Hukukçular, Erdoğan’ın AİHM tutumunu değerlendirdi

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Bu akşam saat 21.00'den Pazartesi sabahı saat 05.00'e kadar tüm Türkiye'de sokağa çıkma yasağı var. (Yasaktan muaf olanlar hariç tabii.)

Sadece 10.00-17.00 saatleri arasında evinize en yakın market, bakkal, kasap vb. gitme hakkınız var.

Unutmayın sakın, olur mu?

Cezası az buz değil çünkü.

Sokağa çıkma yasağına uymayanlara, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 282'nci maddesi uyarınca 3.150 TL idari para cezası kesilecek.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Gaziantepli bir ağa İstanbul'a gelmiş, bir lokantadan içeri girmiş. Lokantanın kapısındaki papağan:

-"Hoş geldin Antepli, hoş geldin Antepli!" diye naralar atmaya başlamış.

Ağanın çok hoşuna gitmiş. Lokantanın sahibini çağırmış yanına.

-"Bu kuş benim Antepli olduğumu nerden anladı?" diye sormuş.

Lokantanın sahibi :

-"O çok zeki bir hayvandır, içeri girenin nereli olduğunu hemen anlar" demiş.

Ağa papağanı ona satması için adama baskı yapmış ve büyük paralar teklif etmiş.

Lokanta sahibi :

-"Bu papağan bizim işletmemizin simgesi, satamayız. Ama sen istersen sana bunun yumurtalarından satarım. Bunun yavruları da onun kadar zeki olur." demiş ve ağayla bir hayli yüksek bir rakama anlaşmışlar.

Lokantacı söz vermiş, ama ortada yumurta yokmuş. Girmiş kilere, eline bir sepet almış, önüne ne yumurtası gelirse doldurmuş. Tavuk yumurtası, hindi yumurtası, bıldırcın yumurtası, önüne ne gelirse yani... Ağaya sepeti vermiş. Ağa heyecanla köyüne dönmüş. Aşiretini toplamış:

-"Antebi meşhur edeceğiz. Bu yumurtaların anası adamın nereli olduğunu anlıyor, ondan doğanlar da onun kadar zeki olur, hemen bir kuluçka makinesi bulun." demiş.

Kuluçka makinesi bulunmuş ve aşiret beklemeye başlamış. 15 gün sonra civcivler çıkmış. Bakmışlar ki kimi tavuk, kimi hindi, kimi bıldırcın çıkan civcivlerin.

Ağa beyninden vurulmuşa dönmüş ve hemen İstanbul'un yolunu tutmuş yeniden. Hemen aynı lokantaya gitmiş. Papağan ağayı görünce:

-"Keriz Antepli, keriz Antepli!" diye bağırmaya başlamış bu sefer.

Ağa papağanın kulağına eğilmiş:

-"Ulan, benim keriz olduğumu bir tek sen biliyorsun; ama senin ne o....pu olduğunu bütün Antep biliyor." demiş.

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Aşk birisine şiddetle sarılma, onunla aynı yerde olma özlemidir. Onu kucaklayarak, bütün dünyayı dışarıda bırakma arzusudur. İnsanın ruhuna güvenli bir sığınak bulma özlemidir." demiş Orhan Pamuk.

İşte meselenin özü de bu zaten.

"GÜVENLİ bir sığınak" bulmak.

Ne kadar zor artık bunu gerçekleştirebilmek.

Gölgemizden bile korkar artık bu insan görünenler dünyasında.

Aşk mı, o da ne, adını da, kendisini de unutturdular sonunda.

Olan da bu işte...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

Malum kış ayına girdik artık.

Doğalgaz faturalarını düşürmenin püf noktalarını paylaşayım dedim bugün de:

Kombi bakımını her yıl kış sezonunun başladığı Kasım ayından önce yetkili servisinize yaptırın.

Kombiyi açıp kapamak yerine belirli bir seviyede çalışır halde bırakmanın hem performans anlamında, hem de fatura anlamında faydası olur.

Oda sıcaklığını 1 derece düşürmek yüzde 6 seviyesinde yakıt ekonomisi sağlar. Bu nedenle kombi ile birlikte oda termostatı ve termostatik radyatör vanası kullanmanız faydalı olur.

Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"New Jersey Orman Yangını Servisi, bir yangın durumunda 18 ila 50 yaş arası herkesi yardıma çağırabilirmiş. Gitmemek suçmuş."

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

İmamoğlu: Akit bir gazete değildir

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Haziran seçimlerinin ardından iş başına geldikten sonra, her 6 ayda bir hesap verme geleneğini devam ettirdi. Bu amaçla 3’ncü kez kamuoyunun karşısına çıkan İmamoğlu, 18 aylık görev süresinin hesabını, 18 maddede özetlediği icraatlarıyla verdi.

İmamoğlu, toplantıda Akit gazetesinden bir muhabirin sorduğu soruya “Bence çalıştığınız yer bir gazete değildir. Sizin yayın organınızın sorusuna cevap vermeye tenezzül etmem” dedi.

 

Hukukçular, Erdoğan’ın AİHM tutumunu değerlendirdi: Bedeli ağır olur

AİHM’in Demirtaş’ın serbest bırakılmasına ilişkin kararının ardından geçmişte üç kere AİHM’e başvuran Erdoğan’dan “AİHM’in kararı bizi bağlamaz” çıkışı geldi. Kararın bağlayıcı olduğunu hatırlatan hukukçular, olası yaptırımların Avrupa Konseyi’nden atılmaya kadar gidebileceğini söylüyor

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) dört yıldır cezaevinde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ‘derhal serbest bırakılması’ kararı siyasetin nabzını yükseltti. Kararın ardından Demirtaş’ın serbest bırakılması için sosyal medya başta olmak üzere çağrılar yapılırken, Demirtaş’tan “Adaletin çökertildiği tescil edildi” yorumu geldi.

Geçmişte, 10 aylık hapis cezası, sicil kaydının temizlenmesi ve milletvekili seçilebilmek için 3 kere AİHM’e başvuran AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AİHM kararı bizi bağlamaz. AİHM, bizim mahkemelerimizin yerine geçecek şekilde karar veremez” açıklaması yaptı. Anayasa’da ve Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmede ise söz konusu kararların yorum ihtiyaç duymayacak kadar açık biçimde taraf ülkeler açısından bağlayıcı olduğu belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tutumunu BirGün’e değerlendiren hukukçular, kararı tanımamanın başta Anayasa’yı ve imza atılan uluslararası anlaşmaları tanımamak olduğunu belirtirken, olası yaptırımların ise Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden çıkarılmasına kadar gidebileceğini vurguluyor.

Hukukçu Prof. Dr. Semih Gemalmaz: “AİHM kararı Türkiye’yi bağlamaz” diye bir şey olamaz. Tabii ki Türkiye’yi bağlar. Türkiye uluslararası sözleşmenin tarafıdır ve gereğini yerine getirmek zorundadır. Bunun hukuksal yorumu dahi yapılamaz. Gereğini yerine getirmezseniz, olacakları göğüslemeniz gerekir. Avrupa Konseyi'nden çıkmayı göze almanız gerekir. Bu sadece parlamento ile sınırlı kalmaz, bütün bir Avrupa Birliği ile olan ticari ilişkilerinizi etkiler. Türkiye’nin ticari alanda en büyük partneri Avrupa, bunu göze alabilmek mümkün mü? Erdoğan’ın yargıda reform söyleminin de hiçbir karşılığının olmadığını görüyoruz. Daha da ötesi Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin komple inandırıcılığı kalmadı. Yargının işlemediği yönetimlerde nelerin yaşandığını görüyoruz. En basitinden ABD Başkanı Trump’ın geldiği duruma bakmak bile yeterlidir.

İdare Hukukçusu Prof. Dr. Metin Günday: Erdoğan’a göre “AİHM kararları bizi bağlamaz”, öte yandan AYM kararları, Danıştay kararları, tırnak içinde söylersek “bizi bağlamaz.” Peki bizi ne bağlayacak, merak ediyorum. Bu gidişle bizi sanırım sadece tutuklama kararları, mahkûmiyet kararları bağlayacak. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) imzaladık. Anayasa’mızın 90. Maddesi’nde “AİHS ile yürürlükteki kanunlar arasında bir çatışma olursa AİHS kararları bağlayıcıdır” yazıyor. Bu durumda Türkiye hem uluslararası anlamda hem de kendi Anayasa’sında buna güvence vermiş oluyor. “Bizi bağlamaz” demek hem kendi anayasasını tanımamak demek hem de imzaladığım anlaşmaları tanımıyorum demek olur. Elbette bunun yaptırımlarıyla karşı karşıya gelirsiniz. Avrupa Birliği zaten aşamalı yaptırım kararları aldı, bunu da mart ayına bıraktı. Bunları devreye sokabilir. Daha da kötüsü Türkiye’yi Avrupa Konseyi’nden çıkartmak gibi hamle gerçekleşebilir. Bu durumda tabii, Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi yüzünü Batı’ya dönen değil, Batı’dan tamamen kopmuş bir Ortadoğu ülkesi haline geliriz.

Eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan:

Öncelikle Erdoğan’ın daha önce tam üç kere AİHM’e bireysel başvuru yaptığını hatırlatalım. Burayı bir yargı mekanizması olarak gördüğü, Türkiye’nin de Anayasa’sında bunu tanıdığını bildiği için başvurmuştur. Ben kararı duyduktan sonra Erdoğan’ın konuşmalarını bekledim ve yanılmadım. Kararlar gerçekten Türkiye’yi bağlamayacak olsa zaten çıkıp Erdoğan konuşmaz. Ama bu ülkede önce Erdoğan çıkıp konuşuyor ardından mahkemeler karar veriyor. Ülkede hukukun zerresi dahi kalmadığı için burada hukuksal değerlendirme yapmanın mantığı da kalmıyor. Bugün Erdoğan, AB ile ortak değerler vurgusu yapıyor. Ancak bu kararları tanımayarak bırakın AB’yi, Avrupa Konseyi ilişkileri tehlikeye giriyor. Konsey’in kararlarında siyasi eğilimler olsa bile, sizin buralarda anlaşmalarınız mevcut. “Uygulamam” demek, üyeliğinizin askıya alınmasına, belki daha sonra üyelikten atılmanıza neden olabilir. Bunu da Türkiye’de demokratik güçlerin durumu için son derece tehlikeli görüyorum.

Anayasa’nın 90. Maddesi’nde de açık biçimde uluslararası sözleşmelere yapılan atıf, uyuşmazlık halinde bu sözleşmelerin hükümlerinin esas alınacağını belirtiyor. Dolayısıyla AİHM kararları, Türkiye açısından bağlayıcı nitelik taşıyor. Anayasa’nın 90. Maddesi şöyle: Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.

Öte yandan AİHM kararlarının niteliği hakkında Anayasa Mahkemesi’nin de açık ifadeleri bulunuyor. Mahkemenin internet sitesinde yer alan AİHM kararlarına dair sayfada, şu ifadeler kullanılıyor: Mahkemenin kesin nitelikteki bütün kararları ilgili olduğu devlet açısından bağlayıcıdır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Mahkeme kararlarının uygulanmasından sorumludur.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Demirtaş’ın avukatlarıyla HDP İstanbul İl Örgütü binasında AİHM’in Demirtaş’ın serbest bırakılmasına yönelik kararına ilişkin basın toplantısı düzenledi. AİHM Büyük Dairesi’nin kararlarının kesin ve bağlayıcı olduğu vurgulanan açıklamalarda Demirtaş ve diğer siyasi tutukluların derhal serbest bırakılması istendi. Buldan “Selahattin Demirtaş’ı karşılama hazırlığı yapıyoruz” dedi. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ise “Bu tür durumlarda göğe bakıp ıslık çalarak bu felaketleri durduramayız. Gerçekten bu iktidardan şikayetçiyseniz gelin bu adaleti herkes için isteyelim” diyerek muhalefete çağrı yaptı.

Anayasa Mahkemesi, uzun süredir tutukluluğu devam eden ve geçtiğimiz günlerde hakkında tutukluluğa devam kararı verilen iş insanı Osman Kavala’nın bireysel başvuru dosyasını 29 Aralık’ta görüşme kararı aldı.

Bahçeli'den Akşener'e ikinci çağrı: 'Dön evine, bitsin bu çile'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinden ayrılarak yeni parti kuran ve CHP ile "millet ittifakı" içinde yer alan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e bir kez daha "evine dön" çağrısı yaptı.

Meral Akşener ise Bahçeli'nin bu çağrısına Twitter'dan, "Genel Merkez'deki çalışmaları bitirdik, evime dönüyorum" mesajı atarak yanıt verdi.

Korona haberlerine gelince:

İzmir'de görev yapan Dr. Orhan Doğan, COVID-19'dan hayatını kaybetti

İzmir’de görev yapan Radyoloji Uzmanı Dr. Orhan Doğan, Covid-19 nedeniyle kaybetti. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Radyoloji Uzmanı Dr. Orhan Doğan, yakalandığı koronavirüs nedeniyle hayata veda etti. Dr. Doğan’ın hayatını kaybetmesi meslektaşlarını üzüntüye boğdu.

Bir doktor daha COVID-19 nedeni ile hayatını kaybetti

Konya'da aile hekimi olarak görev yapan Dr. Ayhan Dağlı'yı COVID-19 nedeni ile hayatını kaybetti. Meram Hasanköy 4 Nolu Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olan ve kronik böbrek rahatsızlığı bulunan 50 yaşındaki Dağlı, Konya Şehir Hastanesinde, 15 gündür Kovid-19 nedeniyle yoğun bakım servisinde tedavi görüyordu. Dağlı, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Memleketi Seydişehir'e götürülen Dağlı'nın cenazesi, kılınan namazın ardından, Akyol Mezarlığında defnedildi.

İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç ise "Konya Meram Hasanköy 4 Nolu Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan mesai arkadaşımız doktor Ayhan Dağlı'nın, Kovid-19 ile mücadelesinde hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Mesai arkadaşımıza Allah'tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve tüm sağlık camiamıza başsağlığı dilerim." mesajını paylaştı.

Ankara Tabip Odası sosyal medya hesabı Twitter'dan yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

"Konya'da aile hekimi olarak görev yapan Dr. Ayhan Dağlı'yı COVID-19 nedeniyle kaybettik. Meslektaşımızın ailesine ve tüm sağlık camiasına başsağlığı diliyoruz."

Fahrettin Koca, koronavirüs aşısının geleceği tarihi açıkladı

Koronavirüs Bilim Kurulu, aşı ve mutasyon gündemiyle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığında toplandı. Sağlık Bakanı Koca, toplantı sonrası açıklamalarda bulundu. Koca, ''Hastanelerimiz yoğun bakımlarımız yükü kaldırmada zorlanmaya başladı. Birçok ilde 100'de 100'e varan artış oldu. Yaygın genel tedbirler hayata geçirildi. Salgının seyrine göre illerimizde tek tek değerlendirme yapılarak yerel imkanların seferber edildiği, filyasyon ekip sayılarının arttırılması yanında, yaygın temaslı takibin yapıldığı bir dönemi yaşadık" ifadelerini kullandı.

VAKA SAYISINDA DÜŞÜŞ YAŞAYAN İLLER

Koca, ''Valilerimiz, il sağlık yöneticileriyle yaptığımız görüşmeleri kamuoyuyla paylaşmaya takip ettik. Günlük vaka sayılarında Gaziantep yüzde 66, Tekirdağ, Bursa, İzmir yüzde 60, Trabzon, Adana yüzde 50, Kayseri Kocaeli yüzde 45, Antalya'da yüzde 30, Mersin'de yüzde 30'a varan düşüşler sağlandı. İstanbul'da vaka sayısında önemli düşüş kaydedilirken, bu poliklinik başvurusuna yüzde 50, yoğun bakımda yüzde 20 yansıdı'' dedi.

MUTASYON AÇIKLAMASI

Dünya virüsün mutasyonuyla ilgili tedbirlere yoğunlaşmış durumdadır diyen Koca, ''Biz de tedbirleri vakit geçirmeden uyguladık. Bilinmelidir ki bu mutasyon Eylül ayından beri mevcut. Koronavirüs damlacık enfeksiyonla bulaşan bir hastalık. Mutasyon çarpan etkisi yapabilir. Ancak mutasyon ve varyasyonlar düzenli olarak taranmaktadır. Anlaşılan o ki, İngiltere'deki kontrolsüz vaka artışı araştırılırken Eylül ayından beri var olan mutasyon ilgililerin dikkatini çekmiştir. Türkiye başından beri hastalığı önemseyerek tedbirleri en erken alan ülkelerin başında gelmektedir. Mutasyonlar konusunda incelemelerimiz devam etti'' ifadelerini kullandı.

ÇİN MAKAMLARI AŞIYI ONAYLADI

Koca, ''Kurumumuzda çalışmanın ara sonuçlarını Bilim Kurulumuza sunmuştur. Bilim Kurulumuzun değerlendirmeleriyle aşımızın ülkemizde kullanılması konusunda kendi insanımıza gösterdiği etkiden emin olduk. Çalışmayı yürüten hocalarımız birazdan detayları paylaşacaktır. Çin makamları da Türkiye'ye gönderilecek olan aşı dozları için onay işlemlerini tamamladılar'' diye konuştu.

ÇİN AŞISI PAZAR GECESİ YOLA ÇIKIYOR

Koca, ''Üreticilerin depolarında hazır olarak bizden gelecek habere göre bir aksilik olmazsa Pazarı Pazartesiye bağlayan gece yola çıkıyor. İnanıyorum ki bugün millet olarak bu darlık zamanından genişlik günlerine geçişimizin habercisi olacak. Milletimizin inanç ve azmi her türlü badirenin üstesinden gelecek büyüklüktedir. Bu güzel haberlerin ülkemiz için insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum'' dedi.

ÇİN AŞISI YÜZDE 91,25 ETKİLİ

Koca, ''Çin'in makamları da Türkiye’ye gönderilecek olan aşı dozları için onay işlemlerini tamamladılar. Çin aşısı Türk insanında yüzde 91,25 etkili olduğundan artık eminiz. Aşılar Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece yola çıkıyor. İnancımız bize her darlıktan sonra bir genişlik olduğunu söylüyor'' ifadelerini kullandı.

'AŞI İLK ETAPTA SAĞLIK ÇALIŞANLARINA

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Koca, ''Pazartesi günü itibarıyla Türkiye'de aşıların olacağını söyledim. Özellikle Bilim Kurulumuz geniş bir çalışma yaptı, bir strateji hazırlandı. 4 aşamalı stratejiydi. İlk planda sağlık çalışanları olmak üzere yapılmıştı. Öncelikle sağlık çalışanlarımızdan başlamış olacağız. Birinci aşamada 9 milyona yakın kişinin olduğunu söyleyebilirim. Şubat sonuna kadar elimizde olmasını düşündüğümüz 50 milyon aşı olduğunu söylemiştim. İlk planda sağlık çalışanlarından başlamak üzere daha kısa bir zaman diliminde Ocak, Şubat, Mart gibi en geç Nisan olmak üzere yaygın üçüncü aşamada olan kişileri aşılamayı hedefliyoruz. Kitlesel bağışıklamada ne kadar dar bir zaman içinde yoğun aşılama yapılırsa başarılı olacağımızı biliyoruz. Özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerimizin güçlü olduğunu biliyoruz. Aile sağlık merkezleri, kamu üniversite hastanelerimiz hatta özel hastanelerimiz kullanılmış olacağız. Günde ortalama 1,5 hatta 2 milyon aşıyı yapma imkanımızın olduğunu söyleyebilirim. Türkiye'nin her yerinde yapabileceğiz'' şeklinde konuştu.

YERLİ AŞI

Koca, ''Yerli aşıyla ilgili özellikle yoğun bir gayret içindeyiz. Yerli aşının konuşmamda da ifade ettim, 5 tane ilave aşının faz safhasına, insan çalışma safhasına geldiğini bunlardan üç tanesinin inaktif aşı olduğunu söylemiştim. Adenavirüs çalışması da ayrıca söz konusu. Gelecek Ocak ayı içerisinde bunlardan bir veya iki tanesi daha faz çalışmalarına geçmiş olur. İnaktif olan faz 1 çalışmasını tamamlamış olan aşı çalışmamız faz 2, 200 kişiyle yapılmış olacak. Bununla ilgili gönüllülerin sağlık taramalarına başlandığını söyleyebilirim. Önümüzdeki haftalar geçmiş olacağız" ifadelerini kullandı.

ÇİN AŞISININ BREZİLYA'DA BAŞARIZ OLMASI

Brezilya'nın kendi iç sorunu olabilir diyen Koca, ''Bizim için özellikle faz 3 çalışmalarına izin verirken Türkiye'deki başarısını bu aşıların, bizim vatandaşımızın üstündeki görerek aksiyom almak istiyoruz demiştim. Biz o dönemde hem Pfizer hem Snovak'a faz 3 çalışması için izin vermiştik. 24 merkezde yapılan, bağımsız komite tarafından yakın takip edilen, bu sonuçları görmemiz diğer sonuçlardan daha güvenli olduğu kanaatindeyim'' dedi.

HEM SİNOVAK HEM PFİZER AŞISINI ALMIŞ OLACAĞIZ

Koca, ''Sinovak aşısı ilk planda 3 milyon olarak gelecek. Toplam Şubat sonuna kadar 50 milyon gibi sözleşme yapıldı. İlk parti Pazartesi sabah Türkiye'de olacağını söyleyebilirim. Biontek aşısıyla ilgili olarak Mart sonuna kadar 4,5 milyon gibi planladık,zannediyorum Ocak ayında bunun 1,5 milyon gibi kısmı gelmiş olacak. Önümüzdeki haftalar bunu takvimle netleştirerek Uğur hoca bildirmiş olacak. Pfizer'le ilgili aşı fiyatının dünyada birçok ülkeye satılan fiyattan daha aşağıya olduğunu söyleyebilirim. Firmanın açıklamak istemediği için söylemiyorum. Ama dünyada satılan fiyatlardan daha aşağıda olduğunu bilelim. Benzer şekilde Sinovak da fiyatın açıklamamızı ama dünyaya satılan rakamlardan düşük olduğunu özellikle belirtmiş olalım. Biz d ünyadan daha ucuza hem Sinovak hem Pfizer aşısını almış olacağız. Bu aşıları alırken de direk firmaların kendileriyle görüşmüş oluyoruz'' açıklamasını yaptı.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Yazarı” olarak 39 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 112. doğum günü olan Yaşar Nabi Nayır’ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Yaşar Nabi Nayır, 25 Aralık 1908 tarihinde Üsküp'te doğdu. Öğrenimine Üsküp Mahalle Mektebi'nde başladı; Balkan Savaşı dolayısıyla annesiyle zaman zaman İstanbul'a gidip gelmeleri nedeniyle, ilköğrenimini bu iki kentte sürdürdü. Ailesi 1924 yılında kesin olarak İstanbul'a yerleşti. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan "Türk Kadın Yolu" adlı derginin genç yazarları arasındaydı. 1929'da ise Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu.

Bir süre Ziraat ve Merkez Bankalarında çalışan Yaşar Nabi, 1934-1940 yılları arasında Hâkimiyet-i Milliye'de çevirmen ve yazar olarak görev yaptı. Daha sonraki yıllarda Türk Dil Kurumu'nda (1940-1943), Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda (1943-1946) çalıştı.

Yaşar Nabi Bey, 15 Temmuz 1933'te Ankara'da Varlık Dergisi'ni yayımlamaya başladı. Dergiyi 1946'da İstanbul'a naklettikten sonra kendisini tümüyle yayıncılığa verdi. Varlık Yayınevi'ni kurarak binden fazla kitap yayımladı. Türk edebiyatına yaptığı en büyük katkı, 15 Temmuz 1933'ten itibaren 48 yıl boyunca hiç aksatmadan yayımladığı Varlık Dergisi'dir. Bu dergi, Türk edebiyatına birçok yeni yazar kazandırmıştır. Ayrıca 1966-1969 arasında dünya edebiyatından örnekler veren Cep Dergisi'ni 29 sayı çıkardı.

Uuslararası P.E.N Yazarlar Derneği'nin Türkiye Başkanlığını da yapan Nayır'a, Türk kültür yaşamına yaptığı katkılardan ötürü Kültür Bakanlığı 1979 yılında Büyük Ödül vermiştir.

Evli ve iki çocuk sahibiydi. Ölümüne kadar P.E.N Yazarlar Derneği'nin Türkiye başkanlığı görevini sürdürdü. 15 Mart 1981 tarihinde, İstanbul'da hayata veda etti. Ölümünden sonra derginin yönetimini kızı çevirmen Filiz Nayır Deniztekin üstlendi. Ölümünün birinci yıldönümünde değerlendirme, inceleme yazılarının yer aldığı "Yaşar Nabi'ye Saygı" adlı bir yapıt çıkarılmıştır. Her yıl, Varlık Dergisi'nin kuruluş yıldönümü olan 15 Temmuz'da 30 yaş altındaki şair ve yazarlara Yaşar Nabi Nayır anısına şiir ve öykü dalında ödül verilmektedir.

Yaşar Nabi, yazın alanına şiirle girmişti. İlk şiirleri lise öğretmeni Ahmet Halit Yaşaroğlu'nun özendirmesiyle, onun çıkardığı "Çocuk Dünyası" dergisinde yayımlandı.Takma adı 'Muzaffer Reşit ' dir. Edebi bir nitelik kazanan şiirleri 1926'da Servet-i Fünun'da yayımlandı. Yeni Kitap (1927-1928), Hayat (1928), Muhit (1932-1933), Çığır (1933), Ülkü (1933) gibi yazın dergilerinde de yazan şair, 1928'de altı arkadaşıyla birlikte (Cevdet Kudret, Ziya Osman Saba, Vasfi Mahir Kocatürk, Sabri Esat Siyavuşgil, Muammer Lütfi ve Kenan Hulusi Koray) "Yedi Meşale" adlı bir seçme şiirler kitabı çıkardı (1928) ve bu ortak çalışma kısa süren "Yedi Meşaleciler" hareketini doğurdu. Yaşar Nabi, zamanla şiirden tümüyle koptu; öykü, roman, oyun, deneme, eleştiri, gezi notu gibi çeşitli yazın dallarında kalem oynattı. Panait Istrati ve Balzac'tan romanlar çevirmiştir.

ESERLERİ:

Şiir:

Yedi Meşale (ortak kitap, 1928)

Kahramanlar (1929)

Onar Mısra (1932)

Kahramanlar (1970, ilk iki kitaba "Mesafeler" adlı bölümün eklenmesiyle)

Roman:

Bir Kadın Söylüyor (1931)

Âdem ile Havva (1932)

Öykü:

Bu da Bir Hikâyedir (1935)

Sevi Çıkmazı (1935)

Oyun:

Mete (1933)

İnkılap Çocukları (1933)

Beş Devir (1933)

Köyün Namusu (1933)

İnceleme - Deneme:

Balkanlar ve Türklük (1936)

Edebiyatımızın Bugünkü Meseleleri (1937)

Nereye Gidiyoruz (1948)

Yıllar Boyunca (1959)

Atatürkçülük Nedir (1963)

Atatürk Yolu (1966)

Edebiyat Dünyamız (1971)

Değişen Dünyamız (1973)

Çağımıza Ters Düşenler (1975)

Dost mektupları

Biyografi:

Ahmet Haşim (1952)

Ömer Seyfettin (1952)

Tevfik Fikret (1952)

Homeros (1952)

Moliere (1953)

ÖDÜLLERİ:

1979 Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü (Türk edebiyatına büyük katkıları nedeniyle).

Sizlerle iki şiirini paylaşarak değerli insanı anmak istiyorum:

YILLARDAN SONRA BİR GÜN...

Yıllardan sonra bir gün, köşende, saçların ak,

Anlatırken geçmişte hüküm süren kadını,

Sözlerine, Sevgili, kimse inanmayacak;

Çünkü duyan bulunmaz düşenin feryadını.

Ama senden aldığı ateşle hâlâ sıcak,

Mısralarım o zaman haykıracak adını.

Ve ruhun ilk olarak o lahza anlayacak

Bir şairin kalbinde yer bulmanın tadını.

Sonra ne zaman, Kızım, görmek istersen eğer,

Bir rüya ellerinin sihriyle birer birer

Yüzünden çizgilerin nasıl silindiğini,

Bu kitabı açarak yavaşça karşına çek:

Sadık bir ayna gibi sana aksettirecek

Sararmış birkaç satır eski güzelliğini...

#YaşarNabiNayır

ONAR MISRA

II

Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam,

Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak.

Gözlerine yavaşça, yavaşça doldu akşam,

Göklerin ateşini kalbime boşaltarak,

Benim içimde yaktı sanki gurubu akşam,

Senin kirpiklerinde bir damla oldu akşam.

Gündüzden, gürültüden ve kâinattan ırak,

Akşamı seyredeyim bakışlarında bırak,

Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam,

Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak..

IV

Yeşil çamlar altında uyuyor şimdi ada,

Şimdi kımıldamıyor zaman bile yerinden,

Ve apaçık gözlerin en derin bir rüyada

Ve güneş pırıl pırıl akıyor gözlerinden.

Bilsen duracak gibi nasıl yavaş vurmada

Kalbin öyle muntazam, kalbin öyle derinden.

Yüzünü ipek bir tül gibi saran terinden,

Güneşi yudum yudum içtiğim şu lahzada,

Ruhumuz yıkanıyor yanan sonsuz semada,

Fırtınalı, karanlık günlerin kederinden...

VI

Yeşil çamlar süzerken mehtabı kuytulara,

Ellerini usulca bırak ılık sulara.

Sen de yan benim gibi, sen de hisset ki bir an

Sular değil zamandır akan avuçlarından.

Denizde ne bir köpük, ne bir kırışıktan iz

Ve yüzün altındaki deniz gibi çizgisiz..

Bu gece hatıralar içimizde bir cihan,

Duyarsın söylenmemiş sözlerimi dinlesen.

Bu gece gözlerinde senin can buldu deniz,

Ve karıştın denize ela gözlerinle sen...

 

#YaşarNabiNayır

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Gaziantep’in Kurtuluş Günü:

25 Aralık 1921 tarihi Gaziantep ilinin Türk ordusu tarafından Fransız işgalinden kurtarıldığı tarihtir. Gaziantep ilinin 99. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Noel (Doğuş Bayramı)

Noel, her yıl 25 Aralık tarihinde Hz. İsa'nın doğum gününün kutlandığı Hristiyan bayramıdır. Ayrıca Doğuş Bayramı, Kutsal Doğuş veya Milat Yortusu olarak da bilinir. Noel, her yıl dünyadaki Hristiyanların çoğunluğu tarafından 25 Aralık’ta kutlanır. Kutlamalar 24 Aralık’ta Noel arifesiyle başlar ve bazı ülkelerde 26 Aralık akşamına kadar devam eder. Ermeni Kilisesi gibi bazı Doğu Ortodoks Kiliseleri, Jülyen takviminde 25 Aralık’a denk gelen 6 Ocak’ı Noel olarak kutlarlar. Hristiyanların çoğunlukta olduğu ülkelerde pratik olarak Noel tatili yılbaşı tatiliyle birleştirilir. Bazı Ortodoks kiliselerinin Noel’i Jülyen takvimine göre kutlamasının nedeni, miladi (Gregoryen) takvimin Katolik Papa XIII. Gregory tarafından düzenlettirilmiş olmasıdır. Bununla birlikte bazı Ortodoks kiliseleri miladi takvime dönüşüm yapmış ve 25 Aralık’ta kutlamaya başlamıştır.

Noel’de ağaç süsleme geleneği oldukça eski zamanlara dayanır. Bu geleneği Pagan döneminde eski Mısır, Çin ve Yahudilerde görmek mümkündür. 20. yüzyılın başlarından itibaren Noel, Hristiyan olmayanlar tarafından da kutlanan, dinî motiflerinden arınmış, hediye alışverişi etrafında yoğunlaşan bir bayram olarak da kutlanmaya başlamıştır. Bu seküler Noel versiyonunda mitolojik figür Noel Baba temel bir rol oynar. Noel kutlamalarının saf dinî inanca sonradan katılan bir gelenek olduğu iddia edilir. Bu iddialara göre Antik çağlardan beri kutlanagelen Pagan kış festivalleri ile Roma'da yayılmış Mitraizm'in kış festivalleri Yule ve Saturnalia’daki uygulamalar Noel'in kökenini teşkil etmektedir. Roma İmparatorluğu'nda ise 25 Aralık, güneş tanrısının doğum günü olarak kabul ediliyordu. Roma halkı Hristiyanlık'tan önce büyük oranda putperestti.

Günümüzün Noel kutlamaları Hristiyan ülkelerde oldukça renkli geçer. Noel hazırlıkları aylar öncesinden başlar. Hristiyanların İsa'nın doğumunu bekledikleri döneme advent dönemi denir ve 24 penceresi olan advent takvimleri hazırlanır. Bu takvimlerde her pencerenin ardına resimler veya şekerlemeler gizlenir, her gün bir tanesi açılır. Bazı ülkelerde advent mumları yakılır. Noel'den önce okullarda İsa'nın doğumunun canlandırıldığı oyunlar sahnelenir. Bu oyunlarda İsa'nın bir ahırda dünyaya gelişi ve doğudan gelen üç müneccimin İsa'ya hediyeler getirmesi canlandırılır. Kiliselerde ve sokaklarda çocuklardan ya da yetişkinlerden oluşturulmuş korolar Noel ilahileri söylerler. İnsanlar Noel'den önceki özellikle hafta sonlarında Noel partileri verirler. Noel ağaçları süslenir, ışıklı ev, bahçe, cadde süslemeleri yapılır. Hediyeler alınır, tebrik kartları verilir ve Noel arifesinde Noel Baba'nın gelişi simgesel olarak canlandırılır. Birçok ülkede 25 Aralık öğleden sonrası Noel yemeği hazırlanır ve aile fertleri masa etrafında bir araya gelirler. Noel yemeği ülkeden ülkeye farklılık göstermekle beraber en yaygın olanı kızarmış  hindi  ve sosistir. Bazı ülkelerde tatlı olarak yemekten sonra sunulan kekin (Noel pudingi) üzerine brendi dökülerek tutuşturulur. Çocuklar Noel'den uzun zaman önce Noel Baba'ya mektuplar yazarak istedikleri hediyelerin listesini yaparlar. Kent merkezlerinde ve alışveriş merkezlerinde kurulan temsili Noel Baba kulübelerinde, Noel Baba'nın kendisi ya da elfleri kılığına girmiş görevliler Noel'den önce çocukların isteklerini dinler ve mektuplarını Noel Baba'ya iletmek üzere toplarlar. Noel arifesi gecesi evlerde Noel Baba ve geyikleri için yiyecekler bırakılır.  ABD'de yaygın uygulama süt ve kurabiye bırakmaktır. Türkiye'de ise likörlü şarap (şeri), meyveli tart ve havuç bırakılır. Noel günü Noel Ağacı'nın altına bırakılmış hediyeler alınıp verilir. Küçük çocuklar için dev çorapların içine hediyeler ve şekerlemeler konur. Çocuklara bu hediyeleri Noel Baba'nın getirdiği söylenir.

Tüm inananların Noel'ini (Doğuş Bayramı'nı) kutluyor, gülücükle, şansla ve bollukla dolu, sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yıl diliyorum.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

25 Aralık 336 - İlk Noel kutlaması, Roma'da yapıldı.

25 Aralık 1522 - Rodos, Osmanlı egemenliğine girdi.

25 Aralık 1638 - Osmanlı Ordusu, Bağdat'a girdi.

25 Aralık 1683 - II. Viyana Kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanması üzerine, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, boğularak idam edildi.

25 Aralık 1809 - Amerikalı doktor Ephraim McDowell, kliniğine "Hamileyim" diyerek gelen Jane Todd Crawford'un, yumurtalığından 10 kiloluk tümör aldı. Bu ilk başarılı alt karın ameliyatı olarak tarihe geçti. Crawford, 21 yıl daha yaşadı.

25 Aralık 1921 - Gaziantep'in Fransız işgalinden kurtuluşu.

25 Aralık 1922 - TBMM’nin gizli oturumunda, Başbakan H. Rauf Orbay’ın Lozan Konferansı hakkındaki açıklamaları ve görüşmeleri yapıldı.

25 Aralık 1926 - Japon İmparatoru Taişo'nun ölümü üzerine, oğlu Hirohito İmparator oldu.

25 Aralık 1932 - Çin'in Guangzhou bölgesinde 7,6 şiddetinde deprem meydana geldi. 70.000 kişi öldü.

25 Aralık 1936 - Şark demiryolları, Türkiye Hükümeti tarafından satın alındı.

25 Aralık 1952 - Said-i Nursi'nin yargılanmasına başlandı.

25 Aralık 1963 - Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kuruldu.

25 Aralık 1963 - Kıbrıs'ta Kıbrıs Mücadelesi Ulusal Örgütü EOKA, Ada'nın her yanında Türklere karşı saldırılar düzenledi. Çok sayıda Kıbrıslı Türk öldü. Türkiye savaş uçakları, Kıbrıs üzerinde uçuşlar yaptı.

25 Aralık 1963 - CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, bağımsız milletvekilleriyle yeni bir koalisyon hükümeti kurdu.

25 Aralık 1972 - Nikaragua'daki depremde 10 bin kişi öldü.

25 Aralık 1976 - Hac'dan dönerken gemilerinin batması sonucu 100 kişi öldü.

25 Aralık 1979 - Tunceli Cumhuriyet Savcısı Mustafa Gül öldürüldü.

25 Aralık 1981 - Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER)'i kapattı. Savcılık, TÖB-DER'in "Marksist-Leninist bir düzeni amaçladığını" iddia etti.

25 Aralık 1985 - Türkiye'nin ilk hayalî ihracat davası sonuçlandı: Yahya Demirel 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.

25 Aralık 1986 - İGDAŞ (İstanbul Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi) kuruldu.

25 Aralık 1989 - Romanya Devlet Başkanı Nikolay Çavuşesku ve eşi Elena Çavuşesku idam edildi. Çavuşesku çifti olağanüstü bir mahkemede yargılanmışlardı.

25 Aralık 1990 - Tim Berners-Lee; HTML ve World Wide Web'in temellerini attı. İlk defa iki bilgisayar arasında hypertext teknolojisi kullanılarak sunucu bağlantısı gerçekleştirildi.

25 Aralık 1991 - Mihail Gorbaçov, Sovyetler Birliği başkanlığı görevinden istifa etti. Ülke ertesi gün resmen dağıldı.

25 Aralık 1991 - PKK militanları, İstanbul Bakırköy'de Çetinkaya Mağazalarına molotof kokteyli attı. Çıkan yangında 11 kişi öldü.

25 Aralık 2000 - Rusya Başkanı Vladimir Putin, Sovyetler Birliği Marşı'nın üzerine Aleksandr Aleksandrov tarafından yeni yazılan sözlerle hazırlanan yeni Rusya Ulusal Marşı'nın kabulü üzerine yasayı imzaladı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

25 Aralık 1837 - Cosima Wagner, Alman piyanist ve besteci (ö. 1930)

25 Aralık 1876 - Muhammed Ali Cinnah, Pakistan'ın kurucusu ve Nobel Barış Ödülü sahibi (ö. 1948)

25 Aralık 1885 - James Ewing, Amerikalı patolog (ö. 1943)

25 Aralık 1887 - Conrad Hilton, Amerikalı iş adamı (ö. 1979)

25 Aralık 1899 - Humphrey Bogart, Amerikalı oyuncu (ö. 1957)

25 Aralık 1906 - Ernst Ruska, Alman fizikçi (ö. 1988)

25 Aralık 1908 - Quentin Crisp, Britanyalı yazar, hikâyeci ve aktör (ö. 1999)

25 Aralık 1908 - Yaşar Nabi Nayır, Şair, yazar ve yayıncı. Varlık dergisini ve Varlık Yayınevi'ni kuran edebiyatçı, Yedi Meşale Topluluğu'nun kurucularından. (ö. 1981)

25 Aralık 1916 - Ahmed Bin Bella, Cezayir'in ilk Devlet Başkanı (ö. 2012)

25 Aralık 1918 - Enver Sedat, Mısır Cumhurbaşkanı ve Nobel Barış Ödülü sahibi (ö. 1981)

25 Aralık 1923 - Yusuf Nalkesen, Öğretmen, bestekâr, saz sanatçısı (ö. 2003)

25 Aralık 1925 - Carlos Castaneda, Peru doğumlu Amerikalı yazar (ö. 1998)

25 Aralık 1925 - Pembe Marmara, Kıbrıs Türkü şair (ö. 1984)

25 Aralık 1927 - Ram Narayan, Hint müzisyen.

25 Aralık 1927 - Nijat Özön, Dilci, sinema tarihçisi ve çevirmen (ö. 2010)

25 Aralık 1932 - Mustafa Sağyaşar, Türk sanat müziği sanatçısı ve koro şefi.

25 Aralık 1943 - Hanna Schygulla, Alman oyuncu.

25 Aralık 1950 - Alaattin Yüksel, Girişimci ve siyasetçi.

25 Aralık 1954 - Annie Lennox, İskoç şarkıcı.

25 Aralık 1958 - Alannah Myles, Kanadalı şarkıcı.

25 Aralık 1959 - Michael P. Anderson, ABD Hava Kuvvetleri memuru ve NASA astronotu (ö. 2003)

25 Aralık 1960 - Ebubekir Sifil, Akademisyen, ilahiyatçı ve yazar.

25 Aralık 1971 - Dido, Britanyalı pop şarkıcısı.

25 Aralık 1971 - Justin Trudeau, Kanadalı siyasetçi ve Kanada'nın 23. Başbakanı.

25 Aralık 1974 - Rober Hatemo, Şarkıcı.

25 Aralık 1976 - Armin van Buuren, Hollandalı DJ.

25 Aralık 1976 - Tuomas Holopainen, Finlandiyalı müzisyen.

25 Aralık 1979 - Ferman Akgül, Söz yazarı, besteci, müzisyen ve rock grubu maNga'nın solisti.

25 Aralık 1979 - Sinan Kaynakçı, Şarkıcı, besteci ve söz yazarı.

25 Aralık 1993 - Hamide Kurt, kısa mesafe koşucusu Türk paralimpik atlet.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

25 Aralık 1683 - Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Osmanlı Sadrazamı (idam edildi) (d. 1634/1635)

25 Aralık 1938 - Karel Čapek, Çekoslovak yazar (d. 1890)

25 Aralık 1939 - Turhan Tan, Gazeteci (d. 1886)

25 Aralık 1946 - W. C. Fields, Amerikalı komedyen (d. 1880)

25 Aralık 1950 - İsmail Şükrü Çelikalay, Din adamı ve siyasetçi (d. 1876)

25 Aralık 1957 - Charles Pathé, Fransız film ve ses endüstrisi öncüsü (d. 1863)

25 Aralık 1963 - Tristan Tzara, Rumen asıllı Fransız şair ve yazar (d. 1896)

25 Aralık 1973 - İsmet İnönü, Türkiye'nin 2. Cumhurbaşkanı (d. 1884)

25 Aralık 1977 - Charlie Chaplin (Şarlo), İngiliz sinema yönetmeni, oyuncu, yazar ve komedyen (d. 1889)

25 Aralık 1983 - Joan Miró, Katalan ressam (d. 1893)

25 Aralık 1989 - Nikolay Çavuşesku, Romanya Devlet Başkanı (idam edildi) (d. 1918)

25 Aralık 1989 - Elena Çavuşesku, Romanya Başbakan Yardımcısı (idam edildi) (d. 1916)

25 Aralık 1995 - Dean Martin, Amerikalı şarkıcı ve sinema oyuncusu (d. 1917)

25 Aralık 2006 - James Brown, Amerikalı şarkıcı (d. 1933)

25 Aralık 2008 - Eartha Kitt, Amerikalı şarkıcı ve oyuncu (d.1927)

25 Aralık 2012 - Şerafettin Elçi, Siyasetçi (d.1938)

25 Aralık 2013 - Adnan Şenses, Besteci, söz yazarı, oyuncu ve Türk Sanat Müziği şarkıcısı (d.1935)

25 Aralık 2016 - George Michael, İngiliz şarkıcı ve söz yazarı (d. 1963)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Cuma.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?