Paramedikler (Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri) günü kutlu olsun

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Temel hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış.

Çevredekiler:

-"Hoop ! Dur, ne yapıyorsun? Orası aslanın kafesi." diye bağırmışlar.

Temel öfkeyle geri dönmüş:

-"Hııııh, sankim aslaninizu yeduk." demiş.

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Konu yalnızca unutmak değil, çok daha ötesi. Çünkü insan unuttuğuyla yeniden tanışabilir." demiş Franz Kafka.

Unutmak da çözüm değil yani.

Unutmamak gerekiyor demek ki.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Kızartma yaparken kokunun yayılmamasını sağlamanız mümkün. Bunun için yakınına sirke dolu bir kap koyabilirsiniz."

Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Bill Gates, İngiltere kraliçesinden onursal şövalyelik almış olsa da, Amerikalı olduğu için Sör unvanını kullanamıyormuş."

***

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Gaziantep'te Covid-19 yoğun bakım servisindeki patlamada can kaybı 12'ye yükseldi

Gaziantep'te özel bir hastanenin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) yoğun bakım ünitesinde yüksek akım oksijen cihazından kaynaklanan yangından etkilenen ve başka bir hastaneye sevk edilen hasta hayatını kaybetti. Alınan bilgiye göre, SANKO Üniversitesi Hastanesi'nde çıkan yangın sonrası özel bir hastaneye kaldırılan Münevver Güler müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Yangın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 12'ye yükseldi.

MHP'li Belediye Başkanı, kızıyla aynı sınava girenleri tehdit etti

Burdur Çeltikçi ilçe Belediye Başkanı MHP’li Recep Aydın'ın, kızını belediye itfaiye eri olarak işe aldığı ortaya çıktı. Aydın'ın kızıyla aynı sınava girenleri tehdit ettiği iddia edildi. Sözcü'den İsmail Akın'ın haberine göre; Burdur Çeltikçi ilçe Belediyesi lise ve dengi okul mezunu niteliğini taşıyan 1 adet itfaiye eri alımı için sınav düzenledi. Sınava MHP'li Çeltikçi Belediye Başkanı Recep Aydın'ın kızı ve 3 aday katıldı. İddiaya göre MHP'li Başkan Aydın, mülakat yapılan salona giren adaylarını tehdit etti. Olaya tepki gösteren adaylar CİMER’e şikayette bulunarak konuyu yargıya taşıdı. Yapılan sınava uzun süre çalıştığını ve hakkının yenildiğini belirten Emre Sayın, şunları söyledi, “Eylül ayında belediyenin itfaiye eri alımı için sınav yapıldı. Bende aday olarak mülakata girdim Birinci sırada belediye başkanının kızı vardı. Sınavın olduğu zaman Belediye Başkanı Recep Aydın sınav yerine girerek, ‘Benim kızımın girdiğini biliyorsunuz. Niye geldiniz?" dedi. Daha sonra da komisyon başkanının odasına girdi. Belediye başkanı hakkımızı yiyerek kızını kazandırdı. Ben de sınavın iptali ve atamayı durdurma kararı almak için dava açtım. Mahkemeden ilk karar çıktı. Başkanın kızın atamasını durdurdular, dava hâlâ devam ediyor. Diğer arkadaşlar ise CİMER'e şikayette bulundu” dedi.

 

Korona haberlerine gelince:

İstanbul'da en hızlı vaka düşüşü yaşanan 3 ilçe açıklandı

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını hakkında açıklamalarda bulundu. İstanbul’da pozitif vaka sayısındaki düşüşün devam ettiğini belirten Yerlikaya, "Geçen hafta %40 oranında azaldı" dedi. Yerlikaya, en hızlı vaka düşüşü yaşanan üç ilçenin Arnavutköy, Beyoğlu ve Avcılar olduğunu belirtti.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 18 Aralık'ta yaptığı açıklamada, "Son hafta içinde pozitif vaka sayısındaki azalma %20’yi buldu. Hastanelerimizde bunun yansımasını gördük" açıklamasını yapmıştı. Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Polikliniklerde yaklaşık %30, hastaneye yatışlarda %15, yoğun bakımda ise yüzde %10 azalma oldu. Yatak doluluk oranı %55, yoğun bakım doluluk oranı %65." demişti.

İngiltere, Danimarka, Hollanda ve Güney Afrika'ya uçuşlar durduruldu

2 milyondan fazla vakanın görüldüğü İngiltere'de mutasyona uğramış koronavirüs tespit edildi. İngiltere Başbakanı Boris Johnson “Mutasyon geçirmiş koronavirüs önceki virüse göre yüzde 70 daha bulaşıcı” olduğunu duyurmasının ardından İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, mutasyona uğramış yeni koronavirüsün kontrolden çıktığını açıkladı.

Mutasyona uğramış yeni koronavirüsün kontrolden çıktığının duyurulmasının ardından Türkiye, İngiltere, Danimarka, Hollanda ve Güney Afrika'ya uçuşların durdurulduğunu açıkladı.

Twitter üzerinden paylaşım yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca:

''Koronavirüsün mutasyonuyla İngiltere'de bulaş hızının arttığı bildirilmiştir. Cumhurbaşkanımızın talimatı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın koordinasyonu ile tedbiren; İngiltere, Danimarka, Hollanda ve Güney Afrika'dan ülkemize olan uçuşlarda geçici durdurma kararı alınmıştır. İngiltere kaynaklı mutasyon riski üzerine alınan tedbirler kapsamında halen yolda olan uçuşlar için tüm yolculara test yapılacak ve karantina kuralları uygulanacaktır. Tedbirler tam koordinasyonla yürütülmektedir'' ifadelerini kullandı.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

***

Günün Yazarı&Şairi” olarak 31 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız İrlandalı yazar Samuel Beckett’ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Samuel Beckett, 13 Nisan 1906 tarihinde, İrlanda Dublin'in Foxrock banliyösündeki Cooldrinagh'da doğdu. Ancak doğum belgesindeki tarih 13 Mayıstır. İnsanın dünyadaki varlığını, çekilmesi gereken bir çile olarak gören yazarın doğum gününü değiştirirken Paskalya'dan önceki son cumaya (Good Friday) denk gelen 13 Nisan tarihini özellikle seçtiği öne sürülmüştür. Asıl adı Samuel Barclay Beckett'tır. Beckett ailesinin (aslı: Becquet) Huguenot yani Fransız Kalvinist kökenli olduğu ve 1685'te Nantes Fermanı'nın yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte Fransa'dan İrlanda'ya göç ettiği söylenir. Ancak bu teorinin muhtemel olmadığı düşünülmektedir. Beckett'in babası inşaatlarda keşif uzmanı, annesi ise yazarın sözleriyle "neredeyse bir Quaker" kadar derin dinî inançlara sahip bir hemşireydi. Kuvvetli ve uysal bir çocuk olan kardeşi Frank'in aksine Samuel zayıf, sağlıksız ve mızmızdı. Beş yaşındayken anaokuluna gitmeye başladı ve burada ilk müzik eğitimini aldı. Daha sonra şehir merkezinde Harcourt Caddesi'ndeki Earlsford House School'a devam etti. 1919'da Fermanagh, Enniskillen'de bulunan, Oscar Wilde'ın da okuduğu Portora Royal School'a geçti. Doğuştan atletik olan Beckett, solak bir vurucu olarak krikette çok başarılı oldu. Daha sonra, Dublin Üniversitesi takımında yer aldı ve Northamptonshire County Cricket Kulübü'ne karşı iki maçta oynadı. Böylece Beckett, kriketin kutsal kitabı sayılan Wisden Cricketers' Almanack'ta yer alan tek Nobel ödülü sahibi kişi oldu.

Beckett, 1923 ile 1927 arasında Dublin'deki Trinity Koleji'nde Fransızca, İngilizce ve İtalyanca üzerine eğitim gördü. Buradaki hocalarından biri ünlü Berkeley araştırmacısı Dr. A. A. Luce idi. Beckett lisans eğitimini (B.A.) burada tamamladıktan sonra kısa bir süre Belfast'taki Campbell College'da öğretmenlik yaptı. Ardından Paris'teki École Normale Supérieure'de lecteur d'anglais olarak çalışmaya başladı. Burada yakın arkadaşı şair Thomas MacGreevy tarafından, ünlü İrlandalı yazar James Joyce ile tanıştırıldı. Bu karşılaşmanın genç Beckett üzerinde derin bir etkisi oldu. Beckett, Joyce'a pek çok çalışmasında yardımcı oldu. Bunların başında, Joyce'un "Finnegans Wake" adıyla yayınlanacak olan kitabı için yaptığı araştırmalar gelir. Beckett 1929 yılında basılan ilk eseri olan "Dante...Bruno. Vico..Joyce" isimli eleştiri denemesini yayınladı. Joyce'un eserlerini ve tarzını, ahlâksız, karanlık ve donuk olduğu iddialarına karşı savunan bu makale; Eugene Jolas, Robert McAlmon ve William Carlos Williams'ın da aralarında bulunduğu bir grup yazarın Joyce ile ilgili denemelerini içeren "Our Exagmination Round His Factification for Incamination of Work in Progress" isimli kitapta yer aldı. Beckett'ın, Joyce ve ailesiyle yakın bir dostluğu vardı. Ancak Beckett, Joyce'un kızı Lucia'nın kendisine duyduğu ilgiye karşılık vermeyince bu yakınlık bozuldu. Beckett'in ilk kısa öyküsü "Assumption (Varsayım)" da tam bu dönemde, Jolas'ın çıkardığı bir edebiyat dergisi olan Transition'da yayınlandı. Ertesi yıl Beckett, aceleyle yazılmış "Whoroscope" isimli şiiriyle küçük bir edebiyat ödülü kazandı. Şiir, Beckett'ın ödüle başvurmaya karar verdiği sırada okumakta olduğu René Descartes biyografisinden esinle yazılmıştı.

Beckett 1930'da Trinity College'a okutman olarak döndü. Ancak dördüncü dönemin sonunda Aralık 1931'de Trinity'deki görevinden ayrılarak kısa süren akademik kariyerini sonlandırdı. Kendi seçtiği bu meslek, neredeyse patalojik derecede utangaç olması ve ders verirken insanların önünde olmaktan hoşlanmaması sebebiyle onda kısa sürede hayal kırıklığı yaratmıştı. Ayrıca, Beckett'ın derslerdeki zorlayıcı tutumu ve kıt notları sebebiyle öğrenciler tarafından şikayet edilmesi ve okul yöneticileri tarafından uyarılması da bu hayal kırıklığını artırdı. Beckett bu hayal kırıklığını Modern Language Society of Dublin'e bir oyun oynayarak gösterdi. Tümüyle hayal ürünü olan ve ortamdaki ukâlalıkla dalga geçmek için uydurduğu "Concentrism (Eşmerkezcilik)" akımının kurucusu Toulouselu yazar "Jean du Chas" hakkında kapsamlı bir makale hazırladı. Hayatındaki bu dönüm noktasının anısına, Johann Wolfgang von Goethe'nin Wilhelm Meister’in Çıraklık Yılları romanından esinlenerek "Gnome" şiirini yazdı. Şiir nihayet 1934'te Dublin Magazine'de yayınlandı.

Beckett Trinity College'den ayrıldıktan sonra Avrupa'da yolculuklara başladı. Bir süre Londra'da kaldı ve burada 1931'de, Fransız yazar Marcel Proust hakkındaki "Proust" isimli eleştirel çalışmasını yayınladı. İki yıl sonra, babasının ölümünün etkisiyle, Tavistock Kliniği'nde Dr. Wilfred Bion gözetiminde iki yıl sürecek olan bir tedaviye başladı. Bion, Beckett'in Carl Jung'un Tavistock'ta verdiği üçüncü derse girmesini sağladı. Beckett'in yıllar sonra bile hatırladığı bu ders "never properly born" hakkındaydı. Buradaki görüşlerin etkileri Beckett'in "Watt" ve "Godot'yu Beklerken" gibi eserlerinde görülür. Beckett 1932'de ilk romanı "Sıradan Kadınlar Düşü"nü yazdı, pek çok yayıncının olumsuz cevabı üzerine kitabı yayınlamaktan vazgeçti. Bu roman 1993'e kadar yayınlanamamış olmasına rağmen, Beckett'ın birçok şiirine ve yayınlanan ilk kitabı olan 1933 tarihli "Aşksız İlişkiler" isimli öykü toplamına kaynaklık etti.

Beckett bu dönemde bazı makaleler ve incelemeler yayınladı. Bunların arasında "Güncel İrlanda Şiiri" (The Bookman, Ağustos 1934) ve arkadaşı Thomas MacGreevy'nin şiirlerini incelediği "Hümanistik Dingincilik" (The Dublin Magazine, Temmuz - Eylül 1934) gibi yazılar da vardı. MacGreevy, Brian Coffey, Denis Devlin ve Blanaid Salkeld'in eserlerini incelediği bu yazılarda Beckett, bu şairlerin henüz yeterli başarıya ulaşmamış olmalarına rağmen, çağdaşları olan Kelt Uyanışı hareketinden daha üstün olduklarını savundu ve bu fikrini desteklemek için Ezra Pound, T. S. Eliot ve Fransız sembolistlerinin, bu şairlerin öncülleri olduklarını öne sürdü. Beckett bu şairleri "İrlanda'nın yaşayan poetikasının çekirdeği" olarak tanımlarken aynı zamanda modernist İrlanda poetikasının temel kurallarını da belirlemiş oluyordu.

Beckett "Echo's Bones and Other Precipitates" isimli şiir kitabını yayınladığı 1935'te aynı zamanda "Murphy" isimli romanı üzerinde çalışıyordu. O yılın mayıs ayında MacGreevy'ye yazdığı bir mektupta sinema hakkında okuduğundan ve Moskova'ya giderek Gerasimov Sinematografi Enstitüsü'nde Sergei Eisenstein ile birlikte çalışmak istediğinden bahsetti. 1936'nın ortalarında Sergei Eisenstein ve Vsevolod Pudovkin'e bir mektup yazarak yanlarında çalışmak istediğini bildirdi. Ancak Eisenstein'ın çiçek salgını sebebiyle karantinada olması sonucunda mektubun kaybolması yüzünden ve ertelenmiş bir film projesi olan Bezhin Meadow'un senaryosunu yeniden yazmaya yoğunlaşması nedeniyle, Beckett'ın bu girişimi sonuçsuz kaldı. Beckett bu arada Murphy'yi bitirdi ve 1936'da tüm Almanya'yı dolaşacağı uzun bir yolculuğa çıktı. Bu yolculuk boyunca, gördüğü önemli sanat eserlerini kaydettiği pek çok defter tuttu. Ayrıca tüm ülkeyi sarmaya başlamış olan Nazi hareketine karşı duyduğu hoşnutsuzlukla ilgili notlar aldı. 1937'de kısa bir süre için İrlanda'ya döndü ve Murphy'nin yayınlanmasıyla ilgilendi. Romanı ertesi sene kendisi Fransızca'ya çevirdi. Annesiyle yaşadığı bir anlaşmazlık, Paris'te yaşama fikrini daha da destekledi (Beckett 1939'da II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Paris'e temelli yerleşecekti; çünkü - kendi sözleriyle - savaşta Fransa'yı, barışta İrlanda'yı tercih ediyordu). Beckett, Aralık 1937 civarında Peggy Guggenheim ile kısa süreli bir ilişki yaşadı.

Paris'te Ocak 1938'de, ironik biçimde "tedbirli" lakabıyla tanınan ün salmış bir kadın satıcısının ısrarlarını geri çevirmeye çalışırken göğsünden bıçaklanan Beckett ölümden döndü. James Joyce, yaralı Beckett için hastanede özel bir oda hazırlattı. Paris'e daha önceki gelişinden Beckett'ı uzaktan tanıyan Suzanne Deschevaux-Dumesnil, olayın kamuoyunda duyulmasıyla birlikte yazara ilgi gösterdi ve aralarında yaşam boyu sürecek bir birliktelik başladı. Bir ön duruşma sırasında Beckett, kendisine saldıran adama bunun sebebini sordu ve "Je ne sais pas, Monsieur. Je m'excuse." ("Bilmiyorum, bayım. Üzgünüm.") cevabını aldı.

Beckett 1940'taki Alman işgali sonrasında Fransız Direnişi'ne katıldı. İki yıl boyunca kurye olarak çalıştı ve birçok defa Gestapo tarafından yakalanma tehlikesi atlattı. Ağustos 1942'de birliğinin ihbar edilmesi sebebiyle, Suzanne ile birlikte güneye kaçtı ve Alpes-Côte d'Azur bölgesindeki Roussillon, Vaucluse kasabasında saklandı. Burada, evinin arka bahçesinde mühimmat saklayarak Direniş'e yardım etmeyi sürdürdü. Roussillon'da yaşadığı iki yıl boyunca, Maquis gerillalarının Vaucluse Dağları'nda Alman Ordusu'na karşı gerçekleştirdiği sabotajlara destek verdi. Fransız Hükümeti, Alman istilasına karşı savaşımdaki çabaları sebebiyle Beckett'ı, Savaş Haçı (Croix de Guerre) ve Direniş Madalyası (Médaille de la Résistance) ile ödüllendirdi. Ancak Beckett hayatının sonuna kadar, bu dönemdeki faaliyetlerini hep "izcilik işleri" olarak adlandırdı. Roussillon'da saklandığı süre boyunca, "bağlantısını koparmamak için" Watt isimli romanı üzerinde çalıştı. (1941'de başladığı bu roman 1945'te bitti, ancak 1953'e kadar yayınlanmadı.)

Beckett 1945 yılında kısa süreliğine Dublin'e döndü. Ardından İrlanda kızılhaçının Saint-Lô'da kurduğu hastanede birkaç ay süreyle ambar görevlisi ve tercüman olarak çalıştı. 1946'da yeniden Dublin'e annesinin yanına gitti. Bu ziyareti sırasında, annesinin odasında bütün edebi hayatını etkileyip yön verecek bir şeyin farkına vardı. Bu deneyimini daha sonra, 1958'de "Krapp'ın Son Bandı" oyununda kurguladı. Oyunda Krapp’ın keşfi fırtınalı bir gece, Dún Laoghaire'nin bir Doğu Rıhtımında gerçekleşir. Bazı eleştirmenler Beckett'ı Krapp ile, Beckett'ın kendi sanatsal esininin de aynı yerde, aynı tür havada gerçekleştiğini ileri sürecek kadar özdeşleştirir. Oyun boyunca Krapp hayatının önceki döneminde yaptığı bir kaseti dinlemektedir; bir ara genç kendisinin şu sözleri söylediğini duyar: “...sonunda açıkça görüyorum ki hep bastırmaya çalıştığım karanlık, gerçekte benim en iyi...” Fakat Krapp kasedi ileri sarar ve seyirci keşfinin tamamını öğrenemez. Beckett daha sonra James Knowlson'a kayıttaki eksik kelimenin "dostumdu" olduğunu söyledi. Beckett'a göre, yaşadığı bu deneyim James Joyce ile olan ilişkisinden kaynaklanmıştı. Çünkü sonsuza kadar Joyce'un gölgesinde kalması ihtimali vardı, onu kendi oyununda hiçbir zaman yenemeyeceğinden emindi. Sonra bu deneyimi yaşadı ve Knowlson'a göre bu "tüm kariyerini değiştiren bir dönüm noktasıydı."

1946'da Jean-Paul Sartre'ın Les Temps Modernes dergisi Beckett'ın, daha sonraları "La fin" veya "The End" isimleriyle anılacak olan kısa hikâyesi Suite'in ilk bölümünü, yarısının teslim edilmediğini fark etmeden yayımladı. Simone de Beauvoir hikâyenin ikinci bölümünü yayımlamayı reddetti. Beckett aynı yıl, 1970'e kadar yayınlanmayacak olan dördüncü romanı Mercier ile Camier'i de yazmaya başladı. Bu roman pek çok yönden, Beckett'in kısa süre sonra yazacağı en ünlü eseri Godot'yu Beklerken'in habercisiydi. Daha da önemlisi, Beckett'in doğrudan Fransızca yazdığı ilk uzun eseriydi. Beckett, Molloy, Malone Ölüyor ve Adlandırılamayan'dan oluşan roman üçlemesi de dahil olmak üzere, daha sonraki çoğu eserini Fransızca yazacaktı. Anadili İngilizce olmasına rağmen eserlerini Fransızca yazmasının sebebi, kendi deyimiyle, "üslupsuz" yazmanın Fransızca'da daha kolay olmasıydı. Beckett Fransızca'nın onun için taşıdığı "yabancılık kokusunu" seviyordu ve "bir anadili kullanımının özünde olan otomatizmlerden kurtulmak" için Fransızca yazıyordu.

Beckett şöhretinin büyük kısmını "Godot'yu Beklerken" isimli oyununa borçludur. 1947'den sonraki çoğu eseri gibi bu oyun da ilk olarak "En attendant Godot" adıyla Fransızca yazıldı. Beckett bu oyun üzerinde, Ekim 1948 ile Ocak 1949 arasında çalıştı. 1952'de yayınlanan oyun ilk defa 1953'te sahnelendi. İngilice çevirisi ise iki yıl sonra yayınlandı. Oyun Paris'te popüler oldu, eleştirel başarı elde etti ancak yine de çok tartışıldı. 1955'te Londra'da oynanmaya başladığında kötü eleştiriler aldı; ancak The Sunday Times'tan Harold Hobson'ın ve daha sonra da Kenneth Tynan'nın olumlu eleştirileri bu olumsuz havayı dağıttı. ABD'de oyun, Miami'de başarısız oldu, New York'ta ise 59 gösterim ile başarı elde etti Daha sonra oldukça popüler olan oyun, ABD ve Almanya'da başarıyla sahnelendi.

Beckett artık çoğunlukla Fransızca yazıyordu ve çevirisini Patrick Bowles ile birlikte yaptığı "Molloy" dışındaki bütün çalışmalarını kendisi İngilizce'ye çevirmişti. Godot'yu Beklerken`in başarısı yazarına tiyatroda bir kariyer açtı. Beckett uzun oyunlar yazmaya devam etti. Bunlar arasında 1957'de Oyun Sonu, daha önce adı geçen Krapp'ın Son Bandı (İngilizce), 1960'ta Mutlu Günler (İngilizce) ve 1963'te Oyun yer alır. 1961'de Beckett çalışmalarının tanınmasıyla, Jorge Luis Borges ile paylaşacağı Uluslararası Yayıncıların Formentor Ödülü'nü kazandı.

1960'lar hem yazarlığı açısından, hem kişisel olarak Beckett için değişim dönemiydi. 1961'de İngiltere'de gizli bir törenle ve daha çok Fransız miras hukukuna bağlı nedenlerden, Suzanne ile evlendi. Oyunlarının başarısı üzerine dünyanın pek çok yerinde prova ve oyunlara davet ediliyordu. Bu sürecin sonunda tiyatro yönetmeni olarak yeni bir kariyer edindi. 1956'da BBC Third Programme'den ilk kez radyo oyunu "Tüm Düşenler" için bir ücret aldı. Düzensiz olarak radyo oyunları yazmayı sürdürdü, sonunda sinema ve televizyon için de yazmaya başladı. Ayrıca, yeniden eserlerini İngilizce yazmaya başladı. Öte yandan, yaşamının sonuna kadar kimi eserlerini Fransızca yazmaya devam etti.

Beckett 1969'da Suzanne'le Tunus'ta tatildeyken Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandığını öğrendi. Suzanne gözlerden uzak, özel yaşamına aşırı derecede bağlı olan kocasının o andan itibaren şöhretin yükünü taşıyacağını görerek, ödülü "felaket" olarak nitelendirdi. Beckett ödülünü almaya gitmedi. Beckett söyleşilere çok fazla vakit ayırmamakla birlikte, zaman zaman sanatçılarla, edebiyat araştırmacılarıyla ve Montparnasse'deki evinin yakınında bulunan Paris' Hotel PLM'nin lobisinde kendisini arayan hayranlarıyla bizzat görüşüyordu.

Suzanne 17 Temmuz 1989'da öldü. Anfizem ve muhtemelen Parkinsona yakalanan ve bir bakımevinde kalmakta olan Beckett da aynı yıl 22 Aralık 1989 tarihinde, Paris'te öldü. İkisi Paris'te Montparnasse Mezarlığı'nda birlikte gömülüdür ve Beckett'in "gri olmak şartıyla herhangi bir renk olur" direktifine uygun, mermerden bir mezar taşını paylaşmaktadır.

Beckett'in yazar olarak kariyeri kabaca üç döneme ayrılabilir: 1945'te II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sürecek olan ilk çalışmaları; 1945'ten 1960'ların ilk yıllarına kadar süren ve muhtemelen en iyi bilinen çalışmalarını çıkardığı orta dönem; 1960'ların ilk yıllarından ölümüne kadar süren son dönem. Bu son dönemde Beckett'in çalışmaları çok daha kısa olmaya yönelmiştir ve stili de çok daha minimalisttir.

Beckett'ın erken dönem eserleri arkadaşı James Joyce'un eserlerinin yoğun etkisi altındadır. Titizlikle hazırlanmış ve Joyce'un tarzının türevi sayılabilecek bir dilde yazılmış bu metinlerin bazı kısımları oldukça anlaşılmazdır. Benzer unsurlar Beckett'ın yayınlanmış ilk romanı Murphy'de de (1938) görülür. Sonraki eserlerinde sürekli tekrarlanan delilik ve satranç temaları, bir ölçüde bu romanda da mevcuttur. Romanın açılış cümlesi, Beckett'ın tüm eserlerine hayat veren kötümser alt anlamların ve kara mizahın ipucunu verir: Hep aynı dünyanın üzerinde ışıldıyordu güneş, başka seçeneği yoktu çünkü. II. Dünya Savaşı sırasında Roussillon'da saklanırken yazdığı Watt ise aynı temaları içermekle birlikte, daha az coşkulu bir üslûba sahiptir. Bu romanın bazı bölümlerinde insan hareketleri matematiksel permütasyon gibi kurgulanmıştır. Bu durum, Beckett'ın daha sonraki oyun ve romanlarında ortaya çıkacak olan, hareketlerin kesin şekilde tanımlanması kaygısının habercisidir. Beckett'ın Fransızca edebi metinler yazmaya başlaması da bu döneme denk gelir. Aynı dönemde İngilizce olarak yazılan ve Echo's Bones and Other Precipitates (1935) isimli kitapta toplanan şiirlerdeki yoğunluğun aksine Fransızca yazılmış bazı kısa şiirlerdeki arılık Beckett'ın tarzındaki - Watt'ta da belirtileri görülen - sadeleşmeyi, başka bir dili kullanarak da olsa başlattığını göstermektedir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Beckett, edebi dil olarak temelli Fransızca'ya yöneldi. Bu seçim ile yukarıda anlatılan, Dublin'de annesinin odasında yaşadığı, sanatının öznel olması ve tamamıyla kendi iç dünyasından kaynaklanması gerektiğini anlamasını sağlayan "deneyim", Beckett'in en bilinen eserlerini vermesiyle sonuçlanacaktı. Savaştan sonraki on beş yıl süresince Beckett dört uzun tiyatro oyunu yazdı: En attendant Godot (1948–1949; Godot'yu Beklerken), Fin de partie (1955–1957; Oyun Sonu), Krapp's Last Tape (1958; Krapp'ın Son Bandı) ve Happy Days (1960; Mutlu Günler). Genelde, doğru ya da yanlış biçimde, absürt tiyatronun temel eserleri olduğu düşünülen bu dört oyunda, her ne kadar Beckett'ın kendisi varoluşçu olmasa da, dönemin varoluşçu düşünürlerinin eserlerindeki temalar kara mizah tarzıyla ele alınmıştı. "Absürt tiyatro" terimi ilk defa Martin Esslin'in aynı isimli kitabında ortaya çıkmış, bu kitabın önemli bir bölümü de Beckett ve Godot'ya ayrılmıştı. Esslin bu oyunların, Albert Camus'nün "saçma" kavramının tamamlayıcısı olduklarını öne sürdü ve Beckett bu sebeple sıklıkla - ve hatalı olarak - "varoluşçu" olarak nitelendirildi. Eserlerinde benzer temaları işlemiş olsa da, Beckett'ın varoluşçuluğa karşı bir ilgisi yoktu. Beckett ayrıca absürt tiyatro tanımına da karşı çıkıyordu.

Beckett'ın düz yazıdaki önemli başarıları, Molloy (1951), Malone meurt (1951; Malone Ölüyor) ve L'innommable (1953; Adlandırılamayan) isimli üç romandı. Yazarın açıkça aksini belirtmiş olmasına rağmen zaman zaman "üçleme" olarak değerlendirilen bu romanlar, gittikçe daha da yalınlaşmış, sadece temelde gerekli olan unsurları içerecek derecede sadeleşmişti. Bu sebeple bu üç romanda, Beckett'ın olgun dönemindeki tarzının ve kullandığı temalarının gelişimi gözlenebiliyordu. Bu romanların ardından Beckett, sürdürülebilir bir düz yazı çalışmasına ulaşabilmek için çabaladı. Ancak bu çabaların sonucunda sadece, daha sonra Texts for Nothing (Hiç İçin Metinler) adıyla bir araya getirilecek olan hikâyeler ortaya çıktı. Yine de Beckett 1950'lerin sonunda, en radikal düz yazı eseri olan Comment c'est (1961; Acaba Nasıl?) isimli kitabını yazdı. Konserve kutularıyla dolu bir çuvalı sürükleyerek çamur içinde emekleyen isimsiz bir anlatıcının başından geçenleri anlatan bu kitap, noktalama işaretleri kullanılmamış bir dizi paragraf halinde, telgrafvari bir üslupta yazılmıştır: Bunun ardından, Beckett'ın drama dışı bir düz yazı eser vermesi için neredeyse on yıl geçmesi gerekecekti. İçerik ve biçim olarak alışılmış tarzın oldukça ilerisine geçen "Acaba Nasıl" ile birlikte, Beckett'ın yazarlığında yeni bir dönem başladı.

1960'lar boyunca ve 1970'lerin başında Beckett, 1950'lerdeki eserlerinde de belirgin olan yoğunluğa daha da fazla yöneldi ve bu durum minimalist olarak tanımlanmasına sebep oldu. Bunun en uç örneklerinden biri, dramatik eserleri arasında olan 1969 tarihli Soluk'tur. 35 saniye süren ve hiçbir karakter içermeyen bu parça, Oh! Calcutta! revüsünde açılış parçası olarak kullanılmıştı ve muhtemelen bu revüye ironik bir yorum olarak yazılmıştı. Bu dönemde ayrıca, Beckett'ın uzun süre suskun kalan şairliği yeniden ortaya çıktı. Beckett kimisi sadece altı kelime uzunluğunda olan aşırı kısa ve özlü Fransızca mirlitonnades şiirleri yazdı. Bunlar Beckett'ın, eserlerini bildiği diğer dile çevirmeye yönelik titiz uğraşlarının dışında kaldı. Daha sonra Derek Mahon gibi bazı yazarlar şiirleri çevirmeye çalıştılarsa da bu şiirlerin tamamlanmış bir İngilizce çevirisi hiç yayınlanmadı.

Beckett'ın bu dönemdeki düz yazı çalışmaları, Amerikalı ressam Jasper Johns'un resimlediği 1976 tarihli kısa öykü toplamı olan "Fizzles (Fiyaskolar)" kitabında toplandı. Daha sonra "Nohow On" başlığıyla bir arada yayınlanan 1979 tarihli kısa romanı Compagnie, 1982 tarihli Mal vu mal dit ve 1984 tarihli Worstward Ho, Beckett'ın bu alanda bir nevi rönesans yaşadığını gösteriyordu. "Kapalı alan" öyküleri olarak adlandırılan bu üç eserde Beckett, oyunlarında sıkça kullandığı tema olan kişiliğin sınırlandırılması ve izlenmesi konusunu düz yazı yoluyla yeniden ele almıştı. Beckett'in son çalışması olan 1988 tarihli "What is the Word", yaşamının son günlerini geçirdiği hasta bakımevindeki yatağında yazıldı. Şiirin ayrıca Fransızca uyarlaması da mevcuttur.

ESERLERİ:

Tiyatro:

Eleutheria (1947; yayımlanması 1995)

Godot'yu Beklerken (En attendant Godot) (1952)

Sözsüz Oyun I (1956)

Sözsüz Oyun II (1956)

Oyun Sonu (Fin de partie) (1957)

Krapp'ın Son Bandı (1958)

Fragment de théâtre I (1950'lerin sonlarında)

Fragment de théâtre II (1950'lerin sonlarında)

Mutlu Günler (1960)

Oyun (1963)

Geliş ve Gidiş (1965)

Soluk (1969)

Ben Değil (1972)

Bu Kez (1975)

Adımlar (1975)

Solo (1980)

Beşik (1981)

Ohio Doğaçlaması (1981)

Felaket (1982)

Ne Nerede (1983)

Radyo:

Tüm Düşenler (1956)

From an Abandoned Work (1957)

Korlar (1959)

Eski Şarkı (1960)

Radyo Oyunu Taslağı I (1961)

Radyo Oyunu Taslağı II (1961)

Sözler ve Müzik (1961)

Cascando (1962)

Televizyon:

Söyle Joe (1965)

Hayalet Üçlüsü (1975)

...ama bulutlar... (1976)

Quad I + II (1981)

Nacht und Träume (1982)

Sinema:

Film (1965)

Roman:

Sıradan Kadınlar Düşü (1932; yayımlanması 1992)

Murphy (1938)

Watt (1945; yayımlanması 1953)

Mercier ile Camier (1946; yayımlanması 1970)

Molloy (1951)

Malone Ölüyor (1951)

Adlandırılamayan (1953)

Acaba Nasıl? (1961)

Kurgu dışı:

Proust (1931)

Three Dialogues (Georges Duthuit ve Jacques Putnam ile) (1958)

Disjecta (1983)

Kısa roman (novella) ve Öykü:

Aşksız İlişkiler (1934)

The Expelled (1946)

The Calmative (1946)

The End (1946)

Hiç İçin Metinler (1954)

Le Dépeupleur (1971)

First Love (1973)

Fizzles (1976)

Compagnie (1979)

Mal vu mal dit (1981)

Worstward Ho (1984)

Stirrings Still (1988)

Şiir:

Whoroscope (1930)

Echo's Bones and other Precipitates (1935)

Collected Poems in English (1961)

Collected Poems in English and French (1977)

What is the Word (1989)

Çeviri:

Negro: an Anthology (Nancy Cunard, editör) (1934)

Anna Livia Plurabelle (James Joyce, Fransızca çeviri Beckett ve diğerleri) (1931)

Anthology of Mexican Poems (Octavio Paz, editör) (1958)

The Old Tune (Robert Pinget) (1963)

What Is Surrealism?: Selected Essays (André Breton) (çeşitli kısa parçalar toplamı)

Sizlerle iki şiirini paylaşarak değerli insanı anmak istiyorum:

Alba

sabahtan önce olacaksın burada

ve Dante ve Logos ve bütün katmanlar ve gizemler

ve yanık ay

sabah öncesi burada yaratacağın

müziğin beyaz yüzeyi arkasında

adamakıllı yumuşak şarkılı ipek

eğil hurma-ağacının kubbesine

yağ dumandan bambu-çiçeklerine söğüt geçidi

merhametli parmaklarla eğilsen bile

yazmak için toza

çoğaltmayacak zengin armağanlarını

ki güzellikleri önümde beyaz bir örtü olacak

kendi ifadesi kapanmış simgelerin fırtınasına

bu yüzden hiç bir güneş ve açılım yok

ne de ordu kalabalığı

yalnız ben ve o örtü

ve ölü yığın

#SamuelBeckett

Bir şey orada

bir şey orada

nerede

ötede

öte nerede

dışarda

ne

kafa ne olacak

bir şey orada bir yerde dışarda

kafa

solgun seste ne de kısa

gitti ve bütün küre

henüz taşımadı

göz

açılır kocaman

kocaman

en sona doğru

hiç bir şey daha

kapatır yeniden

böylelikle bir zaman

ötede

bir yerde ötede

sanki

güyâ

bir şey

hayat değil

ille de

#SamuelBeckett

***

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Paramedikler günü (Türkiye)

22 Aralık "Paramedikler Günü", 22-28 Aralık günleri arası ise "Paramedikler (Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri) Haftası" olarak kutlanmaktadır. Paramеdik; ambulans sürmе vе ambulansta bulunan bütün malzеmеlеrı kullanma bеcеrisine sahip kişilеrdir. Bununla birliktе ükеmizdе hеkim bulunmayan tüm acil yardım ambulanslarında paramedik bulunması zorunludur. Paramеdiğin görеvi hastane öncеsi acil bakım, hastalanma, kaza gеçirmе gibi bir olayla başlar, hastaneyе nakil еsnasında ambulansta görеv yapan paramediklеr, doktorlardan öncе hastalara yardım еdеn ilk yardım müdahalеlеrini uygulayan kişilеrdir. Paramеdik;  hastanın sorununu tanıyıp, durumunu dеğеrlеndirir vе gеrеksindiği acil bakımı vеrir. Ülkemizde Paramedikler 2004 yılında Sağlık Bakanlığı Acil ve Afette Sağlık Hizmetleri 112 Ambulans Servisi’nde  görev almaya başladılar. Paramedikler yüklenmiş oldukları misyonlarını başarı ile gerçekleştirip acil sağlık sisteminde vazgeçilmez bir unsur olmuşlardır. Paramedikler ölümle kalım arasında verilen yaşamsal mücadelede insanların her zaman  yanı başında, hayata tutunmaları için fedakarca çalışan sağlık çalışanlarıdır. Hastane öncesi yapılan acil bakımın önemli bir parçasını oluşturmaktadırlar. Genellikle kritik durumdaki hastaya ya da yaralıya ilk anda müdahale eden profesyonel sağlık teknikerleri olan paramedikler, insan hayatı için çok önemli bir görevi yerine getirmektedirler.

Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri (Paramedikler) her zaman saygı duyulacak görevlilerimizdir. Sağlık hizmetlerinin sunumunda isimsiz kahramanlardır. Bu vesileyle acil sağlık hizmetlerinin sunumunda büyük bir özveri ile çalışan paramediklerimizin 22 Aralık "Paramedikler Günü"nü kutluyor, kendilerine sağlıklı, mutlu ve başarı dolu günler diliyorum.

Dünya Orgazm Günü

Amerikalı iki barış gönüllüsü Donna Sheehan (76) ve Paul Reffell (55) savaşları durdurmak için bir adım atmaya karar verdi. İkili "Dünya orgazm günü" ilan ettikleri 22 Aralık'ta herkesin evde kalıp seks yapmasını istedi. Reffell, "Orgazmla birlikte insan büyük bir barış ve huzur duygusu yaşar. Tıpkı meditasyon gibi" dedi. "Baring Witness" (Yüzsüz Tanık) adlı bir barış grubu oluşturan ikili, seksüel enerjilerini doğru şekilde harcamayan kişilerin daha çok savaş yanlısı olduğunu söyleyerek, insanlardan enerjiyi doğru harcamalarını istedi. Protestolarını sanal ortama taşıyan ve globalorgasm isimli bir internet sitesi kuran Reffell, "İnsanlardan bir günlüğüne füzelerini kenara koymalarını istiyoruz" diye konuştu.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

22 Aralık 1453 - İstanbul Üniversitesi (Darülfünun) kuruldu. Darülfünun, 1933'te üniversiteye dönüştürüldü.

22 Aralık 1574 - Padişah III. Murat tahta çıktı.

22 Aralık 1829 - Yolcu taşıyan ilk Demiryolu hattı olan Baltimore-Ohio Demiryolu açıldı.

22 Aralık 1849 - Dostoyevski son anda idamdan döndü.

22 Aralık 1885 - Japonya'da modernleşmenin başladığı Meiji döneminde, kabine sistemine geçilmesiyle Itō Hirobumi, ilk Japonya Başbakanı olarak atandı.

22 Aralık 1894 - Yüzbaşı Alfred Dreyfus'un haksız yere casusluk suçuyla yargılandığı Dreyfus davası, Fransa'da başladı.

22 Aralık 1895 - Halka açık ilk sinema gösterimi, Paris'te Rennes Sokağı'nda yapıldı. 28 Aralık'tan itibaren de Capucines Bulvarı'ndaki Grand Cafe'nin bodrum katında düzenli gösterimler başladı. Sinemaya adını verenler, kaydında ve gösteriminde kullanılan makineyi icat edip ilk filmleri çekenler, Lyonlu Lumière kardeşlerdi.

22 Aralık 1914 - Harbiye Nazırı ve Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi Enver Paşa'nın, Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak ve Rusya içlerine ilerlemek amacıyla planladığı Sarıkamış Harekatı başladı.

22 Aralık 1930 - "Yerli Malı Haftası" münasebetiyle İstanbul'da Vitrin Müsabakası yapıldı. Jüri, Beyoğlu'ndaki Oliyon mağazasını en iyi vitrin düzenlemesine sahip dükkân olarak seçti.

22 Aralık 1932 - Hindistan'daki İngiliz yönetimi, 28 bin mahkûmu serbest bıraktı. Mahkûmlar arasında Mahatma Gandhi de vardı.

22 Aralık 1933 - Almanya'da Reichstag (parlamento binası) yangınını çıkaran Van der Lubbe, idama mahkûm oldu.

22 Aralık 1938 - Alman kimyacı Otto Hahn tarafından ilk atom çekirdeği patlatıldı.

22 Aralık 1944 - Vietnam Halk Ordusu kuruldu.

22 Aralık 1956 - İlk kez bir goril doğal ortamı dışında, bir hayvanat bahçesinde doğum yaptı. Esaret altında doğan gorile 'Colo' adı verildi.

22 Aralık 1962 - Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kuruldu.

22 Aralık 1963 - Lakonia adlı yolcu gemisi, Madeira Adaları'nın (Portekiz) 270 km kuzeyinde yandı: 128 kişi öldü.

22 Aralık 1964 - Casus uçak Lockheed SR-71 Blackbird (kara kuş) ilk uçuşunu yaptı.

22 Aralık 1965 - Birleşik Krallık'ta tüm kara yollarında azami hız sınırı saatte 70 mil (112 km) olarak saptandı. Daha önce bu ülkede bir hız sınırı yoktu.

22 Aralık 1974 - Erzurum'da çığ altında kalan 6 kayakçı öldü.

22 Aralık 1979 - Paris'teki Türk Turizm ve Tanıtma Bürosu Müdürü Yılmaz Çolpan, uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. Suikastı ASALA üstlendi.

22 Aralık 1984 - New York metrosunda, Bernhard Hugo Goetz adlı bir beyaz, kendisini gasp edeceklerini iddia ettiği 4 zenciyi öldürdü.

22 Aralık 1989 - Romanya Devlet Başkanı Nicolae Ceauşescu, halk ayaklanması sonucu yönetimden alındı.

22 Aralık 1990 - Lech Walesa, Polonya'nın ilk seçilmiş Başkanı sıfatıyla, parlamentoda yemin ederek görevine başladı.

22 Aralık 1992 - Futbolcu Tanju Çolak, 9 yıl hapse mahkûm edildi. Çolak, yurda kaçak Mercedes sokmaktan yargılanmaktaydı.

22 Aralık 1994 - Yeni Demokrasi Hareketi aynı adla partileşti; Genel Başkanlığa Cem Boyner seçildi.

22 Aralık 1999 - Hükûmet Egebank, Yaşarbank, Yurtbank, Sümerbank ve Esbank'a el koydu.

22 Aralık 2000 - Madonna, film yönetmeni Guy Ritchie ile İskoçya'da evlendi.

22 Aralık 2002 - Afganistan'da Hamid Karzai'nin Başkanlığında kurulan "Geçici Yönetim" görevine başladı.

22 Aralık 2016 - Irak ve Şam İslam Devleti tarafından Sefter Taş ve Fethi Şahin adlı iki Türkün yakılma videosu dünyaya servis edildi.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

22 Aralık 1459 - Cem Sultan, Osmanlı şehzade (Fatih Sultan Mehmet'in oğullarından) (ö. 1495)

22 Aralık 1639 - Jean Racine, Fransız şair (ö. 1699)

22 Aralık 1856 - Frank B. Kellogg, Amerikalı avukat, siyasetçi ve Nobel Barış Ödülü sahibi (ö. 1937)

22 Aralık 1858 - Giacomo Puccini, İtalyan opera bestecisi (ö. 1924)

22 Aralık 1869 - Dimitri Egorov, Rus matematikçi (ö. 1931)

22 Aralık 1872 - Camille Guérin, Fransız veteriner hekim, bakteriyolog ve immünolog (ö. 1961)

22 Aralık 1887 - Srinivasa Aiyangar Ramanujan, Hint matematikçi (ö. 1920)

22 Aralık 1888 - Joseph Arthur Rank, İngiliz sanayici ve film yapımcısı (ö. 1972)

22 Aralık 1899 - Ekrem Hakkı Ayverdi, Yazar ve mühendis (ö. 1984)

22 Aralık 1905 - Thomas Flowers, İngiliz mühendis ve Colossus bilgisayarı'nın tasarımcısı (ö. 1998)

22 Aralık 1907 - Peggy Ashcroft, İngiliz aktris (ö. 1991)

22 Aralık 1924 - Sevim Tekeli, Bilim tarihi profesörü.

22 Aralık 1925 - Lefter Küçükandonyadis, Futbolcu ve teknik direktör (ö. 2012)

22 Aralık 1949 - Maurice Gibb, İngiliz müzisyen ve Bee Gees grubu üyesi (ö. 2003)

22 Aralık 1955 - Serdar Özgüldür, Hukukçu.

22 Aralık 1958 - Marijam Agischewa, Alman oyuncu.

22 Aralık 1959 - Bernd Schuster, Alman futbolcu ve teknik direktör.

22 Aralık 1962 - Ralph Fiennes, İngiliz oyuncu.

22 Aralık 1962 - Vanessa Paradis, Fransız aktris ve şarkıcı.

22 Aralık 1966 - Yasemin Çongar, Gazeteci ve yazar.

22 Aralık 1967 - Dan Petrescu, Rumen futbolcu ve teknik direktör.

22 Aralık 1968 - Emre Aracı, Müzikolog, orkestra şefi ve besteci.

22 Aralık 1970 - Adam Guziński, Polonyalı yönetmen ve senarist.

22 Aralık 1970 - Ömür Gedik, Gazete yazarı, sanatçı ve aktivist.

22 Aralık 1979 - Eleonora Lo Bianco, İtalyan voleybolcu.

22 Aralık 1979 - Timur Acar, Oyuncu.

22 Aralık 1993 - Hedvig Rasmussen, Danimarkalı kürekçi.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

22 Aralık 69 - Vitellius, Roma İmparatoru (d. 15)

22 Aralık 1880 - George Eliot, İngiliz yazar (d. 1819)

22 Aralık 1936 - Nikolay Ostrovski, Sovyet yazar (d. 1904)

22 Aralık 1959 - Ziya Şakir, Yazar (d. 1883)

22 Aralık 1961 - Mükrimin Halil Yinanç, Tarihçi ve akademisyen (d. 1900)

22 Aralık 1981 - Hikmet Dizdaroğlu, Yazar (d. 1917)

22 Aralık 1989 - Samuel Beckett, İrlandalı yazar (d. 1906)

22 Aralık 2004 - Nezihe Viranyalı, Türkiye'nin ilk kadın pilotlarından (d. 1925)

22 Aralık 2014 - Joe Cocker, İngiliz rock ve blues sanatçısı (d. 1944)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Salı.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?