Savaş, Cehalet ve Yoksunluk

Savaş kelimesini okuduğunuzda aklınıza ne geliyor bilmiyorum ama neresinden baktığınıza göre şekil değiştirdiğini biliyorum, ispat edebilirim.

Kazananı olmayan bir eylem desem, aklınızda kaybedilen canlar gelecek ve kötü sahnelerden oluşan bir film.

Covid-19’a karşı ön cephelerde savaşan sağlık çalışanlarımız desem bunun bir metafor olduğunu göreceksiniz, gerekliliğini ve ciddiyetini belki de tehlikelerini düşüneceksiniz.

Cehalete karşı verdiğimiz savaşta ne durumdayız peki? Hiç araştırma yapmadan, içinizden geçenleri merak ediyorum. Ne düşünüyorsunuz?

Bir başka sahne getirmek istiyorum gözlerinizin önüne,

Televizyonda birden yayın kesilir, tüm kanallarda, radyolarda aynı anons;

-Eli silah tutan herkes cepheye!

Sizce de eli kalem tutan herkesin bu savaşa destek olması gerekmiyor mu? Sen, Ben, Arkadaşın, tanıdığın, komşun, yani herkesin bu savaşa destek olmaya gücü yok mu?

Yaşadığımız yoksunlukların temel sebebiyle yani cahillikle mücadele etmemiz gerekmiyor mu?

Bu soruların sorulup, yeter artık denilen ve farkındalık yaşanan bazı kritik anlar olur insanların hayatında, ben size kendi kırılma noktamı anlatmak istiyorum, belki sizin kırılma noktanıza destek olmak istiyorum.

Yapay zeka alanında çalışmalar yaparken bilgisayara bir şeyler öğrettiğimiz bir evreden geçiyordum. Nasıl öğreteceğimi öğrenmeye çalışırken acaba ben nasıl öğreniyorum? İnsanlar nasıl öğrenir ? soruları aklımda belirmeye başladı. Merak ya araştırmaya, öğrenmeye ve test etmeye başladım. Nasıl öğrendiğimi hiç bu farkındalıkla incelememiştim.

Alaaddin’in sihirli lambasını bulduğumu fark etmem uzun sürmedi, bu lambanın bir farkı vardı tabi, Sihirli lambadan bir cin çıkar ve 3 dilek hakkı verir. ”Dile benden ne dilersen...” Her şeyi dileyebilirsin... peki ya daha fazla dilek hakkı dileyebilir misin?

Öğrenmeyi öğrenmek işte böyle bir hazineydi. Herkesin bu hazineye sahip olabiliyor olması ise bu hazinenin aslında en değerli yanı diye düşünüyorum.

Şimdi sizleri savaş alanında bir gezintiye çıkaracağım. Cehalete karşı verdiğimiz bu savaşta, en ön cephede kimler var? Aklına öğretmenler gelenler için onlar subaylarımız, ben erlerimizden bahsediyorum, öğrenciler. Bu savaşa katkıda bulunmak istiyorsanız önce öğrencileri anlamanız gerekiyor, aradan belki yıllar geçti ama aslında çok zor değil, son zamanlarda hiç bir eğitime katıldınız mı? Bir şey öğrenmeyi denediniz mi?

Size hem bu savaşa katkıda bulunmanızı sağlayacak hem de en değerli hazinenizi bulmanızı sağlayacak bir önerim var. Bir şey öğrenecekseniz eğer lütfen öğrenmeyi öğrenin ve bir şey öğretecekseniz eğer öğrenmeyi öğretin.

İnsan nasıl öğrenir diye araştırdım demiştim ya, görerek öğreniyoruz genellikle, rol modellerimiz oluyor taklit ederek öğreniyoruz. Sadece öğrenerek etrafınızdaki insanlara da öğrenmeyi öğretme şansınız olduğundan bahsediyorum. Bu savaşa öğrenerek, araştırarak, okuyarak destek olabilirsiniz. Ve öğrendiklerinizi, öğrendiğinizi göstermekten çekinmeyin.

Okur-Yazar oranı diye bir tanım var bildiğiniz üzere, en son ne zaman yazdınız? Kimse annesinin karnından kağıt kalem ile doğmadı ya, çok geç değil okumaya, yazmaya yeniden başlayabilirsiniz. Kimseye yazamıyorsanız bana yazın mesela, neyi öğrenmek isterdiniz onu yazın, nasıl öğrendiniz onu yazın, bir hikaye yazın, içinizden geleni yazın. Öğrenin, öğretin ki bu cehaletten ve yoksunluktan kurtulalım artık.

Öğrenmeyi öğrenin demişken bu işin püf noktalarına değinmeden olmaz, detaylı bir yol haritasını bulmak için yazılarımı takip edebilirsiniz ama bir yol var ki hepsinden öte,

Küçük bir çocuk en çok ne yapar? O çocuk ki hayatının küçücük döneminde milyonlarca şey öğreniyor, en iyi öğrenici onlar değil mi? İzleyin küçük çocukları, göreceksiniz ki defalarca soru sorarlar, defalarca denerler, düşerler, düşerler ve tekrar kalkmayı denerler, işte en temel püf noktası bu merak edin, sorun, deneyin. Göreceksiniz ki öğrenmek içinizdeki çocuğu yeniden canlandıracak.

Fehmi Atican / fehmiatican@gmail.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fehmi Atican - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

05

Erdal Beşer - Teşekkürker,farklı bir yaklaşım. Etkili olur zdiye düşünüyorum.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 30 Aralık 19:10
04

Fmk - Dilerim, bir çok kişinin ufkunu açmaya aracı olur

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Aralık 11:55
01

H.ö. - Çok güzel, ufuk açıcı bir yazı elinize sağlık. Öğrenebilen birey sorgular, haksızlığa karşı çıkar ki bazı toplum yapılarında istenen bir durum değildir bu yüzden eğitim seviyesi kasıtlı olarak düşük seviyelerde tutulmaya çalışılır. Ayrıca büyük veri setlerinde yapay zeka ile çalışırken yüksek kapasiteli bilgisayarlara ihtiyaç duyulmaktadır, insan için bu daha da geçerli bir kavramdır. Düşünmek, algoritma kurmak ve bunu takip etmek vücut için maliyetli bir işlemdir ve tercih edilmeme nedenlerinden biridir.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 27 Aralık 19:42
02

Fehmi Atican - @H.ö. 01 nolu yoruma cevabı: Düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Belirttiğiniz toplum yapılarının oluşması bir "niyet" ürünüdür. Toplumdaki bir birey olarak kendimize düşeni yaparak bu dengeyi değiştirme gücüne sahibiz, Muhtaç olduğumuz kudret, evet damarlarımızdaki asil kanda mevcut. Bunun farkındalığını oluşturmakla bile büyük bir gelişim sergileneceğine inanıyorum.

Ayrıca büyük veri setleri ve insan zihni karşılaştırmanız benim aklımda güzel kapılar araladı, teşekkürler. Bu büyük verileri bilinç altımız olarak düşündüm, elde ettiğimiz sonuçları ise bilinçli zihnimiz olarak düşünüyorum ve kullandığımız algoritmalar ise bu ikisi arasında hangi bilginin su yüzüne çıkacağını değerlendiren bir filtre olarak görebiliriz.

Kullandığımız algoritmaları yeniden programlamanın çok zor olmadığını biliyorum, bir yazımda bu konuyu işleyeceğim. Algıda seçiciliği öğrenme sırasında nasıl kullanabiliriz sorusuna bir cevap sunmak isterim.

Belirttiğiniz gibi vücut için maliyetli bir işlem genellikle tercih edilmez, Akım direnci az olan yerden geçme eğilimindedir. Sadece tek başına beynimiz tüm vücut için tükettiğimiz enerjinin %20-25'ini tüketmekte, bu enerji tüketimini yönlendirme gücüdür öğrenmeyi öğrenmek.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 27 Aralık 22:36


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?