Perşembenin Öyküsü: Viyanalı

ARKADAŞINIZ OLSUN

Sönüp yandı birden ışıklar koridorda. Belirdi hemşire kapıda. Konuştu:

Yirmi dakikalık santral çalışması için hastanenin elektriği kesildi. Tomografi jeneratör gücüyle çalışmaz. Geldikten sonra başlayacak çekimler.”.

Hastanede sıra beklemenin sıkıntısına tuz biber ekti.” diyen Alev’e gülümseyerek seslendi hemşire:

Bizim kusurumuz var mı? Bizler de bekliyoruz herkes gibi.”.

Ve odaya girdi hemşire.

Ve açtı ağzını Alev.

Zaten sinir oluyorum hastanede sıra beklemeye... Sinir oluyorum elektrik kesintilerine. Bu tuzu biberi oldu. Alerjim var benim. Başlıyor kollarım kaşınmaya. Diken diken oluyorlar sanki. Kaşınıyorum gene. Görüyor musunuz? Dünyada işkence çekmek için doğurmadı anacım. Tomografi çekilirken ne yapacağım bilmiyorum. Çıldırmak üzereyim…”.

Başladı yakınmaya laf pası almış gibi Attila: “Hele benim! Hele benim! Bende alerji yok. Kaşıntı var. Hastanelerde sıra beklemek benim en büyük sorunum. Kaşıntı benim en büyük sorunum. Nöbet gelmiş gibi hem tabanlarıma vuruyor hem de basuruma. Kaşınmadan edemiyorum… Hangisini kaşıyacağımı bilemiyorum…

Ayrıca bir de iki elimle karnıma bastırmayalım. Aynı anda hepsini yapamıyorum. Horon tepiyor gibi oluyorum. Neyse ki, daha başlamadı. Tomografide mumya gibi durmak gerekiyor. Ne halt edeceğim nöbet gelirse o zaman?”.

Hiç sormayın bende astım var.” dedi Ece.

Kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çekiyorum. Akciğerlerimdeki küçük hava boruları daralıyor. Islığa benzeyen sesler, hırıltılar çıkarıyorum. Toz, kıl, yumurta, süt, aspirin, çiçek tozu ve benzeri şeylere karşı duyarlıyım. Aşırı heyecan veya korku da astım krizime yol açabiliyor. İlk kez tomografiye gireceğim. Tomografi kıl gibi mi gelir? Şu sıra beklemek yok mu! Bilmiyorum. Bilemiyorum. Heyecanlanır mıyım? Ne olacak, ne olacağım bilmiyorum?”.

Yakınan bir ses geldi sıranın en başında olandan: “Keşke bende de bunlardan biri olsaydı”.

Dönüp baktılar sorgulayan gözlerle…

Bende göz tiki var.” dedi İlgi.

Yanıtladı saçları kar tablosu gibi olmuş Dilek:

Dert ettiğin şeye bak kızım! Kapı komşumun on dört yaşındaki oğlunda da var.

Bu gibi durumlarda hastayı sakinleşmek ilk iş. Bazan aniden çıkar ortaya. Ama bir önemli durum sayılmaz. Alışkanlık da deniyor göz seğirmesine.

Yorgunluktan olabilir. Üzüntüden olabilir. Heyecandan olabilir. Yaşlılarda kas zayıflığından olabilir. Ama sen daha gençsin. İlk işin dinlenmek olsun. Geçer.”.

Hanımefendinin dediği gibi yapıyor benim eşim de.” diyerek sözü aldı orta yaşlı Tugay: “Eşimden öğrendim. İstemsiz kas kasılmaları imiş. Göz kırpma nörolojiden psikolojiye birçok uzmanlığı ilgilendiriyormuş.

Takıntı da deniyormuş. Fiziksel sorunlarda da olabilirmiş. Genellikle gözün parlak ışıklardan, tozlardan, dumanlı havadan etkilenmesi neden gösteriliyor.

Yabancı bir nesnenin göze verdiği zarardan da ortaya çıkabilirmiş. Sorunun kaynağı incelenmeliymiş.”.

Benim tikimin kaynağı kesin olarak bulunamadı. Her zaman olmuyor. En olmadık yerlerde, en olmadık zamanlarda tutuyor.”.

Nasıl yani?”.

Bir ay önce mahkemede tanıktım. Karşı tarafın avukatı konuştu. Yargıç diyeceğim var mı diye söz verdi. Avukatın yalanlarını yüzüne bakıp anlatırken göz kırpıp gülümsüyordum. Yargıç susturdu. Akıl sağlığım için hastaneye sevk etti. Davayı erteledi.

Üç gün önce pastanede sırtım caddeye dönük oturdum. Pasta yiyip çay içiyordum sakin sakin. İki genç geldi. Karşı masaya oturdular. Gözüm girdi devreye. Beş saniye sonra genç kız. ‘Ulan Yolluk! Sen nasıl nişanlıma göz kırpar durursun!’ diye bağırarak yanıma gelip saldırdı. Yoldan geçenlerin yardımıyla zor ayırdılar ikimizi. Önce karakol sonra suçüstü mahkemesi. Yargıç akıl sağlığım için hastaneye sevk etti. Davayı erteledi.

Belimde bir incinme var mı diye doktora geldim. Tomografi istedi. Ama gene iş sakat.”.

Neden kızım?”.

Neden olacak. Hastanenin kapısından girerken öğrendim. Deminki hemşire ile tomografi teknisyeni evli imiş. Şimdi ikisi de içeride. İlk sıra benim. Tikim tutarsa, bu hastaneden sağ çıkamayabilirim. Ayrıca sıranın en başındayım ama hastanelerde sıra beklemek de geriyor beni. Bu tikle nasıl baş edeceğim bilmiyorum. Nasıl düzeleceğim bilmiyorum.”.

Sırada bekleyenlerden doktor başladı söze…

Sizleri izliyorum. İzliyorum da. Yakınmaktan bir başka şey yapmıyorsunuz… Yunus Emre’nin Dertli Dolap’ı bile sizden mutludur.”.

Doktor bey ne yapalım? Zil çalıp oynayalım mı?”.

Yok o kadar da değil!”.

Nasıl?”.

Viyana anlayışı var. Hasta hastalığıyla yaşamasını öğrenmeli. Böylece yaşamı daha kolay geçer.”.

Bu nasıl olacak doktor bey?”.

Rahatsızlığınızı, hastalığınızı düşmanınız gibi görüyorsunuz.”.

Öyle değil mi? Bize düşmanlık etmiyor mu doktor bey!”.

Bağrımıza mı basalım doktor bey?”.

Onu düşmanınız olarak görmeyin. Bir arkadaşınız olsun. Yediğinizin, içtiğinizin ayrı gitmediği bir arkadaş. Her yere birlikte gittiğiniz bir arkadaş.”.

Arkadaş kusurlu doktor bey.”.

Evet. Bir kusurlu arkadaş. Ama sizin arkadaşınız. Arkadaşınızı düşman görmeyip benimsemelisiniz. Arkadaşınıza siz yardımcı olacaksınız. Onunla geçinmeyi öğrenmelisiniz. Arkadaşınız size uyum sağlayamaz. Arkadaşınızla siz uyum içerisinde olmalısınız. Buna Viyana anlayışı deniyor. Yani bir Viyanalı arkadaşınız olsun. Yaşayın mutlu biçimde.”.

Sordu Alev: “Sen de tomografi sırasındasın doktor bey evladım. Geçmiş olsun. Neyin var evladım?”.

Sağol nineciğim. Tomografi sırasında değilim. Psikoloğum. Hastanede sıra bekleyenlerin tepkilerini, yakınmalarını izliyorum. Tıbbi gözlemime göre yakınmalarınızın hepsi boşmuş. Boş! Ekmek kuyruklarında sıra bekliyorsunuz. Otobüs kuyruğunda bekliyorsunuz. Bakkalda, manavda, kasapta sıra bekliyorsunuz. Bilet kuyruklarında, market kasalarında sıra bekliyorsunuz. Tantananız hastane için mi? Tıbbi gözlemime göre.”.

***

Murat Tepebaşılı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?