Covid-19 Aşısının uygulanması zorunlu tutulabilir mi?

Geçtiğimiz haftalarda, Türk profesörler Uğur Şahin ve Özlem Türeci çiftinin kurucusu olduğu Alman BioNTech firması tarafından covid-19 virüsüne karşı aşı geliştirildiği duyurulmuştur.

Covid-19 aşısının klinik denemeleri sonucunda, aşının %95 ‘ten fazla koruma sağladığı açıklanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü ise yeni yılın ilk gününde BioNTech firmasının ürettiği bu aşıya, acil kullanım onayı verdiğini açıklamış bulunmaktadır.

Acil kullanım onayı ise, aşıyla ilgili henüz tüm güvenlik kriterleri sonuçlanmadan vatandaşlara uygulanabilmesi anlamına gelmektedir.

Ülkemizde, Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği'ne eklenen "Acil Kullanım Onayı (AKO)" hükmünün, 18 Aralık 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile, aşılar için belirtilen veriler sağlanıncaya kadar vatandaşlara uygulanabilmesinin yolu açılmıştır.

Ancak bu yöntemin istisnai olarak, sadece acil durumlarda vatandaşlara uygulanabileceğini belirtmekle birlikte, asıl olanın “aşının Halk Sağlığı Laboratuvarları’nda 14 günlük inceleme süresi bitmeden uygulanmaması” olduğunu ifade etmek isteriz.

31 Aralık 2020 tarihinde Türkiye’ye gelen aşının, vatandaşlara zorunlu olarak uygulanıp uygulanmayacağı ise ayrı bir tartışma konusu yaratmıştır. Zira aşının zorunlu tutulması hukuki olarak da sorunlara neden olabilmektedir.

Burada; bir yanda ‘ salgın hastalıkla mücadele etmek için zorunlu aşı uygulaması’ bulunuyorken, diğer yanda ‘bireysel hak ve özgürlükler ile vücut dokunulmazlığı’ bulunmaktadır.

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda hastalık ve/veya salgın hastalık halinde, hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbiki uygulanacağı açıkça belirtilmiş olup, madde hükmünde hangi hastalıkların salgın hastalık sayılacağı da tek tek sayılmıştır.

Buna göre; “Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi - paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı) - bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), çocuk felci, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalığı” salgın hastalıklardır.

Görüldüğü üzere covid-19 hastalığı, hali hazırda Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda salgın hastalık olarak sayılmamaktadır. Bu kapsamda, covid-19 aşısının gönüllülük durumu hariç olmak üzere, insanlara zorunlu olarak yapılabilmesi mevcut kanunlarımıza göre mümkün değildir.

Keza, “Vücut bütünlüğü” anayasamızda koruma altına alınmış olup, Anayasamızın 17/2 maddesi, “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” hükmünü amirdir.

Kaldı ki, son yıllarda aşı karşıtlığı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de revaçtadır. Örneğin Türkiye’de tüm çocuklar, bir yaşından itibaren Aşı Komisyonunun öngördüğü kızamık aşılarını yaptırmak zorundadır. Birçok aile ise, çocuklarına zorunlu aşı yapılmasını reddetmekte olup; zorunlu aşıların uygulanması ana baba tarafından kabul edilmediği halde bu hususta Mahkemece sağlık tedbiri uygulanmasına karar verilmesi nedeniyle, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

Anayasa Mahkemesi bu konuda, “başvurucunun maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine” karar vermiş ise de verilen bu kararda karşı oy bulunmaktadır. Karşı oy da ise, çocuğun üstün yararı gözetildiğinde sağlığının korunması için ana babanın rızasının gerekmediği belirtilmekle birlikte, ana babanın haklı neden sunmaksızın rıza göstermemesi halinin, hukuka ve toplum sağlığına aykırı olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.

Bu kapsamda Türkiye’de zorunlu aşıların uygulamasında dahi sorunların yaşandığı görülmekle birlikte, mevcut kanunlarımıza göre zorunlu olmayan covid-19 aşısının vatandaşlara sadece gönüllülük esasına dayalı olarak uygulanabileceğini açıkça ifade etmek isteriz.

Covid-19 aşısının Türkiye’de zorunlu hale getirilebilmesi için öncelikle, aşının herkese yapılabilmesiyle ilgili kanuni bir düzenleme yapılmalı ve bu kanuni düzenlemede covid-19 aşısı açıkça zorunlu aşılar kapsamına alınmalıdır.

Av. Çiler Nazife Koşar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?