Yüreğimde tutamadıklarım

YÜREĞİMDE TUTAMADIKLARIM (*)

Adeta sinemamıza sunulacak, sunulması gereken bir tür minnet belgesi oluşturulmuş, öykülerin incelenmesiyle bende oluşan kanı… Sinemasal sahneler her öykünün içselleriyle, kahramanlarıyla ve gözümdeki kamerayla sinemaya aktarılıyor gibi! Kitabı okurken aldığınız haz, hissettirdiği boyutta çocukluğunuzdaki yerleşkelere, sanki bir anda yaşanılan görselliklerle kendi filminizi seyreder gibi oluyorsunuz. Yani bir anlamda anı ve kurgu iç içe romanda… Anlatılanlar özenle hazırlanmış, gözlemlerimizle seyre koyulmuş bir film şeridi gibi akıyor görselliğimizde… Üstelik realite belleklerimizde ve şuur bütünlüğünde bir tür objektif bakışla! Kimliği olgunlaştıran koşullar roman akışının anlatım biçimini, kurgusal gergefini ve biçemini de etkilemiş doğallıkla… Yanı sıra yaşamsal dramı sözcüklerde ‘kare’leyip ‘sinemaskop’ akışa ‘replik’ üretmesinden ileri geliyor gücü. Söylemi çeşitlendiren işitsel öğelerdir; ritmi, kurgusal anlamdaki imgesi… Okurun, bellekte yer alan görüntüyü ve sesi anlamlandıran güncellikle buluşuyor, buluşturuluyor…

Girizgâhta, teatral anlamda ve sinematik boyutta aktarmaya çalıştığım bu kitap, dağarcığıma günler önceden başladı akmağa… Okudukça, belleğime yer eden düşüncelerde ve samimi duygularımı yazdım üst paragrafa! Çünkü yazar ‘Selma Sağlamtaş’, ‘Yüreğimde Tutamadıklarım’ da bu inceliklere ve okurun bakış açısına önem vermiş belli ki…

“… Birazdan kaldırımlar, işine gitmek için telaşla geçenler, otobüse yetişmek için acele edenlerle birlikte kalabalıklaşacaktı. Evleri okula yakın olan öğrencilerde geçerdi, gazete büfesinin önünden… Temizlik işçileri söylenerek caddeyi temizlemeye başlayacaklardı birazdan. / … Sıradan bir gün, beklediği mektup geldiği zaman güzelleşecekti. Büfenin sahibi olan Enver amca henüz gelmemişti. Enver amca gelesiye kadar yakındaki kahveden çay içmek istedi. Tam o sırada kahvenin çırağı neşeli neşeli ıslık çalarak elinde boş askılı kahve tepsisi ile dönüyordu. Çayları dağıtmıştı. (sy. 64)-(**).

Sinema havası, izleyiciye verdiği ruhsal doyum, sözcüklerin ruhuyla da verilebilir mi? Anı ve izafiyeti ağır olan öykü ve bilhassa kurgularla süslenmiş romanlarda, nedense hep bu hazzı yaşarım. Belleğimize Tolstoy’un replikleri yerleşir ve okur, olmasa bile en azından ben öylesine ve o anlakla okurum. İşte bu nedenle dağarıma böyle yerleşir… Dikkate değer durum! Sözcüklerden yapılma cam fanus, şaşırtıcı, sınayıcı kum saati sanki… Ve söylence de, ağızda tematik bir durum. Sinemasal setlere yakışır canlandırmaların ışıklı sahnesi!

Tarihe izdüşümü; geçmiş zamanların tanığı-taşıyıcısı değil midir yazarlar, bir mekâna… Öykülerde anlatım, anı yüklü realite ve kurgusal boyutlarda ‘şimdi’ kavramı hep gizli kalıyor sanki. ‘Selma Sağlamtaş’, kentli bireyin geçmişine yöneltiyor söz dümenini. ‘Yarın’ ve ‘yarınlar’ ise pek sıradan, önemsizmiş gibi…

(*) ; ‘Yüreğimde Tutamadıklarım’ (yazan, ‘Selma Sağlamtaş’)

(**) ; kitaptan alıntı

(***) ; 27 Öykü, 112 sayfa

(****) ; Etki Yayınevi

www. haberhurriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?