Pfizer-BioNTech'in Covid-19 aşısı hakkında uyarı


Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

68 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Neyzen Tevfik'e ait bir anekdotu paylaşarak sizleri gülümsetmek istiyorum. Ruhu huzur bulsun.
 
Neyzen Tevfik kışlaya, tanıdığı bir subayı ziyarete gider. Subayın ricası üzerine askerlere ney çalar. Sonunda da aşka gelip zeybek oynamaya durur. Pantolonun düğmelerini iliklemeyi unuttuğunu gören erlerden biri Neyzen Tevfik'e:
-"Efendi amca, edep yerin açıkta kalmış." der.
Neyzen oyunu kesip ellerini havaya kaldırarak:
-"Tanrım, çok şükür sana!" der. "Nihayet karşıma edebim olduğunu söyleyen bir kulunu çıkardın."

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Sevmek diyorum, herkes aşk anlıyor. Oysa sevmek diyorum cancağızım, sadece sevmek. Uçsuz bucaksız, sınırsız sorumsuz sevmek..." demiş Ahmet Ümit...
Bence de sevmek.
Aşk yakıcı, yıkıcı bir duygu çünkü.
En güzeli sevmek.
Neyi sevmek istiyorsanız onu sevmek...
Sessiz, sakin, yumuşacık ve güzellikle...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Mevsiminde sebze ve meyve tüketmek hem sağlıklı, hem de az maliyetlidir. Market reyonlarında mevsim ürünlerini bulabilirsiniz. Ayrıca marketten yaptığınız alışverişlerde sebze ve meyveleri istediğiniz sayıda alabilirsiniz. Örneğin pazardan ürün almak istediğinizde kiloyla alışveriş yapabiliyorsunuz ve bazen istediğiniz gibi seçemiyorsunuz. Ancak market reyonlarında ihtiyacınız olan sebze ve meyveden istediğiniz kadar, hatta istediğiniz boyutta sebzelerden taneyle de alabilirsiniz."

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Metro istasyonlarında soluduğunuz havanın yüzde 15’i aslında insanların ölü derisidir."
Bunu okuyunca bazı insanlar metroya binme konusunda tereddüt yaşayabilir mi acaba?

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:
 
Erdoğan'ın eski avukatı, İmamoğlu'nun imzasıyla İBB'den azledildi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eski avukatlarından Mustafa Doğan İnal'ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle (İBB) kurduğu iş ilişkisi, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan'ın kaleme aldığı "Metastaz 2: Cendere" kitabıyla gündeme geldi. 2 Aralık 2020'de okuyucuyla buluşan kitapta, İnal'ın İBB'den 15 milyon lira vekalet ücreti aldığı iddia edilmişti.

Independent Türkçe’den Can Bursalı’nın haberine göre, İBB, İnal'a verilen vekaleti sonlandırarak avukatlıktan azletti. Azilname, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu imzasıyla 13 Ocak'ta gönderildi. Azilnamede, belediye bünyesinde 101 avukatın olduğu ve kamu hizmetinin kurum personeli tarafından yürütüleceği belirtildi. Azilnamede şu ifadeler yer aldı:
"Kamu hizmetlerinin kamu personeli tarafından yerine getirilmesi Anayasamız ve 657 sayılı kanunda yer almış düzenlemeler olmakla, belediyemiz ile sizin de dahil olduğunuz serbest çalışan avukatlar arasında daha önceki dönemlerde yapılmış olan özel vekalet sözleşmelerinin incelenmesi neticesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin sözleşmeli ve kadrolu olarak 101 avukat istihdam edilmesine rağmen, bir kısım davaların içerisinde sizin de yer aldığınız serbest avukatlar aracılığıyla yürütüldüğü belirlenmiştir.
Tarafınız ile yapılan vekalet sözleşmesine dayanak alınan 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 118/h maddesiyle belediye başkanına verilen 'büyükşehir belediyesini özel avukatlara temsil ettirme' yetkisi ancak istisnai durumlarda başvurulacak bir yetki olup, tarafınızla yapılan vekalet sözleşmesi yetkili organlardan alınması gerekli bir karara da dayanmamaktadır.
Azilnameye konu vekalet sözleşmesinin ücrete yönelik hükümlerinin idaremizce incelenmesi sonucunda da belediyemiz aleyhine hükümler içerdiği görülmüş, aramızda mevcut vekalet ilişkisinin yeniden gözden geçirilmesi gerekliliği doğmuştur.
Tüm bu nedenler ve görülen lüzum üzerine sizi bu günden itibaren vekaletten ve vekaletname ile tarafınıza verilmiş olan tüm yetkilerden azleder, tarafınıza verilmiş olan vekaletnameye dayanarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına herhangi bir işlem yapmaya yetkili olmadığınızı bildiririm." (Kaynak:Cumhuriyet)

Uğur Dündar’dan 65 yaş ve üstüyle ilgili çağrı
Gazeteci Gürkan Hacır'ın sunduğu ve KRT TV’de yayınlanan Şimdiki Zaman programında konuşan SÖZCÜ Gazetesi Yazarı Uğur Dündar, 65 yaş ve üstüne uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasıyla ilgili çağrıda bulundu. "65 yaş ve üzerine adeta bir ev hapsi" diyen Dündar, milyonlarca mağduriyet yaşayan 65 yaş ve üzeri insanın olduğunu belirterek "Ne olur bunların haklarına sahip çıkın" şeklinde konuştu. SÖZCÜ yazarları Uğur Dündar, İsmail Saymaz, gazeteciler Barış Yarkadaş, Orhan Uğuroğlu, Yönetim Uzmanı Elfin Tataroğlu’nun katıldığı ve KRT TV’de yayınlanan Şimdiki Zaman programı dün akşam gerçekleşti. SÖZCÜ gazetesi yazarı duayen gazeteci Uğur Dündar, 65 yaş ve üstüne uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasıyla ilgili çağrıda bulundu. Mağduriyet yaşayan milyonlarca 65 yaş ve üzeri insanın olduğunu belirten Dündar, şunları söyledi:

* Milyonlarca mağdur insan adına bunu soruyorum. Biliyorsunuz pandeminin başından itibaren bir yöntem uygulanıyor. Dünyada hiçbir gelişmiş ülkede benzeri görülmeyen bir uygulama bu.

* 65 yaş ve üzerine adeta bir ev hapsi. Son zamanlarda günlük dışarıya çıkma süresi 3 saatle sınırlandırıldı. İnsanlarda giderek dipte yatan hastalıklar etkisini göstermeye başladı eklem rahatsızlıkları, hareketsizlik nedeniyle.

* Ayrıca kayıtlı veya kayıt dışı çalışmak zorunda olan insanlar var bu yaş kuşağında. Bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki insanlar zihinsel kapasitelerinin doruğuna 60 yaş civarında ulaşıyorlar.

* Bir taraftan depresif durumlar ortaya çıkıyor, çocuklarına, torunlarına hasret bir hayat sürüyorlar adeta yarı açık bir cezaevi gibi bir yaşam bu ve ne yazık ki çok sayıda boşanma gerçekleşiyor. 30 yıllık, 40 yıllık hatta 50 yıllık çiftler bile bu sıkıntılı süreçte kavga etmeye ve boşanmaya kadar varan sorunlar yaşamaya başladılar.

* Bu kesim bir bakıma bana gelen sorulardan da çıkartıyorum, eğer dışarıya salınırsa yani normal yaşamlarına devam ederlerse ki, bu yaşa gelmiş birikimli, tecrübeli insanlar kendilerini her türlü tehlikeden bir genç insana oranla daha fazla koruma durumundadırlar. Bu bilgiye, deneyime sahiptirler.

* Şimdi öyle bir durum ortaya çıkıyor ki sanki bu insanlar dışarıya çıkarlarsa ölecekler ve ölü sayısı da artacağı için biz pandemiyle mücadelede başarısızmış gibi gözükebiliriz. Bu nedenle varsın onlar evlerinde otursunlar, evlerinde bu hapis hayatını yaşasınlar gibi son derece insan haklarına aykırı ve dünyada eşi benzeri görülmemiş bir uygulamayla zulüm yapılıyor.

* Ne olur bunların haklarına sahip çıkın. Ben o yaş kuşağındayım ama gazeteci olarak bir ayrıcalığa sahibim. Ama bunu istismar edecek bir karakterim olmadığı için zorunlu haller dışında bir yıldır dışarıya çıkmıyorum. İstesem her gün seyahat edebilirim, her gün istediğim yere giderim mesleğim gereği. Basın kartına da sahip olduğumdan benim için bir kısıtlama söz konusu olamaz.

* Dolayısıyla bunu şahsım adına değil, milyonlarca mağduriyet yaşayan 65 yaş ve üzeri insanımız adına soruyorum.

 
Korona haberlerine gelince:
 
AB Komisyonu, Moderna aşısının Avrupa'da kullanımına onay verdi
Avrupa İlaç Ajansı (EMA), ABD'li ilaç firması Moderna tarafından üretilen koronavirüs aşısının Avrupa'da kullanımını tavsiye etti. EMA'nın tavsiyesinin ardından AB Komisyonu da Moderna'nın aşısının Avrupa'da kullanımına onay verdi. Avrupa İlaç Ajansı'nın, sabah saatlerinde yaptığı değerlendirmede, Moderna aşısının Avrupa genelinde Covid-19'a karşı kullanılmasın tavsiye etmesi üzerine, AB Komisyonu öğleden sonra acil bir toplantı yaptı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa için ikinci koronavirüs aşısına da onay verdiklerini, Twitter aracılığıyla duyurdu. Şu ana kadar AB vatandaşları için 2 milyar doz potansiyel aşı sağlandığını belirten von der Leyen, "Bu hepimizi korumak için fazlasıyla yeterli" dedi. Moderna aşısı, Pfizer-BioNTech'ten sonra, Avrupa'da koşullu pazarlama yetkisi alan ikinci ürün oldu. Aşıların, önümüzdeki haftadan itibaren AB ülkelerinde dağıtılmaya başlanması bekleniyor. (Yusuf Özkan&Lahey-Hollanda/BBC News)

Pfizer-BioNTech'in Covid-19 aşısı hakkında uyarı: Kuvvetli alerjisi olanlar kaçınsın
Aşılanan her bin kişiden birinde hafif alerjik reaksiyon görülebileceği denemelerden sonra bildirilmişti.
İngiltere'de ilaç güvenliği kurumu yetkilileri, kuvvetli alerjik tepkileri olan kişilerin Pfizer-BioNTech tarafından üretilen Covid-19 aşısından kaçınması gerektiğini söyledi. Bu açıklama dün başlayan aşılama kampanyası kapsamında iki sağlık çalışanının alerjik tepkiler göstermesi üzerine yapıldı.
İlaç ve Sağlık Ürünleri Denetim Kurumu (MHRA) aşıdan kaçınma tavsiyesinin bazı ilaçlara, gıdalara ya da aşılara alerjisi olan kişileri kapsadığını kaydetti. Aşıya tepki gösteren iki sağlık görevlisine hemen müdahale edildiği ve şu anda durumlarının iyi olduğu da bildirildi. Her iki kişinin de genellikle ciltte kızarma ve kaşıntı, nefes darlığı ve bazen de tansiyon düşüklüğü şeklinde kendisini hissettiren anaflaktik reaksiyonlar gösterdikleri anlaşılıyor. Bu, ölümcül olabilen anaflaktik şoktan farklı bir reaksiyon. Her iki sağlık çalışanının da ciddi alerjileri olduğu ve yanlarında adrenalin iğnesiyle dolaştıkları da kaydedildi. İngiltere Sağlık Hizmetleri kurumunun başkanı Profesör Stephen Powis bu tür reaksiyonların yeni aşılarda ortaya çıkmasının normal olduğunu, alerjisi olanlara aşıdan kaçınma uyarısının tedbir niteliğinde olduğunu söyledi. İngiltere ilaç güvenliği kurumu MHRA'nın başkanı Doktor June Raine görülen tepkiler üzerine doğru olanın bu uyarının yapılması olduğunu tekrarladı. Bu tür reaksiyonlar çok sık görülmese de yıllık grip aşıları dahil başka aşılarda da ortaya çıkabiliyor. Bu tür tepkiler kortizon ya da adrenalinli ilaçlarla tedavi edilebilirler. Aşının insanlar üzerindeki denemelerinde her bin aşılanan kişiden birinde alerjik tepki görülebileceği bildirilmişti. İlaç güvenliği kurumu yetkilileri bu konuda en riskli görünen gruba uyarıda bulundular, fakat nüfusun büyük çoğunluğu açısından değişen bir şey yok. (Nick Triggle ve Rachel Schraer / BBC muhabirleri)

Avusturya’da Türk bilim insanı mutasyonlu virüsü belirleyen hızlı test geliştirdi
Türk kökenli bilim insanı Prof. Dr. Kamil Önder, İngiltere’de ortaya çıkan yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) mutasyona uğramış türünü tespit eden hızlı PCR testi geliştirdi. Avusturya’da Procomcure Biotech firması kurucusu ve CEO’su Türk kökenli bilim insanı Prof. Dr. Kamil Önder, basına yaptığı açıklamada, geliştirdikleri testin “(DNA) dizileme” ihtiyaç duymadan İngiltere ve Güney Afrika’da ortaya çıkan Kovid-19 türünü hızlı şekilde belirlediğini söyledi. Ürünlerinin İSO belgeli ve kliniklerce onaylanmış olduğunu kaydeden Önder, halihazırda bazı laboratuvarlarda kullanıldığını vurguladı. Önder, Salzburg kentine bağlı Zell am See bölgesindeki bir klinikte ürünün kullanıldığını, 30 numuneye yapılan testlerin 4’ünde mutasyona uğramış türün tespit edildiğinin altını çizdi. Önder, “(Testler) 60 ile 90 dakika içinde sonuçlanıyor. Bütün işlem dizileme ihtiyaç duyulmadan ilerliyor. Hem çok ucuz hem de çok hızlı, bu da büyük bir avantaj.” ifadesini kullandı. Hızlı testin dünya genelinde ilk olduğunu savunan Önder, testin kullanımının mevcut PCR testlerinden farkı bulunmadığını, bu nedenle laboratuvarlarda yeni bir cihaza ya da ek eğitime ihtiyaç duyulmadan rahatlıkla uygulanabileceğini dile getirdi. (Ekonomist)


Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.
Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

“Günün Şairi” olarak 68 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Neyzen Tevfik'i seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Neyzen Tevfik, 24 Mart 1879 tarihinde, bir beyitinde belirttiğine göre Hicrî 1296 yılında, Muğla'nın Bodrum ilçesinde, Emine Hanım ve Hasan Fehmi Bey'in ilk oğlu olarak doğdu. Asıl adı Tevfik Kolaylı'dır. Ahmet Şefik adında bir de kardeşi vardır. 'Kolaylı' soyadı, Soyadı Kanunu'nun çıkmasından sonra, babası Hasan Fehmi Bey'in Samsun'un Bafra ilçesine bağlı Kolay beldesinden olduğu için aileye aldığı soyadıdır. Bodrum'daki çocukluk yıllarında babası ile birlikte genellikle, Tepecik Camii'nin yakınındaki kahvede vakit geçirirken kahveye gelen dervişlerin üflediği, sonradan ustası olacağı ney dikkatini çekti ve kendi de üflemek istedi. Babası eğitim hayatını olumsuz etkileyeceğini düşünerek o erken yaşlarda buna izin vermedi. Çocukluk arkadaşlarından Avram Galanti, Tevfik'in düdükler yapıp çalarak civardaki çocukları etrafında topladığını ve ilham kaynağının deniz olduğunu anlatır. Bir yandan şiire olan ilgisi de çevresinden duyduğu halk hikâyeleri vasıtasıyla bu erken yaşlarda başlamıştı. 1892'de, on üç yaşındayken babasının tayini ile birlikte Urla'ya taşındı ve bir süre burada okudu. Bu esnada, taşındıktan yaklaşık bir yıl sonra, 1893'te tanıştığı Neyzen Berber Kâzım'dan ney dersleri almaya başladı ve aynı yıl ilk sara nöbetini de geçirdi. Yedi yaşındayken, Kent Çarşısı'nda Muğlalı Kel Mülâzım Ağa müfrezesinin yakaladığı eşkiyaların halka gösterdiği sırıkların ucundaki kesik başlarını gören Tevfik'in yaşadığı rahatsızlık ilk önce olağan dışı bir durgunluk, birkaç yıl sonra da, ilk defa 1893'te olmak üzere, sara nöbetleri halinde kendini gösterdi. Okulu bırakmasına sebep olan ve ilk önce neyin sesi yüzünden olduğu sanılan hastalığın tedavisi için annesi birçok doktora ve hocaya danıştı; fakat sonuç alamadı. En sonunda hastalığı kontrol altına almayı başaran, annesinin götürdüğü İstanbul'da Pepo adlı bir doktor oldu. Doktor "fazla üzerine gidilmemesi gerektiğini" ve "en çok hoşlandığı şeyleri yapmasına izin verilmesi" gerektiğini söyledi. Bu sayede hem hastalık bir nebze kontrol altında kalır, hem de bu ona 'Neyzen' lakabını kazandıracak olan neye devam etmesini sağladı.

Bir süre sadece neyiyle ilgilenip gezdikten sonra hastalığının kontrol altına alınmasının ardından en azından eğitimini bitirmesi için babası tarafından yatılı olarak İzmir İdadisi'ne gönderildi. Fakat tekrar başlayan sara nöbetleri yüzünden eğitimi yeniden yarıda kaldı. İzmir Mevlevihanesi'ne giderek kendini neyine verdi. İzmir'in bu yıllarda istibdat yönetimi tarafından sürgün yeri olarak kullanılmasının neticesinde, kovulan aydınların uğrak yeri olan bu mevlevihanede Tokadizade Şekip, Tevfik Nevzat, Şair Eşref ve Ruhi Baba gibi ünlü kişilerle tanıştı. Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri aldığı bu kişilerden Şair Eşref aynı zamanda ona hicvi öğretti. Bu sayede 13 Mart 1898'te Muktebes dergisinde ilk şiirini yayımlattı. On dokuz yaşında babası onu eğitim için bu sefer İstanbul'a, Fethiye Medresesi'ne gönderdi. Burada zamanının çoğunu Galata ve Yenikapı Mevlevihaneleri'nde geçiren Tevfik Mehmet Âkif Ersoy'la ve onun yardımıyla dönemin seçkin sanatçılarıyla da tanıştı; ondan Fransızca, Arapça ve Farsça dersleri aldı, aynı zamanda ona ney öğretti.

İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Uşakizade Halit Ziya, Ahmet Rasim, Tevfik Fikret, Tanburi Cemil, Yunus Nadi, Udi Nevres ve Hacı Arif Bey gibi isimlerin arasında kendini geliştirme fırsatı bulan Tevfik, 1900'de bir plak doldurma girişiminde de bulundu. Gülistan Plak Mağazası'nın sahibi Hafız Aşir Bey'le beraber yaptıkları denemelerde çok içkili olduğu için plaklar zar zor doldurulsa da yine de basılıp piyasaya verildiler. Bu plakların sayısı çok sonradan Azâb-ı Mukaddes (1949) kitabının önsözünde belirttiğine göre yüze yakındır. Bu zamanlarda, saray çevresinde bile davet edilen, köşk, yalı ve konaklara çağrılan meşhur bir neyzen olmuştu.

Mehmet Âkif Ersoy'un verdiği setre pantolonu cüppe ve şalvar yerine giymesi, akşamları medrese dışında kalması rahatsızlık yaratınca 1901'de medreseden ayrıldı. Babasının tanıdığı ve sonradan Şeyhülislam olacak olan Musa Kazım Efendi onu derslerine kabul ederek bu sayede Şair Şeyh Vasfi, Ahmet Mithat Efendi, Muallim Naci gibi yazar ve şairlerle tanışmasına önayak oldu. Bu süreçte bir süre Fatih'teki Şekerci Hanı'nda, daha sonra da Çukurçeşme'de bulunan Ali Bey Hanı'nda kaldı; Sirkeci'de, İstasyon Gazinosu ve Güneş Kıraathanesi'nde baskı rejiminin karşıtı gençlerle ülkenin sorunlarıyla ilgili ve istibdata karşı konuşmalar yaptı. Bu konuşmalar yüzünden bir gün Ziya Şakir tarafından jurnallenerek gözaltına alındı ve daha önce otuz beş kere jurnallendiğini de öğrendiği sıkı bir sorgulamadan geçirildi, on beş gün sonra salındı. Yine de, jurnallenmiş biri olarak, peşinde gezen hafiyeler yüzünden hem kendi hem arkadaşlarının iyiliği için onlardan uzaklaşarak zamanını Beyoğlu meyhanelerinde geçirmeye başladı.

1902 yılında Bektaşi dervişi oldu. Sütlüce Bektaşi Tekkesi'ne devam ettiği bu zamanlarda Şeyh Mümin Paşa'dan nasip aldı ve hayatının geri kalanını da şekillendirecek bu inancı ve biçimi benimsedi. İstanbul'da baskının iyice artmasının sonucunda Şair Eşref ile beraber 13 Ocak 1902 Perşembe günü "Mesajeri" vapuru ile Mısır'a gitti. Bir arkadaşı ile bir Neyzenler Kahvehanesi açarak işletmeye başladı, geçimini neyi ve şiirleriyle sağlamaya devam etti, Özbekiye Saz Bahçesi'nde plaklar doldurdu. Alkolün etkisiyle bir buluşma esnasında tabancasını ateşlemesi ve duruşma esnasında da yargıca "haksızlık yapıyorsunuz" demesi yüzünden altı ay hapse mahkûm oldu ama itiraz ederek bir buçuk ay sonra özgürlüğüne kavuşup iki ay kadar Feride adında Lübnanlı bir kadınla yaşadı. Bu sıralarda, ilk önce İstanbul Kıraathanesi'nde okuduğu "Abdülhamid’in Ağzından Bir Nutk-ı Hümâyun" hicvi yüzünden tutuklanmak istense de çevresi sayesinde kurtulmayı başardı; fakat daha sonra "Türk Aydınlarının Mısır Hidivi Hakkındaki Düşünceleridir" başlıklı yazısı gazetelerde yayımlanınca kesinlikle tutuklanması hakkında karar verildi. Bu yüzden sığındığı Bektaşi "Kaygusuz Sultan" tekkesinde bir süre kaldıktan sonra meşrutiyetin tekrar ilanıyla beraber İzmir'e döndü.

8 Ağustos 1908'de İzmir'den İstanbul'a geçerek Fatih Çemberlitaş'ta bir hana yerleşti. Meşrutiyet'ten beklediğini alamaması uzun sürmedi. Ferah Tiyatrosu'nda Sabah-ı Hürriyet adlı oyunu izlemeye gittiğinde oyunun İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından yasaklandığını öğrendi ve bunun üzerine yaptığı konuşma yüzünden kısa bir süre sonra serbest bırakılmak üzere tutuklandı. 1910 yılında annesinin ısrarları ile babası ve kardeşinin karşı çıkmasına rağmen Cemile Hanım ile evlendi, fakat evlilikleri yürümedi. Kayınbabası eşini ve Leman adını verdiği kızını da alıp götürdü.

I.Dünya Savaşı'nda Muhtar Paşa'nın emrinde mehterbaşı olarak görev yapmaya başladı. Düzenli askerlik hayatını pek benimseyemeyen Tevfik sık sık Muhtar Paşa ile tartışsa ve çekip gitse de dönemin İstanbul Merkez Komutanı Albay Cevat Bey sayesinde tekrar tekrar geri döndü. Üstelik bazı kaynaklara göre dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın yalısında verdiği konseri izleyen Alman bir komutanın davetlisi olarak Romanya'da piyano eşliğinde konser verdi.

Cumhuriyetin ilanı sıralarında kardeşinin yanına Ankara'ya gitti ve 1926 yılında tanışacağı Mustafa Kemal'i ve Türk Kurtuluş Savaşı'nı yücelten şiirler yazdı. Bu dönemde yazdığı şiirlerden cumhuriyeti ve getirdiklerini benimsediği, ona karşı olan unsurlara da savaş açtığı görülebilir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Hasan Sâit Çelebi’nin yardımıyla "Azâb-ı Mukaddes" adı altında bazı kitap yayımlama girişimleri olsa da başarılı olamadı.

Geçirdiği sara nöbetleri ve yüksek alkol tüketimi nedeniyle bundan sonra da sıklıkla gideceği Toptaşı Tımarhanesi ve Zeynep Kamil Hastanesi'nde tedavi görmeye başladı. Bir süre sonra eski arkadaşı Mehmet Âkif Ersoy'u ziyaret için Mısır'a geçti ve bir yıla yakın bir süre kaldıktan sonra geri döndü. 1930'larda İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ'ın yardımıyla parasal anlamda destek olması için konservatuvarda görevlendirilerek kendine bir aylık bağlandı.

1940'larda ise yine valinin oluru ve aynı zamanda doktoru olan bazı dostlarının (Mazhar Osman ve Rahmi Duman) yardımı ile Bakırköy Akıl Hastanesi'nde 21 no'lu koğuşa tam anlamıyla yerleşti. Otel odası gibi kullandığı bu koğuşta ve hastanede çevresine yine şiir ve felsefe ile ilgili bilgiler sundu. 9 Mart 1946'da basın yararına bir konser verdi. İhsan Ada, sonunda 1949 yılında, onun gözetimi altında, eserlerini "Azâb-ı Mukaddes" adı altında kitaplaştırdı. 1950'de "Onu Affettim" ve sonra "Ağlayan Şarkı" adındaki 2 filmde rol aldı. Arkadaşlarının ısrarı üzerine, ölümünden önce son yıl olan 1952'de Şehir Komedi Tiyatrosu'nda jübilesini yaptı.

Neyzen Tevfik'in düzenli bir geliri olmadığı sanılmaktadır. Genellikle, neyi ve şiirleriyle para kazanmaya çalışmış, sadece 1930'lu yıllarda kendisine devlet tarafından bir aylık bağlanmıştı. Kuralları pek umursamadan sürdürdüğü yaşamında özellikle rakı başta olmak üzere içkinin çok büyük etkisi vardır. Yozlaşan toplum, dini istismar ve Atatürk'ün devrimlerine karşı çıkılmasına karşı bir duruş sergiledi. Özellikle hazırcevaplığıyla tanınırdı, bu sayede birçok fıkranın konusu olmuş, aynı zamanda hicivde de başarılı olmuştur.

Neyzen Tevfik, 28 Ocak 1953 tarihinde İstanbul'da hayata veda etti. Beşiktaş'taki Sinan Paşa Camii'nde cenaze namazı kılındı. Civardaki cadde ve sokakları dolduran profesörler, memurlar ve bazı ileri gelenlerin yanında kendilerine çeki düzen vermeye çalışmış sarhoşlar ve sokak serserilerinden oluşan büyük bir kalabalığın eşliğinde Barbaros Bulvarı'ndan geçerek defnedildiği yere ulaştırıldı. Mezarı bugün Kartal Merkez Mezarlığı'ndadır.

Neyzenlikteki ustalığıyla beraber, hiciv sanatını kullanarak şiirlerinde toplumdaki eşitsizliğe, haksızlığa ve zulme, siyaset ve dini baskı ve çıkarcılığa değindi. Neredeyse tüm hayatı boyunca baskı ve zulme karşı çıkan Tevfik'in şiirlerindeki yergi ve taşlamaları onu bu türde Nef'i ve Eşref'ten sonra en önemli üçüncü edebiyatçı konumuna getirmiştir. Şiirlerinde sık sık, 1900'de yazdığı "Sahne-i Ömrümden Nefs-i Emmareye Hitabım" şiirinin ilk kıtasındaki gibi müstehcen sözlere ve bu yolla yapılan taşlamalara rastlanır. Bu isyan tarzı ve Osmanlı döneminde yazdığı eserler defalarce jurnallenmesine ve tutuklanmasına sebep olmuştur. Cumhuriyet döneminde ise yine mevcut rejime ve Atatürk'ün devrimlerine, ilkelerine karşı çıkanlara göndermelerde bulunmuş, Atatürk'ün ölümünden sonra 1938'de aşağıdaki şiiri kaleme almıştır:

O ÖLMEDİ

Tanrı ölmez, O dilerse görünür bir müddet,
Kaybolunca O’nu kalbinde bulur her millet.

Biliyormuş kaderin cilvesini evvelce,
Bütün ecrâm-ı semâ yasla büründü o gece.

Yaklaşan bir acı önce güneşi korkuttu,
Ay tutuldu diyemem gökyüzü mâtem tuttu.

Ata geçtin ebedin mevki-i müstahkemine
Bir direktif veriyor arza, beşer âlemine!

Bize ilhâm ile isâl ediyor her haberi,
Ki O’nun kudret-i külliye, emirber neferi.

Bağladı dâr-ı fenânın ebede telsizini,
Güdelim açtığı yollardan mübârek izini.

Atatürk’ ün beşere sunduğu peymânı budur:
Atatürk’ e inananlar er olur, sulhu korur!

YAPITLARI:
Şiir kitapları:
Hiç, 1919
Azâb-ı Mukaddes, 1949
Besteleri:
Nihavent Saz Semaisi
Şehnazbuselik Saz Semaisi
Taksimler taş plak
Fıkra:
Halk arasında neyzenliğinin ve şiirinin yanı sıra fıkralarıyla da tanınır. Fakat ağızdan ağza aktarılan bu unsurlara edebiyat dünyasındaki kaynaklarda rastlamak çok zordur. Başlıca bilinen fıkraları şunlardır:
Padişahçılık
Hamam sefası
Edep
Kırk yıllık ölü

Sizlerle bir şiirini paylaşarak Neyzen Tevfik'i anmak istiyorum:

ANLADIN MI?

Hicran destanını kendinden oku, 
Mecnun'dan duyup da rivayet etme. 
Aşkın Leyla'sını gördünse söyle. 
Söz temsili bulup hikayet etme.

Yüz bin Leyla doğar alemde her gün, 
Senin aradığın zevk, sefa düğün. 
Tutacağın işi önceden düşün; 
Daha ilk adımda nedamet etme.

Sevdanın oduna pek güvenilmez, 
Tutuşurşan eğer kolay sönülmez. 
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez, 
Canına kıymazsan seyahat etme.

İyi bak kabına, olmasın delik, 
Boşuna taşırsın,gider gündelik. 
Anında olmalı, ettiğin iyilik, 
Alem duysun diye, inayet etme.

Kabe'den maksadın varmaktır yara, 
Kör gibi tapınma, kara duvara, 
Hızır'ı ararsan kendinde ara, 
Bulamadım gibi rezalet etme.

Muhabbet herkesin aklını çelmez, 
Gönül viranesi kolay düzelmez. 
Alemden çekinme bir zarar gelmez, 
Sen kendi kendine hıyanet etme.

Şen şatır gönlüne hicran dolmasın, 
Gençliğin gülşeni gamla solmasın. 
Neyzen gibi aklın yarda olmasın, 
Özründen çok büyük kabahat etme.

#NeyzenTevfik


Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Ayandon Fırtınası
Halk takvimine göre 28 Ocak'ta 2 günlük Ayandos Fırtınası yaşanmaktadır.

Veri Gizliliği Günü
Ülkemizde 2016 tarihinden itibaren 28 Ocak tarihi "Veri Gizliliği Günü" olarak kutlanmaktadır. Günün amacı, bu konuda farkındalığı artırırken gizlilik ve veri koruma uygulamalarını teşvik etmektir.
Türkiye’de 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) 7.04.2016 Tarihli 29677 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış ve 7 Ekim 2016'da yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten itibaren tüm kişisel verilerin kullanıcıların onayı olmadan toplanamayacağı, işlenemeyeceği ve paylaşılamayacağı kanunen garanti altına alınmıştır.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

28 Ocak 1517 - Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı Ordusu, Kahire'ye girdi.
28 Ocak 1547 - VI. Edward, İngiltere Kralı oldu.
28 Ocak 1807 - Pall Mall Sokağı, tarihte ışıklandırılan ilk sokak oldu.
28 Ocak 1820 - Fabian Gottlieb von Bellingshausen ve Mikhail Petrovich Lazarev öncülüğündeki Rus ekip, Antarktika kıtasını keşfetti.
28 Ocak 1871 - Fransa-Prusya Savaşı: Fransa teslim oldu ve savaş sona erdi.
28 Ocak 1909 - İspanya-Amerika Savaşı'ndan beri orada olan Amerikan birlikleri, Küba'dan ayrıldı.
28 Ocak 1918 - Lev Troçki, Sovyetler Birliği'nde Kızıl Ordu'yu kurmaya başladı.
28 Ocak 1920 - Osmanlı Mebusan Meclisi'nin gizli oturumunda, Misak-ı Milli kabul edildi.
28 Ocak 1921 - Mustafa Suphi ve arkadaşları, Trabzon'a geldikten sonra İskele Kahyası İttihatçı Yahya tarafından bir motora bindirildiler ve gece denizde öldürüldüler.
28 Ocak 1921 - Albert Einstein, evrenin ölçülebileceğini öne sürdü. Bilim dünyasında bir tartışma başlattı.
28 Ocak 1923 - İçişleri Bakanlığı, İzmit ilinin adını Kocaeli olarak değiştirdi.
28 Ocak 1925 - Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası İstanbul Şubesi açıldı.
28 Ocak 1929 - İstanbul'da bir otomobil montaj fabrikası kurmak için Ford şirketi ile Maliye Vekaleti arasında imzalanan anlaşma Meclis'te kabul edildi.
28 Ocak 1932 - Japonya, Şanghay'ı işgal etti.
28 Ocak 1935 - İzlanda, kürtajı yasallaştıran ilk ülke oldu.
28 Ocak 1939 - İstanbul Tramvay Şirketi, 1.570.000 liraya Devletçe satın alındı.
28 Ocak 1956 - Personel Kanunu açıklandı; en yüksek maaş 2 bin lira olacak.
28 Ocak 1957 - Danıştay'a ilk kez iki kadın üye seçildi: Nezahat Martı ve Şükran Esmerer.
28 Ocak 1958 - Kıbrıs'ta Türklerin düzenlediği miting sırasında İngiliz askerlerinin ateş açması ve bir kamyonun kasten halkın üzerine sürülmesi sonucu 8 kişi öldü. TBMM, 31 Ocak'ta Birleşik Krallık'ı kınama kararı aldı.
28 Ocak 1959 - Çukurova'da sel oldu. 200 bin portakal ağacı sel altında kaldı, bir mensucat fabrikasını sel bastı. Zararın 5 milyon TL olduğu tahmin ediliyor. Bölgede yiyecek sıkıntısı başladı.
28 Ocak 1963 - İstanbul'da İstinye'deki Kavel Kablo Fabrikası'nda çalışan 170 işçi oturma grevi yaptı. İşçiler sendikalaşma nedeniyle işten çıkarılan dört arkadaşlarının işe geri alınmasını istiyorlardı.
28 Ocak 1971 - İzmir'de gençler, Amerikan 6. Filosunu protesto ettiler; 20 genç gözaltına alındı.
28 Ocak 1975 - Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Bülent Ecevit, "Olayların baş sorumlusu Milliyetçi Cephe'dir" dedi.
28 Ocak 1982 - İdam hükümlü firari sağ eylemci İsa Armağan, İran'da tutuklandı.
28 Ocak 1982 - Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan öldürüldü; saldırıyı, "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" üstlendi.
28 Ocak 1983 - 9 kişinin öldüğü, 72 kişinin de yaralandığı, 7 Ağustos 1982'deki Esenboğa Havalimanı saldırısına katılanlardan Levon Ekmekçiyan, Ankara Kapalı Cezaevi'nde asılarak idam edildi.
28 Ocak 1986 - Sakıp Sabancı, Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanlığına seçildi.
28 Ocak 1986 - Uzay mekiği Challenger, fırlatılışından 73 saniye sonra parçalandı: yedi astronot öldü. Hatanın katı yakıt motorlarındaki sızıntıdan kaynaklandığı öne sürüldü.
28 Ocak 1987 - Türkiye, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu'na kişisel başvuru hakkını çekince koyarak kabul ettiğini açıkladı.
28 Ocak 1988 - THY, iç hat seferlerinde sigara içilmesini yasakladı.
28 Ocak 1992 - Anayasa Mahkemesi, Türkiye Birleşik Komünist Partisi'ni kapattı.
28 Ocak 1993 - Genelkurmay Başkanlığı, "darbe devrinin" kapandığını açıkladı.
28 Ocak 1994 - Türk savaş uçakları, PKK'nın (Kürdistan İşçi Partisi) Kuzey Irak'taki Zeli kampını bombaladı.
28 Ocak 1997 - Güney Afrika'da ırkçı yönetim döneminde görevli dört polis, devrimci öğrenci lideri Steve Biko'yu 1977'de öldürdüklerini resmen itiraf etti.
28 Ocak 1997 - Promosyon Yasası yürürlüğe girdi. Süreli yayın kuruluşları kültürel amaçlar dışında promosyon yapamayacak.
28 Ocak 2002 - Ekvador Havayollarına ait Boeing 727-100 tipi bir yolcu uçağı güney Kolombiya'da And dağlarına çarparak düştü: 92 kişi öldü.
28 Ocak 2004 - Türk lirası'ndan altı sıfır atılmasını ve para biriminin Yeni Türk Lirası olmasını öngören yasa tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
28 Ocak 2006 - Polonya'nın Katowice şehrinde bir sergi sarayının çatısı, biriken karın ağırlığıyla çöktü: 62 kişi öldü, 140 kişi yaralandı.
28 Ocak 2008 - Haydarpaşa-Denizli seferi yapan trenin saat 02:00 civarlarında Kütahya'nın Çöğürler kasabasında raydan çıkmasıyla oluşan kazada, 436 yolcudan 9 kişi öldü. Yaklaşık 300 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

28 Ocak 1457 - VII. Henry, İngiltere Kralı (ö. 1509)
28 Ocak 1717 - III. Mustafa, Osmanlı'nın 26. Padişahı (ö. 1774)
28 Ocak 1825 - Benedetto Cairoli, İtalyan siyasetçi, Risorgimento döneminin sol kanat lideri ve üç kez İtalya Başbakanı (ö. 1889)
28 Ocak 1833 - Charles George Gordon, İngiliz general (ö. 1885)
28 Ocak 1834 - Sabine Baring-Gould, İngiliz Anglikan rahip ve roman yazarı (ö. 1924)
28 Ocak 1844 - Gyula Benczúr, Macar ressam (ö. 1920)
28 Ocak 1853 - Jose Marti, Kübalı şair, yazar ve Küba bağımsızlık mücadelesinin öncüsü (ö. 1895)
28 Ocak 1872 - Otto Braun, Alman sosyalist teorisyen ve Sosyal Demokrat Parti önderlerinden (ö. 1955)
28 Ocak 1873 - Colette (Sidonie-Gabrielle), Fransız oyun yazarı (20. yüzyılın ilk yarısında Fransız edebiyatında tarzıyla çığır açan kadın romancı) (ö. 1954)
28 Ocak 1875 - Julián Carrillo, Meksikalı besteci (ö. 1965)
28 Ocak 1884 - Auguste Piccard, İsviçreli fizikçi (ö. 1962)
28 Ocak 1887 - Arthur Rubinstein, Polonya doğumlu Amerikalı piyano virtüözü (ö. 1982)
28 Ocak 1890 - Robert Franklin Stroud, Amerikalı mahkûm (Alkatraz Kuşçusu) (ö. 1963)
28 Ocak 1897 - Valentin Katayev, Rus romancı ve oyun yazarı (Devrim sonrası Rusya'da özgün tarzıyla dikkat çeken) (ö. 1986)
28 Ocak 1906 - Markos Vafiadis, Yunanistan Komünist Partisi kurucularından ve Yunan İç Savaşı'nda Demokratik Ordu Komutanlarından (ö. 1992)
28 Ocak 1912 - Jackson Pollock, Amerikalı ressam (ö. 1956)
28 Ocak 1927 - Eşref Kolçak, Sinema oyuncusu (ö. 2019)
28 Ocak 1929 - Claes Oldenburg, İsveç kökenli Amerikalı pop-art heykelci.
28 Ocak 1935 - Maria Eugenia Lima, Angolalı şair, dramaturg ve romancı.
28 Ocak 1936 - İsmail Kadare, Arnavut yazar.
28 Ocak 1938 - Leonid İvanoviç Jabotinskiy, Sovyet halterci.
28 Ocak 1940 - Carlos Slim Helú, Lübnan asıllı Meksikalı iş adamı.
28 Ocak 1942 - Brian Jones, İngiliz rock müzisyeni (ö. 1969)
28 Ocak 1947 - Haydar Baş, Siyasetçi, ilahiyatçı, yazar ve eğitimci (ö. 2020)
28 Ocak 1948 - İbrahim Yazıcı, Siyasetçi ve spor yöneticisi (ö. 2013)
28 Ocak 1953 - Anicée Alvina, Fransız oyuncu (ö. 2006)
28 Ocak 1954 - Ümit Yesin, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu (ö. 2019)
28 Ocak 1955 - Nicolas Sarkozy, Fransız siyasetçi.
28 Ocak 1958 - Sandy Gandhi, Avustralyalı komedyen ve köşe yazarı (ö. 2017)
28 Ocak 1968 - Sarah McLachlan, Kanadalı müzisyen.
28 Ocak 1970 - Julia Jäger, Alman oyuncu.
28 Ocak 1973 - Natalya Morozova, Rus voleybolcu.
28 Ocak 1975 - Susana Feitor, Portekizli yürüyüşçü.
28 Ocak 1975 - Tijen Karaş, Haber sunucusu.
28 Ocak 1978 - Gianluigi Buffon, İtalyan futbolcu.
28 Ocak 1981 - Elijah Wood, Amerikalı oyuncu.
28 Ocak 1981 - Volga Sorgu, Sinema ve dizi oyuncusu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

28 Ocak 661 - Ali bin Ebu Talib, İslam Devleti'nin 656-661 yılları arasındaki 4. İslam Halifesi (d. 599)
28 Ocak 814 - Şarlman, Alman Kralı (d. 742)
28 Ocak 1547 - VIII. Henry, İngiltere Kralı (d. 1491)
28 Ocak 1864 - Benoît Paul Émile Clapeyron, Fransız mühendis ve fizikçi (d. 1799)
28 Ocak 1866 - Robert Foulis, Kanadalı mucit, inşaat mühendisi ve sanatçı (d. 1796)
28 Ocak 1891 - Nikolaus August Otto, Alman makine mühendisi (d. 1832)
28 Ocak 1921 - Mustafa Suphi, Komünist siyasetçi ve Türkiye Komünist Partisi ilk Merkez Komite Başkanı (suikast) (d. 1883)
28 Ocak 1926 - Kato Takaaki, Japonya Başbakanı (d. 1860)
28 Ocak 1939 - William Butler Yeats, İrlandalı şair ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1865)
28 Ocak 1940 - Sultan Galiyev, Tatar lider, düşünce adamı ve ulusal komünizmin fikir babası (idam) (d. 1892)
28 Ocak 1953 - Neyzen Tevfik Kolaylı, Ney üstadı ve ünlü hiciv şairi (d. 1879)
28 Ocak 1965 - Maxime Weygand, Fransız general (d. 1867)
28 Ocak 1981 - Özdemir Asaf, Şair (d. 1923)
28 Ocak 1982 - Kemal Arıkan, Diplomat (d. 1927)
28 Ocak 1983 - Levon Ekmekçiyan, Ermeni ASALA'ya mensup militan (7 Ağustos 1982'de Esenboğa Havalimanı saldırısının faillerinden) (d. 1958)
28 Ocak 1988 - Klaus Fuchs, Alman teorik fizikçi ve atom casusu (d. 1911)
28 Ocak 1989 - Gürbüz Bora, Tiyatro sanatçısı (d. ? )
28 Ocak 1996 - Joseph Brodsky, Rus şair (d. 1940)
28 Ocak 2002 - Astrid Lindgren, İsveçli yazar (d. 1907)
28 Ocak 2002 - Ayşenur Zarakolu, Yayıncı, yazar ve insan hakları savunucusu (tabu konularda yaptığı yayınlarla tanınan) (d. 1946)
28 Ocak 2004 - Joe Viterelli, Amerikalı aktör (d. 1937)
28 Ocak 2005 - Jim Capaldi, İngiliz müzisyen (Traffic) (d. 1944)
28 Ocak 2010 - Ömer Uluç, Ressam (d. 1931)
28 Ocak 2012 - Keriman Halis Ece, Piyanist, model ve Türkiye'nin ilk dünya güzeli (d. 1913)
28 Ocak 2013 - Ferdi Özbeğen, Piyanist ve şarkıcı (d. 1941)
28 Ocak 2015 - Yves Chauvin, Fransız kimyacı (d. 1930)
28 Ocak 2016 - Ales Debeljak, Sloven yazar (d. 1961)
28 Ocak 2017 - Engin Cezzar, Yönetmen, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu (d. 1935)
28 Ocak 2017 - Alyaksandr Tsihanoviç, Beyaz Rus şarkıcı (d. 1952)
28 Ocak 2017 - Mehmet Türker, Gazeteci ve yazar (d. 1944)
28 Ocak 2017 - Ion Ungureanu, Moldovalı oyuncu ve siyasetçi (d. 1935)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Perşembe.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?