Perşembenin Öyküsü: Trende

YILBAŞI GECESİ

Tren.

Dört kişilik kompartıman.

Bindi dört kişi. Üçer beşer dakikalık sırayla.

Şapkalı. Gözlüklü. Sakallı. Bıyıksız.

Yerleştiler…

Ve tam saatinde kımıldadı demir tırtıl Münih’e doğru.

Varacaklardı Münih Garı’na 23.30’da. Yılbaşı’nda. Yeni yıla 30 dakika kala.

Çıkarıldı Pazar gazeteleri… Çıkarıldı haftalık, aylık dergiler…

Okudular paylaştılar… Okudular… Okudular… Okudular paylaşarak… Okudular… Okudular… Okudular paylaşarak… Okudular… Okudular… Doldurmak için zamanı noktalarına virgüllerine kadar…

Tamamlandı yolun üçte biri. Geçmişti dört saati…

Önerdi Gözlüklü: “Bitti okuma derslerimiz. Ne dersiniz? Birlikte çözelim mi bulmacaları?”.

Beğendim!’ dedi Sakallı; “Ekip çalışması buna denir!”.

Başlarlan çözmeye… “Soldan sağa beş harf….

Derken iki saati daha. Kalmıştı yolun yarısı. Altı saatçik kadar.

Şapkalı; “Biliyor musunuz bu benim eşimle ilk ayrı Yılbaşı oluyor.”.

Onayladı ötekiler ‘bizim de’.

Sordu Bıyıksız: “Şaka gibi, düş gibi. Size de kafamızı dinler gibi geliyor mu?”.

Şapkalı: “Şaka deyince düşünüyorum…”.

Sakallı: “Şaka mı düşünüyorsun?”

Şapkalı: “Benim hanım iyidir de şakadan pek anlamıyor?”.

Gözlüklü: ‘Nasıl yani?”.

Şapkalı: “Bir hafta önce cumartesiydi ya. Hava biraz ılınır gibi oldu. Şapkasız çıkıyordum…

Şapkasız çıkma. Kafayı üşütürsün’ dedi.

Gülümsedim. Ben kafayı yılar önce üşütmüşüm, dedim. Ciddileşti. Sordu.

Ne demek şimdi bu?’.

Yanıtladım. Kafayı üşütmemiş olsaydım, evlenmezdim, dedim.”.

Bıyıksız: “Tepkisi ne oldu?”.

Şapkalı: “Ne mi oldu tepkisi?

Terlik attı yüzüme. Bakar mısınız? Dudağımın solundaki şişliği daha inmedi. Hanımlar beylerinin şakasından anlamıyor.”.

Bıyıksız: “Gerçeği söyleyen ağzından bal damlıyor. Hanımlar beylerinin şakasından anlamıyor.”.

Sakallı: “Sizin de mi sıkıntınız aynı?”.

Bıyıksız: “Bir ay önce evlilik yıldönümümüzdü. Bir dağ oteline gittik. Kutladık. Döndük üçüncü günü.

Akşam yemekten sonra sordum ‘Boyu boyuma, huyu huyuma uygun tanıdığın bir bayan var mı?’. ‘Hayırdır? Kimi evlendiriyorsun?’. ‘Kendimi. Artık baş göz olmamın zamanı geldi de geçiyor’ dedim.”.

Gözlüklü: “Eee? Ne oldu?”.

Bıyıksız: “Ne olacaktı?

Kart pezevenk!’ diyerek iki terliği saniyede attı yüzüme!

Şapkalı haklı! Hanımlar beylerinin şakalarından gerçekten anlamıyor!”.

Gözlüklü. “Hanımlar beylerinin şakalarından anlamıyor. Doğru. Ama hocam seninki de biraz eşek şakası gibi. Şaka, şaka gibi olmalı.”.

Sakallı: “Sen de mi şaka yapmıştın?”.

Gözlüklü: “Severim şakayı. Yapmaz mıyım! Şaka yaptım ama süresi ve olaylar benim dışımda gelişti.”.

Şapkalı: “Nasıl senin dışında gelişti?”.

Gözlüklü: “Yazın yurtdışında bir alışveriş sitesinde vantilatör gördüm. Aldım. Perşembe teslim edeceklerdi. Salı akşamı kaynanam bize geldi. Bir yakın yerde işi varmış çarşamba. Neyse işe gittik biz.

Kaynanam saat onda tam çıkacakken kargo gelmiş. Almış benim adıma. Sormuş. Vantilatör, demiş getiren.

Çıkmış evden. Dönmüş 18.45’te. Açmış klimayı. İki dakika sonra kesilmiş elektrikler. Gelmiş aklına vantilatör.

Açmış kutuyu. Çıkarmış. Başmış düğmesine çalışmıyor. Arkasında bir hortum. Düşünmüş… Düşünmüş… Düşünmüş…

Hortumun şarj aleti olduğuna karar vermiş.”.

Bıyıksız: “Öyle miymiş?”.

Gözlüklü: “O akşam işten eve aynı saatte gelmiş olduk eşimle. Yöneldi salona. Çığlık çığlığa bağırıyordu… ‘Çabuk acili ara. Annem ölüyor!’.

Daldım salona koşarak. Baktım. Kaynanam ağzında hortum. Uzanmış divana. Yarı baygın. Gözleri yarı açık. Üfleyip duruyordu oyuncak vantilatörü… Yamulmuştu ağzı burnu. Azıcık kızarmıştı yüzü. Kadında ne tansiyon kalmıştı ne de pansiyon. Aradım acili.

Geldi 10 dakika sonra cankurtaran. Biz de arkasından. Neyse önemli bir şeyi yokmuş. Ancak bir gece gözetimde kalması gerekiyormuş.

Döndük eve. Sordu ‘Neden almıştın oyuncak vantilatörü?’ diye tek tek”.

Şapkalı: “Ve anlattın bu işte suçun olmadığını.”.

Bıyıklı: “Anlatmıştır. Anlatmaz olur mu?”.

Sakallı: “Nasıl? Anlayışla karşılamıştır eşin.”.

Gözlüklü: “Anlatmaz mıyım? Çok anlayışlıydı. Kurtuldum sizler gibi iki terlikle.”.

Sakallı: “Üçünüz de bana baktığına göre… Anlatmadan olmayacak. Peki.

Eşim her hanım gibi temizliğe dikkat eder. Diyelim ki duş aldı. Baştan aşağı temizlenir ev. Yerler. Halılar. Sandalyeler. Kapılar. Kapı kolları. Masaların örtüleri, koltukların örtüleri, yatak çarşafları, yorganlar, yastık örtüleri değiştirilir.

El havlularımız, yüz havlularımız, banyo havlularımız değiştirilir.

Bitmedi. İç çamaşırlarımız değiştirilir. Ve…

Ve ertesi gün yerler halılar süpürülür. Tozlar alınır. Aradan iki saat geçer. ‘Ev pislik içinde’ diyerek bir hafif temizlik daha.

Bir de evin kapısında iki paspas var. Biri girişte. Öteki evin içinde. İkisinde ayakkabılarını temizlemeyen giremiyor içeri. Evimiz bir laboratuvar. Sanki mikroptan arındırma merkezi.

Haziran. İlk cumartesi. İkiydi saat. Döndü marketten. Girdi salona. Üzerinde nereden bulduysa, kimden aldıysa temizlik firmalarının kısa kollu giysisi. Elinde bir temizleme sıvısı. Çok güvenli sesle ‘Bir yeni sıvı çıkmış. Onca temizlik sıvısının tüm özelliklerinin fazlasını tek şişeye sığdırmışlar. Kurtuldum onca sıvıdan. Güç bende artık!’ dedi.

Sende hizmetçi ruhu var. Bir de şundan kurtulsan’ der demez…

öğrenmiş oldum iki terlikle hanımların beylerinin şakasından anlamadığını.”.

Bıyıksız: “Tamam beyler! Sı-nan-dı! O-nay-lan-dı! Hanımlar beylerinin şakalarından an-la-mı-yor!”.

Gözlüklü: “Ooo. Saat 21.30. İki saatlik yolumuz kalmış. Poker oynayalım mı? Bende kâğıt var. Demin gördüm. Hazırlanırken çantadan çıkarmayı unutmuşum.”.

Sakallı: “Yılbaşı pokeri.”.

Bıyıklı: “Nesine oynayacağız?”.

Şapkalı: “Şöyle yapalım. Bende defter var. Çetele olsun. En çok puan kazanana gara varınca üç kişi yemek ısmarlasın. Tamam mı?”.

Ve poker başladı…

Kıran kırana yerindeyse deyim.

Ve saat 23.00 oldu.

Ve 23.30. Tren girmiştir gara. Duracaktır birazcıktan…

Baş başadır puanları Sakallı’nın ve Gözlüklü’nün.

Son eldir artık…

Kazananı yılbaşı yemeği beklemektedir…

***

Murat Tepebaşılı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?