KDV indirimleri 5 ay daha uzatıldı

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Akıl hastanesinde doktorlar delilerin akıllarının yerine gelip gelmediğini öğrenmek için bir test yapmaya karar vermişler. Önce delileri boş bir alana götürmüşler, sonra da ortaya büyük bir kaya parçası indirip "Hadi, maç yapın" demişler. Bütün deliler kayanın başına toplanmış ve başlamışlar tekmelemeye. Tüm delilerin ayağı kan içindeymiş. Doktorlardan biri:

-"Ya, bunların hepsi birbirinden deli" demiş.

Testten vazgeçip tam giderken bir delinin futbol oynamak yerine bir köşede oturduğunu görmüşler. "Galiba içlerinden bir akıllı çıktı sonunda." deyip yanına yanaşmışlar oturan delinin.

-"Sen niçin oynamıyorsun?" diye sormuşlar.

Deli sinirli bir şekilde cevap vermiş:

-"Ben deli miyim? Bu ne biçim futbol, hiç topa kafa atmıyorlar."

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında. Yolculuk, bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa, hiç gidilmemiştir." demiş Ece Temelkuran.

Yolculuğa çıkın, yaralarla dönün evinize ve iyileşip tekrar yola devam edin.

Hayat hiç bitmeyen bir yolculuktur çünkü.

Oturup kalırsanız bir yerde, yaşamanın da anlamı yoktur bence.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Soğuk havada dışarıdan eve girildiğinde ev sıcaklığının çok yüksek olmaması gerekmektedir. Çünkü soğuk havadan ev veya ofise girildiğinde karşılaşılan sıcak havaya vücut kolay entegre olamayabilir. Ani sıcaklık değişimlerinden olumsuz etkilenilmektedir. Ani ısı geçişleri bazı kişilerde kılcal damar çatlamalarına sebep olabilir ve bu da kalp krizi riskini beraberinde getirebilir. O nedenle dışarıdan içeri girildiğinde iç ortam sıcaklığının 18-20 derecede tutulması idealdir."

Bence sağlığımız açısından dikkat etmemiz gereken bir ayrıntı.

Ne dersiniz?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Gökyüzüne baktığımızda yıldızların binlerce yıl önceki hallerini gördüğümüz gibi, çekim kuvvetlerinin de yıllar önceki hallerini hissederiz."

***

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

HDP Demirtaş’ın Tahliyesini İstiyor

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin 4 Kasım 2016 tarihinden bu yana tutuklu olan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği ‘‘derhal tahliye edilmeli’’ kararına hem iktidardan hem de muhalefetten tepkiler geliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada kararı sert sözlerle eleştirdi. Cumhurbaşkanı, ‘‘AİHM, bu kararı iç hukuk yolları tüketilmeden alarak, istisnai bir uygulama yapmıştır. Selahattin Demirtaş'la ilgili hüküm, aynı mahkemenin mesela İspanya'daki Batasuna Partisi kararındaki gerekçelerle açıkça çelişmektedir. Mahkeme, Batasuna davası kararında, bırakınız şiddet eylemlerini teşvik etmeyi, şiddet eylemlerini açıkça kınamamanın dahi cezaya konu, suç sayılabileceğine hükmetmiştir. Terör örgütünün şiddet eylemini kınamamayı teröre destek olarak kabul eden bir mahkemenin, 6-8 Ekim 2014'te 39 vatandaşımızın hunharca katledilmesiyle sonuçlanan bir eylemin baş sorumlusunun tahliyesini istemiş olması, resmen çifte standarttır, hatta ikiyüzlülüktür. AİHM, Türkiye nezdinde saygı görmek istiyorsa, önce dönüp kendi çelişkilerini sorgulamalıdır’’ dedi. Demirtaş’ın “Avrupa Parlamentosu’nun terör örgütü olarak kabul ettiği PKK ile içli dışlı olduğunu, elinde onlarca masumun kanı bulunan siyasetçi maskeli bir kişi olduğunu” dile getiren Erdoğan, aynı mahkemeyi de FETÖ davaları ile ilgili olarak da uyardı. Cumhurbaşkanı, “Bu şahıs (Demirtaş) , siyasi görevleri veya siyasi söylemleri sebebiyle değil, terörle arasına mesafe koyamadığı, bölücü terör örgütünün emriyle onlarca kişinin ölümüne yol açtığı için milletin gözünde de suçludur. Kobani'nin katili budur. Diyarbakır'daki 53 gencin, yavrumuzun katili budur. Oradaki Kürt kardeşlerimizi sokağa döken, ondan sonra da bu kardeşlerimizin ölümüne neden olan odur. Ey, AİHM sen anlamasan da biz anlatmaya devam edeceğiz. Mahkemenin FETÖ davaları için takınacağı tavrın da işaretlerinin şimdiden gözükmeye başladı. PKK’ya terör örgütü muamelesi yapmayan, PKK'yla irtibatlı kişileri terörist kabul etmeyen bu mahkeme FETÖ'yle ilgili olarak aynı yaklaşımı sergilememesini temenni ederim. Aksi takdirde, bunca çifte standarda ve riyakarlığa daha fazla tahammül etmek mecburiyetinde olmadığımızın da bilinmesini isterim’’ dedi.

Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da bugün İstanbul il örgütünde Demirtaş’ın avukatları ile birlikte bir basın toplantısı düzenledi. Buldan, ‘‘AİHM milyonları ilgilendiren bir karar aldı. Kararın üzerinden 13 saat geçmesine rağmen Demirtaş tahliye edilmedi. Bu aynı zamanda manevi bir işkence suçudur. Demirtaş tahliye edilmeliydi. Bu henüz gerçekleşmedi. Başta Demirtaş olmak üzere şu an cezaevinde rehine olarak tutulan milletvekili, belediye başkanı, belediye meclisi üyesi, bütün siyasi tutukluların bu karar doğrultusunda derhal serbest bırakılması gerektiğini ifade etmek isterim. Selahattin Demirtaş’tan korkuyorlar. Demirtaş’ın verdiği cesaretten korkulduğunu biliyoruz. Siyasi rehine olarak tutulması sebeplerinden bir tanesidir, bu. Lamı cimi yok bu karar sizi bağlar, efendiler’’ dedi. Bugüne kadar sık sık mahkeme kararlarının Saray’dan çıktığını ve hukuk ile adaletin vesayet altında olduklarını sürekli dile getirdiklerini belirten HDP Eş Genel Başkanı, Erdoğan’ın karar sonrası yine yargıya müdahale ederek tahliye kararını engellemeye çalıştığını ifade ederken muhalefet partilerinden AİHM kararının uygulanması için destek istedi.

Demirtaş’ın avukatlarından Ramazan Demir ise ulusal mahkemenin AİHM’in verdiği kararı uygulamaması halinde konunun Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin sorunu haline geleceğini söyledi. Demir, ‘‘Bu karar en çok Cumhurbaşkanı’nı bağlar. Cumhurbaşkanı ve onun kararıyla hareket eden hakim ve savcıları bağlar, AİHM kararından söylüyorum. Bu AİHM kararı, Erdoğan’ın kararıdır. Onun talimatıyla yürütülen hukuki sürecin sonunda verilmiş bir karar bu. Kararın her tarafından siyasi müdahale akıyor. Bu kararı o aldırdı. Mahkemenin (AİHM) siyasi bağlantı kurduğu yer de Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları. Bunu söyleyerek suç işliyor Cumhurbaşkanı, bunu uygulamayan hakimler de suç işliyor. Bu kararın uygulanmamasından doğan mağduriyetin hesabı hukuk önünde sorulur. Bu artık Avrupa Konseyi ile Türkiye arasında bir sorun. Bu artık bizim, Demirtaş’ın sorunu değil bu artık AB’nin sorunu. Kararı artık onlar takip edecek. Avrupa Konseyi organı olarak AİHM’in verdiği kararı artık Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi takip edecek’’ diye konuştu.

Bir diğer avukat Benan Molu da AİHM kararının uygulanmamasının Türkiye’yi yaptırımlarla karşı karşıya bırakacağını dile getirdi. Molu, ‘‘Yargı tacizine maruz kalan bütün muhaliflerin kullanabileceği yasal ve anayasal değişiklik gerektiren bir karar. AİHM, ‘barışçıl olan ifadeler ve eylemler sebebiyle TCK 314 uyarınca ‘örgüt üyeliği’ ile suçlayamazsınız’ dedi. AİHM cumhurbaşkanı adayı olarak bu seçimlere cezaevinde katılmış olması, 4 yıl boyunca kendisini seçen seçmenleri temsil edememesi nedeniyle serbest seçim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Bu tutukluluğun sadece Demirtaş’ın şahsıyla ilgili olmadığı, bütün muhalefeti de ilgilendirdiğini de belirtiyor. Türkiye’deki yargı ikliminin çoğulculuğu ve demokrasiyi bastırdığını iddia ediyor. Bu karardan sonra Demirtaş'ın derhal serbest bırakılması gerekiyor. Mahkeme tek tek delilleri çürüttüğü için şu anda Ankara 19. Ağır Ceza Mahkeme’deki yargılaması başta olmak üzere diğer davalardan da beraat etmesi gerekiyor. Bunun yapılmaması durumunda pek çok yaptırımla karşı karşıya kalınabilir’’ diye konuştu.

HDP’nin bir diğer eş başkanı Mithat Sancar ise Demirtaş’ın serbest bırakılması için çağrıda bulundu. Partisinin Van İl Kongresi’nde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, tüm siyasetçilerin serbest bırakılmasını istedi. Sancar, ‘‘Bu karar hukuk adına, adalet adına, özgürlük adına bir kazanımdır. Bu karar bu iktidar için de bir şanstı. Eğer bu kararın gereğini yerine getirirlerse, uçuruma gitmekte olan bir arabayı imdat freni ile durdurma imkanı yakalarlar. Biz onlara diyoruz ki, ‘Biz mücadelemizle bu ülkenin uçuruma yuvarlanmasını engelleyecek bir şans yarattık. Bu şans AİHM kararı ile sizin de önünüze geldi. Bunun gereğini yapın, gereği bellidir. Öncelikle Selahattin Demirtaş’ı hemen şimdi serbest bırakın. Sadece onu değil rehin tuttuğunuz bütün siyasetçileri hemen şimdi serbest bırakın‘’ dedi.

Bu arada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Selahattin Demirtaş kararının yayınlanmasının ardından internet sitesinin siber saldırıya uğradığını, bu saldırı sonucu sitenin geçici olarak erişime kapandığını duyurdu. Yayınlanan basın açıklamasında, mahkemenin bu saldırı nedeniyle ciddi üzüntü duyduğu ve sorunun giderilmesi için çalışmaların sürdüğü belirtildi.

UKOME'den İBB’nin taksi teklifi hakkında flaş karar

İBB'nin İstanbul’da taksiye dönüşmek isteyen 1000 minibüs ve dolmuş için hazırladığı teklif, UKOME toplantısında reddedildi. İBB Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantısı İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar başkanlığında Yenikapı'daki Avrasya Gösteri Merkezi'nde toplandı.

UKOME toplantısının en önemli gündem maddelerinden biri minibüsten taksiye dönüşmek isteyen 1000 taksi plakası teklifi oldu. 1000 minibüs ve dolmuşun taksiye dönüştürülmesi teklifinin oylanması öncesinde tartışma yaşandı. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Eyüp Aksu, bu hukuksuz, adaletsiz, kanuna aykırı teklifi kabul etmediklerini söyledi. Minibüs esnafı da çok mağdur olduklarını, mağduriyetlerinin giderilmesi için bu kararın oybirliği ile kabul edilip adaletli bir karar alınmasını istediler. Bakanlık temsilcileri de teklifin alt komisyona sevk edilip ayrıntılı incelenmesini önerdiler. İBB temsilcileri, konunun aylardır gündemde olduğunu ve ayrıntılı olarak incelendiğini söylediler.

Sözcü'den Özlem Güvemli'nin haberine göre; yönetmelik değişikliği ile üye sayısı belediyenin çoğunluğunu elinden alacak şekilde merkezi hükümet lehine değiştirilen UKOME üyeleri arasında teklifle ilgili oylama yapıldı. Teklif, merkezi hükümet temsilcilerinin oyları ile reddedildi. Toplantıyı yöneten İBB Genel Sekteri Can Akın Çağlar, ”Konu 4 aydır gündemde, 5 bin taksi teklifinden ayırıp getirin denilmişti, yine karar çıkmadı. Bir sonraki toplantıda yeniden görüşülsün” dedi. Toplantıda, personel taşımacılığı şoför yaşının 22’ye indirilmesi teklifi de tekrar görüşülmek üzere geri çekildi.

En son Kasım ayında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun başkanlık ettiği UKOME toplantısında son dönemin en tartışmalı konusu olan yeni taksi düzenlemesi teklifi tartışmalar arasında üçüncü kez reddedilmişti. İmamoğlu 5 bin yeni taksi önerisi ile dönüşmek isteyen 1000 taksi plakası tekliflerini ayrı ayrı gündeme sunmuştu. Minibüsten dönüşmek isteyen 1000 taksi plakası teklifinin reddedilmesi sektör temsilcilerinin yoğun tepkisine neden olmuştu.

Resmi Gazete’de yayımlandı: KDV indirimleri 5 ay daha uzatıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son kabine toplantısı sonrası açıkladığı pandemi destek kararları Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

İşyeri kiralama hizmetlerinde KDV yüzde 18 yerine yüzde 8, konaklama hizmetlerinde KDV yüzde 8 yerine yüzde 1, yeme ve içme hizmetinde KDV yüzde 8 yerine yüzde 1, bakım ve onarım hizmetlerinde KDV yüzde 18 yerine yüzde 8, yolcu taşımacılık hizmetlerinde KDV yüzde 18 yerine yüzde 8 olarak uygulanacak.

Gayrimenkul kiralamalarında ise yüzde 10 olan stopaj oranı 31 Mayıs 2021 tarihine kadar uzatıldı. Ayrıca sinema biletlerinde bulunan yüzde 10’luk Eğlence Vergisi 31 Mayıs 2021 tarihine kadar yüzde 0 olarak uygulanacak. Yerli ve yabancı film gösterimleri için belirlenen eğlence vergisi oranları, 31 Mayıs 2021 tarihine kadar uygulanmak üzere yüzde 0 olarak tespit edildi. Banka TL mevduatlardan alınan stopajda uygulanan indirim Mart sonuna kadar sürecek. (6 aya kadar 15’ten 5’e, 1 yıla kadar 12’den 3’e, 1 yıldan uzun 10’dan 0’a.)

Korona haberlerine gelince:

İstanbul Latin Katolik Cemaati Ruhani Reisi Gonzalez Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirdi

Latin Katolik Episkoposluğundan alınan bilgiye göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tanısıyla 2 Aralık'tan bu yana İstanbul'da özel bir hastanede tedavi gören İstanbul Latin Katolik Cemaati Ruhani Reisi Msgr. Ruben Tierrablanca Gonzalez, dün akşam saatlerinde 68 yaşında yaşamını yitirdi. Gonzalez için İstanbul'da cenaze töreni düzenlenecek.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, İstanbul Latin Katolik Cemaati Ruhani Reisi Msgr. Ruben Tierrablanca Gonzalez'in vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendiğini ifade etti. Vali Yerlikaya, Gonzalez'in ailesine, yakınlarına ve Latin Katolik Cemaati'ne baş sağlığı dileğinde bulundu.

Kovid-19 aşısı öncesi antikor testi yapılması gerekli değil

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında, hastalığı belirtisiz geçiren ve antikor gelişmiş olsa bile bunu bilmeyen kişilerin aşı yaptırmasında sakınca bulunmadığını, herkese aşı öncesi antikor testi yapılmasının da gerekmediğini bildirdi. Prof. Dr. Balık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Faz-3 çalışmaları tamamlanan aşılar için birçok ülkede toplumsal bağışıklığın kazandırılabilmesi amacıyla geniş kapsamlı aşı kampanyalarının hayata geçirilmeye başlandığını söyledi. Söz konusu Kovid-19 aşılardan bazılarının ilgili kurumlardan kullanım için "acil onay" aldığını aktaran Balık, Türkiye'nin de hem Biontech-Pfizer hem de SinoVac aşısının insan denemesi süreçlerine gönüllülerle aktif olarak katıldığını ve bu aşıların temini için sipariş verildiğini hatırlattı.

Prof. Dr. Balık, Sağlık Bakanlığınca bir yandan aşıların temini ve daha fazla miktarda alımı için görüşmeler yapılırken diğer yandan da kimlere ilk etapta aşı yapılmasına ilişkin algoritmanın belirlendiğini ifade etti. Sağlık Bakanlığının, Kovid-19 aşısı kitlesel uygulamasına göre, koronavirüs aşılarının, grip aşısındaki gibi riski en yüksek olanlardan en düşük olanlara doğru bir sıralamayla yapılacağını aktaran Balık, "Buna göre ilk sırada aşı olacaklar, riskli sağlık çalışanları, 65 yaş üstü, yaşlı bakım evlerinde kalanlardır. İkinci sırada ise 50 yaş ve üzeri en az bir kronik hastalığı olanlar, hastalığı alma ve yayma açısından kritik işlerde çalışanlardır. Üçüncü sırada da 50 yaş altı ve en az bir kronik hastalığı olanlar, önemli sektörlerde çalışanlar ve en son sırada ise bunların dışında kalanlar aşılanacak." bilgisini verdi. Bu algoritmayla yapılacak aşılama ile hastalığın ağır geçirilme ve ölüm oranlarının hızla azaltılacağını ve sağlık sistemi üstündeki yükün de hızla hafifleyeceğini dile getiren Balık, şöyle devam etti:

"Diğer yandan Türkiye, kampanya tarzı hızlı kitlesel aşı yapma potansiyeli yüksek olan dünyadaki en iyi ülkelerden bir olduğu için tüm ülke çapında hızla aşı yapılmasının, salgın hızının erkenden yavaşlatılması ve sonlandırılmasına çok önemli katkısı olacaktır. Türkiye'de SinoVac firmasının inaktif aşısının seçilmiş olması da bu alt yapıya uygun bir aşı tipi olması nedeniyle önemli bir avantaj oluşturacaktır."

Balık, Kovid-19'u geçirmiş olanlara 6 ay aşı yapılmayacağına dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:

"Çünkü hastalığı geçirenlerde antikorlar en az 6 ay ve belki de daha fazla süre koruyucu olmaktadır. Altı aydan önce ikinci kere enfeksiyon çok nadir olabilmektedir. Eğer bir kişi hastalığı belirtisiz geçirmişse ve antikoru varsa bile bunu bilmeden aşı olması durumunda bir sakınca bulunmamaktadır. Dolayısıyla herkese aşı öncesi antikor testi yapılmasına gerek yok. Kitlesel aşı uygulamalarında aşı öncesi antikor testi genellikle yapılmaz. Kovid aşısı uygulamasında da hem gerek olmadığı, hem ekonomik olmadığı ve hem de zaman kaybına da neden olacağı için Kovid için antikor testi yapılmasına gerek olmayacaktır. İlk sırada aşı yapılacaklar, durumları gereği test ile teyit oranları yüksek gruplardan olacağı için gereksiz aşı uygulaması çok çok düşük düzeyde olacaktır. Dolasıyla hak kaybı da çok düşük olabilir. Ancak PCR testi pozitif bulunanlara (tüm test sonuçları Bakanlık kayıtlarında bulunmaktadır) en az 6 ay süreyle aşı hakkı verilmeyecektir."

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

***

Günün Şairi” olarak 105 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 157. doğum günü olan Tevfik Fikret'i seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Tevfik Fikret, 24 Aralık 1867 tarihinde, İstanbul’un Kadırga semtinde dünyaya geldi. Ailesi ona Mehmed Tevfik adını vermişti. Babası Hüseyin Efendi, Çankırı’nın Bayramören ilçesine bağlı Dalkoz köyünden ayrılıp İstanbul’a yerleşmiş Ahmet Ağa’nın oğlu idi. Hüseyin Efendi, oğlu doğduğu yıl İstanbul’da belediye meclis üyesi ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nde memur olmuştu. Sonraki yıllarda Osmanlı Devleti’nin Hama, Nablus, Akka, Urfa, Halep mutasarrıflıklarında bulundu. Annesi Hacı Hatice Refia Hanım, 1822'deki Yunan ayaklanmasında kimsesiz kalıp Osmanlılara sığınmış ve Müslüman olmuş iki Sakızlı Rum çocuğunun kızı idi. Mehmed Tevfik'in Sıdıka adlı bir kız kardeşi ve Şevki isminde bir de erkek kardeşi vardı. Hac ziyaretine giden annesi Refia Hanım, 1879’da dönüş yolunda kolera nedeniyle ölünce Tevfik Fikret, 12 yaşında öksüz kaldı. Babası, saraya jurnal edilerek Arabistan’a sürgüne gönderildiği için kız kardeşi ile kendisinin bakımını anneannesi ve büyük yengesi üstlendi. Henüz çocukken annesini kaybetmek, onu hayatı boyunca etkiledi. 19 yıl sürgünde kalan babası da sürgünden hiç dönemedi ve orada öldü.

Aksaray’daki Mahmudiye Valide Rüştiyesinde öğrenimine başlayan Tevfik Fikret, çok dindar bir ortamda yetişmekteydi. Okulu, 93 Harbi yenilgisinden sonra Rumeli’den İstanbul’a gelen göçmenlere tahsis edilince öğrenimine Galatasaray Sultanisinde devam etti. Bu yeni okula girişi hayatında bir dönüm noktası oldu. 11 yıl öğrenim gördüğü okulunda devrin önemli edebiyatçılarından Recaizade Ekrem, Muallim Naci, Muallim Feyzi gibi seçkin öğretmenlerin öğrencisi oldu. Şiir yazmaya lise yıllarında başladı. Öğretmenlerinin teşviki ile yazdığı ilk şiiri, Tercüman-ı Hakikat'te yayımlandı. Nazmi mahlasıyla yazılmış, gazel tarzında bir şiirdi. Okulu 1888 yılında birincilikle bitirdi.

Mezun olduğu yıl, Hariciye Nezareti İstişare Odası’nda (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi) katip olarak işe başlayan Mehmed Tevfik, kısa bir süre sonra geçtiği Maarif Mektûbî Kaleminden bir yıl dolmadan istifa ederek ayrıldı. Yeterince çalışmadığını düşündüğünden iş deneyimi onu hayal kırıklığına uğratmıştı. İstifası sırasında, gecikmiş maaşlarının ödenmesini maaşı hak etmediği gerekçesiyle reddetti. Bu olay, onun dürüstlüğünü efsane hâline getirdi. Hazine tarafından yine de kendisine topluca ödeme yapılınca tüm parayı Göçmenler Komisyonuna bağışladı. Sadaret Mektûbî Kalemi’nde kısa bir süre çalıştıktan sonra 1889 Ağustos’unda İstişare Odasında tekrar muavin olarak göreve başladı. Bir yandan da Yüksek Ticaret Okulunda Fransızca ve Türkçe dersleri vermekteydi.

Kısa bir süre sonra Trabzon Valisi olacak dayısı Mustafa Bey’in 15 yaşındaki kızı Nazime Hanım ile 1890 yılında evlendi, dayısının evine yerleşti. Şiir konusunda bir süredir suskun olan Fikret, İsmail Safa'nın yönettiği Mirsad dergisinde "Bahar" şiirini yayımlayarak suskunluğu bozdu; aynı yıl Mirsad'da 18 şiiri daha yayımlandı. Derginin açtığı iki yarışmada birer birincilik alarak ününü arttırdı.

Osmanlı Lisanı Öğretmenliği Sınavını kazanarak 1892’de çok sevdiği Mekteb-i Sultânî’ye atanması ile yaşamında yeni bir dönem açıldı. İlkokul üçüncü sınıf Türkçe öğretmeni olarak göreve başladığı okulda, Muallim Naci'nin vefatı üzerine edebiyat öğretmeni olarak çalışmaya devam etti. Hükûmetin bütçede kısıntı yapıp memur maaşlarını yüzde on kesmesine tepki olarak 1895'te okuldan ayrıldı, inzivaya çekildi.

Mirsad dergisinin kapanması ile şiir yayımlamaya yeniden ara veren Tevfik Fikret, öğretmenlik yaptığı sırada 1894'ten itibaren, arkadaşları Hüseyin Kazım ve Ali Ekrem'in ısrarı ile yeni çıkaracakları Malumat dergisinin başyazarlığını üstlenmişti. Derginin kapandığı 1895 Mayıs'ına kadar 25 şiiri yayımlandı. Bunlar, eski şiirlerine göre daha batı tarzında şiirlerdi. Şair, o yıllarda padişaha bağlı bir çizgideydi. Derginin ilk sayısında Padişah II. Abdülhamid'i öven "Tebrik-i Veladet" şiirini yayımlamıştı. 1895'te Recaizade Ekrem, Fikret'i bir bilim dergisi olan Servet-i Fünûn'un sahibi Ahmet İhsan ile tanıştırdı ve onları dergiyi bir edebiyat dergisi hâline getirmeye ikna etti. Dergi, Tevfik Fikret yönetiminde çıkmaya başladığı 256. sayıdan itibaren bir edebiyat dergisi hâline geldi.

Şair, 1895 yılının Haziran ayında oğlu Halûk'un doğumuyla baba oldu. O sıralarda sanat yaşamının en verimli devresini yaşamaktaydı. Şiirlerini "Mehmed Tevfik" yerine "Tevfik Fikret" olarak yayımlamaya başlamıştı. Yönettiği derginin etrafında yenilikçi bir grup aydın toplanmıştı ve dergi, bu sanat topluluğuna ismini verdi. Sanatta hem içerik hem biçimde atılım yapmayı ilke edinen, ağdalı dilleri ve karamsarlığı ile tanınan topluluğun hareketine ise Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) denildi. Bu ekolde Fikret'in yanı sıra Halit Ziya, Cenap Şahabettin, İsmail Safa, Mehmet Rauf, Samipaşazade Sezai, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayip, Hüseyin Siret gibi isimler bulunuyordu. Kurulan bu topluluk, siyasal eylemlerden uzak görünüyordu. Zamanla Fikret'in şiirlerindeki toplumsal boyut arttı, ulusalcılık ön plana çıktı. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nda Türkler'in büyük bir zafer kazanmasından etkilenerek kahramanlık ve zafer şiirleri yazdı. "Yenişehir Gazilerine" isimli şiirinde dünyaya meydan okudu.

Tevfik Fikret, 1896 yılı sonlarında Robert Kolej'de Türkçe dersleri vermeye başlamıştı, bu görevi ölümüne dek sürdürdü. Okul dışında kalan tüm zamanını dergiye veriyordu. O günlerde dostu İsmail Safa’nın evinde okuduğu Abdülhamit karşıtı bir şiiri, gözaltına alınmasına yol açtı. Evi arandı, söz konusu şiir bulunamayınca birkaç gün sonra serbest kaldı. Çok geçmeden Robert Kolej'de bir çaya karısıyla birlikte gitmesi bahane edilerek gözaltına alındı. Bu olaylar, Fikret'te inziva düşüncesini derinleştirmişti. Dostları Hüseyin Cahit, Mehmet Rauf, Hüseyin Kazım, Dr. Esat da düşüncelerine katıldı. Birlikte Yeni Zelanda'ya gitmeyi; bu gerçekleşmeyince Hüseyin Kâzım'ın Manisa'daki çiftliğine yerleşmeyi düşündüler ancak Tevfik Fikret vazgeçince arkadaşları da vazgeçti. 1900 yılında ilgiyle karşılanan ilk kitabı "Rubab-ı Şikeste (Kırık Saz)" adlı eserini yayımlayan Tevfik Fikret; Ahmet İhsan ile dergi yönetiminde uyuşamadığı için ertesi yıl topluluktan ayrıldı. Artık sadece Robert Kolej'de öğretmenlikle meşguldü. Ricası üzerine Servet-i Fünûn'un yönetimini Hüseyin Cahit üstlenmişti. Birkaç ay sonra Servet-i Fünûn, Hüseyin Cahit'in Fransız İhtilali üzerine bir çevirisi yüzünden kapatıldı ve grup tamamen dağıldı.

Serveti-i Fünûn'un kapanması, baskılı yönetimden duyduğu karamsarlık, arkadaşları Hüseyin Siret ve İsmail Safa'nın sürgüne gönderilmesi, 1902'de kız kardeşi Sıdıka'yı kaybetmesi, babasının Irak'a sürülmesi ve 1905'te babasını da kaybetmesi, Tevfik Fikret'i çok yıpratmıştı. İstanbul’u ahlaksızlıkla suçlayıp lanetleyen ünlü "Sis" şiirini 1902 yılında İstanbul'un sisler altında olduğu bir günde yazdı.

Sıkıntılar içindeki şair, inziva düşüncesini gerçekleştirmek için Kadırga'daki konağın satışından elde ettiği parayla Robert Kolej'in yamacında, Rumelihisarı'nda planlarını kendi çizdiği bir ev yaptırmaya başladı. Üç katlı ahşap yapının inşaatı, 1905'te tamamlandı. Günümüzde müze olarak hizmet veren eve eşi ve oğlu ile birlikte yerleşti. Toplumla arasına bir mesafe koyabileceği, mesleğine devam edebileceği, ülkenin gidişatını uzaktan izleyip eser üretebileceği bu mekana Aşiyan (yuva) adını verdi. Evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etti.

Tevfik Fikret için artık millet, din, tarih, kahramanlık gibi kavramlar anlamsızlaşmaya başlamıştı. "Tarih-i Kadîm" şiirini din ve tarihe karşı, "Lahza-i Teahhur"u Ermenilerin 1905'te Sultan II. Abdülhamid'e düzenledikleri suikastın başarısızlığına duyduğu üzüntü üzerine yazdı ancak II. Meşrutiyet'in ilanına kadar bir daha hiç şiir yayımlamadı. Sürekli edebiyat üzerine düşünmekte ve Edebiyat-ı Cedide hareketinin içe dönük boyutunu aşacak bir edebiyat tavrına doğru ilerlemekteydi. Meşrutiyet'in ilanı, Tevfik Fikret'in inzivadan çıkmasını sağladı. Selânik'teki İttihat ve Terakki yönetiminin isteği üzerine Meşrutiyet'in ilanından 13 gün önce "Millet Şarkısı" adlı marşı yazmıştı. Devrimin habercisi olan bu marş elden ele dolaştı. Meşrutiyet'in ilanından sonra "Rücu (Geri Alış)" adlı şiirini yazarak İstanbul'a savurduğu lanetleri geri aldı.

Hüseyin Cahit ve Hüseyin Kazım ile "Tanin" adlı bir gazete çıkararak bütün gücüyle çalıştı. "Rücu" manzumesini "Sis" ile bir arada Tanin'in ilk sayfasında yayımlamıştı. Tanin, İttihat ve Terakki'nin yayın organı hâline getirilmek istenince gazeteden ayrıldı. Kendisine teklif edilen Maarif Vekilliğini reddeden Tevfik Fikret, bu göreve getirilen Abdurrahman Şeref'in çağrısı üzerine Mekteb-i Sultânî Müdürlüğünü kabul etti ve 1895'te istifa ettiği okula 1909 başında müdür olarak döndü. Okulun Beyoğlu'ndaki binası bir yangında yandığı için Beylerbeyi'ne taşınmıştı. Tevfik Fikret, eski binanın yeniden inşasını çok kısa sürede tamamlattı. Okula getirdiği yenilikler şikâyete yol açmıştı. Toplantı salonunu mescidin üzerine yaptırdığı gerekçesiyle basının büyük eleştirilerine uğradı. "31 Mart Olayı" patlak verdiğinde Fikret, ayaklananların okulu yıkacakları haberini alınca "Sultani'yi yıkmak için önce beni yıkmak lazımdır." diyerek okulun önünde ayakta dikilmiş, bir söylentiye göre kendisini okulun demir kapısına zincirlemişti. Ayaklanmadan sonra, meşru saymadığı bir hükûmet için çalışamayacağını söyleyerek eşiğine kadar geldiği istifadan onu öğrencileri döndürdü. Ne var ki bir süre sonra eski Maarif Nazırı'nın yerine atanan yeni Nazır Emrullah Bey'le anlaşmazlığa düştü ve 1910'da görevini kesin olarak bıraktı, bizzat Emrullah Bey'in ricası dahi onu kararından döndürmedi.

Tevfik Fikret, Mekteb-i Sultânî Müdürlüğü sırasında Darülfünun’da edebiyat dersleri de vermekteydi. 1910’da bu görevinden de ayrılıp yeniden Aşiyan’da inzivaya çekildi ve yalnızca Robert Kolej’deki derslere devam etti. 1908-1909 yılları arasında Galatasaray Spor Kulübünün hami başkanı olarak kulübü koruyucu şekilde davranmış, dönemin şartlarından etkilenmemesi için elinden geleni yapmıştır. Fikret, Meşrutiyet yönetiminden hayal kırıklığına uğramış, artık İttihat ve Terakki yönetimine muhalif olmuştu. 1911’de yayımladığı "Halûk’un Defteri"nde artık tek umudu olarak gördüğü gençliğe seslenen ve onlara çalışkanlığı, yurt sevgisini öğütleyen şiirlere yer verdi. Aynı yıl yayımladığı "Rübâb’ın Cevâbı" adlı bir diğer şiir kitabında halkın acılarını konu edinen şiirler vardı.

Oğlu Haluk’un doğumundan itibaren onun ileride milleti bilgisiyle aydınlatacak bir kahraman gibi yetişmesini arzulayan Tevfik Fikret, 1909 yılında on dört yaşındaki Halûk’u elektrik mühendisliği eğitimi alması için İskoçya’nın Glasgow kentine gönderdi. Oğlunun vatan ve millet için faydalı bir birey olması arzusunu “Halûk’un Vedâı” ve “Promete” adlı şiirlerinde dile getirdi. Ne var ki Haluk, yanına yerleştirildiği Hristiyan ailenin etkisi ile din değiştirip Hristiyanlığı seçti ve babasının düşlediğinden çok farklı bir yaşam sürdü. 1913 yılında Amerika’ya gidip ailesine izini kaybettirdi, 1916’da Michigan Üniversitesinde makine mühendisliğinden mezun oldu. Tekrar ülkesine dönmeyen Halûk Fikret, 1943 yılından sonra kendisini dine verip rahip oldu ve 1965 yılında Orlando'da, Park Lake Presbiteryen Kilisesi rahibi iken hayatını kaybetti.

Şair, 1912’de, Trablusgarp Savaşı nedeniyle meclisin feshedilmesine karşı öfkesini "Doksan Beşe Doğru" adlı şiirinde ifade etti. Bu şiiri, Nüzhet Sabit’in çıkardığı Vazife dergisinde yayımlandı. Şiirinde meclisin kapatılmasını, 36 yıl önce (hicri 1295 yılında) II. Abdülhamid’in meclisi kapatmasına benzetiyordu. Yalnızca padişahı değil, İttihat ve Terakki'yi de son derece sert biçimde eleştirmekteydi. Eleştirilerine, devrin yolsuzluklarını dile getiren “Hân-ı Yağmâ”, yanlış bir kararla I. Dünya Savaşı’na girilmesini yeren “Sancak Şerîf Huzûrunda” şiirleriyle devam etti. Fikret’in şiirleri devrin yöneticilerini kızdırmış ve şairin muhafazakâr çevrelerden ağır eleştirilere uğramasına sebep olmuştu. Bu olumsuz tepkiler şairde büyük bir moral çöküntüsüne sebep oldu ve sağlığı bozuldu. Mehmet Akif’in kendisine Süleymaniye Kürsüsünde adlı şiirinde yönelttiği suçlamalara 1914'te kaleme aldığı “Târih-i Kadîm’e Zeyl” adlı ünlü şiiriyle yanıt verdi. Modern bir okul açmak, yeni bir edebiyat dergisi çıkarmak gibi projeleri vardı, ama bozulan sağlığı nedeniyle bunları gerçekleştiremedi. Son yıllarında çocuk şiirleri yazmakla meşgul oldu. Yalın bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı bu şiirleri 1914’te yayımlanan "Şermin" adlı kitapta topladı. Kitaba, genç yaşta ölen kız kardeşi Sıdıka'nın kızı ve eğitimci Mustafa Satı Bey'in kurduğu Yuva adlı okulun öğrencileri ilham vermişti. Geçirdiği bir ameliyat sonrasında 19 Ağustos 1915’te Aşiyan'da hayatını kaybetti.

Tevfik Fikret, kayınpederi Mustafa Efendi'ye Aşiyan’daki evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etmiş olmasına rağmen Aşiyan'ın sonradan kimin eline geçeceği konusundaki şüphe ve endişeler nedeniyle Eyüp'teki aile mezarlığına gömüldü. Mezarı, 24 Aralık 1961 tarihinde, 1945'te müze yapılan evine geçirildi.

Şairin ömrünün son haftalarında sık sık Aşiyan'a gelen, şairle yakın dostluk kurup portrelerini yapan Mihri Müşfik Hanım, ölümünden hemen sonra Tevfik Fikret'in yüzünün ve sağ elinin kalıbını almıştır. Bu, Türkiye'de bilimsel olarak hazırlanan ilk maske çalışmasıdır. Galatasaray Lisesinin bahçesinde, onun anısına 1920’lerde yaptırılmış bir anma mezarı bulunur. Şair, Rıza Tevfik'in başlattığı bir gelenekle ölümünün ilk yılından itibaren ölüm yıldönümlerinde evinde anılmıştır. 1918'deki törene Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal de katılmıştı.

Tevfik Fikret manzum öykü biçiminde kaleme aldığı eserlerinde aruz ölçüsünü başarıyla kullanıp konuşma diline yaklaştırdı. Türk edebiyatındaki ilk çocuk şiir kitabı Şermin'i yazdı. Ömrünün sonuna kadar öğretmenlik mesleğini sürdüren Tevfik Fikret, Ocak 1909'dan itibaren bir buçuk yıl süreyle Mekteb-i Sultânî'nin müdürü olarak görev yaptı ve okulun efsanevi müdürü olarak ünlendi.[kaynak belirtilmeli] Tevfik Fikret'in edebi hayatı 1880-1896 ve 1896 sonrası olarak ikiye ayrılır. İlk döneminde parnasizmin etkileriyle yazdığı şiirlerinde Sanat için sanat anlayışını, ikinci döneminde toplum için sanat anlayışını benimsedi; şiirlerinde uygarlık ve özgürlük gibi konuları işledi. Ağırlıklı olarak sone ve terza rima nazım şekillerini kullandı. İlk döneminde kullandığı yabancı sözcük ve kalıplar nedeniyle dili oldukça ağırdır. Çocuk şiirlerinden oluşan Şermin dışında tüm şiirlerini aruz ile yazdı. Nazım şekillerinde ve şiirin yapısında yaptığı değişikliklerle şiir dilini düzyazıya yaklaştırmıştır.

ESERLERİ:

Rübâb-ı Şikeste (1900)

Târih-i Kadîm (1905)

Halûk'un Defteri Tevfik Fikret'in ikinci şiir kitabı (1911)

Rübâbın Cevâbı (1911)

Şermin (1914)

Hasta Çocuk

Sis

Millet Şarkısı

Doksan Beşe Doğru

Hân-ı Yağmâ

Balıkçılar

Halûk'un Çocukluğu

Rübâb-ı Cevâb

Bir İçim Su

Verin Zavallılara

Ferdâ

Yeşil Yurt

Sizlerle iki şiirini paylaşarak değerli insanı anmak istiyorum:

MAİ DENİZ

Sâf ü râkit... Hani akşamki tegayyür heyecân?

Bir çocuk rûhu kadar pür-nisyân,

Bir çocuk rûhu kadar şimdi münevver, lekesiz,

Uyuyor mâi deniz.

Ben bütün bir gecelik cûş-i ahzânımla,

O hayâlât-ı pêrişânımla

Müteşekk', lâim,

Karşıdan safvet-i mahmûrunu seyretmedeyim...

Yok, bulandırmasın âlûde-i zulmet bu nazar

Rûh-i mâsûmunu, ey mâi deniz;

Âh, lâkin ne zarar;

Ben bu gözlerle mükedder, âciz

Sana baktıkça teselli bulurum, aldanırım,

Mâi bir göz elem-i kalbime ağlar sanırım...

#TevfikFikret

SABAH OLURSA

Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Haluk,

Eğer bu memleketin sislenen alın yazısı

Dirençli, dinç bir elin güçlü, canlılık verici

Dokunmasındaki titremle silkinip, şu donuk,

Şu paslanan yüzü halkın biraz gülerse... -- O gün

Ben ölmemiş bile olsam, hayata pek ölgün,

Pek az ilişkim olur kuşkusuz; -- o gün benden

Ümidi kes; beni kötrüm ve boş muhitimde

Bütün acımla unut; çünkü kör, topal, tükenik

Bakışlarım seni geçmişte görmek ister; sen

Bütün etin, kemiğin, kimliğinle yarısın:

Ve şarkılar gibi hep hep kulaklarımda sesin...

Evet, sabah olacaktır, sabah olursa, geceler

Geçer, kıyamete dek sürmez; en sonunda bu gök

Bu mavi gök size bir gün acır; usanma sakın.

Hayata neş'e güneştir, usanç içinde kişi

Çürür bizim gibi... Siz, ey yarın uzaylıların

Küçük güneşleri, artık birer birer uyanın!

Tükenmez özlemi vardır ufukların ışığa,

Işık, ışık... Bugünün işte ruhu, özlemi bu;

Silin bulutları, silkin o korku gölgesini,

Koşun ışıklar içinden o kutlu kurtuluşa.

Ümidimiz bu; ölürsek de biz, yaşar mutlak

Vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak!

#TevfikFikret

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Noel (Doğuş Bayramı) arifesi

Noel, her yıl dünyadaki Hristiyanların çoğunluğu tarafından 25 Aralık'ta kutlanır. Bazı ülkelerde kutlamalar 24 Aralık'ta Noel arifesiyle başlar ve 25 Aralık bitimine kadar devam eder. Doğuş Bayramı, Kutsal Doğuş, Milât Yortusu adlarıyla da anılan Hz. İsa'nın doğduğu gün olan Noel, Hıristiyanlar tarafından tüm dünyada kutlanmaktadır. Hıristiyanlar, dini günlerinde kiliselerde ayin ederken, gelenek olarak 25 Aralık'da perhiz, hediye verme, aile ve arkadaşlarla bir araya gelme, ev ve çam ağacı süsleme yaparlar.

Bağımsızlık Günü (Libya)

Libya 24 Aralık 1951 tarihinde Fransız ve Birleşik Krallık egemenliğinden kurtulup Birleşmiş Milletler aracılığıyla bağımsızlığa kavuşan ilk ülke oldu. 42 yıllık Kaddafi iktidarı döneminde kutlanmayan bu gün Kaddafi'nin 20 Ekim 2011 tarihinde ölmesinden sonra ilk olarak 24 Aralık 2011 tarihinde ''Bağımsızlık Günü" olarak kutlanmıştır.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

24 Aralık 1144 - Musul Atabeyi İmadeddin Zengi, Urfa'yı fethederek Urfa Kontluğu'na son verdi.

24 Aralık 1865 - Müttefik ordusunun bazı eski üyeleri Pulaski'de (Tennessee, ABD) özel bir sosyal kulüp kurdular: Ku Klux Klan.

24 Aralık 1871 - Giuseppe Verdi'nin Aida adlı operası, Süveyş kanalı'nın açılış kutlamalarında, Kahire'de ilk kez çalındı.

24 Aralık 1923 - Arnavutluk'ta Cumhuriyet ilan edildi.

24 Aralık 1931 - Türkiye'nin ilk sivil havacılık kulübü Aero Kulüp, İstanbul'da kuruldu.

24 Aralık 1941 - İkinci Dünya Savaşında Hong-Kong, Japonların eline geçti.

24 Aralık 1943 - ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt, General Dwight D. Eisenhower'i Müttefik Kuvvetler Komutanlığına atadı.

24 Aralık 1947 - Gerilla lideri Markos Vafiadis önderliğindeki yaklaşık 20 bin komünist, Yunanistan'ın kuzeyinde Serbest Yunan Hükümeti ilan etti.

24 Aralık 1951 - Libya, Fransa ve Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını ilan etti.

24 Aralık 1963 - Kıbrıs'ta Kanlı Noel: Lefkoşa'daki Kumsal bölgesinde Tabib Binbaşı Nihat İlhan'ın eşi Mürüvet İlhan ve çocukları Murat, Kutsi ile Hakan, Rum milliyetçileri tarafından banyo küvetinde öldürüldü.

24 Aralık 1963 - TRT Kanunu kabul edildi.

24 Aralık 1964 - Seylan (Sri Lanka) ve Hindistan Madras'ta kasırga: 7 bin kişi öldü.

24 Aralık 1966 - Sovyet araştırma istasyonu Luna 13 ay yüzeyine yumuşak iniş yaptı.

24 Aralık 1968 - "Ortak Pazar'a Hayır" haftası başladı.

24 Aralık 1974 - Beatles topluluğu dağıldı.

24 Aralık 1976 - Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, zam talebini kabul etmeyince, Türkiye'de Renault otomobil üretimi durduruldu.

24 Aralık 1979 - Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER), Kahramanmaraş katliamının yıl dönümünde Türkiye çapında direniş ve protesto eylemleri düzenledi. Eylemler sırasında 4 kişi öldü, 4000 kişi gözaltına alındı. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı TÖB-DER Genel Merkezi'ni kapattı.

24 Aralık 1979 - Zeki Ökten'in yönettiği Sürü filmi, Belçika Kraliyet Film Arşivi Uluslararası Seçkin Filmler Yarışması'nda Büyük Ödülü kazandı.

24 Aralık 1979 - Sovyetler Birliği, Afganistan'ı işgale başladı.

24 Aralık 1981 - İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi Savcısı, 52 DİSK yöneticisi sendikacı hakkında idam cezası istedi.

24 Aralık 1994 - Cumhuriyet Halk Partisi ve Sosyaldemokrat Halkçı Parti birleşme kararı aldı.

24 Aralık 1995 - Erken genel seçim yapıldı. Refah Partisi seçimden birinci parti olarak çıktı, ikinciliği milletvekili sayısı bakımından DYP, oy oranı açısından ANAP aldı.

24 Aralık 1997 - Çakal Carlos lakaplı uluslararası terörist Ilich Ramirez Sanchez, bir Fransız mahkemesince, 1975'te iki Fransız müfettiş ve bir Lübnanlının öldürülmesiyle ilgili olarak ömür boyu hapse mahkûm edildi.

24 Aralık 1998 - Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Sivas Katliamı Davası'nda 33 kişi hakkındaki idam kararlarını, usul eksiklikleri nedeniyle bozdu. 16 Haziran 2000'de Ankara 1 Numaralı DGM, Yargıtay'ın yerel mahkeme kararını iki kez bozduğu davanın üçüncü yargılamasında 33 sanık hakkında idam cezası verdi. 10 Mayıs 2001'de Yargıtay, 31 kişinin idam cezasını onadı. 2 kişi hakkındaki karar bozuldu.

24 Aralık 2003 - Ankara'daki Modern Çarşı'da çıkan yangında 1 kişi öldü. Çarşı kullanılamaz duruma geldi.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

24 Aralık 1166 - Yurtsuz John, İngiltere Kralı (Magna Carta'yı imzalayan) (ö. 1216)

24 Aralık 1761 - III. Selim, Osmanlı'nın 28. padişahı (ö. 1808)

24 Aralık 1798 - Adam Mickiewicz, Polonyalı şair (ö. 1855)

24 Aralık 1818 - James Prescott Joule, İngiliz fizikçi (ö. 1889)

24 Aralık 1837 - Elisabeth, Avusturya İmparatoriçesi (ö. 1898)

24 Aralık 1845 - Fernand Cormon, Fransız ressam (ö. 1924)

24 Aralık 1845 - I. George, Yunanistan Kralı (ö. 1913)

24 Aralık 1867 - Tevfik Fikret, Şair (ö. 1915)

24 Aralık 1868 - Emanuel Lasker, Alman Dünya satranç şampiyonu ve matematikçi (ö. 1941)

24 Aralık 1886 - Michael Curtiz, Macar asıllı Amerikalı Oscar Ödülü sahibi yönetmen ("Casablanca" filminin yaratıcısı) (ö. 1962)

24 Aralık 1886 - Bogoljub Jevtić, Yugoslavya Krallığı'nda başbakanlık görevi görev yapan Sırp politikacı ve diplomat (ö. 1960)

24 Aralık 1903 - Aliye Berger, Gravür ve grafik sanatçısı ve ressam (ö. 1974)

24 Aralık 1905 - Howard Hughes, Amerikalı havacı ve iş adamı (ö. 1976)

24 Aralık 1914 - Feridun Akozan, Mimar, akademisyen ve yazar (ö. 2007)

24 Aralık 1915 - Tahir Alangu, Edebiyat tarihçisi ve halk bilimi araştırmacısı (ö. 1973)

24 Aralık 1922 - Ava Gardner, Amerikalı sinema oyuncusu (ö. 1990)

24 Aralık 1927 - Mary Higgins Clark , Amerikalı hikâye yazarı ve romancı (ö. 2020)

24 Aralık 1943 - Tarja Halonen, Finlandiya'nın 11. ve ilk kadın Cumhurbaşkanı.

24 Aralık 1945 - Lemmy Kilmister, İngiliz müzisyen, Motörhead adlı heavy metal grubunun kurucusu (ö. 2015)

24 Aralık 1951 - Aliye Uzunatağan, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.

24 Aralık 1956 - Irene Khan, Bangladeşli avukat ve Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri.

24 Aralık 1957 - Hamid Karzai, Afganistan Başbakanı.

24 Aralık 1961 - İlham Aliyev, Azerbaycan Devlet Başkanı.

24 Aralık 1963 - Yurtsan Atakan, Gazeteci ve bilişim yazarı (ö. 2012)

24 Aralık 1965 - Cengiz Bozkurt, Oyuncu.

24 Aralık 1968 - Nev, Şarkıcı.

24 Aralık 1968 - Reha Yeprem, Tiyatrocu, manken ve oyuncu.

24 Aralık 1971 - Ricky Martin, Porto Rikolu şarkıcı.

24 Aralık 1976 - Lynn Chen, Amerikalı oyuncu ve müzisyen.

24 Aralık 1977 - Berke Özgümüş, Müzisyen ve Redd'in davulcusu.

24 Aralık 1980 - Cemil Büyükdöğerli, Oyuncu ve sunucu.

24 Aralık 1981 - Dima Bilan, Rus şarkıcı.

24 Aralık 1984 - Burak Özçivit, Dizi ve film oyuncusu.

24 Aralık 1991 - Louis Tomlinson, İngiliz şarkıcı ve One Direction üyesi.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

24 Aralık 1521 - Bıyıklı Mehmed Paşa, Osmanlı asker ve devlet adamı (d. ?)

24 Aralık 1524 - Vasco da Gama, Portekizli kâşif ve seyyah (d. 1468)

24 Aralık 1850 - Frédéric Bastiat, Fransız ekonomist ve teorisyen (d. 1801)

24 Aralık 1863 - William Makepeace Thackeray, İngiliz yazar (d. 1811)

24 Aralık 1935 - Alban Berg, Avusturyalı besteci (d. 1885)

24 Aralık 1938 - Bruno Taut, Alman mimar (d. 1880)

24 Aralık 1962 - Reşide Bayar, Türkiye Cumhuriyeti'nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın eşi (d. 1886)

24 Aralık 1975 - Bernard Herrmann, Amerikalı besteci (d. 1911)

24 Aralık 1979 - Sona Hacıyeva, Azeri oyuncu (d. 1907)

24 Aralık 1979 - Şadi Çalık, Heykeltıraş (d. 1917)

24 Aralık 1979 - Rudi Dutschke, Alman sosyolog (1960'lı yılların öğrenci hareketlerinde Almanya'nın en tanınmış lideri) (d. 1940)

24 Aralık 1980 - Karl Dönitz, Alman Donanma Komutanı, Büyük Amiral ve II. Dünya Savaşı sonlarında Almanya'nın Cumhurbaşkanı (d. 1891)

24 Aralık 1982 - Louis Aragon, Fransız yazar (d. 1897)

24 Aralık 1984 - Edoardo Detti, İtalyan mimar ve şehir planlamacısı (d. 1913)

24 Aralık 1984 - Peter Lawford, İngiliz oyuncu (d. 1923)

24 Aralık 1987 - Joop den Uyl, Hollandalı siyasetçi ve Başbakan (d. 1919)

24 Aralık 1994 - Rossano Brazzi, İtalyan oyuncu ve şarkıcı (d. 1916)

24 Aralık 1994 - John Osborne, İngiliz oyun yazarı, senarist, ve politik aktivist (d. 1929)

24 Aralık 1997 - Toshirō Mifune, Japon oyuncu (d. 1920)

24 Aralık 2008 - Harold Pinter, İngiliz yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1930)

24 Aralık 2010 - Frances Ginsberg, Amerikalı opera şarkıcısı (d. 1955)

24 Aralık 2011 - Johannes Heesters, Hollandalı oyuncu, şarkıcı ve komedyen (d. 1903)

24 Aralık 2012 - Jack Klugman, Amerikalı oyuncu ve Emmy ödülü sahibi (d. 1922)

24 Aralık 2016 - Richard Adams, İngiliz yazar (d. 1920)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Perşembe.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Fahri Kalın Beğendik - Günaydın Haber Hürriyetim ...Tevfik Fikret hayatının en büyük şokunu oğlu Haluk Hristiyan olunca yaşıyor. Ömrünün geri kalan kısmını utanç içinde ve inzivaya çekilerek yaşıyor. Mehmet Akif Ersoyun bu konuda söylediği aşağılayıcı bir söz onu tamamen yıkıyor. Ve hep inzivada kalarak artan şeker hastalığı ile mücadele ederek geçirdiği iki yılın sonunda 48 yaşında ölüyor...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Aralık 08:35


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?