Kredi borcu olanlara uyarı

Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Katolik bir adam günah çıkarmak için kiliseye gitmiş. Papazı bulmuş.
- "Papaz efendi, benim bir günahım var, karımı aldattım." demiş papaza.
- "Anlat evladım, açılırsın, Tanrı bağışlayıcıdır." demiş papaz.
- "Geçtiğimiz ay hanımla akşam yemeği için baldızın evine gittik. Gece hava yağmurluydu, eve geri dönemedik. O gece orada kaldık ve ben baldızla beraber oldum" demiş adam.
- "Üzülme oğlum, sen dua et, Tanrı affeder," demiş papaz.
Adam devam etmiş:
- "Papaz efendi, benim bir günahım daha var."
- "Anlat evladım, Tanrı bağışlayıcıdır." demiş papaz yine.
- "Geçen hafta bir akşam kayınvalidemi ziyarete gittim. Gece hava yağmurluydu, eve geri dönemedim. O gece orada kaldım ve kayınvalidemle beraber oldum." demiş adam.
Papaz yine:
- "Üzülme oğlum, sen duanı et, Tanrı bağışlayıcıdır." demiş.
Adam:
- "Dün gece de çalışmak için sekreterimin evine gittim. Gece hava yağmurluydu, eve geri dönemedim. Gece orada kaldım ve sekreterimle beraber oldum." deyince papaz efendi hafiften pencereden kafasını uzatmış ve hışımla:
- "Hava bozuyor, yağmur yağmadan defol git buradan!.." demiş.

(Fıkrayı bana ileten Fahri Kalın abime çok teşekkür ediyorum.)

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Aşk mutluluğunu evlendikten sonra da sürdürebilseydik dünya cennet olurdu." demiş Jean Jack Rousseau...
Zaten aşk, mutluluk ve evlilik kavramlarının bir arada sürüp gidebilmesi imkansız bir şey değil midir?
Bence öyle...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Hamur yoğururken eliniz hamura yapışıyorsa, ellerinizi soğuk su ile ıslatıp kurulayın. Hamura ellerinizin artık yapışmadığını göreceksiniz. Amaç elinizin soğuk olmasıdır."
Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Eğer bir erkek hamilelik testi yaptığında pozitif çıkıyorsa, büyük bir ihtimalle testis kanseridir."

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:
 
İBB’nin vakıflar dosyasına da el konuldu
İBB müfettişleri, AKP yönetimindeyken İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) bazı tanıdık isim ve vakıflardan kullanılamaz durumda milyonlarca liralık taşınmaz aldığını da ortaya çıkardı. Bu dosyaların başında İBB tarafından 25 Ağustos 2015'te satın alınan Fatih'teki Fatih İlim ve Kültür Vakfı'na ait 3 taşınmaz geliyor. Vakfın “Tuba Kuran Kursu“ olarak kullandığı ve şu an boş olan bin 207 metrekare alanı kapsayan 3 parsele AKP döneminde İBB, toplam 10 milyon 365 bin TL ödedi. Yeni yönetim tarafından yapılan incelemede; binanın güçlendirme çalışması yapılarak kullanılması mümkün olmadığı görüldü. İBB'nin Avcılar'da Türkiye İlmi ve İçtimai Hizmetler Vakfı'na ait riskli binayı 5.7 milyona aldığı ve binanın kullanılamadan yıkıldığı da tespit edildi. Bu binaların neden alındığı incelenirken soruşturmaya mülkiye müfettişleri el koydu.

Kredi borcu olanlara uyarı
Merkez Bankası'nın faiz artırımına gitmesi durumunda faiz oranları taşıt kredilerine yansıyacak. Açıklama yapan uzmanlar, bu artışın mevduattan önce kredilere yansıyacağını ve 5 puanı bulacağını ifade etti. Koronavirüs salgını dönemi kapsamında yurttaşların daha kolay araç almalarına yardımcı olmak için kredi faizleri bir dönem düşürülmüştü. Ancak şu anda taşıt kredi faiz oranları 5 puana yakın arttı. Yüzde 20 düzeylerinin üzerine çıktı. Mevduat faizleri gerilemeye devam ederken, kredi faizleri, artmaya devam ediyor. TL bazlı ticari kredilerde faiz oranları 8 Ocak ve öncesine kıyasla yüzde 20.90'a kadar yükseldi.
Kamupersoneli.net'in haberine göre, konut kredilerinde faiz oranları değişmeyerek, yüzde 18,61 oranında kaldı. Analistler ise konu ile ilgili yaptıkları açıklamasında faiz artırım kararından sonra bankaların uygulamış oldukları faiz oranından hızlı bir şekilde yükseldiğini ifade ettiler.

Ankara Anlaşması: Türkiye vatandaşları hangi AB ülkelerinde, nasıl oturum izni alabiliyor?
İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılması sonrası tanınan bir yıllık geçiş sürecinin sona ermesiyle birlikte Türkiye vatandaşları için ülkede şirket kurarak oturum izni alma imkanı ortadan kalktı. Fakat buna olanak sağlayan Ankara Anlaşması, diğer AB ülkeleri için geçerli olmaya devam ediyor.
Bu anlaşma sayesinde, İngiltere'dekine benzer şekilde oturum izni almaya olanak sağlayan bazı AB ülkeleri de var. Hatta İspanya, şirket kurmaya gerek olmadan da oturma izni veriyor.
İrlanda'da ise ülkeye Ankara Anlaşması sayesinde öğrenci olarak giden Türkiye vatandaşlarının işçi olarak çalışıp İrlanda vatandaşlığı alması mümkün.

Bu ülkelerin sunduğu göç imkanlarını inceledik.

İRLANDA
Avrupa Ekonomik Topluluğu'na 1973'te dahil olan İrlanda Cumhuriyeti, topluluğun 1963'te Türkiye ile imzaladığı Ankara Anlaşması'na da taraf oldu. Anlaşmanın, taraf ülkelerin karşılıklı göç kurallarını zorlaştırmama taahhüdü sayesinde, o tarihte İrlanda'nın Türkiye vatandaşlarına sağladığı imkanlar günümüze kadar geçerliliğini sürdürdü.
Bunlar arasında en dikkat çekeni, İrlanda'ya öğrenci olarak giden Türklerin çalışma izni alarak birkaç yıl sonra İrlanda vatandaşı olabilmesi.
İrlanda'nın Cork kentinde Joyce & Co. Solicitors hukuki danışmanlık ofisinin sahibi Eoin Joyce, bunun yolunu şöyle anlatıyor:
"Burada okullara veya dil okullarına öğrenci olarak gelen Türklere 'Stamp 2' adlı bir vize veriliyor. Bu vizeyle öğrencilerin yarı zamanlı, haftada 20 saat çalışmasına olanak sağlanıyor.
"12 ay boyunca bu şekilde çalışan bir öğrenci, aynı iş yerinde çalışmaya devam etmek koşuluyla 'Stamp 1' adlı vizeye başvurabiliyor. 'Stamp 1' tam zamanlı çalışmaya izin veriyor."
Joyce, bu vize türü değişiminin Ankara Anlaşması sayesinde mümkün olduğunu, AB üyesi olmayan diğer ülkelerin vatandaşlarına böyle bir imkan sağlanmadığını söylüyor ve ekliyor:
"Bu vizenin avantajı, kişinin okulu bitse bile aynı iş yerinde çalışmasına izin vermesi. Hatta okulun yarıda bırakılması durumunda da almış oldukları 'Stamp 1' vizesi geçerliliğini koruyor."
Bu vize türüyle üç yıl boyunca işyeri değiştirmek mümkün değil. Üçüncü yılın sonunda aynı sektörde başka işlerde, dördüncü yılın sonunda ise tüm sektörlerde çalışmaya izin veriliyor.
Joyce bu vizeyle İrlanda'da beş yıl çalışan kişilerin İrlanda vatandaşlığına başvurma hakkının bulunduğunu anlatıyor:
"Son yıllarda bu şekilde buraya gelen Türkiye vatandaşlarının sayısında artış görsek de Türklerin bu imkanı yeterince bilmediğini düşünüyorum."
Joyce, Brexit'in ardından hem Türklerin hem de AB vatandaşlarının İrlanda'ya yönelik ilgisinin artacağı görüşünde.
Özellikle Dublin ve Cork gibi kentlerde yüzlerce farklı ülkeden insan yaşadığını ve bu şehirlerin çok kültürlü mekanlara dönüştüğünü söyleyen Joyce, pek çok ABD şirketinin de Avrupa merkezi olarak İrlanda'yı kullandığını ve bu durumun ülkede farklı diller bilen işçilere duyulan ihtiyacı artırdığını söylüyor:
"Örneğin Cork'ta sadece Apple'ın 6 bin çalışanı var. Bu tür uluslararası şirketler Türkçe iletişim kurmayı bilen çalışanlar için sık sık ilana çıkıyor. Bu tip özel yetenekler isteyen işlere verilen 'Stamp 4' vizesi ise 'Stamp 2' ile 4 yılda kazanılan tam çalışma serbestisini en başından kazanmanızı sağlıyor."
Joyce, Stamp 1 vizesiyle çalışmanın şirkete birkaç bin euroluk maliyet çıkardığını, bu nedenle bazı şirketlerin bu tür oturma iznine sahip Türkleri çalıştırmak istemediğini fakat bunun sık görülen bir durum olmadığını söylüyor.
Joyce'a göre Brexit sonrasında AB içinde resmi dili İngilizce olan en büyük ülke olması, İrlanda'nın en büyük avantajlarından biri.
İrlanda vatandaşları AB içinde serbest dolaşımdan faydalanabilmenin yanı sıra İngiltere ile de Ortak Seyahat Alanı (Common Travel Area) içinde bulunuyor. Bu alan, iki ülkenin vatandaşlarına karşılıklı olarak serbest oturma ve çalışma izni tanıyor. İki ülkenin hükümeti de Brexit sonrasında bunun değişmeyeceğine dair açıklamalar yapmıştı.

İSPANYA
İspanya'da şirket kurarak oturum izni almak yalnızca Türkiye vatandaşlarına Ankara Anlaşması vesilesiyle tanınmış bir hak değil, tüm ülkelerden insanların başvurabileceği bir yol.
Bu konuda danışmanlık hizmeti veren Barcelona merkezli BCN Consulting'den Bahadır Özkazanç, bunun için öncelikle bir iş planı hazırlamak gerektiğini anlatıyor:
" Türk vatandaşları için iki türlü yol var. Birincisi şahıs şirketi, ikincisi limited veya anonim şirketi kurmak.
"Başvuran kişi iş planında neden İspanya'da olmak istediğini, kimlerle çalışabileceğini, İspanya'da yapmış olduğu görüşmeleri, varsa anlaşmaları yazıyor.
"Aylık veya yıllık kesmeyi planladığı fatura miktarını da yazıyor ve bu planı konsolosluğa sunuyor. O evraklar Madrid'e gidiyor, değerlendiriliyor, kabul olursa geçici vizeyle İspanya'ya gelmesi sağlanıyor ve sonrasında bir yıllık oturum kartı alıyor."
Bahadır Özkazanç birinci yılın ardından iki kere ikişer yıllık uzatma yapıldığını, beşinci yılın sonunda ise beş yıllık uzatma verildiğini, İspanya'da 10 yılı tamamladıktan sonra da İspanyol vatandaşlığı almanın mümkün olduğunu aktarıyor. Uzatmalarda sorun yaşamamak için vergi borcu olmaması ve şirketin zarar etmemesi gibi belli şartlara uymak gerektiğini vurguluyor.
Özkazanç gerekli sermaye konusunda ise şunları söylüyor:
"Burada gerekli sermaye limited şirketleri için 3 bin 6 eurodur. Ama Türkiye'den gelecek bir kişi için en az önerilen rakam 10 bin eurodur.
"Şahıs şirketinde biraz daha fazla olması gerekiyor çünkü onun içine burada kiralayacağı dairenin kirasını da eklemek gerekiyor. En az 12-13 bin euro tavsiye ediliyor.
"Miktarı ne kadar yüksek olursa başvuruda o kadar avantajlı oluyor."
Bahadır Özkazanç, bu izinle İspanya'ya giden kişilerin ilk yılını tamamladıktan sonra başka bir şirkette çalışma hakkının da olduğunu, bunun için başvuru yapabileceklerini fakat bu şirketin kendi şirketiyle ilişkili bir sektörde olması gerektiğini aktarıyor.
13 yıldır İspanya'da yaşayan Özkazanç, bugüne kadar 15 kişiye şahıs şirketi 17 kişiye de limited şirketi kurduklarını; üç yıldır başvurularda artış yaşandığını; en çok tekstil, turizm ve ithalat/ihracat sektöründe başvurular yapıldığını söylüyor.
Şirket kuran kişilerin aylık en az 1500 euroluk fatura kesmesinin beklendiğini belirtiyor.
Özkazanç şirket kurmadan da İspanya'ya taşınmanın mümkün olduğunu söylüyor:
"İspanya'da bir yıllık oturum izni veren No Lucrativa adlı bir vize türü var. Bu vize türünde sadece oturum izniniz oluyor fakat çalışma izniniz olmuyor.
"İlk yılı tamamladıktan sonra iki yıllık yeni bir vize başvurusu yapıyorsunuz ve o vizeyi aldıktan sonra çalışma izniniz oluyor. İster bir şirkette çalışabilir, ister kendi şirketinizi kurabilirsiniz.
"Bunun için kendi hesabınızda en az 30 bin euro paranızın bulunması gerekiyor. Bir yıllık da kira sözleşmeniz olması gerekiyor. Birkaç evrak daha topladıktan sonra bu vizeye başvurabiliyorsunuz."
Özkazanç bunun şirket kurarak taşınmaya göre avantajlarını ve dezavantajlarını şöyle anlatıyor:
"Bazı insanlar hemen şirket kurmaktansa önce ülkeyi tanımak, izlenim edinmek istiyor. Bazıları bir yılını buna ayırdıktan sonra ikinci yılında bir işyerinde çalışıyor veya iş kuruyor. İspanya'ya dair bilgisi olmayan insanlar için hemen şirket kurmak sakıncalı olabiliyor, o açıdan avantajlı.
"Bazı aileler çocuklarının eğitimi için buraya geliyor, onlar bu vizeyi tercih edebiliyor.
"Veya Türkiye'de online olarak iş yapıp düzenli geliri olan insanlar o geliri göstererek buraya taşınabiliyor. Aynı işi online olarak İspanya'dan yapmaya devam ediyor."
Bugüne kadar 50'den fazla No Lucrativa dosyası hazırladıklarını ve bunların bir çoğunda birden fazla aile üyesi için başvuru yaptıklarını söyleyen Özkazanç, şirket kurma vizesi veya No Lucrativa başvurusu için İspanyolca bilme şartının aranmadığını ekliyor.

HOLLANDA
Ankara Anlaşması'nı 1963'te imzalayan altı Avrupa Ekonomik Topluluğu üyesinden biri olan Hollanda, şirket kurmak isteyen Türk vatandaşlarına belli şartlarda oturum izni sağlıyor.
Hollanda'dan Avukat Nazmi Türkkol, "Devlet kurduğunuz şirketin ekonomik bir katkıda bulunması gerek diyor. Ama bundan tam olarak neyin kastedildiği net değil" diyor.
Bir restoran açma önerisinin, gerek görülmemesi durumunda reddedilebildiğini belirten Türkkol, iş planında ne kadar yatırım yapılacağı ve kaç kişinin çalıştırılacağı gibi konuların da etkili olduğunu söylüyor.
Türkkol "Gelmek isteyenlere bir fizibilite araştırması yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Böylece 'Hollanda ekonomisinde şu alanda boşluk var, bu alanda az iş yapılıyor' diyebilme imkanı doğacaktır" diyor ve ekliyor:
"Tabii devlet 'Sizin buraya gelmenize neden gerek var? Şirketini kur, Türkiye'den yönet' de diyebiliyor. O yüzden orada bulunmanızın işe etkisini gösterebilmeniz lazım.
Sizin sadece bir direktör olarak değil, işin anahtarının sizde olduğunu ispatlamanız gerekiyor. Kişinin de bir kabiliyeti olması gerekiyor."
Türkiye'deki ekonomik ve politik gelişmelerin etkisiyle son yıllarda bu tür başvurularda artış gördüklerini söyleyen Türkkol, en çok başvuru yapılan sektörler arasında inşaat, tamircilik, depolarda özel kimyasallarla yapılan temizlikçilik gibi uzmanlık isteyen alanlar yer aldığını anlatıyor.
Bu şekilde Hollanda'ya gidenler beş yıl sonra vatandaşlık alma imkanına kavuşuyor.
Türkkol'un bu yola çıkmak isteyenlere tavsiyeleri ise şöyle:
"İlk tavsiyem pazar araştırması yaptırmaları. Çalışmak istedikleri sektör ne durumda ona bakıp fizibilite çalışması yapmaları.
"Maalesef bizim Türkler genellikle bir turist vizesi alıp geliyorlar, buradaki Türklerle görüştükten sonra 'Tamam biz şirketi kuruyoruz' diyorlar araştırma yapmadan. Genellikle sorunlar o yüzden çıkıyor."

SLOVAKYA
2004 yılında Avrupa Birliği'ne üye olan Slovakya'da da şirket kurarak oturum izni almak mümkün.
Daha önce böyle bir başvuruya aracılık yapmış Avukat Ece Pancar, bu ülkenin Hollanda'ya kıyasla çok avantajlı olmadığını söylüyor:
"Beş sene sonra süresiz oturum, sekiz sene sonra vatandaşlık alınabiliyor."
Pancar bu tür başvurularda söz konusu ülkenin asgari ücretini esas alarak bir yıl boyunca en az asgari ücret oranında gelir sağlayabilecek bir iş modeli sunmanın önemli olduğunu aktarıyor.
Avukat Pancar bu yıldan itibaren İngiltere dışındaki ülkelere oturum izni başvurularında artış bekliyor:
"Sürekli müvekkillerim arayıp 'Nereye gideceğiz, Ankara Anlaşması bitti ne olacak?' diye soruyor. herkes ikinci bir yer arayışında.
"Avukatlar için de geçerli bu. Bugüne kadar İngiltere'ye göç konusunda çalışan avukatlar da müvekkilleri için yeni ülkeler bulmak istiyor.
"Bundan sonra başka ülkelerde bunu işletmek için açılan davaların sayısının da arttığını göreceğiz."

LİTVANYA
Şirket kurarak oturum izni almanın mümkün olduğu bir diğer AB üyesi de Litvanya.
Göçmenlik hukuku ve danışmanlık grubu Hardal Global'in kurucusu Avukat Şekip Hardal, Baltık ülkesi Litvanya'da bu tür başvuruculara aracılık ediyor.
Genellikle bilişimle ilgili şirketlerin tercih edildiğini ve Litvanya'nın Silikon Vadisi olma hedefinin bulunduğunu söyleyen Hardal, bir şirket üzerinden üçü ortak, biri direktör dört kişiye kadar oturum izni alınabildiğini belirtiyor.
Bu vize türüne Ankara Anlaşması'ndan bağımsız olarak tüm dünyadan insanlar başvurabiliyor.
Hardal başvurularda bir veya iki ortak olması durumunda 28 bin, üç ortak olması durumunda 42 bin euro asgari sermaye şartı olduğunu anlatıyor:
"Hemen hemen her şirketimizde dört kişiye başvuru yaptık.
"Önce bir yıllık oturum izni alınıyor, sonra iki defa ikişer yıllığına uzatılıyor.
"Beşinci yılın sonunda süresiz oturum izni, 10. yılın sonunda ise vatandaşlık alınabiliyor."
Şekip Hardal ilk başvuru veya süresiz oturum izni başvurusunda Litvanca bilme şartının aranmadığını da ekliyor. Hardal, yurt dışında şirket kurarak yaşamayı düşünen Türklere şu tavsiyeleri veriyor:
"Öncelikle İngilizce konuşulan ülkeleri tercih edebilirler.
"Reel bir iş planları varsa hangi ülkede daha başarılı olacaklarını araştırmalarını tavsiye ediyorum.
"Aileler için genellikle ırkçılığın olmadığı şehir ve ülkeleri tercih etmelerini öneririm.
"Başvurularda paralarının kaynağını gösterebilmek önemli, buna dikkat etmeleri gerekir."

BELÇİKA VE MALTA
Türk vatandaşlarının Belçika ve Malta'da da şirket kurarak oturum izni almaları mümkün.
Malta'nın diğer ülkelere kıyasla avantajı AB içinde, İrlanda'nın dışında İngilizce'nin resmi olduğu tek ülke olması. Orta Akdeniz'deki küçük ada ülkesinin bir diğer avantajı da iklimi.
Belçika ise Batı Avrupa'nın merkezinde, pek çok ülkeye kolay ulaşım imkanı ve halihazırda ülkede yaşayan çok sayıda Türkiye vatandaşının olmasıyla öne çıkıyor. (Onur Erem/BBC Türkçe)
 
Korona haberlerine gelince:
 
ANAP Genel Başkanı da ‘devlet büyüğü’ kontenjanından aşı yaptırdı
"Devlet büyüklerine" aşı ayrıcalığı tanınmasının ardından aşı yaptıranlar arasına Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi de katıldı. Sinovac firmasınca üretilen ve Türkiye'de de uygulanmaya başlanan CoronaVac aşısının ilk dozunu, Ankara Şehir Hastanesi'nde oluşturulan aşı uygulama odasında yaptıran Çelebi, tedbir amacıyla 15 dakika beklemesinin ardından hastaneden ayrıldı. Sağlık Bakanı Koca, "topluma örnek olmaları" için Meclis’te temsil edilen siyasi parti liderleri, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı aşı yaptırmaya çağırmıştı.

Çağrı kapsamında aşı yaptıran isimler:
- AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli
- İYİP Genel Başkanı Meral Akşener
- Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de Meclis'te yer almamasına rağmen aşı yaptıranlar arasında yer aldı.

Coronayı yenen başhekim, aşı olanları uyardı
Hatay Devlet Hastanesi Başhekimi 53 yaşındaki Dr. Mahmut Bayrakçıoğlu, çeşitli semptomlar yaşayınca 17 Aralık günü corona virüsü testi yaptırdı. Testi pozitif çıkan 4 çocuk babası Dr. Bayrakçıoğlu, ateşinin yükselmesi üzerine hastanede tedaviye alındı. Sağlık durumu iyiye giden Dr. Bayrakçıoğlu’nun 3 Ocak günü yaptırdığı testi negatif çıktı ve taburcu oldu. 4 Ocakta yeniden görevine başlayan Bayrakçıoğlu, vatandaşlara uyarılarda bulundu. Tedavi sürecinde önerilere uyduğunu belirten Başhekim Dr. Mahmut Bayrakçıoğlu, “Önerilere dikkatle uydum, özellikle de istirahat ve hareket kısıtlamasını eksiksiz devam ettirdim. Tedavim süresince bağışıklık direncini yükseltecek tüm vitamin ve gıdaları alarak, doktor arkadaşlarımızın önerilerini eksiksiz olarak uyguladım” dedi. Vakaların tüm yurtta azaldığını, eski günlere dönmemek için kurallara hassasiyetle uyulması gerektiğinin altını çizen Dr. Bayrakçıoğlu, “Toplu ortamlarda bulunmalar, vakaların ve ağır hasta sayısının artmasına sebep olur. Bu tür uygulamalar yapılması maalesef vakalarda arttırıcı rol oynadı. Biz kesinlikle bu tür etkinliklerin aşılamalar bittiğinde bile vatandaşlarımız tarafından yapılmamasını öneriyoruz” diye konuştu. Corona virüsünün çok farklı ve ciddi bir rahatsızlık olduğunu belirten Dr. Bayrakçıoğlu, şunları söyledi:
“Bu rahatsızlık boyunca nefes almanın ne kadar kıymetli olduğunu anladık. Bu hastalık her bireyde farklı seyredebiliyor. Çok ağır da seyredebiliyor, çok hafif de seyredebiliyor. Bu süreçte ilaçların eksiksiz kullanılması, istirahat ve önerilerin tamamen uygulanması şart. Bu süreç sonunda hasta olan kişilerin tekrar aynı hastalığa yakalanmama garantisi yok. Bu hastalığı geçiren veya geçirmeyen insanların, hasta olup aşı uygulanmış olsa bile maske ve mesafe kurallarını eksiksiz uygulaması gerekiyor.”
Günlük hayatta ve sosyal medyada vatandaşlar arasında yayılan Aşı olduktan sonra hastalık bulaşmıyor söylentileriyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Dr. Bayrakçıoğlu, şöyle devam etti:
“Hastalığı geçiren biri, hastalığı geçirmiş olsa bile belli bir müddet sonra tekrar bu hastalığa yakalanabiliyor. Bu şu demek oluyor, aşı yapılmış birinin tekrar hastalığa yakalanmama garantisi yok. Evet aşı veya hastalık vücutta antikor oluşturuyor. Vücut koruyucu sistemleri harekete geçiriyor. Ancak bu tekrar hasta olmayacağı garantisini kişiye vermiyor. O yüzden vatandaşlar aşı yapılmış bile olsa, hastalık geçirmiş bile olsa kendini bırakmamalı, tedbirlere, özellikle de maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına özenle dikkat edilmeli. Tüm vatandaşlarımızdan bu tavsiyelere mutlak surette uyulmasını hassasiyetle istiyoruz.” (DHA)

Habertürk yazarı Sarıkaya: "Türkiye, Nisan ayında kendi aşısını uygulayabilir"
Muharrem Sarıkaya, bugünkü yazısında Türkiye'deki aşıları konu edindi. "Aşıda iki müjde: 1-Türk aşısında ilk üretim başladı… 2- Tek doz aşı yetecek gibi" başlık bir yazı kaleme alan Sarıkaya, önümüzdeki nisan ayında Türkiye'nin kendi aşısına "acil kullanım onayı" alarak uygulayabileceğini ifade etti. Sarıkaya, "Erciyes Üniversitesi’nde Prof. Dr. Aykut Özdağrendeli ve arkadaşları şu an yaygın uygulanan Sinovac aşısına benzer inaktif aşıyı üretmeyi başardı. Ardından da Faz-1 denilen ilk aşamayı başarıyla geçti; 44 kişi üzerinde yapılan denemelerde yeterli koruyucu antikor geliştiği görüldü. Aşının çok daha güçlü hale getirilmesi için yeni ayarlamalar yapıldı ve Faz-2 aşamasına geçilmesi için üretime dün itibarıyla başlandı" dedi. Planlanan tarihten 1,5 aylık gecikme söz konusu olduğunu ifade eden Muharrem Sarıkaya, "Faz-2 çalışması sonrası yeni bir bilimsel değerlendirme yapılıp, denetim kurumlarının onayı alındıktan sonra Faz-3 aşamasına geçilecek. Bütün süreçlerin tamamlanması, Sinovac’ta olduğu gibi “Acil Kullanım Onayı”nın alınması halinde, bugün de yaşandığı gibi eş zamanlı aşılamanın da başlayabileceğine vurgu yapıldı. Yani, Nisan gibi Türkiye kendi aşısını uygulama yoluna gidebilir. Başta da belirttiğim gibi Faz-2 ve Faz-3 aşamalarında herhangi bir olumsuzlukla karşılanmazsa" dedi.

Habertürk yazarları Fatih Altaylı ve Muharrem Sarıkaya arasındaki aşı atışması dikkat çekti. Altaylı, Sarıkaya'ya hitaben "Günde 1 milyon 300 bin kapasitesi olan bir sistem, sağlık personeli gibi, el altında olan, zaten hastanelerde, kliniklerde bulunan 1 milyon 150 bin kişiyi 4 günde aşılayamıyorsa bu günlük 1 milyon 300 bin kapasite neyin kapasitesi" diye sordu. Sarıkaya da "Fatih'e mektup" başlık bugünkü yazısında "Sağlık çalışanlarından bazılarının aşı olmayı ağırdan aldığını, ileri tarihte randevu talebinde bulunduğunun bildirildiğini" aktardı.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.
Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

“Günün Şairi” olarak 5 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 88. doğum günü olan Ahmet Oktay’ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Ahmet Oktay, 21 Ocak 1933 tarihinde, Ankara'da doğdu. Asıl adı Ahmet Oktay Börtecene'dir. Soyadını kullanmamıştır. İlk çocukluk yıllarında İzmir ve Malatya'da yaşadı. Ailesi, o altı yaşındayken Ankara'ya yerleşti. Şiir yazmaya Ankara Cebeci Üçüncü Ortaokulu'nda öğrenci iken başladı. Öğretmeni Beşir Göğüş'ün şiire merak sarmasında büyük etkisi oldu. 1949'da Ankara Atatürk Lisesi'ne başladı. Liseye Bursa Erkek Lisesi'nde yatılı olarak devam etti. Nazım Hikmet'in kitaplarını okula getirdiği için soruşturma geçirdi. Bir süre sonra okulu bırakmaya karar vererek 1952'de Ankara'ya döndü. Önce Mâlul Gaziler Derneği’nde kâtiplik yaptı; ardından Ankara İstatistik Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. 1957'de ailesi ile İstanbul'a taşındı. 1958-1960 arasında Sivas'ta askerlik yaptı. Profesyonel gazeteciliğe 1961 yılında Yeni İstanbul gazetesinin Ankara bürosunda parlamento muhabiri olarak başladı. İlk şiir kitabı olan Gölgeleri Kullanmak 1963 yılında yayımlandı. 1964 yılında ressam Tülay Tura ile evlendi. Bu evlilikten Deniz adında bir çocuğu dünyaya geldi. Şiir dışında ortaya koyduğu tek edebî eser örneği Kurt Dişi adlı tiyatro oyunu 1970-1971 ve 1973-1974 sezonunda Devlet Tiyatroları tarafından sahnelendi.

Çeşitli gazetelerde ve TRT Haber Merkezi’nde muhabirlik, haber müdürlüğü yaptı. TRT'nin kurucu kadrosunda yer alan Oktay, 1982'de TRT’den emekli oldu. Bir süre daha Milliyet gazetesinde çalışmaya devam eden Ahmet Oktay, 1993 yılında görevinden ayrılarak kendini tümüyle yazmaya verdi.

Ahmet Oktay, 3 Mart 2016 tarihinde, 83 yaşındayken, İstanbul'da hayata veda etti.

Enver Gökçe, Ahmet Arif, Şevki Akşit, Mehmet Kemal, İlhan Berk, Arif Damar gibi şairlerin etkisinde kalarak şiir yazmaya devam etti. İlk şiiri, Aziz Nesin yönetiminde Gerçek dergisinde 1948 yılına, daha sonra Beraber (1954) dergisinde yayımlandı. 1954'te Mavi dergisindeki ilk yazısı yayımlandı. Bu yazısında Attilâ İlhan'ın "Sokaktaki Adam" isimli romanını toplumsal gerçekçi bir tavır takınmadığı için eleştirmiş ve romancı bir sonraki sayıda bu eleştiriye cevaben bir yazı yayımlamıştı. Mavi dergisinde yazılar, şiirler yayımlamayı sürdürdü ve dergide etkin bir rol oynadı. Hem Garip hareketine, hem de İkinci Yeni'ye muhalif bir tavır sergileyen Oktay, Mavi dergisinin kapanmasından sonra özellikle 1956-1959 yılları arasında Pazar Postası'nda yayımlanan yazılarıyla İkinci Yeni'ye karşı toplumculuğu savunan anlayışı temsil etti. Bohem bir hayat süren Ahmet Oktay, Demir Özlü, Ferit Edgü, Edip Cansever, İlhan Berk, Sevim Burak, Leyla Erbil, Özdemir Asaf, Fethi Naci, Münir Özkul, Cahit Irgat, Fikret Ürgüp, Oğuz Haluk Alplaçin gibi isimlerle dostluk kurdu.

Başlangıçta yazdığı şiirlerle Ahmed Arif şiirinden etkilendiği izlenimini verirken, 1960’lardan itibaren, bireyselliği ön plana çıkaran, varoluş felsefesinin etkiler taşıyan eserler üretti. Şiirlerinde destansı bir söyleyiş kullandı, zengin sözcük dağarcığı ile kendini hemen belli eden bir tarzla şiirler yazdı. 1980’lerden itibaren kültürel konularda çalışmalara ağırlık verdi; kültür endüstrisi ve popüler kültür meselelerini şiirine taşıdı.

Değişik türlerde eserler vermiş, şair yönüyle öne çıkan bir edebiyatçıdır. 1950’lerden itibaren şiirler yazan Ahmet Oktay, şairliğini ve eleştirmenliğini kuramsal nitelikteki çalışmaları ile destekledi. Felsefe ve resim sanatına olan ilgisini şiirlerine yansıttı. 1960'larda başladığı gazeteciliği otuz yıldan fazla sürdüren sanatçı, inceleme, eleştiri, deneme, edebiyat tarihi, hatıra, tiyatro oyunu türlerinde eserler vermiştir. On dördü şiir kitabı olmak üzere elliye yakın eseri vardır. Necatigil Şiir Ödülü'ne değer görülen Yol Üstündeki Semender (1987) adlı şiir kitabı, intihar etmiş şairleri konu edinmesi ve her bir şiirinde konu edindiği şairin biçemiyle kendi biçeminin karışımını içeren bir biçem ortaya koyması nedeniyle önem kazanmıştır.

ÖDÜLLERİ:
1965 Yeditepe Şiir Armağanı (Her Yüz Bir Öykü Yazar ile)
1987 Necatigil Şiir Armağanı (Yol Üstündeki Semender ile)
1991 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Şairi Ödülü (Ağıtlar ve Övgüler ile)
2002 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü (Hayalete Övgü ile)
2007 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü (Kaç Kişiyiz Kendimizde ile)
2012 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Hizmet Ödülü

YAPITLARI:
Şiir:
Gölgeleri Kullanmak (1963)
Her Yüz Bir Öykü Yazar (1964)
Dr. Kaligari'nin Dönüşü (1966)
Sürgün (1979), Sürdürülen Bir Şarkının Tarihi (1981)
Kara Bir Zamana Alınlık (1983)
Yol Üstündeki Semender (1987)
Ağıtlar ve Övgüler (1991)
Bir Sanrı İçin Gece Müziği (1993)
Toplu Şiirler (1995)
Gözüm Seğirdi Vakitten (1996)
Söz Acıda Sınandı (1996)
Az Kaldı Kışa (1996)
Hayalete Övgü (2001)
İnceleme/Araştırma:
Bir Yazı'nın Arayışları (2001)
Yazın, İletişim, İdeoloji (1982)
Yazılanla Okunan (1983)
Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları (1986)
Kültür ve İdeoloji (1987)
Toplumsal Değişme ve Basın (1987)
Karanfil ve Pranga (1990)
Raffaello'nun Direnişi (1990)
Zamanı Sorgulamak (1991)
Kabul ve Red (1992)
Şair ile Kurtarıcı (1992)
Sanat ve Siyaset (1993)
Cumhuriyet Dönemi Edebiyat-1923/1950 (1993)
Türkiye'de Popüler Kültür (1993)
Medya ve Hedonizm (1995)
Şiddet, Söz, Yaşam (1995)
İnsan, Yazar, Kitap (1995)
İsrafil'in Sûr'u (1997)
Şeytan, Melek, Soytarı (1998)
Siyasal İslama İtirazlar (2000)
Postmodernist Tahayyüle İtirazlar (2000)
Şairin Kanı (2001)
Romanımıza Ne Oldu? (2004)
Anı/Anlatı:
Gizli Çekmece (1991)
Günlük:
Gece Defteri (1998)
Oyun:
Kurt Dişi (1971 ve 1973 yıllarında Devlet Tiyatroları'nda sahnelendi).

Sizlerle bir şiirini paylaşarak değerli insanı anmak istiyorum. Ruhu şad olsun.
 
İNSANIN GURBETLERİ İÇİNDE
 
Gecesel bir yer altı sesiydi
kehanet fısıldaşmasındaydı kökler, kemikler;
açıkta lüfercilerin parıldayan
lüks'leri. Av vakti, o tedirgin
kaşılıklı bekleyiş; gövdemdi sanki
oltadan ışığın yalımına kapılan.

Yanılsamalar ve aldanışlar.
Beklediğim inmedi trenden
bir söylen olacaktı dönüşü;
kara büyülere çarpılmaya hazırdım
dönsündü yeter ki.
Oysa kıpırtısızdı istasyon;
öyleyse kırmızı bir mendille
kimdi el sallayan geçen akşam?

İnsanın gurbetleri içinde;
sürgün yeri bu yüzden tanıdık
ayrıldığı günkü gibi dönüyor kişi.
Gide gide, yata yata bitmeyen
yol değil, zindan değil;
bedenin ve kırılgan sözlerin
bahçıvanın budadığı dalın
suladığı fidanın içinden geçen
o karanlık menzil.

Ezberimde tüm zulümler
belleği öyle beslemez
çünkü aşklar.

Sevgililer! Bazılarınızı unuttum
burnumda tütüyor bazınızın kokusu.
Terk edilmenin acısı dinliyor, aldatılış
gülümsetiyor: parmakların arasında
buruşturduğum hercai menekşenin
o tuhaf hışırtısı.

Vahşet vahşetle açıklanmalı.
Tazeyken yanık et kokusu
kılınabilir mi beş vakit namaz?
Hangi kösnü, hangi düş, hangi dua
unutturabilir toplu mezarları?

Kardeşler! Çoktan verdim
vereceğim filizi. Gittim gideceğim
yerlere; döneceğim yerlerden
döndüm. Yol alırken değiştirdi
görüntüleri, biçimleri, çelik
keskisi zamanın ve güzergâhın.

Kazınıyor anılar, bir gül
sesiyle birbirinin üstüne;
son eskinin, artık unutulmuşun
bir yorumu en yakın katmandaki
yara gibi taze anı.

Anımsadıkça bilecek insan
neyi unutmaması gerektiğini.
 
#AhmetOktay

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Dünya Sarılma Günü
"Dünya Sarılma Günü" ilk olarak 21 Ocak 1986'da ABD, Clio, Michigan'da kutlandı. O günden bu yana dünyanın çeşitli yerlerinde her yıl 21 Ocak'ta kutlanmaya devam etmektedir. Dünya sarılma günü fikri, herkesi aile ve arkadaşlarına daha sık sarılmaya teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Sarılma eylemiyle vücutta mutluluk hormonu salgılanmaya başlar ve daha mutlu hissettirir.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

21 Ocak 1522 - Rodos'un Osmanlı Donanmasınca fethi.
21 Ocak 1774 - Osmanlı padişahı III. Mustafa öldü. I. Abdülhamit tahta çıktı.
21 Ocak 1774 - Pugaçov İsyanı: Kazak isyan önderi Pugaçev, idam edildi.
21 Ocak 1793 - Vatana ihanetten suçlu bulunan Fransa kralı XVI. Louis, giyotinle idam edildi.
21 Ocak 1899 - Opel ilk otomobilini üretti.
21 Ocak 1908 - New York Belediyesinin aldığı bir kararla, kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
21 Ocak 1911 - İlk Monte Carlo Rallisi başladı.
21 Ocak 1919 - İrlanda Bağımsızlık Savaşı başladı.
21 Ocak 1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
21 Ocak 1925 - Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
21 Ocak 1941 - II. Dünya Savaşı: Avustralya ve Birleşik Krallık birlikleri, Tobruk-Libya'ya saldırı başlattı.
21 Ocak 1942 - II. Dünya Savaşı: Kuzey Afrika Cephesi'nde Rommel'in, Sirenayka taarruzu.
21 Ocak 1943 - Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve iş yerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.
21 Ocak 1946 - Türkiye İş Kurumu kuruldu.
21 Ocak 1951 - Kore'den ilk hasta ve yaralı kafilesi, Ankara'ya geldi.
21 Ocak 1952 - Ordu eski milletvekili ve mizah dergisi Akbaba'nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç, Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti.
21 Ocak 1954 - İlk nükleer denizaltı Nautilus, Connecticut'ta denize indirildi.
21 Ocak 1958 - Lefkoşa'da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti; bir genç ağır yaralandı, altı kişi tutuklandı.
21 Ocak 1959 - Ulus gazetesinin Yazı İşleri Müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkûm oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nalıncı Keseri" başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
21 Ocak 1967 - Türkiye Millî Talebe Federasyonu'nun beş yöneticisi tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi.
21 Ocak 1970 - Jumbo-Jet Boeing 747 ticari seferlerine başladı.
21 Ocak 1972 - Cidde'ye yaptığı Hac seferinden dönen Marmara adlı THY uçağı, 5 kişilik mürettebatıyla düştü. Hostes Hülya Maviler yanarak öldü, diğerleri yaralı olarak kurtarıldı.
21 Ocak 1976 - Concorde, Londra-Bahreyn ve Paris-Rio de Janeiro hatlarında ticari uçuşlarına başladı.
21 Ocak 1977 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarının hemen hepsini affetti.
21 Ocak 1981 - Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz'ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesince üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı.
21 Ocak 1983 - İstanbul eski Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
21 Ocak 1985 - 1983'ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
21 Ocak 1990 - Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı.
21 Ocak 1992 - İstanbul'da evlerde doğal gaz kullanılmaya başladı.
21 Ocak 1997 - Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
21 Ocak 1999 - Amerikan tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu: Sahil güvenlik kuvvetlerinin durdurduğu bir gemide 4.300 kg kokain ele geçirildi.
21 Ocak 2001 - Filipinler'de Devlet Başkan Yardımcısı Gloria Macapagal Arroyo, sokağın ve ordunun baskısıyla Joseph Estrada'nın yerine Devlet Başkanı oldu.
21 Ocak 2005 - İzmit İşletmesinin kapatılmasını protesto için fabrikaya kapanan SEKA işçileri, Kurban Bayramı'nı fabrikada geçirdi.
21 Ocak 2008 - Türkiye nüfusunun Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine göre, 2007 sonu itibarıyla 70 milyon 586 bin 256 kişi olarak açıklandı. Ülkede ikamet eden 98 bin 339 yabancı uyruklu sayısı düşüldüğünde, Türkiye'de yaşayan Türkiye vatandaşlarının sayısının 70 milyon 487 bin 917 kişi olduğu bildirildi.
21 Ocak 2010 - Ümit Boyner, TÜSİAD'ın yeni Başkanı seçilerek, TÜSİAD'ın tarihindeki ikinci kadın Başkanı oldu.
21 Ocak 2012 - Türkiye'de ilk yüz nakli gerçekleştirildi.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

21 Ocak 1738 - Ethan Allen, Amerikalı çiftçi, iş adamı, Amerikan Bağımsızlık Savaşı kahramanı, filozof, yazar ve politikacı (ö. 1789)
21 Ocak 1824 - Stonewall Jackson, Amerika Konfedere Devletleri generali (ö. 1863)
21 Ocak 1827 - Ivan Mikheevich Pervushin, Rus matematikçi (ö. 1900)
21 Ocak 1848 - Henri Duparc, Fransız besteci (ö. 1933)
21 Ocak 1869 - Grigori Rasputin, Rus keşiş (ö. 1916)
21 Ocak 1882 - Pavel Florensky, Rus Ortodoks ilahiyatçı, filozof, matematikçi ve fizikçi (ö. 1937)
21 Ocak 1884 - Roger Nash Baldwin, Amerikalı insan hakları savunucusu (ö. 1981)
21 Ocak 1892 - Şerif Muhittin Targan, Besteci, ud ve çello virtüözü ve portre ressamı (ö. 1967)
21 Ocak 1896 - Paula Hitler, Adolf Hitler'in kız kardeşi (ö. 1960)
21 Ocak 1905 - Christian Dior, Fransız moda desinatörü (ö. 1957)
21 Ocak 1906 - İgor Moiseyev, Rus koreograf ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Devlet Halk Dansları Topluluğu'nun kurucusu (ö. 2007)
21 Ocak 1912 - Konrad Emil Bloch, Amerikalı biyokimyacı ve Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahibi (ö. 2000)
21 Ocak 1922 - Telly Savalas, Amerikalı sinema oyuncusu (ö. 1994)
21 Ocak 1924 - Benny Hill, İngiliz oyuncu ve komedyen (ö. 1992)
21 Ocak 1924 - Şefika Ahundova, Azeri besteci (ö. 2013)
21 Ocak 1933 - Ahmet Oktay, Şair, yazar ve gazeteci (ö. 2016)
21 Ocak 1936 - Mithat Düden Camicioğlu, Roman yazarı.
21 Ocak 1938 - Yıldırım Gürses, Besteci ve ses sanatçısı (ö. 2000)
21 Ocak 1943 - Dinçer Çekmez, Sinema ve tiyatro oyuncusu (ö. 2013)
21 Ocak 1941 - Plácido Domingo, İspanyol tenor.
21 Ocak 1942 - Edwin Starr, Amerikalı müzisyen (ö. 2003)
21 Ocak 1949 - Ümit Aktan, Spor spikeri, gazeteci ve yazar.
21 Ocak 1950 - Zelimhan Yakub, Azerbaycanlı şair ve siyasetçi (ö. 2016)
21 Ocak 1953 - Paul Gardner Allen, Amerikalı bilgisayar bilimcisi ve Bill Gates ile birlikte Microsoft'un kurucularından (ö. 2018)
21 Ocak 1956 - Geena Davis, Amerikalı sinema oyuncusu.
21 Ocak 1958 - Enver Ercan, Şair (ö. 2018)
21 Ocak 1965 - Robert Del Naja, İngiliz müzisyen ve Massive Attack grubunun solisti.
21 Ocak 1966 - Tuna Orhan, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.
21 Ocak 1969 - Karina Lombard, Amerikalı sinema oyuncusu.
21 Ocak 1976 - Emma Bunton, İngiliz şarkıcı ve Spice Girls grubu üyesi.
21 Ocak 1976 - Serdar Orçin, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu.
21 Ocak 1983 - Maryse Ouellet, Kanadalı-Fransız profesyonel güreşçi.
21 Ocak 1988 - Ashton Eaton, Amerikalı dekatlet.
21 Ocak 1989 - Doğuş Balbay, Basketbolcu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

21 Ocak 1531 - Andrea del Sarto, İtalyan ressam (d. 1486)
21 Ocak 1774 - III. Mustafa, Osmanlı'nın 26. padişahı (d. 1717)
21 Ocak 1774 - Pugaçev, Kazak lider (d. 1740 - 42)
21 Ocak 1793 - XVI. Louis, Fransa kralı (giyotinle idam) (d. 1754)
21 Ocak 1872 - Franz Grillparzer, Avusturyalı trajedi yazarı (d. 1791)
21 Ocak 1914 - Theodor Kittelsen, Norveçli ressam (d. 1857)
21 Ocak 1919 - Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Osmanlı devlet adamı, sadrazam ve asker (d. 1839)
21 Ocak 1924 - Vladimir İlyiç Lenin, Sovyetler Birliği'nin kurucusu (d. 1870)
21 Ocak 1937 - Udi Nevres Bey (Orhon), Besteci (d. 1873)
21 Ocak 1938 - Georges Méliès, Fransız film yapımcısı ve yönetmen (d. 1861)
21 Ocak 1942 - Dorothy Wall, Yeni Zelandalı-Avustralyalı yazar ve çizer (d. 1894)
21 Ocak 1950 - George Orwell, İngiliz yazar (d. 1903)
21 Ocak 1959 - Cecil B. DeMille, Amerikalı sinema yönetmeni (d. 1881)
21 Ocak 1960 - Emin Sazak, Siyasetçi ve Eskişehir eski milletvekili (d. 1882)
21 Ocak 1967 - Ann Sheridan, Amerikalı oyuncu (d. 1915)
21 Ocak 1983 - Kemal Bilbaşar, Yazar (d. 1910)
21 Ocak 1985 - Oktay Arayıcı, Oyun yazarı (d. 1936)
21 Ocak 1988 - Cemal Reşit Eyüboğlu, Siyasetçi ve Kurucu Meclis üyesi (d. 1906)
21 Ocak 2002 - Ege Ernart, Şair, tiyatro ve sinema oyuncusu ve reklamcı (d. 1937)
21 Ocak 2002 - Peggy Lee, Amerikalı şarkıcı (d. 1920)
21 Ocak 2006 - İbrahim Rugova, Kosova Cumhurbaşkanı (d. 1944),
21 Ocak 2008 - Marie Smith, Eyak dilini konuşan son kişi (d. 1918)
21 Ocak 2010 - Orhan Alp, Makine mühendisi ve siyasetçi (d. 1919)
21 Ocak 2013 - Ahmet Mete Işıkara, Bilim insanı, jeofizik mühendisi ve eğitimci (Türkiye'de "Deprem Dede" olarak bilinen) (d. 1941)
21 Ocak 2013 - İsmet Kür, Edebiyat öğretmeni ve yazar (d. 1916)
21 Ocak 2016 - Mustafa Koç, İş insanı (d. 1960)
21 Ocak 2016 - Mrinalini Sarabhai, Hint dansçı (d. 1918)
21 Ocak 2017 - Ayberk Atilla, Tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu (d. 1946)
21 Ocak 2017 - Vahit Melih Halefoğlu, Diplomat ve eski dışişleri bakanlarından (d. 1919)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Perşembe.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?