Gözaltına alınan protestocular serbest bırakıldı


Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Haftasonu Pazartesi sabahı saat 05.00'e kadar tüm Türkiye'de sokağa çıkma yasağı var. (Yasaktan muaf olanlar hariç tabii.)
Sokağa çıkma yasağında vatandaşlar (65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altında bulunanlar hariç) zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlar hariç) ikametlerine en yakın market, bakkal, manav, kasaplara ve kuruyemişçilere gidip gelebiliyor.
Unutmayın sakın, olur mu?
Cezası az buz değil çünkü.
Sokağa çıkma yasağına uymayanlara, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 282'nci maddesi uyarınca 3.150 TL idari para cezası kesilecek.

İçişleri Bakanlığı’nın genelgesine göre:
Market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler 10.00-17.00 saatleri arasında açık olacaktır. Yine belirtilen süre içerisinde marketler ve bakkallar telefonla ya da online olarak aldıkları siparişleri teslim edebileceklerdir.

Lokanta/restoran, pastane ve tatlıcı tarzı işyerleri ise 10.00-24.00 saatleri arasında paket servis faaliyetlerine devam edebileceklerdir.

Ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleri ile bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri açık olacaktır.

Online sipariş firmaları da 10.00-24.00 saatleri arasında siparişleri teslim edebileceklerdir.

Yeni bir karar alınıncaya kadar sokağa çıkma kısıtlaması süresince balıkçı/balık tezgahı şeklindeki işyerleri de 10.00-17.00 saatleri arasında vatandaşlara hizmet sunabilecek.

Şimdi biraz gülümseyelim güne başlarken:

İki arkadaş hayvanlar hakkında konuşuyorlarmış.
Biri diğerine sormuş:
-"Sırtında kamburu olan hayvana ne denir?"
-"Bunu herkes bilir, deve tabii ki." demiş arkadaşı.
-"Tamam, peki ya iki kamburu olana ne denir?"
Arkadaşı bilmiş bir edayla cevaplamış:
-"Hecin devesi..."
Soruyu soran şaşırmış, soruyu biraz daha zorlaştırmış:
-Pekii, bunu bil o zaman. Üç kamburu olana ne denir?
Arkadaşı gülümseyerek cevap vermiş:
-"Ona da Kamburu çıkmış Hecin devesi denir."

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden ise zekâsını ve seviyesini anla." demiş Hz.Mevlana...
Seyredilen komedi filmleri toplumun seviyesini belirliyor demek ki.
O halde "Recep İvedik" ve benzeri filmlere gülmeye devam...
Sonumuz ne olacak bakalım...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:
"Yemeklere lezzet vermek için sadece yağa ve sosa odaklanmayın. Sebze ve baharatlarla farklı tatlar yaratabilir ve sağlığınızı da düşünmüş olursunuz aynı zamanda."
Üç beyazdan da mümkün olduğunca uzak durmak lazım.
Tuz, şeker ve un...
Hem kendime, hem size söylüyorum bunu.

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:
"Çoğu hayvan yeni doğduğunda dünyaya karşı savunmasız olur. Ama kobra yılanları onlardan değil. Zira kobra yılanı yumurtadan çıktıktan yalnızca 2-3 saat sonra ölümcül zehre sahip oluyorlar."mış.

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Boğaziçi direnişinde 5. gün
Boğaziçi Üniversitesi'nde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından rektör olarak atanan Melih Bulu'ya yönelik tepkiler devam ediyor. Boğaziçili akademisyenler cübbelerini giyerek rektör olarak atanan Melih Bulu'yu protesto etti. Akademisyenlerin protesto gösterisine öğrenciler de destek verdi. Akademisyenlerin okuduğu ortak bildiride, "1 Ocak gece yarısı, 1980'lerin askeri vesayet rejiminden sonra ilk kez üniversitemize kurum dışından bir rektör atanmıştır. Bu durum 2016'dan bu yana ağırlaşarak sürmekte olan, rektör seçimlerini ortadan kaldıran antidemokratik uygulamanın bir devamıdır. Üniversitemizin akademik özerkliğini, bilimsel özgürlüğünü ve demokratik değerlerini açıkça ihlal eden bu uygulamayı kabul etmiyoruz" denildi. " Üniversite senatomuzun 2012 yılında kabul ettiği ilkelerden vazgeçmiyoruz" ifadelerine yer verilen açıklamada, şunlar sıralandı:
1- Üniversitelerin herhangi bir kişi ya da kuruluşun etki veya baskısına maruz kalmaması ve siyaset aracı olarak kullanılmaması, bilimsel ve toplumsal gelişim açısından vazgeçilmezdir.
2- Üniversitelerde karar alma yetkisinin demokratik yöntemlerle seçilmiş kurullarda ve akademik yöneticilerde olması özerklik için şarttır. Rektör, dekan, enstitü müdürü, yüksekokul müdürü, bölüm başkanı gibi akademik yöneticiler atamayla değil seçimle belirlenmelidir.
3- Üniversitelerin, özerk anayasal kurumlar olarak, akademik programlarını ve araştırma politikalarını öğretim elemanlarınca ve/veya üniversite kurullarınca kararlaştırılarak belirlemesi, bilimsel özgürlüğün ve yaratıcılığın şartlarındandır."
Bildiri, "Üniversitemizin tüm bileşenleri ile birlikte bu ilkelerin takipçisiyiz" ifadeleri kullanıldı.

Öğrenciler, bugün yaptıkları eylemde âşık Mahzuni Şerif’in ‘yuh yuh’ adlı ünlü eserini yeniden düzenledi. Öğrencilerin yeniden düzenlediği sözler şöyle:

"Yukardan tepeden kayyum olana
Seçilmemiş rektörlere burda hiç yer yok
İntihal yapıp da hoca olana
Üniversiteyi de şirket, sananlara yuh
Yuh yuh

Yuh yuh soyanlara
Soyup kaçıp doyanlara
Okulumun kapısına
Yuh kelepçe vuranlara yuh

Bu kadar insanın hakkın alanlar, hakkın alanlar
Seçilmeden başa atanan zatlar
İntihalle olmaz olmaz rektör olanlar
Okulun başına, hey dost, çöktü ise yuh
Yuh yuh

Yuh yuh soyanlara
Soyup kaçıp doyanlara
Okulumun kapısına
Yuh kelepçe vuranlara yuh

Sen rektör değilsin, seni seçmedik, seni seçmedik
Atanmış kayyuma biat etmedik
Hayır dedik, olmaz olmaz, kabul etmedik
Buna rağmen koltuğunda kaldın ise yuh
Yuh yuh

Yuh yuh soyanlara
Soyup kaçıp doyanlara
Okulumun kapısına
Yuh kelepçe vuranlara yuh"

Öğrenciler üniversite rektörünün seçimle belirlenmesi konusunda oylama yapmak amacıyla sandık kurdu. Onlarca öğrenci sıraya girerek oy kullandı. Boğaziçili öğrenciler, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ben öğrencilerle niye görüşeyim? Öğrenciler bu işin içinde değil. Bu işin içinde olanlar terörist" sözlerine de yanıt verdi. Üniversitede gösterilerine devam eden öğrenciler, "Biz öğrenciyiz" yanıtını verdi. Öğrenciler, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük binasının ismini değiştirdi. Binaya 'Kayyumluk' ismi verildi. Öğrenciler, Güney Meydan'a "Kayyuma Hayır" pankartı astı. Pankartın üzerinde "YÖK öyle bir şey", "Utanman yok mu", "Kabul etmiyoruz ve "Akademi biat etmez" şeklinde sözler de yazıldı.

Hacettepe’de eylem: Rektörler atamayla değil seçimle gelsin
Hacettepe Üniversitesi öğrencileri, Boğaziçi Üniversitesi'ne AKP’li Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasına karşı Beytepe Kampüsü yemekhanesi önünde eylem yaptı. Öğrenciler, rektörlerin üniversitelere atanarak değil, akademisyenlerin, öğrencilerin ve üniversite emekçileri tarafından seçilmesini talep etti. Yemekhane önünde yapılan açıklamada Boğaziçi Üniversitesine Melih Bulu’nun atanmasına ilişkin “Kayyum olarak atanan Melih Bulu yıllarca iktidarın çeşitli kademlerinde görev almış ve neticesinde siyasetten bağımsız tutulması gereken akademi yönetiminde üstten atamayla kendisine yer edinmiştir. Bu hamle süregelen antidemokratik tutumun vardığı noktayı tüm akademi mensuplarının ve öğrencilerin gözleri önüne sermektedir” denildi. Hacettepe Üniversitesine rektör olarak atanan eski YÖK Denetleme Kurulu üyesi Mehmet Cahit Güran’ın da Boğaziçi Üniversitesi’ndeki gibi öğrencilerin haberi olmaksızın üniversite yönetiminin başına geçirildiği ifade edilen açıklamada, üç yıldır ÖTK seçimlerinin ertelendiği, öğrencilerin kendilerini temsil edeceği ve söz sahibi olabileceği alanların daraltıldığını ifade edildi. Açıklamada, “Karar almada ve uygulamada öğrencilerin ve üniversite bileşenlerinin saf dışı bırakılması, yaşam alanımız olan üniversitenin bilim üreten yerler olmasının önüne geçiyor. Hacettepe Üniversitesi öğrencileri olarak, üniversitenin vazgeçilmez ve kurucu parçaları olduğumuzu hatırlatıyoruz” denildi. Rektörlerin üniversitelere atanarak değil, akademisyenlerin, öğrencilerin ve üniversite emekçilerinin seçimi doğrultusunda yönetime geçmesi talep edilen açıklamada, “Yarınlarımızın bugünümüzden daha güzel olacağına, yeni gelen günlerin demokrasiye, seçim özgürlüğüne ve aydınlığa daha elverişli olacağına yönelik inancımızı diri tutuyoruz. Bu günleri, bize öğrenci dayanışmasının getireceğinin farkındayız. Bu nedenle, mesafelerin ötesinde el eleyiz. Kayyum rektöre karşı özerk ve demokratik üniversite talebini dile getiren Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin yanındayız” denildi. Öte yandan Ankara'da bir grup öğrenci, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine destek vermek amacıyla Kızılay Güvenpark'ta bir araya gelme çağrısı yaptı. Destek eylemine katılmak isteyen Ankara'daki öğrenciler, evlerinin önünden gözaltına alındı. Polis bazı öğrencilerin evi önünde beklemeye devam ediyor. (Ankara/EVRENSEL)

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine destek açıklamaları sürüyor
Türkiye'nin dört bir yanından üniversite öğrencileri Boğaziçi öğrencilerine destek açıklaması yapmaya devam ediyor. Samsun'da da öğrenciler, "Haklarını demokratik yollar ile arayan sıra arkadaşlarımızın darp edilerek gözaltına alınıp ardından işkence edilmesi kabul edilemez, işkence insanlık suçudur" diyerek mücadele eden arkadaşlarını selamladı. Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri de bugün yaptıkları açıklamayla Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine destek olarak, "Boğaziçi'den şirket, AKP'nin memurundan rektör olmaz!" dediler. "ODTÜ Savunulmalıdır" hesabının duyurduğuna göre, Ankara Güvenpark'ta Boğaziçi Üniversitesi'ne destek olmak için bir araya gelen 15 öğrenci gözaltına alındı. Dün de Ankara'dan İzmir'e, Adana'dan İstanbul'daki diğer üniversitelere kadar çok sayıda öğrenci Boğaziçi'ne desteklerini göndermişti.

Boğaziçi eyleminde gözaltına alınan 21 kişi daha serbest bırakıldı
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP'li Melih Bulu'yu Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne atamasını protesto edenlere yönelik operasyonda gözaltına alınan 45 kişiden 21'i de bugün adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen 21 kişi, ifadelerinin ardından adli kontolle serbest bırakıldı. Dün adliyeye çıkarılan 24 kişi de ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

 
Korona haberlerine gelince:
Bakan Koca: 4 ilde vaka oranlarında düşüş var
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından, 4 büyük ildeki koronavirüs vaka sayısındaki düşüş oranını değerlendiren bir yazı paylaştı. Buna göre, İstanbul ve İzmir’de vaka sayısında yüzde 40, Ankara ve Bursa’da yüzde 60’a yakın düşüş oldu. Bakan Koca, İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa valileri ve il sağlık müdürleriyle ayrı ayrı görüşüp salgın ile ilgili durum değerlendirmesi yaptıklarını belirterek, ''Son iki hafta içinde İstanbul ve İzmir’de vaka sayısında yüzde 40, Ankara ve Bursa’da yüzde 60’a yakın düşüş oldu'' açıklamasını yaptı.

Bakan Koca'dan BioNTech aşısı açıklaması: Türkiye’ye ayrılan kapasite artacak
BioNTech aşısı ile ilgili Prof. Dr. Uğur Şahin ve ekibiyle bir görüşme gerçekleştirdiklerini aktaran Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Yeni üretim imkanları devreye girdikçe Türkiye’ye ayrılan kapasite de artacak" dedi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Kovid-19 aşısı için BioNTech aşısının Türkiye'ye gelişi ile ilgili son planlamalar üzerine çalışıldığı bilgisini verdi. Koca yeni üretim imkanları devreye girdikçe Türkiye'ye ayrılan kapasitenin de artacağını söyledi. Koca'nın paylaşımı şöyle:
"Prof. Dr. Uğur Şahin ve ekibiyle Biontech aşısının ülkemize gelişi ile ilgili son planlamaları ele aldık. Toplantımızda ayrıca bize ayrılan aşı dozlarının sayısını nasıl artırabileceğimizi de görüştük. Yeni üretim imkânları devreye girdikçe Türkiye’ye ayrılan kapasite de artacak."


Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.


“Günün Şairi” olarak 31 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız sevgili şairim Cemal Süreya'yı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Cemal Süreya, 1931 yılında, Erzincan'da dünyaya geldi. Asıl adı Cemalettin Seber'dir. Pülümür'den Erzincan'a göç eden Kürt ve Alevi bir ailede doğan Süreya'nın babası Hüseyin Bey, annesi Güllü Hanım'dır. Bu evlilikten Cemalettin, Perihan, Ayten ve Kemal adlarında dört çocuk dünyaya gelmiş, çocuklardan Kemal bir yaşındayken ölmüştür. Ailesi, 1938 yılında Dersim harekâtı sırasında amcası Memo'nun valiyle takışması sebebiyle Dersim İsyanı sonrası bölgeden sürülünce Bilecik'e yerleşmiştir. Annesi Güllü Hanım Bilecik'e yerleştikten altı ay sonra yaptığı düşük sonucu meydana gelen kanamadan dolayı yirmi üç yaşında ölmüştür. Ailenin maddi durumu bu dönemde gittikçe kötüleşmiştir. Süreya, ilkokula başlamadan önce okumayı, yazmayı, matematiği ve resim yapmayı büyük amcası Memo'dan öğrenmiştir. İlkokula başlamak için halasının yaşadığı İstanbul'a giden Süreya, buradayken ailesinden gelen bir etkiyle cenk kitapları okumanın yanı sıra sık sık sinemaya gitmiştir. Hastalığı sebebiyle okula bir yıl geç başlayarak 1939'da 37. Beyoğlu İlkokulu'na kaydolmuştur. Alevi çevrede din kitapları, Ali üzerine kitaplar çoğunlukla olmak üzere "eline ne geçerse" okumuş, ilkokul 2. sınıftayken yazdığı bir kompozisyonla öğretmeninden Yavrutürk dergisini ödül olarak almıştır. 1941'de, 3. sınıfın ilk dönemini bitirdikten sonra sürgün edildikleri Bilecik'e dönmek zorunda kalınca, Bilecik Birinci İlkokulu'na kaydolmuştur. Babası makinist olarak karayollarında çalışmaya başlamış ve işi gereği ayın on beş günü dışarıda olduğu için annelik görevini de babaannesi üstlenmiş, babasının boşluğunu ise amcası doldurmuştur. Annesi öldükten sonra babası iki evlilik daha yapmıştır. Babasının ikinci eşi Esma Hanım'dır. Üvey annesi Esma Hanım'dan "kaçmak" için parasız yatılı sınavına girmiş ve sınavı kazanarak 1944-45 eğitim-öğretim döneminde Bilecik Ortaokulunda okumaya başlamıştır. Ortaokulda okuduğu dönemde tatildeyken gece bekçiliği yapmıştır. Babasının üçüncü evliliği ise Refika Hanım'ladır. Babası Hüseyin Bey 1957 yılında bir trafik kazasında ölmüştür. 1947'de ortaokulu bitirdikten sonra 1947-48 döneminde İstanbul'daki Haydarpaşa Lisesi'nde parasız yatılı öğrenci olarak öğrenim hayatına devam etmiş ve bu dönemde aruz ölçüsüyle birkaç şiir yazma girişiminde bulunmuştur. Lise son sınıftayken edebiyat ile ilgilenen Süreya, kendini bu dönemde "aruzcu, eski edebiyatçı" olarak görmüştür. 1950'de Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin Maliye ve İktisat bölümünde okumaya ve bu dönemde şiirlerini yayımlamaya başlamıştır. Yine bu dönemde eski şiiri bırakarak yeni şiire geçiş yapmıştır. 1954'te mezun olduktan sonra teğmen olarak askerliğini yaparken fark derslerini de vererek hukuk diplomasını da almıştır.

Süreya, 25 Kasım 1954'te Eskişehir Vergi Dairesinde stajyer olarak göreve başlamıştır. 8 Ağustos 1955'te yapılan Teftiş Kurulu sınavını kazanarak 11 Ağustos 1955'te maliye müfettiş yardımcısı olarak İstanbul'a gitmiştir. Bu dönemde art arda hem şiirleri, hem yazıları yayımlanmış ve dergi çıkarma düşüncesi içine girmiştir. 7 Ekim 1958'de girdiği yeterlilik sınavı sonucunda beşinci sınıf maliye müfettişi olmuştur. Bu tarihten itibaren teftiş amaçlı ülkenin çeşitli bölgelerine gitmiştir. Teftiş için gittiği ilk yerler Nazilli ve Söke'dir. Askerlik yaptığı Temmuz 1959-31 Aralık 1960 tarihlerinde memuriyetine ara vermiş ve bu dönemde, beşinci ayın beşinde saat beşte Kızılay'da Demokrat Parti hükûmetini protesto etmek amaçlı toplanan grubun şifresi olan 555K'ya tanık olmuştur. Olay anında Adnan Menderes'in bir protestocu tarafından tartaklanması, yirmi iki gün sonra da 27 Mayıs Darbesi ile görevinden uzaklaştırılıp sonrasında idam edilmesinin sebeplerini Süreya, daha sonraları yazdığı "555K" adlı şiirinde dile getirmiştir.

Askerliğini bitirdikten sonra maliye müfettişi göreviyle Ankara'ya atanmış ve 1961'de Maliye Denetim Usulleri ve İktisadi Devlet Teşekkülleri'ni incelemek üzere Paris'e gönderilmiştir. Paris'teyken hem Fransızcasını geliştirmiş, hem de "Göçebe" adlı şiirini tamamlamıştır. Burada bir yıl kaldıktan sonra Türkiye'ye dönerek Kars, Ağrı, Çanakkale ve Tekirdağ gibi yerlere teftiş turnesine çıkmıştır. 1964'te İstanbul'a atandıktan sonra hem edebiyata, hem de dergi çıkarma işlemine ağırlık vermek için 31 Temmuz 1965 tarihinde Maliye Teftiş Kurulundan arkadaşları Sezai Karakoç ve Doğan Yel'le beraber istifa etmiştir. Memuriyetten ayrıldıktan sonra dergi çıkarıp dergi yönetimlerinde bulunan Süreya, 12 Mart Muhtırası'nın meydana gelmesiyle memurluğa geri dönmek zorunda kalmıştır. 7 Şubat 1975'te Darphane ve Damga Matbaası müdürü olmuş, fakat dönemin Maliye Bakanı Yılmaz Ergenekon ile "takışması"yla görevinden ayrılarak Ankara'ya, Tetkik Kurulu üyeliğine dönmüştür. Süreya, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı çıkaracağı kitapların basımında yer alan dokuz kişilik Kültür Kurulu üyeliğine de seçilmiş ve 2 Şubat 1982 tarihinde yüksek bir bürokrat olarak emekli olmuştur. Emeklilikten sonra batmak üzere olan Odibank'ı (Ortadoğu İktisat Bankası) kurtarmak için yönetim kurulu üyeliğine getirilmiş, fakat bankanın batmasıyla mahkemeye sevk edilmiş, ardından aklanmıştır. Devlet işi dışında Yurt, Meydan Larousse ve ANSA Omnis ansiklopedilerine redaktörlük yaparak emekli olduktan sonra daha çok zaman ayırmayı düşündüğü yayın dünyasının içine dâhil olmuştur.

Toplam dört kez evlenen Süreya'nın, bu evlilikler dışında çeşitli ilişkileri olmuştur. Bilecik'te ortaokul ikinci sınıf öğrencisiyken tanıştığı ve "âşık olduğu" Seniha Nemli ile ilk evliliğini yapmıştır. Süreya'nın babası bu evliliğe razı olmamasına rağmen Süreya, Seniha Hanım ile 1952'te nişanlanmış, ertesi yıl nikâhlanmış ve 7 Kasım 1954'te de evlenmiştir. Nikâh döneminde Süreya'nın gelgitli karakteri, beklentileri, öfkesini kontrol edemeyişi; gereksiz yere çıkan ilk kavga sonrasında kendi bileklerini jiletle kesmesi ile sonuçlanmıştır. İlk evliliğinden Ayçe (d. 1955) adında bir kızı olmuştur. Eşiyle arası problemli olan Süreya, stajyer olarak çalıştığı Eskişehir Vergi Dairesinde tanışıp bir süre beraber olduğu kadın için "Üvercinka" adını kullanmıştır. 11 Ağustos 1955'te Maliye Müfettiş Muavini olarak İstanbul'a atanan şairin "Üvercinka"yla ilişkisi bitmiştir. Süreya'nın babası Hüseyin Bey'in ölümü sonrasında Süreya'yla Seniha Hanım yeniden birleşmiş, fakat bu ikinci beraberlik de uzun sürmemiştir. 1958'de evi terk ederek boşanmak için yedi yıl uğraşmıştır. Seniha Hanım ise zaman zaman şiddet gördüğü eşine daha fazla dayanamayıp kızını da alarak baba evine dönmüştür. 1961'de Hilmi Ziya Ülken'in yeğeni Suna Lokman ile nişanlanmış, ancak Süreya'nın Paris'e gitmesiyle evlilikleri ertelenmiştir. Paris'ten dönen Süreya, nişanlısından ayrılmıştır. 1964'te İstanbul'a atandığında R. Tomris (Tomris Uyar) ile tanışmış ve birlikte yaşamaya başlamış, fakat 1966'da ilişkileri bitmiştir. Süreya'nın Papirüs'ü ikinci defa çıkardığı 1966'da Zühal Tekkanat ile tanışmış ve ikili Ağustos 1967'te evlenmiştir. Bu evlilikten Memo Emrah (d. 23 Kasım 1969) adında bir oğulları olmuştur. Maddi sıkıntılar nedeniyle memuriyete dönen Süreya'ya Ankara'ya gidince eşiyle mektuplaşmış, "Beni Öp Sonra Doğur Beni" kitabını eşine ithaf etmiş ve aile şairin yanına, Ankara'ya, taşınmıştır. Aynı evi paylaşmalarına rağmen geçinememişler, sürekli aldatıldıklarını düşünmüşlerdir. Süreya'nın tepkisi zaman zaman şiddete dönüşmüştür. Evliliği sırasında Gazi Eğitim Enstitüsü'nde Fransızca hocalığı yapan Güngör Demiray ile tanışan Süreya, Tekkanat'tan 1975'te boşanarak aynı yılın şubat ayında Demiray ile evlenmiş, fakat on ay sonra boşanmıştır. 1976'da Tekkanat ile tekrar nişanlanmış ve 1977'de bu beraberliği bitirmiştir. Darphane Genel Müdürlüğünde çalışırken 1980'de tanışıp evlendiği ve kitabevi sahibi dört çocuklu dul bir olan ve Süreya'nın "Bayan Nihayet" dediği Birsen Sağnak, şairin son eşidir ve ölene kadar bu evliliğini devam ettirmiştir.

Süreya'nın anne tarafı Zaza baba tarafı da Kürt olmasına rağmen evde Türkçe konuşulduğundan ötürü Kürtçe bilmeyen şair, ilerleyen dönemlerde bu durumdan ötürü "üzüldüğünü" belirtmiş ve son eşi Birsen Hanım'ın desteğiyle Kürtçe öğrenmeye karar vermiştir. Kürtçe öğrenmek için alfabe bularak derslere başlamak üzereyken 12 Eylül Darbesi'yle ortadan kaldırılan kitaplarla birlikte bulduğu alfabe de ortadan yok olmuştur. Cemal Süreya bunun üzerine "Kısa Türkiye Tarihi IV" şiirini yazmıştır.

Süreya, 1982'de kalp spazmı geçirmiştir. Sağlık problemi, oğlu Memo'nun annesini alarak Birsen Hanım'la yaşadığı eve taşınmasıyla başlamış ve oğlunun fiziksel şiddetine maruz kalarak bunalımın eşiğine gelmiştir. Kendini içkiye vermeye başlayan Süreya, 6 Ocak 1990'da kalp krizi geçirmiştir. 8 Ocak 1990'daki Gazeteciler Cemiyeti'ndeki son hâli, Muzaffer Buyrukçu tarafından "bitkin, zayıflamış ve tam bir moral çöküntüsü içinde" şeklinde aktarılmıştır. Gece evinde rahatsızlanan Süreya, önce Haydarpaşa Göğüs Hastanesine, ardından Numune Hastanesi Acil Servisine götürülmüş, fakat 9 Ocak 1990 Salı günü şeker komasından ölmüştür. Cenazesi, 10 Ocak 1990 günü Şişli Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, amcası Memo'nun yattığı Kulaksız Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir.

Cemal Süreya, İkinci Yeni hareketinin şairlerinden biridir. İlkokul sıralarında Ali cenkleri ile birtakım dinî içerikli eserleri okumuş ve dergi çalışmaları yapmıştır. Şairliğe ilk adımını, ortaokul arkadaşı ve sonradan eşi olan Seniha Hanım'a yazdığı şiirler oluşturmaktadır. Lisedeyken divan edebiyatıyla ilgilenen şair, Osmanlı Türkçesini kendi kendine öğrenmiş ve şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır. İlk şiiri "Şarkısı-Beyaz"ı, 8 Ocak 1953 tarihli Mülkiye dergisinde yayımlamıştır. Derginin Nisan 1953 sayısında "Di Gel", Mayıs 1953 sayısında "Çıkmaz Sinir" yer almıştır. Ayrıca Asır, Yeditepe, Yenilik dergilerine de şiirler göndermeye başlamıştır. Şairlik duygusunu yaratan ilk etken, annesinin ona anlattığı Kerem ile Aslı hikâyesi, ikinci etken de Ali cenkleri ve Köroğlu kitaplarıdır. Başlarda Garip hareketine ilgi duymayan Süreya'nın yeni şiire ilgisi Ahmet Muhip Dıranas'ın "Kar" şiiriyle başlamıştır. Yeni şiire yönelmesi Dıranas ve Özdemir Asaf'a olan ilgisiyle gelişmiştir. Süreya'yı şöhrete kavuşturan şiir Yeditepe dergisinde Haziran 1954'te yayımlanan "Gül" şiiridir. Eserlerini Yeditepe'nin yanı sıra Şiir Sanatı, Evrim, Yenilik, Şimdilik, Pazar Postası gibi yerlerde yayımlamaya devam etmiştir. Şairin en sık işlediği temalar, aşk, kadın, yalnızlık, sosyal ve siyasal eleştiriler, ölüm, Tanrı düşüncesi, portreler ve manzum poetikadır. Onun şiirlerinin içeriğinde bireyselden sosyal olana doğru bir genişleme mevcuttur. Şiirlerinin çoğunda serbest nazım biçimlerini kullanmıştır. Bunlarla birlikte, divan şiirinden geliştirilen nazım biçimlerini de kullanan şair, halk şiirinden alınan nazım biçimlerine ise fazla rağbet etmemiştir. Şiirlerin büyük bir kısmında da, farklı nazım biçimlerini bir arada kullanmıştır.

Süreya, birden fazla takma ad kullanmıştır. Fakülte dergisi Kazgan'ın yayın kurulu başkanı olmuş ve dergide Cemasef takma adını kullanmıştır. Pazar Postası ve Vatan gazetesindeki yazılarında Osman Mazlum, Ali Fakir, Dr. Suat Hüseyin; Papirüs dergisindeki şiir çevirilerinde Hasan Basri; Mülkiye dergisindeki karikatür ve desenlerinde Charles Suares; Çağrı gazetesinde Suna Gün; Su dergisinde Ali Hakir, Hüseyin Karayazı, Adil Fırat takma adlarını kullanmıştır. Ortaokul ikinci sınıftayken karayollarında çadır bekçiliği yaptığı sıralarda boş vakitlerini hep hayal kurarak geçiren Süreya, o günlerde kendine Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay gibi yazarların adına benzeyecek ve üç isimden oluşacak bir isim arayışına girmiştir. "Cemalettin"i kısaltarak ve yanına sevdiği bir sözcüğü, Süreyya'yı, ekleyerek yeni ismini, Cemal Süreyya Seber'i oluşturmuş; fakat zaman içinde "Seber"den de vazgeçip "Cemal Süreyya"yı kullanmaya başlamıştır. 1956'da yayımlanan "Elma" şiirinin son dizesinde adının bir harfini attığını duyurarak bunun sebebini o tarihlerde belleğine çok güvendiğini, telefon numaralarını bile ezberinde tuttuğunu, bir telefon numarası yüzünden arkadaşıyla bahse tutuştuğu ve kaybettiği şeklinde belirtmiştir. Kaybederse adından bir harf atacağına söz vermiş, iki tane olduğu için de "y"lerin birini feda etmeyi uygun görmüştür.

Cemal Süreya, ilk dergilerini ilkokuldayken sınıfta arkadaşıyla birlikte Yumurcak, Kahkaha, Çocuk Duygusu adlarıyla çıkarmıştır. Ağustos 1960'ta maliye müfettişliği yaptığı dönemde Papirüs dergisinin ilk sayısını yayımlamış, fakat devlet memurluğu yaptığı için Suna Lokman derginin sahibi olarak görünmüştür. İlk sayının baskısında, araya çizgi konmadığı için sayfalar birbirine yapışmış ve böylece yayına ara verilmiştir. Fakat teftiş için çıktığı turneden dönen Süreya; mayıs, haziran ve ağustos-temmuz olmak üzere derginin üç sayısını art arda 1901'de piyasaya sunmuştur. Papirüs, bu dönemde toplam dört sayı olarak yayımlanırken Haziran 1966'da ikinci kez yayımlanmaya başlamış ve Mayıs 1970'e kadar toplam 47 sayı olarak basılmıştır. 12 Mart Muhtırası'nın yayın hayatını durdurması sonrası "aç kalan" Süreya, yeniden memuriyete dönmüştür. Dergi üçüncü ve son dönemini Nisan 1980'de basılmasıyla yaşamış, fakat tek sayı olarak çıktıktan sonra, 12 Eylül Darbesi gerekçesiyle yayınına son verilip tekrar Mart 1981'de bir seçki olarak yayımlanmıştır. Süreya ayrıca Türkiye Yazıları ve Maliye Yazıları'nın yazı kurulunda, Saçak ve Oluşum'un sanat ve kültür yönetmenliğinde bulunmuştur. Süreya şiir kitaplarının yanı sıra deneme, eleştiri, günlük ve antoloji türlerinde de yazmıştır. Ayrıca Fransızcadan kırka yakın kitabı Türkçeye çevirmiştir. Onüç Günün Mektupları (1990) dışında hiçbir yazısı veya şiiri, dergi ve gazetede yayımlanmadan kitaba dönüşmemiştir.

Çocukluğunda halasının oğluyla yazma eskizlerine başlayan Süreya, bunları kimseyle paylaşmamıştır. Üniversite yıllarından itibaren hem şiirlerini, hem de yazılarını çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlatmıştır. Onüç Günün Mektupları (1990) dışında hiçbir yazısı veya şiiri, dergi ve gazetede yayımlanmadan kitaba dönüşmemiştir. 1953-1957 yılları arasında yayımladığı şiirlerden sadece yirmi dokuzuna yer verdiği Üvercinka (1958), Süreya'nın yayımlanan ilk şiir kitabıdır. Yeditepe Yayınları tarafından yayımlanan kitabın sonraki basımlarında "Şiir", "Sürek Avı" ve "Gazel" başlıklı şiirleri de eklenerek kitapta otuz iki şiir yer edinmiştir. Bu dönemde yazılan "Şarkısı-Beyaz", "Hafta Sekiz", "Di Gel", "Çıkmaz Sinir", "Ölmüştük", "Şiir", "Yüzükoyun", "Aşktan İndim İncire","Eski Kadınlar", "Piyale, "Gölge Oyunu" ve "Kesik" kitapta yer almamıştır. Kitabın adı, eşiyle arası problemli olan Süreya'nın Eskişehir Vergi Dairesi'nde tanışıp bir süre beraber olduğu kadından gelmektedir.

Yazdığı kitaplarla 1959'da Yeditepe Şiir Armağanı (Üvercinka), 1966'da Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü (Göçebe) ve 1988'de Necatigil Şiir Ödülü (Sıcak Nal ile Güz Bitigi) kazanmıştır. Kitap-lık dergisinin Türkiye'nin kuruluşunun 75. yıldönümü sebebiyle 1998'de hazırladığı "75 Yılda 75 Kitap listesi"nde iki kitabıyla (Üvercinka ve Sevda Sözleri) yer almıştır. Ayrıca çocuklar için ele aldığı yazılardan oluşan ve daha sonra kitaplaştırılan Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan 100 temel eser listesinde 30. sırada yer almıştır. Nisan 1965'te de Yayınları tarafından on yedi şiirlik bir kitap olarak piyasaya sürülen Göçebe isimli kitabı yayımlandıktan bir yıl sonra Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü'nü almıştır.

1991'den itibaren Cemal Süreya Kültür ve Sanat Derneği tarafından Cemal Süreya Şiir Ödülü verilmektedir. Süreya'nın ölümünden sonra 1997'de YKY tarafından Süreya'nın çeşitli dergi, gazete ve radyolarda yaptığı konuşmalarının ve soruşturmalarının Nursel Duruel tarafından hazırlanıp bir araya getirildiği bir kitap olan "Güvercin Curnatası" yayımlanmıştır.

ESERLERİ:
Şiir:
Üvercinka (1958)
Göçebe (1965)
Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973)
Uçurumda Açan (1984; Sevda Sözleri içinde)
Sıcak Nal (1988)
Güz Bitigi (1988)
Sevda Sözleri (1990; bütün şiirleri)
Düzyazı:
Şapkam Dolu Çiçekle (1976)
Günübirlikler (1982)
Onüç Günün Mektupları (1990)
Günler (1991)
99 Yüz İzdüşümler/Söz Senaryosu (1991)
Aydınlık Yazıları/Paçal (1992)
Oluşum'da Cemal Süreya (1992)
Folklor Şiire Düşman (1992)
Papirüs'ten Başyazılar (1992)
Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi (1993)
Antoloji:
Mülkiyeli Şairler (1966)
100 Aşk Şiiri (1967)
Söyleşi:
Güvercin Curnatası (1997)
Dergi:
Papirüs

Sizlerle en çok sevdiğim şiirlerinden ikisini paylaşarak değerli insanı anmak istiyorum. Ruhu şad olsun.

AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı


Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik


Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.

#CemalSüreya


8.10 VAPURU

Sesinde ne var biliyor musun
Bir bahçenin ortası var
Mavi ipek kış çiçeği
Sigara içmek için
Üst kata çıkıyorsun


Sesinde ne var biliyor musun
Uykusuz Türkçe var
İşinden memnun değilsin
Bu kenti sevmiyorsun
Bir adam gazetesini katlar


Sesinde ne var biliyor musun
Eski öpüşler var
Banyonun buzlu camı
Birkaç gün görünmedin
Okul şarkıları var


Sesinde ne var biliyor musun
Ev dağınıklığı var
İkide bir elini başına götürüp
Rüzgarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun.


Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar


Sesinde ne var biliyor musun
Söylenmemiş sözcükler var


#CemalSüreya


Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Dörtyol'un Kurtuluş Günü:
9 Ocak 1922 tarihi Hatay ilinin Dörtyol ilçesinin Türk ordusu tarafından Fransız işgalinden kurtarıldığı tarihtir. Dörtyol ilçesinin 99. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

9 Ocak 475 - Bizans İmparatoru Zeno, Başkent Konstantinopolis'i terkederek Antioch'a (Antakya) kaçmaya zorlandı, böylelikle birinci saltanatı sona ermiş oldu.
9 Ocak 1788 - Connecticut, Amerika Birleşik Devletleri Anayasasını onaylayan 5. eyalet oldu.
9 Ocak 1792 - Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında 5 yıllık savaşın ardından, Yaş Antlaşması imzalandı.
9 Ocak 1839 - Fransız Bilimler Akademisi, Daguerreotype adı verilen bir fotoğrafçılık işlemini duyurdu.
9 Ocak 1853 - Osmanlı İmparatorluğu için "hasta adam" tabiri ilk kez Rus Çarı I. Nikolay tarafından kullanıldı.
9 Ocak 1861 - Mississippi, Birleşik Devletlerden ayrıldı.
9 Ocak 1900 - Mısır'da Kahire demiryolu tamamlandı ve ilk tren hizmete girdi.
9 Ocak 1900 - İtalya'da Lazio takımı kuruldu.
9 Ocak 1905 - Moskova'da Kışlık Saray'a yürüyen işçilerin üzerine ateş açıldı.
9 Ocak 1916 - Seddülbahir Muharebeleri bitti.
9 Ocak 1916 - İngilizler'in Gelibolu Yarımadası'ndan çekilip gitmeleri üzerine, sabah 08.45'te Alçıtepe'den Başkomutanlık Vekaleti'ne telgraf çeken 5. Ordu Komutanı Mareşal Otto Liman von Sanders, "Tanrı'ya şükür Gelibolu Yarımadası tamamen düşmandan temizlenmiştir. Diğer ayrıntılar ayrıca sunulacaktır" dedi.
9 Ocak 1920 - Kuvâ-yi Milliye komutanlarından Yahya Kaptan, Gebze'de İstanbul Hükümeti'nin adamlarınca öldürüldü.
9 Ocak 1921 - Birinci İnönü Muharebesi başladı.
9 Ocak 1922 - Hatay'ın Dörtyol ilçesi Fransız işgalinden kurtuldu. (İtilaf güçlerine karşı "ilk kurşun" Dörtyol'un Karakese beldesinde Ömer Hoca'nın oğlu Kara Mehmet tarafından 19 Aralık 1918 tarihinde atılmıştır.)
9 Ocak 1926 - Piyango çekilişinin yalnızca Tayyare Cemiyeti'ne ait olduğuna ilişkin kanun kabul edildi.
9 Ocak 1936 - Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Atatürk'ün de katıldığı bir törenle öğrenime başladı. Törende konuşan Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan "Çürümüş görünen dünya kültürünü yeniden yaratacak olan Türk çocuklarıdır" dedi.
9 Ocak 1937 - Josef Stalin'in sürgüne gönderdiği Lev Troçki, Meksika'ya gitti.
9 Ocak 1937 - İstanbul Tramvay Şirketi, talebelerin ucuz seyahat etmeleri için paso verdi. Pasolar talebelerin ikamet mıntıkalarıyla, mekteplerinin bulunduğu bölge arasındaki seferlerde geçerli oldu.
9 Ocak 1942 - Türk Tarih Kurumu Ziya Gökalp'in bütün eserlerinin yayımlanmasına, Türk Dil Kurumu da yeni bir Kur'an çevirisine karar verdi.
9 Ocak 1949 - Türkiye'nin 7. Başbakanı Hasan Saka görevinden çekildi.
9 Ocak 1951 - Birleşmiş Milletler genel merkezi açıldı.
9 Ocak 1951 - Washington Capitols kulübü kapatıldı.
9 Ocak 1955 - Devlet Operası sopranosu Leyla Gencer, temsiller vermek üzere İtalya'ya gitti.
9 Ocak 1957 - Birleşik Krallık Başbakanı Anthony Eden, sağlık nedenleriyle istifa etti.
9 Ocak 1964 - Panama Kanalı bölgesinde çıkan Amerikan karşıtı gösterilerde, 21 Panamalı ve 3 Amerikan askeri öldü.
9 Ocak 1964 - ATAŞ Rafinerisi'ndeki grev, "millî güvenliği bozucu" nitelikte olduğu gerekçesiyle Bakanlar Kurulu tarafından 1 ay süreyle ertelendi.
9 Ocak 1966 - 800 kişilik ilk işçi kafilesi Almanya'ya hareket etti.
9 Ocak 1968 - Surveyor 7 adlı uzay aracı ay yüzeyine yumuşak iniş yaptı. Bu yolculuk Amerikalıların insansız ay yüzeyi araştırmalarının sonuncusu oldu.
9 Ocak 1968 - Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi'nde bir köpeğin kalbi değiştirildi. Ameliyattan kırk dakika sonra bakım güçlüğü nedeniyle köpek "uyutuldu".
9 Ocak 1968 - Meksiko tarihinde bilinen ilk ve son kez kar yağışı gözlendi, yağış 2 gün daha devam etti.
9 Ocak 1969 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) bir ay süreyle tatil edildi. 6 Ocak günü üniversitede Amerikan Büyükelçisi Robert Komer'in makam otomobili öğrenciler tarafından yakılmıştı.
9 Ocak 1969 - Ses hızını aşan ilk yolcu uçağı Concorde, deneme uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.
9 Ocak 1970 - Birleşik Krallık'ta yapılan açıklamaya göre, bir hafta içinde Hong Kong gribinden 2850 kişi öldü.
9 Ocak 1972 - RMS Queen Elizabeth yolcu gemisi, Hong Kong'un Victoria Limanı'nda çıkan bir yangın sonucu yarı batık halde kaldı. Bu enkaz 1974 yılında bir James Bond filmi olan Altın Tabancalı Adam'da dekor ve plato olarak kullanıldı.
9 Ocak 1978 - Akaryakıt sıkıntısı had safhada; akaryakıtı biten hastaneler hasta kabul etmemeye ve yatan hastaları taburcu etmeye başladılar.
9 Ocak 1978 - Bir günde 14 yer bombalandı. İstanbul'da 5, Ankara'da 7, Trabzon ve Afşin'de de birer yere atılan bombalar hasara yol açtı.
9 Ocak 1978 - İstanbul'da Çapa Tıp Fakültesi şiddetli soğuk nedeniyle tatil edildi.
9 Ocak 1978 - TEKEL Genel Müdür Vekili Esat Gühan görevden alındı, yerine vekaleten Orhan Özet getirildi.
9 Ocak 1979 - Ankara'da iki tren çarpıştı. Çoğu işçi ve öğrenci olan 32 kişi öldü.
9 Ocak 1979 - Yeşilköy Havalimanı'nda kanlı baskını gerçekleştirdikten sonra müebbet hapse mahkûm olan Muhammed Reşit ve Mehdi Muhammed adlı iki Filistinli gerilla, Sağmalcılar Cezaevi'nden kaçtı.
9 Ocak 1979 - Ege Kıta Sahanlığı görüşmeleri, Viyana'da büyük bir gizlilik içinde başladı.
9 Ocak 1984 - Yargıtay bir karar verdi; emekli işçiye verilen altın madalyanın bedeli, kıdem tazminatından düşülecek.
9 Ocak 1986 - Polaroid'in açtığı patent davalarını kaybeden Kodak firması, anında fotoğraf veren kamera (instant camera) işine son vermek zorunda kaldı.
9 Ocak 1987 - Yargıtay, Milliyetçi Hareket Partisi'nin Alparslan Türkeş'in üzerinde bulunan mal varlığının Hazine'ye devrine karar verdi.
9 Ocak 1991 - Toplu taşıma araçlarında sigara içilmesi ve tütün mamullerinin reklamının yapılması yasaklandı.
9 Ocak 1992 - Karadzic liderliğinde Bosnalı Sırplar, “Bosna Hersek Sırp Cumhuriyeti”ni kurduklarını açıkladılar.
9 Ocak 1995 - Güner Ümit'in, İnter Star'da yayınlanan "Süper Turnike" programında, Alevilerde "ensest" olduğunu ima eden sözleri üzerine, Aleviler iki gün boyunca televizyon önünde gösteri yaptı. İki günün sonunda programın yayından kaldırılacağı açıklandı.
9 Ocak 1996 - Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe'nin cesedi Eyüp Spor Salonu'nun yakınındaki arsada bulundu. Gazeteci Metin Göktepe bir gün önce görevini yaparken polisçe engellenmiş ve gözaltına alınmıştı.
9 Ocak 1996 - Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabancı, Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe, Sabancı Center'da vurularak öldürüldü. Olayı DHKP/C örgütü üstlendi.
9 Ocak 1997 - Başbakanlık Kriz Yönetimi Merkezi yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmelik, kriz hallerinde kimi yürütme yetkilerini Genelkurmay Genel Sekreterliği'ne veriyor.
9 Ocak 2003 - İkinci Afrika Sosyal Forumu sona erdi.
9 Ocak 2003 - Aile mahkemeleri kuruldu.
9 Ocak 2005 - Mahmud Abbas, Filistin Devlet Başkanlığına seçildi.
9 Ocak 2007 - Merkez üssü Özbekistan'ın Başkenti Taşkent'in 200 kilometre güneydoğusu olan, 8 şiddetinde deprem meydana geldi.
9 Ocak 2007 - Adana'dan Irak'a giden, içinde Türk işçilerinin bulunduğu, Moldova'lı bir şirkete ait Antonov tipi bir uçak, Bağdat'ın Beled Havaalanı pistine 200 metre kala düştü: 34 kişi öldü.
9 Ocak 2009 - Nâzım Hikmet'in Türk vatandaşlığından çıkarılmasına ilişkin 1951 yılındaki Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükten kaldırıldı.
9 Ocak 2011 - Iran Air'e ait 277 sefer sayılı uçuşu Urmiye yakınlarında düştü. 72 kişi hayatını kaybetti.
9 Ocak 2011 - Güney Sudan'da bağımsızlık referandumu yapıldı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

9 Ocak 1590 - Simon Vouet, Fransız ressam ve dekoratör (ö. 1649)
9 Ocak 1715 - Robert-François Damiens, Fransız suikastçi (Fransa Kralı XV. Louis'ye başarısız suikast girişiminde bulunan) (ö. 1757)
9 Ocak 1778 - Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi, Besteci (ö. 1846)
9 Ocak 1835 - İvasaki Yataro, Japon finansör ve Mitsubishi'nin kurucusu (ö. 1885)
9 Ocak 1868 - Søren Sørensen, Danimarkalıı biyokimyacı (ö. 1939)
9 Ocak 1878 - John B. Watson, Amerikalı psikolog (ö. 1958)
9 Ocak 1881 - Lascelles Abercrombie, İngiliz şair ve edebiyat eleştirmeni (ö. 1938)
9 Ocak 1890 - Karel Capek, Çek romancı, kısa öykü, oyun ve deneme yazarı (ö. 1938)
9 Ocak 1890 - Kurt Tucholsky, Alman gazeteci ve yazar (ö. 1935)
9 Ocak 1900 - Fahrettin Kerim Gökay, Bürokrat ve siyasetçi (İstanbul Valisi ve Belediye Başkanlarından) (ö. 1987)
9 Ocak 1901 - Chic Young, Amerikalı çizer (ö. 1973)
9 Ocak 1902 - Stanisław Wojciech Mrozowski, Polonyalı fizikçi (ö. 1999)
9 Ocak 1908 - Glyn Smallwood Jones, Britanyalı siyasetçi (ö. 1992)
9 Ocak 1908 - Simone de Beauvoir, Fransız yazar ve feminist (varoluşçuluk akımını edebiyatta sürdüren) (ö. 1986)
9 Ocak 1911 - Gypsy Rose Lee, Amerikalı striptiz sanatçısı (ö. 1970)
9 Ocak 1913 - Richard Milhous Nixon, Amerikalı siyasetçi ve Amerika Birleşik Devletleri'nin 37. Başkanı (ö. 1994)
9 Ocak 1914 - Kenny Clarke, Amerikalı caz davulcusu (ö. 1985)
9 Ocak 1917 - Cahit Külebi, Şair (ö. 1997)
9 Ocak 1918 - Hikmet Tanyu, Akademisyen, şair ve yazar (ö. 1992)
9 Ocak 1922 - Ahmed Sékou Touré, Gine Cumhuriyeti'nin ilk Devlet Başkanı (ö. 1984)
9 Ocak 1922 - Har Gobind Khorana, Amerikalı moleküler biyolog (ö. 2011)
9 Ocak 1925 - Lee Van Cleef, Amerikalı oyuncu (ö. 1989)
9 Ocak 1928 - Domenico Modugno, İtalyan şarkıcı ve söz yazarı (ö. 1994)
9 Ocak 1933 - Wilbur Smith, Rodezyalı yazar.
9 Ocak 1937 - Klaus Schlesinger, Alman yazar ve gazeteci (ö. 2001)
9 Ocak 1940 - Sergio Cragnotti, İtalyan spor adamı.
9 Ocak 1941 - Joan Baez, Amerikalı folk şarkıcı (1960'larda gençliğin Amerikan halk müziğine ilgisini çeken şarkıcı ve siyasal eylemci)
9 Ocak 1942 - Adnan Keskin, Siyasetçi.
9 Ocak 1944 - Jimmy Page, İngiliz müzisyen ve Led Zeppelin grubunun gitaristi.
9 Ocak 1944 - Yusuf Kenan Doğan, Siyasetçi (ö. 2015)
9 Ocak 1945 - Levon Ter-Petrosyan, Ermenistan'ın ilk Cumhurbaşkanı.
9 Ocak 1948 - Jan Tomaszewski, Polonyalı eski kaleci.
9 Ocak 1950 - Alec Jeffreys, İngiliz genetikçi.
9 Ocak 1950 - Mevlüt Çetinkaya, Bürokrat.
9 Ocak 1951 - Michel Barnier, Fransız siyasetçi.
9 Ocak 1954 - Mirza Delibašić, Bosnalı basketbolcu (ö. 2001)
9 Ocak 1955 - J. K. Simmons, Amerikalı aktör ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Akademi Ödülü sahibi.
9 Ocak 1955 - Mehmet Müezzinoğlu, Türk hekim, siyasetçi ve eski Bakan.
9 Ocak 1956 - Imelda Staunton, İngiliz oyuncu.
9 Ocak 1958 - Mehmet Ali Ağca, Papa ve Abdi İpekçi suikastlerinin sanığı.
9 Ocak 1960 - Mübeccel Vardar, Tiyatro ve sinema oyuncusu (ö. 2006)
9 Ocak 1965 - Haddaway, Trinidad asıllı pop şarkıcısı.
9 Ocak 1968 - İskender Iğdır, Dağcı (ö. 2000)
9 Ocak 1968 - Joey Lauren Adams, Amerikalı oyuncu.
9 Ocak 1970 - Lara Fabian, Belçikalı şarkıcı.
9 Ocak 1977 - Scoonie Penn, Amerikalı basketbolcu.
9 Ocak 1978 - Alpay Kemal Atalan, Oyuncu.
9 Ocak 1978 - Esra İçöz, Türk Sanat Müziği şarkıcısı.
9 Ocak 1982 - Kate Middleton, Cambridge Dükü Prens William'ın eşi.
9 Ocak 1984 - Engin Nurşani, Türk Sanat Müziği şarkıcısı (ö. 2020)
9 Ocak 1985 - Sinem Öztürk, Oyuncu ve sunucu.
9 Ocak 1989 - Michaëlla Krajicek, Hollandalı tenisçi.
9 Ocak 1991 - Can Maxim Mutaf, Türk basketbolcu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

9 Ocak 1852 - Mirza Taki Han, İran Başbakanı (d. 1807)
9 Ocak 1854 - Almeida Garrett, Portekizli şair, oyun yazarı, romancı ve siyasetçi (d. 1799)
9 Ocak 1873 - III. Napolyon, Fransa İmparatoru (d. 1808)
9 Ocak 1878 - II. Vittorio Emanuele, Sardinya Krallığı'nın Kralı (d. 1820)
9 Ocak 1907 - Muzaffereddin Şah, İran Şahı (d. 1853)
9 Ocak 1918 - Charles-Émile Reynaud, Fransız fen öğretmeni ve mucit (d. 1844)
9 Ocak 1927 - Houston Stewart Chamberlain, İngiliz yazar ve filozof (d. 1855)
9 Ocak 1933 - Daphne Akhurst, Avustralyalı tenisçi (d. 1903)
9 Ocak 1936 - John Gilbert, Amerikalı aktör (d. 1899)
9 Ocak 1940 - Ali Rıza Arıbaş, Siyasetçi (d. 1882)
9 Ocak 1945 - Osman Cemal Kaygılı, Yazar (d. 1890)
9 Ocak 1947 - Karl Mannheim, Alman sosyolog (d. 1893)
9 Ocak 1947 - Yusuf Ziya Zarbun, Siyasetçi (d. 1877)
9 Ocak 1951 - Ahmet Hamdi Akseki, Din bilgini ve Diyanet İşleri'nin 3. Başkanı (d. 1887)
9 Ocak 1957 - Hamdi Çelen, Siyasetçi (d. 1892)
9 Ocak 1961 - Emily Greene Balch, Amerikalı ekonomist ve yazar (d. 1867)
9 Ocak 1963 - Fridolin von Senger und Etterlin, Nazi Almanyası generali (d. 1891)
9 Ocak 1964 - Halide Edip Adıvar, Yazar (d. 1884)
9 Ocak 1968 - Avni Yukaruç, Siyasetçi (d. 1893)
9 Ocak 1975 - Pierre Fresnay, Fransız aktör (d. 1897)
9 Ocak 1979 - Pier Luigi Nervi, İtalyan inşaat mühendisi (d. 1891)
9 Ocak 1980 - Naim Erem, Siyasetçi (d. 1894)
9 Ocak 1982 - Hürrem Müftügil, Siyasetçi (d. 1898)
9 Ocak 1982 - Nurullah Berk, Ressam ve yazar (d. 1906)
9 Ocak 1984 - Alp Zeki Heper, Yönetmen (d. 1939)
9 Ocak 1990 - Cemal Süreya, Şair (d. 1931)
9 Ocak 1992 - Bill Naughton, İngiliz oyun yazarı (d. 1910)
9 Ocak 1995 - Peter Cook, İngiliz oyuncu, varyete sanatçısı ve yazar (d. 1937)
9 Ocak 1995 - Souphanouvong, Laos'un ilk Cumhurbaşkanı (d. 1909)
9 Ocak 1996 - Özdemir Sabancı, İş adamı (d. 1941)
9 Ocak 2001 - Yusuf Bozkurt Özal, Siyasetçi (d. 1940)
9 Ocak 2009 - Irène Mélikoff, Rus ve Azeri asıllı Fransız Türkolog (d. 1917)
9 Ocak 2010 - Saltuk Kaplangı, Tiyatro ve sinema oyuncusu (d. 1932)
9 Ocak 2012 - Malam Bacai Sanhá, Gine Bissau Cumhurbaşkanı (d. 1947)
9 Ocak 2013 - James M. Buchanan, Amerikalı iktisatçı (d. 1919)
9 Ocak 2013 - Vivian Brown, San Francisco ikizlerinden biri (d. 1927)
9 Ocak 2014 - Amiri Baraka, Afrikalı-Amerikan yazar, şair ve aktivist (d. 1934)
9 Ocak 2014 - Dale T. Mortensen, Amerikalı ekonomist (d. 1939)
9 Ocak 2014 - Erdal Alantar, Ressam (d. 1932)
9 Ocak 2014 - Lorella De Luca, İtalyan sinema ve dizi oyuncusu (d. 1940)
9 Ocak 2015 - Amedy Coulibaly, Fransız suçlu (d. 1982)
9 Ocak 2015 - Brian Friel, İrlandalı çevirmen ve oyun yazarı (d. 1929)
9 Ocak 2015 - Roy Tarpley, Amerikalı profesyonel basketbolcu (d. 1964)
9 Ocak 2015 - Samuel Goldwyn, Amerikalı film yönetmeni (d. 1926)
9 Ocak 2016 - Bircan Pullukçuoğlu, Müzisyen (d. 1948)
9 Ocak 2016 - Cielito del Mundo, Filipinli şarkıcı ve oyuncu (d. 1935)
9 Ocak 2016 - Maria Teresa de Filippis, İtalyan otomobil yarışçısı (d. 1926)
9 Ocak 2016 - Zelimhan Yakub, Azerbaycanlı şair ve siyasetçi (d. 1950)
9 Ocak 2018 - Yılmaz Onay, Yazar, yönetmen ve çevirmen (d. 1937)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve keyifli bir hafta sonu diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Cumartesi.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?