BioNTech'in kurucusu Prof Şahin: Gelecek yazın sonunda hepimizin normal hayata dönme ihtimali var

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Yarın sabah saat 05.00'e kadar tüm Türkiye'de sokağa çıkma yasağı var. (Yasaktan muaf olanlar hariç tabii.)

İçişleri Bakanlığı’nın genelgesine göre:

Market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler bugün 10.00-17.00 saatleri arasında açık olacaktır. Yine belirtilen süre içerisinde marketler ve bakkallar telefonla ya da online olarak aldıkları siparişleri teslim edebileceklerdir.

Lokanta/restoran, pastane ve tatlıcı tarzı işyerleri ise bugün 10.00-24.00 saatleri arasında paket servis faaliyetlerine devam edebileceklerdir.

Ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleri ile bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri açık olacaktır.

Online sipariş firmaları da 10.00-24.00 saatleri arasında siparişleri teslim edebileceklerdir.

Vatandaşlarımız sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan günlerde (Cumartesi-Pazar) 10.00-17.00 saatleri arasında ikametlerine en yakın market, bakkal, manav, kasap, kuruyemişçi ve fırın ya da ekmek satış bayine yürüyerek gidip gelebileceklerdir.

Şimdi biraz gülümseyelim güne başlarken:

Komutan askerleri etrafına toplamış:

-"Size bir soru soracağım. Mantıklı olarak cevaplayan olursa tezkeresini alır, yok cevaplayamazsa altı ay ceza." demiş.

Bütün askerler:

– "Sorun komutanım!" diye bir ağızdan bağırmışlar.

– Peki, sevişmek görev midir, angarya mı?" diye sormuş komutan.

Bütün askerler sus pus. Bu arada komutanın postası:

– "Görevdir komutanım!" demiş.

Komutan:

– "Peki, neden? Açıkla bakalım." demiş postasına.

Posta gülümseyerek cevap vermiş:

– "Angarya olsa bana yaptırırdınız komutanım."

(Posta bu cevapla kesinlikle tezkeresini almıştır, değil mi?)

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Hangi insan, kendisinden başka bir kişi olmaya özenirse, kendisi olarak bile kalamadığı için, hiçbir şey olamaz." demiş Aziz Nesin...

En güzeli kendin gibi olmak.

Taklit sadece taklit edileni yaşatır, sizi değil.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"İyi hatırlamanın temel kuralı iyi öğrenmekten geçer. Bu nedenle çağrıştırıcılar kullanabilirsiniz. Örneğin isim ezberlerken zihninizden lakap uydurabilirsiniz. (Tabii bu lakabın sizde saklı kalması kaydıyla. Sonra o kişiyle aranız bozulmasın.) Örneğin uzun boylu olan Rıza için 'Uzun Rıza' şeklinde ezberlerseniz daha sonra hatırlamanız daha kolay olacaktır."

Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Kirpi suda batmaz."mış.

Ne işinize yarayacaksa artık bu bilgi.

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

AİHM kararı sonrası Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) verdiği "derhal tahliye" kararının ardından avukatları Selahattin Demirtaş hakkında tahliye talebinde bulunmuştu. Başvuruyu değerlendiren Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği, Demirtaş'ın "hukuki durumunda bir değişiklik bulunmadığı"nı gerekçe göstererek tahliye talebini reddetti ve Demirtaş'ın tutukluluğunun devamına hükmetti.

Sadece arabası olanları ilgilendirmiyor: 'Derhal iptal edin' çağrısı

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan Otopark Yönetmeliği'nin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Açılamada, "Yürürlükteki otopark yönetmeliği gibi, yeni hazırlanan otopark yönetmeliği de uygulama güçlükleri ortaya çıkaracağı görüldüğünden defalarca ertelenmiştir. Nitekim, otopark ihtiyacını imar parseli içinde çözümlenmeye iten ve ülkenin her yerinde aynı kurallarla uygulanması öngörülen yönetmeliğin bir ilin kendi içindeki ilçelerinde dahi pek çok farklılık mevcutken, ülkenin her yerinde aynı koşulların uygulanmasının mümkün olmadığı açıktır" denildi. Defalarca ertelenen otopark yönetmeliği için, "ertelemek yetmez iptal edin" talebi dile getirildi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

UYGULANAMAYACAĞI AŞİKÂR OLAN VE DEFALARCA ERTELENEN OTOPARK YÖNETMELİĞİ İPTAL EDİLMELİDİR

İktidarın, başta imar ve şehircilik alanında olmak üzere yapmış olduğu yönetmelik değişikleri, sorunları çözmek yerine yeni sorunlar oluşturarak nüfusu hızla artan kentlerimizi yaşanılamaz hale getirmişlerdir. Bunlardan biri de uygulaması yılan hikâyesine dönen, 22.02.2018 tarih ve 30340 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan otopark yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin yönetmelik değişikliğidir. Yayınlandığı günden bu yana uygulaması defalarca ertelenen değişiklik, 2020 yılını geride bıraktığımız bugünlerde bir kez daha ertelenmiştir. Pandemi koşulları bahane edilerek yaklaşık iki yıldır uygulanmayan bu yönetmelik salgın nedeniyle değil, uygulanma şansı olmadığı için yürürlüğe konulamamaktadır.

Söz konusu Yönetmelik, ulaşım sorununu bütüncül görmeyen, özel araç sahipliği üzerinden çözüm üretmeye çalışan, otobüs, metro, tramvay gibi ulaşım araçlarına öncelik vermeyen, alternatif, çevre dostu bisiklet ve benzeri bireysel ulaşım araçlarını dikkate almayan bakış açısıyla kentlerdeki ulaşım sorununa asla çözüm sağlayamayacaktır. Her şeyden önce bilimsel ve teknik bir ulaşım ana planı yoksa mevzuat düzenlemeleri ile kent trafiğini, otopark sorununu çözmek mümkün değildir. Her kentin kendine özgü dokusu, topoğrafyası, tarihsel uygulamaları, sosyo-ekonomik yapısı ile farklılaşan yaşam koşulları ve karakteristik özellikleri vardır ve bunları görmezden gelmek aslında bilimi ve tekniği görmezden gelmek anlamına gelmekte ve her uygulamada kentlileri mağdur etmektedir. Yürürlükteki otopark yönetmeliği gibi, yeni hazırlanan otopark yönetmeliği de uygulama güçlükleri ortaya çıkaracağı görüldüğünden defalarca ertelenmiştir. Nitekim, otopark ihtiyacını imar parseli içinde çözümlenmeye iten ve ülkenin her yerinde aynı kurallarla uygulanması öngörülen yönetmeliğin bir ilin kendi içindeki ilçelerinde dahi pek çok farklılık mevcutken, ülkenin her yerinde aynı koşulların uygulanmasının mümkün olmadığı açıktır. Her kentin kendine özgü dokusu, topoğrafyası, tarihsel uygulamaları, sosyo-ekonomik yapısı ile farklılaşan yaşam koşulları ve karakteristik özellikleri vardır ve bunları görmezden gelmek aslında bilimi ve tekniği görmezden gelmek anlamına gelmekte ve her uygulamada kentlileri mağdur etmektedir. Bunların dışında her konuta bir otopark yerinin ayrılmasını öneren bu yönetmelik, hem yapıların maliyetini artıracak hem de özel araç sahibi olmayan yurttaşların bu maliyetten etkilenmelerine neden olacaktır. Ayrıca kentsel otopark alanları kent mekânlarının doğru ve efektif kullanılmalarına engel olacak, bölgesel trafik yükü yaratacak, ekolojik krizin yaşamlarımızı yakından tehdit ettiği böyle bir dönemde çevreyi olumsuz etkileyecek ve daha çok betonlaşmaya neden olacaktır.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, belirsizlikleri ötelemek yerine ilgili tüm kuruluşların ve meslek odalarının görüşlerinin alındığı, bilimsel ve teknik tüm verilerin değerlendirildiği, ortak akılla üretilen, çevreci, kentleri bütüncül gören ve yerel özellikleriyle birlikte ele alan Yönetmelik çalışmalarının başlatılmasının geleceğimiz için aciliyet taşıdığını önemle vurgularken uygulanamayacağı aşikârolan ve defalarca ertelenen bu yönetmeliğin derhal iptal edilmesi gerektiğini kamuoyunun bilgisine sunarız. TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu

***

AKP'liler Hamza Yerlikaya’nın sahte diplomasıyla gurur duyuyormuş

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı, Vakıfbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, eski AKP milletvekili Hamza Yerlikaya’nın sahte diploması TBMM'de tartışma yarattı. Yerlikaya'nın Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2001’de verdiği kararla sahte olduğu ortaya çıkan lise diplomasını gündeme getiren HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, "Siz, diplomalı, meslek sahibi olan insanları sevmiyorsunuz çünkü sizin genel başkanınız, kurucu başkanınız Cumhurbaşkanı da şaibeli bir diplomayla, ortaya konmamış bir diplomayla şu anda Cumhurbaşkanlığı yapıyor" dedi.

Bunun üzerine AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, Yerlikaya'nın sahte olduğu ortaya çıkan lise diplomasını, Burdur Eğitim Fakültesi diplomasını ve yüksek lisans diplomalarını göstererek, "Gurur duyuyoruz. Ben, burada eski milletvekilimizin ve baş danışmanımızın alnından öpüyorum, başarılarının devamını diliyorum. Asrın güreşçisi Hamza Yerlikaya 2 olimpiyat, 3 dünya, 8 kez Avrupa şampiyonu. 17 yaşında grekoromende asrın güreşçisi unvanını aldı. 27 kez İstiklal Marşı'mızı bütün dünyaya dinletti, gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla diplomaların sahte olduğunu belirterek "Sahte diplomayı göstermeyin bize" dedi. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da, Hamza Yerlikaya'nın diplomasının sahte olduğunu bile bile Gazi Üniversitesine kaydını yaptırdığını söyledi.

Korona haberlerine gelince:

Sağlık Bakanı Koca: Biontech aşısıyla ilgili anlaşma imzalandı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Biontech aşısı için anlaşmanın imzalandığını, Ocak ayı başına kadar 550 bin doz aşının gelmesinin beklendiğini duyurdu. Koca Twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"BIONTECH aşısı ile ilgili anlaşmanın imzalanmak üzere olduğunu dün sizlerle paylaşmıştım. Bu gece 04.30 itibariyle anlaşma imzalandı. Yapılan anlaşmaya göre bu yıl için ayrılan, depolarda hazır beklediğini PROF. DR. UĞUR ŞAHİN hocamızın açıkladığı doz miktarı 550.000 dozdur. Bu miktarın Türkiye’ye yıl sonuna kadar ya da ocak ayı başında gelmesi beklenmektedir. Bununla birlikte MART ayı sonuna kadar 4.5 MİLYON doz aşı ülkemize teslim edilecektir. Anlaşmamıza göre tarafların mutabakatı ile 30 MİLYON doza kadar aynı şartlarda aşı temin edilebilecektir. Gecikmenin nedeni üreticinin aşının üretiminden kaynaklanabilecek sorunlarla ilgili SORUMLULUK KABUL ETMEK İSTEMEMESİYDİ. Bu konuda üreticinin sorumluluğunun sözleşmenin mali büyüklüğü ile sınırlı tutulmasında anlaşıldı. Bu aşıyı kullanmak için vatandaşlarımızdan ONAM ALINACAK. Bu anlaşmanın hayata geçmesinde engellerin ortadan kalkmasında PROF. DR. UĞUR ŞAHİN hocamızın büyük emekleri vardır. Türkiye için yaptığı ayrıcalık unutulmayacaktır. Kendisine milletimiz adına bir kez daha teşekkür ederim."

Uğur Şahin: İnşallah gelecek yazın sonunda hepimizin normal hayata dönme ihtimali var

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısını geliştiren, Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in kurucu ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin, Türkiye ile yapılan aşı anlaşmasının kendileri için büyük bir mutluluk olduğunu belirtti. Uğur Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ile yapılan aşı anlaşmasına ilişkin, "Bu anlaşma çok mutlu ediyor bizi. Türkiye doğduğumuz ülke, anavatanımız. Kalbimizin olduğu yer. Türkiye'deki insanlara yardım edebilecek olmak bizim için büyük mutluluk." dedi. Şahin sözleşmenin detaylarına iliştin, ilk etapta bu yıl sonuna kadar 550 bin dozun Türkiye'ye gönderileceğini vurgulayarak, "Yıl sonu bu dozlar Türkiye'ye gidecek. İlk olarak lojistik konusuna hazırlanmamız lazım. Aşının nasıl yan etkisi olacak, mesela alerji, bu olduğunda nasıl davranılacak, bunların tümünün bilgilendirilmesi gerekiyor. Sağlık personelinin buna hazır olmasını, aşının güvenli bir şekilde verilmesini istiyoruz. Belki birkaç gün gecikme olabilir. 30 milyon aşıyı 2021 sonuna kadar göndermeyi düşünüyoruz. Mart sonuna kadar 4,5 milyon aşı dozu planladık aşılar dünyanın her yerine lazım. Adil bir şekilde dozları yetiştirmek istiyoruz. 2021 sonuna kadar Allah'ın izniyle başarabilirsek, 30 milyonu Türkiye'ye yetiştirebiliriz." ifadelerini kullandı. 30 milyonun dışında ellerinde imkan olması ve Sağlık Bakanlığı'nın talep etmesi halinde daha fazla doz göndermek istediklerini anlatan Şahin, "Gelecek yıl için Pfizer şirketiyle beraber 1 milyardan fazla doz üretmek istiyoruz. 80'den fazla ülkeye bu dozları dağıtmamız gerekiyor. Elimizde olduktan sonra Türkiye istediğinde vermek isteriz." diye konuştu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya teşekkür

Türkiye ile yapılan aşı anlaşması nedeniyle sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya da teşekkür eden Uğur Şahin, "Anlaşmalar her zaman için kolay değil, kompleks bir değişiklik gerektirebiliyor. Sorumluluk, kim taşıyacak, sınırlı mı sınırsız mı diye bu problemler vardı. Sayın Fahrettin Koca ile son günlerde 6 kez telefonla görüştük, beraber çözüm bulduk, o da sağ olsun yardımcı oldu. Sonunda anlaşmayı imzalayabildik. Bu bizim için mühim bir olay." ifadesini kullandı. Sözleşmede yer alan sınırlı sorumluluk maddesine de açıklık getiren Uğur Şahin, şunları kaydetti:

"Tüm anlaşmaları aynı hukuki standartlara göre yapıyoruz Avrupa, ABD ve Japonya'da her yerde aynı standartlar. Sınırlı sorumluluk şirketimizin ne kadar bu masraflara katılacağı konusundaydı. Prensip olarak sözleşme yapma konusunda aynı yöntemlerimiz var. Bu belirli şartlar altında sadece kısmı mali sorumluluk alabiliyoruz. Bu, örneğin dava açıldığında firmanın iflasa gitmemesini güvence altına almakla ilgili. Çünkü meblağ çok yüksek ve bunu taşıyamayız. Bundan dolayı bir limit koymamız gerekiyor. Aksi takdirde olmaz. Bir şey yaptığınızda insanların büyük davalar açma imkanı var. Siz de biliyorsunuz başka firmalar hakkında 'böyle veya şöyle oldu' diye iddialar atılıyor. Bu böyle olduğunda firma olarak çaresiz kalıyorsunuz. Çünkü milyarlık davalar açılabiliyor. Bu da hayatımızı zorlaştırıyor. Vatandaş için de güvenli bir aşı ürettik. Bu, dava açılması konusunda bizim güvende olduğumuz anlamına gelmiyor. Bunun için de belirli sınırlar lazım şirketi korumak için."

Uğur Şahin ürettikleri aşının şu ana kadar 1,5 milyon kişiye yapıldığını, bu aşılarda yan etki olarak baş ağrısı, kol ağrısı, biraz yorgunluk ve bazen ateş görüldüğünü ancak bunların bir iki gün içinde gittiğini anlattı. Şahin, "Aşının yan etkisi olarak nadir olarak alerji olabilir. Alerji ilk 30 dakikada olabiliyor. O yüzden aşı yapıldıktan sonra 30 dakika sağlık personelinin yanında bulunması gerekiyor. En mühim yan etkisi bu olabilir. 50 bin kişide bir olabilir." dedi. Bu kışın her ülke ve herkes için zor geçeceğini belirten Şahin, şöyle devam etti:

"Bizim aşılarımız kış zamanında enfeksiyonları azaltacak durumda değil. İnsanların disiplinli olması lazım. Kendilerini korumaları lazım. Başkalarını korumaları lazım. Şimdi bizim aşımız ihtiyar insanlara ve sağlık personeline gidecek. Onları koruyabiliriz. Gelecek yaz enfeksiyon rakamları düşecek. Çünkü yazın bu korona enfeksiyonu azalıyor. Mühim olan bizim aşıyla ve başka aşılarla, Türkiye’de de aşı üretiliyor ve Çin’den aşı gelecek, bütün şirketlerle beraber olarak yeterince aşı dozu Türkiye’ye hazır edebileceğiz. İnsanların yüzde 70’ine aşı yapmamız gerekiyor. Bunu başarırsak, gelecek kış gelmeden önce, o zaman normal bir hayata dönebiliriz. Mühim olan şimdi disiplinli kalmak."

Çin’den gelen aşıyı değerlendiren Şahin, "Şimdi Çin’den gelen aşı da etkili olduğunu gösteriyor. Galiba yüzde 85, yüzde 86 etkisi var. Bu güzel ve etkili bir aşı sayılır. Çin aşısı veya BioNTech aşısı veya başka devletin aşısı diye hiç sakınca olmasın. Çinliler de bu aşıyı uzun bir şekilde deneylerden ve klinik testlerden geçirdi. Mühim olan yeterince sayıda aşı Türkiye’de olması lazım. Şimdiye kadar gördüğüm bütün aşılar iyi etki gösteriyor ve yardım edebilir." diye konuştu. Şahin, Türkiye’ye yatırım yapmak istediğini ifade ederek, "Biz Türkiye’ye ilk defa ürünlerimizi getiriyoruz. Türkiye’de hem araştırma yapmak istiyoruz. TÜBİTAK ile görüşmelerimiz var. Birkaç üniversitede profesörlerle çalışmaya başladık. Türkiye’de de BioNTech şirketinin bir yerini açmak istiyoruz. Mühim olan bu enfeksiyon aşılarından başka kanser çalışmalarını da Türkiye’de yapmak istiyoruz. Allah izin verirse gelecek yaz Türkiye’de de kanser bölümünde klinik çalışmalarına başlarız. Planlarımız var. Bunları inşallah başarabiliriz. Şimdi 2021 yılında normal bir duruma geldikten sonra hakikaten Türkiye’de değişik yerlerde BioNTech şirketinin ofislerini açmak ve AR-GE yapmak istiyoruz. Türk üniversiteleri ve şirketleriyle beraber çalışmak istiyoruz. İlk senede belki bir iki üç proje olabilir ve başarılı olursak projeleri fazlalaştırabiliriz." dedi. Aşının fakir ülkelere de ulaştırılmasını istediklerinin altını çizen Şahin, aşıya herkesin ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Şahin, "Biz bu projeye başladığımızda bütün ülkelere aşıyı yollama niyetimiz vardı. Onun için de iki şirketle iş birliğine başladık. Pfizer'ın dünyada her yere aşıyı götürebilecek ve dağıtabilecek kapasitesi var. Ayrıca Fosun şirketiyle iş birliği yaptık Çin’e de aşımızı götürmek için. Bizim niyetimiz hakikaten nerde aşı gerekiyorsa aşıyı götürmek." diye konuştu. Almanya’da yarın aşılamaya başlanacağının hatırlatılması üzerin de Şahin, "Özel bir şekilde mutlu ediyor. İlk defa çalıştığımız, büyüdüğümüz yere, bilim yaptığımız yere aşı verilecek." ifadesini kullandı. Şahin, gelecek yılın sonun kadar 1,3 milyar aşı dozu dağıtmayı hedeflediklerini vurgulayarak, bu dozun dünya için yeterli olmadığını belirtti. Kapasiteyi artırma konusunda planlar yaptıklarını anlatan Şahin, "Bu kolay bir konu değil. Aşı kompleks bir şekilde yapılıyor. Yine başka şirketlerle iş birliğine başlayacağız. Kapasiteyi nasıl yükseltebiliriz diye planlarımızı uygulayabilirsek ocak veya şubat ayında bildirebiliriz. Ben yükseltebileceğimize inanıyorum. Daha elimizde garantili bir plan yok." değerlendirmesinde bulundu.

Gelecek yılın yaz aylarına kadar yoğun çalışmaları sürdüreceklerini dile getiren Şahin, "Yeterince aşı dozu insanlara yetiştirme konusunda mesuliyetimiz var. Biz yaza kadar rahat edemeyeceğiz. Yazın dünya nefes almaya başlarsa biz de nefes almaya başlayacağız. O zamana kadar çalışacağız. Çalışmayı seven bir insanım. Çalışmak beni yormuyor. Başarılı olduğumuz zaman mutluluk ve enerji geliyor. Onun için yorgun değilim." ifadesini kullandı. Türkiye'ye Kovid-19'dan korunma konusunda disiplinli ve sabırlı olma çağrısında bulunan Şahin, "Başkalarını, sevdiklerimizi tehlikeye atmamamız gerekiyor. Yardım geliyor. Yaza kadar yetişecek. Sabırlı olalım. İnşallah gelecek yazın sonunda hepimizin normal hayata dönme ihtimali var. İnşallah gelecek yaz bu başarımızı beraber kutlarız." dedi. Şahin, boynunda taşıdığı kolyenin bir nazar boncuğu olduğunu belirterek, "Biz Türkler nazara inanırız. Annem nazara inanıyordu ve her zaman bu nazar boncuğunu takıyordu ve öyle kaldı. İnşallah yardım eder." dedi. Şahin, şu sıralarda işlerin yoğunluğundan dolayı şirketten uzak durmak istemediğini, ancak nisan veya mayıs ayında Türkiye’ye gidebileceğini kaydetti.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Yazarı” olarak 24 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 118. doğum günü olan çocukluğumun yazarı Kemalettin Tuğcu'yu seçtim. O kadar çok kitabını okumuşumdur ki çocukkken. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Kemalettin Tuğcu, 27 Aralık 1902 tarihinde, İstanbul'da doğmuştur. Ayaklarındaki bir özür nedeniyle, uzun süreli eğitim görmemiştiri. Babasının kendisinden yaşça büyük olan abisine vermiş olduğu dersleri dinleyerek öğrenmiş olduğu okuma - yazma ile pek çok insana dokunacağından o yaşlarda henüz haberi yoktu. Tuğcu'nun babası 1. Dünya Savaşında 2 defa yaralanmıştır. Ders vermenin yanı sıra marangozluk, duvarcılık, tespihçilik ve saz, keman yapımı gibi alanlarda da faaliyet göstermiştir. Babasının görevde bulunduğu Çanakkale’ye giderek boğazın bombardımana tutulmasını izlemiştir. 

1927 yılında İstanbul’dan dışarı çıkmış ve Ankara yakınlarında bulunan Irmak İstasyonuna gitmiştir. Irmak - Çankırı demiryolu yapımında memur olarak görev alan Kemalettin Tuğcu, bu görevini icra ederken yakalandığı sıtma nedeni ile İstanbul’a yeniden dönmüştür. 1 Kasım 1928 yılında yapılan Harf Devrimi ile Çengelköy de bir fırında esnafa yeni harfleri öğretmeye başlamış olan Kemalettin Tuğcu, edebiyat hayatına oldukça kaliteli eserler sunmuştur.

Kendi kendini yetiştirmiş olan Tuğcu, 13 yaşlarında şiir ve öykü yazmaya başladı. Özellikle, acıklı konuları ve melodramatik olay örgüleri olan romanlarıyla tanındı. 1928 yılında Türkiye Yayınevi'nde çalışmaya başlayan Tuğcu'nun ilk romanı, 1936 yılında yayımlandı. 1936 yılından sonra neredeyse İstanbul’da çıkan bütün dergilerde şiir, hikaye ve çocuk romanları yazmış, bazı romanları ise filme uyarlanmıştır. "Üç Ayaklılar" kitabı ile büyük bir ilgi gören Tuğcu, mürettiphanede çalışırken, bir diğer yandan da Fransızcadan çevirdiği "Çırak Uçman" kitabı ile halk tarafından ilgi görmüştür. Çeviri yaptığı bu esnada da çıkmış olan Yavrutürk dergisi ile Bin Bir Roman ve Resimli Roman’a her hafta hikayeler yazmıştır. Yazı hayatına kendisi için başlamış ve yazı yazmayı bir avuntu ve tutku olarak görmüştür. İlk yazılarını Yavrutürk Çocuk Dergisi’nde yayımlatan Kemalettin Tuğcu, 1943 yılında Türkiye’nin ilk kadın dergisi olan Ev - İş ve Moda Albümü gibi kadın dergilerinin yönetimini yapmıştır. 1955 yılında Doğan Kardeş Dergisi’nde müdür olarak çalışmaya başlamış, yine bu yıl içerisinde Hayat Dergisi’nde başka bir göreve geçerek bir süreliğine yazarlığa son vermiştir. 1974 yılından itibaren ise serbest yazar olarak çalışmaya başlamıştır.

Türkiye'nin hızlı bir değişim geçirdiği, özellikle köyden kente göçle birlikte kentlerin büyüdüğü, şehir merkezlerinde ahşap evler yıkılıp apartmanlar inşa edilirken kentlerin çevresinde kenar mahallelerin oluştuğu 1960'lı yıllarda Kemalettin Tuğcu'nun kısa romanları çok sayıda okura ulaşmıştır. Okurları çoğunlukla çocuklardan ve gençlerden oluşan Kemalettin Tuğcu'nun 300'den fazla romanı yayımlanmıştır.

Kemalettin Tuğcu, Türk sinemasında çocuk yıldızların rol aldığı filmlerin ilki olan Ayşecik'in senaryosunu kaleme almıştır. "Baba Evi" adlı romanı, aynı adlı televizyon dizisine ilham vermiştir. 1990'lı yılların sonlarında Star TV'de aynı adlı kitaplarından uyarlanarak yayınlanan Üvey Baba, Küçük Besleme, Mercan Kolye, Babamın Günahı ve Altın Saçlı Kız filmleri ile filmlerin devamı niteliğinde aynı kadroyla çekilen Üvey Baba, Küçük Besleme, Mercan Kolye dizileri büyük başarı kazanmıştır.

Kemalettin Tuğcu, 18 Ekim 1996 tarihinde, 94 yaşındayken, İstanbul'da hayata veda etmiş ve Çengelköy mezarlığı'nda toprağa verilmiştir.

ESERLERİ:

Roman:

Ben ve Arkadaşlarım, Adını Değiştiren Çocuk, Aferin Yaşar, Ah Bu Çocuklar, Ahiretlik, Kuklacı, Bronz Madalya, Altının Rüyası, Ana Kucağı, Anaların Anası, Anasının Kızı, Anasının Kuzusu, Annelerin Çilesi, Annemin Hikâyesi, Annesizler, Arabacının Kızı, Aradaki Demir Kapı, Arkadaşım Teoman, Arsadaki Demir Kapı, Ateş Böcekleri, Ayrılık Yılı, Ayşecik, Baba Evi, Gece Kuşları, Babamın Çilesi, Babamın Günahı, Babasının Oğlu, Babasızlar, Balıkçı Güzeli, Balıkçının Kızı, Bekçi Baba, Benim Annem, Benim Karım, Bir Çocuğun Öyküsü, Bir Dağ Masalı, Bir Evlatlığın Hatıra Defteri, Bir Garip Kızcağız, Bir Köpeğin Anıları, Bitişik Komşular, Bizim Kuşak, Bizim Mahallenin Çocukları, Boş Beşik, Bu Çocuk Kimin, Bu Toprağın Çocukları, Büyük Göç, Büyüklerin Günahı, Cambazın Kızı, Can Yoldaşları, Ceylan Kuzu, Çalınmış Çocuklar, Çiçekçi Amca, Çiçekçi Kız, Çiftlikteki Sürgünler, Çıkmaz Sokak, Çocuk Hırsızları, Çocuk İhtiyar, Çocuk Pazarı, Çocukların Adası, Çocukluk Arkadaşım, Çocuksuzlar, Dağdaki Yabancı, Deniz Çocuğu, Deniz Kızı, Devlet Kuşu, Dilenci Baba, Dişi Kuş, Doğduğum Ev, Doktor Anne, Düşkün Çocuk, Ekmek Parası, El Kapısı, Eski Bir Masal, Eskici Baba, Eskicinin Köpeği, Evlatlık, Garip, Garip Emine, Garip Kuşun Yuvası, Göçmen Kızı, Görmeyen Yavru, Gurbet Acıları, Gurbetteki Çocuk, Gülçin Abla, Güllü Bahçe, Güzel Bir Gün, Güzin Hala, Hacı Baba, Hayat Arkadaşı, Herkesten Uzak, Hırdavatçı Dede, Hırsızın Oğlu, Hissiz Adam, Huysuz Adam, İçki Sanatı, İçler Acısı, İhtiyar Öğretmen, İhtiyarlar, İki Kardeş, İncili Terlik, İstanbul Sokakları, Kaçık Garip Bir Adam, Kara Annem, Karakaçan, Karanlıkta Bir Çocuk, Kardeşim Tomris, Kartalın Yuvası, Kayıkçı Güzeli, Kayıp Aranıyor, Kimsesiz, Kimsesiz Adam, Kimsesiz Çocuklar, Kimsesizler, Kırk Ev Kedisi, Kız Arkadaşım, Kız Evlat, Kolsuz Bebek, Korkunç Yıllar, Koruköy’ün Yetimi, Köy Doktoru, Köyde Unutulanlar, Köydeki Arkadaşım, Köydeki Evimiz, Köydeki Kısmet, Köydeki Kız, Köyden Gelen Kız, Köyden İndim Şehire, Köye Gelen Yabancı, Köylü Çocuk, Köyünü Unutan Adam, Küçük Adamlar, Küçük Balıkçı, Küçük Besleme, Küçük Bey, Küçük Boyacı, Küçük Çalgıcı, Küçük Çırak, Küçük Erkek, Küçük Gazeteci, Küçük Göçmen, Küçük Hanım, Küçük İşportacı, Küçük Kambur, Küçük Kaptan, Küçük Sanatçı, Küçük Serseri, Küçük Sevgili, Küçük Sürgün, Küçük Şoför, Küskün Çocuklar, Mahallenin Sevgilisi, Mavi Gözlü Bebek, Maymunlar Adası, Mehmetçik, Mercan Kolye, Mine’nin Arkadaşları, Mirasyediler, Ninelerin Ninesi, Ormandaki İhtiyar, Oyuncakçı Dede, Öksüz Dilimi, Öksüz Murat, Öksüz Oğlan, Pasifikte Bir Türk Genci, Piyangocu Kız, Saadet Borcu, Sakat Çocuk, Sakatın Gözyaşları, Satılan Çocuk, Serseri Çocuklar, Siyah Atlı Şövalye, Siyahlı Kadın, Sokak Köpeği, Sokaktan Gelen Çocuk, Son Çocuk, Soylu Çocuk, Sürgün, Süt Annem, Süt Kardeşler, Şehir Çocuğu, Şeytan Çocuk, Şımarıklar, Şoförün Kızı, Talihsiz Çocuk, Tanrı Misafiri, Taş Yürek, Tekinsiz Ada, Toprak Adamlar, Toprak Ana, Uçurum, Uğurlu Çocuk, Unutulan Çocuk, Unutulan Kadın, Üç Arkadaş, Üç Arkadaş ve İçler Acısı, Üvey Anne, Üvey Baba, Viran Bağ, Yalnız Çocuk, Yapraklar Dökülürken, Yavrucuk, Yer Altında Bir Şehir, Yetim Ali, Yetim Malı, Yetimler Güzeli, Yılanlı Bağ, Yolunu Şaşıran Adam, Yurt Özlemi, Yuvadan Uzak, Yuvaya Dönüş, Zavallı Büyükbaba, Zavallı Çocuk.

Sinemaya uyarlanmış eserleri:

1960 - Ayşecik

1961 - Kolsuz bebek ("Talihsiz Fatoş" romanından)

1964 - Yüz Karası

1997 - Baba Evi

1998 - Mercan Kolye

1998 - İki Arkadaş

TV'ye uyarlanmış eserleri:

1999 - Küçük Besleme (TV Dizisi)

2000 - Hırsızın Oğlu (TV Dizisi)

2000 - Üvey Baba (TV Dizisi)

2004 - Canım Annem (TV Dizisi)

Sizlerle "Annesizler" adlı kitabından bazı alıntılar paylaşarak değerli insanı anmak istiyorum:

Her şey ol, ama çocuklara karşı zalim olma.

Bir evlâdın anneye verdiği endişe ve ıstırap bitip tükenir mi? Evlendirip ayrı bir yuvaya çıkardığınız zaman bile tasasını çekersiniz.

Ana sevgisi bir güçtür, insan ruhunda bir temeldir.

Çok ince ekmek dilimine öksüz dilimi derlermiş.

Yol yakınken benim için dönmek mümkündür.

Seksen yaşında bir erkek bile kederlendiği zaman: "Of anam, of" diye inler.

Anasızlık hiç bir varlıkla örtülemez. O bir yaradır ki, daima açık kalır.

İnsan hatırladıkça ağlayabilir, fakat ömrünü yas içinde geçiremez.

Sen bencil bir insansın, hepsi bu. Boşuna bir kafa taşımışsın. İçi bomboş.

Aslında çevrem insanlarla dolu. Fakat ben onların arasında kendi başıma ve yalnızım. Zaman oluyor ki sürüsünü kaybetmiş, acemi bir keçi gibi oradan oraya, meleyerek koşuyorum sanıyorum.

#KemalettinTuğcu

"Günün Şiiri" köşemizde bugün en son yazdığım şiirlerimden birini paylaşmak istiyorum sizlerle:

ÖMRÜM

Yıllanmış bir şaraptı gönlüm

Yorgun bir şiire gömdüm

Alıp başımı gittim inatla

Usanmadan hep başa döndüm

Deniz gelip koynuma girdi sonra

Dünya kaç bucakmış

O zaman gördüm

Kuşlar hep uçuyordu oysa

Hayat çok uzun bir yolculukmuş

Geri döndüm

Umudumu kestim insandan

Çevreme kapkalın bir duvar ördüm

Yalnızlığı kabullendim işte sonunda

Solgun bir çiçeğe döndüm

#haticenayır

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Tarsus’un Kurtuluş Günü

27 Aralık 1921 tarihi Mersin’in Tarsus ilçesinin Türk ordusu tarafından Fransız işgalinden kurtarıldığı tarihtir.

Tarsus ilçesinin 99. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Atatürk'ün Ankara'ya Gelişinin 101.Yıldönümü

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, tam 101 yıl önce bugün 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya gelerek Kurtuluş Savaşı’nın temellerini atmış ve aynı zamanda TBMM’nin kuruluşunun çalışmalarına önderlik etmiştir. Kurtuluş Savaşı’nın en iyi şekilde Ankara’dan yönetileceğini düşünen Atatürk, Ankara’nın coğrafi konumu ve cephelerle olan eşit uzaklığı nedeniyle Ankara’ya gelmeyi kararlaştırmış ve 27 Aralık 1919 tarihinde saat 14:00’te Dikmen sırtlarından Ankara’ya gelmiştir.

Ankara halkı, Atatürk’ü ve temsil heyeti üyelerini büyük coşkuyla karşılamış ve bu karşılama Ata’mızı oldukça duygulandırmış, kendisini ve temsil heyetini coşkuyla karşılayan Ankara halkına teşekkür etmiştir.

Atatürk’ün Ankara’ya gelişi, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ve Kurtuluş Savaşı’nın başlatılması için oldukça önemli bir olaydır. TBMM’nin kuruluşu ve Türk ordusunun kurulup çalışmalarına başlaması gibi birçok gelişme ve hazırlık, Ankara’da yapıldı. Milli mücadelenin merkezi haline gelen Ankara şehri, o günlerden başkentlik görevi yapmaya başlamıştır.

Milli Mücadelemizin Büyük Önderi ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık mücadelemizin ve milli egemenliğin kalbi olan Ankara’ya gelişinin 101. yıldönümünü kutluyor ve saygıyla, sevgiyle, özlemle anıyorum. Ruhu şad olsun.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

27 Aralık 537 - Ayasofya'nın yeniden inşası, Bizans İmparatoru I. Justinianus'un kişisel gözetiminde tamamlandı. II. Theodosius tarafından yaptırılan ikinci Ayasofya, 532 yılındaki Nika Ayaklanması sırasında yanmıştı.

27 Aralık 1831 - İngiliz doğa bilimci Charles Darwin'in içinde olduğu "Beagle" adlı keşif gemisi yola koyuldu.

27 Aralık 1845 - Eter ilk kez ABD'nin Georgia eyaletinin Jefferson şehrinde, doğum hekimliğinde anestetik olarak kullanıldı.

27 Aralık 1901 - Japon kimyager Takamike ve Amerikalı fizikçi Abel, adrenalin hormonunu buldu.

27 Aralık 1907 - Paris'te 2. Jön Türk Kongresi yapıldı. Sonuç bildirgesinde Sultan Abdülhamit yönetimi eleştirildi.

27 Aralık 1919 - Samsun'da ateşlediği kurtuluş mücadelesinin ardından Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayan Mustafa Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliye üyeleriyle Sivas'tan Ankara'ya geldi.

27 Aralık 1921 - Mersin'in Tarsus ilçesi Fransız işgalinden kurtuldu.

27 Aralık 1928 - İstanbul Belediyesi, eski harflerle yazılı tabelalarını değiştirmeyen dükkân sahiplerini cezalandırdı.

27 Aralık 1934 - Türk opera tarihinin iki önemli eserinin (Taş Bebek ve Bay Önder) prömiyeri Ankara Halkevi'nde yapıldı.

27 Aralık 1936 - Şair Nâzım Hikmet gözaltına alındı.

27 Aralık 1939 - Erzincan Depremi: Türkiye'nin Erzincan ilinde Richter ölçeğine göre 8 büyüklüğünde bir deprem oldu; 32.962 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 100 bin kişi yaralandı.

27 Aralık 1944 - Çapakçur bölgesinin adı Bingöl olarak değiştirildi.

27 Aralık 1945 - 28 devletin üzerinde anlaştığı ilkeler doğrultusunda Dünya Bankası kuruldu.

27 Aralık 1949 - 300 yıl süren Hollanda egemenliğinden sonra Kraliçe Juliana, Endonezya'nın bağımsızlığını tanıdı.

27 Aralık 1949 - Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri arasında Kültür Antlaşması imzalandı.

27 Aralık 1965 - Birleşik Krallık'ın Kuzey Denizindeki petrol çıkarma platformu devrildi: 4 kişi öldü, 9 kişi kayboldu.

27 Aralık 1968 - Aya ilk insanlı uçuşu gerçekleştiren Apollo 8 dünyaya döndü.

27 Aralık 1975 - Hindistan Bihar'da, maden ocağında patlama: 372 kişi öldü.

27 Aralık 1977 - Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanlığına Abdullah Baştürk seçildi.

27 Aralık 1977 - Sultanahmet'teki İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi yakıldı, Ankara'da Hacettepe Üniversitesi bir yıl süreyle kapatıldı.

27 Aralık 1978 - İspanya, 40 yıl süren diktatörlük rejiminin ardından demokrasiye geçti.

27 Aralık 1979 - Özel eğitimli bir Sovyet birliğinin Kabil Havaalanı'nı ele geçirmesinin ardından, Kabil'deki Afgan Hükûmeti devrildi. Afganistan Devlet Başkanı Hafızullah Amin görevinden uzaklaştırıldı ve öldürüldü. 10 yıldan fazla sürecek iç savaş başladı. Afganistan'ın başına Babrak Karmal getirildi.

27 Aralık 1980 - İstanbul'da DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk ve Genel Sekreter Fehmi Işıklar'la beraber 68 sendikalı tutuklandı.

27 Aralık 1981 - Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert'in katil sanığı Rıfat Yıldırım, Berlin'de yakalandı.

27 Aralık 1985 - İsrail Hava Yolları El Al'ın Roma Fiumicino – Leonardo da Vinci Havalimanı ve Viyana Uluslararası Havalimanındaki bürolarına, Ebu Nidal örgütü tarafından saldırı düzenlendi. Roma Havaalanı'ndaki saldırıda; 16 kişi öldü, 99 kişi yaralandı, 5 örgüt üyesinden 3'ü ölü olarak ele geçirildi. Viyana Havaalanındaki saldırıda ise 3 kişi öldü, 39 kişi yaralandı, 3 örgüt üyesinden 1'i ölü olarak ele geçirildi.

27 Aralık 1987 - Ankara Kültür Merkezi, Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 68. yıldönümünde, Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından açıldı.

27 Aralık 1999 - Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, başörtüsünün yükseköğretim kurumlarında serbest sayılan kıyafet kapsamında düşünülemeyeceğine karar verdi.

27 Aralık 2002 - Çeçenistan'ın Moskova yanlısı Hükûmet Karargahı'na bombalı kamyonla intihar saldırısı düzenlendi: 72 kişi öldü.

27 Aralık 2004 - Muhalefet lideri Viktor Yuşçenko, Ukrayna seçimlerini kazandı.

27 Aralık 2007 - Türkiye'de ülke çapındaki pilot okullarda SBS denemeleri yapıldı.

27 Aralık 2008 - İsrail, Gazze kenti civarına hava saldırısı düzenledi: 230 kişi öldü, 400'den fazla kişi yaralandı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

27 Aralık 1571 - Johannes Kepler, Alman astronom (ö. 1630)

27 Aralık 1822 - Louis Pasteur, Fransız kimyacı ve bakteriyolog (ö. 1895)

27 Aralık 1896 - Carl Zuckmayer, Alman oyun yazarı (ö. 1977)

27 Aralık 1901 - Marlene Dietrich, Alman sinema oyuncusu (ö. 1992)

27 Aralık 1902 - Kemalettin Tuğcu, Öykücü (ö. 1996)

27 Aralık 1907 - Asaf Halet Çelebi, Şair (ö. 1958)

27 Aralık 1915 - Gyula Zsengellér, Macar futbolcu (ö. 1999)

27 Aralık 1919 - Cahide Sonku, Sinema ve tiyatro oyuncusu (Türk sinemasının ilk kadın film yönetmeni ve ilk kadın yıldızı) (ö. 1981)

27 Aralık 1931 - Scotty Moore, Amerikalı gitarist (ö. 2016)

27 Aralık 1934 - Larisa Latınina, Sovyet jimnastikçi

27 Aralık 1934 - Akşit Göktürk, Edebiyat eleştirmeni, çevirmen, yazar ve dil bilimci (ö. 1988)

27 Aralık 1944 - Yalçın Gülhan, Sinema ve dizi oyuncusu (ö. 2019)

27 Aralık 1947 - Osman Pamukoğlu, Asker, yazar ve siyasetçi.

27 Aralık 1948 - Gerard Depardieu, Fransız sinema oyuncusu.

27 Aralık 1950 - Haris Alexiou, Yunan şarkıcı.

27 Aralık 1956 - Karen Hughes, Amerikalı siyasetçi.

27 Aralık 1963 - Gaspar Noé, Arjantinli yönetmen.

27 Aralık 1964 - Theresa Randle, Amerikalı oyuncu.

27 Aralık 1965 - Salman Khan, Hint oyuncu, sunucusu ve model.

27 Aralık 1966 - Bill Goldberg, Amerikalı futbolcu.

27 Aralık 1966 - Eva LaRue, Amerikalı oyuncu.

27 Aralık 1969 - Chyna, Amerikalı profesyonel güreşçi (ö. 2016)

27 Aralık 1969 - Jean-Christophe Boullion, Fransız araba yarışı sürücüsü.

27 Aralık 1974 - Masi Oka, Amerikalı oyuncu ve dijital efekt uzmanı.

27 Aralık 1975 - Heather O'Rourke, Amerikalı oyuncu (ö. 1988)

27 Aralık 1976 - Curro Torres, Alman asıllı İspanyol defans oyuncusu.

27 Aralık 1978 - Pelin Batu, Sinema oyuncusu ve tarihçi.

27 Aralık 1981 - Emilie de Ravin, Avustralyalı oyuncu.

27 Aralık 1984 - Nagihan Karadere, Atlet.

27 Aralık 1984 - Pleasure P, Amerikalı R&B şarkıcısı.

27 Aralık 1988 - Hayley Williams, Amerikalı müzisyen ve söz yazarı.

27 Aralık 1990 - Milos Raonic, Kanadalı tenisçi.

27 Aralık 2005 - Kristina Pimenova, Rus çocuk model ve aktris.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

27 Aralık 1849 - Jacques-Laurent Agasse, İsviçreli ressam (d. 1767)

27 Aralık 1914 - Charles Martin Hall, Amerikalı kimyacı (d. 1863)

27 Aralık 1915 - Remy de Gourmont, Fransız şair (d. 1858)

27 Aralık 1923 - Gustave Eiffel, Fransız mühendis ve mimar (d. 1832)

27 Aralık 1936 - Mehmet Âkif Ersoy, Şair (d. 1873)

27 Aralık 1941 - Mustafa Çokay, Türkistan Alaş Orda hükümetinin üyesi, gazeteci ve yazar (d. 1890)

27 Aralık 1953 - Şükrü Saracoğlu, Siyasetçi ve başbakan (Fenerbahçe'nin eski başkanı) (d. 1886)

27 Aralık 1966 - Guillermo Stábile, Arjantinli futbolcu (d. 1905)

27 Aralık 1978 - Huari Bumedyen, Cezayir Devlet Başkanı (d. 1932)

27 Aralık 1988 - Reha Yurdakul, Sinema oyuncusu (d. 1926)

27 Aralık 1988 - Hal Ashby, Amerikalı sinema yönetmeni (d. 1929)

27 Aralık 2002 - George Roy Hill, Amerikalı yönetmen ve En İyi Yönetmen Akademi Ödülü sahibi (d. 1921)

27 Aralık 2003 - Alan Bates, İngiliz oyuncu (d. 1934)

27 Aralık 2007 - Benazir Butto, Pakistanlı politik lider (d. 1953)

27 Aralık 2011 - Meral Menderes, İlk kadın opera sanatçısı ve soprano (d. 1933)

27 Aralık 2015 - Hüseyin Başaran, Spor spikeri (d. 1958)

27 Aralık 2016 - Carrie Fisher, Amerikalı aktris, senarist ve yazar (d. 1956)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Pazar.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?