Corona ve demokrasinin iflası

Elbette başlığı okuyanlar salgınla demokrasinin ne bağlantısı var diye soracaklardır…

Hemen hatırlatalım; pandemi nedeniyle sosyolojik yapıda dehşetli değişimler oldu…

Bu dehşetli sosyolojik değişim elbette yaşam felsefemizi de değiştirdi…

Uzun zamandır duyduğumuz “yeni normal” sözcüğünün anlamını sulandırılmış şekliyle birileri tarif ediyor…

Öncelikle insan ilişkilileri neredeyse sıfırlandı. Karşımıza geçen her kişiye “müstakbel Azrail'imiz” gözüyle bakıyoruz….

Bildiğimiz tüm kurallar değişti; devletin resmi ajansı AA’ya (Anadolu Ajansı) konuşan Zarafet Akademisi Kurucusu Eğitimci Yazar Gökhan Dumanlı, pandemi döneminde kişisel gelişim, sosyal yaşam ile iş dünyasında iletişim ve zarafet kurallarının yeniden düzenlendiğini söyledi.

Yani sosyal düzen elbette beraberinde yeni ekonomik ve siyasal sistemi de yanında taşıyacaktır.

Dumanlı’ya göre; Pandeminin yaşamın her alanında iletişim kurma biçimleri ve ilişkilerinin nasıl olması gerektiğiyle ilgili farkındalığı artırdığını, oluşan durumun yeni iletişim kodlarını geliştirmeyi gerektiriyor.

KAYGILI KONUŞMA

Dumanlı, pandemi döneminde en önemli konulardan birinin üslup olduğunu, insanların kaygı, endişe ve belirsizlik ortamında bazen nasıl konuştuklarını, davrandıklarını ya da tepki verdiklerini fark etmediklerini belirtti.

Dumanlı, şöyle diyor; "Kişisel gelişim, online eğitimler ve kurslar hayatımızda bundan sonra da yer tutacak. Nitelikli izlemeler artacak. Ekolojik denge, doğal hayatı koruma, iklim ve benzeri konularda bilgi ve hassasiyet artacak. Daha hümanist, tüm canlılara ve tabiata karşı korumacı duygularımız gelişecek, bu da gereksiz alışverişlerin, harcamaların önünü kesecek. Bilinçli tüketim artacak. Sağlığımıza daha çok dikkat edeceğiz ve bu da psikolojimize doğrudan etki edecek.

Zaman ve stres yönetimi, hobi edinme, zihin ve beden dinginliği, yoga, meditasyon gibi çok güzel unsurlar hayatımıza girecek. Bu da davranışlarımıza ahenk kazandıracak. Çünkü aklı ve kalbi arasında uyum yakalayanlar her zaman incelikli iletişimin öncüleri olurlar. Bireysel ve toplumsal farkındalık, öz benlik ve toplumsal benlik gibi kavramları daha çok konuşacağız. Hayattaki amaçlarımız, yaşamımızı nasıl sürdürdüğümüz, kim olmak istediğimiz gibi sorulara yanıtlar arayarak mutluluğun burada saklı olduğunu keşfedeceğiz.

Aslında Dumanlı zarafet ve nezaketi anlatmak isterken asıl noktaya parmak basıyor.

Tahminimizce Dumanlı bu sözlerini, “ben öyle söylemek istemedim“ diyerek başka anlam yüklendiğini söyleyecektir. Elbette bu sonucu düşünmemiştir; ama dünyanın şu andaki gelişimi bunu gösteriyor; Ne diyor Dumanlı "Herkesin kurallara uyması hassasiyeti önem taşıyacak. Karar verici konumundakilerin rol model kimlikleri daha çok dikkat çekecek. Astlarına onlardan bekledikleri hassasiyet konusunda kendi gösterdikleri dikkat ve anlayışla örnek olacaklar. Pandemi, bizleri tüketim insanı olmaktan çıkarıp üretim insanı olmaya doğru giden bir bilince yaklaştırdı. Giyimde, eşyada, yemekte, alışverişte ve daha birçok şeyde 'Az olan, çoktur' felsefesi hayatımıza yerleşti ve yerleşmeye devam edecek."

Karar vericilerin rol model olması çok önemli bir kavram. Astların hasiyeti bir başka önemli uyarı…

Bu sözcüğü tersten okursanız tek tip bir yaşam biçimine geçiş olarak yorumlamak mümkün…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde pek kullanmadığı ama pandeminin ilk günlerinde çoğu kez tekrarladığı on cümle bu yeni normalin en can alıcı noktası.

Ne diyordu Erdoğan; Pandemi sonrası oluşacak yeni siyasal düzende Türkiye önemli bir yere sahip olacak…

İşte o yeni siyasal düzenin, bir adım ötesi yeni dünya paylaşımının en ateşli günlerini 2020 yılında yaşadık…

İşin en ilginç noktası ise; yeni düzende oklarının Türkiye’ye yönelik olması da bir başka düşündürücü nokta..

Yeni siyasal ve sosyal düzen için üniversitelerin sözde bilim insanlarının bir şey söyleyememesi de ayrı bir sorun…

Ancak görünen o ki; pandemi ile birlikte sesiz kalabalıklar yüksek sesle konuşmaya başladı…

Adına “demokrasi” dediğimiz “anti demokratik” yapıya  sert itirazlar yükselmeye başladı.

Demokrasiyi bir nevi çoğulcu diktatörlük olarak niteleyen Fransız düşünür Jean-Jacques Rousseau Toplum Sözleşmesi ve Emile adlı kitabında yıllar önce şu sözleri söylüyordu;

İnsan ne kadar az bilirse o kadar çok bildiğini sanır.  

Görünüşte özgür olmak kadar insanı esir yapan hiçbir şey yoktur.  

İnsan düşünmek, inanmak ve sevmek için dünyaya gelmiştir.  

 Politika ve ahlakı farklı eIe aIanIar, her ikisini de asIa anIayamazIar.  

Gerçek demokrasi hiçbir zaman var oImamıştır ve oImayacaktır da.

Bir kimse devlet işleri neme gerek dedi mi, devleti yok olmuş bilmeli.

Acıyı bilmeyen insan, ne insanlığa acımayı ne de acımanın tadını bilir.  

 

***

 

Hatırlayın 6 Ocak’ta ABD’de yaklaşık 1.5 milyon kişi kongre binasını işgal etti…

İşgali Trump’un tetiklediği öne sürülüyordu, oysa eylemcilerin ağzından Trump’a övgü sözleri hiç çıkmadı…

Aslında; egemen güçler yıllardır suskun olan yığınları aşırı tepkisi üzerine dolar şımarığı Trump’ı günah keçisi ilan ediverdiler..

Hareket bastırılmış bir ihtilal girişimi olarak nitelendirildi.

 Bu hareketin sosyolojisi kongre üyelerini korkuttuğu için böylesi bir ucuzculuğa kaçmışlardı .

Oysa sesiz yığınlar oyunun farkında;

 o günlerde ABD’de iki güzel anekdot acı bir gerçeği yüzümüze vuruyordu:

 İlki şöyle;

 “Bu hareket bir ihtilal sayılamaz. İhtilal olabilmesi  için o ülkede bir ABD büyükelçiliği olması lazım. Washgton’da ise ABD Büyükelçiliği yok”

Bu fıkra gibi söylev dünya ihtilaller tarihine ışık tutacak nitelikte…

İkinci söylevde oldukça manidar:

Dünyaya demokrasi ihraç ede ede bize bir şey kalmamış…

***

 6 Ocak aslında dünya demokrasi tarihinin son noktası…

Oy kullanmalarına rağmen yeterince temsil edilmediklerini söyleyen yığınları elbette bir şekilde kontrol etmek gerek…

Bu kontrol mekanizması hangi koşullarda ve hangi şekillerde ve hangi siyasal yapı içinde oluşacağı henüz belirsiz.

Belirsiz de; biraz despotik olacağını kestirmekte pek güç değil…

BİR LOKMA BİR HIRKA

Ne diyor zarafet uzmanı hatırlayalım;

"Herkesin kurallara uyması hassasiyeti önem taşıyacak. Karar verici konumundakilerin rol model kimlikleri daha çok dikkat çekecek. Astlarına onlardan bekledikleri hassasiyet konusunda kendi gösterdikleri dikkat ve anlayışla örnek olacaklar. Pandemi, bizleri tüketim insanı olmaktan çıkarıp üretim insanı olmaya doğru giden bir bilince yaklaştırdı. Giyimde, eşyada, yemekte, alışverişte ve daha birçok şeyde 'Az olan, çoktur' felsefesi hayatımıza yerleşti ve yerleşmeye devam edecek."

Bize bu  yaklaşım 2. Dünya savaşı sonrası Fransız general ve devlet başkanı Charles de Gaulle’ün bir sözünü hatırlıyor…

Bir krizin tek reçetesini

İşte o söz: Bir lokma, bir hırka..

Bu cümle Fransa’da 5. Cumhuriyetin temel taşı olmuştu…

6 Ocak bir yeni sistemin miladı olabilir mi?

Henüz bu konuda elimizde yeterli veri yok.…

Zaten henüz kimsede tartışmıyor..

Ama yeni sitemin çok ta demokratik ve özgürlükçü olmayacağı kesin…

Dünyaya siyaset ve demokrasi ihraç edenler bu kararı verecek…

Bizde “peki abi” demek düşecek…

İşte size bir başka pencereden korona yaklaşımı…

 Asım Doğan

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Asım Doğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?