Bakan Koca açıkladı: Covid-19'un evde bulaşma oranı yükseldi

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Yarın sabah saat 05.00'e kadar tüm Türkiye'de sokağa çıkma yasağı var. (Yasaktan muaf olanlar hariç tabii.)

Sadece 10.00-17.00 saatleri arasında evinize en yakın market, bakkal, kasap vb. gitme hakkınız var.

Unutmayın sakın, olur mu?

Cezası az buz değil çünkü.

Sokağa çıkma yasağına uymayanlara, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 282'nci maddesi uyarınca 3.150 TL idari para cezası kesilecek.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Güney Afrika’ya iş gezisine giden genç iş adamının işleri umduğundan daha başarılı ve çabuk gelişir. Sözleşme imzalanınca bile dönüşüne daha bir gün vardır. Vakit geçirmek için dolaşırken “Ghandi” filminin afişleri dikkatini çeker. Hani şu bol Oscar`lı uzun film… Hemen taksiden iner ve doğru gişenin önündeki kuyruğa girer. Çevresindekiler tuhaf tuhaf bakarken biri:

-"Beyefendi, siz yabancısınız galiba?" der.

-"Evet, nereden anladınız?"

-"Burada beyazlar kuyruğa girmez, doğrudan gişeye gidip biletlerini oradan alır."

Adam biraz mahcup, tüm kuyruğu atlar, gişeye gelir. Evet, gerçekten de beyazlar için ayrı bir pencere vardır.

-"İyi günler, arka ya da ortadan bir koltuk lütfen." der adam.

Gişedeki kız şaşkın:

-"Beyefendi, siz yabancısınız galiba?" der.

-"Evet, nereden anladınız?"

-"Burada beyazlar, koltukta değil, balkonda oturur." der kız.

-"Peki, öyleyse bir balkon lütfen!" der adam.

Balkondan filmi izlerken, Güney Afrika'da bizim sinemalardaki gibi uzun uzun aralar verilmediğinden sıkışır haliyle. Etraf karanlık, herkes filmi izliyor, dayanamaz ve tuvalete gitmek için ayağa kalkınca yanındaki sorar:

-"Nereye beyfendi?"

-"Hiiç!" der adam. "Tuvalete gitmem lazım."

-"Beyefendi, siz yabancısınız galiba?"

-"Evet, ama nereden anladınız?" der adam.

-"Burada beyazlar tuvalete gitmez ki, balkondan aşağı işeyiverirler."

Adam şaşkın, karanlıkta balkonun korkuluklarına dayanır ve tam çişini ederken aşağıdan bir zenci seslenir:

-"Heeey, sen yabancısın galibaaa!"

İyice şaşkına dönen adam, karanlıkta ve sadece çişinden tanındığı için ürker.

Aşağıdaki devam eder:

-"İnsan sadece birinin kafasına etmez ki birader! Şöyle bir serpiştirir! Bu memlekette sosyal adalet diye bir şey var."

(Sosyal adalet böyle bir şey olmuş artık. Anlayana bu kadarı da yeter.)

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"İnsanların çoğunun ruhu, bedeninden önce çürür." demiş Zülfü Livaneli.

Ruhsuz bir insan olmak istemem doğrusu.

Sanırım kimse istemez.

O halde ruhumuza iyi gelen, onu keyiflendirecek, yaşadığını hissettirecek şeyler yapmayı unutmayalım.

Her şartta ve her yerde...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Limon sert ise, kesilmeden evvel bir iki dakika sıcak suya batırınız, daha sulu olur."

Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Yakın tarihte tüm dünyada terör estiren Alman lider Adolf Hitler, Ford otomobillerin mucidi Henry Ford'un başarılarına duyduğu hayranlık nedeniyle, masasının arkasında onun portresini bulundururmuş."

***

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Gaziantep’te bir hastanede oksijen tüpü patladı: 9 kişi hayatını kaybetti

Gaziantep'te SANKO Üniversitesi Özel Sani Konukoğlu Hastanesi'nin yeni tip corona virüsü ( covid-19) yoğun bakım ünitesinde sabah saatlerinde yüksek akım oksijen cihazından kaynaklanan ve oksijen sisteminin etkilenmesi sonucu çıkan yangında 9 kişi hayatını kaybederken, 11 hasta başka hastanelere sevk edildi. Hastane personelinin ilk müdahalesi ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’nin hızlı çalışması sonucu yangın kısa sürede kontrol altına alınırken, yoğun bakım ünitesinde 7, başka bir hastaneye nakil sırasında 1, nakledilen hastaneden 1 olmak üzere toplam 9 hasta hayatını kaybetti. Yangından etkilenme sonucu Mehmet Reşit Saydanoğlu (75), Fethiye Kırca (78), Naciye Ulukütük (56), Abdi Hamzaoğlu (68), Elif Akgül (85), Ökkaş Akbulut (69), Kahraman Taş (71), Osman Daşdemir ve Ali Saffet Kanpolat (64) hayatlarını kaybetti.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, patlamaya ilişkin yaptığı açıklamada “Gaziantep'te yoğun bakım ünitesinde meydana gelen elim olay hepimizi üzmüştür. Vefat sayımız 9 oldu. Yangından etkilenen diğer hastalar 112 acil ekiplerimiz tarafından civar hastanelere nakledildi. Vefat edenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Olayı yakından takip ediyoruz” ifadelerini kullandı. Yangınla ilgili incelemelerde bulunan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklamalarda bulundu. Bakan Koca, “Herhangi bir sorun ve aksaklık kusur tespit edildiğinde yapılması gereken her neyse yapılacaktır” dedi.

Açıklamalarda bulunan Bakan Koca, şöyle konuştu:

* Öncelikle bu elim olayda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Biliyorsunuz yangın sabah saat 4 buçuk sularında başladı.

* Özellikle yoğun bakımda bizim yüksek akımlı oksijen vermek üzere daha çok kullandığımız bir cihazdan kaynaklanan sorunla yangının çıktığını biliyoruz. Bununla devamında 20 yataklı yoğun bakımın yatan hasta sayısı 19 kişiydi. 19 kişiden 7 vatandaşımız olay anında hayatını kaybetti.

* 1 vatandaşımız 11 hastanın transferi döneminde, 1 hastamız da 4 buçuk saat kadar sonra nakil yapılan hastanede hayatını kaybetmiş oldu.

* 19 takip edilen hastamızdan 9 vatandaşımızı kaybetmiş olduk. 10 hastamızın da nakli yapılarak değişik civar hastanelerde yoğun bakımlarda tedavileri devam etmektedir.

* Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

* Yangına müdahale etmeye çalışan 16 hastane personelinin etkilendiğini gördük. 7 personelin yoğun bakımda takibi yapılmakta kendilerini ziyaret ettik ve ciddi bir sorunlarının olmadığını bugün yoğun bakımda tedavileri tamamlanıp servise alınmaları mümkün olabilir.

* Olayla ilgili inceleme hem başsavcılıkla hem biz bakanlık olarak müfettiş görevlendirmesi anında yapıp inceleme ve soruşturma başlatmış olduk. Bu anlamda herhangi bir sorun ve aksaklık kusur tespit edildiğinde yapılması gereken her neyse yapılma noktasında yapacağımızdan kararlı olacağımızdan vatandaşlarımız emin olsun.

Olayla ilgili olarak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nın derhal soruşturma başlattığını belirten Bakan Koca, şunları söyledi:

* 2 savcı görevlendirilmiştir. 2 savcımız süreci tüm yönleriyle takip etmekte, süreci titiz şekilde soruşturmaktadır.

* Bir bilirkişi heyeti oluşturulmuştur. Konusunda teknik olarak uzman bu heyetin incelemeleri yapılmıştır.

AKP’li Rize Belediyesi'nden jet müdürlük!

Belediyelerde istinai olması gereken açıktan ve sınavsız atama genel uygulamaya dönüştü. Her yıl milyonlarca kişi ‘memur' olabilmek için sınavlarda ter dökerken, belediyeler sınavsız memuriyet dağıtmaya devam ediyor.

Bunun son örneği ise Rize Belediyesi’nde yaşandı. Belediye başkan yardımcısı olarak atanan 6 kişinin daha sonra sınavsız şube müdürü yapıldığı ortaya çıktı. Sayıştay’ın Rize Belediyesi 2019 yılı denetim raporunda yer alan bulguda “Belediyede 21'i dolu 1'i boş olmak üzere toplam 22 adet şube müdürü kadrosu bulunmaktadır. Bu kadrolara yapılan atamaların incelenmesinde 6 tane şube müdürünün önce Belediye Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildiği daha sonrada bu kadrodan doğrudan şube müdürlüğü kadrosuna atandığı görülmüştür” denildi.

4 Temmuz 2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik'in 20 inci maddesinin 1-c bendinde “Bu Yönetmelik kapsamı dışında bulunan daha üst görevlerde, en az altı ay süreyle çalışmış olanlar, aranan şartları taşımaları kaydıyla, bu Yönetmeliğin 5'inci maddesinde yer alan “yönetim”, “araştırma, planlama ve savunma” hizmetleri gruplarında gösterilen kadrolara sınavsız atanabilir. Bu yönetmelik kapsamındaki diğer kadrolara sınavsız atanmak için altı ay çalışmış olmak şartı aranmaz.” yazıyor. Madde metninden de anlaşılacağı üzere yönetmelik kapsamı dışında bulunan daha üst görevlerde (Başkan Yardımcılığı) en az altı ay süreyle çalışmış olanlar şube müdürlüğü kadrosuna sınavsız atanabiliyor.

Sayıştay denetçileri raporda konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Mevzuat hükmü bu şekilde olmakla birlikte Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik'in bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu hükmün istisna mahiyetinde bir uygulama olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Adı geçen yönetmelikte şube müdürlüğü kadrosuna atanmanın görevde yükselme sınavına tabi olduğu açıkça belirtilmiş olup daha sonrada bunun istisnaları sayılmıştır. İstisnai bir düzenlemenin genel uygulama haline getirilmesi hem yönetmeliğin amacını aşan bir uygulama olacak hem de yönetmelik hükümlerinin bertaraf edilmesi sonucunu doğuracaktır. Yönetmelik'te belirtilen istisnai hüküm için herhangi bir sayı sınırlaması olmaması bu yöntemin sınırsız olarak kullanılabileceği anlamına da gelmemektedir. Şube Müdürlüğü’ne atanmada bu yöntemin sürekli kullanılması, çalışma verimi ve barışını olumsuz etkileyeceği gibi kariyer ve liyakat ilkelerine de uygun düşmeyecektir. Kariyer ve liyakat ilkelerinin temini ile çalışma verimi ve barışının sağlanması açısından müdürlük kadrolarına 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görevde yükselme sınavları sonucunda başarılı olan personel arasından asaleten atama yapılması, başkan yardımcılığından sınavsız müdür kadrolarına atanmanın ise istisnai bir düzenleme olarak görülüp genel uygulama olarak görülmemesi mevzuatın düzenleniş amacına daha uygun olacaktır.”

Korona haberlerine gelince:

Corona virüsü toplantısı sonrası Bakan Koca’dan kritik İstanbul açıklaması

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, il sağlık yöneticileri ve hastane başhekimleriyle İstanbul’daki rutin değerlendirme toplantısını yaptıklarını duyurdu. Tedbirlerin etkisinin görülmeye başlandığını belirten Bakan Koca, “Son hafta içinde pozitif vaka sayısındaki azalma %20'yi buldu. Hastanelerimizde bunun yansımasını gördük” dedi. Polikliniklerde yaklaşık yüzde 30, hastaneye yatışlarda yüzde 15, yoğun bakımda ise yüzde 10 azalma olduğunu kaydeden Bakan Koca, “Yatak doluluk oranı %55, yoğun bakım doluluk oranı %65. 658'den 1934'e çıkarılan filyasyon ekiplerimiz yaygın temaslı taraması yapıyor” bilgilerini paylaştı.

Bakan Koca, vatandaşlara tedbirlere uyum çağrısı yaparak şu ifadeleri kullandı:

* Birlikte tedbirlere uyum ve mücadele sonuç vermeye başladı. Ancak günlük toplam vaka düşüşüne rağmen son günlerde evde bulaşma oranı yükseldi.

* Evde kalırken tedbirleri elden bırakmayalım. Mücadeleye birlikte ve ara vermeden devam edelim.

Özel Okullar Derneği Başkanı Nurullah Dal, hayatını kaybetti

Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK) Başkanı Nurullah Dal, koronavirüs (Covid-19) nedeniyle hayatını kaybetti. Dal, yaklaşık bir aydır tedavi görüyordu.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "Bir süredir Covid-19 tedavisi görmekte olan TÖZOK Başkanı Nurullah Dal'ı kaybetmiş olmanın üzüntüsü içindeyiz. Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabırlar diliyorum. Eğitim camiamızın başı sağ olsun" açıklamasında bulundu.

TÖZOK Başkanı Nurullah Dal, pandemi sürecinde okulların açılmasıyla ilgili tartışmalarda açıklamalarıyla dikkat çekmişti. Nurullah Dal’ın “Dünyanın her yerinde okulların açılması birinci gündem iken burada tek muhalefet var, o da öğretmen sendikaları. İşe gitmeden maaşlarını alıyorlar. Sanırım rahata da alıştılar. Peki diğerleri? DSÖ ‘okulları açmak esastır’ dedi. Bazıları ise hâlâ ‘sendika ağzı’ ile hareket ediyor. ‘Hastalanır mıyız?’, ‘Korkuyoruz’ diyerek sosyal medyada gerçek kimliğini gizleyip, yazıp çizenlerle bu iş olmaz” açıklamaları eğitim sendikalarının tepkisini çekmişti.

Duygun Yarsuvat yoğun bakıma alındı

Galatasaray'ın eski başkanlarından 83 yaşındaki Duygun Yarsuvat, koronavirüs nedeniyle yoğun bakıma alındı. Galatasaray´ın eski başkanlarından Duygun Yarsuvat, 1 haftadır hastanede koronavirüs tedavisi görüyordu. 83 yaşındaki Yarsuvat, bugün yoğun bakım ünitesine alındı. Sarı-kırmızılı kulübün eski başkanının durumunun kritik olduğu ve entübe edildiği öğrenildi.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

***

Günün Şairi&Yazarı” olarak 25 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 105. doğum günü olan Aziz Nesin’i seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Aziz Nesin, 20 Aralık 1915'te, İstanbul Heybeliada'da doğdu. Asıl adı Mehmet Nusret Nesin'dir. Babası Abdülaziz Bey Giresun'un Şebinkarahisar ilçesine bağlı Gölve köyünden gelerek İstanbul'a yerleşti ve bahçıvanlık yaparak geçimini sağladı. Aziz Nesin, 1924'te Süleymaniye'deki adı daha sonra İstanbul 7. İlkokulu olarak değiştirilecek olan "Kanuni Sultan Süleyman İptidai Mektebi'nin 3. sınıfına girdi. İki yıl Darüşşafaka Lisesi'nde okuduktan sonra, 1935'te Kuleli Askeri Lisesi'ni, 1937'de Ankara'da Harp Okulu'nu bitirip teğmen oldu. Son olarak 1939'da Askeri Fen Okulu'nu bitirdi. Bu dönemde bir yandan da Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Bölümü'ne devam etti.

Kara Harp Okulu'nu bitirmesinin ardından asteğmen rütbesiyle orduya katıldı. 1941'den başlayarak II. Dünya Savaşı yıllarında 2 yıl Trakya'da çadırlı ordugâhta görev yaptı. 1942'de Erzurum Müstahkem Mevkii İstihkam Taburu Bölük Komutanlığı'na atandı ve bir bomba kazasında yaralandı. Erzincan'da depremde yıkılmış bir cephaneliğin boşaltılmasıyla görevlendirildi. 1944'te Ankara'da Harp Okulu'nda açılan ilk tank kursuna katıldı. Aynı yıl Zonguldak'ta uçaksavar top mevzileri yaptırmakla da görevlendirilir. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullandığı" suçlamasıyla askerlikten uzaklaştırılır.

(Oğlu Ateş Nesin babasının köylülere ekmek dağıtmasının bahane olarak gösterilerek askerlikten atıldığını söylemektedir. Halk arasındaki yoksulluk, üniversite ve ordu mensupları arasında muhalefetin oluşmasına sebep olmuştur. Takma adlarla gazete ve dergilere şiir ve deneme yazılar gönderen Aziz Nesin, takma adlarla yazdığı deşifre olunca askeri istihbarat tarafından yakın takibe alınmıştır. Kars'taki bölüğünü tahliye sırasında yolda karşılaştığı köylülerin askerden erzak dilenmesi üzerine, askerin tayınlarının bir bölümünü köylülere dağıtır. Bunun üzerine açılan soruşturmayla askeri mahkemede alınan kararla ordudan atılır.)

Askerlikten uzaklaştırılmasının ardından bir süre bakkallık, muhasiplik gibi işler yaptıktan sonra 1945 yılında Sedat Simavi’nin çıkardığı "Yedigün" dergisine girdi; daha sonra Karagöz gazetesinde de yapacağı gibi redaktörlük ve yazarlık yaptı. Aynı yıllarda profesyonel olarak oyun yazarlığı yaptı ve Tan gazetesinde köşe yazarlığına başladı. 4 Aralık 1946'da bir grup üniversite gencinin Tan gazetesini yakması üzerine, sekiz sayı süren, Cumartesi adlı haftalık magazin dergisini çıkarmaya girişti. Bu dergi denemesi de sonlanınca, Vatan' gazetesinde çalışmaya başladı. Aynı yıl, ilk bağımsız yapıtı olan Parti Kurmak ve Parti Vurmak adlı 16 sayfalık broşürü de yayınlanmıştı.

1946'da Sabahattin Ali ile birlikte Marko Paşa mizah gazetesini çıkardı ve büyük ses getirdi. Dergi dönemin politikacılarını ve tiplemelerini sözünü esirgemeden eleştirmeyi bilmiş, tüm baskıların ve defalarca kapatılmasının getirdiği zor koşullara karşın hedeflediği satış rakamlarına ulaşmıştır. Ancak davalar ve suçlamalar dergi yazarlarına epeyi zor dönemler yaşatmıştır. Nitekim yeni adlarla sürdürmeye çalıştıkları "Markopaşa" ekolünün hararetle eleştirdiği Amerikan yardımının Türkiye üzerindeki emellerine değindiği henüz yayınlanmamış olan "Nereye Gidiyoruz?" adlı yazısı nedeniyle; 12 Ağustos 1947'de 10 ay ağır hapis ve 3 ay 10 gün de Bursa'da "emniyet-i umumiye nezareti" altında bulundurulma cezasına çarptırıldı. Yazılarının bulunduğu bazı gazete ve dergileri illegal ya da masraflı olduğu için meslektaşlarıyla birlikte sattı.

Bu yıllarda yazar Kerim Sadi ile ortak bir ev tutttular. Kerim Sadi'nin ismi Aziz Nesin'in "Bir Sürgünün Anıları" kitabında sık sık geçmektedir. Aziz Nesin bu eserinde Sadi'nin entelektüel birikimini teslim etmekle birlikte kişiliğini fazlasıyla eleştirmiştir. Nesin'in trajikomik Bursa anılarına göre Kerim Sadi bencil ve kendini beğenmiş bir kişidir.

İkinci kitabı Azizname'yi 1948'de çıkardı. Taşlamalardan oluşan bu kitap için İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. 4 ay tutuklu olarak süren dava sonunda mahkûmiyet almadı; ancak 1949 yılında Birleşik Krallık Prensesi II. Elizabeth, İran Şahı Rıza Pehlevi, Mısır Kralı I. Faruk birlikte Ankara'daki elçilikleri aracılığıyla Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na resmen başvurarak, bir yazısında kendilerini aşağıladığı iddiasıyla aleyhine dava açınca 6 ay hapse mahkûm edildi.

1952'de İstanbul'da Levent'te bir dükkân kiraladı ve Oluş Kitabevi'ni açtı; Levent sakinlerine gazete dağıtma işini sürdürmekle beraber, iki küçük çocuğunun geçimini sağlayamayınca, 1953'te Beyoğlu'nda bir ortağıyla "Paradi Fotoğraf Stüdyosu"'nu kurdu. 1954'te Akbaba dergisinde takma adlarla öyküler yazmaya başladı. Edebiyat hayatında "Oya Ateş · Vedia Nesin · Kasım Kahkah · Kerim Kihkih · Levazımcı Kazım · Sıtkı Sırılsıklam · Şakir Şıkırşıkır · İzzet İzinde · Hakkı Haklar · Bedri Birdirbir · Nuri Hayat vb. " iki yüze yakın takma ad kullanmıştır.

1955'te 6-7 Eylül faciası olarak tarihimize gelen İstanbul'daki azınlıkların ev ve dükkânlarının korkunç yıkımına suçlu aranmaya başlanmıştı. Demokrat Parti iktidarı olayların bir "Komünist komplosu" olduğunu iddia ederek aralarında Aziz Nesin'in de olduğu, 100'e yakın solcuyu tutuklattı. Aziz Nesin hiçbir gerekçe olmaksızın 9 ay cezaevinde yattı.

Dolmuş”, (1955); “Yeni Gazete” (1957), Akşam (1958), “Tanin” (1960), "Günaydın" (1969), Aydınlık (1993) gibi dergi ve gazetelerde yayımlanan gülmece öyküleri, röportajlar ve fıkralarla Çağdaş Türk edebiyatının tanınmış ve en verimli kalemlerinden biri durumuna geldi.

1956'da Kemal Tahir ile birlikte Düşün Yayınevi'ni kurdu. 1958'de Dolmuş-Karikatür dergisi ile birleşerek 1963'e dek yayıncılığı tek başına sürdürdü. Bir yandan da Yeni Gazete, Akşam ve Tanin'de günlük köşe yazıları yazdı. 1962'de 42 sayı yaşayacak olan “Zübük” adlı mizah dergisini çıkardı.

1956 yılında İtalya'da (Bordighera'da) yapılan ve 22 ülkenin katıldığı Uluslararası Gülmece Yarışması'nda ilk ödül olan Altın Palmiye'yi "Kazan Töreni" adlı öyküsüyle kazandı. Ertesi yıl aynı ödülü "Fil Hamdi" adlı öyküsüyle ikinci kez kazandı. İlk ödülünü 1960 yılında devlet hazinesine bağışladı.

Düşün Yayınevi'nin Şubat 1963'te yanması üzerine, yazarlığı tek uğraş edindi. İlk kez 1965 yılında -ancak 50 yaşındayken bu hakkı elde edebilmişti- bir pasaport alabildi. Berlin ve Weimar'daki Antifaşist Yazarlar Toplantısı'na davetli olarak katıldı. 6 ay süren bu ilk yurtdışı gezisinde, Polonya, Sovyetler Birliği, Romanya ve Bulgaristan'a gitti.

Nesin, 1966'da Bulgaristan'da yapılan uluslararası gülmece yarışmasında birincilik ödülü olan Altın Kirpi'yi "Vatani Vazife" adlı öyküsüyle kazandı. 1968'de Milliyet Gazetesi'nin açtığı Karagöz oyunu yarışmasında "Üç Karagöz" oyunuyla birincilik ödülü aldı. 1969'da Moskova'da yapılan uluslararası gülmece yarışmasında "İnsanlar Uyanıyor" adlı öyküsüyle Krokodil birincilik ödülü, 1970'te de Türk Dil Kurumu'nun oyun ödülünü "Çiçu" adlı oyunuyla kazandı.

Eşi Meral Çelen'in önerisiyle 1972'de Nesin Vakfı'nı kurdu. Vakıf'ta, her yıl belirli sayıda alınan kimsesiz ve yoksul çocukların bakım ve eğitimlerini üstlendi. Kitaplarının tüm gelirini vakfa bıraktı.

1976-1980 arasında her yılın edebiyat ürünlerinden seçmelerin bulunduğu Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı'nı çıkardı. 1974'te Asya-Afrika Yazarlar Birliği'nin Lotus ödülünü kazanan Nesin, 1975 Lotus ödülünü almak için Filipinler'in başkenti Manila'da yapılan törene katıldı.

1976'da Bulgaristan'da Gabrovo kentinde düzenlenen gülmece kitabı uluslararası yarışmasında birinciliği elde ederek Hitar Petar ödülünü kazandı. 1977'de Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı seçilen Nesin, bu göreve uzun yıllar devam etti.

1978'de "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" adlı romanıyla Madaralı Roman Ödülü'nü kazanırken, 1982'de Vietnam'daki Asya-Afrika Yazarlar Birliği toplantısından dönüşte Moskova'da kalp hastalığından hastaneye kaldırılan Nesin, "Kalp Hastalıkları Araştırma Merkezi"nde bir ay kalarak tedavi gördü.

1983'te Amerika Birleşik Devletleri'nde Indiana Üniversitesi'nin düzenlediği uluslararası toplantıya çağrılan Nesin, pasaportu 12 Eylül idaresince geri alındığı için bu toplantıya katılamadı.

20 Aralık 1984'te Şan Sinema Salonu'nda 70. doğum günü töreni yapıldı. 1984'te Aydınlar Dilekçesi girişiminde bulundu. 1985'te Ekin A.Ş'nin kurulması girişiminde bulundu. Aynı yıl, Birleşik Krallık'ta PEN Kulüp onur üyeliğine seçildi ve TÜYAP'ın düzenlediği "Halkın Seçtiği Yılın Yazarı" ödülünü kazandı.

Nesin, 1989'da "Demokrasi Kurultayı"nın toplanmasında etkin görev aldı ve oluşturulan "Demokrasi İzleme Komitesi"nin iki başkanından biri oldu. Aynı yıl, Sovyet Çocuk Fonu'nun ilk kez verilen "Tolstoy Altın Madalyası"na değer görüldü.

19 Mart 1990'da Ankara Sanat Kurumu'nda 75. yaşını kutlayan Nesin, 2 Temmuz 1993'te Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak üzere Sivas'a gitti. 37 kişinin yaşamını yitirdiği Madımak Oteli katliamından yaralı olarak sağ kurtuldu.

Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu, 30 Mart 1994 tarihinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı kazanan RP'li Recep Tayyip Erdoğan'ın bazı gazetelerde yer alan “Aziz Nesin'in ismini İstanbul'dan sileceğiz” ifadesini kınayan bir bildiri yayınladı.

Yazar, söyleşi ve imza günü için gittiği Alaçatı’da 5 Temmuz'u 6 Temmuz'a bağlayan gece sabaha karşı geçirdiği kalp kriziyle hayatını kaybetti. Cenazesi Çeşme Cumhuriyet Savcısı'nın isteğiyle otopsi yapılmak üzere 6 Temmuz'da İstanbul Çapa Tıp Fakültesi'ne getirildi. 7 Temmuz 1995'te vasiyeti gereği hiçbir tören yapılmaksızın ve yeri belli olmayacak şekilde Çatalca'daki Nesin Vakfı'nın bahçesine gömüldü.

Aziz Nesin, iki kere evlenmiştir. Vedia Nesin ile yaptığı ilk evliliğinden(1939–1948) Oya (d. 1940) ve Ateş (d. 1942), Meral Çelen ile yaptığı ikinci evliliğinden (1956–1967) ise Hüseyin Ali (d. 1956) ve Ahmet Aziz (d. 1957) adlarında toplam 4 çocuk sahibi olmuştur.

Ankara Uluslararası Film Festivali çerçevesinde verilen özel ödüllerin arasında "Aziz Nesin Emek Ödülü" de bulunmaktadır. Karacan Yayınları 1982'de Aziz Nesin'in tüm kitaplarını önce fasiküller halinde yayımladı. Daha sonra bu fasiküller büyük boy 10 cilt halinde bir araya getirildi.

UNESCO'nun yayınladığı Index Translationum adlı dünya çeviri bibliyografyasına göre Aziz Nesin, Türkçe eser veren yazarlar arasında Orhan Pamuk, Yaşar Kemal ve Nâzım Hikmet'in ardından eserleri yabancı dillere en çok çevrilen dördüncü yazar konumundadır. Yazar 59. Hükumeti tarafından hazırlanan "100 Türk Edebiyatçısı" listesinde de yer almaktadır.

ESERLERİ:

Öyküleri (Hikayeleri):

Parti Kurmak ve Parti Vurmak (1946)

Geriye Kalan (1953)

İt Kuyruğu (1955)

Yedek Parça (1955)

Fil Hamdi (1956)

Damda Deli Var (1956)

Koltuk (1957)

Kazan Töreni (1957)

Deliler Boşandı (1957)

Mahallenin Kısmeti (1957)

Ölmüş Eşek (1957)

Hangi Parti Kazanacak? (1957)

Toros Canavarı (1957)

Bay Düdük (1958)

Memleketin Birinde (1958)

Havadan Sudan (1958)

Bay Düdük (1958)

Nazik Alet (1958)

Gıdıgıdı (1958)

Aferin (1959)

Kördöğüşü (1959)

Mahmut ile Nigar (1959)

Hoptirinam (1960)

Gözüne Gözlük (1960)

Ah Biz Eşekler (1960)

Yüz Liraya Bir Deli (1961)

Bir Koltuk Nasıl Devrilir (1961)

Biz Adam Olmayız (1962)

Yeşil Renkli Namus Gazı (1964)

Sosyalizm Geliyor Savulun (1965)

İhtilali Nasıl Yaptık (1965)

Rıfat Bey Neden Kaşınıyor (1965)

Vatan Sağolsun (1968)

İnsanlar Uyanıyor (1972)

Hayvan Deyip De Geçme (1973)

Seyyahatname (Duyduk Duymadık Demeyin) (1976)

Büyük Grev (1978)

Yetmiş Yaşım Merhaba (1984)

Kalpazanlık Bile Yapılamıyor (1984)

Maçinli Kız için Ev (1987)

Nah Kalkınırız (1988)

Rüyalarım Ziyan Olmasın (1990)

Aşkım Dinimdir (1991)

Gözünüz Aydın Efendim (1997)

Herkesin İşi Gücü Var (2005)

Kan Yüzüğü

Romanları:

Kadın Olan Erkek (1955)

Gol Kralı (1957)

Erkek Sabahat (1957)

Saçkıran (1959)

Zübük (1961)

Şimdiki Çocuklar Harika (1967)

Tatlı Betüş (1974)

Surnâme (1976)

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (1977)

Tek Yol (1978)

Anıları:

Bir Sürgünün Hatıraları (1957)

Böyle Gelmiş Böyle Gitmez I - Yol (1966)

Poliste (1967)

Böyle Gelmiş Böyle Gitmez II - Yokuşun Başı (1976)

Benim Delilerim (1984)

Salkım Salkım Asılacak Adamlar (1987)

Böyle Gelmiş Böyle Gitmez II - Yokuş Yukarı (1996)

Bir Vicdan Davası (1998)

Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim (2006)

Mum Hala I (2009)

Mum Hala II (2010)

Unutulmayan Rüyalar (2010)

Mektupları:

Canım Oğlum Canım Babacığım - 1, 1994.

Canım Oğlum Canım Babacığım - 2, 1994.

Aziz Nesin – Ali Nesin Mektuplaşmaları III, Mektuplar 1994.

Aziz Nesin – Ali Nesin Mektuplaşmaları IV, Mektuplar 1995.

Aziz Nesin – Tahsin Saraç Mektuplaşmaları, Mektuplar, 1995.

Aziz Nesin – Meral Çelen Mektuplaşmaları, Mektuplar 1998.

Çocuk Kitapları:

Okullar İçin Kısa Oyunlar (1949)

Uyusana Tosunum (1971)

Bu Yurdu Bize Verenler (1975)

Pırtlatan Bal (1976)

Borçlu Olduklarımız (1976)

Aziz Dede'den Masallar (1977)

Ben de Çocuktum (1979)

Nasrettin Hoca Gülütleri (1981)

Anıtı Dikilen Sinek (1982)

Çocuklara En Güzel Masallar (2009)

Hayvanlar Takımı (2009)

Arkadaşım Badem Ağacı (2010)

Çocuklara En Güzel Öyküler (2012)

Çizgi-roman:

Bilmem Ne Adası (1956)

Berber Nonoş (1956)

Baba Mirası (1954)

Deniz Aslanı (1955)

Bayan Aynur ile Bay Buyur (1960)

Yazıları:

Sora Sora Cennet Bulunur (1990)

Soruşturmada (1986)

Suçlanan ve Aklanan Yazılar (1982)

Ah Biz Ödlek Aydınlar (1985)

Korkudan Korkmak (1988)

Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler (1989)

Türkiye Şarkısı Nazım (1997)

Çuvala Doldurulmuş Kediler (1995)

Suçlanan Aklanan Yazılar (1982)

Sanat Yazıları (2011)

Sporcu Milletiz Vesselam (2012)

Okuma Güncesi (2014)

Gezi notları:

Dünya Kazan Ben Kepçe (1977)

Yurt Gezileri (2013)

Oyunları:

Biraz Gelir misiniz (1950)

Bir Şey Yap Met (1959)

Toros Canavarı (1963)

Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı (1968)

Üç Karagöz Oyunu (1969)

Çiçu (1970)

Tut Elimden Rovni (1970)

Hadi Öldürsene Canikom (1970)

Pırtlatan Bal (1976)

Başarımı Karılarıma Borçluyum (1992)

Bir Zamanlar Memleketin Birinde (1992)

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (1992)

Hakkımı Ver Hakkı (1992)

Zat-ı Devletleri İbiş Hazretleri (1992)

Şiirleri:

Sevgiye On Ölüme Beş kala

Azizname

On Dakika

Sondan Başa (1984)

Kendini Yakalamak (1988)

Hoşçakalın (1990)

Sivas Acısı (1995)

Köşe yazıları:

Bir Tutam Aydınlık (1994)

Az Gittik Uz Gitmek (1959)

Nutuk Makinesi (1958)

Merhaba (1971)

Söyleşileri:

Bir Dokun Bir Dinle (1994)

Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru (1993)

İnsanlar Konuşa Konuşa (1988)

ÖDÜLLERİ:

Hayatı boyunca pek çok ödül, mansiyon ve madalya ile onurlandırılan Aziz Nesin'in kazandığı bazı önemli ödüller aşağıda listelenmiştir:

1956 - Altın Palmiye, İtalya (Kazan Töreni adlı öyküsüyle)

1957 - Altın Palmiye, İtalya (Fil Hamdi adlı öyküsüyle)

1959 - Gazeteciler Cemiyeti Fıkra Ödülü

1966 - Altın Kirpi, Bulgaristan (Vatani Vazife adlı öyküsüyle)

1968 - Milliyet Gazetesi 6. Karacan Armağanı Birincilik Ödülü (Üç Karagöz adlı oyunuyla)

1969 - Krokodil Ödülü, Sovyetler Birliği (İnsanlar Uyanıyor adlı öyküsüyle)

1970 - Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü (Çiçu adlı oyunuyla)

1974 - Arkın Çocuk Edebiyatı İkincilik Ödülü (Pırtlatan Bal adlı öyküsüyle)

1975 - Lotus Asya-Afrika Yazarlar Birliği Ödülü

1977 - Bulgaristan Uluslararası Gülmece Kitapları Yarışması Hitar Petar Ödülü

1978 - Madaralı Roman Ödülü (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz adlı romanıyla)

1984 - Erkekçe Başarı Ödülü (Tülsüyü Sevmek hikâye dalında en başarılı eser)

1985 - TÜYAP Halkın Seçtiği Yılın Yazarı

1990 - Tolstoy Altın Ödülü

1990 - Viyana Tiyatro Ödülü

1991 - Rüştü Koray Armağanı

1992 - Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü ve Altın Madalyası

1992 - Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü

1993 - Carl Von Ossietzky Ödülü

1993 - Dionysos Şiir Ödülü

1994 - CPJ Uluslararası Basın Özgürlük Ödülü

1995 - Orhan Apaydın Demokrasi ve Barış Ödülü

1995 - Hiroşima Vakfı Ödülü

Sizlerle iki şiirini paylaşarak bu değerli ve güzel insanı anmak istiyorum. Nur içinde uyusun. Toprağı incitmesin onu.

ÇOCUKLARIMA

Diyelim ıslık çalacaksın ıslık

Sen ıslık çalınca

Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes

Kimse çalmamalı senin gibi güzel

Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın

Senden önce kimse saymamış olmalı

Senin saydığın gibi doğru ve güzel

Hem dalgaları, hem saymasını severek

De ki sinek avlıyorsun sinek

En usta sinek avcısı olmalısın

Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta

Örgüt yoksa seninle başlamalı

Diyelim zindana düştün, bir ip al

Görmediğin yıldızları diz ipe bir bir

Sonra yıldızlardan kolyeyi

Düşlerindeki sevgilinin boynuna geçir

Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun

Düşün düşünebildiğince üç boyutlu

Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya

Sanki senden önce düşünen hiç olmamış

Dalga mı geçiyor, düşler mi kuruyorsun

Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum

Düşlerini som somut görüp şaşsınlar

Böyle dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler

Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum

Derlerse ki bu işler bir şeye yaramaz

De ki bütün işe yarayanlar

İşe yaramaz sanılanlardan çıkar.

#AzizNesin

BİTKİ OLACAKSAM

Bitki olacaksam

Çayır çimen olayım

Aman baldıran değil

Yol altında kalacaksam

Gelin arabaları geçsin üstümden

Çelik paletler değil

Üstümde çocuklar koşuşsun

Ne kaçan ne kovalayan

Askerler değil

Kerpiç yapacaksanız beni

Okullarda kullanın

Ceza evlerinde değil

Soluğum tükenmez de kalırsa

Islık öttürsünler

Aman ha düdük değil

Kalem yapın beni kalem

Şiirler yazın sevgi üstüne

Ölüm kararı değil

Ölünce yaşamalıyım defne yapraklarında

Sakın ola ki

Silahlarda değil.

#AzizNesin

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Dünya İnsan Dayanışma Günü

Dayanışma kültürünün geliştirilmesi ve yoksullukla mücadele için BM Genel Kurulu tarafından 20 Aralık "Uluslararası Dayanışma Günü" olarak kabul edildi. 1983’te Nobel Barış Ödülünü kazanan Lech Walesa, “Küresel ölçekte insan dayanışması fikri dünyayı değiştirebilir” demişti. Sonrasında Polonya eski cumhurbaşkanı her yıl 20 Aralık’ta kutlanan ilk "Uluslararası İnsani Dayanışma Günü"nün kutlama törenini başlattı. 2005’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilen bu gün, Birleşmiş Milletler kalkınma gündeminin, özellikle de yoksullukla mücadele konusunda dayanışmanın önemini vurgulamayı amaçlamakta ve aynı zamanda engellilerin topluma daha fazla uyum sağlamalarına ilişkin farkındalığı arttırmayı amaçlamaktadır.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

20 Aralık 1522 - Rodos'un Fethi: Kanuni Sultan Süleyman, Rodos Şövalyeleri'nin teslimiyetini kabul etti ve adayı boşaltmalarına izin verdi. Şövalyeler daha sonra Malta'ya yerleşti.

20 Aralık 1915 - Son Anzak ve İngiliz birlikleri de Çanakkale'yi terk etti.

20 Aralık 1915 - Arıburnu Zaferi kazanıldı.

20 Aralık 1924 - Almanya'da tutuklu bulunan NSDAP lideri Adolf Hitler, şartlı olarak salıverildi.

20 Aralık 1924 - Kırkkilise'nin adı Kırklareli olarak değiştirildi.

20 Aralık 1938 - İlk elektronik televizyon sisteminin patenti alındı.

20 Aralık 1939 - Türkiye'nin Paris'teki Uluslararası Şarap Kurulu'na katılmasına ilişkin yasa çıktı.

20 Aralık 1942 - Erbaa-Niksar'da 7.0 büyüklüğünde deprem oldu.

20 Aralık 1945 - İstanbul Basın Birliği Başkanlığına, Sedat Simavi getirildi.

20 Aralık 1945 - Kürtaj yaptıkları iddiasıyla yargılanan bir ebe, 6 yıl hapse mahkûm oldu.

20 Aralık 1947 - Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün yatlarının ödeneği bütçeden çıkarıldı.

20 Aralık 1951 - Arco'da (Idaho, ABD) EBR1 nükleer reaktörü, ilk elektrik üretimini gerçekleştirdi.

20 Aralık 1955 - 1954 seçimlerinden sonra DP'den ayrılan bazı milletvekilleri Hürriyet Partisi'ni kurdu.

20 Aralık 1961 - Yön dergisi, Doğan Avcıoğlu yönetiminde haftalık olarak yayınlanmaya başladı.

20 Aralık 1963 - Berlin Duvarı, ilk defa Batı Berlinlilere, Doğu'da kalan akrabalarını bir günlüğüne ziyaret edebilmeleri için açıldı.

20 Aralık 1964 - İstanbul Ali Sami Yen Stadyumu'nun açılışı, faciaya sahne oldu. Türkiye-Bulgaristan millî maçının başlamasından önce, izdiham sonucu açık tribünlerden birinin demir parmaklıkları parçalandı: 83 kişi yaralandı.

20 Aralık 1969 - Yıldız Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi kapatıldı. Öğrenci Battal Mehmetoğlu'nu öldürmekten sanık biri polis 7 kişi tutuklandı.

20 Aralık 1970 - Kapıcılar, Sosyal Sigorta kapsamına alınmak için yürüyüş yaptılar.

20 Aralık 1970 - Polonya'da işçilerin üzerine ateş açıldı. İşçiler yiyecek fiyatlarının artmasını protesto ediyorlardı. Olayın ardından Komünist Parti lideri Władysław Gomułka istifa etti, yerine Edward Gierek geçti.

20 Aralık 1971 - Pakistan'da Yahya Han istifa etti, yerine Zülfikar Ali Butto Devlet Başkanı oldu.

20 Aralık 1971 - Stanley Kubrick'in "Otomatik Portakal" filmi gösterime girdi.

20 Aralık 1972 - Gazeteci Turhan Dilligil, 21 ay 5 gün hapse mahkûm oldu.

20 Aralık 1973 - İspanya Başbakanı Amiral Luis Carrero Blanco otomobilinde öldürüldü. Suikastı, kısa adı ETA olan Bask Yurdu ve Özgürlüğü örgütü üstlendi.

20 Aralık 1984 - Kuzey Kıbrıs'ta Polis Örgütü kuruldu.

20 Aralık 1985 - Türkiye'de ilk kez bir kadın, bir batında 8 çocuk doğurdu; 5'i erkek, 3'ü kız olan sekizlerden 7'si bir gün, 1'i dört gün yaşayabildi.

20 Aralık 1987 - Dona Paz adlı Filipinli yolcu gemisi, Mindoro Adası açıklarında Vector tankeri ile çarpıştı; iki patlama meydana geldi ve 3 binden fazla kişi öldü.

20 Aralık 1989 - Panama’nın askeri diktatörü Manuel Noriega, Amerikan Birliklerince iktidardan düşürüldü.

20 Aralık 1995 - NATO kuvvetleri, Bosna'da görev yapmaya başladı.

20 Aralık 1995 - Bir Amerikan yolcu uçağı, Cali'nin (Kolombiya) 50 km kuzeyinde dağa çarptı: 160 kişi öldü.

20 Aralık 1996 - NeXT, Apple Computer ile birleşti ve böylece Mac OS X'in doğumuna giden yol açıldı.

20 Aralık 1999 - NASA, Güneşin enerji radyasyonunu araştırma amacıyla ACRIMSat uydusunu uzaya gönderdi.

20 Aralık 2002 - Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, AB ve BM`den oluşan Ortadoğu Dörtler grubu, İsrail ve Filistin arasında acil ateşkes ilan edilmesi çağrısında bulundu.

20 Aralık 2016 - Tultepec, Meksika'daki San Pablito pazarında gerçekleşen havai fişek patlamasında 42 kişi öldü.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

20 Aralık 1873 - Mehmet Âkif Ersoy, Şair, yazar ve düşünür (ö. 1936)

20 Aralık 1899 - Şerif İçli, Bestekâr ve ud sanatçısı (ö. 1956)

20 Aralık 1910 - Helene Mayer, Alman eskrimci (ö. 1953)

20 Aralık 1915 - Aziz Nesin, Yazar ve şair (ö. 1995)

20 Aralık 1921 - George Roy Hill, Amerikalı yönetmen (ö. 2002)

20 Aralık 1942 - Bob Hayes, Amerikalı atlet (ö. 2002)

20 Aralık 1948 - Onno Tunç, Ermeni asıllı müzisyen ve besteci (ö. 1996)

20 Aralık 1955 - Binali Yıldırım, Siyasetçi, eski Türkiye Ulaştırma Bakanı, Ak Parti 3. Genel Başkanı ve Türkiye Başbakanı.

20 Aralık 1957 - Anna Vissi, Yunan şarkıcı.

20 Aralık 1960 - Kim Ki-duk, Güney Koreli yönetmen, senarist ve yapımcı.

20 Aralık 1965 - Alpaslan Dikmen, Foto muhabiri, Galatasaray'ın taraftar grubu UltrAslan'ın kurucusu (ö. 2008)

20 Aralık 1966 - Ahmet Yenilmez, Tiyatrocu, aktör, şair ve yazar.

20 Aralık 1968 - Fatih Mehmet Maçoğlu, Laborant, siyasetçi, Tunceli Belediye Başkanı.

20 Aralık 1969 - Alain de Botton, Yahudi asıllı İngiliz yazar.

20 Aralık 1972 - Anja Rücker, Alman atlet.

20 Aralık 1977 - Kerem Kabadayı, Yazar, baterist ve Mor ve Ötesi adlı rock grubunun kurucu üyesi

20 Aralık 1983 - Jonah Hill, Amerikalı oyuncu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

20 Aralık 1590 - Ambroise Paré, Fransız hekim ("Modern cerrahinin babası" olarak anılan) (d. 1510)

20 Aralık 1862 - Robert Knox, İskoç cerrah, anatomist ve zoolog (d. 1791)

20 Aralık 1921 - Julius Richard Petri, Alman bakteriyolog, askeri hekim ve cerrah (d. 1852)

20 Aralık 1937 - Erich Ludendorff, Alman general (d. 1865)

20 Aralık 1944 - Merna Kennedy, Amerikalı sinema oyuncusu (d. 1908)

20 Aralık 1956 - Paul Bonatz, Alman mimar (d. 1877)

20 Aralık 1968 - John Steinbeck, Amerikalı yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü, Pulitzer Ödülü sahibi (d. 1902)

20 Aralık 1968 - Max Brod, Yahudi kökenli Alman yazar.

20 Aralık 1982 - Arthur Rubinstein, Polonya doğumlu Amerikalı piyano virtüözü (d. 1887)

20 Aralık 1989 - Laika Karabey, Besteci ve tanburi (d. 1909)

20 Aralık 1993 - Hulusi Kentmen, Tiyatro ve sinema oyuncusu (d. 1912)

20 Aralık 1993 - Nazife Güran, Besteci (d. 1921)

20 Aralık 1994 - Dean Rusk, Amerikalı siyasetçi ve Dışişleri eski Bakanı (d. 1909).

20 Aralık 1996 - Carl Sagan, Amerikalı gök bilimci (d. 1934)

20 Aralık 2007 - Savaş Dinçel, Oyuncu, karikatürist ve film yönetmeni (d. 1942)

20 Aralık 2009 - Brittany Murphy, Amerikalı aktris ve seslendirme sanatçısı (d. 1977)

20 Aralık 2012 - Kâmil Sönmez, Türk halk müziği sanatçısı, sinema ve tiyatro oyuncusu (d. 1947)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Pazar.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?