CHP'den çağrı: 28 günlük tam kapanma uygulansın

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Yarın sabah saat 05.00'e kadar tüm Türkiye'de sokağa çıkma yasağı devam ediyor.

Unutmayın sakın, olur mu?

Sadece 10.00-17.00 saatleri arasında evinize en yakın market, bakkal, kasap vb. gitme hakkınız var. (Muaf olanlar hariç tabii.)

İçki satışı da yasak, bilginiz olsun.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Ayyaş bir adam vaaz dinlemeye gitmiş. Hoca vaazında içki içmenin bütün kötülüklerini, zararlarını sayıp dökmüş, hatta içki içenlerin sırat köprüsünden geçerken boyunlarında dünyada içtikleri bütün içki şişelerinin asılı olacağını söylemiş. Ayyaş adam bunu duyunca merakla sormuş:

-“Hocam, boynumuza asılan şişeler boş mu olacak, dolu mu?”

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

“Bazılarımız şiirlere, şarkılara, filmlere, kitaplara tutunuyor. Sanırım artık insan tutunamıyor insana." demiş Oğuz Atay.

Tutunacak insan kalmadı ki tutunalım.

Şuraya da "Mükemmel Türk Kahvesi Yapmanın 8 Püf Noktası"nı bırakalım:

1.Keyifli bir Türk kahvesi içmek için öncelikle kahveyi taze tutmanız ve kendi kokusunu muhafaza etmeniz gerektiğini unutmayın. Hava almayacak şekilde tamamen kapalı bir kap kullanmak ve nemden uzak tutmak kahvenizi korumanızı sağlayacaktır.

2.Musluk suyuyla yapılan Türk kahvesi, hazır şişe su ya da arıtılmış su ile yapılan kadar yumuşak içimli olmayacaktır. Daha fazla köpük için kahveyi soğuk suyla yapabilirsiniz.

3.Sade, orta ya da şekerli kahvenizi ocağa koymadan önce 30 saniye kadar karıştırmak size daha yumuşak bir içim sağlayacaktır. Ocağa koyduktan sonra kahvenizi tekrar karıştırmayın.

4.Mükemmel bir Türk kahvesi için ısıyı iyi iletme özelliğine sahip bakır cezve tercih edebilirsiniz. Şartlar uygunsa közde pişirmek de ekstra lezzet katacaktır. Son olarak kahvenizi her zaman kısık ateşte pişirin.

5.Orta şekerli kahve için kahve miktarının yarısı kadar, şekerli kahve için kahve miktarı kadar ve bol şekerli kahve için kahve miktarından biraz daha fazla şeker kullanabilirsiniz.

6.Tadını ve kokusunu daha iyi almak için taze çekilmiş, iyi kalitede kahve kullanmak önemlidir. Yeni çekilmiş tazecik bir Türk kahvesinin içimi hazır kahveye göre daha keyiflidir.

7.Türk kahvesi yapmaya yeni başlayanların en sık yaptığı yanlışlardan biri kahveyi iyice kaynatana kadar ocaktan almamaktır. Türk kahvesi kabarmaya başladığı anda ocaktan alınmalıdır.

8.Son yıllarda oldukça yaygınlaşan aromalı Türk kahvelerini evde de yapabilirsiniz. Kahve yaparken içine bir parça bitter çikolata, kakule ya da damla sakızı katabilirsiniz.

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Güneş bir anda ortadan kaybolacak olsaydı bunu 8 dakika boyunca hiçbir şekilde fark etmezdik."

****

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

'Sen Atatürk'e borçlusun, ben Erdoğan'a'

İstanbul Esenyurt Belediye Meclisi’nde kadınların seçilme hakkı üzerine yapılan konuşma ilginç bir diyaloğa sahne oldu. CHP’li Meclis Üyesi Emine Polat, “Biz bu sıralarda oturmayı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz” deyince, AKP'li Meclis Üyesi Yeşil Aytulum Turgut da “Ben AKP’ye borçluyum. Sen Atatürk’e borçlusun, ben Recep Tayyip Erdoğan’a borçluyum” yanıtını verdi.

Kafe, bar çalışanlarından “sessiz” tepki

Pandemi dolayısıyla aylardır işsiz kalan kafe ve bar çalışanları bugün İstanbul Şişhane Meydanı'nda biraraya gelerek, ellerinde pankartlarla, sosyal mesafe kurallarına uygun olarak sessiz eylem gerçekleştirdiler. Yaklaşık yarım saat ellerinde pankartlarla konuşmadan bekleyen işçiler daha sonra basın mensuplarına kısa bir açıklama yaptılar.

Eylem yapan kafe-bar çalışanlarından Göksu Uyar şunları söyledi:

"Yaklaşık 2,5 senedir kafe bar çalışanıyım, mutfakta çalışıyorum. Pandemiyle birlikte 2-3 milyon meslektaşımız işsiz kaldı. Bu sebeple bir araya geldik. Dertlerimizi paylaşmak ve temel sorunlarımızın ne olduğunu tespit etmek istedik. Sigortasızlık ve maddi destek gibi konularda belirli görüşmeler yaptık. Eylemlerimizle sesimizi duyurmak için burada buluştuk. Şimdilik söyleyeceklerimiz bu kadar."

İşsiz kalan bir vatandaş ise "Ben pandemi dolayısıyla 6 aydır işsizim. Başvurduğum yerler kabul etmiyor, kriz var diyorlar. İş bulamıyorum" dedi.

İşsiz bir kafe-bar çalışanı da "Biz kafe bar emekçileri olarak ikinci eylemimizi gerçekleştirdik. İlkinde Kadıköy Süreyya Operası'nda, ikincisinde Beyoğlu'nda seslendik. Bizler yeni alınan kovid önlemleri yüzünden geçinemiyoruz. Bu önlemler sadece göstermelik önlemler, hayatlarımızı düşünmeden alınan önlemler. Bu gerçekleştirdiğimiz sessiz eylem aslında her birimizin geçinemiyoruz çığlığının bir göstergesidir. Eylemlerimize devam edeceğiz" dedi.

Korona haberlerine gelince:

CHP'den iktidara koronavirüs çağrısı: 28 günlük tam kapanma uygulansın

Pandemi sürecinin başlangıcından itibaren CHP Genel Merkezi’nde çalışmalarını yürüten CHP COVID-19 Danışma Kurulu bugün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında bir kez daha toplandı.

Sağlık Bakanlığı’nın süreci şeffaf yürütmemesinin halka ağır bir maliyet yarattığı, vatandaşlarımızın bunu en başta canlarıyla ve ilaveten ağır maddi kayıplarla ödediğine dikkat çekildi. Şeffaflığın salgınla mücadelenin temeli olması gerektiğini vurgulayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir kez daha “devlet vatandaşına yalan söylemez, hele de söz konusu olan halkın sağlığı olunca" dedi.

Sağlık Bakanlığı’nın Mart ayından 10 Aralık 2020 tarihine dek COVID-19 sebebiyle 15 bin 751 vatandaşımızın vefat ettiğini raporlamış olmasına rağmen, aynı dönemde 11 büyükşehir ve 9 il belediyesinde COVID-19 ve bulaşıcı hastalık sebebiyle 29 bin 669 vatandaşımızın vefatının kaydedilmiş olması şeffaflıktan ne derece uzak olunduğunun bir ispatı olarak değerlendirildi. COVID-19 ve bulaşıcı hastalık nedeniyle kaybettiğimiz vatandaşlarımızın Sağlık Bakanlığı’nın tüm Türkiye genelinde vefat eden vatandaşlarımızın 2,5 katı olduğu gerçeği tespit edildi. Öte yandan Kurul, derhal Aşılama Acil Durum Eylem Planı hazırlanması gerektiğine dikkat çekerken, aşıya erişim ve hızla uygulanması konusunda detaylı bir yol haritasına ihtiyaç olduğunun da altını çizdi.

Tüm bu bilgiler ışığında, CHP COVİD-19 Danışma Kurulu “en az 14 günlük, ideal olarak 28 günlük tam kapanma uygulanmalı” çağrısı yaptı. Ancak o zaman vaka ve ölümlerin azalacağı vurgulandı.

Toplantıda, her şeyden önce bugüne kadar getirilen yasaklar ışığında işini kaybeden, işyerini kapatmak zorunda kalan tüm vatandaşlarımıza “doğrudan gelir desteği verilmesi gerektiğinin” altını çizen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kan ağlayan on binlerce esnafa ve milyonlarca çalışana sosyal devlet sorumluluğu ile çare üretilmesi gerektiğini söyledi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Esnafa kira desteği verilmeli. İşsiz kalan yurttaşlarımıza hak ettikleri gibi İşsizlik Sigorta Fonu’ndan gelir desteği verilmeli. Ücretsiz izin uygulamasına son verilerek pandemide işyeri kapatılan tüm çalışanlara ücretli izin imkanını devlet doğrudan gelir desteği ile sağlamalı. Ödeme zorluğu yaşayan tüm yurttaşlarımıza en az bir ay için ücretsiz su, elektrik ve doğalgaz sağlanmalı. Borçla değil, IBAN numarası göndererek değil; doğrudan gelir desteği vererek halka ulaşmalı. Kaldı ki ülkeyi yönetenler, İl Hıfzıssıha Kanunu’na göre, izolasyona tabi olan yurttaşların iaşe vetemel harcamalarını karşılamak zorundadır. Biz bugün iktidar olsaydık, bunların hepsini yapardık” dedi.

Bu haftaki toplantının önemli gündem maddesi koronavirüs aşısına dair değerlendirmeler oldu. Danışma Kurulu ülkemizin en az 150 milyon doz aşıya ihtiyacı olduğunu, iktidarın bugüne kadar Çin’den 50 milyon doz aşının geleceğine dair yaptığı açıklamaların salgının kontrol altına alınması için yeterli olmayacağını, ihtiyaç duyulan aşı miktarına erişilmesi için iktidarın başka aşıların temini yoluna gitmesi ve daha hızlı davranması gerekliliğini tespit etti. Ayrıca, tüm bilim insanlarının da ifade ettiği gibi faz 3 sürecinden geçmiş, biyogüvenlik testleri yapılmış ve etkinliği ispatlanmış tüm aşıların halk sağlığı açısından önemine vurgu yapan Kurul, bu koşulları sağlayan aşıların hızla yapılmasını desteklediklerini ve CHP’nin hem aşının temini hem de dağıtımı konusunu yakından takip ettiğini duyurdu.

Uzmanlardan, bilim insanlarından ve CHP yöneticilerinden oluşan CHP COVID-19 Danışma Kurulunda şu isimler yer alıyor:

CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel

Prof. Dr. Sinan Adıyaman

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba

Prof. Dr. Atilla Stephan Ataç

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi

Prof. Dr. Özlem Azap Kurt

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke

Doç. Dr. Osman Elbek

CHP TBMM Grup Başkan Vekili Özgür Özel

Doç. Dr. Çağhan Kızıl

CHP PM Üyesi Murat Emir

Prof. Dr. Kayıhan Pala

CHP PM Üyesi Gaye Usluer

Prof. Dr. Sevilay Şenol Çelik

CHP PM Üyesi Aylin Yaman

Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz

CHP TBMM Sağlık Komisyonu CHP Sözcüsü Ali Şeker

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu

Sağlık Bakanlığı personeline kötü haber: Şubat ayına kadar ek ödeme yok

Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdür Vekili Prof. Dr. Ahmet Tekin, Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının açıklandığı 11 Mart 2020’den bir hafta önce yapılan yönetmelik değişikliğine dayanarak 81 il sağlık il müdürlüğüne gönderdiği genelgeyle, personele Şubat 2021’e kadar ek ödeme yapılmayacağını, bu nedenle performans kriterlerinin hesaplanmayacağını bildirdi. Böylece sağlık personeline 6 aydır ek ödeme yapılmaması uygulaması Şubat 2021’e uzatılmış oldu.

Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdür Vekili Prof. Dr. Ahmet Tekin, ANKA Haber Ajansı’nın edindiği bilgiye göre Sağlık Bakanı Fahrettin Koca adına bir genelge hazırlayarak 3 Aralık’ta 81 il sağlık müdürlüklerine gönderdi. “Birim Performans Katsayısının Uygulanması” konulu genelgede Genel Müdür Vekili Prof. Dr. Ahmet Tekin, bakanlığa bağlı sağlık tesislerinde görev yapan personele Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik çerçevesinde ek ödeme yapıldığını anımsattı. 4 Mart 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik 1 Nisan 2020 tarihinde yürürlüğe girmişti.

Genelgede Ahmet Tekin, söz konusu yönetmeliğin 18/3. Maddesi uyarınca “Doğal afet, savaş, salgın hastalık, seferberlik, yangın vb. olağandışı durumlara hizmet sunumunu aksatacak düzeyde maruz kalan sağlık tesislerinde görevli tüm tabiplerin birim performans katsayıları, olağandışı durumun meydana geldiği tarihten itibaren İl Sağlık Müdürlüğü’nün kararıyla 6 ek ödeme döneminde hesaplanmaz. Bu süre Bakanlık tarafından uygun görülmesi halinde 18 ek ödeme dönemine kadar uzatılabilir” hükmünün yer aldığını anımsattı. Kamu Hastaneleri Genel Müdür Vekili Ahmet Tekin, genelgesinde, “Mart, Nisan, Mayıs ek ödeme dönemlerinde 8.4.2020 tarih ve 49022165/E.279 sayılı Makam onayı ile Bakanlığımıza bağlı sağlık tesislerinde ‘Covid-19 pandemisi nedeniyle sağlık tesislerinde ek ödeme yapılmasına ilişkin usul ve esaslar’ çerçevesinde mezkur yönetmelik hükümleri uygulanmaksızın personele ek ödeme yapılmıştır” diyerek ilk koronavirüs vakasının açıklanmasından itibaren 3 ay ek ödeme yapıldığını anımsattı.

Prof. Dr. Ahmet Tekin’in genelgesinde, 6 aydır ek ödeme yapılmayan sağlık tesislerinde 3 ay daha ek ödeme hesaplanmayacağı şu şekilde ifade edildi:

“Bu kapsamda;

1) Mezkur yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 01.4.2020’den itibaren yukarıda belirtilen makam onayı çerçevesinde Nisan ve Mayıs ek ödeme dönemlerinde Makam onayı doğrultusunda birim performans katsayısı hesaplanmamıştır.

2) Haziran 2020 ek ödeme döneminden itibaren 6 ay boyunca birim performans katsayısı hesaplamama yetkisi İl Sağlık Müdürlüklerinde olup, bu yetkiyi kullanarak Aralık ek ödeme dönemine kadar Müdürlük onayı ile birim performans katsayısı hesaplamayan sağlık tesisleri için; Bakanlığımızca bu süre Aralık, Ocak ve Şubat ek ödeme dönemlerini kapsamak üzere 3 ay süreyle uzatılmıştır.

3) Aralık ek ödeme döneminden itibaren, 6 aylık süreyi tamamlamamış olan sağlık tesisleri ile Şubat 2021 dönemine kadar öncelikle 6 aylık süreyi kullanacaklar ve akabinde ise Bakanlık onayı doğrultusunda Şubat 2021 ek ödeme dönemine kadar birim performans katsayısı hesaplamayacaklardır.”

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

***

Günün Şairi” olarak 17 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Filistinli şair Fedvâ Tûkan'ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Fedvâ Tûkan, 1917 senesinde Filistin'de Nablus’ta köklü bir politik ve ekonomik itibarı olan zengin Arap bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Annesinin dedesi Türk’tür. Tam adı Fedvâ ‘Abdu’l-Fettah Ağa Tûkan’dır. Ürdün vatandaşıdır. Beşi kız, beşi erkek olan on çocuklu bir ailenin beşinci çocuğudur. İlkokul eğitimini Nablus’ta tamamlamıştır. O dönemlerde Nablus’ta kız çocukları için Nablus’un batısındaki el-Medresetu’l-Fâtımiyye ve doğusundaki el-Medresetu’l-‘Aişiyye dışında başka okul yoktur. Evine yakın olmasından ötürü ailesi el-Medresetu’lFâtımiyye’yi tercih etmiş ve ilkokul eğitimini 1923-1928 yılları arasında tamamlamıştır. O zamanlarda kadın sosyal hayat içerisinde önem verilmeyen bir unsur olduğu için eğitimini tamamlayamamış ve kendisini geliştirme hususunda kendi öz güvenine ihtiyaç duyarak bununla mücadele etmeye koyulmuştur. Öncelikle dilini geliştirme maksadıyla Kudüs’te İngilizce kurslarına katılmış ve daha sonra Nablus’ta bulunan en-Necâh Üniversitesi'nin Mütevellih Heyeti'ne üye olmuştur. Böylece birçok konferansa katılma fırsatı bulabilmiştir. Şair bu sayede 1950’li yıllardan itibaren Mısır, Lübnan, Suriye, Irak, Kuveyt ve Katar’a çok sayıda ziyaret gerçekleştirmiştir. Daha sonra da Rusya, Çin, İngiltere, Hollanda, Almanya, İtalya ve Romanya’ya seyahat etme imkânı bulmuştur. Hiç evlenmemiştir.

Belki de şairin hayatındaki en önemli dönüm noktası, altmışlı yılların başlarında

Londra’ya yapmış olduğu yolculuğu ve orada iki yıl kalmış olmasıdır. Bu yolculuk

Fedvâ Tûkan’ın önüne kültürel anlamda çok büyük ufuklar açmıştır. Ayrıca şairin

Avrupa medeniyetiyle ilgili çalışmalar hakkında bir ön izleme yaparak; bunlarla şiirleri ve çalışmaları arasında bir bağlantı kurmasında da oldukça etkili olmuştur.

Fedvâ Tûkan ilk kasidelerini, o günlerde İngiliz hapishanelerinden birinde gözaltında tutulan babası için yazar. Konferanslara ve edebiyat toplantılarına katılarak bütün dünyayı dolaşma imkânı bulur. Bu şekilde herkes tarafından tanınarak; çeşitli kültürel ve edebî çevrelerde büyük bir itibara sahip olur. Ancak zaman içerisinde sağlık problemlerinden ötürü kaleminden ve kitaplarından uzaklaşmaya başlayınca; kendisini giderek daha da yalnız hissetmeye başlar. Hayata dair haberleri radyo ve televizyondan öğrenmeye çalışır. Kaleme almış olduğu otobiyografisinde genellikle radyo dinlediğini ve dinlediği haberlerin ona hayatı zehir eden nitelikte haberler olduğunu da dile getirmiştir. Hatta haberleri dinlemediği zaman kendisinin hayata ve dünyaya daha güler yüzlü bir şekilde baktığını da kabul etmiştir.

“Rihletun Cebeliyyetun Rihletun Sa‘betun” adlı otobiyografisinde Fedvâ Tûkan

kan pıhtılaşması hastalığına yakalanmış olmasından ötürü Nablus şehrindeki

ihtisas hastanesinde uzunca bir süre tedavi gördüğünü anlatır. Bu hastalık onun gözünde ciddi bir hasar bırakmıştır. Fakat buna rağmen Fedvâ Tûkan yine de

kaleminden ve kitaplarından uzak kalamamıştır. Ta ki onu yatağa mahkûm eden ayak bileğindeki eklem kemiğinin kırılmasına kadar. Ancak bu durum dahi, onun hayata olan bağlılığını ve içinde yaşamaya karşı olan isteğini kaybetmesine neden olmamıştır. Fedvâ Tûkan bu durumdayken bile asla kadere teslim olmayacağını sürekli tekrarlamıştır. Şairi hasta yatağında en çok üzen şey, ülkesinin içerisinde bulunduğu durumla ilgili olarak çevresindeki insanların sürekli tekrarladığı “Ümit yok!” ifadesi olmuştur. Üzüntülerini ve acılarını müzik dinleyerek gidermeye çalışmıştır. Bu nedenle ut çalmayı öğrenmiştir. En zor müzik parçalarını dahi çalmakta oldukça ısrar etmiştir. Kendisini mutlu edebilecek güzel ve eğlenceli şarkıları dinlemekten hoşlandığı için içerisinde gözyaşı, sevda ve ayrılık temalarının olduğu şarkıları hiç dinlememeye başlamıştır.

Fedvâ Tûkan, 13 Aralık 2003 tarihinde Filistin'de hayatını kaybetmiştir.

Fedvâ Tûkan şiir dünyasıyla kardeşi İbrahim Tûkan vasıtasıyla tanışmış ve bu

şekilde kendi hayatını, yaşamında önemli bir yeri olan kardeşi İbrahim ile düzene

koyabilmiştir. Bu dönem şairlerinin başta gelen isimlerinden biri olan kardeşi İbrahim Tûkan (1905-1941) şiir yazmayı ve okumayı kız kardeşi Fedvâ Tûkan’a sevdirmiştir.

Fedvâ Tûkan seksen altı yıllık ömrünü şiire adamıştır. Şiirlerinde kişisel ve toplumsal konuları ele almıştır. Kendisine musallat olan şiddetli hastalığından duymuş olduğu acıyı ve Filistin halkının İsrail kuvvetlerine karşı vermiş olduğu mücadelesini dile getiren şiirler yazmıştır. Fedvâ Tûkan şiirlerinde duygularını şekillendiren ve onlara manalar yüklemek için çalışan şairlerin başında gelmektedir. Böylece sevgi ve aynı zamanda isyan göstererek, kadınlık tecrübelerini ilgilendiren konuları ve özellikle de toplumdaki kadın itirazlarını güçlü temeller üzerinde ortaya koymaya çalışmıştır.

1930’lu yılların sonlarında ve kırklı yılların başlarında kardeşi İbrahim Tûkan

bütün dikkatleri bir anda Fedvâ Tûkan’a çekmeyi başarmıştır. Ancak kardeşi

İbrahim’in bu çabaları çok uzun sürmemiştir. Kardeşi İbrahim’in 1941 senesinde henüz gençliğinin baharında iken ölmesi ve sonra da babasının ölümü, ayrıca 1948’teki felaket yılı, ellili yıllarda Fedvâ Tûkan’ın şiir hayatından uzaklaşmasında etkili olmuştur. Fakat Fedvâ Tûkan’ın toplum içerisinde yaşanan olayları yakından takip etmesi ve toplumun içerisinde her alanda yer almış olması ona birçok şey kazandırmıştır. Birçok edebiyatçıya göre şayet Fedvâ Tûkan sosyal hayata bu şekilde karışmamış olsaydı; kasidelerini Mısır, Irak ve Lübnan gazetelerinde yayınlatma fırsatını bu kadar kolay bir şekilde bulamayabilirdi. Özellikle 1967 yılından sonra şair Fedvâ Tûkan, karmaşık günlük hayatı ayrıntılı bir şekilde araştırmak için toplum hayatına ve özellikle de işgal altında bulunan Nablus şehrinde yaşayan ailesinin sosyal hayatına katılmıştır. Bu şekilde işgalle, işgalin meydana getirmiş olduğu kültürle ilgili şiir ve gazetecilik çalışmalarına çok kısa bir süre içerisinde başlayabilme fırsatını bulmuştur.

Fedvâ Tûkan şiirde klasik üslubu bir yana bırakan ve Arap şiirinin kolayca taklit

edilmesine imkân vermeyen nadir şairlerden biri olarak kabul kabul edilir. Şair özellikle ülkesinin işgal edilmesinden sonra romantik aşk şiirlerinden uzaklaşıp;

bağımsızlık şiirlerine ağırlık verir. Böylece şiirlerinde farklı konuları ele almaya

başlamıştır. O, eski vezinlere bağlı kalarak modern kasidelerin ritmini göz önünde

bulundurmaya çalışmıştır. Fedvâ Tukân’ın şiirleri dilinin sağlamlığıyla, mükemmel düzeni ve aynı zamanda doğrudan ayrıntılı ifadeye olan değinmeleriyle, diğer şairlerin şiirlerinden farklı bir üslup sergilemektedir. Şiirlerinde nağmeli ve şaşırtıcı derecede duygusal nitelikteki bir güç ile oluşan ritim kendisini gösterdiği gibi, ayrıca şairin yakınlarını kaybetmiş olmasından ötürü duyduğu acıyı da şikâyetle karışık bir üslupla dile getirmiş olması şiirlerine büyük bir farklılık kazandırmaktadır.

KİTAPLARI:

Fedvâ Tûkan ilk şiir koleksiyonunu 1952 yılında “Vahdî ma ‘a’l-eyyâm” adı

altında yayınlamıştır. Ayrıca elli yıl boyunca peş peşe sekiz şiir divanı da yayınlamıştır. 1967 çöküşünden sonra şiirlerini yazıp bir araya getirmiş olduğu “ Emâme’lBâbi’l-Muğlak ” en önemli divanlarından biridir. “Temmûz ve’ş-şey’u’l-âhar, el-Lahnu’l-âhir ve iki otobiyografisi Rihletun Cebeliyyetun Rihletun Sa‘betun, erRihletu’l-as‘ab, Ahî İbrahim, Vahdetuhâ, alâ Kımmeti’d-Dünyâ Vâhiden, Kâbusu’lLeyl ve’n-Nehâr ve Dîvânu Fedvâ Tûkan ” başlıca eserleridir. Kendisinden 12 yaş büyük olan ağabeyi için 1946 yılında "Kardeşim İbrahim Tûkan" adlı bir kitabı vardır.

ÖDÜLLERİ:

Ürdünlüler Kitap Birliği Ödülü (1983)

Sultan el-Uveys Ödülü

İtalya Salerno Şiir Ödülü

Filistin Şeref Ödülü

Abdu’l-‘Azîz Suud el-Babdin Ödülü (1994)

Kafatiz Şiir Ödülü

Sizlerle bir şiirini paylaşarak değerli insanı anmak istiyorum:

AĞLAMAYACAĞIM

Ey dostlarım Yafa şehrinin kapılarından,

Evlerin yıkıntılarının kargaşasında,

Kargaşa ve dikenlerin arasında,

Durdum ve şöyle dedim iki gözüme:

Ey iki gözüm, durun ağlayalım.

İzleri üzerinde konup göçenlerin ve gelip geçenlerin.

Kendisini inşa edene sesleniyor ev.

Ev kendisini inşa edene feryat ediyor.

Kalp inliyor parçalanarak.

Ve şöyle dedi kalp:

Ey ev, günler sana ne yaptı?

Burada oturanlar nerede?

(Onlar) uzaklaştıktan sonra mı sana haberleri geldi?

Buradaydılar.

Burada düşler kurdular.

Gelecek yarının planlarını burada yaptılar

Nerede o hayal? Nerede o gelecek? Nerede onlar?

Neredeler?

Evin yıkıntıları cevap vermedi.

Onların yolculuklarından başkası konuşmadı.

Sessizlik ve ayrılık sustu.

Ve oradaki bütün baykuşlar ve hayaletler.

Tuhaf yüzlü, dilli ve tuhaf elliydi.

Ve onlar evin etrafında dönüp dolaşıyorlardı.

Uzatıyorlardı köklerini oraya.

Ve onlar yasaklayıcı bir amir gibiydiler.

Orada idi. Ve şöyleydiler… Ve böyleydiler.

Ve üzüntülerle dolup taştı kalbim.

Dostlarım,

Sizi karşılamak için gözyaşımın kirli artıklarını göz kapaklarımdan sildim.

Şu anda gözlerimde sevgi; size, toprağa ve insanlara karşı güvenin parıltısı

var.

Yazık bana. Keşke sizi karşılamaya gelseydim.

Göz kapaklarım titrek ve nemli.

Kalbim de üzüntülü ve terk edilmiş bir haldeyken,

İşte ben dostlarım, sizinle birlikte buradayım.

Sizden bir kor parçası almak için.

Ey karanlıkların kandilleri, sizin yağınızdan da bir katre almak için,

Kendi kandilime

İşte ben ey dostlarım!

Başlarınızın yanına başımı koyuyorum.

Alnımı da sizinle birlikte güneşe doğru kaldırıyorum.

Sizler güç itibariyle dağlarımızın kayaları gibisiniz.

Tatlı ülkemizin çiçekleri gibisiniz.

Yara beni nasıl yok eder?

Ümitsizlik beni nasıl yok eder?

Ben sizin önünüzde nasıl ağlarım?

Yemin ederim bugünden sonra asla ağlamayacağım.

Ey dostlarım, halkın atı dün sendeleyerek geçip gitti.

O yürekli kişi nehrin diğer tarafına silkelenerek geçti.

Kulak verin! İşte halkın atı.

İştahlanarak kişniyor.

Felaketin ve karanlığın kuşatmasından da kurtuluyor

Güneşteki bir rıhtıma doğru koşuyor

İşte o süvari alayları toplanıyor.

Sen o atı uğurlu sayıyor ve onu kurban ediyorsun.

Sen onu akik taşının suyundan ve mercanın kanından suluyorsun.

O ata süvari alaylarının cesetlerinden fazlasıyla yem veriyorsun.

Sen o özgür atla özgürlüğüne koşuyorsun: İşte düşman. Ey halkın atı!

Çünkü sen sembolsün ve sen bayraksın.

Biz ordu olarak da senin arkandayız.

Gevşeklik, kızgınlık ve hiddet içimize asla geri dönmeyecek.

Savaş meydanında alınlarımızda yorgunluk belirmeyecek.

Dinlenmeyeceğiz!

Hayaletleri, kargaları ve karanlığı kovana dek dinlenmeyeceğiz.

Karanlığın kandilleri dostlarım,

Benim mücadele kardeşlerim.

Ey mayanın sırrı, ey buğdayın özü (çekirdeği)!

Bize hayat vermek için ölüyor burada.

Veriyor da veriyor…

Sizin yollarınızda yürüyüp gidiyorum.

Ayaklarımı sizin gibi vatanımın toprağına ve toprağıma ekip dikiyorum.

Gözlerimi de sizin gibi aydınlığın ve güneşin yollarına dikiyorum.

#FedvâTûkan

(Şair ile ilgili bilgiler İlknur Emekli'ye ait https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/10502 linkindeki çalışmadan alınmıştır.)

Günün Şiiri” olarak ise 51 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız değerli şairim Behçet Necatigil’in bir şiirini seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

SOLGUN BİR GÜL DOKUNUNCA

 

Çoklarından düşüyor da bunca

Görmüyor gelip geçenler

Eğilip alıyorum

Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ya büyük şehirlerin birinde

Geziniyor kalabalık duraklarda

Ya yurdun uzak bir yerinde

Kahve, otel köşesinde

Nereye gitse bu akşam vakti

Ellerini ceplerine sokuyor

Sigaralar, kâğıtlar

Arasından kayıyor usulca

Eğilip alıyorum, kimse olmuyor

Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ya da yalnız bir kızın

Sildiği dudak boyasında

Eşiğinde yine yorgun gecenin

Başını yastıklara koyunca.

Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor

En çok güz ayları ve yağmur yağınca

Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.

Uzanıp alıyorum, kimse olmuyor

Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda

Akşamlara gerili ağlarla takılıyor

Yaralı hayvanlar gibi soluyor

Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor

Yollar, ya da anılar boyunca.

Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece

Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam

Solgun bir gül oluyor dokununca.

#BehçetNecatigil

Yurdumuzda ve dünyada özel bir gün yokmuş bugün...

Tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

13 Aralık 1522 - Osmanlı padişahı I. Süleyman, Rodos'un teslimini istedi.

13 Aralık 1642 - Hollandalı denizci Abel Tasman, Yeni Zelanda`yı keşfetti.

13 Aralık 1754 - Osmanlı Padişahı, III. Osman'ın saltanatı başladı

13 Aralık 1789 - Fransa'da, Ulusal Muhafız Birliği (National Guard) kuruldu.

13 Aralık 1805 - Sırp İsyanları ve Kara Yorgi'nin önderliği altında Sırplar Belgrad'ı ele geçirdi.

13 Aralık 1877 - 2. Meclis-i Mebusan, çalışmalarına başladı.

13 Aralık 1903 - İtalyan asıllı Amerikalı dondurma satıcısı Italo Marcioni, ilk dondurma külahının patentini aldı.

13 Aralık 1914 - Mesudiye Zırhlısı, Çanakkale'de İngiliz denizaltısı HMS B11 tarafından batırıldı.

13 Aralık 1937 - Japon İmparatorluk Kara Kuvvetleri, Çin Cumhuriyeti'nin Başkenti Nankin'i ele geçirdi.

13 Aralık 1937 - İlk seloteyp satışa sunuldu.

13 Aralık 1939 - Kriegsmarine cep zırhlısı Admiral Graf Spee ile Kraliyet Donanması kruvazörleri HMS Exeter, HMS Ajax ve HMS Achilles arasında Río de la Plata Muharebesi başladı.

13 Aralık 1941 - II. Dünya Savaşı: Macaristan Krallığı ve Romanya Krallığı, Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etti.

13 Aralık 1942 - Çorum'da deprem: 25 kişi öldü, 589 ev yıkıldı.

13 Aralık 1949 - İsrail Kudüs'ü Başkent ilan etti. Arap İsrail Savaşı'ndan sonra, Eski Kent ve Doğu Kudüs Ürdün'de, Batı Kudüs de İsrail'de kaldı. Kent, BM kararlarına göre uluslararası kent ilan edilmişti.

13 Aralık 1957 - İran'da deprem: 2 bin kişi öldü.

13 Aralık 1959 - Başpiskopos Makarios bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanlığına seçildi

13 Aralık 1960 - Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle'ün Cezayir ziyareti olaylı geçti. Fransız milliyetçilerinin çıkardığı olaylarda 123 kişi öldü.

13 Aralık 1960 - Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, Yeni Gün ve Öncü gazetelerini 3 gün süreyle kapattı.

13 Aralık 1967 - Yunanistan Kralı II. Konstantin'in, Cuntaya karşı darbe girişimi başarısız oldu. Albaylar Cuntası iktidarı devam etti. Kral ülkesini terk etmek zorunda kaldı.

13 Aralık 1969 - Sovyetler Birliği'nde, Kamaz otomobil fabrikasının temeli atıldı.

13 Aralık 1974 - Malta'da Cumhuriyet ilan edildi.

13 Aralık 1978 - Hollanda'da bir mahalle, kendisini "bağımsız devlet" ilan etti.

13 Aralık 1980 - 17 yaşındaki YDGD üyesi, Erdal Eren idam edildi.

13 Aralık 1981 - Polonya'da General Wojciech Witold Jaruzelski, sıkıyönetim ilan etti. 14 bin sendikalı işçi tutuklandı.

13 Aralık 1983 - 45. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti (13 Aralık 1983 - 21 Aralık 1987), göreve başladı.

13 Aralık 1986 - Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu Halterci Naim Süleymanoğlu, Türkiye’ye iltica etti

13 Aralık 1995 - Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasını onayladı.

13 Aralık 1996 - Kofi Annan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri seçildi.

13 Aralık 1998 - İtalya'da düzenlenen 5. Avrupa Kros Şampiyonası'nda Türk Genç Bayan millî takımı şampiyon oldu.

13 Aralık 2002 - Avrupa Birliği Genişlemesi: AB, 10 yeni devletin (Güney Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya) 1 Mayıs 2004'ten itibaren üye olacağını açıkladı.

13 Aralık 2003 - ABD askeri güçleri devrik Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i, Irak'ta saklandığı yerde yakaladı.

13 Aralık 2004 - Şili'nin eski diktatörü Augusto Pinochet'nin, 1970 ve 1980'li yıllardaki Akbaba Operasyonu sırasında suç işlediği gerekçesiyle evinde gözetim altında tutulmasına ve hakkında yeni dava açılmasına karar verildi.

13 Aralık 2005 - TMSF'nin satışa çıkardığı Telsim, 4 milyar 550 milyon dolarla dünyanın en büyük mobil telekomünikasyon operatörlerinden olan Birleşik Krallık'tan Vodafone'un şirketi, Vodafone Telekomünikasyon A.Ş'ye ihale edildi.

13 Aralık 2011 - Belçika Liège'de düzenlenen intihar saldırısında 6 kişi öldü, 125 kişi yaralandı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

13 Aralık 1521 - V. Sixtus, Papa (ö. 1590)

13 Aralık 1533 - Eric XIV, İsveç Kralı (ö. 1577)

13 Aralık 1553 - Henry IV, Fransa Kralı (ö. 1610)

13 Aralık 1640 - Robert Plot, İngiliz naturalist (ö. 1696)

13 Aralık 1662 - Francesco Bianchini, İtalyan filozof ve bilim insanı (ö. 1729)

13 Aralık 1678 - Yongzheng, Çin İmparatoru (ö. 1735)

13 Aralık 1724 - Franz Maria Aepinus, Alman bilim insanı (ö. 1802)

13 Aralık 1784 - Louis, Avusturya Arşidükü (ö. 1864)

13 Aralık 1797 - Heinrich Heine, Alman romantik şair ve yazar (ö. 1856)

13 Aralık 1816 - Ernst Werner von Siemens, Alman mühendis, mucit ve sanayici (ö. 1892)

13 Aralık 1887 - Ramón Grau, Kübalı tıp doktoru ve Küba Devlet Başkanı (ö. 1969)

13 Aralık 1902 - Talcott Parsons, Amerikalı sosyolog (ö. 1979)

13 Aralık 1915 - Curd Jürgens, Alman-Avusturyalı oyuncu (ö. 1982)

13 Aralık 1919 - Hans-Joachim Marseille, Alman Luftwaffe pilotu (ö. 1942)

13 Aralık 1921 - Turgut Demirağ, Yapımcı ve film yönetmeni (ö. 1987)

13 Aralık 1935 - Türkan Saylan, Tıp doktoru, akademisyen ve yazar (ö. 2009)

13 Aralık 1936 - IV. Ağa Han, Şiîliğin Nizârî İsmâil’îyye mezhebinin 49. İmâmı.

13 Aralık 1943 - İvan Kliun, Rus ressam (d. 1873)

13 Aralık 1949 - Tarık Akan, Sinema sanatçısı (ö. 2016)

13 Aralık 1957 - Steve Buscemi, Amerikalı oyuncu ve yönetmen.

13 Aralık 1964 - Hideto Matsumoto, Japon müzisyen ve gitarist.

13 Aralık 1967 - Jamie Foxx, Amerikalı sinema oyuncusu ve En İyi Erkek Oyuncu Akademi Ödülü sahibi.

13 Aralık 1969 - Tony Curran, İskoç oyuncu.

13 Aralık 1972 - Damien Comolli, Fransız futbol antrenörü.

13 Aralık 1973 - Emre Aşık, Futbolcu.

13 Aralık 1975 - Bahar Mert, Voleybolcu.

13 Aralık 1978 - Okan Yalabık, Sinema, dizi ve TV oyuncusu.

13 Aralık 1980 - Tülin Şahin, Top model.

13 Aralık 1981 - Amy Lee, Amerikalı vokalist, besteci ve rock grubu Evanescence'ın kurucusu.

13 Aralık 1982 - Elisa Di Francisca, İtalyan eskrimci.

13 Aralık 1989 - Taylor Swift, Amerikalı country şarkıcısı.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

13 Aralık 1051 - El-Birûni, Türk kökenli olduğu da ileri sürülen Farslı matematikçi (d. 973)

13 Aralık 1466 - Donatello, Floransalı heykeltıraş (d. 1386)

13 Aralık 1565 - Conrad Gesner, İsviçreli doğa bilimci (d. 1516)

13 Aralık 1721 - Alexander Selkirk, İskoç denizci (ıssız bir adada 4 yıl geçiren ve Robinson Crusoe romanına ilham kaynağı olan) (d. 1676)

13 Aralık 1754 - I. Mahmut, Osmanlı'nın 24. Padişahı (d. 1696)

13 Aralık 1908 - Augustus Le Plongeon, Britanyalı amatör arkeolog, eski eserler uzmanı ve fotoğrafçı (d. 1825)

13 Aralık 1927 - Riyaziyeci Mehmet Nadir Bey, Matematikçi (d. 1856)

13 Aralık 1930 - Fritz Pregl, Slovenyalı kimyacı ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (d. 1869)

13 Aralık 1935 - Victor Grignard, Fransız kimyager ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (d. 1871)

13 Aralık 1943 - İvan Kliun, Rus ressam, heykeltıraş ve sanat teorisyeni (d. 1873)

13 Aralık 1944 - Vasiliy Kandinskiy, Rus ressam (d. 1866)

13 Aralık 1945 - Cezmi Or, Atlet (d. 1921)

13 Aralık 1955 - Egas Moniz, Portekizli nörolog, siyasetçi ve Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahibi (d. 1874)

13 Aralık 1959 - Ali Rıza Artunkal, Asker ve politikacı (d. 1881)

13 Aralık 1961 - Grandma Moses, Amerikalı ressam (d. 1860)

13 Aralık 1966 - Ahilya Moshos, Rum asıllı avukat ve siyasetçi (T.B.M.M. 9. Dönem'de DP İstanbul milletvekili olarak Meclise giren 4 gayrimüslimden biri) (d. ?)

13 Aralık 1974 - Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Romancı, gazeteci ve siyasetçi (d. 1889)

13 Aralık 1974 - John Godolphin Bennett, İngiliz asker (d. 1897)

13 Aralık 1977 - Oğuz Atay, Öykücü ve romancı (d. 1934)

13 Aralık 1979 - Behçet Necatigil, Şair ve yazar (d. 1916)

13 Aralık 1980 - Erdal Eren, TDKP üyesi ve lise öğrencisi (d. 1964) (İdam)

13 Aralık 2001 - Chuck Schuldiner, Amerikalı gitarist ve solist (d. 1967)

13 Aralık 2002 - Zal Yanovski, Kanadalı gitarist (d. 1944)

13 Aralık 2003 - Fedvâ Tûkan, Filistinli şair (d. 1917)

13 Aralık 2009 - Paul A. Samuelson, Amerikalı iktisatçı ve Nobel İktisat ödülü sahibi (d. 1915)

13 Aralık 2010 - Richard Holbrooke, Amerikalı diplomat, dergi yayımcısı ve yazar (d. 1941)

13 Aralık 2013 - Zafer Önen, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu (d. 1921)

13 Aralık 2016 - Zübeyde Servet, Mısırlı oyuncu (d. 1940)

13 Aralık 2017 - Ali Kızıltuğ, Halk ozanı (d. 1943)

13 Aralık 2017 - Mustafa Akgül, Akademisyen ve aktivist (d. 1948)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Pazar.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?