Antalya’da 20 yaş altının toplu ulaşım kısıtlaması kalktı

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Yarın sabah saat 05.00'e kadar tüm Türkiye'de sokağa çıkma yasağı var. (Yasaktan muaf olanlar hariç tabii.)

Sokağa çıkma yasağında vatandaşlar (65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altında bulunanlar hariç) zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlar hariç) ikametlerine en yakın market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçilere gidip gelebiliyor.

Unutmayın sakın, olur mu?

Cezası az buz değil çünkü.

Sokağa çıkma yasağına uymayanlara, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 282'nci maddesi uyarınca 3.150 TL idari para cezası kesilecek.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Bir gün bilim adamları Afrika'da bir aslan yakalamışlar. Amerika'ya götürülmesi için yollanan uçağa bindirip güzelce zincirlemişler. Uçak Amerika'ya doğru yola çıkmış. Aslan belirli bir süre sonra zincirlerden kurtulup kaptan pilotun yanına gitmiş:

-"Kusura bakma, seni yiyeceğim. Karnım çok acıktı" demiş.

Pilot:

-"Manyak mısın? Beni yersen uçağı kim kullanacak, kim yere indirecek? Sen beni boş ver, yardımcı pilotu ye." demiş.

Aslan biraz düşünmüş, bakmış, pilot doğru söylüyor. Gitmiş yardımcı pilota:

-"Seni yiyeceğim, çok acıktım, dayanamıyorum." demiş.

Yardımcı pilot:

-"Sen manyak mısın? Kaptan hastalansa uçağı kim kullanacak? Sen beni değil radar görevlisini ye." demiş. Aslan düşünmüş, bakmış o da doğru söylüyor, gitmiş radar görevlisine:

-"Seni yiyeceğim, çok acıktım." demiş.

Radar görevlisi:

-"Sen çok salaksın. Pilot, yardımcı pilot hepsi hava. Asıl ben olmasam onlar uçağı yere nasıl indirirler? Yerle bağlantıyı ben sağlıyorum. Sen en iyisi git, hostesi ye." demiş.

Aslan:

-"Ulan, bu da doğru söylüyor." deyip gitmiş hostese.

Aynı şeyi ona da söylemiş. Hostes eğilip aslanın kulağına bir şeyler söylemiş. Bunun üzerine aslan hemen yerine gidip kendini sıkıca bağlamış ve Amerika'ya kadar hiç kımıldamamış.

Amerika'ya vardıklarında kaptan pilot hostese sormuş:

-"Sen buna ne dedin de böyle oturdu kaldı. Biz canımızı zor kurtardık."

Hostes gülümseyerek cevap vermiş.

-"Bunların hepsi beni seviyorlar. Beni yersen seni severler dedim."

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Başarısızlık da bir seçenektir. Eğer ki başarısız olmuyorsanız yeterince girişimde bulunmuyorsunuz demektir." demiş Elon Musk...

Bence çok doğru bir yaklaşım...

Başarmak için ne kadar çok çabalarsanız, başarısız olma oranınız da o kadar çok artmaktadır. Çaba arttıkça risk de artıyor doğal olarak...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Pazar yerlerinin en büyük avantajı, pazarlık payına açık olmalarıdır. Hemen tüm pazarcılar yapacağınız pazarlıklara olumlu dönüş verecektir. Sebze meyve pazarlarında kıyasıya bir pazarlık olmasa da, antika ya da kıyafet pazarına gidecekseniz muhakkak pazarlığın nasıl yapıldığını öğrenmelisiniz. Doğru cümleleri kullanarak en kârlı alışverişi yapabilirsiniz. Yani pazarda pazarlık yapmadan alışveriş yapmamalısınız."

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Bilgisayarınızın klavyesi, bir klozet kapağından 20 bin kat daha fazla bakteri bulundurur"muş.

Şimdi bilgisayarın klavyesini çamaşır suyuyla silmeye kalkanlar olmaz umarım...

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Resmi Gazete'de yayımlandı: İşte imara açılacak yaylalar

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Amasya, Bolu ve Trabzon'da 15 yaylanın statüsü kaldırıldı. Kararla birlikte yayla alanı olmaktan çıkarılan yerler imara açılabilecek. Listede dünyaca ünlü Trabzon'daki Hıdırnebi yaylası da bulunuyor. Resmi Gazete'de yer alan kararda, "Ekli listede adları belirtilen alanların 'yayla alanı' olarak ilan edilmelerine ilişkin aynı listede tarih ve sayıları yazılı Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan hükümlerin yürürlükten kaldırılmasına, 6831 sayılı Orman Kanununun 17'nci maddesi gereğinde karar verilmiştir" denildi. Söz konusu 17. madde bölgenin imara açılabilmesini öngörüyor.

YAYLA STATÜSÜNDEN ÇIKARILAN ALANLAR ŞU ŞEKİLDE:

Amasya: Ahmetoğlu, Keşbeli,Çukurtuzla, Melikli, Çukuryayla, Alanbaşı, Kadı Çayırı, Kulam, Peynirçayı, Düvenci, Fındıkpınar

Bolu: Göllü Ören, Yaylabeli

Trabzon: Hıdırnebi-1, Hıdırnebi-2

Kaynaklar iktidara, hacizler Atakum Belediyesi’ne

Yerel seçimlerde AKP’den CHP’ye geçen Atakum Belediyesi, devraldığı borçlar nedeniyle peş peşe gelen icralarla boğuşurken dün de düğün salonlarının bulunduğu ve sosyal hizmetlerin verildiği ek hizmet binası haczedildi. Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci, eski yönetimin borçları yüzünden kamuya hizmet veren ve düğün salonlarının bulunduğu ek binaya da haciz gelince 30 yıllık meslek hayatında böyle bir durumla karşılaşmadığını belirterek "Bu hukuk dışı bir şey. Madem satacaksınız, buyurun Atakum Belediyesi'nin hizmet verdiği binayı satın. Ben çadırda da hizmet ederim" dedi. Başkan Deveci, "Kamu hizmet binalarının satışına karar veriliyor. İcra memuru kimseye sormadan geliyor ve tespit yapıyor. Mahkeme de icra memurunun raporuna dayanarak, itirazlarımızı ve belgelerimizi kaale almadan karar veriyor. Sadece düğünleri değil, başka sosyal hizmetleri bu binada yapıyoruz. Halka hizmet verdiğim yer ayrı, belediye çalışanlarının rahat ettiği yer ayrı. Kamuya hizmet verdiğimiz yerleri satmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Atakum halkının malını, parasını çalmıyorum, çaldırmıyorum. Kimseye de yedirmeyeceğim. İki yıldır yapmaya çalıştığım şey bu" diye konuştu. Atakum Belediyesi’nin borcu için kredi talebinde bulunduklarını belirten Deveci, “Esnafa borcumuz var, sadece benim değil tüm belediyelerin borcu var. Bu sıkıntılı dönemde esnafa olan borcumuzu ödeyelim. Bu alacaklılar güçlü ve iktidara yakın isimler. Bana destek olsunlar. Kredi çıkarmama yardımcı olsunlar ve ben de borçlarımı ödeyeyim. Ticaret ve Sanayi Odası, esnaf odaları sizin üyelerinizin belediyelerden alacağı var. Üyelerinize destek olun ve devlet buna bir çözüm bulsun. Burası devletin bir organı. Borcumuz var ve ödeyeceğiz, ama devletin hizmet alanlarını yok pahasına satarak değil.” diyerek bu satışa engel olacağını belirtti.

Korona haberlerine gelince:

Bir ayda 41 sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Türk Tabipleri Birliği, Osmaniye Kadirli Devlet Hastanesi'nde görev yapan sağlık işçisi Bekir Koluçolak'ın Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Kadirli Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Şamil Gerek, “Hastanemiz temizlik personellerinden Bekir Koluçolak’ı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Ailesinin ve sağlık camiamızın başı sağ olsun” mesajını paylaştı. Osmaniye İl Sağlık Müdürü Dr. Hasan Öznavruz, “Kadirli Devlet Hastanesinde görev yapan Bekir Koluçolak yakalandığı hastalık nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hastalığa yenik düşerek vefat etmiştir. Hayatını kaybeden çalışma arkadaşımız Merhum Bekir Koluçolak’a Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sağlık camiamıza sabır ve başsağlığı dilerim. Allah Rahmet eylesin, mekanı cennet olsun” mesajına yer verdi. Bekir Kuluçolak’ın ölümüyle Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren sağlık çalışanı sayısı 361’e çıktı. Sağlık çalışanlarının aşılandığı 2021’in ilk ayında, bir ay içinde yaşamını yitiren sağlık çalışanı sayısı 41 oldu.

Türkiye’de mutasyonlu virüs sayısı belli oldu: Bakan açıkladı

Virüse karşı geliştirilen aşılar uygulanmaya başlasa da, birçok ülkede ortaya çıkan mutasyonlu corona virüsü endişe yaratmaya devam ediyor. Türkiye’de mutasyonlu corona virüsüne yakalananların sayısı arttı. Yapılan ilk incelemelerde yüzde 70 daha bulaşıcı olduğu tespit edilen mutasyonlu corona virüsü hakkında son bilgiler Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından açıklandı. Mutasyonlu virüs tespit edilen kişi sayısının 128'e yükseldiğini açıklayan Bakan Koca, “Mutasyon tehdidine karşı dikkatli olmalıyız” diyerek vatandaşlara önemli uyarıda bulundu. Bakan Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda şunları belirtti:

* Mutasyon tehdidine karşı dikkatli olmalıyız. Avrupa’daki vaka artışlarının arkasındaki etmenlerden biri virüsün mutasyonlu varyantı.

* Ülkemizde mutasyonlu virüs tespit edilen vatandaş sayısı 128’e yükselmiştir. 17 şehrimizde İngiltere varyantı görüldü.

* Virüsün mutasyona uğramış olması şimdilik aşı çalışmalarını etkilememektedir. Ancak yeni mutasyonlar aşı çalışmalarını da zorlayabilir.

* En büyük silahımız halen maske ve mesafe kuralına uymak.

* Vaka sayılarını kontrol etmek elimizde. Kontrol elimizdeyken kıymetini bilerek temkinli hareket etmeli ve kalabalık ortamlardan uzak durmalıyız.

Bakan Koca, 1 Ocak'ta yaptığı açıklamada İngiltere'den Türkiye'ye giriş yapan 15 kişide mutasyonlu corona virüsü tespit edildiğini duyurmuştu. Koca, açıklamasında “İngiltere’den yurda girişler tamamen durdurulmuştur” ifadelerini kullanmıştı. Bakan Koca, 22 Ocak'ta mutasyonlu virüs kaynaklı vakalar sebebiyle Brezilya'dan da Türkiye'ye uçuşların durdurulduğunu açıklamıştı. Koca, “Mutasyon sebebi ile İngiltere, Danimarka ve Güney Afrika’dan ülkemize olan uçuşlarda geçici durdurma kararı alınmıştı” ifadelerini kullanmıştı.

Düzce Kaynaşlı'da koronavirüs vakaları sıfırlandı

2020 yılının nisan ayında ilk koronavirüs vakasının görüldüğü Düzce’nin Kaynaşlı ilçesinde 9 ay sonra vakalar tamamen sıfırlandı. 10 gündür pozitif hasta ve temaslı görülmeyen ilçede Belediye Başkanı Birol Şahin de açıklama yaparak, vatandaşlara teşekkür etti.

Düzce'nin Kaynaşlı ilçesinde koronavirüs vaka sayısı, alınan önlemlerle sıfırlandı. Maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyulan ilçede, 10 gündür yeni pozitif vakaya rastlanılmadı. 21 bin nüfusa sahip ilçede salgın boyunca alınan tedbirlerin sıkı tutulduğunu belirten Kaynaşlı Belediye Başkan Birol Şahin, ilçe halkının psikolojik olarak rahatlama sürecine girdiğini söyledi. İlçede pozitif vaka kalmadığını belirten Belediye Başkanı Birol Şahin, “Kaynaşlı’da 10 günden beri herhangi bir vaka görülmemiştir. Şu an itibariyle Kaynaşlı’da vaka sayısı sıfır. Bu da hem halkımızı hem de bizi çok memnun etti. İnşallah böyle devam ederiz. Tabii halkımız psikolojik olarak da rahatladı" dedi. Vaka sayılarının sıfırlanmasıyla birlikte, vatandaşların ilçede hayatın normale dönmesini beklediklerini belirten Başkan Şahin, “İnşallah hayat Kaynaşlı’da normale dönecek. Halkımız da sabırsızlıkla bekliyor. Kahvehanelerin, lokantaların, halı sahaların açılması önemli bu noktada. Tedbirlere dönerek böyle bir duruma gelmemizle birlikte halkımız da normal hayata dönmeyi hak etti. İnşallah hem yasaklar kalkar hem de esnaflara uygulanan dükkan açma yasağı da kalkar ve normal hayata en kısa zamanda dönmüş oluruz” şeklinde konuştu. Pandeminin ilk günlerinden itibaren ilçede sıkı tedbirler alındığını ve salgının bu çalışmalarla birlikte kontrol altında tutulduğunu ifade eden Başkan Şahin, sözlerine şöyle devam etti:

"Biz başından beri tedbirlerimizi aldık. Pandeminin ilk zamanlarında biraz vaka görülmüştü ama sonra tedbirleri biraz daha sıklaştırdık. İşin asıl sırrı temizlik. Kaynaşlı Belediyesi olarak sürekli halkımızı uyardık. Belediye olarak sürekli caddelerimizi yıkadık. Sokaklar, otobüs durakları, otobüsler, dolmuş ve taksiler, çöp konteynerleri, kapalı alanlar, ortak kullanım alanları gibi birçok alanda temizlik ve dezenfekte işlerini yaptık. Sürekli vatandaşlarımıza maske dağıttık. Pandeminin başından beri sürekli ücretsiz olarak maske dağıtıyoruz. Bütün kurumları temizledik. Bütün okullara hijyen setleri dağıttık. Şu anda da bu çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Cumartesi Pazar demiyoruz sürekli çalışıyoruz. Bu çalışmalarında sonucunu görmüş olduk. Bu demek değildir ki, artık rahatlayalım. Bundan sonra da herhangi bir vaka olmaması için halkımızın çok dikkatli olması gerekiyor. Bu konuda halkımızı sürekli olarak uyarıyoruz." (Kaynak: İHA)

Antalya’da 20 yaş altının toplu ulaşım kısıtlaması kalktı

Antalya Büyükşehir Belediyesi, sosyal medya hesabından İl Hıfzıssıhha Kurulu’nun 20 yaş altı gençlerle ilgili aldığı kararı duyurdu. Belediyeden yapılan açıklamada şöyle denildi:

* İl Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla 20 yaş altının toplu ulaşım kısıtlaması kalktı.

* Karar gereği ulaşım kartlarının kullanıma açıldığını saygıyla duyururuz.

Antalya Büyükşehir Belediyesi, İçişleri Bakanlığı genelgesi kapsamında 65 yaş üstü ve 20 yaş altı vatandaşların Antalya Kartlarını 7 Aralık 2020’den itibaren kullanıma kapatmıştı.

Fransa da kapanıyor

Fransa, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerden giriş çıkışları yasaklama kararı aldı. Yasaklama kararı 31 Ocak'tan itibaren geçerli olacak. Yasaklama kararı koronavirüs salgınının endişe verici boyutlarda olmasından dolayı alındığı belirtildi.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

 “Günün Yazarı” olarak 31 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün103. doğum günü olan Kerim Korcan'ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

 

Kerim Korcan, 31 Ocak 1918 tarihinde, Sakarya'nın Hendek ilçesine bağlı Aktefek köyünde doğdu. Asıl adı Abdülkerim Korcan’dır. Adapazarlı saat tamircisi Murat ustanın oğludur. Bulgaristan’ın Kavarna köyünden göçen bir ailenin çocuğudur. Çocukluk yılları Adapazarı’nda geçti. Bu yıllarda köyünün düşman işgaline uğraması nedeniyle ailesi Eskişehir’e göç etti. Savaş zamanı düzenli bir eğitim göremediğinden ilk eğitimine Demiryolları Çırak Okulu'nda başladı. Yoksulluk nedeniyle eğitimine dört yıl devam edebildi; daha sonra kahveci, dondurmacı, köfteci ve berber çırağı olarak küçük yaşta çalışma hayatına atıldı. Aynı sebeple okula gidemeyen yazar, kendi imkânlarıyla düşünce dünyasını geliştirerek şekillendirdi.

Gençlik yıllarında devrimci fikirlerle tanıştı, İstanbul’da Türkiye Komünist Partisi’nin üyesi oldu. Aynı zamanda TKP’nin Tophane Mıntıka Komitesi’ne bağlı bir hücrenin elemanı olarak görev yaptı. Diğer taraftan Küçükpazar’da Kitapsevenler adı altında bir dernek kurdu.

Yazar daima işçi sınıfının haklarını gözetti ve savundu. Ancak onun bu düşünceleri ve inandığı değerler, daha sonra yıllarca mahkûm edilmesine neden oldu. Yirmi iki yaşında İstanbul’da berber kalfası iken gizli örgüt kurmak iddiasıyla, Nâzım Hikmet’le birlikte 1938'de Donanma Kor Askeri Mahkemesi'nde isyan suçlusu olarak yargılandı ve 12 yıl ağır hapse mahkûm edildi. On yıl (1938-48) hapis yattı. 10 yıl kaldığı Sinop Cezaevinden 1948'de tahliye edildi, ardından da askere alındı. 1950’de İstanbul’a gelerek burada marangozluk işi yapmaya başladı. 1953'te Zübeyde Hanım’la evlendi; bu evlilikten 1954'te Sabah, 1955'te Yıldız, 1956'da Sema adlı çocukları dünyaya geldi. 1954’te kurulan Vatan Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 1957’de bu parti kapatılıp yöneticileri de tutuklanınca Kerim Korcan için Sultanahmet Cezaevi'nde yeni bir hapis dönemi başladı. İki yıl tutuklu yargılandıktan sonra 1959’da beraat etti.

İkinci tahliyesinden sonra, Kartal'da bir fabrika önünde ailesini geçindirebilmek için fabrika işçilerine peynir, ekmek, zeytin sattı ve tenzilatlı kitap satışı işini yaptı. Hayatının son yıllarında ise sadece yazarlıkla uğraştı. Hapishane yılları ve sıkıntılı zamanlardan sonra kanser hastalığına yakalanan Korcan, uzun süre hastalıkla mücadele etmesine karşın 9 Kasım 1990 tarihinde, İstanbul'da hayata veda etti. İstanbul Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.

İlk ciddi yazarlık denemelerine Sinop Cezaevi günlerinde başlayan Kerim Korcan, asıl adını 1962’de Milliyet gazetesi tarafından açılan “Bir Memleket Gerçeği” konulu yarışmada “Köse” adlı röportajının aldığı Karacan Yarışması ikincilik ödülü ile duyurdu. Korcan, öykülerinde genellikle hapishane yaşamının anı ve gözlemlerini yansıttı; çoğunlukla konuşulan dile ve yöresel diyaloglara ağırlık verdi. Linç adlı romanı (yön. Bilge Olgaç, 1970) filme alındı, “Tatar Ramazan” adlı öyküsü ise 1976’da İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelendi ve daha sonra filme alındı (yön. M. Gülgen, 1990). Kendi kendini yetiştiren Kerim Korcan, önceleri şiir yazdı. Ama tutukluluk döneminde ve siyasal çalışmaları sebebi ile edebiyattan uzak düşünmesine yol açtı. Hapishane günlerinin gözlemlerini değerlendirdiği, yer yer araya girerek çözümlemeler yapıp çıkış yolları gösterdiği toplumsal gerçekçi bir çizgide yapıtlar verdi. 

"Türk edebiyatında gölgede kalan bir yazar" olarak anılan Korcan, yarattığı "Tatar Ramazan" karakteriyle tanınır. "Linç" romanı 1970'de sinemaya uyarlandı. "Tatar Ramazan" oyunu İstanbul Şehir Tiyatrolarında (1976) oynandı. 1990'da ise "Tatar Ramazan" sinemaya uyarlandı. "İdamlıklar" romanı ise tiyatroda oynandı.

Yazın hayatına 1962'de ‘‘Köse’’ adlı hikâyesiyle başlayan yazar; roman, hikâye, şiir, anı türlerinde eserler vermiştir. Çocukluğu yoksulluk içinde geçen Korcan, eğitimini yarıda bırakmasına karşın okuma ve öğrenme hevesinden hiç vazgeçmemiştir. Ailesinin Eskişehir’den İstanbul’a göç etmesiyle edebiyat dünyasında yer alması kolaylaşmıştır. Özellikle burada usta yazarları takip ederek fikir dünyasını geliştirmiştir. Evliya Çelebi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Rıza Tevfik, Mehmet Akif, Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Kemal Bilbaşar, Sait Faik, Faik Baysal yazmaya başlamadan önce okuduğu yazarlardır. Şiir yazmaya da ilgisi olan yazarın kendisini etkileyen şairler Nâzım Hikmet ve Mehmet Akif’tir. Diğer taraftan sol düşünceye ait yayınları da okumuş ve takip etmiştir. Kendisini yazmaya teşvik eden ilk kişinin de Kıvılcım Kütüphanesi’nin kurucusu Dr. Hikmet Kıvılcım olduğunu ifade eder. Şiiri, düzyazıya geçtikten sonra, 1962'de bırakmıştır. Eserlerinde uzun yıllar geçirdiği hapishane gözlemlerini, toplumsal aksaklıkları, işçi sınıfının sıkıntılarını, yoksul kesimi, adaletsizliği başlıca konular olarak ele almıştır. Diğer taraftan yazarı, yazma konusunda destekleyenler olduğu gibi eleştirenler de vardır. Hamdi Şamilof, Nuri Tahir, Ali Kapan gibi arkadaşları yazdıklarının amatör olduğunu düşündüklerinden yazarlığını desteklememişlerdir. Korcan, bu eleştirileri aksine destekleyici görmüş, daha iyi yazma konusunda daha dikkatli olması gerektiğini düşünmüştür.

Hapis hayatından sonra Çetin Altan, Hasan Pulur, Abdi İpekçi, Nadir Nadi, Adnan Tahir, İlhan Selçuk gibi isimler kendisini yazma konusunda daima teşvik etmişlerdir. Dünya edebiyatıyla da yakından ilgilenen yazar Tolstoy, Gogol, Gorki, Sholokhov, E. M. Remarque, Emile Zola, Steinbeck, I. Silone gibi yazarları okumuş ve onlardan etkilenmiştir. Yazarın, müspet ilmin çerçevesini hurafe ile zorlamayan, halkının hayat kavgasında her kahrı göze alarak onun yanında yer alan kişi olduğunu düşünen Korcan'ın bu bağlamda da yazdıklarından ödün vermediği söylenebilir. Korcan, yazarın halkın sorunlarını, sıkıntılarını dile getirmesi gerektiğini düşünür. Kendi dönemindeki hikâye ve roman türündeki ürünlerin daha da gelişmesi gerektiğini belirtir. Yazar her zaman gelişime ve değişime açık olmalıdır. Toplumdan kendini soyutlamamalıdır. Ona göre yazar ancak bu şekilde çağdaşlarına ulaşabilir. Bu nedenle eserlerinde yerel kullanımlara, argo sözcüklere, atasözü ve deyimlere sık sık yer vermektedir. Kullandığı canlı üslup birçok edebiyatçı tarafından beğeni ile karşılanmıştır. Korcan, bu şekilde halktan biri olduğunu anlatmak istemiştir. Kerim Korcan'ın eserleri, yerelliğin yanında güçlü bir kurguya sahip olmaları bakımından önemlidir. Kahramanların ve olay örgülerinin gerçekçiliği bu bağlamda önemlidir.

 

YAPITLARI:

Roman:

Linç (1967)

İdamlıklar (1971)

Ter Adamları (1975)

Patrona (1983)

Ateşten Köprü (1988)

Acılar Çemberi (1990)

Öykü:

Köse Kadı (1962)

Tatar Ramazan (1969)

Canlı Bayraklar (1971)

Ölüm Pusuda (1990)

Capon (1990)

Diğer:

Ey Gaziler (1989) (şiir)

Dimitrof Geçiyor (1978) (tarih)

Harbiye Kazanı (1989) (anı)

ÖDÜLLERİ:

1962 Milliyet Gazetesi “Bir Memleket Gerçeği” konulu Karacan Yarışması'nda ikincilik ödülü

1991 Ankara Çankaya Belediyesi “İnsan Hakları” konulu yarışmada birincilik ödülü (“Tatar Ramazan” filmi ile)

 

"Günün Şiiri" köşemizde bugün sizlerle Eylül 2019 tarihinde yayımlanmış "Menopozlu Bir Aşk" isimli ikinci kitabımdan bir şiirimi paylaşmak istiyorum:

ASİ ŞİİR

Bir şiir ancak bu kadar asi olabilirdi

Bir şair ancak bu kadar deli

Gidemeyenlere hiçbir diyeceği yoktu şiirin

Kalmasını bilemeyenler

Şairden sorulurdu oysa

Küçücük sevinçler akıyordu şiirin yüzünden

Kocaman hüzünlere sığınıyordu şair Reddedilme korkusu olmadan

Elleriyle kendi kuyusunu kazarken şiir

Dudağının kıyısındaki müstehzi gülüşü Öldürüyordu şair

Susmalar biriktiriyordu şiir gelecek aşkına

Şairse kağıttan gemiler yapıyordu

Hayata tutunmak adına

“Gitsem buralardan, bir daha asla dönmem” diyordu şiir

Şair kök salmaya çabalıyordu

Bir denizin turkuazına

“Ah, nasıl da unuttunuz beni yalnızlığımda” diyordu şiir

Unutamamış olmanın acısını

Her sabah yeniden öğreniyordu şair

Mor bir atın terkisinde uzaklaşırken şiir

Üfleyerek yüreğini söndürüyordu

Her gece şair

Hayat, katlanılmayacak kadar uzundu oysa

Ve şiir şairini dinlemeyecek kadar asi.

#haticenayır

Not: Bu şiirim 21 Ocak Perşembe akşamı Radyo TRT Nağme'de değerli sanatçı Cengizhan Sönmez'in hazırlayıp sunduğu "Bir Tutam Hasret" isimli programda #CengizhanSönmez tarafından seslendirildi. Aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz değerli sanatçımızın bu muhteşem yorumunu:

https://www.facebook.com/1150816320/videos/10224663211544961/

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Balık Fırtınası

Halk takvimine göre 31 Ocak balıkların Karadeniz'den Marmara Denizi'ne geçtiği gün olup, bu tarihte bir günlük "Balık Fırtınası" yaşanmaktadır.

Dünya Cüzzam Günü:

Cüzzam (Lepra) hastalığına karşı toplum tarafından oluşmuş yanlış inançların önlenmesi ve erken teşhis edilmesini sağlamak amacıyla her yıl Ocak ayının son Pazar günü "Dünya Cüzzam Günü" olarak kabul edilmiştir. Bugün hâlâ dünyada özellikle açlık, yoksulluk, hijyen koşullarının kötü ve sağlık hizmetlerinin ulaşılamaz olduğu bölgelerde ve iç savaşların yaşandığı coğrafyalarda bu hastalık hüküm sürmektedir. 1876’da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen tarafından keşfedilen cüzzam mikrobu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere bir çok sistem ve organı etkileyen kronik seyirli bulaşıcı bir hastalıktır. Bu gün vesilesiyle  "Cüzzamla Savaş Derneği"ni kuran Türkan Saylan'ı da saygı ve sevgiyle anıyorum. Ruhu şad olsun.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

31 Ocak 1729 - Türkiye'de ilk kitap, Mehmet Bin Mustafa'nın (Vanlı) kaleme aldığı Sıhahı Cevheri (Vankulu) adlı sözlük basıldı. İbrahim Müteferrika, ilk Türk matbaasını İstanbul'da Sultanselim'deki konağında kurmuştu.

31 Ocak 1747 - İlk zührevi hastalıklar kliniği, Londra'da açıldı.

31 Ocak 1790 - Osmanlı-Prusya ittifakı.

31 Ocak 1865 - ABD Temsilciler Meclisi, köleliği yasaklayan yasayı onayladı.

31 Ocak 1876 - ABD'de ülkedeki tüm Kızılderililer, Kızılderili rezervasyonu olarak adlandırılan, kendilerine ayrılmış özel bölgelerde yaşamaya zorlandılar.

31 Ocak 1915 - I. Dünya Savaşı: Almanya, Ruslara karşı zehirli gaz kullandı.

31 Ocak 1927 - Müttefiklerin Almanya üzerindeki denetimi sona erdi; bundan sonra Almanya'nın yeniden silahlanmasını Milletler Cemiyeti denetleyecek.

31 Ocak 1928 - Türk Eğitim Derneği (TED) Ankara'da kuruldu.

31 Ocak 1928 - Sovyetler Birliği'nde 30 muhalefet lideri Almatı'ya sürgüne gönderildi. Sürgüne gidenler arasında Lev Troçki de vardı.

31 Ocak 1930 - Seloteyp, 3M şirketi tarafından pazara sürüldü.

31 Ocak 1931 - Gümrük ve Tekel Bakanlığı kuruldu.

31 Ocak 1931 - Kültür magazin dergisi, Resimli Ay kapandı.

31 Ocak 1931 - Yarın gazetesi Başyazarı Arif Oruç ve Sorumlu Müdürü İzmit'te birer yıldan fazla hapse mahkum oldular.

31 Ocak 1934 - Nâzım Hikmet, Nail Vahtedi, Tosun Ömer ve Yonga Ömer beş yıl hapis cezasına mahkûm edildi.

31 Ocak 1938 - Atatürk, Gemlik'te sun'i ipek fabrikasını açtı.

31 Ocak 1942 - Öğrencilere sigara içme ve nişan yüzüğü takma yasağı getirildi.

31 Ocak 1943 - Stalingrad Muharebesi'nde Nazi Almanyası'nın 6. Ordu Komutanı Generalfeldmarschall Friedrich Paulus, Sovyet Birlikleri'ne teslim oldu.

31 Ocak 1946 - SSCB'den esinlenen yeni Yugoslavya Anayasasına göre ülke, altı cumhuriyetten oluşuyor: Bosna-Hersek, Hırvatistan, Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Slovenya.

31 Ocak 1950 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Harry S. Truman, hidrojen bombası geliştirme programı yürüttüklerini açıkladı.

31 Ocak 1952 - Yunanistan Dış İşleri Bakanı Sofoklis Venizelos'un Türkiye'ye yaptığı resmî gezi sırasında, Türk-Elen Dostluk Derneği'nin kurulması kararlaştırıldı.

31 Ocak 1953 - Kuzey Denizi taşkınlarında sadece Hollanda'da 1800'den fazla kişi öldü.

31 Ocak 1956 - "Nesebi sahih olmayan çocukların tescili" hakkındaki kanun Meclis'te kabul edildi.

31 Ocak 1956 - Guy Mollet, Fransa Başbakanı oldu.

31 Ocak 1958 - İlk başarılı Amerika Birleşik Devletleri uydusu Explorer 1, Dünya çevresindeki yörüngesine oturdu.

31 Ocak 1961 - İsrail Başbakanı David Ben Gurion istifa etti.

31 Ocak 1961 - Ahmet Emin Yalman, Vatan gazetesinden ayrıldı.

31 Ocak 1964 - 15 Ocak günü Kıbrıs sorununu görüşmek üzere toplanan III. Londra Konferansı, 19 günlük çalışmanın ardından bir sonuç alınamadan dağıldı.

31 Ocak 1965 - Sağlık Bakanlığı bir açıklama yaptı; Türkiye'de ortalama insan ömrü 33 yıl.

31 Ocak 1966 - Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası'nda 2400 işçi greve başladı.

31 Ocak 1968 - Vietkong büyük bir saldırıya geçti; Saygon'daki Amerikalı Elçiliği 6 saat işgal edildi.

31 Ocak 1968 - TRT Ankara Televizyonu, deneme yayınına başladı.

31 Ocak 1971 - İnsanlı ay yolculuklarında bir adım daha; Apollo 14 fırlatıldı. Görevli astronotlar: Alan Shepard, Edgar Mitchell ve Stuart Roosa.

31 Ocak 1973 - Çetin Altan'ın 4,5 yıl hapsi istendi; karikatürist Turhan Selçuk'u döven 3 polis hapse mahkûm edildi.

31 Ocak 1973 - Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.

31 Ocak 1974 - Seyfi Demirsoy'un ölümüyle boşalan Türk-İş Genel Başkanlığına Halil Tunç seçildi.

31 Ocak 1976 - İlerici Kadınlar Derneği (İKD), Ankara'da "Evlat acısına son" mitingi düzenledi. Mitinge 5 bin kişi katıldı.

31 Ocak 1978 - Zonguldak'ta ikramiyesi ödenmeyen 20 bin maden işçisi direnişe geçti.

31 Ocak 1980 - Tariş olayları: Tariş'te direniş bitti, işçiler işbaşı yaptılar. 22 Ocak'ta güvenlik güçleri arama yapma gerekçesiyle Tariş işletmelerine girmek istemiş, 600 işçi gözaltına alınmıştı.

31 Ocak 1985 - Başbakan Turgut Özal, Gökova'da termik santral kurulacağını açıkladı.

31 Ocak 1986 - İşkence konusunda itiraflarda bulunan polis memuru Sedat Caner, Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na teslim oldu.

31 Ocak 1986 - Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) İçel Milletvekili Fikri Sağlar, Türkiye'de 5 yılda 800'den fazla insanın "kayıp" olduğunu söyledi.

31 Ocak 1990 - Atatürkçü Düşünce Derneği ve Türk Hukuk Kurumu Başkanı Muammer Aksoy, 73 yaşında Ankara'da evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü.

31 Ocak 1990 - SSCB satranç şampiyonu Gary Kasparov, vatandaşı Anatoli Karpov'u yenerek dünya satranç şampiyonu oldu.

31 Ocak 1990 - Moskova'da ilk McDonald's açıldı.

31 Ocak 1996 - Patlayıcı yüklü bir kamyon Kolombo'da (Sri Lanka) Merkez Bankasının kapılarına çarparak infilak etti: en az 86 kişi öldü, 1400 kişi yaralandı.

31 Ocak 2000 - Alaska Havayollarına ait bir yolcu uçağı, Büyük Okyanus'a düştü: 88 kişi öldü.

31 Ocak 2004 - TL'den 6 sıfır atılması ve Türkiye Devleti para biriminin Yeni Türk Lirası olmasını öngören yasa, Resmi Gazete'de yayımlandı.

31 Ocak 2005 - Dünyaca ünlü pop yıldızı Michael Jackson hakkında, 13 yaşındaki bir çocuğa tacizde bulunduğu gerekçesiyle dava açıldı.

31 Ocak 2005 - Afganistan'daki Türk birlikleri, Kabil'deki uluslararası hava alanının sorumluluğunu üstlendi.

31 Ocak 2006 - Abdullah Öcalan'ın avukatlarından İrfan Dündar, müvekkilinin yeniden yargılanmaya ilişkin dilekçesini, bu konuda yetkili olan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine göndererek başvuruda bulunduğunu bildirdi.

31 Ocak 2008 - İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde ruhsatsız bir binada maytapların yanarak doğalgaz kazanını patlatmasıyla oluşan olayda 23 kişi öldü, 120 kişi yaralandı.

31 Ocak 2020 - Birleşik Krallık Avrupa Birliği'nden ayrıldı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

31 Ocak 1763 - Jens Esmark, Danimarkalı-Norveçli mineraloji profesörü (ö. 1839)

31 Ocak 1797 - Franz Schubert, Avusturyalı besteci (ö. 1828)

31 Ocak 1884 - Mehmed Emin Resulzade, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin kurucusu (ö. 1955)

31 Ocak 1893 - Arkadiy Plastov, sosyalist gerçekçilik akımının öncülerinden olan Rus Sovyet ressam (ö. 1972)

31 Ocak 1907 - John O'Hara, Amerikalı yazar (ö. 1970)

31 Ocak 1910 - Faruk Kenç, Film yönetmeni (ö. 2000)

31 Ocak 1911 - Baba Vanga, Bulgar kadın kâhin (ö. 1996)

31 Ocak 1918 - Kerim Korcan, Yazar (ö. 1990)

31 Ocak 1923 - Norman Mailer, Amerikan romancı ve Pulitzer Ödülü sahibi (ö. 2007)

31 Ocak 1929 - Jean Simmons, İngiliz asıllı Amerikalı aktris ve seslendirme sanatçısı (ö. 2010)

31 Ocak 1929 - Rudolf Mössbauer, Alman fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (ö. 2011)

31 Ocak 1933 - Bernardo Provenzano, İtalyan suç ögrütü lideri (ö. 2016)

31 Ocak 1935 - Kenzaburo Oe, Japon romancı ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi

31 Ocak 1936 - Can Bartu, Fenerbahçeli efsanevi futbolcu (ö. 2019)

31 Ocak 1937 - Philip Glass, Amerikalı besteci

31 Ocak 1937 - Suzanne Pleshette, Amerikalı aktris (ö. 2008)

31 Ocak 1938 - Beatrix, Hollanda Kraliçesi

31 Ocak 1942 - Derek Jarman, İngiliz sinema yönetmeni (ö. 1994)

31 Ocak 1942 - Zeynep Kerman, Edebiyat araştırmacısı ve akademisyen.

31 Ocak 1951 - Selma Güneri, Sinema ve ses sanatçısı.

31 Ocak 1961 - Fatih Kısaparmak, Besteci ve yorumcu.

31 Ocak 1961 - Filiz Kerestecioğlu, Hukukçu ve siyasetçi.

31 Ocak 1961 - Latif Demirci, Karikatürist.

31 Ocak 1963 - Ergün Poyraz, Araştırmacı yazar.

31 Ocak 1964 - Jeff Hanneman, Amerikalı müzisyen ve Slayer grubunun gitaristi (ö. 2013)

31 Ocak 1970 - Minnie Driver, İngiliz oyuncu ve şarkıcı.

31 Ocak 1981 - Justin Timberlake, Amerikalı pop şarkıcısı ve aktör.

31 Ocak 1982 - Elena Paparizou, Yunan şarkıcı.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

31 Ocak 1914 - Recaizade Mahmud Ekrem, Edebiyatçı (d. 1847)

31 Ocak 1945 - Eddie Slovik, Amerikalı er rütbesinde asker (II. Dünya Savaşı sırasında firardan dolayı idam edilen tek ABD askeri) (d. 1920)

31 Ocak 1946 - İsmail Hakkı İzmirli, Felsefeci ve İslam felsefesi tarihçisi (d. 1869)

31 Ocak 1954 - Edwin Armstrong, Amerikalı elektrik mühendisi ve mucit (d. 1890)

31 Ocak 1956 - A. A. Milne, İngiliz yazar (d. 1882)

31 Ocak 1969 - Stoyan Zagorçinov, Bulgar yazar (d. 1889)

31 Ocak 1973 - Ragnar Anton Kittil Frisch, Norveçli ekonomist ve Nobel Ekonomi Ödülü sahibi (d. 1895)

31 Ocak 1974 - Samuel Goldwyn, Amerikalı film yapımcısı (d. 1882)

31 Ocak 1982 - Melih Vassaf, Eleştirmen ve oyun yazarı (d. 1927)

31 Ocak 1984 - Pembe Marmara, Kıbrıs Türkü şair (d. 1925)

31 Ocak 1990 - Muammer Aksoy, Hukukçu ve siyasetçi (d. 1917)

31 Ocak 2005 - İsmail Hakkı Şen, Oyuncu (d. 1927)

31 Ocak 2006 - Moira Shearer, İskoç oyuncu ve balerin (d. 1926)

31 Ocak 2006 - George Koval, Amerikalı casus, bilim insanı, kandidat (d. 1913)

31 Ocak 2015 - Tomás Bulat, Arjantinli ekonomist, gazeteci ve yazar (d. 1964)

31 Ocak 2016 - Celal Aliyev, Azeri akademisyen, biyolog ve siyasetçi (d. 1928)

31 Ocak 2016 - Ülkü Ülker, Oyuncu ve şarkıcı (d. 1950)

31 Ocak 2020 - Mary Higgins Clark, Amerikalı hikâye yazarı ve romancı (d. 1927)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Pazar.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?