenen Avustralya Özel Kişiler Konferansı, Avustralya'nın başkenti Canberra'nın Sydney ile Melbourne arasında yer almasına karar verdi.

2 Şubat 1901 - Kraliçe Victoria'nın cenaze töreni gerçekleştirildi.

2 Şubat 1909 - Paris Film Kongresi açıldı. (Avrupalı üreticilerin Birleşik Devletler'deki MPCC karteline bir eşdeğer oluşturma girişimi.)

2 Şubat 1913 - Grand Central Terminal New York City'de açıldı.

2 Şubat 1914 - İstanbul'da Elektrikli Tramvay İşletmesi açıldı.

2 Şubat 1918 - Amerika Birleşik Devletleri, I. Dünya Savaşı'na girdi.

2 Şubat 1920 - Tartu Barış Antlaşması Estonya ile Rusya arasında imzalandı.

2 Şubat 1922 - James Joyce'un en önemli eseri olan Ulysses yayımlandı. (Kitabın yayımlandığı bu ay aynı zamanda İrlandalı yazarın doğum günüdür.)

2 Şubat 1924 - Sovyetler Birliği'nde Vladimir İlyiç Lenin'in ölümüyle boşalan Komiserler Konseyi Başkanlığı'na, Aleksey İvanoviç Rikov getirildi.

2 Şubat 1925 - Nome'a Serum Koşusu: Köpek kızakları, Iditarod yarışına ilham veren difteri serumuyla Nome, Alaska'ya ulaştı.

2 Şubat 1928 - Ankara Çimento Fabrikası açıldı.

2 Şubat 1933 - Adolf Hitler, Almanya parlamentosunu feshetti.

2 Şubat 1934 - Amerika Birleşik Devletleri İhracat-İthalat Bankası kuruldu.

2 Şubat 1935 - Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu kuruldu.

2 Şubat 1935 - İlk yalan makinesi, Leonarde Keeler tarafından denendi.

2 Şubat 1938 - Bursa Merinos Fabrikası, Atatürk tarafından törenle açıldı.

2 Şubat 1942 - Osvald Grubu, Vidkun Quisling'in başkan oluşunu protesto etmek için Norveç'teki ilk aktif Nazi karşıtı direniş olayından sorumlu oldu.

2 Şubat 1943 - II. Dünya Savaşı: Stalingrad muharebesinin ardından son Alman 6. Ordu Birlikleri de Sovyet Birlikleri'ne teslim oldu.

2 Şubat 1945 - II. Dünya Savaşı: ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Sovyet lideri Josef Stalin ile Yalta Konferansı'nda görüşmek üzere hareket ettiler.

2 Şubat 1956 - Türk Eczacılar Birliği kuruldu.

2 Şubat 1957 - İstanbul İşçi Sendikaları Birliği bir bildiri yayımlayarak grev hakkı istedi. İstanbul İşçi Sendikaları Birliği'ne 47 sendika bağlıydı.

2 Şubat 1958 - Ünlü soprano Maria Callas, Roma'da Vincenzo Bellini'nin Norma operasının galasında hastalığını ileri sürerek konser bitmeden sahneyi terk etti.

2 Şubat 1959 - Hindistan'da Kongre Partisi liderliğine İndira Gandhi seçildi. İndira Gandhi Hindistan'da parlamenter sistemin kurucusu Cavaharlal Nehru'nun kızıdır.

2 Şubat 1959 - Sovyetler Birliği'nin kuzeyindeki Ural Dağları'nda dokuz deneyimli kayakçı gizemli koşullar altında hayatlarını kaybettiler.

2 Şubat 1962 - 400 yıl sonra ilk kez Neptün ve Plüton aynı hizaya geldiler.

2 Şubat 1966 - Pakistan, 1965 Hint-Pakistan Savaşı'ndan sonra Keşmir ile altı maddelik bir gündem önerdi.

2 Şubat 1967 - American Basketball Association (ABA) kuruldu. (ABA, 1976 yılında NBA ligine dahil olarak faaliyetine son vermiştir.)

2 Şubat 1967 - Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına, Başbakanlık Özel Teknik Müşaviri Turgut Özal getirildi.

2 Şubat 1971 - İdi Amin, Uganda'da bir darbe ile iktidarı ele geçirdi.

2 Şubat 1971 - Sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımı için uluslararası Ramsar Sözleşmesi Mazandaran, Ramsar, İran'da imzalandı.

2 Şubat 1974 - F-16 Savaşan Şahin'ler ABD'de ilk uçuşunu yaptı.

2 Şubat 1981 - Millî Güvenlik Konseyi, eski Sosyal Güvenlik bakanlarından Hilmi İşgüzar'ı, hakkındaki iddiaların incelenmesi için Yüce Divan'a sevk etmeyi kararlaştırdı.

2 Şubat 1982 - Suriye'nin büyük şehirlerinden Hama'da, Müslüman Kardeşler örgütüne yönelik büyük bir operasyon yapıldı. Operasyonda binlerce kişi yaşamını yitirdi. Bu olay tarihe "Hama Katliamı" olarak geçti.

2 Şubat 1984 - Vergi iadesine ilişkin yasa yürürlüğe girdi. (Böylece 1 Ocak 1984 tarihinden itibaren ücretlilerin, memurların, emeklilerin, bunların eş ve çocuklarının ve bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının kira giderleri hariç, ev eşyaları, yiyecek ve giyecek için yaptıkları harcamalar ile eğitim ve sağlık harcamaları vergi iadesine tabi olacak.)

2 Şubat 1987 - 1986 Halk Gücü Devrimi'nden sonra Filipinler yeni bir anayasa çıkardı.

2 Şubat 1989 - Son SSCB askeri birliği de Kabil'i terk etti. Böylece Afganistan'daki dokuz yıllık Rus işgali sona ermiş oldu.

2 Şubat 1990 - Güney Afrika Devlet Başkanı De Klerk, Afrika Ulusal Kongresi'ne konulan 30 yıllık yasağı kaldırdı. Aralarında Nelson Mandela'nın da bulunduğu siyasi mahkûmların en kısa sürede serbest bırakılacağını söyledi.

2 Şubat 1991 - Silopi ve Cizre'ye gazetecilerin girmesi yasaklandı.

2 Şubat 1995 - İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Düşünce Özgürlüğü ve Türkiye adlı kitabı toplatma kararı aldı.

2 Şubat 1995 - Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Et ve Balık Kurumu'nu 2 yıl hiç ödemesiz 1,5 trilyona Hak-İş'e bağlı Öz Tütün, Müskirat, Gıda Sanayii ve Yardımcı İşçileri Sendikası'na sattı.

2 Şubat 1997 - Ankara Sincan'da Refah Partili belediyenin düzenlediği "Kudüs Gecesi" tepkiye yol açtı. Türkiye, Sincan'daki konuşması nedeniyle İran'ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Rıza Bagheri'yi resmen protesto etti.

2 Şubat 2000 - Fildişi Sahili millî futbol takımı, Afrika Kupası'nın ilk turunda elenince, ülkenin diktatörü futbolcuların tümünü bir askeri kampa hapsettirdi.

2 Şubat 2000 - Texas Instruments tarafından geliştirilen DLP CINEMA teknolojisi ile Philippe Binant tarafından gerçekleştirilen Avrupa'daki (Paris) ilk dijital sinema projeksiyonu.

2 Şubat 2002 - Orange Prensi Willem-Alexander ve Máxima Zorreguieta Cerruti'nin düğünü yapıldı.

2 Şubat 2004 - Konya'nın Selçuklu ilçesinde 11 katlı Zümrüt Apartmanı, yapım hatası nedeniyle çöktü: 92 kişi öldü.

2 Şubat 2004 - İsviçreli tenisçi Roger Federer, yeni bir rekor olan 237 hafta tutacağı bir pozisyon olan 1 numaralı tek erkekler oyuncusu oldu.

2 Şubat 2005 - Kanada Hükûmeti Resmi Evlilik Yasasını çıkarır. Bu yasa 20 Temmuz 2005'te aynı cinsiyetten evliliği yasallaştırarak yasalaşacaktı.

2 Şubat 2007 - Birleşmiş Milletler "İklim Raporu" açıklandı. Küresel ısınmanın insan yaşamını tehdit ettiği uyarısı yapıldı.

2 Şubat 2007 - İtalyan futbolunun en üst basamağı olan Serie A'da Catania ile Palermo arasındaki Sicilya derbisinde çatışma çıktığında polis memuru Filippo Raciti hayatını kaybetti. Bu olay İtalya'daki stadyum düzenlemelerinde büyük değişikliklere yol açtı.

2 Şubat 2009 - Ergenekon davası kapsamında 41’i tutuklu 86 sanığın yargılandığı davanın 46. duruşmasında ifade veren Sami Hoştan, "Susurluk kazasındaki kayıp çanta bende" dedi.

2 Şubat 2012 - MV Rabaul Queen feribotu, Papua Yeni Gine kıyılarında Finschhafen Bölgesi yakınlarında battı ve tahmi olarak 146-165 kişi öldü.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

2 Şubat 137 - Didius Julianus, Roma İmparatoru (ö. 193)

2 Şubat 1208 - Jaime I (Fatih Jaime), Aragon Kralı (ö. 1276)

2 Şubat 1487 - János Zápolya, Erdel Voyvodası ve Macaristan Kralı (ö. 1540)

2 Şubat 1522 - Lodovico Ferrari, İtalyan matematikçi (ö. 1565)

2 Şubat 1649 - XIII. Benedictus, İtalyan Papa (ö. 1730)

2 Şubat 1700 - Johann Christoph Gottsched, Alman yazar (ö. 1766)

2 Şubat 1802 - Jean Baptiste Boussingault, Fransız kimyacı (ö. 1887)

2 Şubat 1882 - James Joyce, İrlandalı yazar (ö. 1941)

2 Şubat 1885 - Mikhail Frunze, Sovyet askerlik teorisyeni ve Kızıl Ordu'nun kurucularından (ö. 1925)

2 Şubat 1894 - Safiye Ali, Tıp doktoru (ö. 1952)

2 Şubat 1902 - Alvarez Bravo, Meksikalı fotoğrafçı (ö. 2002)

2 Şubat 1905 - Ayn Rand, Rus asıllı Amerikalı yazar (ö. 1982)

2 Şubat 1911 - Alfred Preis, Avusturyalı mimar (ö. 1993)

2 Şubat 1926 - Valéry Giscard d'Estaing, Fransız politikacı.

2 Şubat 1932 - Şekip Ayhan Özışık, Besteci (ö. 1981)

2 Şubat 1936 - Metin Oktay, Efsane futbolcu (ö. 1991)

2 Şubat 1939 - Dale T. Mortensen, Amerikalı ekonomist (ö. 2014)

2 Şubat 1942 - Graham Nash, İngiliz müzisyen, şarkıcı ve şarkı sözü yazarı.

2 Şubat 1943 - Özden Örnek, Türk Deniz Kuvvetleri'nin 20. Komutanı olan subay. (ö. 2018)

2 Şubat 1945 - Kerem Yılmazer, Tiyatro oyuncusu (ö. 2003)

2 Şubat 1946 - Salih Kalyon, Sinema ve dizi oyuncusu.

2 Şubat 1947 - Farrah Fawcett, Amerikalı oyuncu (ö. 2009)

2 Şubat 1952 - Carol Ann Susi, Amerikalı aktris (ö. 2014)

2 Şubat 1952 - Park Geun-hye, Güney Kore Cumhurbaşkanı.

2 Şubat 1958 - George Grigore, Rumen yazar, tercüman, araştırmacı ve doğu bilimci.

2 Şubat 1961 - Kenan Çamurcu, Milli halterci, gazeteci ve siyasetçi.

2 Şubat 1963 - Eva Cassidy, Amerikalı şarkıcı (ö. 1996)

2 Şubat 1972 - Nilgül Badakal, Şarkıcı.

2 Şubat 1977 - Shakira, Kolombiyalı şarkıcı.

2 Şubat 1979 - Fani Halkia, Yunan atlet.

2 Şubat 1981 - Emre Aydın, Pop rock sanatçısı.

2 Şubat 1983 - Eypio, Rap sanatçısı.

2 Şubat 1987 - Victoria Song, Çinli şarkıcı.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

2 Şubat 1250 - XI. Eric, İsveç Kralı (d. 1216)

2 Şubat 1805 - Thomas Banks, İngiliz heykeltıraş (d. 1735)

2 Şubat 1907 - Dmitri Mendeleev, Rus kimyacı (d. 1834)

2 Şubat 1940 - Vsevolod Meyerhold, Rus tiyatro oyuncusu, yapımcı ve yönetmen (d. 1874)

2 Şubat 1957 - Grigori Landsberg, Sovyet fizikçi (d. 1890)

2 Şubat 1966 - Hacı Ömer Sabancı, İş adamı ve Sabancı Holding'in kurucularından (d. 1906)

2 Şubat 1969 - Boris Karloff, İngiliz oyuncu (d. 1887)

2 Şubat 1970 - Bertrand Russell, İngiliz matematikçi, filozof ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1872)

2 Şubat 1974 - Imre Lakatos, Macar filozof (d. 1922)

2 Şubat 1974 - Orhan Avşar, Müzisyen (d. 1917)

2 Şubat 1979 - Sid Vicious, Britanyalı müzisyen (d. 1957)

2 Şubat 1980 - William Howard Stein, Amerikalı kimyacı ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (d. 1911)

2 Şubat 1980 - Zekeriya Önge, Asker.

2 Şubat 1987 - Alistair MacLean, İskoçyalı romancı (d. 1922)

2 Şubat 1988 - Marcel Bozzuffi, Fransız sinema oyuncusu (d. 1928)

2 Şubat 1995 - Donald Pleasence, İngiliz oyuncu (d. 1919)

2 Şubat 1996 - Gene Kelly, Amerikalı oyuncu (d. 1912)

2 Şubat 1996 - Müfide İlhan, Öğretmen ve siyasetçi (d. 1911)

2 Şubat 2000 - Teruki Miyamoto, Japon eski millî futbolcu (d. 1940)

2 Şubat 2005 - Max Schmeling, Alman boksör ve Dünya ağır sıklet şampiyonu (d. 1905)

2 Şubat 2011 - Defne Joy Foster, Dizi oyuncusu, sunucu ve DJ (d. 1975)

2 Şubat 2014 - Philip Seymour Hoffman, Amerikalı oyuncu ve yönetmen (d. 1967)

2 Şubat 2014 - Rüştü Kazım Yücelen, Siyasetçi (d. 1948)

2 Şubat 2016 - İbrahim Arıkan, İş insanı (d. 1941)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Salı.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?