WhatsApp bizden ne istiyor?

Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:
Yaşlı adam tam yatmaya gidiyormuş ki, karısı yatak odasının penceresinden bahçedeki kulübenin ışığını açık unuttuklarını görmüş. Yaşlı adam arka kapıyı açıp dışarı çıkarak ışığı kapatmış. Fakat o esnada kulübenin içinde hırsızların saklandığını fark etmiş. Hemen polisi aramış ve durumu bildirmiş.
Polis ona "hırsızların evin içinde olup olmadığını" sormuş. "Hayır." demiş yaşlı adam. Bunun üzerine polis "Şu anda tüm birimler meşgul. Kapınızı kilitleyin. Memurlardan biri müsait olduğunda oraya yollayacağız." demiş.
Yaşlı adam "Tamam." demiş. Telefonu kapatmış ve 30'a kadar saymış. Ardından tekrar polisi aramış.
-"Merhaba, birkaç saniye önce bahçedeki kulübemizde hırsızlar olduğunu bildirmek için sizi aramıştım. Bu konu hakkında daha fazla endişelenmenize gerek kalmadı, çünkü az önce hepsini vurdum." demiş ve telefonu kapatmış.
Beş dakika sonra altı polis arabası, bir helikopter, iki itfaiye aracı, bir paramedik ve bir ambulans evin önünde olmuş ve hırsızlar suçüstü yakalanmışlar. Polislerden biri yaşlı adama "Yanılmıyorsam, onları vurduğunuzu söylemiştiniz." demiş.
Yaşlı adam gülümseyerek şöyle demiş:
"Yanılmıyorsam, biraz önce bana tüm birimlerin meşgul olduğunu söylemiştiniz."

(Lütfen yaşlıları hafife almayın.)

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyor ve sözü bana ileten Fahri Kalın abime çok teşekkür ediyorum:
"Sevgili kızım Anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmiyor. Fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse, sen de o yöne doğru devrilirsin. Yani bunun güçsüzlükle alakası yok.”
(Freud'un kızına yazdığı mektuptan...)
Bu demek oluyor ki, hiç kimseye sırtınızı dayamayacaksınız.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:
"Evde tuzu ve yağı daha az tüketmesi gereken biri varsa, herkese aynı tencerede yemek pişirin. Daha sonra onun yiyeceği kadarını ayrı bir kaba ayırıp kalana tuz ve yağ ilave edin."
Bence herkes tuzsuz yiyeceğine böylesi daha mantıklı.

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:
"Singapur'da sakız bulundurmak veya satmak yasak"mış.
İşin mantığını anlayamadım.

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Mimarlık camiasının acı kaybı
İstanbul Teknik Üniversitesi 1971 mezunu, Mimarlık, Şehircilik ve Siyaset tarihinin önemli ismi, Türkiye'de ve Dünya'da yaptığı eserlerle ve çalışmalarla birçok ödüle layık görülen, meslektaşı olmaktan onur duyduğum Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp'i kaybettik. Başta  meslektaşım oğlu  Orçun Cavit Alp olmak üzere ailesine,  yakınlarına, tüm meslektaşlarımıza ve siyaset camiasına baş sağlığı diliyorum. Cenazesi 11 Ocak 2021 Pazartesi günü(bugün) öğle namazı sonrası Kuşadası'nda toprağa verilecektir.

Günlerce sürecek yağmurun ardından kar geliyor
Yurt genelinde sıcak ve kurak seyreden hava durumu geride kaldı, Türkiye yağışlı havanın etkisi altına girmeye başladı. Meteoroloji'nin tahminlerine göre yağış günlerce sürecek, ilerleyen günlerde sıcaklıklar hızla düşecek. İstanbul'da önümüzdeki 5 gün boyunca yağmur bekleniyor, ardından kar ülke gündemine girecek. Birçok ilden gelen kuraklık haberleri ve mevsim normallerinin çok üzerinde seyreden hava sıcaklıkları yurda giriş yapan yağışlı hava dalgasıyla birlikte geride kalıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan tahmin haritasına göre önümüzdeki günlerde yurdu soğuk ve yağışlı bir hava bekliyor.

İstanbul’da yağışlar önümüzdeki hafta sonuna kadar etkili olmaya devam edecek. Hafta ortasından itibaren sıcaklıklar hızla düşmeye başlayacak. Hafta ortasından itibaren tüm yurtta düşüşe geçecek sıcaklıklarla birlikte kar yağışı da ülke gündemine girecek. 4 gün sonra yurdun birçok şehrinde kar yağışı kendini göstermeye başlayacak. Önümüzdeki hafta sonu İstanbul’da da kar yağışı görülme ihtimali bulunuyor.

İngiltere’de Mahsur Kalan Türkler’den İmza Kampanyası
Türkiye’nin kapıları İngiltere’den gidecek yolculara, Corona virüsünün yeni varyasyonunu önlemek gerekçesiyle yılbaşından bu yana kapalı. Bu nedenle belirsiz bir bekleyişe dönüşen yolculuk planları günler uzadıkça İngiltere’deki Türkler arasında çare arayışlarına neden oluyor. Bunlardan biri sosyal medya üzerinden örgütlenen Türklerin tahliye uçağı için düzenlediği imza kampanyası. Change.Org adlı elektronik dilekçe sayfasında başlatılan kampanyayı Londra’daki Türkiye Büyükelçiliği’ne de bildirdiklerini söyleyen Türkler umutlarını elçilikten gelecek habere bağlamış durumda.

VOA Türkçe Londra Muhabiri Barış Çimen’e içinde bulunduğu durumu anlatan Damla Tok adlı öğrenci, elçiliğin kendilerinden haberdar olduğunu bildiklerini ama henüz tahliye uçağı beklentilerine bir yanıt verilmediğini söyledi. Röportaj sırasında henüz 500 civarında olan imza sayısının tahliye uçağı beklentisindeki Türk yolcuların sayısı ile ilgili ipucu sayılabileceğini düşünen mahsur kalanlar, bekledikleri ilgiyi görmeyi umuyor. İngiltere’ye üç aylığına dil öğrenmeye gelen gelen Damla Tok, dönüş planını aştığı her gün için eklenen masraflarla ilgili endişelenmeye başladığını belirtti. İngiltere’de artan vaka sayıları ve bulaşıcılık hızı nedeniyle perşembe günü başlayan ulusal çaptaki karantina, tüm İngilizler gibi burada mahsur kalan Türklerin de elini kolunu bağlamış durumda.

SP'nin eski lideri Kamalak: Saadet Partisi, AK Parti'nin günahlarına ortak olmamalı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önceki gün SP (Saadet Partisi) Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk'ü ziyaretiyle başlayan ittifak tartışmalarına SP'nin önceki Genel Başkanı YİK Üyesi Mustafa Kamalak da katıldı. Sözcü'den Ali Ekber Ertürk'ün haberine göre, “AK Parti'nin 18 yılda yaşananlarda vebali büyük” diyen Kamalak, “Ne pahasına olursa olsun, Saadet Partisi bildiği yoldan ayrılmamalı. Fazladan 3-5 milletvekilimiz olsun, iş alalım gibi gerekçelerle ilkelerinden vazgeçmemeli” dedi. Kamalak sözlerine şöyle devam etti: “Saadet Partisi AK Parti ile işbirliği yaparak AK Parti'yi aklamamalı. AK Parti'nin günahlarına ortak olmamalı. Saadet Partisi, AK Parti'yle ittifaka katiyen girmemeli. Doğru olanlar, doğru bildikleri yolda tek kişi kalsa da giderler. Erdoğan'ın ziyareti, Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik olabilir. Yüzde 50+1'i bulamıyor. Belediye seçimlerinde olduğu gibi en çok oyu alanın Cumhurbaşkanı seçilmesine yönelebilirler, bunun için Anayasa değişikliği gerekir. Cumhur İttifakı'nın ise bunu yapacak gücü yok. Geriye 50+1'i tutturmak için, MHP-BBP dışındaki partileri de etrafında birleştirmek kalıyor. Saadet Partisi, özgül ağırlığı fiziki ağırlığından büyük bir partidir. Saadet'e bu amaçla gitmiş olabilir.'' AKP'nin Suriye, Ergenekon-Balyoz, Çözüm Süreci, FETÖ operasyonlarında yaptıkları yanlışlara karşı çıktıkları için sürekli damgalandıklarını belirten Kamalak, “Dik yürüdük. AK Parti'nin, Suriye'nin, Yemen'in, Libya, Ortadoğu'nun bu hale gelmesinde büyük vebali var'' dedi.

Meral Akşener'den açıklama
İYİ Parti lideri Meral Akşener, gündeme dair açıklamalarda bulundu. “İlk sandıkta biz geleceğiz, ve memleketimizi, içine düşürdükleri bu çukurdan, çekip çıkartacağız” diyen Akşener şöyle devam etti: ‘Açız' diyen vatandaşa çay atan, başörtülü kadınlara ‘vitrin süsü' diyen, millet iradesini ‘illet-zillet' gören iktidarın bilmesi gereken bir gerçek var. Ahlak siyasete egemen olmadıkça olmaz. Ayrıca damadı affederek de olmaz. Bu bir sistem sorunu. Türkiye'nin çıkışı, güçlendirilmiş parlamenter sistemdedir. Yargının bağımsız, kuvvetler ayrılığının var olduğu Türkiye'nin anahtarı işte budur.”

Mardin’in Silueti İçin 240 Yapı Yıkılacak
Güneydoğu’nun önemli turizm merkezlerinden olan Mardin’in siluetinin ortaya çıkarılabilmesi için yapılan çalışmalar yeni bir aşamaya geldi. Kentin siluetini bozduğu belirtilen 240 yapının yıkılmasına karar verildi. Yıkım için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaklaşık 10 Milyon TL ödenek gönderdi. Mardin Valisi Mahmut Demirtaş, yaptığı açıklamada, tarihi dokuların siluetini bozan görüntülerin ortadan kaldırılması için yoğun bir çalışma başlattıklarını söyledi. Tarihi yapıların her açıdan daha iyi görünmesi ve kentin tüm inceliklerini ortaya çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Demirtaş, "Ülkemizin en önemli turizm şehirlerinden birisi olan Mardinimizi, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini cezbedecek ve turizm potansiyelini her geçen gün katlayan bir şehir statüsüne getirmek için çalışmalarımız aralıksız devam edecek" dedi. Mardin Değerlerini Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Beşir Güneş ise yıkımın ardından kentin gerçek siluetine kavuşacağına dikkat çekti. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Güneş, “Mardin'in siluetini bozan 240 yapı yıkılıp, altında ya da çevresindeki görüntü kirliliğine son verilecek ve o eski yapının güzelliği ortaya çıkacak. 2012'den bu yana, her yıl 2 milyondan fazla turist gelmeye başladı. Pandemiden hemen sonra bu sayı 5-6 milyona ulaştı. Bunların en büyük şikayetleri göz önünde bulundurularak, yeni yapıların ortadan kaldırılması, yeni turistlerin gelmesine vesile olacak. Bu yapılar yıkıldıktan sonra Mardin’in gerçek silueti ortaya çıkacak ve açık hava müzesi görünümünü alacak. Bu da turizmin daha fazla canlanmasına vesile olacaktır. Bundan Mardin esnafı da faydalanacaktır. Bazı eski yapılar var, bunların terasları kafe ya da apart otel olarak kullanılıyor. Burada turizm daha da canlanacak. Hem oteller hem restoranlar bundan faydalanacak, hediyelik eşya satanlar faydalanacak. Bu da ekonomik canlanmayı beraberinde getirecek” diye konuştu.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Turizmci Doğan Şan da, yıkımın turizmi canlandıracağını savunanlardan. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Şan, kentin çehresinin değişeceğini düşünüyor. Şan, “O ucube yapılar yıkılıp, yerine Mardin'e özgü yapılar yapıldığı zaman çok fark edecek. Eski Mardin'in bir tane caddesi var. Herkes kenti o caddeden ibaret biliyor ama arka sokaklarına gittiğinizde çok pis, ucube, girilemeyen yerler var. Bu olduğunda en azından alternatif olacak ve insanlar o bölgeleri de ziyaret edecekler. Turizme de faydası olacak tabii. Ekonomik döngüyü de arttırır. O yapılar Muhtemelen hepsi işletmelere açılacaktır” diye konuştu. Kentin tarihi kesimindeki bazı yapıların yıkımı için 2009 yılında da bir proje hayata geçirildi. Kentsel İyileştirme Kapsamında Avrupa Birliği Kalkınma Fonu'na sunulan ve onaylanan proje kapsamında 2 bin 500 beton bina yıkılacaktı. 6 Milyon Euro fon ayrılan projede 2010 yılına kadar sadece 40 bina yıkılmıştı. Proje daha sonra durmuştu. Yeni proje kapsamında Birinci Cadde üzerinde yer alan tarihi binaların üzerine daha önce yapılan beton binalar tek tek yıkılacak. Yıkımın önümüzdeki hafta başlanması planlanıyor.

‘Ya kabul et ya terk et’ dedi. WhatsApp bizden ne istiyor?
WhatsApp’ın yeni gizlilik sözleşmesi ve veri paylaşımına dair değişiklikler geçtiğimiz günlerde kullanıcıların karşısına bir onay penceresi olarak çıkmaya başladı. WhatsApp özellikle Facebook ile veri senkronizasyonunun nasıl yaptığını açıklayan yeni bir kullanıcı sözleşmesini kullanıcılarına sundu. Ancak daha da önemlisi söz konusu şartları kabul etmek için 8 Şubat’a kadar süre tanıdı. Kabul etmeyenlere ne mi olacak? Hesabı silinecek. Herhangi bir başka uygulama olsa manşetlerde yer etmeyecek bu ultimatom, 2 milyar kullanıcıyı ilgilendirdiğinde daha geniş anlamlar kazanabiliyor. Kullanıcıların kafasında birçok soru mevcut:

WhatsApp, Instagram ve Facebook’un sahibi Mark Zuckerberg neden böyle bir adım attı?
Whatsapp bizden neler istiyor ve istedikleri ne anlama geliyor?
WhatsApp’tan daha güvenli uygulamalar var mı?
WhatsApp’ı vazgeçilmez yapan ne?

Sorularımızı İletişim Bilimci Yalçın Arı’ya yönelttik.
1) WhatsApp’ın yeni koşullarını kabul etmek kullanıcılar için ne anlama geliyor? Hangi bilgileri veriyoruz?
Şu anlama geliyor: Zaten Mark Zuckerberg Facebook üzerinden bazı datalarımıza erişiyor. Ve bu datalar hem Facebook hem de Instagram’da ilgi alanlarımıza göre karşımıza reklam olarak çıkıyor. Fakat sahip olduğu Facebook dataları ile en azından Google kadar para kazanamıyor ya da reklam verenlerin istediğini karşılayamıyor. İşte WhatsApp datalarımızla daha spesifik bilgilerimize ulaşıp bunları şirketler ile paylaşarak hem sektörde daha fazla söz sahibi olacak hem de verilerimizi şirketlere ya da devletlere satarak daha fazla para kazanacak. Facebook'ta eğitim durumumuz, yaşadığımız yer, lokasyon durumumuz gibi bilgiler kayıt altında, bu bilgiler ışığında karşımıza reklam çıkıyor. Ama Facebook siz herhangi bir sayfayı ziyaret etmedikçe size spesifik olarak reklam veremiyor. Mesela tıraş makinasıyla ilgili bir sayfayı ziyaret ettiğinizde ya da elektronik eşya ile ilgili bir sayfayı ziyaret ettiğinizde bununla ilgili reklamlara maruz kalıyorsunuz. Bu da veri piyasası için yetersiz kalıyor. Biz detaylı verilerimizi Facebook ile paylaşmadıkça bilgilerimize ulaşamıyor. En çok hangi markaları sevdiğimiz, nerden alışveriş yaptığımız, kaç kardeş olduğumuz ya da evli mi bekar olduğumuz, aylık gelirimiz gibi. Bunları ancak ziyaret ettiğimiz sayfalara göre tahmin ediyor ama bu onlar için yeterli değil ve yanılma oranı da çok fazla. İşte bu yeni yasa sayesinde WhatsApp yazışmalarımızdan nelere ihtiyacımız olduğunu öğrenip örneğin yeni bir ayakkabı ihtiyacımız olduğunu arkadaşımızla paylaştığımızda bu veriyi Instagram üzerinden paylaşıp yapay zeka önümüze istediğimiz tarz bir ayakkabıyı çıkaracaktır. Kısaca, WhatsApp üzerindeki görsel ve yazınsal tüm yazışmalarımızı Facebook ya da Instagram’a veri olarak paylaşıp bunları reklam devlerine sunacaktır.
Hangi bilgileri veriyoruz:
Hesap bilgileri
Mesajlar
Bağlantılar
Durum bilgisi
İşlem ve ödeme verileri
Birçok uzman zaten WhatsApp'ın bu verileri kullandığını bunu sadece yasal olarak meşru hale getirmeye çalıştığını düşünüyor. WhatsApp'ın verilerimizin ne kadarını kullandığı bilinmiyor. Kullanıcı sözleşmesiyle yetinip yetinmediğini bilmiyoruz. Facebook gibi kötü bir sicile sahip bir firmanın daha fazla verilerimizi istemesi insanları ciddi anlamda tedirgin etmiş durumda.
Whatsapp’ın ‘Son kullanıcı sözleşmesini kabul et ya da hesabın silinecek’ bildirisinin ardından ne yapacaksınız?
40 binin üzerinde oy kullanılan anketimizde katılımcıların yüzde 49’u “Kabul etmeyeceğim” seçeneğini işaretlerken, yüzde 34.4’lük kesim “Kabul edeceğim” dedi. Yüzde 1.2, “WhatsApp kullanmıyorum” derken, yüzde 15.4 ise “Konu hakkında bilgim yok” cevabını verdi.

2) Yeni koşulların daha önce kabul edilenden en önemli farkları ne?
Aslında 8 şubat öncesindeki verilere baktığımızda zaten WhatsApp anonim olarak verilerimizi başka şirketlere veriyormuş. Yine kendi diğer şirketleriyle paylaşıyormuş. Bununla ilgili de 3 sayfalık bir kullanıcı sözleşmesi var. Yeni durumda bu verileri adımızla birlikte vermiş olacak. Resmi bir hüviyete kavuşmuş olacak.
İletişim Bilimci Yalçın Arı: Uzun süredir WhatsApp'ı kapatmak istiyorum fakat üye olduğum gruplar ve iş yaptığım insanların bu uygulamayı kullanması beni bu uygulama ile sınırlıyor.

3) Telegram ve Signal gibi rakipleri ile karşılaştırırsak Whatsapp gizlilik açısından nereye oturuyor?
Signal dünyanın en güvenli mesajlaşma uygulamalarından biri. Birçok siber güvenlik uzmanı tarafından kullanılması öneriliyor. Açık kaynaklı bir uygulama, bu da tüm kullanıcıların onu inceleyebilmesi anlamına geliyor. WhatsApp böyle değil inceleyemiyorsun. Signal gerçek şifreleme hizmeti sunuyor. Verilerimizi hiç bir şekilde karşı tarafa mesaj olarak göndermez. Görüntülü görüşmeler bile şifreli. Kendi kendini yok etme özelliği var. Telegram bugüne kadar hiç bir hükümet ya da şirketle verilerini paylaşmadı. WhatsApp paylaşıyor. WhatsApp’ta bir mesajı ancak belli bir süre içinde silebiliyorsunuz ama Telegram’da karşı tarafa gönderdiğiniz mesajı istediğiniz an her iki taraftan da silebiliyorsunuz.

4) Whatsapp’ın ‘Ya kabul et ya da sil’ tavrı vazgeçilmez olmasından mı kaynaklanıyor? İş gruplarının yoğunluğu bunda bir etken mi?
Aslında sadece iş gruplarının yoğunluğu değil sektörde nerdeyse rakipsiz olmasından kaynaklanıyor. Dünyada milyarlarca insan telefon yerine neredeyse tüm görüşmelerini WhatsApp üzerinden yapıyor. WhatsApp'sız bir dünya işlerin, görüşmelerin, neredeyse hayatın ciddi anlamda sekteye uğraması demek. Onu vazgeçilmez kılan başka bir şey de çevrenizdeki bir çok insanın o uygulamayı kullanıyor olması. Siz Telegram ya da Signal gibi uygulamalara geçiş yapsanız bile eğer çevreniz o uygulamalara geçiş yapmamışsa bu sizin için bir anlam ifade etmiyor. Çünkü iletişim için başkalarına da ihtiyacınız olacak bunu da büyük oranda WhatsApp sağlıyor. Mesela ben uzun süredir WhatsApp'ı kapatmak istiyorum fakat üye olduğum gruplar ve iş yaptığım insanların bu uygulamayı kullanması beni bu uygulama ile sınırlıyor ve beni uygulamaya mecbur bırakıyor. Ama bu yeni düzenlemeyle insanların kitleler halinde diğer uygulamalara geçtiğini en azından o uygulamalara da şans verdiğini görebiliyorum. Hem Telegram hem de Signal son bir kaç gündür ciddi talep görüyor. Onların da alt yapı olarak bu yeni dalgaya kendilerini hazırlamaları gerekiyor. Alt yapısı ve kullanıcı deneyimi iyi olmayan bir uygulama kullanıcı tarafından rağbet görmez. WhatsApp'ın en güçlü yönü de bence bu. Kullanıcı deneyimi hızlı mesajlaşma imkanı ve ara yüzü. WhatsApp'sız bir dünya işlerin, görüşmelerin, neredeyse hayatın ciddi anlamda sekteye uğraması demek. Onu vazgeçilmez kılan başka bir şey de çevrenizdeki bir çok insanın o uygulamayı kullanıyor olması. (Haber: Sibel GÜLERSÖYLER)
 
Korona haberlerine gelince:
Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara normalleşme başlangıcı için tarih verdi!
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, aşı olma konusunda vatandaşlar herhangi bir tereddüt yaşamazsa maskesiz hayata geçişin biraz daha erken olabileceğini söyledi. Prof. Dr. Kara, "Ama tereddüt olduğu anda bu süreç uzayacaktır. Açıklanan ve planlanan aşılama rakamları var. Bunlar zamanında uygulanır, herhangi bir problem yaşamazsak o zaman yaz aylarında biraz daha rahatlamış oluruz" dedi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları öğretim üyesi, Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, kısıtlamaların Türkiye’deki etkisini görmeye başladıklarını belirterek, vaka sayılarında, hasta sayılarında ve kayıplarda azalmaların başladığını kaydetti. Prof. Dr. Kara, "Benim en büyük ümidim kayıplarımızın da biran evvel mümkün olduğu kadar sıfır olması, en az sayıya inmesi. Rakamlarda aşağıya doğru gidişimiz var; ama bu kısıtlamalardaki gevşeme veya bir miktar azalma ne zaman olabiliri değerlendirirken birkaç noktayı göz önüne almamız lazım; bunlardan birisi İngiltere’de görülen mutasyon. Bizim ülkemizde oradan gelen birkaç kişide olduğunu biliyoruz. Onlar şu anda izolasyon altında tutuluyorlar; ama hem o ihtimali göz önüne alarak hem de normal şartlarda daha fazla kayıp yaşamamak için bizim mümkün olduğu kadar maske ve mesafeye dikkat etmemiz lazım" dedi. Prof. Dr. Kara, özellikle hasta sayısında, kayıp sayısında mümkün olan en aşağı değerlere inilmesinden sonra ve bunun da sürekliliğinin görüldüğünde kısıtlamalarda basamak basamak bir geriye dönüşün olacağını kaydetti. Prof. Dr. Kara, "Bizim hem üniversitelerimizi ve diğer okullarımızı düşünerek hareket etmemiz ve onların bir an evvel açılabilir olmasını sağlamamız gerekiyor. Aşı, elimizde yeni ve çok etkili bir silahımız. Özellikle kayıp yaşama ihtimalimiz olan yaş ve risk gruplarını erken dönemde aşılayabilirsek kısıtlamalarda da bir miktar rahatlamamızı sağlarız. Toplumda maske takanların oranı yüzde 95'lere ulaşırsa, maskesiz kişi eğer 100 kişiden sadece 1-2 kişiye inebiliyorsa o zaman 'evet, bizim artık kısıtlama yapmamıza gerek yok, zaten bireysel olarak aldığımız önlemler etkin ve yeterli' deriz. Öyle bir durumda artık kısıtlamalar gevşeyebilir" diye konuştu. Prof. Dr. Kara, maskesiz olabilme şansının ne zaman kazanılabileceğine ilişkin ise "Virüsün artık dolaşımda olmadığından emin olmamız lazım ya da benim ve çevremdekilerin virüse karşı artık tamamen korunur hale geldiğimizi biliyor olmamız lazım. Bu değere ne zaman ulaşabileceğimiz bugünlerde maske, mesafeye ne kadar dikkat ettiğimiz, kısıtlamalara ne kadar uyduğumuz, aşılamayı ne kadar yapabildiğimizle direkt olarak ilişkili. Aşı oranımız yüksek olursa, toplum içerisinde aşı uygulamamız özellikle riski olduğunu düşündüğümüz grup içerisinde yüzde 100’ü sağlayabilirse, aşı olma konusunda vatandaşlarımız, büyüklerimiz herhangi bir tereddüt yaşamazsa o zaman işte bu biraz daha erken olur. Ama orada bir tereddüt olduğu anda bu süreç istesek de istemesek de uzayacaktır. Açıklanan ve planlanan aşılama rakamları var. Gelmesini beklediğimiz aşılar var. Bunlar zamanında gelip, zamanında uygulanır, herhangi bir problem yaşamazsak o zaman yaz aylarında biraz daha rahatlamış oluruz" dedi. (DHA)


Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.


“Günün Şairi&Yazarı” olarak 26 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Onat Kutlar’ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Onat Kutlar, 25 Ocak 1936 tarihinde Antalya Alanya'da doğdu. Tam adı Mehmet Arif Onat Kutlar'dır. Aslen Gaziantepli'dir. Babası Ali Rıza Kutlar, annesi Meliha Kutlar’dır. Babası bir hakim olduğu için 6 yaşına kadar Malatya ve İzmir’de yaşadı. Çocukluğu ve gençliği 6 yaşında taşındıkları Gaziantep’de geçti. İlk ve orta öğrenimini Gaziantep'te tamamladı. 1954 yılında Gaziantep Lisesi'nden mezun oldu. Felsefe okumak için istanbul'a gitti, ama Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü'ne girdi. Bir yıl orada okuduktan sonra, ayrılıp İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne geçti. Son dersinin sınavına girmeyerek okuldan ayrıldı ve 1961 yılında felsefe okumak üzere Paris'e gitti. İki yıl sonra döndüğünde bir süre Doğan Kardeş Dergisi'nde çalıştı. İstanbul Hukuk Fakültesi ilk sınıfında okurken, arkadaşları Erdal Öz, Kemal Özer, Adnan Özyalçıner, Hilmi Yavuz, Doğan Hızlan, Konur Ertop'la birlikte a dergisinin kurucuları arasında yer aldı.

Gaziantep Lisesi’nin çıkardığı "İlke" adlı dergide ilk öyküleri yayınlandı. 1952’den itibaren çeşitli dergilerde çıkan şiir ve hikâyeleriyle tanınmaya başladı. Edebiyattaki özgün yerini ödül kazanan "İshak" adlı öykü kitabıyla aldı. 1959 yılında yayınladığı "İshak" adlı öykü kitabı ile 1960 yılında Türk Dil Kurumu ödülünü kazandı. 1965 yılında Türk Sinematek Derneği'ni ve Yeni Sinema dergisini kurdu. 1965-1976 yılları arasında, Türkiye'ye dünya sinemasının kapılarını açan Türk Sinematek Derneği'nin başkanlığını yaptı.

"Yusuf ile Kenan", "Hazal" ve "Hakkâri'de Bir Mevsim" adında üç tane senaryo yazdı ve çekilen filmlerle yurtdışı ve yurtiçi festivallerde birçok ödül kazandı. 1975 yılında Polonya tarafından Kültür Madalyası ile ödüllendirildi. 1985 yılında Berlin Film Festivali'nde jüri üyeliği yaptı. İstanbul Film Festivali Düzenleme Kurulu'nda ve İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı İcra Kurulu'nda görev yaptı. 1978’de, Kültür Bakanlığı Sinema Yapım ve Gösterim Merkezi’nin kuruluş çalışmaları içinde yer aldı.

1989’da, İranlı şair Füruğ Ferruhzad’ın şiirlerinden bir seçmeyi Celal Hosrovşahi ile birlikte çevirerek "Sonsuz Günbatımı" adıyla yayımladı. "Unutulmuş Kent" adlı şiir kitabı 1996’da Fransa’da Rauyamont Vakfı tarafından yayınlandı. 1994 yılında Fransız hükümetince, "L'Ordre des Arts et des Lettres" ödülü verildi. Meydan, Yeni Sinema, Milliyet Sanat, Papirüs, Gösteri gibi dergilerde çıkan sinema yazılarını Sinema Bir Şenliktir’de bir araya getirdi. Cumhuriyet gazetesindeki yazıları ölümünden sonra Gündemdeki Konu (1995) ve Gündemdeki Sanatçı (1995) adlarıyla kitaplaştırıldı.

30 Aralık 1994'te The Marmara Otel'in pastane katına bırakılan bombanın patlaması sonucu ağır yaralandı. Kurtarılamayarak 11 Ocak 1995'te, 58 yaşındayken yaşamını yitirdi ve Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi. Olay, İBDA-C tarafından üstlenilse de faillerin yakalanmasıyla PKK tarafından düzenlendiği ortaya çıkmıştır.

Onat Kutlar, 1964 yılında evlendi. Bu evliliğinden Gazel ve Mazlum adında iki oğlu vardır. Onat Kutlar, 30 Aralık 1989 tarihinden beri Filiz Kutlar ile evliydi.

YAPITLARI:
İshak, (öyküler), (1959)
Sinema Bir Şenliktir, (denemeler), (1984)
Yeter ki Kararmasın, (denemeler), (1985)
Bahar İsyancıdır, (denemeler), (1986)
Peralı Bir Aşk İçin Divan, (şiirler), (1981)
Unutulmuş Kent, (şiirler), (1986)
Gündemdeki Sanatçı, (1995)
Gündemdeki Konu, (1995)
Kül (Günlük, Anı), ( 2020)

SENARYOLARI:
Hakkâri'de Bir Mevsim (senaryo, Ferit Edgü ile birlikte), (1983)
Hazal, (1979)
Yusuf ile Kenan, (1979)

Sizlerle iki şiirini paylaşarak değerli insanı anmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

Pera'lı Bir Aşk İçin

Merhaba güzelim, bak nasıl doldurdu
-Dur önce şu sigaramı yakayım-
Kırmızı bir güneş bardağımızı
Dışarda kararan rum kilisesinin
Gürültüyü yapraklara çeviren
Çan sesleriyle yüklü ve karmakarışık
Saatlerden geçiyoruz umut, ayrılık
Günleri. Yüzünün gülü kapalı
Acı eylül geçiyor köklerimizden
-Sanırım değişen bir şey olmalı-

Biliyoruz öğle sonu mavi perdesi
Gözlerinin yıldızıyla ışıyan
-Dur güzelim yüzüne dokunacağım-
Ve aklı yetmeyen tarlakuşuna
Öpüşlerle derinleşen bir halı
Yeni gelin bahçeleri dokuyan
-Bu kör eylül karanlığından uzak-
Bir ölümsüz yaz ülkesi olmalı

Çıkalım buradan hemen gidelim
-Ben önce şu hesabı vereyim-
Avluda fatihin ormanlarından
Kesilmiş çamlara bakan rum yetim
İçimi yalnızlıkla dolduruyor
Kapıda sadakor bir dalgınlığın
Ardından bize bakan şu delikanlı
-Nasıl benim gençliğime benziyor-
Şiirimiz bitince ve solduğunda
Sarı gül yaprağına yazdığım divan
Alıp götürecek bir sahaf olmalı

#OnatKutlar
 
Cezayir Ağacı

Sevgilim Cezayir beyaz bir duvar
Bir yani akdeniz öbür yani nar

Senin nar ağacın
benim denizim
ve duvar

Bir yasemin senin gibi Cezayir
Ve de zakkum benim gibi zehir

Aures'ten rüzgar
senin kokunu
bana getirir

Bütün gece Kabylie berberileri
Hurma dallarından denize geçti

Ama nice yıllar
göremedim bile
senin düşlerini

Kurşun kanatlarıyla tarihin
Derin ovasında uçuyor Konstantin

Ve göğsümü bir zeytin
dalıyla okşayan
yüreğin

Bu şiiri sevgilime adadım
Hadj Ali, Benzine ve öteki dostlarım

Kanlı bir gül çizgisiyle
ayrılırken haziran

Mor perdelerle Otel Aletti
Bir ateş ağacı gibi yandı gitti

Sevgilim
ayrılık
canıma yetti

#OnatKutlar

Yurdumuzda ve dünyada özel bir gün yokmuş bugün...

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

11 Ocak 630 - Müslümanların, Muhammed bin Abdullah önderliğinde Kâbe'yi fethi.
11 Ocak 1055 - Theodora, Bizans İmparatorluğu tahtına oturdu. Makedonyalılar Hanedanı'nın son Hükümdarı olacaktı.
11 Ocak 11 Ocak 1454 - Büyük İstanbul yangını
11 Ocak 1569 - İlk piyango çekilişi, Birleşik Krallık'ta yapıldı.
11 Ocak 1575 - Kapıkulu Gulgulesi başladı.
11 Ocak 1693 - Etna yanardağı (Sicilya) faaliyete geçti.
11 Ocak 1861 - Alabama, Birleşik Devletlerden ayrıldı.
11 Ocak 1878 - Süt ilk defa şişelenerek satıldı.
11 Ocak 1905 - Mustafa Kemal Harp Akademisi'nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu.
11 Ocak 1921 - Birinci İnönü Muharebesi'nin sonu, Yunan kuvvetleri geri çekildi.
11 Ocak 1922 - Kanada'nın Toronto şehrinde bir hastanede yatan 14 yaşındaki diyabet hastası Leonard Thompson, İnsülin zerkedilerek bu hastalığı tedavi edilen ilk hasta olma unvanını kazandı. Zaten ertesi yıl insülinin eldesine yönelik kullanışlı bir yöntem buldukları için Toronto Üniversitesi'nden bir ekip Nobel ödülü aldı.
11 Ocak 1927 - Türkiye ile Almanya arasında Ticaret ve İkamet antlaşmaları imzalandı.
11 Ocak 1929 - Türkiye'de eski yazılı kitapları yeni harflere çevirmek için Dil Encümeni bünyesinde bir komisyon kuruldu.
11 Ocak 1929 - Sovyetler Birliği'nde çalışma süresi 7 saate indirildi.
11 Ocak 1935 - Amelia Earhart, ilk tek kişilik uçuşu Hawaii'den Kaliforniya'ya gerçekleştirdi.
11 Ocak 1939 - Aydın'da köylüye toprak dağıtıldı.
11 Ocak 1940 - Ankara Devlet Konservatuvarı Tatbikat Sahnesi oyuncuları, ilk oyunlarını sergiledi.
11 Ocak 1943 - Kızıl Ordu, Stalingrad kuşatmasını kırdı.
11 Ocak 1944 - İtalya'da 5 kişi vatana ihanetten asıldı. Benito Mussolini'nin damadı Kont Galeazzo Ciano da asılanlar arasındaydı.
11 Ocak 1946 - Enver Hoca, Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti'ni ilan etti. Kral Zogo tahttan indirildi.
11 Ocak 1948 - Ankara Üniversitesi Senatosu bazı öğretim üyelerini sol eğilimli oldukları için, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ndeki görevlerinden uzaklaştırdı. Görevden alınanlar arasında Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes ve Mediha Berkes, Behice Boran, Adnan Cemgil ve Azra Erhat vardı.
11 Ocak 1954 - Türkiye Vakıflar Bankası kuruluş kanunu kabul edildi.
11 Ocak 1962 - Peru'daki Nevado Huascaran volkanı faaliyete geçti: 4000 kişi öldü.
11 Ocak 1962 - Peru'da toprak kayması oldu; 3 bin kişi öldü.
11 Ocak 1963 - TBMM'de komünizmle mücadele amacıyla komisyon kuruldu.
11 Ocak 1964 - Amerika Birleşik Devletleri Sağlık Bakanı Luther Terry, sigaranın sağlığa zararlı olabileceğine dair ilk raporu yayınladı.
11 Ocak 1969 - Danıştay, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin bir ay süreyle tatil edilmesi kararını durdurdu.
11 Ocak 1969 - Cevizli'de (Kartal) Singer fabrikasında işçilere polis saldırdı.120 işçi gözaltına alındı,14 işçi ve 8 polis yaralandı. Fabrika bir gün önce (10 Ocak'ta) işçiler tarafından işgal edilmişti.
11 Ocak 1969 - Türkiye'de ilk sinema grevi, İstanbul Şehzadebaşı'ndaki Yeni Sinema'da başladı.
11 Ocak 1971 - Türkiye İş Bankası Ankara Emek Şubesi, silahlı 4 kişi tarafından soyuldu. Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı bankayı soyanların Deniz Gezmiş ile Yusuf Arslan olduğunu ileri sürdü.
11 Ocak 1972 - Doğu Pakistan, Bangladeş oldu.
11 Ocak 1973 - İstanbul Türk Demir Döküm fabrikalarında 99 gün süren grev sona erdi.
11 Ocak 1974 - İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliğine Muhsin Ertuğrul getirildi. Bir gün önce Vasfi Rıza Zobu bu görevden istifa etmişti.
11 Ocak 1974 - Dünyanın ilk yaşayan altızları (anne: Susan Rosenkowitz) Cape Town, Güney Afrika'da doğdu.
11 Ocak 1975 - Kıbrıs Harekâtı'nda 484 kişinin çatışmada kaybedildiği açıklandı.
11 Ocak 1977 - Lockheed Martin uçak şirketi'nin Türkiye temsilcisi Nezih Dural tutuklandı.
11 Ocak 1980 - 14 yaşındaki Nigel Short, "Uluslararası usta" unvanını alan en genç satranç oyuncusu oldu.
11 Ocak 1984 - Michael Jackson, Thriller adlı albümüyle 8 Grammy ödülü aldı.
11 Ocak 1993 - Berlin, Ulumulhikme okulu'nun kuruluşu.
11 Ocak 1995 - Amerikalı matematikçiler "en büyük asal sayı"yı buldu. Kendisi ile 859 bin 433 kez çarpılan 2'den 1 çıkarılmasıyla elde edilen bu sayı 258 bin 716 haneli.
11 Ocak 1999 - Türkiye'nin 56. Hükümeti kuruldu; Demokratik Sol Parti (DSP) azınlık Hükümeti. Bülent Ecevit 4. kez Başbakan oldu.
11 Ocak 2012 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının Başkent dışında stadyumlarda değil, sadece okullarda kutlanmasını öngören genelge yayımladı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

11 Ocak 347- I. Theodosius, Roma İmparatoru (ö. 395)
11 Ocak 1800 - Anyos Jedlik, Macar fizikçi, Dinamonun mucidi (ö.1895)
11 Ocak 1807 - Ezra Cornell, Amerikalı iş adamı ve Cornell Üniversitesi'nin kurucusu (ö. 1874)
11 Ocak 1815 - John A. Macdonald, Kanada'nın ilk Başbakanı (ö. 1891)
11 Ocak 1842 - William James, Amerikalı yazar ve ruh bilimci (ö. 1910)
11 Ocak 1852 - Konstantin Fehrenbach, Alman devlet adamı (ö. 1926)
11 Ocak 1859 - Lord Curzon, İngiliz politikacı (1898-1905 arasında Hindistan Genel Valisi ve 1919-1924 arasında Birleşik Krallık Dış İşleri Bakanı) (ö. 1925)
11 Ocak 1867 - Edward Bradford Titchener, İngiliz psikolog (ö. 1927)
11 Ocak 1878 - Theodoros Pangalos, Yunan asker ve siyasetçi (ö. 1952)
11 Ocak 1885 - Alice Paul, Amerikalı feminist ve kadın hakları aktivisti. (ABD'de yasaların kadınlara eşit hak tanıması talebiyle açılan ilk kampanyanın önderi) (ö. 1977)
11 Ocak 1894 - Paul Wittek, Avusturyalı tarihçi, doğubilimci ve yazar (ö. 1978)
11 Ocak 1903 - Alan Stewart Paton, Güney Afrikalı yazar ve apartheid karşıtı eylemci. ("Ağla Sevgili Memleketim" adlı romanıyla ünlenen) (ö. 1988)
11 Ocak 1906 - Albert Hofmann, İsviçreli bilim adamı ve LSD'yi sentezleyen ilk kişi (ö. 2008)
11 Ocak 1907 - Pierre Mendès France, Fransız siyasetçi (Başbakanlığı sırasında Fransa'nın Çinhindi'nden çekilmesini sağlayan sosyalist politikacı) (ö. 1982)
11 Ocak 1911 - Brunhilde Pomsel, Alman radyocu ve haber muhabiri (ö. 2017)
11 Ocak 1911 - Zenko Suzuki, Japonya Başbakanı (ö. 2004)
11 Ocak 1930 - Rod Taylor, Avustralyalı oyuncu (ö. 2015)
11 Ocak 1938 - Fischer Black, Amerikalı ekonomist (ö. 1995)
11 Ocak 1953 - Mehmet Altan, Gazeteci, yazar ve akademisyen.
11 Ocak 1970 - Mustafa Sandal, Türk pop müziği şarkıcısı.
11 Ocak 1972 - Marc Blucas, Amerikalı aktör.
11 Ocak 1975 - Matteo Renzi, İtalyan politikacı ve Başbakan.
11 Ocak 1981 - Ali Bilgin, Oyuncu ve yönetmen.
11 Ocak 1985 - Fırat Albayram, Oyuncu.
11 Ocak 1988 - Volkan Tokcan, Basketbolcu.
11 Ocak 1993 - Mahmut Orhan, DJ ve prodüktör.
11 Ocak 1997 - Cody Simpson, Avustralyalı şarkıcı.
11 Ocak 1998 - Laura Roge, Alman oyuncu.
11 Ocak 2000 - Jamie Bick, Alman oyuncu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

11 Ocak 812 - Stavrakios, Bizans İmparatoru(d. 775)
11 Ocak 844 - I. Mihail, Bizans İmparatoru (d. ~770)
11 Ocak 1055 - IX. Konstantinos, Bizans İmparatoru (d. 1000)
11 Ocak 1556 - Fuzûlî, Divan şâiri ve mutasavvıf (d. 1483)
11 Ocak 1923 - I. Konstantin, Yunanistan Kralı (d. 1868)
11 Ocak 1928 - Thomas Hardy, İngiliz yazar (d. 1840)
11 Ocak 1937 - Nuri Conker, Asker ve siyasetçi (Türk Kurtuluş Savaşı kahramanlarından ve Gaziantep Milletvekili) (d. 1882)
11 Ocak 1941 - Emanuel Lasker, Alman Dünya satranç şampiyonu ve matematikçi (d. 1868)
11 Ocak 1943 - Agustín Pedro Justo, Arjantin Devlet Başkanı (d. 1876)
11 Ocak 1944 - Galeazzo Ciano, İtalya Krallığı'nın Dışişleri Bakanı (d. 1903)
11 Ocak 1945 - Velid Ebüzziya, Gazeteci ve yayımcı (d. 1884)
11 Ocak 1966 - Alberto Giacometti, İsviçreli heykeltıraş ve ressam (d. 1901)
11 Ocak 1966 - Lal Bahadur Shastri, Hindistan Başbakanı (d. 1904)
11 Ocak 1983 - Şadi Dinçağ, Karikatürist (d. 1919)
11 Ocak 1988 - Isidor Isaac Rabi, Avusturyalı fizikçi (d. 1898)
11 Ocak 1991 - Carl David Anderson, Amerikalı fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (d. 1905)
11 Ocak 1994 - Erol Pekcan, Caz sanatçısı (d. 1933)
11 Ocak 1995 - Onat Kutlar, Şair, yazar ve düşünce adamı (d. 1936)
11 Ocak 1998 - Aydan Siyavuş, Basketbol antrenörü (d. 1947)
11 Ocak 1999 - Öztürk Serengil, Sinema oyuncusu (d. 1930)
11 Ocak 2002 - Henri Verneuil, Fransız sinema yönetmeni (d. 1920)
11 Ocak 2003 - Maurice Pialat Altın Palmiye Ödülü sahibi Fransız yönetmen (d. 1925)
11 Ocak 2008 - Sir Edmund Hillary, Yeni Zelandalı dağcı (Everest Dağı'nın zirvesine tırmanan ilk dağcı) (d. 1919)
11 Ocak 2009 - Necati Çelik, Siyasetçi ve Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı (d. 1955)
11 Ocak 2010 - Éric Rohmer, Fransız yönetmen (d. 1920)
11 Ocak 2011 - Kıvırcık Ali, Türk halk müziği sanatçısı (d. 1968)
11 Ocak 2014 - Ariel Şaron, İsrail Başbakanı (d. 1928)
11 Ocak 2015 - Anita Ekberg, İsveçli oyuncu (d. 1931)
11 Ocak 2017 - James Ferguson-Lees, Britanyalı kuş bilimcisi (d. 1929)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve keyifli bir hafta diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Pazartesi.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?