Bugün Nâzım Hikmet'in 119'uncu doğum günü

Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Bu akşam saat 21.00'den Pazartesi sabahı saat 05.00'e kadar tüm Türkiye'de sokağa çıkma yasağı var. (Yasaktan muaf olanlar hariç tabii.)
Sokağa çıkma yasağında vatandaşlar (65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altında bulunanlar hariç) zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlar hariç) ikametlerine en yakın market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçilere gidip gelebiliyor.
Unutmayın sakın, olur mu?
Cezası az buz değil çünkü.
Sokağa çıkma yasağına uymayanlara, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 282'nci maddesi uyarınca 3.150 TL idari para cezası kesilecek.

İçişleri Bakanlığı’nın genelgesine göre:

Market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler 10.00-17.00 saatleri arasında açık olacaktır. Yine belirtilen süre içerisinde marketler ve bakkallar telefonla ya da online olarak aldıkları siparişleri teslim edebileceklerdir.

Lokanta/restoran, pastane ve tatlıcı tarzı işyerleri ise 10.00-24.00 saatleri arasında paket servis faaliyetlerine devam edebileceklerdir.

Ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleri ile bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri açık olacaktır.

Online sipariş firmaları da 10.00-24.00 saatleri arasında siparişleri teslim edebileceklerdir.

Yeni bir karar alınıncaya kadar sokağa çıkma kısıtlaması süresince balıkçı/balık tezgahı şeklindeki işyerleri de 10.00-17.00 saatleri arasında vatandaşlara hizmet sunabilecek.


Şimdi biraz gülümseyelim güne başlarken:

Delinin birisi hastaneden taburcu olacakmış. Doktoru son muayene için başhekimin yanına götürmüş deliyi. Başhekim deliye sormuş:
-"Elin nerede?"  
Deli göstermiş.
-"Bacağın nerede?" 
Deli yine göstermiş.
-"Burnun nerde?"  
Deli yine göstermiş.
Başhekim doktora : 
-"Taburcu edebilirsiniz" talimatını vermiş. Deliyle doktoru odadan çıkmışlar. Deli doktora göbeğini göstererek gülmüş:
-"Bende bu kafa varken tabii taburcu edersiniz beni."

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Sizi sevmediğimi düşünüyorsanız muhtemelen sevmiyorumdur. Sevdiklerimi şüpheye düşürmem." demiş Charles Bukowski...
Aynen öyleyim ben de.
Sizi seviyorsam kesin anlarsınız.
Sevmiyorsam da boşuna uğraşmayın.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Hamurlu ve yağlı tatlılar yerine meyveleri fırınlayın, veya kuru meyvelerle tatlı yapmayı deneyin."
Evde kapalı kaldığımız, hareket alanımızın tamamen daraldığı bu günlerde tatlıyı da boş verelim bence.
Mümkün olduğunca dengeli beslenerek kilo almamaya çalışalım.
Sağlığımız için en doğrusu bu değil mi sizce de?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Ayağımızın uzunluğuyla el bileğimizden dirseğimize kadar olan uzunluk aynı"ymış.
Şimdi bunu okuyan herkes ayağını ölçmeye başlamamıştır umarım.

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Milyonluk seçim sandviçleri soruşturması yarım kaldı

İçişleri Bakanlığı, İBB Teftiş Kurulu’nun incelediği dosyaya el koydu. Yerel seçim öncesi, BELTUR, belediye şirketleri adına 3 milyon liralık yemek etkinliği düzenlenmiş gibi gösterdi. Raporda, kamu kaynağının siyasi çalışmalarda kullanıldığı, bunu gizlemek için sahte belge üretildiği vurgulandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun AKP dönemine ilişkin 40'a yakın yolsuzluk dosyası üzerinde çalışıldığını açıklaması ve tamamlanan dosyaların yargıya taşınmaya başlamasının ardından İçişleri Bakanlığı 3 mülkiye müfettişi aracılığı ile 35 dosyayı İBB Teftiş Kurulu Başkanlığı'ndan aldı. 35 yolsuzluk dosyası içinde dikkat çeken bir yemek “organizasyonu” yer alıyor. Dosyadaki iddialara göre İBB şirketi BELTUR, 31 Mart seçimlerine sayılı günler kala 24 Mart-30 Mart 2019 arasında Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi'nde diğer belediye şirketleri için 35 bin 675 kişiye, toplam 3 milyon 587 bin 500 TL'lik yemek etkinliği düzenlenmiş gibi gösterdi. BELTUR A.Ş.'nin seçimden bir gün önce İBB şirketi İSPER A.Ş. adına düzenlenmiş gibi gösterdiği 1 milyon 125 bin liralık akşam yemeği organizasyonun “seçim sabahı ilçe teşkilatlarına verilen sandviçler catering” açıklama notu ile kayıt altına alındığı ortaya çıktı. Raporda, elde edilen ilk belgeler ışığında kamu kaynaklarının siyasi çalışmalar için kullanılmış olabileceği ve bunun gizlenmesi için sahte belge üretildiği kanısının oluştuğu ifade edildi. İnceleme tamamlanamadan bakanlık müfettişleri dosyaya el koydu.

Trump'ın azil süreci

ABD Temsilciler Meclisi'nde yapılan oylamada, Başkan Donald Trump'ın görevden azledilmesi yönündeki tasarı kabul edildi. Donald Trump, ikinci kez azil kararı verilen ilk Amerikan Başkanı oldu. Tasarı, 197'ye karşı 232 oyla kabul edildi. Şimdi Senato'da Trump'ın suçlu olup olmadığına yönelik bir yargılama gerçekleştirilecek ve oylama yapılacak. Trump 20 Ocak'ta görevi devredeceği için bir hafta içerisinde Senato'daki sürecin tamamlanması pek olası gözükmüyor. 


Korona haberlerine gelince:
Cumhurbaşkanı Erdoğan koronavirüs aşısı oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara Şehir Hastanesi'nde koronavirüs aşısı oldu.
Dünkü Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısının ardından acil kullanım onayının verilmesiyle bugün, koronavirüs aşıları Türkiye genelinde sağlık çalışanlarına uygulandı. Dün, ilk aşıyı Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olmuş, ardından Bilim Kurulu üyeleri ve bazı doktorlar aşı yaptırmıştı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Aşı konusunda toplumumuza önderlik etmek için toplantımızdan sonra sayın Cumhurbaşkanımız aşı olacaklardır. Bunun kamuoyu ile paylaşılmasını istemiştir. Kendileri aşı olarak toplumdaki tereddütleri ortadan kaldırmak, örnek teşkil etmek için toplantımızdan sonra aşı olmak üzere ilgili yere geçeceklerdir" dedi. TBMM Başkanı Mustafa Şentop da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte aşı oldu.

Dikkat çeken iddia: "BionTech’ten 25 bin doz alındı, 2. doz yapıldı"

Bağımsız Adana Milletvekili İsmail Koncuk, aşı ile ilgili dikkat çeken bir iddiayı gündeme getirdi. Alman menşeili BionTech firmasının geliştirdiği ve yüzde 97 oranında etkinlik sağladığı belirtilen koronavirüs aşısının Türkiye'deki bazı kişilere uygulandığı yönündeki iddiaya dikkat çekti. İsmail Koncuk, "BionTech’ten 25 bin doz alınarak bazı kişilerin aşılandığı" iddiasını gündeme taşıyarak, "2. dozu bile yaptırdığı bilgileri var" dedi.
Koncuk şu ifadeleri dile getirdi:
"Biontech’in 25 bin aşısı elitlere! şeklinde haberler yapılıyor. Bazı kişilerin 2. dozu bile yaptırdığı bilgileri var. Sorsak mutlaka 'gönüllü oldum' diyeceklerdir. Ne kadar fedakar (!) elitlerimiz varmış? Bunlar adaletin, adamlığın eliti değilse, neyin elitidir? Yazık!"

Prof. Dr. Kayıhan Pala: Pandemiden çıkış yolumuz aşı, ancak süreç iyi yönetilemedi

Prof. Dr. Kayıhan Pala, pandemiden çıkış yolunun aşı olduğuna vurgu yaparak, Türkiye'nin yeterli dozda etkili aşıyı, dünyanın birçok ülkesinin aksine kısa sürede sağlayamadığını belirtti. Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, koronavirüs aşı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Sağlık Bakanlığı’nın etkinlik oranı yüksek olan aşıları gereksinim duyulan dozlarda temin edip edemeyeceğinin ve edebilecekse bile ne zaman temin edeceğinin belirsiz olduğunu belirterek Pala, "Belirsizliklerin farkında olarak, sıram geldiğinde Coronavac aşısını yaptıracağım” dedi. Pandemiden çıkış yolunun şimdilik aşı olduğuna vurgu yapan Pala, güvenli, etkili ve kaliteli olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış aşıları kullanarak toplumsal bağışıklık eşiğine ulaşabilirsek, Kovid-19 hastalığının salgın yapma özelliğini yitirebileceğini ifade etti. Bugüne kadar dünyada, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ve Birleşik Krallık İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA) gibi kurumlar tarafından geçici kullanım onayı almış olan yalnızca 3 aşı olduğunu söyleyen Pala, bunların Pfizer/BioNTech, Moderna ve AstraZeneca/Oxford olduğunu belirtti. Pala, bu aşılar dışında 4 aşının daha (Sinovac, Gamaleya, CanSino Biologics ve Sinopharm) şu anda dünyada çeşitli gruplarda kullanımda olduğunu da ekledi. Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’de aşılama sürecini iyi yönetemediğini belirten Pala, “Yeterli dozda etkili aşıyı, dünyanın birçok ülkesinin aksine kısa sürede sağlayamadı. Bugün itibarıyla dünyada 32 milyondan fazla kişi aşılandı, ABD ve İngiltere gibi bazı ülkelerde aşıların ikinci dozu yapılıyor, örneğin İsrail nüfusunun yüzde 22’sini şimdiden aşıladı. Biz ise çok sınırlı sayıda kişi için (Elimizdeki 3 milyon doz aşı bir buçuk milyon kişi için yeterli) ancak bugün aşılamaya başlayabiliyoruz. Türkiye Dünya Sağlık Örgütü’nün öncülüğünde oluşturulan uluslararası Kovid-19 aşı dayanışma girişimi COVAX’a da maalesef katılmadı” dedi. Türkiye’nin toplumsal bağışıklık eşiğini yakalayabilmesi için yaklaşık 120 milyon doz aşıya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kayıhan Pala, “Sağlık Bakanı’nın açıkladığına göre şimdilik yalnızca 54,5 milyon doz aşı bağlantısı yapılabilmiş durumda. Üstelik 50 milyon doz sipariş verildiği açıklanan Sinovac şirketinin Coronavac aşısının etkinlik oranı (yüzde 50,38) Dünya Sağlık Örgütü’nün ölçütünü (yüzde 50) ancak sınırda karşılayabiliyor” diye konuştu. Pala, etkinliği çok daha yüksek olduğu bilinen (Pfizer/BioNTech yüzde 95, Moderna yüzde 95, AstraZeneca/Oxford yüzde 70) aşılardan ise kısa erimde ya çok düşük miktarda (Pfizer/BioNTech aşısından 4,5 milyon doz) ya da hiç edinilemeyeceğinin anlaşıldığını belirtti. Pala, Türkiye’de 17 aşı çalışması yürütüldüğünü, Dünya Sağlık Örgütü’nün veritabanına göre bunlardan yalnızca bir tanesinin (Erciyes Üniversitesi) klinik aşamaya geçebilmiş durumda olduğunu ve henüz Faz1 çalışması yürütüldüğünü söyledi. Pala, yerli aşıların bu yılın ilk 6 ayında acil kullanım onayı alarak ve üretilebilecek duruma gelmesinin pek mümkün görünmediğini de söyledi. Coronavac aşısının henüz Çin, Endonezya ve Türkiye dışında hiçbir ülkede acil kullanım onayı almadığını belirten Pala, “Ülkemizde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından dün verildiği açıklanan Acil Kullanım Onayının ayrıntıları ise (bu onayın verilmesi sırasında aşı konusunda yetkin bağımsız bilim insanlarının görüşlerine başvurulup başvurulmadığı, onay verilirken aşının güvenliği, etkililiği ve kalitesi ile ilgili hangi bilimsel kanıtların kullanıldığı vb.) henüz bilinmiyor” dedi. ABD’de acil kullanım onayı için başvuran aşıların FDA tarafından değerlendirilmeden önce aşılara ilişkin tüm verilerin kamuoyuna açıklandığını ve toplantının kamuya açık yapıldığını söyleyen Pala şöyle devam etti: “Türkiye’den bile bilim insanları aşı üreticilerine soru sorma olanağı bulabildiler. Sağlık Bakanlığı bu yöntemi tercih etmedi, maalesef bilim insanlarının ve toplumun aşı ile ilgili sorularını bilimsel bilgiye dayalı olarak yanıtlamak fırsatını kaçırdı. TİTCK şeffaf olmayan bir biçimde çok kısa sürede Coronavac için acil kullanım onayını verdi.” Prof. Dr. Pala, Sinovac şirketinin şaşırtıcı bir biçimde henüz kendi aşısı Coronavac için Faz3 ile ilgili herhangi bir raporu kamuoyuna sunmadığını belirterek şunları söyledi: “Coronavac ile ilgili Endonezya, Türkiye ve Brezilya’da yürütülen Faz3 çalışmalarına ilişkin sınırlı bilgiler ilgili ülkeler tarafından toplumla paylaşılmış olsa da henüz herhangi bir bilimsel rapor da yayınlanmış değil. Örneğin aşının 60 yaş üzerindeki etkinliğini henüz bilmiyoruz. Ancak Coronavac aşısının (genel olarak hastalığa yakalanmaktan koruma oranının FDA ve EMA gibi saygın kurumlardan acil kullanım onayı almış diğer aşılardan düşük olsa bile) ağır hastalığa yakalanmaktan büyük ölçüde koruduğuna ilişkin elimizde bazı veriler var.” Pala karşımızda iki seçenek olduğunu belirterek, "Ya etkinlik oranı yüksek aşıların temin edilmesini bekleyeceğiz (ki Sağlık Bakanlığı’nın bu aşıları gereksinim duyduğumuz dozlarda temin edip edemeyeceği ve edebilecekse bile ne zaman temin edeceği belirsiz) ya da Coronavac aşısını yaptıracağız. Ben, bu yazıda sıraladığım belirsizliklerin farkında olarak, sıram geldiğinde Coronavac aşısını yaptıracağım” dedi. (Bursa/EVRENSEL)


Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

“Günün Şairi” olarak 58 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 119. doğum günü olan sevgili şairlerimden Nâzım Hikmet Ran'ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.


Nâzım Hikmet Ran, 15 Ocak 1902 tarihinde, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki Selanik'te dünyaya geldi. Babası, Matbuat Umum Müdürlüğü ve Hamburg Şehbenderliği yapmış olan Hikmet Bey, annesi Ayşe Celile Hanım'dır. Celile Hanım piyano çalan, resim yapan, Fransızca bilen bir kadındı. Celile Hanım dilci ve eğitimci olan Hasan Enver Paşa'nın kızıdır. Hasan Enver Paşa Polonya'dan 1848 Ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğu'na göç eden ve Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celalettin Paşa adını alan Konstantin Borzecki'nin oğludur. Mustafa Celaleddin Paşa Osmanlı Ordusu'nda subay olarak görev yapmış ve Türk tarihi üzerine önemli bir eser olan "Les Turcs anciens et modernes" (Eski ve Yeni Türkler) kitabını yazmıştır. Celile Hanım'ın annesi ise Alman kökenli Osmanlı generali Mehmet Ali Paşa'nın, yani Ludwig Karl Friedrich Detroit'in kızı olan Leyla Hanım'dır. Celile Hanım'ın kız kardeşi Münevver Hanım, şair Oktay Rifat'ın annesidir. Babası Hikmet Bey Selanik'te Hariciye Nezareti'nde (Dışişleri Bakanlığı) çalışan bir memurdu. Diyarbakır, Halep, Konya ve Sivas valilikleri yapmış olan Nâzım Paşa'nın oğludur. Mevlevi tarikatından olan Nâzım Paşa aynı zamanda bir özgürlükçüydü. Kendisi Selanik'in son valisidir. Hikmet Bey henüz Nâzım'ın çocukluğunda memuriyetten ayrıldı ve ailece Halep'e, Nâzım'ın dedesinin yanına gittiler. Orada yeni bir iş ve hayat kurmaya çalışıp başarısız olunca İstanbul'a döndüler. Hikmet Bey'in İstanbul'daki iş kurma denemeleri de iflasla neticelendi ve hiç hoşlanmadığı memuriyet hayatına geri döndü. Fransızca bildiği için yeniden Hariciye'ye atandı.


İlk şiiri Feryad-ı Vatan'ı 3 Temmuz 1913'te yazdı. Aynı yıl Mekteb-i Sultani'de ortaokula başladı. Bir aile toplantısında denizciler için yazdığı bir kahramanlık şiirini Bahriye Nazırı Cemal Paşa'ya okuyunca çocuğun Bahriye Mektebine gitmesine karar verildi. 25 Eylül 1915'te Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girdi, 1918'de 26 kişi içinden 8. olarak mezun oldu. Karne değerlendirmelerinde zeki, orta derecede çalışkan, elbisesine özen göstermeyen, sinirli ve ahlakî tavırları iyi bir öğrenci olduğu belirtilmektedir. Mezun olduğunda dönemin okul gemisi Hamidiye gemisine güverte stajyer subayı olarak atandı. 17 Mayıs 1921'de aşırıya kaçan halleri olduğu ileri sürülerek ordu ile ilişiği kesildi.

Nazım'ın ilk yayımlanan, Mehmed Nazım imzasıyla yazdığı "Hala Servilerde Ağlıyorlar mı?" başlıklı şiiri 3 Ekim 1918'de Yeni Mecmua'da çıktı. Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır. İt Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır.

19 yaşındayken, 1921 yılı Ocak ayında arkadaşı Vâlâ Nureddin ile Millî Mücadele'ye katılmak üzere ailesinden habersiz Anadolu'ya geçti. Cepheye gönderilmeyince Bolu'da bir süre öğretmenlik yaptı. Daha sonra Eylül 1921'de Batum üzerinden Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu. Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık oldu ve komünizm ile tanıştı. 1924'te yayınlanan ilk şiir kitabı 28 Kanunisani Moskova'da sahnelendi. Moskova'da 1921-1924 yılları arasında geçirdiği sürede Rus fütüristleri ve konstrüktivistlerinden esinlendi ve klasik biçimden sıyrılarak yeni bir biçim geliştirmeye başladı.

1924'te Türkiye'ye dönerek Aydınlık Dergisi'nde çalışmaya başladı. Fakat dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince bir yıl sonra tekrar Sovyetler Birliği'ne gitti. 1928’de Af Kanunu'ndan yararlanarak Türkiye'ye döndü. Fakat tekrar tutuklandı. Serbest kaldıktan sonra Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı.

1929'da İstanbul'da basılan "835 Satır" adlı şiir kitabı edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. 1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden hakkında açılan pek çok davada beraat etti. Yargılandığı davaların listesi şu şekildedir:
1925 Ankara İstiklâl Mahkemesi Davası
1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası
1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası
1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1938 Harp Okulu Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
1938 Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
1933 ve 1937 yıllarında örgütsel faaliyetleri nedeniyle yine bir süre tutuklu kaldı.
1938'de bu kez "orduyu ve donanmayı isyana teşvik" suçlamasıyla tutuklandı ve yargılandığı davada 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde aralıksız 12 sene kaldı. 14 Temmuz 1950'de çıkan Genel Af Yasası'ndan yararlanarak 15 Temmuz'da serbest bırakıldı.


Barışseverler Cemiyeti'nin kuruluşunda yer aldı. Yasal olarak yükümlülüğü olmamasına karşın askere çağrılınca, öldürüleceği endişesiyle 17 Haziran 1951'de İstanbul'dan ayrılarak Romanya üzerinden Moskova'ya gitti. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılmasının ardından büyük dedesi Mustafa Celaleddin Paşa'nın (Konstantin Borzecki) memleketi olan Polonya'nın vatandaşlığına geçerek Borzecki soyadını aldı.


Sovyetler Birliği'nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da eşi Vera Tulyakova (Hikmet) ile Moskova'da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa, Küba, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.


Nâzım Hikmet, 3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzere ikinci kattaki dairesinden apartman kapısına yürüdüğü sırada, tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli ve yabancı yüzlerce sanatçı katıldı ve törenin görüntüleri siyah beyaz olarak kaydedildi. Moskova'da ünlü Novodeviçi Mezarlığı'nda gömülüdür. Meşhur şiirlerinden biri olan "Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam" figürü siyah granitten yapılan mezar taşı üzerinde ebedileştirildi.


Hüküm giyerek hapis yatmaya başladığı 1938 yılından 1968 yılına kadar eserleri Türkiye'de yasaklandı. Eserleri 1965'ten itibaren çeşitli basımlarla yayımlanmaya başladı. 2006 yılında Bakanlar Kurulu'nun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılan kişilerle ilgili yeni bir düzenleme yapması gündeme geldi. Yıllardır tartışılmakta olan Nâzım Hikmet'in Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına yeniden kabul edilmesi yolu açılmış gibi görünmesine rağmen Bakanlar Kurulu bu düzenlemenin sadece yaşamakta olan kişiler için olduğunu ve Nâzım Hikmet'i kapsamadığını belirterek bu yöndeki talepleri reddetti. Sonradan dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu İçişleri Komisyonu'nda "Tasarıda, şahsa bağlı hak olduğu için bizzat müracaat etmesi gerekir. Arkadaşlarım da olumlu şeyler belirttiler, komisyonda görüşülür, bir karar verilir" dedi. 2009 yılının 5 Ocak Günü "Nâzım Hikmet Ran'ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin önerge" Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Nâzım Hikmet Ran'a yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının iade edilmesine ilişkin bir kararname hazırladıklarını ve bu teklifin imzaya açıldığını ifade eden Hükûmet Sözcüsü Cemil Çiçek 1951 yılında vatandaşlıktan çıkartılan Ran'ın yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasına ilişkin önerinin Bakanlar Kurulu'nca oylanarak kabul edildiğini söyledi. Bakanlar Kurulu'nun 5 Ocak 2009 tarihinde aldığı bu karar, 10 Ocak 2009 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlandı ve Nâzım Hikmet Ran, 58 yıl sonra yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu.


İlk şiirlerini hece ölçüsü ile yazmaya başladı, fakat içerik bakımından diğer hececilerden farklıydı. Şiirsel gelişimi arttıkça hece ölçüsü ile yetinmemeye ve şiiri için yeni formlar aramaya başladı. Sovyetler Birliği'nde yaşadığı ilk yıllar olan 1922 ile 1925 arasında bu arayış doruğa çıktı. Hem içerik, hem de biçim bakımından dönemindeki şairlerden farklıydı. Hece ölçüsünden ayrılarak Türkçenin vokal özellikleri ile ahenk oluşturan serbest ölçüyü benimsedi. Mayakovski ve fütürizm taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi.


Şiirlerinden birçoğu Fikret Kızılok, Cem Karaca, Fuat Saka, Grup Yorum, Ezginin Günlüğü, Zülfü Livaneli, Ahmet Kaya gibi sanatçılar ve gruplar tarafından bestelendi. Ünol Büyükgönenç tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979'da "Güzel Günler Göreceğiz" ismiyle kaset olarak çıktı. Birkaç şiiri ise Yunan besteci Manos Loizos tarafından bestelendi. Ayrıca bazı şiirleri Yeni Türkü'nün eski üyesi Selim Atakan tarafından da bestelenmiştir. "Salkım söğüt" adlı şiiri Ethem Onur Bilgiç'in 2014 tarihli animasyon filmine konu olmuştur. UNESCO'nun ilan ettiği 2002 Nâzım Hikmet yılı için besteci Suat Özönder "Şarkılarda Nâzım Hikmet" adlı bir albüm hazırladı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla Yeni Dünya plak şirketi tarafından hayata geçirildi. 2007 yılında vizyona giren "Mavi Gözlü Dev" adlı film, Nazım'ın Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatmaktadır.


2008 yılının ilk günlerinde Nâzım Hikmet'in eşi Piraye'nin torunu Kenan Bengü tarafından Piraye'nin evrakları arasında “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve üç adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu. 2020 yazında Kitap-lık dergisi, TÜSTAV Komintern Arşivi’nde yaptığı çalışmalarla keşfedilen “İstanbul’da 1 Mayıs”, “Beyanname”, “Gecenin Penceresinde”, “İtiraf” ve “Hayatımız Yirmi İki Kelimede” isimli şiirlerini yayımladı.


Türkiye'de 1929-1938 arasında yayımlanan kitapları şunlar:

Şiir:

835 Satır (1929)
Jokond ile Sİ-YA-U (1929)
Varan 3 (1930)
1+1=1 (1930)
Sesini Kaybeden Şehir (1931)
Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1932)
Gece Gelen Telgraf (1932)
Portreler (1935)
Taranta-Babu'ya Mektuplar (1935)
Simavne Kadısı Oğlu şeyh Bedreddin Destanı (1936)
Tiyatro:

Kafatası (1932)
Bir Ölü Evi (1932)
Unutulan Adam (1935)
Diğer:

Şeyh Bedreddin Destanına Zeyl, Millî Gurur (1936)
İt Ürür Kervan Yürür (Orhan Selim adıyla fıkralar, 1936)
Alman Faşizmi ve Irkçılığı (inceleme, 1936)
Sovyet Demokrasisi (inceleme, 1936)


1949'da, Nâzım Hikmet cezaevindeyken, Ahmet Halit Kitabevi, Ahmet Oğuz Saruhan takma adıyla La Fontaine'den Masallar'ı yayımladı. Bu çeviri yapıt dışında, tam 29 yıl Nâzım Hikmet'in kitapları Türkiye'de basılmadı. Ölümünden iki yıl sonra, 1965'te, "Yön" dergisinin Kurtuluş Savaşı Destanı'nı yayımlaması gözüpek bir davranış olarak değerlendirildi. Arkasından, başta İzlem ile Dost Yayınevleri olmak üzere, ilerici yayınevleri, önce şairin sağlığında Türkiye'de basılmış kitaplarını, sonra dış ülkelerde Türkçe olarak yayımlanmış kitaplarını yayınlamaya başladılar. Bu yayınlar sürekli olarak kovuşturmalara uğradı. Bazıları toplatıldı, davalar açıldı.
Piraye ile Nâzım Hikmet'in üvey kardeşi Metin Yasavul'un sahibi oldukları, Memet Fuat'ın yönetimindeki De Yayınevi ise, şairin Bursa Cezaevi'ndeyken basıma hazırlayıp Piraye'ye bırakmış olduğu kitapların yayımına başladı. Bunlar içerde dışarda daha önce basılmamış kitaplardı. Şair ölmeden önce yaptığı konuşmalarda bu kitaplardan bazılarının kaybolmuş olduğunu söylemişti.


De Yayınevi'nde birinci basımı yapılan kitaplar şunlar:

Saat 21-22 şiirleri (1965)
Dört Hapisaneden (1966)
Rubailer (1966)
Ferhad ile Şirin (1965)
Sabahat (1965)
Memleketimden İnsan Manzaraları (5 cilt, 1966-1967)


Bütün bu kitapları basıma Memet Fuat hazırlamıştı. Saat 21-22 şiirleri ile Dört Hapisaneden için iki kez mahkemeye verildi, sonuçta beraat etti. Ferhad ile Şirin'in daha önce dışarda yapılmış olan, yarıdan sonrası kaybolduğu için yeniden yazılmış bir basımı vardı. De Yayınevi'nin bastığı şairin Bursa Cezaevi'nde yazdığı asıl metindi. Bulgaristan'da yayımlanan Memleketimden İnsan Manzaraları ise De Yayınevi basımının tekrarıydı.
Bilgi Yayınevi, 1968'de, Cevdet Kudret'in basıma hazırladığı Kuvâyi Milliye'yi yayımladı. Bu Nâzım Hikmet'in cezaevinden çıktıktan sonra İnkılap Kitabevi için hazırladığı Kurtuluş Savaşı Destanı'nın yeni bir düzenlemesiydi. Şair gerçi bu destanı Memleketimden İnsan Manzaraları'nın içine yerleştirmişti, oradan çıkarılıp ayrı olarak yayımlanmasını istemiyordu. Ama cezaevinden çıktıktan sonra gerçek bir özgürlük ortamında olmadığını gördü. Kimse onun yapıtlarını yayımlamayı göze alamıyordu. İnkılap Yayınevi'nin yaptığı öneriyi çok parasız kaldığı bir dönemde kabul ederek Kuvâyi Milliye'yi düzenledi. Ama İnkılap Yayınevi parasını peşin ödediği bu kitabı bile yayımlamaktan çekindi, on yedi yıl sonra, Cevdet Kudret aracılığıyla Bilgi Yayınevi'ne devretti.


Yine 1968'de Bilgi Yayınevi Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar'ı; De Yayınevi Cezaevi'nden Memet Fuat'a Mektuplar'ı yayımladılar. İki yıl sonra da Cem Yayınevi Bursa Cezaevi'nden Vâ-Nû'lara Mektuplar'ı yayımladı. 1975'te De Yayınları arasında Memet Fuat'ın Nâzım ile Piraye'si çıktı. Bu kitap Nâzım Hikmet'in Piraye'ye yazdığı mektuplardan bölümler seçerek şairin yaşamıyla şiirleri arasındaki iç içeliği gösteren duyarlı bir çalışmaydı. Mektupların tümü değildi, ama öyle sanıldı. (Yirmi üç yıl sonra, 1998'de, Adam Yayınevi Piraye'ye Mektuplar adıyla Nâzım Hikmet'in cezaevi yılları boyunca Piraye'ye yazdığı mektupların tümünü iki cilt olarak yayımladı.)
1975-1980 arasında Cem Yayınevi Nâzım Hikmet'in Tüm Eserleri dizisini yayımladı. Şerif Hulusi ile birlikte notlar yazarak başladıkları 9 kitaplık bu diziyi, çalışma arkadaşının ölümü üzerine Asım Bezirci yalnız tamamladı.
1980'de Kemal Sülker Yazko Yayınları'nda Nâzım Hikmet'in Bilinmeyen İki şiir Defteri'ni yayımladı.
1988-1990 arasında Adam Yayınevi Nâzım Hikmet'in bütün yapıtlarını 28 kitaplık bir dizide topladı. Dizinin editörlüğünü Memet Fuat, araştırmacılığını Asım Bezirci yaptı.


Bugün satışta bulunan bu dizideki kitaplar şunlar:

Şiir:

835 Satır (835 Satır; Jokond ile Sİ-YA-U; Varan 3; 1+1=1; Sesini Kaybeden şehir)
Benerci Kendini Niçin Öldürdü (Benerci Kendini Niçin Öldürdü; Gece Gelen Telgraf; Portreler; Taranta-Babu'ya Mektuplar; Simavne Kadısı Oğlu şeyh Bedreddin Destanı; şeyh Bedreddin Destanı'na Zeyl)
Kuvâyi Milliye (Kuvayi Milliye; Saat 21-22 şiirleri; Dört Hapisaneden; Rubailer)
Yatar Bursa Kalesinde
Memleketimden İnsan Manzaraları
Yeni Şiirler
Son Şiirleri
İlk Şiirler
La Fontaine'den Masallar (İlk Şiirler, Nâzım Hikmet'in çocukluk şiirleriyle hece şiirlerini içeriyor. Şair bunların büyük bir bölümünün toplu şiirleri arasına alınmasını herhalde istemezdi. Son kitap takma adla yayımlanan La Fontaine çevirileri.)
Oyun:

Kafatası (Ocak Başında; Kafatası; Bir Ölü Evi; Unutulan Adam; Bu Bir Rüyadır)
Ferhad ile şirin (Yolcu; Ferhad ile şirin; Sabahat; Enayi)
Yusuf ile Menofis (Allah Rahatlık Versin; Evler Yıkılınca; Yusuf ile Menofis; İnsanlık Ölmedi Ya; İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?)
Demokles'in Kılıcı (İstasyon; İnek; Demokles'in Kılıcı; Tartüf - 59)
Kadınların İsyanı (Kadınların İsyanı; Yalancı Tanık; Kör Padişah; Her şeye Rağmen)
Roman-Öykü-Masal:

Kan Konuşmaz
Yeşil Elmalar
Yaşamak Güzel şey Be Kardeşim
Hikâyeler
Çeviri Hikâyeler
Masallar (Nâzım Hikmet yalnızca Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim adlı romanıyla Sevdalı Bulut adlı masallar kitabını kendi adıyla yayımlamıştı. Ötekiler para kazanmak için acele yazılıp gazetelerde takma adlarla yayımlanmış ürünlerdir.)
Yazılar:

Sanat, Edebiyat, Kültür, Dil
Yazılar (1924-1934)
Yazılar (1935)
Yazılar (1936)
Yazılar (1937-1962)
Konuşmalar: 

(Nâzım Hikmet'in bu kitaplarda yer alan yazılarının büyük çoğunluğu çeşitli takma adlarla gazetelere yazdığı köşe yazılarıdır.)
Mektuplar:

Nâzım ile Piraye
Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar (1998'de Adam Yayınevi'nin "Piraye'ye Mektuplar" adıyla iki cilt olarak yayımladığı yapıt da bu bölüme eklenmelidir.)
Ayrıca yine Adam Yayınları arasında Memet Fuat'ın hazırladığı "Nâzım Hikmet'in Seçme Şiirleri" kitabı da yer almaktadır.


BESTELENMİŞ ŞİİRLERİ:

Ahmet Aslan: Geberiyorum
Ahmet Kaya: Aynı Daldaydık, Şeyh Bedrettin (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı şiirinden uyarlama)
Cem Karaca: Ceviz Ağacı, Çok Yorgunum (Mavi Liman şiirinden uyarlama), Hasret (Davet şiirinden uyarlama), Herkes Gibi, Hoşgeldin Kadınım (Hoş Geldin şiirinden uyarlama), Kerem Gibi, Şeyh Bedrettin Destanı (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı şiirinden uyarlama)
Edip Akbayram: Gidenlerin Türküsü, Güzel Günler Göreceğiz (Nikbinlik şiirinden uyarlama), Korkuyorlar
Esin Afşar: Tahir ile Zühre Meselesi
Ezginin Günlüğü: Japon Balıkçısı, Seni Düşünmek Güzel Şey
Fikret Kızılok: Akın Var
Grup Baran: Güneşi İçenlerin Türküsü, Salkım Söğüt
Grup Yorum: Ben Bir Asker Kaçağıyam, Bu Memleket Bizim, İnsanların İçindeyim, Veda
Taci Uslu: Piraye
Hüsnü Arkan: Bor Oteli
İlhan İrem: Hoşgeldin Kadınım
İlkay Akkaya: Beyazıt Meydanı
Mesud Cemil: Kanatları Gümüş Yavru Bir Kuş
Onur Akın: Sev Bakalım, Seviyorum Seni
Ruhi Su: Kadınlarımız, Masalların Masalı, Onlar Ki
Sümeyra Çakır: Hürriyet Kavgası
Yeni Türkü: Mapushane Kapısı, Öldükten sonra, Sen
Zülfü Livaneli: Bulut Mu Olsam, Hoşçakal Kardeşim Deniz, Karlı Kayın Ormanı, Kız Çocuğu, Memetçik Memet, Saat Dört Yoksun, Vapur


Sizlerle en sevdiklerimden üç şiirini paylaşarak değerli şairimi anmak istyorum. Ruhu şad olsun.

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:
– Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya…
Erkek kadına dedi ki:
– Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz…
Kadın erkeğe dedi ki:
– Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana…
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini…


Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak…


Sen
yürümelisin,
beni bırakarak…

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere…
Kapandı bir pencere…


AYRILDILAR.

HENÜZ VAKİT VARKEN GÜLÜM

Henüz vakit varken, gülüm
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter rıhtımında dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli,
incecikten bir yağmurla karışarak.
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz
söğütlerin altından, gülüm,
ıslak salkım söğütlerin.
Paris’in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,
en güzel, en yalansız,
sonra da ıslıkla bir şey çalarak
gebermeliyim bahtiyarlıktan
ve insanlara inanmalıyız.
Yukarda taştan evler,
girintisiz, çıkıntısız,
birbirine bitişik
ve duvarları ayışığından
ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor
ve karşı yakada Luvur
aydınlanmış ışıklarla
aydınlanmış bizim için
billur sarayımız…

MAVİ GÖZLÜ DEV

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan bir ev.


Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.


O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.


Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan ev...

#NazımHikmet

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Kirli Hava ile Savaş Haftası

15-21 Ocak arasındaki hafta "Kirli Hava ile Savaş Haftası" olarak kutlanmaktadır. Hava kirliliği insanların sağlığını olumsuz etkileyen, fiziksel zararlara yol açan ve ekonomik kayıplara neden olan önemli bir çevre sağlığı sorunudur. Akciğer kanserine dahi sebebiyet verebilen hava kirliliği kişilerin astım, bronşit ve amfizem gibi hastalıklara yakalanmalarını kolaylaştırmaktadır. Bakımsız araçların egzoz gazları, çarpık ve plansız kentleşme ve aşırı nüfus artışı gibi nedenlerden dolayı oluşan hava kirliliği, dünya genelinde yaklaşık 2 milyon erken ölüme neden olmaktadır. Bu nedenle havamızı korumalı, çevremize sahip çıkmalıyız.
Çocuklarımıza, torunlarımıza daha sağlıklı, daha temiz ve daha yaşanabilir bir çevre bırakmak umudu ve dileğiyle.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

M.Ö. 15 Ocak 588 - Babil hükümdarı II. Nebukadnezar, Kudüs'ü kuşattı. Kuşatma 18 Temmuz M.Ö. 586'ya dek sürdü.
15 Ocak 1559 - İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth taç taktı.
15 Ocak 1582 - Rusya, Estonya ve Livonya'yı Polonya'ya bıraktı.
15 Ocak 1759 - British Museum açıldı.
15 Ocak 1870 - Amerika Birleşik Devletleri'nin Demokrat Parti'sini, eşek sembolü ile tanımlayan ilk politik karikatür yayımlandı.
15 Ocak 1884 - İstanbul Erkek Lisesi açıldı. Okulun ilk adı "Şems-ül Maarif" idi. 1896 yılında resmi okullar arasına dahil edildi.
15 Ocak 1889 - Daha önce adı Pemberton İlaç Şirketi olan Coca-Cola şirketi, Atlanta Georgia'da resmen kuruldu.
15 Ocak 1892 - Basketbolun kuralları ilk kez, oyunun doğum yeri sayılan Springfield, Massachusetts'te (Amerika Birleşik Devletleri) James Naismith tarafından yayımlandı.
15 Ocak 1915 - Sarıkamış Harekâtı bitti.
15 Ocak 1919 - Mustafa Kemal Paşa, Şişli'deki evinde, Albay İsmet (İnönü) Bey ile Anadolu'ya geçmek konularını görüştü.
15 Ocak 1919 - Almanya'nın tanınmış sosyalistleri, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht öldürüldü.
15 Ocak 1919 - İngilizler Mondros Mütarekesinin 7. Maddesine dayanarak Antep'i işgal etti.
15 Ocak 1924 - İzmir'de harp oyunları yapıldı.
15 Ocak 1932 - Samsun'da Mustafa Kemal Paşa'nın, Anadolu'ya ayak bastığı yerde dikilen Onur Anıtı açıldı.
15 Ocak 1932 - Üsküdar ağaçlandırıldı, Harem-Salacak arasındaki sırta 1000 çam ağacı dikildi.
15 Ocak 1935 - Kuğu Gölü Balesi'nin açılışı yapıldı.
15 Ocak 1940 - Ankara Radyosu Fransızca, Yunanca, Farsça ve Bulgarca haber yayınına İngilizceyi de ekledi.
15 Ocak 1943 - II. Dünya Savaşı: Guadalcanal Japonlardan temizlendi.
15 Ocak 1945 - Müttefik Devletler gemilerinin Boğazlardan geçişine izin verildi.
15 Ocak 1949 - İmam Hatip Liseleri açıldı.
15 Ocak 1952 - Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı'na (NATO) girişini onayladı.
15 Ocak 1957 - Mısır Hükümeti, ülkedeki bütün İngiliz ve Fransız bankalarının kamulaştırılacağını açıkladı.
15 Ocak 1958 - İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre, İstanbul'da 40000, Ankara'da 45000, İzmir'de ise 4500 gecekondu var.
15 Ocak 1964 - III. Londra Konferansı toplandı. Birleşik Krallık, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Hükümetleri ile Kıbrıs Türk ve Rum toplumu liderleri katıldı.
15 Ocak 1966 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Lyndon Johnson'ın ve eski Başbakan İsmet İnönü'nün 1964 yılında yazdıkları mektuplar kamuoyuna açıklandı.
15 Ocak 1969 - Sovyetler Birliği, Soyuz 5 uzay aracını fırlattı.
15 Ocak 1970 - Nijerya'dan bağımsızlığını kazanmak için 32 aydır sürdürdükleri çatışmalardan sonra Biafra teslim oldu.
15 Ocak 1972 - Tarihi Yeniköy Adliyesi yandı.
15 Ocak 1973 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Richard Nixon, Kuzey Vietnam'daki birliklerinin saldırılarını durdurduklarını ve barış görüşmelerinde ilerleme kaydettiklerini açıkladı.
15 Ocak 1985 - Almeida Neves, Brezilya Devlet Başkanı seçildi. Neves, 21 yıl aradan sonra ilk sivil Devlet Başkanı oldu.
15 Ocak 1986 - 12 Eylül askeri darbesinden sonra ilk öğrenci derneği kongresi İzmir'de toplandı.
15 Ocak 1987 - Başörtüsü yasağı nedeniyle Erzurum İlahiyat Fakültesi öğrencileri, Dekanlığı işgal etti; Konya'da 122 öğrenci sınavları boykot etti; Bursa'da öğrenciler protesto telgrafı çekti.
15 Ocak 1988 - Yargıtay sanığın güvenlik görevlileri tarafından bir hafta iş ve gücüne engel olacak şekilde dövülmesi işkence kapsamına girmez yolunda bir karar verdi.
15 Ocak 1989 - Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanlığına Bülent Ecevit seçildi.
15 Ocak 1991 - Sosyalist Birlik Partisi (SBP) kuruldu; Sadun Aren Genel Başkanlığa getirildi.
15 Ocak 1991 - Birleşmiş Milletler'in Irak'a, Kuveyt'ten çekilmesi için tanıdığı süre doldu.
15 Ocak 1992 - Avrupa'nın, Hırvatistan ve Slovenya'nın bağımsızlığını resmen tanıması üzerine Yugoslavya dağılmış oldu.
15 Ocak 1993 - Serik Tepesi'nde bulunan PKK kamplarına operasyon düzenlendi, yaklaşık 150 PKK militanı öldürüldü.
15 Ocak 1994 - Uyuşturucu ve silah kaçakçısı Behçet Cantürk, Sapanca'da yol kenarında ölü bulundu.
15 Ocak 1996 - Güçlükonak Katliamı: Şırnak'ın Güçlükonak ilçesinde 11 köylü bir minibüs içerisinde kurşunlanıp, yakılarak katledildi.
15 Ocak 1996 - "Kumkapı Davası" sanığı Zeynep Uludağ, 6 yıl 8 ay hapis cezası aldı.
15 Ocak 1996 - Yayınına uzunca bir süre ara vermiş olan Son Havadis gazetesi, yeniden çıkmaya başladı.
15 Ocak 1997 - Basında promosyonu yasaklayan yasa TBMM'de kabul edildi.
15 Ocak 2001 - Vikipedi yayın hayatına başladı.
15 Ocak 2005 - Filistin Lideri Yaser Arafat'ın 11 Kasım 2004'te ölmesinin ardından 9 Ocak'ta Devlet Başkanı seçilen Mahmud Abbas, yemin ederek göreve başladı. Başbakanlığa Ahmed Kurey'i getiren Abbas, İsrail'e karşılıklı ateşkes ve nihai barış anlaşması çağrısında bulundu.
15 Ocak 2005 - Teksas'taki bir askeri mahkeme, ordu mensubu Charles Graner Jr.'ı, Iraklı mahkûmlara fiziksel ve cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle 10 yıl hapse mahkûm etti.
15 Ocak 2006 - Sosyalist Michelle Bachelet, Şili'nin ilk kadın Devlet Başkanı oldu. Bachelet, aynı zamanda Latin Amerika'da Devlet Başkanlığı görevine gelen altıncı kadın oldu.
15 Ocak 2007- İdam edilen devrik Irak lideri Saddam Hüseyin'in üvey kardeşi Barzan İbrahim el Tikriti ile eski Irak Devrim Mahkemesi Başkanı Avad Hamid el Bender, asılarak idam edildi ve Tikrit kentinin Avca köyünde Saddam Hüseyin'in yanına gömüldü.
15 Ocak 2009 - New York'ta 146 yolcu ve 5 mürettebat taşıyan bir uçak, Hudson Nehri'ne düştü, ölen olmadı.
15 Ocak 2011 - Türk Telekom Arena Galatasaray ve AFC Ajax arasında oynanan dostluk maçıyla açıldı.
15 Ocak 2020 - Vikipedi Türkiye'de yeniden erişime açıldı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

15 Ocak 1622 - Jean-Baptiste Poquelin (Moliere), Fransız komedi yazarı ve oyuncu (ö. 1673)
15 Ocak 1809 - Pierre-Joseph Proudhon, Fransız sosyalist ve gazeteci (Anarşizmin teorisyenlerinden) (ö. 1865)
15 Ocak 1866 - Nathan Söderblom, İsveçli din adamı ve Nobel Barış Ödülü sahibi (ö. 1931)
15 Ocak 1871 - Ahatanhel Krımski, Ukraynalı bilim insanı ve akademisyen (ö. 1942)
15 Ocak 1875 - İbn Suud, Suudi Arabistan'ın kurucusu ve ilk kralı (ö. 1953)
15 Ocak 1891 - Franz Babinger, Alman yazar (ö. 1967)
15 Ocak 1891 - İlya Grigoryeviç Ehrenburg, Sovyet yazar, gazeteci ve romancı (ö. 1967)
15 Ocak 1895 - Artturi Ilmari Virtanen, Finlandiyalı kimyager (ö. 1973)
15 Ocak 1902 - Nâzım Hikmet Ran, Şair (ö. 1963)
15 Ocak 1908 - Edward Teller, Macar asıllı Amerikalı kuramsal fizikçi (ö. 2003)
15 Ocak 1912 - Michel Debré, Fransız devlet adamı (ö. 1996)
15 Ocak 1913 - Lloyd Bridges, Amerikalı oyuncu (ö. 1998)
15 Ocak 1917 - Vasili Petrov, Kızıl Ordu'nun komutanlarından biri, Sovyetler Birliği Mareşali (ö. 2014)
15 Ocak 1918 - Cemal Abdünnasır, Mısır Devlet Başkanı (ö. 1970)
15 Ocak 1918 - João Figueiredo, Brezilya'nın 30. Devlet Başkanı (ö. 1999)
15 Ocak 1925 - Nermi Uygur, Felsefeci (ö. 2005)
15 Ocak 1926 - Maria Schell, Avusturyalı aktris (ö. 2005)
15 Ocak 1929 - Martin Luther King, Amerikalı rahip ve Nobel Barış Ödülü sahibi (ö. 1968)
15 Ocak 1941 - Özcan Tekgül, Oryantal dans sanatçısı, sinema ve tiyatro oyuncusu (ö. 2011)
15 Ocak 1957 - Semiha Yankı, Türk pop müziği şarkıcısı.
15 Ocak 1958 - Boris Tadiç, Sırp siyasetçi.
15 Ocak 1968 - Volkan Ünal, Sinema ve televizyon oyuncusu.
15 Ocak 1969 - Meret Becker, Alman oyuncu ve şarkıcı.
15 Ocak 1970 - Hamza Hamzaoğlu, Futbolcu ve teknik direktör.
15 Ocak 1975 - Mary Pierce, Fransız tenis oyuncusu.
15 Ocak 1976 - Zara, Şarkıcı.
15 Ocak 1977 - Ebru Şallı, Model, sunucu ve pilates eğitmeni.
15 Ocak 1978 - Eddie Cahill, Amerikalı oyuncu.
15 Ocak 1981 - Pamela Tola, Fin oyuncu.
15 Ocak 1981 - Pitbull, Amerikalı müzisyen.
15 Ocak 1981 - Serhan Arslan, Oyuncu ve sunucu.
15 Ocak 1987 - Kelly Kelly, Amerikan profesyonel güreşçi ve manken.
15 Ocak 1988 - Sonny John Moore (Skrillex), Amerikan elektronik müzik prodüktörü.
15 Ocak 1990 - Kostas Slukas, Yunan basketbolcu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

15 Ocak 1896 - Mathew Brady, Amerikalı fotoğrafçı (d. 1822)
15 Ocak 1919 - Karl Liebknecht, Alman sosyalist politikacı (d. 1871)
15 Ocak 1919 - Rosa Luxemburg, Alman sosyalist politikacı (d. 1871)
15 Ocak 1945 - Sami Yetik, Ressam (d. 1878)
15 Ocak 1950 - Alma Karlin, Sloven yazar (d. 1889)
15 Ocak 1954 - Şükrü Kanatlı, Asker ve Kara Kuvvetleri Komutanı (d. 1893)
15 Ocak 1955 - Yves Tanguy, Fransız-Amerikalı ressam (d. 1900)
15 Ocak 1956 - Enis Akaygen, Siyasetçi ve diplomat (d. 1880)
15 Ocak 1971 - Etem Tem, Atatürk'ün fotoğrafçısı (d. 1901)
15 Ocak 1973 - Andrey Dulson, Sovyet bilim insanı (d. 1900)
15 Ocak 1984 - Fazıl Küçük, Kıbrıslı siyasetçi (d. 1906)
15 Ocak 1988 - Seán MacBride, İrlandalı politikacı (d. 1904)
15 Ocak 1996 - II. Moshoeshoe, Lesotho Kralı (d. 1938)
15 Ocak 2000 - Nezihe Becerikli, Tiyatro ve sinema oyuncusu (d. 1918)
15 Ocak 2006 - Cabir El Ahmed El Sabah, Kuveyt Emiri (d. 1926)
15 Ocak 2007 - Lale Oraloğlu, Tiyatro sanatçısı (d. 1924)
15 Ocak 2008 - Brad Renfro, Amerikalı oyuncu (d. 1982)
15 Ocak 2011 - Susannah York, İngiliz oyuncu (d. 1939)
15 Ocak 2012 - Manuel Fraga Iribarne, İspanyol siyasetçi (d. 1922)
15 Ocak 2013 - Nagisa Oshima, Japon yönetmen (d. 1932)
15 Ocak 2014 - Cassandra Lynn, Amerikalı model (d. 1979)
15 Ocak 2014 - Roger Lloyd-Pack, İngiliz oyuncu (d. 1944)
15 Ocak 2015 - Ethel Lang, 110 yaş üstü yaşayan İngiliz kadın (d. 1900)
15 Ocak 2015 - Kim Fowley, Amerikalı yapımcı, şarkıcı ve müzisyen (d. 1939)
15 Ocak 2016 - Francisco X. Alarcón, Amerikalı şair (d. 1954)
15 Ocak 2018 - Dolores O'Riordan, İrlandalı şarkıcı ve söz yazarı (d. 1971)
15 Ocak 2018 - Turan Özdemir, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu (d. 1952)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Cuma.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...


Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?